< Return to Video

Vilayanur Ramachandran'dan zihnimiz üzerine

  • 0:00 - 0:04
    Chris'in de belirttiği gibi, ben insan beyninin
  • 0:04 - 0:06
    işlevi ve yapısı üzerine çalışıyorum
  • 0:06 - 0:10
    ve sizden birkaç dakikalığına bunu düşünmenizi istiyorum.
  • 0:10 - 0:14
    Önümüzde pelte gibi bir kütle var yaklaşık 1,5 kg'lık
  • 0:14 - 0:17
    iki avucuna sığabilecek bir pelte
  • 0:17 - 0:21
    ve o pelte yıldızlar arası mesafeyi düşünebilir,
  • 0:21 - 0:23
    sonsuzluğun anlamını düşünebilir
  • 0:23 - 0:28
    ve kendisinin sonsuzluğun anlamını nasıl düşündüğünü düşünebilir.
  • 0:28 - 0:33
    Ben, özfarkındalık dediğimiz bu tuhaf yinelenen özelliğin
  • 0:33 - 0:37
    nörolojinin "Kutsal Kasesi" olduğunu düşünüyorum (İsa'nın son yemeğini Kutsal Kaseden yediğine inanılır)
  • 0:37 - 0:39
    ve bir gün bu farkındalığın nasıl oluştuğunu anlayacağımızı umuyorum.
  • 0:40 - 0:43
    Peki, bu gizemli organı nasıl araştırırsınız?
  • 0:43 - 0:47
    Yani, yüz milyar sinir hücreniz var,
  • 0:47 - 0:50
    birbiriyle etkileşen minik protoplazma demetçikleri
  • 0:50 - 0:54
    ve bu etkileşimden geniş bir yelpazede beceriler ortaya çıkıyor
  • 0:54 - 0:57
    ki, biz buna insan doğası ve bilinç diyoruz.
  • 0:57 - 0:58
    Peki bu nasıl oluyor?
  • 0:58 - 1:01
    İnsan beyninin işlevlerini anlayabilmek için çeşitli çalışma metodları var.
  • 1:01 - 1:04
    Metodlardan ilki, bizim de en çok kullandığımız olan,
  • 1:04 - 1:09
    beyninin küçük bir bölgesinde kalıcı hasar olan hastaları incelemektir.
  • 1:09 - 1:11
    Beyninin küçük bir bölgesinde genetik bir değişiklik olmuştur.
  • 1:11 - 1:15
    Ortaya çıkan şey tüm zihinsel kapasitenizin tamamen
  • 1:15 - 1:17
    yok olması değil;
  • 1:17 - 1:20
    bir çeşit körleşmiş bir idrak yeteneğidir.
  • 1:20 - 1:23
    Elimizde yitirilmiş belirli bir işlev var
  • 1:23 - 1:25
    ama diğer işlevler tamamen korunmuş durumda.
  • 1:25 - 1:27
    Bu durum şu yargıya varma güvenini veriyor:
  • 1:27 - 1:31
    "Beynin bu bölgesi şu işlevin oluşmasında etkilidir."
  • 1:31 - 1:33
    Böylelikle beynin işlevlerini haritalayabilirsiniz
  • 1:33 - 1:36
    ve sonrasında bağlantıların bahsi geçen işlevin oluşumunda
  • 1:36 - 1:38
    nasıl bir etkisinin olduğunu bulursunuz.
  • 1:38 - 1:40
    Bizim yapmaya çalıştığımız da budur.
  • 1:40 - 1:43
    Peki, size bunla ilgili birkaç çarpıcı örnek vereyim.
  • 1:43 - 1:47
    Aslında size konuşmam süresince altışar dakikalık üç örnek vereceğim.
  • 1:47 - 1:51
    İlk örnek olağandışı bir sendrom olan "Capgras sendromu".
  • 1:51 - 1:53
    Şu ilk slayta bakarsanız,
  • 1:53 - 1:58
    şunlar temporal loblar, frontal loblar, parietal loblar
  • 1:58 - 2:00
    beyni oluşturan loblar.
  • 2:00 - 2:04
    Eğer temporal loblardan iç kısma doğru bakabilseydiniz
  • 2:04 - 2:06
    şu an göremiyorsunuz
  • 2:06 - 2:08
    orada "fusiform gyrus" denen bir küçük bir yapı var.
  • 2:08 - 2:11
    Bu bölgeye beyindeki yüz bölgesi deniyor
  • 2:11 - 2:14
    çünkü burası hasar gördüğü zaman insanların yüzlerini tanıyamıyorsunuz.
  • 2:14 - 2:16
    Seslerinden hala tanıyabiliyorsunuz
  • 2:16 - 2:18
    "tabi ya bu Joe" diyebiliyorsunuz,
  • 2:18 - 2:21
    ama yüzlerine bakarak kim olduklarını bilemiyorsunuz.
  • 2:21 - 2:23
    Hatta aynada kendinizi bile tanıyamıyorsunuz.
  • 2:23 - 2:26
    Elbette aynadakinin kendiniz olduğunu biliyorsunuz çünkü siz göz kırpınca o da göz kırpıyor
  • 2:26 - 2:28
    ve karşınızda ayna olduğunun farkındasınız
  • 2:28 - 2:31
    fakat kendinizi, kendiniz olarak tanıyamıyorsunuz.
  • 2:31 - 2:35
    Şimdi bu sendromun "fusiform cyrus" adlı yapının hasarıyla oluştuğu biliniyor.
  • 2:35 - 2:38
    Fakat çok seyrek görülen bir sendrom daha var, o kadar seyrek ki
  • 2:38 - 2:42
    çok az doktor adını duymuştur, nörologlar bile değil.
  • 2:42 - 2:44
    Bu sendroma "Capgras Yanılsaması" deniyor
  • 2:44 - 2:47
    ve bunda ise hasta diğer her yönden gayet normal
  • 2:47 - 2:50
    bir kafa yaralanması olmuş, komadan çıkmış,
  • 2:50 - 2:53
    diğer herşeyi normal, annesine baktığı zaman
  • 2:53 - 2:56
    diyor ki: "Bu kadın tıpkı anneme benziyor,
  • 2:56 - 2:58
    ama bu sahtesi--
  • 2:58 - 3:00
    annemin kılığına girmiş başka bir kadın."
  • 3:00 - 3:02
    Peki, bu neden oluyor?
  • 3:02 - 3:05
    Niye birisi -- tabi bu kişi diğer her şeyiyle
  • 3:05 - 3:07
    son derece normal, aklı başında ancak annesini görünce
  • 3:07 - 3:10
    yanılgı devreye giriyor ve annesi olmadığını söylüyor.
  • 3:10 - 3:12
    Bunun, psikiyatri kitaplarında
  • 3:12 - 3:14
    bulabileceğiniz en genel açıklaması
  • 3:14 - 3:18
    Freudyen görüştür. Buna göre bu adam
  • 3:18 - 3:20
    aynı durum kadınlara da uyarlanmış bu arada
  • 3:20 - 3:22
    ama ben erkeklerinkini anlatacağım.
  • 3:22 - 3:25
    Küçük bir bebekken, yeni bebek,
  • 3:25 - 3:27
    anneye karşı güçlü bir cinsel istek duyulur.
  • 3:27 - 3:29
    Buna Freud'un 'Oedipus Argümanı' da deniyor.
  • 3:29 - 3:31
    Buna inanıyorum demiyorum,
  • 3:31 - 3:33
    ama bu standart Freudyen yaklaşım.
  • 3:33 - 3:36
    Sonradan büyüdükçe korteks gelişir
  • 3:36 - 3:40
    ve anneye yönelik bu gizli cinsel dürtüyü engeller.
  • 3:40 - 3:44
    Tanrıya şükürler olsun, yoksa annemizi her gördüğümüzde cinsel yönden uyarılırdık.
  • 3:44 - 3:46
    Ve sonrasında olan ise
  • 3:46 - 3:48
    kortekse hasar veren, bu gizli
  • 3:48 - 3:52
    cinsel dürtüleri serbest bırakan, su üstüne çıkaran
  • 3:52 - 3:55
    bir darbe ve aniden açıklanamaz bir şekilde
  • 3:55 - 3:58
    kendini annene karşı cinsel istek duyarken buluyorsun.
  • 3:58 - 4:00
    Diyorsun ki, "Aman tanrım, eğer bu benim annemse,
  • 4:00 - 4:02
    nasıl olur da ben cinsel olarak uyarılırım?
  • 4:02 - 4:04
    Bu başka bir kadın. Sahte birisi."
  • 4:04 - 4:08
    Bu açıklama, hasarlı beynine göre tek anlamlı açıklama.
  • 4:08 - 4:11
    Bu açıklama bana hiçbir zaman mantıklı gelmedi.
  • 4:11 - 4:14
    Kesinlikle çok dahice, aynı diğer Freudyen yaklaşımlar gibi --
  • 4:14 - 4:16
    (Gülüşmeler)
  • 4:16 - 4:21
    ama pek birşey ifade etmedi çünkü benim aynı yanılsama durumunu
  • 4:21 - 4:23
    fino köpeğine karşı duyan hastam da oldu.
  • 4:23 - 4:24
    (Gülüşmeler)
  • 4:24 - 4:29
    Diyordu ki : "Doktor bu Fifi değil, tıpkı Fifi'ye benziyor
  • 4:29 - 4:31
    ama bu başka bir köpek." Değil mi?
  • 4:31 - 4:33
    Şimdi, Freudyen açıklamayı burada kullanmaya çalışıyorsun.
  • 4:33 - 4:34
    (Gülüşmeler)
  • 4:34 - 4:38
    Tüm insanlarda bulunan gizli hayvansılıktan bahsediyorsun,
  • 4:38 - 4:41
    ya da benzeri birşey ki, kesinlikle çok saçma olur.
  • 4:41 - 4:43
    Peki, gerçekten olan şey ne?
  • 4:43 - 4:45
    Bu ilginç rahatsızlığı açıklamak için,
  • 4:45 - 4:49
    beyindeki görme bölgelerinin yapılarına ve işlevlerine bakıyoruz.
  • 4:49 - 4:52
    Normalde görsel sinyaller göz içerisine gelir
  • 4:52 - 4:54
    ve beynin görme bölgelerine giderler.
  • 4:54 - 4:57
    Aslında beynin arka tarafında sırf görme ile ilgili 30 tane bölge var.
  • 4:57 - 5:00
    Tüm bunların işlenmesinden sonra mesaj beyindeki
  • 5:00 - 5:05
    'fusiform gyrus' denen yüzleri tanıdığımız bölgeye gider.
  • 5:05 - 5:07
    Orda yüzlere hassas olan nöronlar var.
  • 5:07 - 5:10
    O bölgeye beynin yüz bölgesi denilebilir, değil mi?
  • 5:10 - 5:12
    Daha önce bahsetmiştim.
  • 5:12 - 5:16
    O bölge hasar görünce yüzleri tanıma kabiliyetini kaybediyorsunuz, değil mi?
  • 5:16 - 5:19
    Ama mesaj bu bölgeden
  • 5:19 - 5:22
    limbik sistemdeki amigdala denen yapıya akıyor
  • 5:22 - 5:24
    beynin duygu merkezine
  • 5:24 - 5:26
    ve bu amigdala denen yapı
  • 5:26 - 5:28
    baktığın şeyin duygusal değerini ölçüyor.
  • 5:28 - 5:32
    Bir av mı? Bir düşman mı? Bir dost mu?
  • 5:32 - 5:34
    Ya da tamamen saçma birşey mi, toz yumağı gibi
  • 5:34 - 5:38
    ya da bir parça tebeşir ya da --bunu göstermek istemiyorum ama--
  • 5:38 - 5:40
    ayakkabı veya ona benzer birşey işte.
  • 5:40 - 5:42
    Tamamen görmezden gelebileceğiniz şeyler.
  • 5:42 - 5:45
    Eğer amigdala heyecanlanırsa ki bu önemli birşeydir,
  • 5:45 - 5:48
    mesaj otonom sinir sistemine aktarılır.
  • 5:48 - 5:50
    Kalbiniz daha hızlı atmaya başlar,
  • 5:50 - 5:53
    ortaya çıkaracağın sıcaklığı yok etmek için terlemeye başlarsın --
  • 5:53 - 5:55
    kas hareketinden çıkacak olan sıcaklık.
  • 5:55 - 5:59
    İyi ki bu var çünkü avuç içine iki elektrot koyarak
  • 5:59 - 6:03
    deride terleme sonucu oluşan direnç değişikliğini ölçebiliriz.
  • 6:03 - 6:05
    Böylelikle bir nesneye baktığınız zaman
  • 6:05 - 6:09
    heyecanlandığınızı veya uyarıldığınızı anlayabilirim.
  • 6:09 - 6:11
    Bir dakika içinde o noktaya geleceğim.
  • 6:11 - 6:15
    Benim fikrim ise, bu adam bir nesneye baktığında,
  • 6:15 - 6:19
    görüntü, görme bölgelerine gider,
  • 6:19 - 6:22
    fusiform gyrus bölgesinde işlenir
  • 6:22 - 6:25
    ve onun bezelye mi masa mı yoksa annen mi
  • 6:25 - 6:27
    olduğunu anlarsın.
  • 6:27 - 6:30
    Sonra mesaj amigdalaya ardından ise
  • 6:30 - 6:32
    otonom sinir sistemine gider.
  • 6:32 - 6:37
    Ama belki bu hastada amigdaladan limbik sisteme -yani duygusal merkeze- giden
  • 6:37 - 6:40
    bağlantı kazadan dolayı kopmuştur.
  • 6:40 - 6:42
    Ama fusiform bozulmadığı için
  • 6:42 - 6:45
    adam annesini tanıyabiliyor
  • 6:45 - 6:47
    ve diyor ki "bu kadın tıpkı anneme benziyor."
  • 6:47 - 6:50
    Ama duygu merkezine giden bağlantı koptuğu için
  • 6:50 - 6:54
    "Eğer annemse nasıl olur da bi sıcaklık hissetmem?"
  • 6:54 - 6:56
    veya dehşet, duruma göre değişir tabi.
  • 6:56 - 6:57
    Gülüşmeler)
  • 6:57 - 7:03
    Böylece kişi der ki: "Bu anlaşılmaz duygu eksikliği durumuyla nasıl başa çıkarım?"
  • 7:03 - 7:05
    "Bu kadın annem değil,
  • 7:05 - 7:07
    annemmiş gibi görünen yabancı bir kadın."
  • 7:07 - 7:09
    Peki bunu nasıl test edeceğiz?
  • 7:09 - 7:11
    Yapılan şey şu, eğer herhangi birinizi alsam ve bir ekranın önüne oturtsam,
  • 7:11 - 7:14
    galvanik deri tepkinizi ölçsem
  • 7:14 - 7:16
    ve size ekrandan resimler göstersem
  • 7:16 - 7:19
    bir nesneyi gördüğünüz zaman ne kadar terlediğinizi ölçebilirim.
  • 7:19 - 7:22
    Masa ya da şemsiye gibi şeylere tabii ki terlemezsiniz.
  • 7:22 - 7:27
    Ama eğer bir aslan, kaplan veya manken resmi gösterirsem terlersiniz.
  • 7:27 - 7:30
    İster inanın ister inanmayın eğer annenizin resmini gösterirsem
  • 7:30 - 7:32
    -normal insanlardan bahsediyorum- terlersiniz.
  • 7:32 - 7:34
    Musevi olmanıza bile gerek yok.
  • 7:34 - 7:36
    (Gülüşmeler)
  • 7:36 - 7:40
    Peki, bu hastaya gösterirsek ne olur?
  • 7:40 - 7:44
    Hastayı alın ve ekranda resimler gösterin
  • 7:44 - 7:46
    ve galvanik deri tepkisini ölçün.
  • 7:46 - 7:51
    Masa, sandalye ya da toz yumağında hiç birşey yok, normal insanlardaki gibi,
  • 7:51 - 7:53
    ama annesinin resmini gösterince
  • 7:53 - 7:55
    galvanik deri tepkisi düz.
  • 7:55 - 7:57
    Annesine karşı hiçbir duygusal tepki yok
  • 7:57 - 8:02
    çünkü görme bölümlerinden duygusal bölümlere giden bağlantı kopmuş.
  • 8:02 - 8:05
    Görüşü normal çünkü görme alanları normal,
  • 8:05 - 8:08
    duyguları normal, gülüyor, ağlıyor vesaire
  • 8:08 - 8:11
    ama görme ile duygusal bölümler kopuk olduğundan
  • 8:11 - 8:14
    annesinin sahte olduğu yanılgısı var.
  • 8:14 - 8:17
    Bu, bizim çalışmalarımızla ilgili şahane bir örnek,
  • 8:17 - 8:21
    tuhaf, anlaşılmaz görünen nöro-psikiyatrik bir vakayı ele alıyoruz
  • 8:21 - 8:23
    ve diyoruz ki standart Freudyen görüş yanlış,
  • 8:23 - 8:27
    beynin nörolojik yapısını bilerek tam bir
  • 8:27 - 8:29
    açıklamaya ulaşılabilir.
  • 8:29 - 8:31
    Bu arada eğer bu hastayı
  • 8:31 - 8:36
    annesi bitişik odadan arasa, telefon etse
  • 8:36 - 8:40
    telefonu alıp diyor ki "Anneciğim! Nasılsın? Nerelerdesin?"
  • 8:40 - 8:42
    Telefonda herhangi bir yanılsama yok.
  • 8:42 - 8:44
    Ama bir saat sonra gelse "Sen de kimsin?
  • 8:44 - 8:46
    Aynı anneme benziyorsun." diyor.
  • 8:46 - 8:48
    Sebep şu ki işitme merkezinden duygu merkezine
  • 8:48 - 8:52
    giden farklı bir yol var ve bu yol
  • 8:52 - 8:54
    kazada kopmamış.
  • 8:54 - 8:59
    Bu durum, telefonda annesini duyunca sorun olmamasını açıklıyor.
  • 8:59 - 9:02
    Gördüğünde ise sahte olduğunu söylüyor.
  • 9:02 - 9:06
    Peki, beyindeki bu karmaşık devre nasıl kurulmuş?
  • 9:06 - 9:09
    Doğa mı, genler mi, yoksa yetişmeyle mi ilgili?
  • 9:09 - 9:11
    Bu soruna, başka bir garip sendrom olan
  • 9:11 - 9:15
    'hayalet uzuv' sendromu üzerine düşünerek yaklaşalım.
  • 9:15 - 9:17
    Hepiniz hayalet uzvun ne olduğunu biliyorsunuz.
  • 9:17 - 9:20
    Bir kol veya bacak kesildiği zaman, kangrenden mesela
  • 9:20 - 9:22
    ya da savaşta kaybedilince, Irak savaşı mesela
  • 9:22 - 9:24
    şu sıralar ciddi bir problem --
  • 9:24 - 9:28
    kişi kaybettiği kolun varlığını hissetmeye devam ediyor
  • 9:28 - 9:31
    buna hayalet kol veya hayalet bacak diyoruz.
  • 9:31 - 9:33
    Aslında vücudunuzun her parçasından hayalet olabilir.
  • 9:33 - 9:36
    İster inanın ister inanmayın, iç organlarımızla bile.
  • 9:36 - 9:40
    Rahmi alınmış hastam vardı -histerektomi-
  • 9:40 - 9:45
    hayalet rahmi vardı, her ayın belirli zamanlarında
  • 9:45 - 9:47
    adet sancıları oluyordu.
  • 9:47 - 9:49
    Hatta bir gün bir öğrenci bana şunu sordu:
  • 9:49 - 9:51
    "Hayali adet öncesi gerginlikleri de olur mu?"
  • 9:51 - 9:52
    (Gülüşmeler)
  • 9:52 - 9:56
    Bilimsel araştırma için uygun bir konu ama henüz o konuya girişmedik.
  • 9:56 - 9:59
    Peki, şimdi sıradaki soru şu:
  • 9:59 - 10:02
    Deney yaparak hayalet uzuvlar hakkında ne öğrenebilirsiniz?
  • 10:02 - 10:04
    Öğrendiğimiz şeylerden birisi,
  • 10:04 - 10:06
    hayalet uzvu olan hastaların yarısı
  • 10:06 - 10:08
    hayali organı oynatabildiklerini iddia ediyor.
  • 10:08 - 10:10
    Kardeşinin sırtına vuruyor,
  • 10:10 - 10:12
    telefon çalınca cevap veriyor, el sallayarak güle güle diyor.
  • 10:12 - 10:15
    Bunlar çok sürükleyici hisler.
  • 10:15 - 10:17
    Hasta kendini kandırmıyor.
  • 10:17 - 10:19
    Kolun orda olmadığının farkında,
  • 10:19 - 10:22
    ama yine de bu hissetme deneyimi hasta için sürükleyici.
  • 10:22 - 10:25
    Fakat hastaların yarıya yakınında bu olmuyor.
  • 10:25 - 10:29
    Hayalet uzuv -- diyorlar ki "Doktor hayali kol paralize oldu.
  • 10:29 - 10:32
    Sıkışık bir halde ve kramplı, dayanılmaz acı veriyor.
  • 10:32 - 10:35
    Bir oynatabilseydim belki acı giderdi."
  • 10:35 - 10:38
    Şimdi, niye hayalet bir kol felçli olsunki?
  • 10:38 - 10:40
    Kulağa çok tezat geliyor.
  • 10:40 - 10:43
    Ama vakalara baktığımız zaman şunu gördük;
  • 10:43 - 10:45
    felçli hayalet uzvu olan hastalarda
  • 10:45 - 10:49
    gerçek kol sinir hasarından ötürü felç olmuş
  • 10:49 - 10:52
    ve kolu destekleyen gerçek sinir
  • 10:52 - 10:54
    motosiklet kazasında kopmuş.
  • 10:54 - 10:57
    Hastanın çok ağrılı bir kolu varmış,
  • 10:57 - 11:01
    bir iki ay veya yıl alçıda asılı kalmış ve sonrasında
  • 11:01 - 11:04
    koldaki ağrıdan kurtulmak için
  • 11:04 - 11:06
    cerrah kolu kesmiş.
  • 11:06 - 11:10
    Bu kez hastanın aynı ağrıları olan hayalet bir kolu olmuş.
  • 11:10 - 11:12
    Bu, ciddi bir klinik problem.
  • 11:12 - 11:14
    Hastalar depresyona giriyor,
  • 11:14 - 11:16
    bazıları intihara sürükleniyor.
  • 11:16 - 11:18
    Peki, bu sendromu nasıl iyileştireceğiz?
  • 11:18 - 11:20
    Niye felçli bir hayalet kolunuz olur?
  • 11:20 - 11:24
    Vakalara baktığımda gördüm ki gerçek kolları vardı,
  • 11:24 - 11:27
    kolu destekleyen sinirler kesilmişti,
  • 11:27 - 11:30
    gerçek kol felç olmuştu
  • 11:30 - 11:34
    ve kesilmesinden birkaç ay öncesinde kol alçıda asılı kalmıştı
  • 11:34 - 11:40
    sonra bu ağrı hayalet kola aktarılmıştı.
  • 11:40 - 11:42
    Niye böyle birşey olur?
  • 11:42 - 11:44
    Kol kesilmemişken ama felçliyken,
  • 11:44 - 11:47
    beyin yani beynimizin ön kısmı kola mesaj iletiyor "kımılda"
  • 11:47 - 11:49
    ama görsel olarak "hayır" geri dönüşünü alıyor.
  • 11:49 - 11:53
    Kımılda! Hayır! Kımılda! Hayır! Kımılda! Hayır!
  • 11:53 - 11:56
    Ve bu durum beynin ağında karmaşa yapıyor
  • 11:56 - 11:59
    buna öğrenilmiş felç deniyor.
  • 11:59 - 12:03
    Beyin, Hebb'in öğrenme kuralında belirttiği ilkelere bağlı olarak öğrenir.
  • 12:03 - 12:06
    Kolu kıpırdatmak için yollanan komut
  • 12:06 - 12:08
    felçli kol hissi oluşturuyor
  • 12:08 - 12:10
    sonrasında kol kesildiğinde
  • 12:10 - 12:14
    bu öğrenilmiş felçlilik durumu beden algınıza taşınıyor
  • 12:14 - 12:17
    ve tabi hayalete de.
  • 12:17 - 12:19
    Peki, bu hastalara nasıl yardım edeceğiz?
  • 12:19 - 12:21
    Öğrenilmiş felci nasıl unutturacağız
  • 12:21 - 12:25
    ki hayalet kolun dayanılmaz kilitlenmiş
  • 12:25 - 12:27
    krampını iyileştirebilelim?
  • 12:27 - 12:32
    Dedik ki, hayalete bir komut versek
  • 12:32 - 12:36
    ama komuta uyduğunu gösteren görsel geribildirim verirsek ne olur?
  • 12:36 - 12:39
    Belki hayali ağrıyı yatıştırabiliriz, yani hayali krampı.
  • 12:39 - 12:41
    Bunu nasıl yapacağız peki? Sanal gerçeklikle tabi.
  • 12:41 - 12:43
    Ama milyon dolarlara mal olur.
  • 12:43 - 12:46
    Ben de üç dolarla bu işi halletmenin bir yolunu buldum
  • 12:46 - 12:48
    ama sakın fon sağlayıcılarıma söylemeyin.
  • 12:48 - 12:49
    (Gülüşmeler)
  • 12:49 - 12:53
    Yaptığım şey "ayna kutusu" dediğim bir şey icat etmek oldu.
  • 12:53 - 12:55
    Bir karton kolinin ortasına ayna koyuyoruz,
  • 12:55 - 12:59
    sonra hayalet kolu içine koyuyoruz. Sonra ilk hastam olan Derek geldi.
  • 12:59 - 13:02
    On yıl önce kolu kesilmişti.
  • 13:02 - 13:05
    Kol yaralanması geçirmiş, bu yüzden sinirler kopmuş
  • 13:05 - 13:09
    ve kol felç olmuştu, bir yıl askıda kaldıktan sonra kol kesilmişti.
  • 13:09 - 13:11
    Hayalet bir kolu vardı, dayanılmaz acıları vardı ve kımıldatamıyordu.
  • 13:11 - 13:13
    Felç olmuş bir hayalet kol.
  • 13:13 - 13:17
    Geldi, ona kutu içerisinde bir ayna verdim,
  • 13:17 - 13:20
    "ayna kutusu" dediğim bir kutu.
  • 13:20 - 13:23
    Hasta, hayalet olan, sıkışmış kramplı sol kolunu
  • 13:23 - 13:25
    aynanın sol tarafına koyuyor
  • 13:25 - 13:27
    normal olan sağ kolunu da sağ tarafa koyuyor
  • 13:27 - 13:31
    aynı o sıkışık duruşu gerçekleştiriyor
  • 13:31 - 13:34
    ve aynanın içine bakıyor, ne yaşıyor peki?
  • 13:34 - 13:37
    Hayaletin yeniden canlandığına bakıyor
  • 13:37 - 13:41
    çünkü normal kolun yansımasını görüyor
  • 13:41 - 13:43
    ve hayalet kolunun yeniden canlandığını görüyor.
  • 13:43 - 13:46
    Dedim ki: "Şimdi hayaleti oynat --
  • 13:46 - 13:50
    veya gerçek parmaklarını aynaya bakarken kıpırdat."
  • 13:50 - 13:54
    Hayalet kolunun oynadığına dair görsel bir izlenim edinecek.
  • 13:54 - 13:56
    Bu zaten belli ama asıl şaşırtıcı olan şey,
  • 13:56 - 13:59
    hasta diyor ki: "Aman tanrım hayalet kolum tekrar oynuyor,
  • 13:59 - 14:01
    ve de ağrı, kramp yok oldu."
  • 14:01 - 14:04
    Hatırlayın, bu gelen ilk hastam --
  • 14:04 - 14:05
    (Alkışlar)
  • 14:05 - 14:09
    Teşekkür ederim. (Alkışlar)
  • 14:09 - 14:12
    İlk hastam geldi ve aynaya baktı
  • 14:12 - 14:15
    dedim ki: "Hayalet kolunun yansımasına bak."
  • 14:15 - 14:17
    Kıkırdamaya başladı, "Hayalet kolumu görebiliyorum." dedi.
  • 14:17 - 14:19
    Tabii ki o aptal değil, gerçek olmadığının farkında.
  • 14:19 - 14:21
    Onun bir ayna yansıması olduğunu biliyor
  • 14:21 - 14:23
    ama bu canlı bir duyu deneyimi.
  • 14:23 - 14:26
    Şimdi, dedim ki: "Normal ve hayalet kolunu oynat."
  • 14:26 - 14:28
    Dedi ki: "Hayalet kolumu oynatamıyorum. Biliyorsun, çok acı veriyor."
  • 14:28 - 14:30
    "Normal kolunu oynat" dedim.
  • 14:30 - 14:32
    O da, "Aman tanrım! Hayalet kolum tekrar oynuyor, inanamıyorum!
  • 14:32 - 14:35
    ve ağrım da yok oldu." dedi.
  • 14:35 - 14:36
    Sonra ona "Gözlerini kapat." dedim.
  • 14:36 - 14:38
    Gözlerini kapattı.
  • 14:38 - 14:39
    "Normal elini oynat."
  • 14:39 - 14:40
    "Hiçbirşey, yine kilitlendi"
  • 14:40 - 14:42
    "Tamam, aç gözlerini."
  • 14:42 - 14:43
    "Aman tanrım, aman tanrım, yine kımıldıyor."
  • 14:43 - 14:45
    Şekerci dükkanındaki çocuk gibiydi yani.
  • 14:45 - 14:50
    Yani, bu durum benim 'öğrenilmiş felç' teorimi ve
  • 14:50 - 14:52
    ve görsel girdinin önemini kanıtlıyor,
  • 14:52 - 14:54
    ama bundan ötürü Nobel ödülü almam
  • 14:54 - 14:56
    birisinin hayalet kolunu oynatmasını sağladığım için.
  • 14:56 - 14:57
    (Gülüşmeler)
  • 14:57 - 14:58
    (Alkışlar)
  • 14:58 - 15:01
    Tamamen işe yaramaz bir beceri, düşünsenize.
  • 15:01 - 15:02
    (Gülüşmeler)
  • 15:02 - 15:06
    Sonra anlamaya başladım ki, nörolojideki diğer tür
  • 15:06 - 15:11
    felçler de öğrenilmiş olabilir, inme, fokal distonia (meslek krampı)
  • 15:11 - 15:13
    bunda belki öğrenilmişliğin de bir etkisi olabilir
  • 15:13 - 15:16
    ki, bu durumun üstesinden ayna gibi basit bir alet kullanarak gelebiliriz.
  • 15:16 - 15:18
    Ona dedim ki: "Bak Derek" --
  • 15:18 - 15:21
    --öncelikle, ağrısını hafifletmek için yanında ayna taşıyarak dolaşamaz tabii ki--
  • 15:21 - 15:25
    Dedim ki: "Bak Derek, al eve götür ve onunla bir iki hafta alıştırma yap
  • 15:25 - 15:27
    belki belirli bir süre alıştırmadan sonra
  • 15:27 - 15:29
    aynayla işini bitirip, (öğrenilmiş) felci unutabilir,
  • 15:29 - 15:31
    böylece felçli kolunu oynatabilir,
  • 15:31 - 15:33
    ve ağrını iyileştirebilirsin."
  • 15:33 - 15:35
    "Tamam" dedi ve eve götürdü.
  • 15:35 - 15:37
    Dedim ki "Al götür, altı üstü iki dolar, götür evine."
  • 15:37 - 15:40
    Eve götürdü, iki hafta sonra beni aradı
  • 15:40 - 15:42
    ve dedi ki: "Doktor inanmayacaksın!"
  • 15:42 - 15:43
    "Ne?" dedim
  • 15:43 - 15:45
    Dedi ki: "Gitti!"
  • 15:45 - 15:46
    "Ne gitti?" dedim.
  • 15:46 - 15:48
    Ayna kutusu gitmiştir diye düşündüm.
  • 15:48 - 15:49
    (Gülüşmeler)
  • 15:49 - 15:52
    Dedi ki: "Hayır, hayır, hayır hayalet gitti, şu 10 yıldır benle birlikte olan
  • 15:52 - 15:54
    yok oldu!"
  • 15:54 - 15:56
    Dedim ki... Endişelendim, dedim ki, aman tanrım,
  • 15:56 - 15:58
    adamın beden algısını değiştirdim,
  • 15:58 - 16:01
    insani konular ne olacak, etik değerler ne olacak?
  • 16:01 - 16:03
    Dedim ki: "Derek, bu seni rahatsız ediyor mu?"
  • 16:03 - 16:06
    Dedi ki: "Hayır, son üç gündür hayalet bir kolum yok
  • 16:06 - 16:09
    yani, dirsek ağrısı yok, spazm yok,
  • 16:09 - 16:12
    önkol ağrısı yok, tüm bu ağrılar da yok oldu.
  • 16:12 - 16:16
    Ama şöyle bir sorun var, hala hayalet parmaklarım duruyor ve omzumdan sallanıyorlar
  • 16:16 - 16:18
    ve şu senin kutu yetişmiyor."
  • 16:18 - 16:19
    (Gülüşmeler)
  • 16:19 - 16:22
    "Tasarımı değiştirip alnıma koyabilir misin?
  • 16:22 - 16:25
    Böylelikle şu hareketi yapıp hayalet parmaklarımı yok edebilirim."
  • 16:25 - 16:27
    Benim bir tür sihirbaz olduğumu sandı.
  • 16:27 - 16:28
    Şimdi, neden böyle birşey oluyor?
  • 16:28 - 16:31
    Çünkü, beyin büyük bir algı karmaşası yaşıyor.
  • 16:31 - 16:34
    Görsel olarak hayaletin geri geldiği mesajını alıyor.
  • 16:34 - 16:36
    Diğer taraftan, uygun bir karşılık gelmiyor,
  • 16:36 - 16:40
    kas sinyalleri kolun olmadığını söylüyor
  • 16:40 - 16:42
    ama motor komut kol var diyor
  • 16:42 - 16:45
    tüm bu karmaşadan ötürü beyin "kahretsin
  • 16:45 - 16:48
    hayalet kol falan yok" diyor.
  • 16:48 - 16:50
    Bir çeşit inkara gidiyor, sinyalleri yok sayıyor.
  • 16:50 - 16:54
    Tabi kol yok olunca bonus olarak ağrı da yok oluyor
  • 16:54 - 16:58
    çünkü bedenimizden ayrı boşlukta yüzen bir ağrımız olamaz.
  • 16:58 - 17:00
    Bonus bu işte.
  • 17:00 - 17:02
    Bu yöntem Helsinki'deki bir grup tarafından
  • 17:02 - 17:04
    düzinelerce hasta üzerinde denendi.
  • 17:04 - 17:07
    Belki bu, hayalet ağrıyı dindirmede değerli bir yöntem olduğunun kanıtı olabilir.
  • 17:07 - 17:09
    aslında, insanlar bunu felç rehabilitasyonunda denediler.
  • 17:09 - 17:12
    Felç deyince normal olarak siz sinir hasarı sonucu oluşanı
  • 17:12 - 17:14
    düşünürsünüz, yapılacak birşey yok dersiniz
  • 17:14 - 17:19
    ama felçlerde "öğrenilmiş felç" durumunun da etkisi olabiliyor
  • 17:19 - 17:22
    ve bu etki belki de ayna kullanılarak alt edilebilir.
  • 17:22 - 17:24
    Bu, ayrıca tıbbi mahkemelere de taşınarak
  • 17:24 - 17:26
    çok sayıda hastaya da yardımcı oldu.
  • 17:26 - 17:30
    Peki, şimdi konuşmamın üçüncü bölümüne
  • 17:30 - 17:34
    yani diğer bir ilginç olgu olan "sinestezi" olgusuna geçmek istiyorum.
  • 17:34 - 17:37
    19. yüzyılda Francis Galton tarafından keşfedildi.
  • 17:37 - 17:39
    Charles Darwin'in kuzenlerinden birisiydi.
  • 17:39 - 17:41
    Halk içindeki diğer yönlerden tamamen normal olan
  • 17:41 - 17:45
    bazı insanların şu anlatacağım özelliğe sahip olduğunu fark etti.
  • 17:45 - 17:48
    Sayıları her gördüklerinde sayıları renkli görüyorlar.
  • 17:48 - 17:52
    Beş mavi, yedi sarı, sekiz açık yeşil,
  • 17:52 - 17:54
    dokuz çivit mavisi.
  • 17:54 - 17:57
    Bu insanların diğer yönlerden tamamen normal olduğunu unutmayın.
  • 17:57 - 18:00
    Veya do diyez. Bazen notalar renkleri anımsatır.
  • 18:00 - 18:03
    Do diyez mavidir, fa diyez yeşildir,
  • 18:03 - 18:06
    başka bir nota sarı olabilir.
  • 18:06 - 18:08
    Bu, niçin olur?
  • 18:08 - 18:10
    Buna sinestezi deniyor. Galton buna sinestezi demiştir
  • 18:10 - 18:12
    duyuların karışması.
  • 18:12 - 18:14
    Bizlerde tüm duyular ayrı,
  • 18:14 - 18:16
    onlarda ise duyular karışmıştır.
  • 18:16 - 18:17
    Neden bu oluyor?
  • 18:17 - 18:19
    Bu problemin iki yönünden biri çok ilgi çekicidir.
  • 18:19 - 18:21
    Sinestezi aileden geçer,
  • 18:21 - 18:24
    bu yüzden Galton kalıtsal temelli demiştir, genetik temelli.
  • 18:24 - 18:28
    İkincisi sinestezinin ilgili olduğu -- ve bu, beni anlatmak istediğim şeyle alakalı
  • 18:28 - 18:31
    bu konferansın ana konusuyla alakalı, yaratıcılıkla.
  • 18:31 - 18:36
    Sinestezi sanatçılarda, şairlerde, romancılarda
  • 18:36 - 18:39
    ve toplumdaki diğer yaratıcı insanlarda, genel nüfusa göre 8 kat daha yaygın.
  • 18:39 - 18:40
    Neden bu böyle peki?
  • 18:40 - 18:42
    Bu soruya cevap vereceğim.
  • 18:42 - 18:44
    Daha önce hiç cevaplanmadı.
  • 18:44 - 18:45
    Peki, sinestezi nedir? Buna ne sebep olur?
  • 18:45 - 18:46
    Pek çok teori var.
  • 18:46 - 18:48
    Bir teoriye göre onlar sadece deli.
  • 18:48 - 18:51
    Bu pek bilimsel bir teori değil, bu yüzden unut gitsin.
  • 18:51 - 18:55
    Diğer teori ise onlar eroinman ve esrarkeşler.
  • 18:55 - 18:57
    Aslında bunda doğruluk payı olabilir
  • 18:57 - 18:59
    çünkü bu, burada yani Körfez bölgesinde, San Diego'ya göre daha yaygın.
  • 18:59 - 19:00
    (Gülüşmeler)
  • 19:00 - 19:03
    Peki, üçüncü teori ise
  • 19:03 - 19:08
    hadi kendimize soralım, sinestezide gerçekten olan şey nedir?
  • 19:08 - 19:11
    Böylece biz, renk bölgesi ve sayı bölgesinin
  • 19:11 - 19:14
    beynin fusiform gyrus bölgesinde yan yana olduğunu gördük.
  • 19:14 - 19:16
    Düşündük ki renk ve sayı bölgesi arasında
  • 19:16 - 19:19
    kazara oluşmuş çapraz bağlantılar olabilir.
  • 19:19 - 19:22
    Bu yüzden her rakam gördüğünüzde, karşılık gelen rengi görüyorsunuz
  • 19:22 - 19:24
    ve işte bu sinestezinizin olmasının nedeni.
  • 19:24 - 19:26
    Şimdi hatırlayın -- niye bu oluyor?
  • 19:26 - 19:28
    Neden bazı insanlarda çapraz bağlantılar olsun ki?
  • 19:28 - 19:30
    Hatırlayın demiştim ki aileden gelir.
  • 19:30 - 19:32
    Bu size ipucunu verebilir.
  • 19:32 - 19:34
    Bu ipucu, anormal bir genin olması,
  • 19:34 - 19:37
    çapraz bağlantılara sebep olan şey gendeki bir mutasyon.
  • 19:37 - 19:39
    Anlaşılıyor ki hepimiz
  • 19:39 - 19:43
    doğduğumuzda herşey diğer herşeye bağlıydı.
  • 19:43 - 19:46
    Yani, tüm beyin bölgeleri diğer bölgelere bağlıydı
  • 19:46 - 19:48
    ve bu bağlar karakteristik yetişkin beyninin
  • 19:48 - 19:51
    mimarisini oluşturmak için budandı.
  • 19:51 - 19:53
    Eğer bu budanmaya sebep olan bir gen varsa,
  • 19:53 - 19:55
    ve bu gen mutasyona uğrarsa,
  • 19:55 - 19:58
    yanyana olan beyin bölgeleri arasında eksik budanma olur,
  • 19:58 - 20:01
    eğer bunlar sayı ve renk bölgeleri ise, sayı-renk sinestezisi oluşur.
  • 20:01 - 20:04
    Eğer nota ve renk bölümleri arasındaysa, nota-renk sinestezisi oluşur.
  • 20:04 - 20:06
    Şimdilik herşey yolunda.
  • 20:06 - 20:08
    Şimdi, ya bu gen beynin her yerinde ifade edilirse,
  • 20:08 - 20:09
    herşey çapraz bağlı mı olur?
  • 20:09 - 20:15
    Peki, sanatçıların, şairlerin, romancıların ortak yanları nedir?
  • 20:15 - 20:18
    Mecazi düşünceleri birbirine bağlayabilme becerisi,
  • 20:18 - 20:20
    görünüşte alakasız görünen fikirleri
  • 20:20 - 20:23
    mesela, "O, doğudur ve Juliet Güneştir."
  • 20:23 - 20:25
    Kimse "Juliet Güneştir." demez.
  • 20:25 - 20:27
    Yani o, kızıl bir ateş topu mu?
  • 20:27 - 20:30
    Şizofrenler bunu yapıyor ama bu başka bir hikaye.
  • 20:30 - 20:33
    Normal insanlar, güneş gibi sıcak der,
  • 20:33 - 20:35
    güneş gibi parlak der, güneş gibi can veren der.
  • 20:35 - 20:37
    Bağlantıyı hemen kurdunuz.
  • 20:37 - 20:40
    Şimdi, eğer daha büyük çapraz bağlantıların
  • 20:40 - 20:43
    ve kavramların beynin farklı bölgelerinde olduğunu
  • 20:43 - 20:46
    varsayarsak o zaman sinestezik bireylerde
  • 20:46 - 20:49
    mecazi düşünce ve yaratıcılığa doğru
  • 20:49 - 20:51
    daha büyük bir meyil olcaktır.
  • 20:51 - 20:54
    Bu sebepten, görülme oranı, şairler, sanatçılar
  • 20:54 - 20:56
    ve romancılar arasında sekiz kat daha fazla.
  • 20:56 - 20:59
    Bu çok frenolojik bir sinestezi görüşü.(Frenoloji=kafatası şeklinden karakter analizi)
  • 20:59 - 21:01
    Son gösteri için bir dakika rica etsem?
  • 21:01 - 21:03
    (Alkışlar)
  • 21:03 - 21:08
    Size, aslında hepinizin sinestezik olduğunu ve ama inkar ettiğinizi göstereceğim.
  • 21:08 - 21:12
    İşte bu benim Marslı alfabesi dediğim şey, aynı bizim alfabe gibi,
  • 21:12 - 21:15
    A sesi A harfi, B sesi, B harfi, C sesi, C harfi...
  • 21:15 - 21:18
    farklı sesler için farklı şekiller.
  • 21:18 - 21:20
    İşte Marslı alfabesi.
  • 21:20 - 21:22
    Birisi Kiki, birisi Buba.
  • 21:22 - 21:24
    Hangisi Kiki, hangisi Buba?
  • 21:24 - 21:26
    Kaç kişi bunun(sol) Kiki, bunun(sağ) Buba olduğunu düşünüyor? Ellerinizi kaldırın.
  • 21:26 - 21:28
    Bir iki tane mutant var.
  • 21:28 - 21:29
    (Gülüşmeler)
  • 21:29 - 21:31
    Kaç kişi bunun(sol) Buba, bunun(sağ) Kiki olduğunu düşünüyor? Ellerinizi kaldırın.
  • 21:31 - 21:33
    Yüzde 99'unuz.
  • 21:33 - 21:35
    Şimdi, hiç biriniz Marslı değil, nasıl yaptınız bunu?
  • 21:35 - 21:40
    Çünkü hepiniz çapraz modelle sinestetik soyutlama yapıyorsunuz
  • 21:40 - 21:44
    yani, beyninizin ses bölgesindeki
  • 21:44 - 21:49
    keskin ton değişimi, Ki-ki, (tüysü hücreler etkilendi), Ki-ki
  • 21:49 - 21:52
    köşeli şekildeki görsel keskinliği taklit ediyor.
  • 21:52 - 21:55
    Bu çok önemli çünkü, bize anlattığı şey
  • 21:55 - 21:57
    beynimizin ilkel bir şekilde bağlantı kurduğudur.
  • 21:57 - 21:59
    --saçma bir illüzyonmuş gibi geliyor--
  • 21:59 - 22:03
    Bu şekli yapan gözdeki ışık demetleri
  • 22:03 - 22:06
    ve ses örüntüsünü oluşturan kulaktaki tüy hücreleridir.
  • 22:06 - 22:11
    Ama beynimiz, bunları ortak paydaya almayı başarabiliyor.
  • 22:11 - 22:13
    Bu, soyutlamanın ilkel bir biçimi
  • 22:13 - 22:18
    ve biz şimdi biliyoruz ki bu, beynin fusiform gyrus denen bölümünde oluyor.
  • 22:18 - 22:19
    Çünkü ne zaman hasar görse,
  • 22:19 - 22:23
    insanlar Buba-Kiki alakasını kurma becerisini yitiriyorlar.
  • 22:23 - 22:25
    Ayrıca mecazi alakaları kurma becerilerini de yitiriyorlar.
  • 22:25 - 22:29
    "Her parıldayanı altın sanma."
  • 22:29 - 22:31
    ne demek diye adama sorunca,
  • 22:31 - 22:33
    Hasta "Birşey sırf metal ve parlak diye altın olmaz,
  • 22:33 - 22:36
    özgül ağırlığını ölçmen lazım." diyor.
  • 22:36 - 22:39
    Yani, mecazi anlamı tamamen kaçırıyorlar.
  • 22:39 - 22:42
    Bu bölge insanlarda alt primatlara göre
  • 22:42 - 22:45
    sekiz kat daha büyüktür.
  • 22:45 - 22:48
    Angular gyrus denen bölgede çok ilginç bir şey oluyor,
  • 22:48 - 22:51
    çünkü o bölge, görme ve dokunma arasındaki geçiş noktasıdır
  • 22:51 - 22:55
    ve insanlarda çok irileşmiştir. (ve orda çok ilginç bir şey oluyor(
  • 22:55 - 22:58
    ve bana göre eşsiz insani becerilerin temeli
  • 22:58 - 23:01
    soyutlama, mecaz ve yaratıcılık gibi.
  • 23:01 - 23:04
    Filozofların bin yıllardır üzerinde düşündüğü tüm bu soruları
  • 23:04 - 23:08
    biz bilim adamları beyin görüntülemesi yaparak, hastaları inceleyerek
  • 23:08 - 23:10
    ve doğru soruları sorarak keşfetmeye başlayabiliriz.
  • 23:10 - 23:12
    Teşekkür ederim.
  • 23:12 - 23:13
    (Alkışlar)
  • 23:13 - 23:14
    (Kusura bakma)
  • 23:14 - 23:15
    (Gülüşmeler)
Title:
Vilayanur Ramachandran'dan zihnimiz üzerine
Speaker:
VS Ramachandran
Description:

Vilayanur Ramachandran üç şaşırtıcı yanılsama örneğiyle beyin hasarlarının beyin dokusu ile akıl arasındaki ilişkiyle ilgili neleri ortaya çıkarabileceğini anlatıyor.

more » « less
Video Language:
English
Team:
closed TED
Project:
TEDTalks
Duration:
23:17
Namık Bakır added a translation

Turkish subtitles

Revisions