< Return to Video

Çocukluğun Hapishanesidir Yetişkinlik | Ayşe Şule Bilgiç | TEDxIstanbul

  • 0:19 - 0:21
    Dünyadaki en büyük mucize,
  • 0:21 - 0:24
    iki insanın birbirini
    anlamasıyla başlıyor.
  • 0:25 - 0:28
    Benim tüm otuz küsur
    senelik hayatımda edindiğim
  • 0:28 - 0:31
    bazı cümleleri
    paylaşacağım bugün sizinle.
  • 0:31 - 0:33
    Bu cümlelerden bir tanesi bu.
  • 0:33 - 0:34
    Bu cebimizde kalsın.
  • 0:35 - 0:38
    Ben 3 yaşında
    İstanbul'a göç eden;
  • 0:38 - 0:40
    ben 3 yaşındayken,
  • 0:40 - 0:42
    ailesi İstanbul'a göç eden
  • 0:42 - 0:46
    bir ailenin üç çocuğundan
    bir tanesiyim; en küçüğüyüm.
  • 0:46 - 0:49
    Adıyaman'ın Besni ilçesinde doğmuşum.
  • 0:49 - 0:51
    Annem babam da oralı
  • 0:51 - 0:53
    ve işi dolayısıyla babamın,
  • 0:53 - 0:55
    İstanbul'a gelmişiz.
  • 0:55 - 0:57
    O yaşlarıma döndüğümde
  • 0:57 - 1:00
    gördüğüm Ayşe, şöyle bir Ayşe'ydi:
  • 1:01 - 1:04
    3 yaşında İstanbul'da
  • 1:04 - 1:06
    o dönemki Türkiye'nin
  • 1:06 - 1:10
    standartlarının altında
    bir ekonomide yaşayan
  • 1:10 - 1:12
    çok mutlu bir çocuktu.
  • 1:13 - 1:15
    Yıllarca kendime şunu sordum:
  • 1:15 - 1:19
    Neden bu kadar mutluydum,
    ne vardı bu kadar mutlu olacak?
  • 1:19 - 1:21
    Neydi biliyor musunuz?
  • 1:21 - 1:22
    Benim annem çok mutlu bir kadındı.
  • 1:22 - 1:24
    Hâlâ çok mutlu
  • 1:24 - 1:26
    ve ben onun gözlerinin
    içine bakardım.
  • 1:26 - 1:27
    Annem mutluyken
  • 1:27 - 1:30
    benim mutlu olmamam
    gibi bir duygu olamazdı.
  • 1:30 - 1:33
    Böyle hissederdim
    ve çok mutluydum.
  • 1:34 - 1:37
    Annem mutluluk da
    cebimizde kalsın şimdilik.
  • 1:38 - 1:41
    3 yaşında İstanbul'da
    yaşayan bir çocuk.
  • 1:41 - 1:44
    Her gece ama her gece,
    istisnasız
  • 1:44 - 1:46
    başımı yastığa koyduğumda,
  • 1:46 - 1:48
    kendi kendime şunu soruyordum:
  • 1:48 - 1:50
    Yıllarca, hâlâ
  • 1:50 - 1:53
    "niye geldiğimi" sorguladım.
  • 1:53 - 1:55
    Buldun mu diye sorarsanız,
  • 1:55 - 1:58
    birtakım cümleler buldum.
  • 1:58 - 2:01
    Ama bu sorunun cevabını
    %100 bulmuş değilim;
  • 2:01 - 2:03
    süreç devam ediyor.
  • 2:03 - 2:06
    Ama şunu keşfettim:
    Daha küçücük yaştaki bir çocukken,
  • 2:06 - 2:10
    bu soruyu sorarken,
    geceleri kendime sorarken,
  • 2:10 - 2:14
    gündüzleri de tüm hayatımı
    hâlâ tüm hayatımı
  • 2:14 - 2:17
    acaba bu sorunun cevabını
  • 2:17 - 2:20
    bulabileceğim bir şeyler
    öğrenebilir miyim, diye geçirdim
  • 2:20 - 2:22
    ve bu sorunun cevabı
  • 2:22 - 2:25
    hâlâ o kadar yakınlarımdaymış
    gibi hissediyorum ki,
  • 2:25 - 2:28
    sanki bir taşı kaldıracağım ve
    altından bu sorunun cevabı çıkacak.
  • 2:28 - 2:31
    Ayşe, dünyaya şunun için geldin!
  • 2:31 - 2:35
    Bütün insanlar aslında siz dünyaya
    şunun için geldiniz.
  • 2:35 - 2:38
    Bunu birinin karşıma çıkıp
    söylemesini çok istedim yıllarca.
  • 2:38 - 2:40
    Ama geldiğim noktada,
  • 2:40 - 2:43
    bunu kimsenin söylemeyeceğine
    eminim artık.
  • 2:43 - 2:45
    Kendimiz bulacağız
    ve inanacağız.
  • 2:45 - 2:47
    Ama hep bu arayışta oldum ve
  • 2:47 - 2:50
    çok mutlu bir çocukluktan sonra
  • 2:50 - 2:53
    90'lı yılların Türkiyesi'nde ergen oldum.
  • 2:53 - 2:56
    Zor bir ergenlikti,
    pek çok ergenlik gibi.
  • 2:57 - 2:58
    Sonra üniversiteye gittim.
  • 2:58 - 3:01
    Üniversitede,
    -- fen-matematik öğrencisiydim --
  • 3:01 - 3:04
    Türkçe-sosyal kazandım.
  • 3:04 - 3:05
    Olmaz dediler insanlar.
  • 3:05 - 3:09
    Saçmalama sen fen-matematik
    öğrencisisin, ne alakası var?
  • 3:10 - 3:12
    Nasıl Türkçe-sosyal bir branş
    yazıyorsun, dediler.
  • 3:12 - 3:14
    "Ne demek olmaz?" dedim.
  • 3:14 - 3:18
    Çünkü o daha küçücük Ayşe'nin
    kendi kendine sokakta oynarken
  • 3:18 - 3:21
    söylediği sözler vardı;
    bozduğu ezberler vardı.
  • 3:21 - 3:24
    Dünya, ezber bozarak daha güzel
    bir yer hâline geliyordu.
  • 3:24 - 3:27
    Bir oyun öyle oynanır; hayır
    öyle oynanmak zorunda değil.
  • 3:28 - 3:31
    Bir de böyle oynayabilir miyiz?
    Oynuyorduk ve çok eğleniyorduk.
  • 3:31 - 3:34
    Öbürünü zaten çok oynamıştık.
  • 3:34 - 3:37
    Bunların hepsi bende şöyle
    bir alışkanlık yarattı:
  • 3:37 - 3:40
    Dünya, kesinlikle ezberleri
    bozduğunuzda daha güzel bir yer;
  • 3:40 - 3:42
    sizin için de, başkaları için de.
  • 3:42 - 3:46
    Ve ben çocukluğumdan itibaren
    şuna inanmaya başladım:
  • 3:46 - 3:50
    Dünyada, evrende, bu düzende
  • 3:50 - 3:53
    gerçekten imkânsız diye bir şey yok.
  • 3:53 - 3:56
    İmkânsız diye bir şey yoktur.
  • 3:56 - 3:58
    Buna inanmayan insanlar vardır.
  • 3:58 - 4:01
    Düş kurmayan insanlar vardır.
  • 4:01 - 4:05
    Ve bu düşleri için yeterince
    çalışmayan insanlar vardır.
  • 4:05 - 4:07
    Ben bunu bizzat yaşadım.
  • 4:07 - 4:10
    Başkalarının yaşanmışlıklarından
    gözlemledim.
  • 4:10 - 4:14
    Hâlâ yaşıyorum, daha da
    bir sürü şey yaşayacağım.
  • 4:14 - 4:17
    Kesinlikle imkânsız diye bir şey yok.
  • 4:17 - 4:19
    Ben fen-matematik öğrencisiydim;
    Türkçe-sosyal kazandım.
  • 4:19 - 4:22
    Gayet de güzel kazandım,
    üniversiteye girdim.
  • 4:22 - 4:25
    İletişim fakültesi birinci sınıfa girdim.
  • 4:25 - 4:29
    Okulda kitaplar...
    Hızlı öğrenmeyi seviyorum.
  • 4:29 - 4:32
    Ah dedim ben iletişim fakültesinden
    mezun olursam ne olacağımı,
  • 4:33 - 4:35
    galiba şu an burada öğrenemeyeceğim.
  • 4:35 - 4:38
    Çünkü o kadar yer fazlası açık ki,
  • 4:38 - 4:41
    gazeteci olabilirim, sinemacı olabilirim,
  • 4:41 - 4:43
    reklam ajansında çalışabilir;
    reklamcı olabilirim.
  • 4:44 - 4:45
    Piyarcı olabilirim.
  • 4:45 - 4:47
    Bir sürü şey var; hangisini olacağım?
  • 4:48 - 4:50
    Ben ne olabilirim? Çünkü hep
    o sorgu var bir yandan.
  • 4:50 - 4:52
    Ben niye dünyaya geldim?
  • 4:52 - 4:55
    Ne yapmalıyım?
    Ait olduğum şey ne?
  • 4:55 - 4:57
    Bir soru daha soracağım.
  • 4:57 - 5:03
    Sizce bu dünyadan hiçbirimizin
    sağ kurtulma şansı var mı?
  • 5:04 - 5:07
    Yok. Ben bunu hiçbir zaman karamsar
    bir düşünce olarak düşünmedim.
  • 5:08 - 5:10
    Dedim ki bunun çıkışı var;
    hepimiz için var.
  • 5:11 - 5:12
    Herkes için var.
  • 5:12 - 5:15
    Lütfen bunu unutma Ayşe,
    bu işin çıkışı var.
  • 5:15 - 5:17
    Exit'i var; çıkacağız buradan.
  • 5:17 - 5:20
    Buradan sağ kurtulma ihtimalımız yok.
  • 5:20 - 5:22
    O zaman bütün hayatı buna
    göre dizayn edebiliriz.
  • 5:22 - 5:25
    Aslında yaşam dediğimiz şey bir plansa,
  • 5:25 - 5:30
    doğumla başlayan ölümle
    biten bir plansa bu -ki böyle;
  • 5:30 - 5:34
    ben bunu nasıl planlamalıyım?
    Ben niye buradayım? Neden varım?
  • 5:34 - 5:37
    Bu soruları sorduğum dönemde
  • 5:37 - 5:41
    iletişim fakültesindeydim.
    Daha sormaya devam ettiğim dönemde.
  • 5:42 - 5:45
    Ve kendi kendime dedim biraz
    daha öğrenmeliyim, ne olacağım ben.
  • 5:45 - 5:48
    Çünkü şöyle bir şey fark etmiştim;
  • 5:49 - 5:51
    o çocuk Ayşe büyüdükçe
  • 5:52 - 5:54
    dünyanın birtakım düzenler kurduğunu,
  • 5:54 - 5:57
    bizim aslında insanların dünyaya
    birtakım düzenler kurduğumuzu
  • 5:57 - 6:01
    ve kurduğumuz düzenlere
    kendimizi hapsettiğimizi fark ettim.
  • 6:01 - 6:05
    Bu düzenin tamamını bozabilir miydim,
    tek başıma durarak?
  • 6:06 - 6:10
    Bozan insanlar vardı;
    ben onlardan biri olabilir miydim?
  • 6:10 - 6:13
    Çok istersem olabilirdim;
    çünkü imkânsız diye bir şey yok.
  • 6:13 - 6:17
    İstiyor muydum bütün dünyayı değiştirmek?
  • 6:17 - 6:20
    Herkes birazcık ister belki;
  • 6:20 - 6:23
    biraz daha mütevazı davrandım orada belki.
  • 6:24 - 6:27
    Dedim ki ben nereye ait olduğumu
    biraz daha anlamak istiyorum.
  • 6:28 - 6:31
    Ve birinci sınıftan itibaren
    çalışmaya başladım.
  • 6:31 - 6:33
    Türkiye'nin en büyük
    gazetesinde çalıştım.
  • 6:33 - 6:37
    Türkiye'nin en büyük televizyon
    kanallarından bir tanesinde çalıştım.
  • 6:37 - 6:39
    En alt düzeyden
    ne iş olursa olur diye girip
  • 6:40 - 6:43
    belli bir yerlere geldim;
    ama yaptığım şey gözlemlemekti.
  • 6:43 - 6:45
    Çünkü bir yandan
    üniversitede okuyordum hâlâ.
  • 6:45 - 6:48
    3. sınıf 4. sınıf reklam ajansı,
    halkla ilişkiler şirketi;
  • 6:48 - 6:51
    hepsini gözlemledim ve
    mezun olduğumda,
  • 6:51 - 6:54
    "haydi Ayşe artık
    bir şey ol" diyordu herkes bana.
  • 6:54 - 6:57
    Ben ne olmak istediğimi hâlâ
    çok net bilmiyordum.
  • 6:57 - 6:59
    Bu kötü bir şeydi, çünkü insanlar artık
  • 6:59 - 7:02
    "maymun iştahlı bu kızdan da
    bir şey çıkmayacak"
  • 7:02 - 7:04
    diye tepki göstermeye başlamışlardı.
  • 7:04 - 7:07
    Ama ben gerçekten ait
    olduğum yeri hâlâ arıyordum.
  • 7:08 - 7:12
    Ve bir gün düşünürken
    kendi düşümü kurmaya karar verdim.
  • 7:13 - 7:15
    Ben bir şirkette çalışabilirdim;
  • 7:15 - 7:17
    çalışmayacağım dedim,
    kendi düşümü kuracağım.
  • 7:17 - 7:19
    Peki, nasıl bir düş olabilir?
  • 7:20 - 7:21
    Güzel bir şeyler yapmak istedim.
  • 7:21 - 7:24
    İnsana dokunan bir şeyler
    yapmak istiyordum.
  • 7:24 - 7:26
    İletişimi çok seviyorum,
    insanları çok seviyorum,
  • 7:27 - 7:29
    dokunmayı seviyorum,
    konuşmayı seviyorum.
  • 7:30 - 7:32
    Kitle iletişim araçları heyecan veriyor.
  • 7:32 - 7:34
    Psikolojiyi seviyorum,
    sosyolojiyi seviyorum.
  • 7:34 - 7:37
    Bunların hepsinin birleştiği
    ne olabilir diye bir fırsat arıyorum.
  • 7:38 - 7:42
    Çünkü inzivaya çekilip tek başına
    yaşayacak bir insan değilim.
  • 7:42 - 7:46
    Bütün dünya düzenine karşı koyabilecek
    kadar güçlü hissetmiyorum kendimi.
  • 7:47 - 7:49
    Ama insanlara bir şey söylemek istiyorum.
  • 7:49 - 7:51
    30 senedir, o dönem 25 senedir
  • 7:51 - 7:53
    bir şeyler öğrenmişim.
  • 7:53 - 7:56
    Bazı taşların altından
    bazı cümleler çıkmış.
  • 7:56 - 7:58
    Çok sıradan cümleler aslında,
    unutmuşuz sadece.
  • 7:59 - 8:03
    Birine söylediğimde, kahve içtiğimizde
    güzel bir etki alıyor.
  • 8:03 - 8:06
    Bunu daha büyük kitlelere duyurmanın
    bir yolu olmalı, ne olabilir?
  • 8:06 - 8:07
    Ne yapabilirim?
  • 8:07 - 8:09
    Film mi çeksem? Sinema hiç fena değil.
  • 8:09 - 8:11
    Buralarda gezinirken....
  • 8:12 - 8:17
    Ülkesini, bu toprakları, doğduğu yeri
    çok seven bir Ayşe Şule olarak,
  • 8:17 - 8:20
    kendi kendime dedim ki, Türkiye'de
    niye çizgi film yapılmıyor?
  • 8:21 - 8:23
    Niye kimse yapmamış?
  • 8:24 - 8:27
    Çok garibime gitti, bir an hızlıca
    şöyle bir geçmişi düşündüm.
  • 8:27 - 8:29
    Kendi çocukluğumdaki çizgi filmleri...
  • 8:29 - 8:31
    Ve şu an çocukların izlediği
  • 8:31 - 8:33
    -- 8 sene öncesinden bahsediyorum --
    çizgi filmler,
  • 8:34 - 8:38
    her şey yabancı kültür baskısı altında.
  • 8:39 - 8:40
    Christmas'lar, Cadılar Bayramı,
    büyükanneler
  • 8:40 - 8:43
    büyükbabalar havada uçuşuyor.
  • 8:43 - 8:45
    Ve bizim kültürümüzden hiçbir şey yok.
  • 8:46 - 8:47
    Hiçbir tane karakter yok.
  • 8:48 - 8:52
    Eyvah dedim, biz çocuklarımıza
    kendi kültürümüzü anlatamıyoruz ya!
  • 8:53 - 8:54
    Niye anlatamıyoruz?
  • 8:54 - 8:57
    Ecnebi bir sürü şey yapıyor;
    biz neden yapmıyoruz?
  • 8:57 - 9:00
    Çünkü dedi birisi, bu finansallara
    dökülmeyen bir iş.
  • 9:00 - 9:03
    Bundan iş çıkmıyor Ayşe,
    ondan kimse buraya girmiyor dedi.
  • 9:03 - 9:05
    Nasıl dedim, araştırdım
    çok hızlı bir şekilde.
  • 9:06 - 9:09
    Çünkü çizgi film yapmak,
    çizgi filmle bir şey söylemek
  • 9:09 - 9:11
    inanılmaz heyecanlandırmıştı beni.
  • 9:11 - 9:16
    Sanki o çocukluğumdan beri sorduğum
    sorunun cevabına yaklaşıyormuş gibiydim
  • 9:16 - 9:18
    ve kendi kendime dedimki,
    Ayşe nasıl olur ya?
  • 9:18 - 9:21
    Niye yapmamış insanlar,
    bir araştırsana.
  • 9:21 - 9:25
    Hızlıca araştırdım ki aslında çizgi
    filmin Türkiye'de yapılmaması için
  • 9:26 - 9:28
    gereken ne varsa mevcut.
  • 9:28 - 9:30
    Ne o? Yetişmiş iş gücü: Yok.
  • 9:32 - 9:33
    Nasıl yapılır?
  • 9:33 - 9:35
    Birkaç çizgi film sevdalısı
    bir araya geldik.
  • 9:35 - 9:38
    Bir çizgi film yapacağız.
    Nasıl yapılır bilen yok.
  • 9:38 - 9:41
    Bu nasıl seri üretime dökülür?
    Bilen yok.
  • 9:41 - 9:44
    Haydi hasbelkader kadar
    yaptık çizgi filmi.
  • 9:44 - 9:47
    Atladım o dönem çalıştığım
    o çok büyük kanala gittim.
  • 9:47 - 9:49
    Çünkü çizgi film de yayınlıyorlar
    sabah kuşağında.
  • 9:49 - 9:53
    Dedim ki ben yerli çizgi film yapacağım.
    Kimse inanmıyor.
  • 9:53 - 9:55
    Bir ezber bozacağım. Türkiye'de yerli,
  • 9:55 - 9:57
    bu ülkenin topraklarından beslenen,
  • 9:57 - 10:00
    bu ülkenin çocukları gibi konuşan
    bir çizgi film yapacağım.
  • 10:00 - 10:03
    Orada söylemek istediğim küçük
    cümleler, kelimeler var.
  • 10:03 - 10:04
    Bunları söyleyeceğim insanlara.
  • 10:04 - 10:08
    Siz dedim, yabancı yayınlayacağınıza aynı
    yeri ve aynı parayı bana verir misiniz?
  • 10:11 - 10:12
    Veririz Ayşe, dediler.
  • 10:12 - 10:13
    Dünyanın en mutlu insanı oldum.
  • 10:13 - 10:15
    Peki dedim kaç para veriyorsunuz?
  • 10:17 - 10:20
    Bunun sürdürülebilmesi için
    o paraya ihtiyacım var.
  • 10:20 - 10:24
    Dedi ki Ayşe, vallahi 100- 150 dolar
    veriyoruz dedi bölümüne.
  • 10:26 - 10:28
    Ben o dönem çok hızlı
    bir fizibilite çalışması yapmıştım.
  • 10:28 - 10:32
    Birinci bölümü 150 bin dolara
    mal edebiliyorum.
  • 10:34 - 10:37
    Eyvah dedim, neden yapılmadığı çok ortada.
  • 10:38 - 10:40
    Çocukluğumdan beri
    imkânsızlığa inanmıyorum.
  • 10:40 - 10:42
    Bu dünyada imkânsız diye bir şey yok.
  • 10:42 - 10:44
    Her şey yapılır Ayşe.
  • 10:44 - 10:46
    150 dolara vereceksin.
  • 10:46 - 10:49
    150 bin dolara üreteceksin;
    150 dolara vereceksin.
  • 10:49 - 10:52
    Bu nasıl imkânlı olabilir!
    Nasıl imkânlı olabilir?
  • 10:53 - 10:55
    Uzunca bir süre buna bir imkân bulamadım.
  • 10:55 - 10:58
    Ve herkes dedi ki yapma,
    bak ne kadar imkânsız ortada.
  • 10:59 - 11:01
    Dedim bunu yapmak istiyorum,
    inanıyorum.
  • 11:02 - 11:06
    Ben bu ülkenin ortalama bir vatandaşıyım.
  • 11:06 - 11:07
    Bu ülkeyi çok seven,
  • 11:07 - 11:11
    gerçekten o Türk filmlerindeki
    klişeyi yüreğinde yaşayan,
  • 11:11 - 11:13
    yurt dışında biraz fazla kaldığında,
  • 11:13 - 11:16
    Türkiye'ye döndüğümde gerçekten
    toprağı öpmek isteyen biriyim.
  • 11:17 - 11:23
    Ben atalarımın, dedelerimin değerlerini
    çocuklara aktarmak isteyen biriyim.
  • 11:23 - 11:25
    Bunun yapılabileceğini inanıyorum.
  • 11:25 - 11:28
    Bu toplumun buna ihtiyacı
    da olduğuna inanıyorum.
  • 11:28 - 11:31
    Burada kolektif bir bilinç
    yaratılabileceğini düşünüyorum.
  • 11:31 - 11:35
    Çünkü ben gerçekten ortalama
    bir Türk vatandaşıyım.
  • 11:35 - 11:37
    Bu ülkenin ortalama bir vatandaşıyım.
  • 11:37 - 11:41
    Bu benim ihtiyacımsa,
    bunu bu ülkeyi seven bir vatandaş olarak,
  • 11:41 - 11:43
    ben o kadar net hissediyorsam,
  • 11:44 - 11:47
    bu koca bir toplumun ihtiyacı
    olabilir dedim ben kendi kendime.
  • 11:47 - 11:49
    Böyle büyük büyük konuştuğumda herkes:
  • 11:49 - 11:52
    "Ayşe sen de nereden abartıyorsun,
    yani ne alakası var?
  • 11:52 - 11:56
    Kaç tane insan gördün vah vah
    Türkiye'de niye çizgi film yok diye yakınan?"
  • 11:56 - 11:59
    Ya görmedim ama hissediyorum dedim.
    Ben bunu yapmak istiyorum.
  • 12:00 - 12:02
    Ve çizgi film yapmaya başladım.
  • 12:02 - 12:04
    Tüm imkânsızlıklara rağmen
  • 12:04 - 12:07
    ecnebinin 150 kişi yaptığı
    işi 3 kişi yaparak
  • 12:08 - 12:11
    dördüncü bölümü
    yapmaya başladığımızda,
  • 12:12 - 12:15
    bir televizyon kanalı kuruldu.
    Devlet çocuk kanalı.
  • 12:16 - 12:19
    %70 yerli yayın yapacağım dedi.
  • 12:19 - 12:21
    Tamamen doğru zamanda
    doğru yerde olmaktı.
  • 12:21 - 12:24
    Herkes proje dosyası götürürken
    biz bölüm götürdük.
  • 12:25 - 12:28
    Bölümü götürdük, izlediler.
    İlk kabul edilen proje oldu.
  • 12:28 - 12:29
    Yayına çıktı.
  • 12:30 - 12:31
    Hiç kimse tanımıyordu.
  • 12:32 - 12:34
    Hayallerimiz vardı içinde.
  • 12:34 - 12:37
    İlk günden itibaren
  • 12:37 - 12:39
    bu ülkenin çocukları için;
  • 12:39 - 12:41
    önce bu ülkenin sonra bütün
    dünyanın çocukları için
  • 12:41 - 12:43
    harika bir içerik olacak bu dedim.
  • 12:44 - 12:46
    İlk günden para kazanma
    ihtimalımız bile yokken,
  • 12:47 - 12:49
    uzman psikologlar, pedagoglar,
    çocuk gelişim uzmanları,
  • 12:50 - 12:52
    benim bütün okumalarım,
    ekibimin katkılarıyla
  • 12:53 - 12:56
    bir çocuk 104 bölüm Pepee seyrettiğinde
  • 12:56 - 12:59
    hangi kazanımları elde edecek diye
    haritalar çıkardık biz.
  • 12:59 - 13:01
    Sanki bütün dünya, bütün evren
    bizi bekliyordu.
  • 13:01 - 13:04
    Ve biz ona hazırlanıyorduk.
    Öyle hazırlamıştık
  • 13:04 - 13:06
    ve Pepee yayına çıktı.
  • 13:06 - 13:08
    Çok kısa bir süre içerisinde...
  • 13:08 - 13:10
    Bizim ne pazarlama bütçemiz vardı,
  • 13:10 - 13:12
    ne bunu duyuracak
    başka kanallarımız vardı.
  • 13:12 - 13:15
    Sadece çok iyi bir çizgi film
    ürettik, yayına çıktık
  • 13:16 - 13:18
    ve birden bütün Türkiye birbirine
  • 13:18 - 13:20
    Pepee diye bir çizgi film var
    duydunuz mu, dedi.
  • 13:20 - 13:22
    Siz Pepee'yi duydunuz mu?
  • 13:33 - 13:35
    Ve çizgi film yapmak istediğimde
  • 13:35 - 13:37
    bütün yetişkinler bana
    şunu söylemişti:
  • 13:38 - 13:41
    Bu bir deli işi, bundan
    iş çıkmaz Ayşe, yapma!
  • 13:42 - 13:44
    Ben bir parka gittim,
    bir çocukla karşılaştım.
  • 13:45 - 13:47
    Okuyor musun, dedim.
    Evet, dedi.
  • 13:47 - 13:48
    Sen ne iş yapıyorsun, dedi bana.
  • 13:49 - 13:50
    Ben çizgi film yapacağım, dedim.
  • 13:50 - 13:52
    SÜPER bir iş, dedi.
  • 13:59 - 14:02
    Hepimizin itiraf etmesi gereken bir şey.
  • 14:02 - 14:06
    Yetişkinlik bu dünyada
    bize verilmiş en büyük ceza.
  • 14:07 - 14:10
    Çocukluğun hapishanesidir yetişkinlik;
  • 14:11 - 14:12
    günümüzde.
  • 14:13 - 14:14
    O yüzden içimizdeki çocuk çok önemlidir.
  • 14:14 - 14:18
    Çok değerlidir. Çocuk deyip
    geçmeyin yolda gördüğünüzde.
  • 14:18 - 14:19
    Onlar bizden değil.
  • 14:19 - 14:22
    Yetişkinler ve çocuklar;
    ikisi aynı şey değil.
  • 14:23 - 14:26
    Ayrıyız, çok başka bakış açılarımız var.
  • 14:26 - 14:29
    Çocuk olmak bu dünyanın
    en güzel şeyi.
  • 14:30 - 14:32
    Halk oyunlarını koyacağım dedim Pepee'ye.
  • 14:33 - 14:35
    Yine yetişkinlere sordum
    ilk olarak.
  • 14:35 - 14:37
    Artık yetişkinlere önce
    sormuyorum bu arada.
  • 14:38 - 14:41
    Dedim ki, ben dedim,
    süper bir şey buldum.
  • 14:41 - 14:44
    Halk oyunları! Deliririm;
    türkülere bayılırım.
  • 14:44 - 14:47
    Ve bunu Pepee ile
    çocuklara duyuracağım dedim.
  • 14:47 - 14:51
    "Ay Ayşe, son teknolojiyle
    çizgi film yapıyorsun;
  • 14:52 - 14:54
    halk oyunu mu koyacaksın içine," dediler.
  • 14:55 - 14:56
    Ya dedim, halk oyunu,
  • 14:56 - 14:59
    benim atalarım, dedelerim
    nenelerim yazmış onu.
  • 14:59 - 15:00
    Ve Youtube'da daha çok izlensin,
  • 15:00 - 15:02
    şu kadar daha fazla para kazanayım, diye
  • 15:02 - 15:04
    yazmamışlar o türküleri.
  • 15:04 - 15:06
    Gerçekten bir şey yaşamışlar;
  • 15:06 - 15:08
    yaşanmışlıklarını koymuşlar.
  • 15:08 - 15:12
    Bir acı hissetmişler, aşk yaşamışlar.
    Üzüntü, kayıplar...
  • 15:12 - 15:14
    Her şey gerçek yaşanmışlık.
  • 15:14 - 15:16
    Sen buna burun kıvırıyorsun şu anda.
  • 15:16 - 15:20
    Çünkü sen yetişkinsin, dedim.
  • 15:20 - 15:22
    Sonra bir çocuğa sordum tekrar.
  • 15:22 - 15:26
    Dedim ki ben Pepee'ye halk oyunları
    koyacağım, ne diyorsun?
  • 15:26 - 15:29
    "Ne? Oyun mu?" dedi.
  • 15:30 - 15:32
    Çocuk için oyun çok değerlidir
  • 15:32 - 15:35
    ve ben Pepee'ye halk oyunlarını
    koydum; türküleri söylettim.
  • 15:35 - 15:38
    Şu anda milyonlarca çocuk Türkiye'de
  • 15:39 - 15:43
    horon tepiyor, çayda çıra biliyor,
    halay çekiyor.
  • 15:44 - 15:46
    Bazılarının anneleri ona gülüyor;
  • 15:46 - 15:49
    bazıların anneleri "Ay benim oğlan da
    halay çekmeye başladı," diyor.
  • 15:50 - 15:53
    Çocuklar bayılıyor o türkülere.
  • 15:53 - 15:58
    Çocuklar efsane gibi seviyorlar
    halk oyunu oynadıkları için.
  • 15:58 - 16:00
    Müfredattan kaldırılan halk oyunlarının
  • 16:00 - 16:04
    Pepee'den sonra tekrar müfredata
    girdiğini biliyor musunuz?
  • 16:11 - 16:12
    Neden?
  • 16:12 - 16:14
    Çünkü kolektif bir bilincimiz
    var aslında bizim.
  • 16:15 - 16:19
    Ve Pepee sadece bunun gün ışığına
    çıkmasını sağlıyor.
  • 16:19 - 16:22
    İhtiyacımız var,
    samimi şeylere ihtiyacımız var.
  • 16:23 - 16:25
    Biz gibi olan şeylere
    ihtiyacımız var
  • 16:25 - 16:28
    ve biz Pepee'de ilk günden beri
  • 16:28 - 16:30
    anneyle çocuğu birbirinden ayırmadık.
  • 16:30 - 16:32
    Konuşmanın başında size söyledim;
  • 16:32 - 16:35
    dünyanın en mutlu çocuğuydum ben;
    tüm imkânsızlıklara rağmen.
  • 16:35 - 16:39
    O gün evimize belki
    500 gram kıyma girmezdi;
  • 16:39 - 16:41
    bundan hiç mutsuzluk duymazdık.
  • 16:41 - 16:43
    İnanılmaz mutluyduk. Neden?
  • 16:43 - 16:44
    Annem çok mutluydu;
  • 16:44 - 16:46
    anneler çok önemlidir.
  • 16:46 - 16:50
    O zaman dedik ki: Biz anne-çocuk
    iletişimi yapacağız.
  • 16:50 - 16:53
    Biz çizgi filmimizle yaptığımız işle
  • 16:53 - 16:55
    kitlelere ulaşabiliyoruz.
  • 16:55 - 16:57
    Ve o zaman o kitlelere
  • 16:57 - 17:00
    anne-çocuk tandansında
    bir şey söyleyeceğiz dedik.
  • 17:01 - 17:04
    Ve bir gün böyle bir resim geldi.
  • 17:05 - 17:06
    8 sene sonra.
  • 17:07 - 17:10
    Bu resim bana çok acayip şeyler anlatıyor.
  • 17:10 - 17:13
    Pepee dergisi çocuğun sırtındaki.
  • 17:14 - 17:18
    Burası sanırım Güneydoğu
    Anadolu'da Mardin olabilir;
  • 17:18 - 17:19
    bir il.
  • 17:21 - 17:25
    Ve kolektif bir bilincin,
    yaratılan bir bilincin
  • 17:25 - 17:27
    bir anneyi köyden çıkartıp
  • 17:27 - 17:30
    çocuğuna Pepee dergisi
    aldırabileceğini gördüm.
  • 17:30 - 17:34
    Kimse taşrada dergi satmaz derken,
  • 17:35 - 17:38
    demek ki aslında ihtiyacımız olan şey
  • 17:39 - 17:42
    sadece bazı şeylerin üstünün
    örtülmüşlüğünün açılması.
  • 17:42 - 17:44
    Biz bunu yapmaya çalıştık
  • 17:44 - 17:48
    ve ilk günden beri dedik ki,
    bunu bir işe de çevireceğiz.
  • 17:48 - 17:49
    Pepee bir işe de döndü.
  • 17:49 - 17:52
    Hiç kimse de dedi ki,
    çizgi filmden para kazanılmaz.
  • 17:52 - 17:53
    Ben bunu amaç olarak koymadım.
  • 17:53 - 17:56
    "Ben bir çizgi film yapacağım ve öf!
  • 17:56 - 17:58
    Öyle bir para kazanacağım ki!"
    Asla demedim,
  • 17:58 - 18:01
    ama dedim ki öyle iyi
    bir iş yapacağız ki
  • 18:01 - 18:06
    bunu izleyen, devamının gelmesi için
    bize para kazandıracak
  • 18:06 - 18:08
    ve Pepee bir işe de döndü.
  • 18:08 - 18:10
    O işin sonunda para da
    kazanmaya başladı.
  • 18:11 - 18:14
    Kazandığı parayla yeni çizgi filmler
    üretmeye başladı
  • 18:14 - 18:17
    ve bugün sadece Türkiye değil,
  • 18:17 - 18:19
    Youtube'a yazın Pepee Rusça yazın.
  • 18:19 - 18:21
    Şu an Pepee Rusça konuşuyor.
    Rusya'ya girdik.
  • 18:21 - 18:22
    Çok yakında Arabistan.
  • 18:22 - 18:26
    Kolektif bir iş dediğimiz aslında
    dünyanın her yeri.
  • 18:31 - 18:33
    Ve aslında ne dedi Pepee?
  • 18:34 - 18:37
    ''Farkılıklar hayata renk katar''
    dedi mesela.
  • 18:38 - 18:39
    Biliyor musunuz bu şarkıyı?
  • 18:40 - 18:41
    Evet!
  • 18:43 - 18:45
    En çok hangi şarkısını
    biliyorsunuz Pepee'nin?
  • 18:46 - 18:49
    İki ekmek?
    Benimle söyler misiniz?
  • 18:49 - 18:50
    Birazdan bitireceğim.
  • 18:50 - 18:52
    Hep beraber bir söyleyelim mi?
  • 18:53 - 18:55
    İki ekmek aldım
    1, 2, 3...
  • 18:56 - 18:58
    ♪ İki ekmek aldım ♪
  • 18:59 - 19:01
    ♪ Eve gidiyorum ♪
  • 19:02 - 19:04
    ♪ Biri büyük, biri küçük ♪
  • 19:05 - 19:06
    ♪ İki ekmek aldım ♪
  • 19:07 - 19:08
    Süpersiniz!
  • 19:15 - 19:17
    Neden sevdik bu şarkıyı?
  • 19:17 - 19:21
    Çünkü hepimizin iki ekmek almakla
    ilgili çok tatlı anıları var.
  • 19:22 - 19:24
    Çok samimi bir şey var
  • 19:24 - 19:26
    ve bu bizim kolektif bilincimiz.
  • 19:26 - 19:29
    Burada hiç gidip iki ekmek
    almayan var mı aranızda?
  • 19:30 - 19:34
    Yok, hepimiz bir gidip
    iki ekmek almışızdır.
  • 19:34 - 19:36
    Pepee, ''farklılıklar hayata
    renk katar'' dedi.
  • 19:36 - 19:38
    ''İnsan sevdiğini hiç üzer mi?" dedi.
  • 19:38 - 19:41
    Üzer mi? Üzmez.
  • 19:42 - 19:44
    ''Bana beni sevdiğini söyle,'' dedi.
  • 19:44 - 19:46
    Sevmek çok güzeldir.
  • 19:46 - 19:48
    İnsanların birbirini sevdiğini
    söylemesi çok güzeldir.
  • 19:49 - 19:51
    Üzüldü ve "kalbim kırıldı'' dedi.
  • 19:51 - 19:53
    Çok samimi şeylerdi bunlar.
  • 19:53 - 19:55
    Ah be Pepee "bakma bana öyle;
  • 19:55 - 19:57
    seviyorsan söyle" dedi.
  • 19:59 - 20:01
    Ve Ayşe Şule de diyor ki:
  • 20:02 - 20:03
    Ezberleri bozun;
  • 20:03 - 20:05
    imkânsıza inanmayın.
  • 20:06 - 20:08
    Bu dünyada imkânsız diye bir şey yoktur.
  • 20:09 - 20:13
    Bu dünyadan hiçbirimizin sağ çıkma
    ihtimali de yoktur.
  • 20:13 - 20:15
    Yaptığınız iş her neyse,
  • 20:16 - 20:18
    bu düsturları unutmayın.
  • 20:18 - 20:20
    İçinizden, kalbinizden, yüreğinizden,
  • 20:20 - 20:23
    eğer bir şeyi tutkuyla yapmanızı
    söyleyen bir ses varsa,
  • 20:24 - 20:28
    o hapishanedeki küçük
    kızın söylediği şeydir;
  • 20:28 - 20:30
    küçük oğlanın söylediği şeydir size:
  • 20:31 - 20:33
    Yetişkinliğin içine hapsolmuş
    çocuğun söylediği şeydir.
  • 20:34 - 20:37
    Lütfen çocukların
    söylediği şeyleri önemseyin;
  • 20:37 - 20:40
    kulak verin, değer verin.
  • 20:41 - 20:43
    Hiçbirimizin sağ çıkma ihtimali yok ya;
  • 20:43 - 20:46
    bu hayatı güzel geçirin;
    ezberleri bozun.
  • 20:47 - 20:49
    Ve hayatı içinizden geldiği gibi,
  • 20:49 - 20:52
    çocukça, o çocuk duygularınızla yaşayın.
  • 20:52 - 20:53
    Teşekkür ederim.
Title:
Çocukluğun Hapishanesidir Yetişkinlik | Ayşe Şule Bilgiç | TEDxIstanbul
Description:

Ezberleri bozmanın dünyayı daha iyi bir yer hâline getirdiğine inanan Ayşe Şule Bilgiç, yıllar süren "benim amacım ne, ben ne yapmak istiyorum" sorusunun cevabını Pepee'de bulur. İmkânsıza inanmayarak düşlerinin peşinden giden Bilgiç, Türkiye'de çizgi film yapmanın imkânsızlığına inat, bu topraklardan beslenen, horon tepen, türkü söyleyen, "dünya farklı renklerle güzel" diyen Türk çizgi film karakteri Pepee'yi yaratır. Pepee, şu anda Türkiye'de yaşayan tüm çocukların ve ailelerinin gönlünü kazanmış olan belki de en ünlü Türk karakter. "Yetişkinlik, bu topraklarda çocukluğun hapishanesidir." diyen Bilgiç, "kalbinizden eğer bir şeyi tutkuyla yapmanızı isteyen bir ses varsa o, yetişkinliğin içine hapsettiğiniz çocuğun sesidir. Lütfen onu ciddiye alın, o çocuk duygularınızla yaşayın ve ezberleri bozun" diyerek silkeliyor hepimizin örselenmiş ruhunu.

İletişim dünyasının pek çok farklı kolunda görev alan Bilgiç, 2003 yılında “Rüzgârın Kızı” takma adıyla Hürriyet’in “Otoyaşam” ekinde “Motoyaşam” sayfasını hazırlamaya başladı. 2004 yılında televizyon ve sinema dünyasına adım atarak kendi yapım ve prodüksiyon şirketini kuran Ayşe Şule Bilgiç, aynı dönemde CNN Türk’te “Rüzgârın Kızı” isimli motosikletli gezi programını hazırladı ve sundu. 2007 yılında Düşyeri Çizgi Film Stüdyosu’nu kurdu ve çizgi film sektörüne “Pepee” karakteriyle damgasını vurdu. Pepee’nin hikâye ve senaryosunu kurguladı, konsept tasarımını ekip arkadaşlarıyla yaptı. Sonrasında Leliko, RGG Ayas ve Pisi isimli yerli çizgi dizi filmlere yine senarist ve yapımcı ünvanı ile yer aldı.

Bu konuşma TED’den bağımsız, yerel bir topluluğun düzenlediği bir TEDx etkinliğinde TED Konferansı formatı kullanılarak yapılmıştır. Daha fazla bilgi için: http://ted.com/tedx

more » « less
Video Language:
Turkish
Team:
closed TED
Project:
TEDxTalks
Duration:
21:00

Turkish subtitles

Revisions