-
Çeviri: Phadu & MaDCoNi
-
İyi seyirler dileriz.
-
Saat 2'de.
-
Kuşların bizim hakkımızda ne
düşündüğünü merak ediyorum.
-
- Kuşlar düşünemez.
- Ama her kış güneye göç ederler.
-
Çok zekice bir şey.
-
Bu sadece içgüdü, Jorunn.
Sadece insanlar düşünebilir.
-
Bir kuş olup uçmak ve bizi yukarıdan
izlemek ne kadar güzel olurdu.
-
Uzay boşluğunun ne kadar
büyük olduğunu biliyor musun?
-
Sonsuz. Sonsuzdur, Jorunn.
-
Kimse ne kadar büyük olduğunu bilemez.
Düşünebileceğimizden çok daha büyüktür.
-
Sende yakında bir disk alıp
onu beynine bağlarsın...
-
...ve bilgini ikiye katlarsın.
Beyin de bir bilgisayar gibidir.
-
Kuşlar ve bilgisayarlar düşünemez.
Ve bunu sadece insanlar bilebilir.
-
Sadece düşün, bir çipin
kafana monte edildiğini.
-
- Görüşürüz.
- Akşam orada olacağım.
-
Bana bir kaç mum getir.
-
Kimsin?
-
Aşk bugün sana erişebilir mi?
-
Bu sıcaklık kalbimin her atışında.
-
Bana ruhunu göster,
bardaktaki işaretlerle.
-
Beni buralardan al götür.
-
Göster kendini, göster kendini...
-
- Bardağı oynatıyorsun!
- Bilmeden konuşma.
-
- Büyüye inanmalısın.
- Ve sende gerçekliğe inanmalısın.
-
Işıkları aç.
-
Neden Jorgen evin içinde
güneş gözlüğü takıyor?
-
Georg bugün sordu.
Sinemaya gitmek istiyor.
-
Bak! Bak!
-
- Şeye inanır mısın...
- Hayaletlere?
-
Korktunuz mu?
-
Sinemaya gitmek ister misiniz?
-
O mektubu sen mi yazdın?
"Kimsin?" diyen?
-
- Ne diyorsun sen be?
- Biri sana mektup mu yolladı?
-
Kim?
-
Hayır, hayır, hayır...
-
Sophie, buldum...
-
Merhaba, anne.
-
İyi misin?
-
- Kitabı sonunda buldum.
- Güzel... Peki ne kitabı?
-
1932 yılında basılmış.
Benim ilk Latince sözlüğüm.
-
Babamdan miras kalma...
-
Sence kuşlar düşünebilir mi?
-
Belki de...
-
Tayfa Başı'nın yeni bir dövmesi var.
-
Ne yazıyor ki...?
El yazısı çok zayıf.
-
- Ne yazıyor...?
- Aşırı derece...
-
Burası Aşırı derecede sıcak.
-
Qarg sadece kum denizinde bir
sığınak. Seni çok özledim.
-
Yakında arayacağım.
Kocaman sevgilerle, Ivar.
-
Qarg...
-
Qarg! İşte orada, Sophie.
Sadece bunu düşün.
-
Babam her zaman sana
yazar, bana hiç yazmaz.
-
- İkimize de yazar.
- Ama mektupları Ivar diye imzalıyor.
-
Çünkü bu onun adı.
-
Anne, peki sen tam olarak kimsin?
-
Bilmiyorum ki... Ben benim.
-
Ama sen kimsin?
Ya da bu hususta, ben kimim?
-
Ben senin annenim ve sende Sophie'sin.
-
İşte bu! Aradığım şarkıyı buldum.
-
Rüyamda raporumu yazmadığım için
Jacobsen beni öldürmeye çalışıyordu.
-
- O bu güne miydi?
- Ödevini yapmayı unuttun mu?
-
- Şimdi ne yapacağım?
- Ödün patladı.
-
Camilla, benim diskim.
-
- Onun yarına olduğunu sanıyordum.
- Rahat ol, sorun olmaz.
-
Sözdizimi...
-
Her şey doğru sözdizimiyle alakalı.
-
Ama önce, bir kaç rapor okuyalım ki,
-
bu da bize herkesin sınıfta
olduğunu göstersin.
-
Georg!
-
Sen miydin? Kimsin yazan?
-
Ne diyorsun?
-
Raporun yok mu?
-
Jacobsen seni öldürecek.
-
Nerede kalmıştık...?
-
Galaksimizde!
-
Peki neresinde...?
-
Ya da, tam olarak,
Güneş Sistemi'mizde.
-
Ayın karanlık yüzünün neye
benzediği eskiden bir sırdı.
-
Konuyu tartışmak, size cevapları vermez.
-
Hepsi hayal gücünüze kalmıştır.
-
Bir çok efsane vardı...
-
- Kimsin, Jorun?
- Ben benim. Başka ne olabilirim?
-
Mektupta tüm yazan bu muydu?
Başka bir şey yazmıyor muydu?
-
- Kim yazdı?
- Bilmiyorum.
-
Bunun hakkında düşündün mü peki?
-
- Ne hakkında?
- Kim olduğun hakkında.
-
Bütün akşamı Mystery mi izleyeceksin?
-
Çok tanıdık geliyorsun!
-
Babana merhaba diyebilirsin.
-
Evet, yola çıkıyorum.
-
Araba bana lazım.
-
Şimdi mi? Cilalamayı
henüz bitirmedim, sevgilim.
-
Jorunn, akşam yemeğin
mikrodalganın içinde.
-
Arabaya bakım yapıyordum...
-
Sophine, annene de ki, eğer bu hafta bir
yatak alırsa %20 indirimden yararlanabilir.
-
Debriyaja dikkat et.
-
Dünya nasıl meydana geldi?
-
Kimsin?
Dünya nasıl meydana geldi?
-
Kimsin?
Dünya nasıl meydana...?
-
Ütü nerede?
-
Anne, Jorunn bu gece Mystery'i
izlemeye gelebilir mi?
-
- Kimsin?
- Annen. Britt Amudsen.
-
- Anne, Dünya nasıl meydana geldi?
- Ne çeşit bir soru bu?
-
Sadece merak ettim.
-
Muhtemelen gazların sıkışıp
patlamasıyla meydana gelmiştir.
-
Bir ansiklopediye bakabilirsin.
-
Sende bunu o mu yaptı?
-
Belki...
-
Kimsin?
-
Ben Sophie Amundsen
-
Sen bensin ve ben de senim.
-
- Sophie, işin bitti mi?
- Az kaldı.
-
Geç kalacağım. Kapıyı aç.
-
Dünyanın nasıl meydana geldiğini
bulduğumda açacağım.
-
Bir kaç gün içinde on dört
yaşında olacaksın.
-
On beş anne. On beş.
-
Sobayı kapatmayı ve anahtarlarını unutma.
-
- Sen de kimsin?
- Haberci.
-
Görüşürüz.
-
Sophie!
-
- Gördün mü?
- Kimi?
-
Yeni bir mektup mu?
-
Merhaba! Beni hatırladın mı?
Ben Joruun, komşun.
-
- Bana bir mektup yazmış.
- Kim?
-
"Kimsin?"
-
Sana "Kimsin?" yazan çocuk mu?
-
Sevgili Sophie,
hayatta en önemli şey nedir?
-
Eğer bunu aç birine sorarsan,
cevabı "yemek" olur.
-
Eğer üşüyen birine sorarsan,
cevabı "sıcaklık" olur.
-
Her şeyi tam olsa bile,
insan daha fazlasını ister.
-
Filozoflar der ki; bizim kim olduğumuzu
ve neden var olduğumuzu...
-
...bilmemiz gerekir.
-
Felsefeye giriş için en güzel
yol felsefi sorular sormaktır.
-
Kimim? Dünya nasıl meydana geldi?
-
Bu soruların cevaplarını "Spiritualizm'in
Sırları"nda bulamayacaksın.
-
Sophie, haydi.
-
Başlangıçta, insanlar
filozoflara ilgi göstermezler.
-
Çok tembeller.
-
Filozofların tehlikeli yolculuklara
koyulduklarını görmezler.
-
Bana katılacak mısın, Sophie?
Saygılarımla, Alberto Knox.
-
Alberto Knox?
-
Sözdizimi hakkında konuşmuştuk.
-
Georg...
-
Okuyacağım,
geçmiş zaman ekiyle ne olur?
-
Haydi!
-
Şunu söylemek zorundayım raporun
çok kısaydı. Sence de öyle değil mi?
-
Çok, çok kısaydı ya da tamamen yoktu.
-
Neden buradasın, Jorunn?
-
Belki de tamamen burada değilsin.
-
Ama Sophie'nin ki,
tamamen farklı bir olay.
-
- Işığı gördün mü, Sophie?
- Ben rapor yazmamıştım.
-
- Bu değil...
- Kitabını getir.
-
Herkes burayla ilgilensin, lütfen.
-
Sophie Amundsen ve Efsanevi Dünya Görüşü.
-
Sahne senin.
-
Zamanın başlangıcından beri
insanoğlu dünyayı açıklamak için...
-
...bir çok efsane yarattı.
-
Bunlar efsanevi açıklamalar bir
çok felsefi soruya dönüştü.
-
Neden dünya böyle, ve sonunda...
-
...dünya nereden geldi.
-
Hıristiyanlık'tan önce Tanrı
Thor'un bir çift keçinin çektiği...
-
...arabasıyla cennetler
arasında dolaştığını düşünürdük.
-
Ve Elindeki çekiçle ışığı
ve şimşeği yaratırdı.
-
Thor, bir çok yönüyle Viking
Dönemi'nin Batman'iydi.
-
Şimşek bazen çiftçiler için hayati
önem taşıyan yağmuru getirirdi.
-
Thor, doğal değişimlerin
efsanevi açıklamasıydı.
-
Ama kıtlık olduğu zaman,
insanların bir açıklamaya ihtiyacı oldu.
-
Canavarlar Thor'un çekicini
çalmış olabilirler mi?
-
Bu yolla insanların anlamadıkları
şeyleri efsaneler açıkladı.
-
Güzel rapor.
-
- Yaptığın çok kötüydü!
- Ben rapor yazmadım.
-
Peki kim yazdı o zaman?
Uykunda mı yazdın?
-
Hayır!
-
Otomatik yazım hakkında
bir şeyler duydun mu?
-
Transa geçmiş gibi yazarsın.
Sanki biri seni zorlar gibi.
-
Bu raporu sen yazmadığına
yemin edebilir misin?
-
Çok garip...
-
Sevgili Sophie, burada hiç bir cevabı
bulamayacaksın. Alberto Knox.
-
Hayır, hayır, olamaz!
-
Bu araba 1964 model. Özel
boyasını artık bulamazsınız!
-
- Merhaba, canım!
- Bayan Amunsen...
-
Bana Britt diyebilirsin, bizler komşuyuz.
Günlük izin mi aldınız?
-
- Karınız nasıl?
- Güneş banyosu yapıyor.
-
Gömleğiniz güzelmiş bu arada.
-
Orada ne saklıyorsun?
-
- Gizli bir mektup mu?
- Bir arkadaşımdan.
-
Zamanı gelmişti zaten
on dört yaşında olacaksın.
-
- On beş, anne.
- On beş.
-
Doğum gününü nasıl kutlamak istersin?
-
Bahçede yapabilir ve
ağaçlara fenerler asabiliriz.
-
Ve de arkadaşlarını çağırabiliriz.
-
Sevgili Hilde...
-
Sophie?
-
On beşinci yaş günün kutlu olsun.
-
Gördüğün gibi sana bir
hediye vermek istedim.
-
Bu kartpostalı Sophie'ye
yolladığım için kusuruma bakma.
-
En kolay yol buydu.
En içten dileklerimle, baban.
-
Hilde Maller Knag?
-
Bu doğru, Hilde Maller Knag.
-
Anladım. Neyse teşekkürler.
-
Knag... Knox...
-
Sophie! Beni duyabiliyor musun?
-
Şu köpekten kurtul!
Köpeklerden korktuğumu biliyorsun!
-
Acele et! Köpeklerden nefret ederim!
-
- Köpek mi?
- Dikkatli ol.
-
Tasması yok.
Bence pis bir sokak köpeği!
-
Dikkat et.
-
- Gitti, anne.
- Emin misin?
-
- Buraya nasıl girdi?
- Bilmiyorum.
-
- Pencereden dışarı atladı.
- İkinci kattan mı?
-
Ben küçük bir kızken...
-
Bir Labrador'un saldırısına
uğradığımı anlatmış mıydım?
-
- Ne yapıyorsun?
- Saçların çok güzel gözüküyor.
-
Bence hep böyle yapmalısın.
-
Ivar gittiğinden beri
duyduğum ilk övgü.
-
Baban da diyebilirsin.
-
Sanırım seninle...
-
...erkekler hakkında biraz konuşmalıyız.
-
- Bilmek istediğin bir şey var mı?
- Hayır, ben her şeyi biliyorum.
-
Sana kartlar yollayan çocuk, kim o?
-
- Telefon çalıyor.
- O çamaşır makinesi.
-
Bu koku ne peki!
Tost mu yapıyorsun?
-
Yanlış alarmmış.
Arkadaşın, nasıl biri?
-
Ben kendimin kim
olduğunu bile bilmiyorum.
-
- Sen Sophie Amundsen'sin!
- Peki ya o kim?
-
Benim adım Sophie ve
neredeyse on beş yaşındayım.
-
Ama ben bir vücuttan ve
isimden daha fazlası olmalıyım.
-
Gerçekten kim olduğunu
hiç merak etmedin mi?
-
- Ya da nereden geldiğimizi?
- Tabii ki ettim.
-
Makine henüz bitmedi!
-
Dürüst olmak gerekirse,
bunun hakkında hiç düşünmedim.
-
Ben benim, ve Büyükannem
ve Büyükbabamdan geliyorum.
-
- Bu kadar basit olamaz.
- Her şey olağanüstü değildir.
-
Yarın çok işim var.
Haydi erken yatalım.
-
- Sanırım bende şimdi yatağıma gidiyorum.
- Hemen şimdi?
-
Kendini iyi hissetmiyor musun?
-
- Bu babanın gömleği değil i?
- Bence çok güzel.
-
Ve biraz babam kokuyor.
-
Bunu giydiğimde sanki o
buradaymış gibi hissediyorum.
-
- İyi geceler, canım.
- İyi geceler, anne.
-
Biliyor musun, Bu
Büyükannenin annesine aitti.
-
Yaşı yüzden fazlaydı.
-
Sobayı kapatmayı unutma.
-
Kayıtta mıyız?
-
Bir, iki...
-
Sophie, Atina'ya hoş geldin.
-
Muhtemelen şuan bildiğin gibi,
ben Alberto Knox.
-
Ne diyorduk?
-
Kalimera Efharisto!
-
Size güneşi getirdik!
Beni takip edin.
-
Az önce ziyaret ettiğimiz yer...
-
Ole-Johan'da görüşürüz.
-
Hayır, Sophie. Düşündüm de bunu
benim yolumdan yapsak daha iyi olur.
-
Tapınağı gördün mü?
Burada eskiden market vardı.
-
Acropolis. Atina sadece
Avrupa'nın kökeni değildir.
-
Aynı zamanda felsefenin de kökenidir!
Bu yer Sokrates'in...
-
...öğrencisi Plato'yla ayakta
dikildiği yer bile olabilir.
-
Ya da, Plato'nun söylediklerinde...
-
Hayal et! 2,400 yıl önce
Belki de onlar burada...
-
...dünyanın nasıl
oluştuğunu tartışıyorlardı.
-
Sophie, videoyu kapat.
Annen geliyor!
-
Merhaba?
-
Sophie?
Merhaba?
-
Demek sendin, Shere Khan?
Beni korkuttun.
-
Neredeyse yakalanıyordun.
-
Sophie, benimle yolculuk et...
-
Seninle zamanda yolculuk yapacağız.
-
Atina, Milattan Önce 399.
Sokrates'in duruşması.
-
İşte geliyorlar, Sokrates,
ve davacılar.
-
İnsanlar Meletus'un suçlamaları
okuyacağı mahkeme salonuna giriyorlar.
-
Haydi bizde girelim.
-
Sokrates yeni tanrıları tanıtmak...
-
...ve gençleri baştan
çıkartmakla suçlanıyor.
-
Sophie, şimdi Sokrates kendisini savunacak.
-
Uzun yıllardır Sokrates bir çok...
-
...kritik soru sorarak
insanları rahatsız ediyor.
-
Bir çok öğrenciyi etkiledi ve bazı insanlar
daha fazlasının olacağını düşünüyor.
-
Sophie, Plato tam şurada duruyor!
-
Plato uzun bir felsefe
konuşmasına başlamak üzere.
-
Korkmuyor.
Ne adam ama!
-
- Alberto?
- Efendim? Oh, pardon.
-
Sokrates insanların kendileri
için düşünmesini isterdi.
-
Eğer onlar sözlerinin
sonuçlarını düşünürlerse...
-
...kendilerini yargılamak zorunda
kalırlardı. Çok akıllı, çok cesur!
-
Şuan dokunaklı konuşmadığı
için kendini affediyor.
-
Basit ve direkt olarak konuşacak,
aynı markette yaptığı gibi
-
İnsanlar Sokrates'e uzun
yıllardır iftira atıyorlar...
-
...ve o dedikodudan dünyadaki
tüm suçlamalardan daha fazla korkuyor.
-
Klasik Yunan!
Hepsini almayacağım.
-
Sokrates diyor ki,
-
İnsanların saygı gösterdiği
bilge bir adama gittim.
-
Ve sonra kendi kendime düşündüm,
ben ondan daha bilgiliyim.
-
Hiçbirimiz diğerimizden daha fazla
şey bilmiyor, ama o bilmediği...
-
...halde bildiğini düşünüyor.
-
Ondan daha fazla bilgili değilim,
ama gerçeğin farkındayım.
-
Bu nedenle, ben ondan daha bilgiliyim.
-
Takip edebiliyor musun?
-
Jüri şimdi Sokrates'in
kaderini belirleyecek.
-
Tüm zamanların en mükemmel filozofunun.
-
Sophie, bu korkunç!
-
Ona ölüm cezası vermek istiyorlar.
-
Sadece insanların düzgün düşünmelerine
yardım etmek istediği için.
-
Şimdi onuruna şehir meydanında
düzenlenen bir akşam yemeği...
-
...ve eğlenceyi hak ettiğini söylüyor.
-
Beni öldürmek Atina'ya bunu yapmaktan...
-
...daha fazla zarar verir.
-
Alberto Knox...
-
Atina'nın çok eski zamanlarından...
-
Tam şu anda, Sokrates'in hapishane
hücresinin hemen dışındayım.
-
Biraz bekle...
-
Sokrates diyor ki, Plato
geleneği sürdürmeli.
-
Sokrates'i öldürebilirler...
-
...ama kritik düşüncelerini öldüremezler.
-
Haksız yere acı çekmek,
Yanlış davranışlar yapmaktan iyidir.
-
Kim yanlış davranışlar yaparsa,
zararı kendine olur.
-
Ruhunun berrak olmadığını gösteriyor.
-
Bir bardak zehir!
Sokrates bunu içmeli...
-
Tüm zamanların en iyi filozofu...
-
Hayatta kalmak zor değil.
-
Tüm askerler bunu bilir.
Sadece kaçmak yeter.
-
Ama günahlardan kaçmak daha zordur.
-
Bizden daha hızlı koşar.
-
Hayır!
-
Alberto Knox, Atina'nın
çok eski zamanlarından.
-
Sokrates’ten bundan sonraki bir kaç yıl için
söz edilmeyecek, şimdi Plato'yla buluşalım.
-
Sokrates'in varisi.
-
Gölgeyi gördün mü?
-
Plato der ki, doğadaki
her şey ölümsüz...
-
...düşüncelerin saf gölgesidir.
-
Ama bir çok insan
yanlış gölgelerle yetinir.
-
Onlar sanki mağara adamı gibidir.
-
Gölgelerini duvarda görürler...
-
...ama kendilerine bu gölgeyi
neyin yarattığını sormazlar.
-
Mağarayı terk edip güneşi ya da
gerçeği keşfetmeye cesaret edemezler.
-
Bu Plato'nun mağarayla
ilgili ünlü bir benzetmesi.
-
Sophie?
-
Sophie Amundsen, gizlidir.
-
Anne, Olmaz!
-
Bu da ne?
-
Bu gemi yolculuğunda Atina'da
dört gün geçirebilirsiniz.
-
Ve inanın Avrupa'nın başlangıç
yerinde dört güne ihtiyacınız var.
-
Bunların hepsini görmelisiniz.
-
Bunu heyecanlandırıcı mı buluyorsun?
-
Acropolis, hava sıcak ve her şey ucuz.
-
- Bu ne anlama geliyor Sophie?
- Yanlış gölgeleri görmeliyiz.
-
- Yanlış gölgeler?
- Evet, televizyonda.
-
İçyüzünü bulmak zorundayız.
-
İçyüzünü mü?
-
Dün gece bu kaset sabahkinden
çok daha farklıydı.
-
Sokrates ve Plato hakkındaydı.
-
Ve söz dizimi nasıl, Sophie?
-
Söz dizimi? Güzel.
-
Sevgili Sophie,
daha fazla bilmek ister misin?
-
Felsefe öğretmenin olarak,
senden habercime pembe...
-
...zarf içinde bir küp
şeker vermeni istiyorum.
-
Sabah kapında olacak.
-
Saygılarımla,
Alberto Knox.
-
- Merhaba, Johnsen!
- Yaz ortasında yılbaşı kartı mı?
-
Merhaba Sophie!
-
Hepsi Gudbrandsdalen'den değil,
Güller Vestlandet'ten.
-
Merhaba, Sophie!
Bugün kızımı gördün mü?
-
Kendine biraz dikkat etmesi gerek.
-
- Sence neden bu kadar asabi?
- Belki de kendisini bulmaya çalışıyordur.
-
Hayatının anlamını.
-
Özel bir şeyler mi bakıyorsun?
Anladım! Aşk mektubu yazacaksın!
-
Tekerleğiniz patlamış.
-
- Aşk mektupları mı yazıyorsun?
- Sana değil, merak etme.
-
Tekerleğim patlamamış.
-
Gül boyamasıyla ilgili başka
kitaplarınız var mı?
-
Vibeke, gül boyamasıyla ilgili
başka kitaplarımız var mı?
-
Sağlam rapor.
-
Efsaneler ve madde.
-
- Nasıl gidiyor?
- Felsefe çalışıyorum.
-
Merhaba?
-
Kimse yok mu?
-
Plato.
-
Immanuel Kant.
-
Hilde Maller Knag.
-
Hilde Maller Knag?
-
- Neredeydin?
- Ormanda.
-
- Arkadaşınla mı?
- Hayır.
-
Uyuyamadım, bu yüzden ormanda
bir gezintiye çıktım, ve yolumu kaybettim.
-
- Gölün kenarında bir kulübe buldum.
- Orası yıllardır terk edilmiş bir yer.
-
Kulübenin içinde bir kız gördüm.
-
Bir aynada. Bana benziyordu.
Elimi aynaya doğru uzattım.
-
Senin yaşında nasıl olur biliyorum.
-
Aynada bir kız vardı ve
ayna elektriklendiriciydi.
-
Alnındaki saç çizgin Astrid halanla aynı.
-
Ben senin yaşındayken, insanların
düşüncelerimi okuyabildiğini düşünürdüm.
-
Bu yüzden özellikle hiç bir
şey düşünmemeye çalışırdım.
-
- Sende böyle mi düşünürsün?
- Evet.
-
Bana çekmişsin.
-
- Belki birazda Ivar'a.
- Babama!
-
Baba Amundsen.
-
Sana Ivar'la birlikte Fransa'daki
günlerimizi anlatmış mıydım?
-
Caddenin başında durmaksızın konuşan
küçük bir adamla karşılaşmıştık.
-
Hangi dili konuştuğunu çözmeye
çalıştım, ve sanırım Latince'ydi.
-
- Onu dinlemeyi denedim...
- Ben biraz kestireceğim.
-
- Sana bunu daha önce anlatmış mıydım?
- Evet.
-
Sevgili Sophie, sanatla ilgilenir misin?
-
- Sanat?
- Sanat ve felsefe birbiriyle bağlantılıdır.
-
Syrinvejen 8'e bir gezinti yap.
Korkacak bir şey yok.
-
Her şeyin bir nedeni vardır.
Saygılarımla, Alberto Knox.
-
Sophie, bu gizemli köpek yine burada.
-
- Nereye gidiyorsun?
- Dışarıya.
-
Biraz sanatla ilgileneceğim.
-
Sanat?
-
Ama ben bugün beraber bir şeyler
yaparız diye düşünmüştüm.
-
Umarım Ivar yakında evde olur.
-
Genç bir kız heykeltıraşı ziyaret ediyor.
-
Heykeltıraş geniş bir mermer bloğu eğiyor.
-
Ne aramıştınız, diye sorar kıza.
-
Bekle ve gör, der heykeltıraş.
-
Bir kaç hafta sonra kız geri gelir...
-
...ve heykeltıraş mermerden bir
insan vücudu oluşturmuştur.
-
Bunu nasıl bilebilirsin...
Burada mı saklanıyordu?
-
Aristotales adında bir
Yunan filozof vardı.
-
Plato'nun kurduğu felsefe
okulunun öğrencisiydi.
-
Alberto?
-
Merhaba?
-
Plato'yu hatırlıyor musun?
-
Gölgelerin adamı.
Mağara benzetmesi.
-
Kesinlikle.
-
Ve sanki mermeri oyar gibi,
-
Aristotales'de doğadaki her şey...
-
...belirli bir şekle dönüşebilecek
potansiyele sahiptir demiştir..
-
Aristotales dünyayı iki
ayrı içeriğe ayırmıştı...
-
...ölü şeyler...
-
...ve yaşayan şeyler.
-
Neden saklanıyorsun?
-
Bitkiler, hayvanlar ve insanoğlu...
-
Farklı içerikler...
-
Çiçekleri düşün. Önce tomurcukturlar,
ve sonra solarlar.
-
Hayvanlar açlığı ve susuzluğu hissedebilir,
ama sadece insan...
-
- Felsefe ile uğraşabilir?
- Tamamen haklısın!
-
Dikkatli düşün...
-
Bu seni hayvanlardan ayıran şeydir, Sophie.
-
Sen felsefeyle uğraşabilirsin.
-
- Bunu nasıl anladın?
- Taşın neyi içerdiğini gördüm.
-
Bu taşın içinde güzel bir kadın
var ve adı da... Sophie.
-
Onu taşın içinde mi gördün?
Beni taşın içinde mi gördün?
-
- İsteyen herkes görebilir mi?
- Evet, eğer isterlerse.
-
Sanatçılar henüz gerçek olmayanlara
hayatlarını adar, ama bunlar...
-
...zaten olayın içinde yaşarlar.
-
- Peki ya filozof?
- O da sanatçının erkek kardeşidir.
-
- Ya da kız kardeşi.
- Evet.
-
Alberto? Neredesin?
-
Pekala, Shere Khan.
Aristotistik düşünce.
-
Masanın üstündeki taş,
en basit şekli.
-
Sonra biz bir bitki alıyoruz,
sonrada sen, ve en üstte de ben.
-
Jorun aradı ve gelebilecek
olup olmadığını sordu.
-
Jorunn'u hatırlıyor musun?
Ve de beni anneni?
-
Peki ya senin içinde ne var?
Dünyanın en küçük heykeli?
-
Biliyorsun, Aristotales...
-
...doğadaki her şey belirli
bir şekle dönüşebilecek...
-
...potansiyele sahiptir demiştir.
-
Üzgünüm Sophie, ama Latince bilmiyorum.
-
Bir taş, bir bitki, bir hayvan
ve bir insan arasındaki fark...
-
Bir dakika, Liss.
-
- Saç kurutma makinesini gördün mü?
- Johnsen'e sor.
-
Jorgen aradı. Öğleden sonra
onunla görüşecekmişsiniz.
-
Buradayım, evet.
-
Bana sormadan onlarla
buluşmaya mı karar verdin?
-
Sana beş kere söyledim, Sophie.
Hayal alemindesin.
-
Zaman ve mekan içerisinde
unutulmaz bir yolculuğa çıkın.
-
Alberto!
-
Her gün stresli olmaktan bıktınız mı?
-
Felsefe tarihine olan bu
yolculukta beni takip edin.
-
Evet, doğru duydunuz.
Felsefe tarihine.
-
Düşüncelerin ve fikirlerin
sürprizlerle dolu dünyasına.
-
Şimdi kaydolun.
Numaramız 9000...
-
Çabuk, bana bir kalem verin!
-
Görüşürüz.
-
Pardon...
-
- Pardon.
- Nereye gidiyorsun?
-
- Alberto?
- Merhaba, Sophie!
-
- Sanatçıyı nasıl buldun?
- O sendin!
-
- Bunu nasıl yaptın?
- Neyi nasıl yaptım?
-
Her şeyi. Atina’dan kaset,
rapor, ayna?
-
Sabırlı olmalısın.
Sonunda anlayacaksın.
-
Her şey yolunda.
-
- Peki o köpek senin mi?
- Yani...
-
Bir bakıma.
-
Beni gözetliyor.
-
Şuna gözü senin üzerinde diyelim.
-
Sokrates'ten sonra, tarihte Plato
ve Aristotales devri başladı.
-
- Neredesin?
- Şuan bunu düşünme.
-
Nerede kalmıştık?
Yunan dili ve kültürü...
-
...Dünya'da 600 yıl boyunca
baskındı, Helenistik Çağı.
-
Bir saniye. Bekle.
-
Gel, gel, gel...
-
Sophie, Kötümser Felsefeciler
diye bir şey duydun mu?
-
- Kötümser Felsefeciler mi?
- Filmi izle.
-
Alo? Alberto? Alberto?
-
Sessiz olun!
-
Orada durup öylece gülemezsin.
-
Sophie?
-
Nereye gidiyorsun?
-
Merhaba, anne!
-
- Film nasıldı?
- Aydınlatıcı, değişik.
-
- Konusu neydi?
- İki komik Kötümser Felsefeci.
-
- Kötümser felsefecileri komik mi sence?
- Evet, fazla bir şeye ihtiyaçları yok.
-
Bir asa, bir gömlek, bir fıçı...
Paraya ihtiyaçları yok.
-
- Beni günışığıyla doyurdular.
- Tekrar mı felsefe?
-
Evolveris, bu Latince ve
anlamı gelişiyorsun demek.
-
Paragraf 67 A, uygun...
-
Anne? Bu kadar Latince
bilgisiyle ne yapacaksın?
-
Onunla ne mi yapacağım?
-
Onunla...
-
Bu Alberto Knox'un cevap makinesidir.
-
Eğer filozofla konuşmak isterseniz 1'e,
-
Mesaj bırakmak isterseniz 2'ye basınız...
-
...ve melodiden sonra konuşun...
-
Marianne, onu yarın almam lazım.
-
Neden gülüyordun?
Dün, sinemada?
-
Dışarı atıldın.
Gülecek ne vardı?
-
Film.
-
Başka kimse gülmedi.
Acılı bir filmdi.
-
Adam savaşta öldü.
-
- Ve kalem ne içindi?
- Telefon numarası içindi.
-
Alfredo'nun mu?
-
Nerede yaşadığını biliyor musun?
-
Hiç bir zaman bu karışıklığı temizlemez!
-
- Oraya gittin mi daha önce?
- Sana gösterebilirim.
-
Buna cesaret edebilir misin?
-
- Korktun mu?
- Korkacak ne var ki?
-
Orası biraz loş bir yer.
-
Ne açıdan?
-
- Sophie, geri dönelim.
- Endişelendin mi?
-
- Ne kadar büyük gözlerin var!
- Ne?
-
Sophie, geri...
-
Merhaba? Kimse yok.
-
Gel.
-
- O burada mı yaşıyor?
- Bu büyülü bir ayna.
-
- Ayna, duvardaki ayna...
- Onunla oynama, Jorunn!
-
Diğer tarafta biri var!
-
- Posta kartları!
- Onlara dokunma!
-
Hilde Maller Knag,
Alberto Knox'un elinden.
-
- Bu o mu?
- Hilde Maller Knag!
-
Sevgili Hilde, Lillesand'a,
eve gelmeyi iple çekiyorum.
-
Yaz ortası akşamında Kjevik'e varacağım.
-
Biraz geç olsa da doğum
gününü kutlayabiliriz.
-
Sevgiler, baban.
-
Bir gün Sophie adında
bir kızla tanışacaksın.
-
Tıpkı senin gibi o da
düşüncenin kanatlarına takılacak.
-
Senin hakkında yazmış, Sophie!
-
Aynada biri var.
-
- Ne dedin?
- Aynada biri var.
-
Jorunn?
-
- Jorunn!
- Evet, Sophie, ne oldu?
-
- Ben bakıyorum!
- Dokunma!
-
- Ben Sophie.
- Benim, sana bir mesajım var.
-
Zaman geldi.
-
Buluşacağız.
-
Beraber çalışmak zorundayız.
-
- Şuan tek söyleyebileceğim bu.
- Aynanın sorunu ne?
-
Beni canımdan bezdiriyor.
-
- Ne demek istiyorsun? Kim?
- Sana söyleyemem.
-
Eğer söylemezsen, bende gelmem.
-
Binbaşı... Sanırım filozoflar
senin gözlerini açacak.
-
Sabah dörtte benimle
kilisede buluş, yalnız ol.
-
Alberto?
-
Günaydın. Dışarıya çıkıyorum.
Kahvaltını bensiz yapabilirsin.
-
Bunu beğendin mi?
Benim en iyi aldatmacalarımdan biridir.
-
Şimdi Orta Çağ'a geçme vakti geldi!
-
Bu kilise ondan biraz sonra kuruldu,
ama bunun bir önemi yok.
-
Şahane değil mi?
-
Ortaçağ saat dörtte mi başlıyor?
-
Farz edelim ki İsa gece yarısı doğdu.
Saat bir milattan sonra 100 olsun.
-
Saat iki... Dinliyor musun?
-
- Saat iki milattan sonra 200.
- Saat üç milattan sonra 300.
-
Buna benzer...
-
Yani Ortaçağ Milattan
sonra 400'de başlıyor.
-
Ve bin yıl sonra bitiyor.
-
Ama saat dörtten önce, Roma
İmparatorluğu ikide bölündü.
-
- Bir kaç dakika sonra...
- Binbaşı kim?
-
Beşe çeyrek varken...
-
Kim o?
-
- Buna bir görevim var diyelim.
- Binbaşıdan mı?
-
Onu tanıyor musun?
-
Biz aynı gün doğduk ve
birbirimize çok benziyoruz.
-
- Sabırlı olmak zorundasın.
- Bu kız aynada nasıl olabilir?
-
- Aynada? Kulübedeki mi?
- Evet.
-
Elimi aynadan içeriye uzatabiliyordum.
-
Bunu bilmiyordum.
-
O aynaya dikkat et.
-
Pardon.
-
Saat sekizde uzun okul günü başlayacak.
-
Affedersin, Rahip
-
Sophie, bilgi güçtür.
-
İlk başlarda, sadece manastırların
okul açmasına izin vardı.
-
On'da ilk katedral okulu açıldı,
ve on iki'de...
-
...ilk üniversite.
-
Tanıştığımıza memnun oldum Sophie.
Artık bunu kutlayabiliriz.
-
Chateau de Ciecle, ne şarap ama!
-
- Bu nasıl mümkün olabilir?
- Hayal gücü, Sophie!
-
- Benim geniş bir hayal gücüm yok.
- Belki de bu sen değilsin.
-
Binbaşı mı?
-
Alışılmadık bir görüntü değil, Sophie.
-
Orta Çağ'da, üç çocuktan biri
daha yaşına basmadan ölürdü.
-
Ama bir çoğu da başardı
ve önemli insanlar oldu.
-
Ben felsefeyle uğraşan ilk kadın mıyım?
-
Hayır değilsin!
Hildegard von Bingen, 1098 den 1179'a.
-
Hildegard bir manastırda
büyüdü ve ilk zamanlarda...
-
Buraya biraz huzur verebilir misin?
-
- Kiminle konuşuyorsun?
- Binbaşıyla.
-
Sophie'nin anlamını biliyor musun?
-
Bilgi demektir.
Benim işim seni bilgili yapmak.
-
Sence bu mümkün mü?
-
Hilde'yle Hildegard'ın bi alakası var mı?
-
İlk başlarda Hildegard Tanrı
onunla konuşuyormuş gibi hissetti.
-
Bir süre sonra Tanrı'nın seçtiği
insanlardan biri olduğunu fark etti.
-
Papalar ve İmparatorlar
onun görüşlerine başvurdu.
-
Ve en mükemmel Gregoryen
bestecilerinden biriydi.
-
Müziği ve sanatı tanrısal bir
anlatım olarak gördü.
-
Tanrısal?
-
İnsanların günahlarının bağışlanma yolu.
-
13. yüzyılda, Thomas Aquinas
adında bir adam vardı.
-
Tanrı'nın İncil'de bir nedenle
kendisini gösterdiğini kavradı.
-
Peki ya rapor ve ayna?
-
- Çanlar çalıyor.
- Ve Hilde?
-
- Hilde diye biri yok!
- Ama onu aynada gördüm!
-
Sophie, Bana inanmalısın, değil mi?
-
Alberto!
-
150 yıl sonra, veba Avrupa'ya sıçradı.
-
Kara Ölüm!
-
Alberto!
-
İlk ölen Sigurd'dı.
-
Tatlı ve güzel bir küçük çocuk.
-
Babasına çok benzerdi.
-
Tabiî ki sonra babası da öldü.
-
Ve sonra Magnus, güçlü çocuk.
-
İnanç ve güven yoktu.
-
Sadece bir anda kalbini kıran gözler.
-
Daha fazlası değil.
-
Kara Ölüm...
-
Sende öleceksin, Sophie.
-
Hepimiz öleceğiz!
-
Gel seni bir öpeyim...
-
Sophie?
-
- Neredeydin?
- Ortaçağ'da.
-
Ortaçağ'da mı?
-
Ortaçağın ne zaman
yaşandığını bilen var mı?
-
Jorgen, handi zamanda ortaya çıktı?
-
- Jorunn?
- Ortaçağ?
-
Ne zamandı?
-
Peki ya Georg?
-
Viking Çağıyla hemen hemen aynı zamanda.
-
Dörtyüzden bindörtyüze.
-
- Ne dedin?
- Milattan sonra dörtyüzden bindörtyüze.
-
Öylemi...
-
- Ortaçağda kimler yaşadı?
- Thomas Aquinas...
-
...ve Hildegard von Bingen.
-
Hildegard von Bingen.
-
Tanrım!
-
- Peki ne yapıyordu?
- Müzik.
-
Tanrı tarafından seçilmişti ve
Papa'ya tavsiyeler verirdi.
-
- Müzikle ne yapardı?
- Gregoryan müziği bestecisiydi.
-
Tanrı'nın kendini insanlara
müzikte gösterdiğini hissederdi.
-
Ve bütün sanatlarda.
-
Aslında...
-
Bakalım...
-
Tanrısal?
-
İtfaiyeyi çağırdın mı?
-
Neden işler hep ters gitmek zorunda?
Daha hafif bir şeyler yemek zorundayız.
-
- Nerede olduğunu düşünüyorsun?
- Herhangi bir okyanusta.
-
- Arkadaşın nasıl, Albert?
- Dün beraber bir konferansa gittik.
-
Konferans mı?
-
Demek konferansa gittiniz?
Neyle ilgiliydi?
-
- Sophie?
- Ortaçağla ilgiliydi.
-
Ve bilgi güçtür.
-
Albert'le görüşmek istiyorum.
Çok ilginç biri gibi görünüyor.
-
Baban aradı.
-
- Nereden aradı?
- Tekneden.
-
Seni evde bulamayınca
hayal kırıklığına uğradı.
-
Ana karakter çok iyiydi.
Sence de öyle değil mi Sophie?
-
Evet..
-
Sobayı kapat, ışıkları da...
-
Sen yatmıyor musun?
-
Babanı mı özledin?
-
Bende.
-
Doğum günün konusunda. Yaz
ortasında bir akşam partisi yapabiliriz.
-
Bahçede yapabiliriz, ve sende
arkadaşlarını çağırabilirsin.
-
Anne, Sophie'nin anlamını biliyor musun?
-
Sophie'nin anlamı...
-
Hayır.
-
Bilgi demek.
-
- İyi geceler.
- İyi geceler, canım.
-
H. M. K...
-
Hilde Maller Knag!
-
Hilde?
-
Hilde?
-
Neredesin?