-
Kadınlar böyle güçlü erkekleri görmeyi seviyor ya.
-
Hayır ben güçlü kadın görmeyi seviyorum
-
Hoşuma gidiyor, içim eriyor.
-
Çok acayip şeyler yaptığımızın
-
farkında mısınız kızlar?
-
Bayağı yıkıyoruz ortalığı yıkıyoruz yani.
-
Şu an her yere girdik. Her yere ya.
-
Ben de mesela komedyenlik yapıyorum.
-
Stand-up'çı oldum. Baktım nereye parmak
-
atmamışız. Baktım komedyenlik boş,
-
hemen oraya girdim. Her yere girdik.
-
Ve her şeyin üstesinden geliyoruz yani.
-
İnanılmaz. Erkekler, ben uygarlığın
-
kadınlar sayesinde geliştiğini düşünüyorum.
-
Çünkü erkeklere ver eline joy stick'ini
-
oynasın yani sabahtan akşama kadar.
-
Biz öyle değiliz. Biz hep bir adım, bir adım,
-
bir adım... Mesela aileler kız çocuklarının
-
gelişimlerinde çok etkili faktörler.
-
Benim mesela ailem, benim mizah
-
anlayışımın gelişmesi konusunda bana çok
-
yardımcı oldu. Çünkü Laz benim ailem.
-
Karadenizli. Bizde ezber diye bir şey yok.
-
Öyle bir kavram yok yani komple hani.
-
Beş tane dayım bir tane ağabeyim var.
-
Şimdi kız çocuklarının erkek figürleri
-
ailesindeki erkeklerle oluşuyor. Bir de
-
masallardaki prenslere yükseliyoruz biz.
-
Değil mi çocukken? Başka bir şey
-
bildiğimiz yok. Benim o figürler beş tane
-
Laz dayı, bir tane ağabey. Ve şöyle bak
-
biraz anlamanız için anlatmak istiyorum
-
bir tane dayımı. En büyük dayım köyde
-
yaşıyor,kırık... Bayağı yılan falan
-
besliyor. Deli yani bildiğin. Ev falan
-
yaptı. Dediler burada imar yok, baltayla
-
falan kovaladı böyle gelenleri. Gidin,
-
burası benim ocağım, diye.
-
Ben üniversite için İstanbul'a geldim.
-
Mimar Sinan'ı kazandım.
-
Kültür şoku hayatım.
-
O aileden sonra oraya çıkıp, bayağı
-
saçımı maşa yapıp okula gidiyorum.
-
Bahçede insanlar varoluşu sorguluyor.
-
Hafta sonu köye gidiyorum. Dayım geliyor
-
diyor ki: "İlk insan Lazdı."
-
Dayı diyorum, evrim falan diyorlar.
-
"Lazdı, hayır!"
-
Israr ediyor, şimdi onun ısrarı üstüne bir
-
düşünmek istiyorsun. Ne Adem ile Havva
-
nerede? Cennette. Adem kendini yiyor,
-
ne için? "Elma... Elma. Elma yiyemiyoruz."
-
"Yiyemiyoruz elmayı ya. Her şeyi yiyoruz,
-
elmayı yiyemiyoruz." Diye böyle kendini
-
dolduruyor, dolduruyor. Bir şekilde sonra
-
Havva elmayı fark ediyor. Ve o noktaya
-
kadar hiçbir problem yok. Havva elmayı
-
fark edene kadar hiçbir problem yok.
-
Diyor ki " Niçin yemiyoruz elmayı Adem'im,
-
erkeğim, bebeğim? Yiyelim onu, ısıralım onu
-
(kelime). Tadına bakalım. Benden değerli mi?"
-
Öyleydi böyleydi elmayı yiyor, yediriyor biz oluyoruz.
-
Ben bunu düşündükten sonra dayıma gittim,
-
dedim ki: " Evet dayı, ilk insan Laz olabilir."
-
Evet! Çünkü ancak bir Laz o elmayı neden
-
yememesi gerektiğini yiyerek test eder.
-
Var böyle bir ihtimal. Şimdi dedim ya kız
-
çocukları erkek figürleriyle ailesinde hani
-
Dayımlar bu şekil, bu model. Masalları da
-
anneannem anlatıyor ve şöyle anlatıyor:
-
"Bu masallardaki prenslerin aklı hep uçkuruna.
-
Hep uçkuruna... Hepsi kız peşine...
-
Hepsi kız peşine... Hayır! Bir de abuk subuk
-
kızlar. Doğru kızları da bulmadılar. Hayır!
-
Biri gidiyor Küllüsüne bakıyor.
-
Biri gidiyor pamuklusuna bakıyor.
-
Biri gidiyor uyuyanı uyandırıyor,
-
dürtüklüyor onu. Biri gidiyor fetişist gibi
-
geziyor kapı kapı ayakkabı arıyor. Kadınların
-
ayaklarına bakıyor. Sen kızım akıllı olacaksın.
-
Sen Peter'i seveceksin." Peter, Heidi'nin
-
sevgilisi. Neden? "Süt getiriyor. Yumurta
-
getiriyor. Bir kere eli boş gelmedi.
-
Her bölüm gördük onu. Heidi'yi dedesinin
-
yanından alıyor, dedesinin yanına bırakıyor.
-
Usul, edep biliyor. Sen kızım akıllı olacaksın.
-
Peter'i seveceksin. Prens dediğin adamın
-
babası varsa var. Emeklisi olmaz, SSK'sı
-
olmaz, sigortası olmaz. Akıllı... O Pamuk
-
Prenses'in sevdalısı neydi o prens?
-
Ne yaptı? Gitti ölü kadını emikledi.
-
Tabutun içindeki kadını emikledi ya.
-
Böyle bir şey olabilir mi? Bu sana ne
-
yapmaz kızım? Ne etmez sana? Ötekisi
-
uyuyanı, yüz yıldır uyuyanı... Koktu mu?
-
Yattı mı? Çürüdü mü bunun arkaları? Ayakta
-
durabiliyor mu bakalım? Kaldır onu yüz sene
-
sonra ayağa. Bir bak bakalım ayakta.
-
Al hemen onu kaldır. Öpmenin de, yanına şey
-
yapmanın da alemi yok. Hayır. Hayır!
-
Rapunzel...Sen prens... Rapunzel'deki prens...
-
Ne kadar kudurdun sen ya? Sen ne kadar
-
çaresizsin? Kulelere bakıyor gezerken.
-
Kuleye çıkıyor, kuleye tırmanıyor. Ağaçlara çık.
-
Prenssin. Senin baban kral adamdı.
-
Gittin onu da aldın. Bitli mi, koktu mu,
-
ne yaptı orada? Kaç sene yattı. Tuvalet yok,
-
bir şey yok orada. Ben şimdi konuşmak istemem
-
kızım ama... Bir bak kimi alacaksın yanına
-
prenses edeceksin?" Beni böyle senelerce
-
işledi. O yüzden mesela erkek...
-
İnsanlarla ilişkilerim çok iyi,
-
çok sosyal bir insanım. Erkeklerle ilişkierim
-
şöyle: Mesafeli. Hani prens bile olsa
-
çünkü yani bir açığını bulabiliyorsun.
-
Ezbere bildiğimiz masallar bunlar bizim.
-
Bilmiyorum hiç bu açıdan düşünmüş müydünüz
-
ama ben masalı böyle öğrendim.
-
Beni dinlediğiniz için çok teşekkür ederim.