< Return to Video

Galileo mu haklı, Giordano Bruno mu? | Levent Ülgen | TEDxMETUAnkara

  • 0:32 - 0:35
    Bak heyecanlı değilim dedim,
    ama ne yaptım.
  • 0:35 - 0:37
    Daha gelir gelmez kağıtları düşürdüm.
  • 0:38 - 0:41
    Gerçekten çok heyecanlıyım,
    sahneye çıkmaktan çok farklı bir şey bu.
  • 0:41 - 0:43
    Hepiniz hoşgeldiniz.
  • 0:44 - 0:46
    Gerçekten heyecanlıyım,
    kimse inanmıyor ama.
  • 0:47 - 0:48
    (Kahkaha)
  • 0:48 - 0:50
    Ben heyecanlıyım, bak şimdi gördüm.
  • 0:51 - 0:55
    Şimdi efendim, hoşgeldiniz dedim mi?
    Dedim dedim.
  • 0:56 - 0:59
    Sosyal medyada kim niye
    paylaşmış bilmiyorum ama,
  • 1:00 - 1:03
    şöyle bir şey var, birçoğunuz
    okumuşsunuz bana soruyorsunuz.
  • 1:04 - 1:07
    Akasya Durağı'nda Sinan
    rolünde oynayan Levent Ülgen,
  • 1:08 - 1:12
    ODTÜ Fizikten 4.00 ortalama
    ile mezun olmuştur.
  • 1:12 - 1:13
    (Kahkaha)
  • 1:15 - 1:17
    Şimdi efendim, transkriptimi getirdim.
  • 1:17 - 1:18
    (Kahkaha)
  • 1:19 - 1:20
    Valla, notlarım sağ olsun.
  • 1:21 - 1:22
    (Alkış)
  • 1:27 - 1:32
    Yıl 79, ODTÜ'ye girdim, hazırlık yılları,
    peşinden darbe oldu.
  • 1:33 - 1:34
    (Kahkaha)
  • 1:34 - 1:37
    Birinci sınıfta zaten
    zar zor İngilizce öğrendim.
  • 1:38 - 1:40
    İğrenç, her gün kavga dövüş.
  • 1:41 - 1:44
    İlk sömestr 0.83,
  • 1:45 - 1:47
    ikinci sömestr 1.50.
  • 1:47 - 1:48
    (Kahkaha)
  • 1:48 - 1:49
    Çaktık, repeat.
  • 1:49 - 1:50
    (Kahkaha)
  • 1:51 - 1:54
    İkinci sene okuyorum birinci sınıfı; 2,25.
  • 1:56 - 1:58
    İkinci sömestr 2,74.
  • 1:59 - 2:03
    İkinci sınıfta 2,03 kompleks matematik
    yaktı beni orada, complex calculus.
  • 2:05 - 2:09
    Ondan sonra ne yapmışım,
    2,17, üçüncü sınıfa geçtim.
  • 2:10 - 2:14
    2,47.
    2,83.
  • 2:15 - 2:19
    Son sınıf: 3,07.
    Şeref listesi.
  • 2:19 - 2:20
    (Alkış)
  • 2:25 - 2:27
    Ve son sömestr: 4,00.
  • 2:29 - 2:29
    (Alkış)
  • 2:32 - 2:33
    Vallahi belge.
  • 2:34 - 2:39
    Aldığım dersler ne: Silikon Teknoloji
    ve Dünya Tiyatro Tarihi.
  • 2:41 - 2:44
    Biri seçmeli ders,
    ama 4.00'la bitirdim mi?
  • 2:44 - 2:45
    Bitirdim.
  • 2:45 - 2:47
    Belgem var mı? Var.
  • 2:47 - 2:48
    Bazılarının diploması bile yok.
  • 2:49 - 2:50
    (Alkış)
  • 2:54 - 2:56
    Benim şükürler olsun,
    iki tane kapı gibi diplomam var.
  • 2:57 - 2:59
    Biri ODTÜ'den, biri Hacettepe'den.
  • 3:02 - 3:04
    Bu kadar, bu sır aramızda
    kalsın, tamam mı?
  • 3:05 - 3:08
    Herkes 4.00'la bitirdiğimi zannediyor,
    ama dört senede bitirdiğimi zannediyor.
  • 3:09 - 3:10
    Bu aramızda kalsın.
  • 3:10 - 3:13
    Ama 4.00 var transkriptte,
    isteyene gösteririm.
  • 3:14 - 3:17
    Şimdi efendim, babamın görevi nedeniyle
  • 3:17 - 3:20
    liseyi Konya'nın Bozkır
    kasabasında okudum iki seneyi.
  • 3:21 - 3:23
    Üçüncü sene Ankara'ya tayin olduk.
  • 3:24 - 3:25
    Babam bir memurdu,
  • 3:27 - 3:31
    işte malum ortalık siyasi dönem falan,
    babam bir akşam eve geldi.
  • 3:32 - 3:34
    Bana bir 250 lira verdi
    o zamanın parasıyla dedi,
  • 3:35 - 3:39
    ''Dershaneye ilk kaydını yaptırdım.
    Taksiti ödedim, bu senin ikinci taksitin.
  • 3:39 - 3:42
    İstersen bu parayla git
    barda pavyonda eğlen,
  • 3:42 - 3:45
    istersen git dershaneye taksitini yatır,
  • 3:45 - 3:47
    üniversiteyi kazan,
  • 3:47 - 3:48
    adam gibi oku,
  • 3:48 - 3:51
    kendini kurtar, çünkü ben
    sana ne bir fabrika verebilirim,
  • 3:52 - 3:56
    ne bir tezgâh verebilirim, ne bir dükkan,
    ne bir tarla, tek yolun okumak,'' dedi.
  • 3:56 - 3:58
    O gece sabaha kadar ağladım.
  • 3:59 - 4:01
    Üh, babam niye böyle diyor, diye.
  • 4:02 - 4:05
    Niye maddi durumumuz iyi değil, diye.
  • 4:05 - 4:07
    Ertesi gün tabii ki dershaneye yazıldım.
  • 4:07 - 4:09
    O sırada, dershanede
    Kızılay'da gelip gidirken,
  • 4:10 - 4:11
    tiyatro merakım başladı.
  • 4:11 - 4:13
    Oyun izlemeye başladım.
  • 4:13 - 4:17
    İlk seyrettiğim oyun, tabii uzun yıllar
    Ankara'dan dışarıda olduğumuz için,
  • 4:18 - 4:20
    pek tiyatro şansım yoktu, izleme şansım.
  • 4:20 - 4:23
    İlk izlediğim oyun,
    Ankara Sanat Tiyatrosunun
  • 4:24 - 4:26
    ''Sakıncalı Piyade''si, Uğur Mumcu.
  • 4:27 - 4:29
    Çok etkilendim, çok hoşuma gitti tiyatro.
  • 4:30 - 4:32
    Başka bir dünyada gibiydim.
  • 4:32 - 4:35
    Sonra her hafta bir tiyatro izledim,
    dershaneye gittiğim her haftasonu
  • 4:35 - 4:38
    mutlaka bir tiyatro izlemeye başladım.
  • 4:38 - 4:42
    Sonra sınavlara girdik, şimdiki gibi
    iki dakikada hemen sonuçlar gelmiyor,
  • 4:42 - 4:44
    iki üç ay beklemeniz lazım o zaman.
  • 4:44 - 4:46
    Sonuçları beklerken bir gün,
    Menekşe sokaktan
  • 4:46 - 4:48
    aşağı doğru yürüyorum arkadaşlarımla.
  • 4:48 - 4:50
    Ankara Halk Tiyatrosunun
    tabelasını gördüm.
  • 4:51 - 4:53
    Bir an dedim ki, ben tiyatrocu olacağım.
  • 4:53 - 4:56
    Oyuncu olacağım, dedim.
    Arkadaşlarım güldü bayağı.
  • 4:56 - 4:57
    Ben gittim, kurslar varmış.
  • 4:58 - 4:59
    Kurslara yazıldım.
  • 4:59 - 5:03
    Orada bir ay sonra haber geldi,
    ODTÜ Fizik'i kazandım, güzel.
  • 5:04 - 5:08
    Babama birinci aşamayı geçtik yani,
    ODTÜ'yü kazandık işte, iyi bir üniversite.
  • 5:08 - 5:09
    Bu arada, 17. tercihim.
  • 5:10 - 5:10
    (Kahkaha)
  • 5:11 - 5:13
    18 tercih yapıyoruz, benimki 17. tercih.
  • 5:14 - 5:16
    18. tercihim de Dil Tarih Tiyatroydu.
  • 5:19 - 5:22
    Tiyatro kursları, ODTÜ,
    hazırlık çok zor geçtim.
  • 5:23 - 5:26
    İngilizcem her zaman kötü oldu,
    her zaman sorun oldu.
  • 5:26 - 5:30
    Bu arada parantez, o beş sene
    fizik okuduğum boyunca
  • 5:30 - 5:33
    bir tek soruyu İngilizce okuyup anlamadım.
  • 5:34 - 5:37
    Hep tahmini; ulan ivmeyi
    vermişse, hızı soruyordur.
  • 5:37 - 5:39
    Hızı vermişse, zamanı soruyordur, diye.
  • 5:39 - 5:43
    Hani Matematik kolaydı; find the value
    dedim mi onu çözüyordum da,
  • 5:43 - 5:45
    bir tek soruyu anlayarak çözmedim.
  • 5:45 - 5:47
    Bunu da belirteyim.
  • 5:47 - 5:49
    Derken hazırlığı zar zor geçtim.
  • 5:49 - 5:52
    Birinci sene, biraz önce anlattığım gibi,
    transkriptte kaldım.
  • 5:53 - 5:56
    Babam bütün bunları, benim
    tiyatroyla ilgilenmeme yordu.
  • 5:56 - 5:58
    Ki kendisi sanatla ilgilenen bir insandı.
  • 5:59 - 6:03
    Çok iyi şiir okurdu, hatta yazardı da,
    denerdi en azından.
  • 6:03 - 6:07
    Dedim ki, sen benim tiyatroma karışma,
    ben sana bu diplomayı getireceğim.
  • 6:08 - 6:09
    Söz mü? Söz.
  • 6:10 - 6:12
    İşte o yüzden bu yükseliş.
  • 6:12 - 6:14
    Sırf bir an önce tiyatroya
    kaçabilmek için.
  • 6:16 - 6:19
    Harçlığımı hep tiyatro yaparak
    Ankara Halk Tiyatrosu
  • 6:19 - 6:22
    ve Ankara Sanat Tiyatrosundan
    kazanarak harçlığımı biriktirdim.
  • 6:23 - 6:24
    Tiyatro yaptım
  • 6:24 - 6:28
    ve bu transkripti babama diplomayı
    hediye eder etmez,
  • 6:28 - 6:30
    ilk işim konservatuvara kaçmak oldu.
  • 6:30 - 6:32
    Tiyatro bölümünü kazandım.
  • 6:32 - 6:34
    Vallahi orayı da birincilikle bitirdim.
  • 6:35 - 6:38
    Ama bu sefer şey değil yani,
    hakikaten birincilikle bitirdim.
  • 6:38 - 6:41
    Sonra, Devlet Tiyatroları öyküsü başladı.
  • 6:42 - 6:44
    Devlet Tiyatrolarına girdim.
  • 6:44 - 6:46
    Trabzon'a tayin oldum.
  • 6:46 - 6:48
    O dönemde, tabii tiyatroyu çok seviyorum,
  • 6:48 - 6:51
    o ilk adım attığım gün,
    tiyatroyu ilk izlediğim gün,
  • 6:51 - 6:53
    yani hani ilk bakışta aşk derler ya,
  • 6:53 - 6:54
    öyle bir şey oldu.
  • 6:54 - 6:56
    Yani, bir canavar girdi içime.
  • 6:57 - 7:00
    Onsuz uyuyamıyorum,
    gece rüyalarıma bile tiyatro giriyor.
  • 7:00 - 7:04
    Trabzon'a gittim, artık bir okul
    mezunuyum, tiyatrocuyum
  • 7:04 - 7:06
    ve Devlet Tiyatrolarında bir elemanım
  • 7:06 - 7:11
    ve çok büyük bir baskı hissediyorum
    üzerimde siyasi görüşlerimden dolayı.
  • 7:12 - 7:15
    Çünkü Ankara Devlet Tiyatrosunda başlamış,
    Ankara Sanat Tiyatrosunda devam etmişim,
  • 7:16 - 7:19
    ODTÜ mezunuyum, e görüşümün
    ne olduğunu söylememe herhalde gerek yok.
  • 7:19 - 7:22
    Müthiş bir baskı hissediyorum
    idare tarafından üzerimde.
  • 7:22 - 7:24
    Ya da ben öyle sanıyorum.
  • 7:24 - 7:28
    Ve ben her türlü yanlışlığa,
    haksızlığa müdahale ediyorum
  • 7:29 - 7:32
    ve itiraz ediyorum, tam bir
    muhalifim, asi bir insanım.
  • 7:32 - 7:34
    Bu, idareyi çok kızdırdı.
  • 7:34 - 7:36
    Bana birsürü cezalar verdiler.
  • 7:37 - 7:43
    Ve ben, biraz yorulmaya ve yılmaya
    başladım, gözüm korkmaya başladı.
  • 7:44 - 7:46
    Bir gece dedim ki,
    bu kadar muhalif olmanın,
  • 7:47 - 7:52
    bu kadar itiraz etmenin bir anlamı yok,
    en iyisi ben idare ile biraz iyi geçineyim
  • 7:52 - 7:55
    pes edeyim, dedim.
  • 7:55 - 7:58
    Tam o sırada kütüphanemde
    kitaplarımı gördüm.
  • 7:59 - 8:00
    Nazım'ın kitapları vardı.
  • 8:01 - 8:05
    Bir tanesini aldım:
    Bursa Hapishanesi, okudum.
  • 8:07 - 8:09
    13 yıl hapis yattın, 13 yıl.
  • 8:10 - 8:13
    Orada şiirler yazdın, destanlar yazdın.
  • 8:14 - 8:16
    Oradaki insanlara resim yapmayı öğrettin.
  • 8:17 - 8:20
    Sen onlardan dokumacılık öğrendin,
    13 yıl dayandın.
  • 8:21 - 8:23
    Ben 13 ay dayanamadım, öyle mi.
  • 8:23 - 8:25
    Çok ayıp! Çok utandım kendimden.
  • 8:25 - 8:31
    Dedim ki, ''Mesele esir düşmekte değil,
    teslim olmamakta bütün mesele.''
  • 8:32 - 8:35
    Ve ilk kez orada, bundan sonra
    teslim olmamaya karar verdim.
  • 8:37 - 8:39
    Sonra, Trabzon'daki hayatım devam ederken,
  • 8:39 - 8:41
    bir gün Melih Cevdet Anday
    geldi Trabzon'a.
  • 8:42 - 8:46
    Yine ben böyle hararetli hararetli
    muhalefet yapıyorum idareye.
  • 8:47 - 8:48
    Bağırıp çağırıyorum.
  • 8:49 - 8:51
    Melih Cevdet Anday'ın dikkatini çekti.
  • 8:51 - 8:53
    Size bir şey sorabilir miyim delikanlı,
    dedi.
  • 8:53 - 8:54
    Tabii, dedim.
  • 8:54 - 8:57
    Siz, dedi, Galileo'yu tanır mısınız, dedi.
  • 8:57 - 9:00
    Galileo'yu tanımaz mıyım efendim,
    ben dedim fizikçiyim,
  • 9:00 - 9:03
    aynı zamanda Ankara Sanat'da
    oyunu oynandı Bertolt Brecht'in yazdığı,
  • 9:04 - 9:06
    onda da oynadım ben,
    ilk kursiyerlik oyunum oydu, dedim.
  • 9:06 - 9:07
    Peki, dedi.
  • 9:08 - 9:10
    Giordano Bruno'yu tanır mısınız, dedi.
  • 9:10 - 9:13
    Tanımaz mıyım, dedim.
    Giordano Bruno'nun da oyunu var.
  • 9:13 - 9:14
    Onu da dedim, okudum.
  • 9:14 - 9:15
    Çok beğendim, dedim.
  • 9:15 - 9:18
    Ki anlatacağım öyküyü,
    sonra bana Ankara Devlet Tiyatrosunda
  • 9:19 - 9:21
    Giordano Bruno'yu,
    rolünü oynamak nasip oldu.
  • 9:22 - 9:24
    Dedim, onu da tanırım.
  • 9:24 - 9:26
    Peki, dedi, sence hangisi haklı?
  • 9:26 - 9:29
    Hangisini, dedi, kabul ediyorsun?
  • 9:30 - 9:32
    Tabii ki Giordano Bruno'yu, dedim.
  • 9:32 - 9:33
    Neden, dedi.
  • 9:33 - 9:37
    Çünkü, dedim, Galileo pes etmiş,
    korkmuş, geri adım atmış,
  • 9:38 - 9:41
    Dünya'nın, evrenin merkezi
    olmadığını söylemiş,
  • 9:42 - 9:44
    ama engizisyonun
    işkence aletlerini görünce
  • 9:45 - 9:47
    korkmuş geri adım atmış,
    bile bile yalan söylemiş.
  • 9:47 - 9:51
    Tamam evinde gitmiş o hapiste,
    yıllarında son eserini yazmış ama,
  • 9:52 - 9:54
    yine de kendini inkar etmiş.
  • 9:54 - 9:55
    Ama Giordano öyle mi, dedim.
  • 9:55 - 9:57
    Yedi yıl engizisyonun
    işkencesine direnmiş,
  • 9:58 - 10:01
    yedi yıl dayanmış, hatta konuşmasın diye
    dilini damağına çakmışlar,
  • 10:02 - 10:04
    damağını yırtmış,
    yine ''Tanrı insanın içindedir,
  • 10:05 - 10:07
    Dünya, evrenin merkezi değildir,'' demiş.
  • 10:08 - 10:10
    Tabii ki ben bu adamı destekliyorum,
    buna inanıyorum.
  • 10:11 - 10:13
    Kaç yaşındasınız evladım, dedi.
  • 10:13 - 10:14
    28, dedim.
  • 10:15 - 10:17
    48 yaşına gel de bir daha konuşalım, dedi.
  • 10:17 - 10:18
    (Kahkaha)
  • 10:18 - 10:22
    Allah'a şükür 55 yaşındayım,
    hâlâ Giordano Bruno'ya inanıyorum,
  • 10:23 - 10:24
    hâlâ ona hak veriyorum.
  • 10:24 - 10:25
    (Alkış)
  • 10:29 - 10:34
    Elbette Giordano Bruno kadar inatçı,
    onun kadar cesur olmam mümkün değil,
  • 10:35 - 10:38
    ama en azından yüreğimde
    hep Giordano Bruno yatıyor.
  • 10:38 - 10:41
    Ve Ankara Devlet Tiyatrosunda
    bu rolü oynadığımda,
  • 10:42 - 10:43
    bir cumartesi günüydü.
  • 10:44 - 10:48
    Bu işi seçmemdeki, kararlı olmamdaki,
  • 10:48 - 10:54
    inat etmemdeki nedeni ve kararlılığı
    bir kez daha takdir etmeme sebep olan
  • 10:55 - 10:56
    bir olay yaşadım.
  • 10:56 - 10:57
    Gençler vardı.
  • 10:57 - 10:59
    İçeriden cıvıl cıvıl sesler geliyordu.
  • 11:00 - 11:02
    Hatta bazı arkadaşlarımız,
    ya çoluk çocuk getirmişler,
  • 11:02 - 11:06
    orta okuldan insanlar getirmişler,
    oynamasak mı, ağır bir oyun bu, dedi.
  • 11:07 - 11:10
    Çünkü işkence görüyor,
    en sonunda yakılıyor Giordano,
  • 11:11 - 11:12
    yakılırken bile dilini parçalıyor.
  • 11:13 - 11:16
    Dedik ki, olsun ya oynayalım
    ve biz oynamaya karar verdik.
  • 11:17 - 11:19
    Oyun bitti, bir grup öğrenci çıkışa koştu.
  • 11:20 - 11:22
    Hakikaten böyle giyimlerinden,
    kuşamlarından biraz
  • 11:25 - 11:28
    kenar mahalle çocukları gibiydi,
    biraz yoksul gibilerdi.
  • 11:30 - 11:32
    İşte, benle konuşmak istediler.
  • 11:32 - 11:36
    Nereden geliyorsunuz, hatırlamıyorum
    adını şu okuldan dediler, ama herhalde
  • 11:36 - 11:39
    yine böyle yoksul semtlerimizden biriydi.
  • 11:39 - 11:41
    Dedim ya siz orta okul öğrencisi misiniz,
  • 11:41 - 11:43
    yok dedi, biz lise öğrencisiyiz.
  • 11:43 - 11:44
    Ha lise bir öğrencisisiniz?
  • 11:44 - 11:45
    Hayır dedi, lise son.
  • 11:45 - 11:48
    E yarın dedim üniversite sınavı var,
    üniversiteye gireceksiniz.
  • 11:48 - 11:52
    Evet dediler, öğretmenimiz bize
    hani son gün sınavı düşünmeyin,
  • 11:52 - 11:54
    moral olsun diye getirdi bizi buraya.
  • 11:55 - 11:57
    Aa ne güzel, dedim.
    Oradan bir tane kız çıktı,
  • 12:02 - 12:05
    Özür dilerim, gerçekten,
    burnumun direği sızlıyor.
  • 12:07 - 12:09
    Ben dedi üniversite okumayı çok istiyorum.
  • 12:10 - 12:12
    Üniversite okumanın
    çok önemli olduğunu biliyorum.
  • 12:13 - 12:16
    Ama bu oyunu seyrettikten sonra,
    mutlaka üniversite okuyacağım, dedi.
  • 12:18 - 12:21
    Bir kişi kazanmak bile,
    bu meslekte benim için bir rekordu.
  • 12:22 - 12:23
    En büyük başarıydı.
  • 12:23 - 12:24
    (Alkış)
  • 12:32 - 12:35
    Heyecanlanacağımı biliyordum da,
    ağlayacağımı hiç düşünmemiştim.
  • 12:36 - 12:40
    Gerçekten tiyatroyla ilgili benim
    hayatımda hiçbir zaman bir gelgit olmadı.
  • 12:41 - 12:44
    En başından beri karar verdim,
    en başından beri aşık oldum,
  • 12:45 - 12:48
    hep sevdim, çünkü ben tiyatroya inandım.
  • 12:49 - 12:53
    Ben, tiyatronun beni daha doğru
    ve daha iyi bir insan yapacağına inandım.
  • 12:54 - 12:55
    Umarım da öyle yapar.
  • 12:56 - 12:57
    Teşekkür ederim.
  • 12:57 - 12:58
    (Alkış)
Title:
Galileo mu haklı, Giordano Bruno mu? | Levent Ülgen | TEDxMETUAnkara
Description:

"Mesele esir düşmekte değil, teslim olmamakta bütün mesele" diyen Levent Ülgen, bizlere de hayallerimizin ve inandıklarımızn peşinden sonuna kadar gitmeyi öğütlüyor.

ODTÜ Fizik Bölümünü bitirdi ve Ankara Halk Tiyatrosuna, daha sonra Ankara Sanat Tiyatrosuna katıldı. Bu sırada Hacettepe Üniversitesi Konservatuvarı Tiyatro Bölümünde eğitim görme hakkını kazandı. Tiyatro yaşantısına çeşitli oyunlarda çok farklı rollerle devam etti. Mezuniyetinin ardından Devlet Tiyatroları bünyesinde oyuncu ve yönetmen olarak çalışmaya başladı. 2002’de ‘En Son Babalar Duyar’ dizisinde oynadığı ‘Hallederiz Kadir’ karakteriyle ülke çapında tanınan Levent Ülgen, sivil toplum kuruluşlarının projelerinde aktif rol oynamaktadır.

This talk was given at a TEDx event using the TED conference format but independently organized by a local community. Learn more at http://ted.com/tedx

more » « less
Video Language:
Turkish
Team:
closed TED
Project:
TEDxTalks
Duration:
13:07

Turkish subtitles

Revisions