World Peace Game ile John Hunter
-
0:00 - 0:02Bugün burada bulunmaktan büyük mutluluk duyuyorum
-
0:02 - 0:04Çok şanslı olduğumu hissediyorum.
-
0:04 - 0:08Bana aktarılan bu iyi duygulardan çok etkilenmiş durumdayım.
-
0:08 - 0:10Karım Leslie'ye seslendim
-
0:10 - 0:12ve dedim ki "Bildiğin gibi, bir çok iyi insan var
-
0:12 - 0:14çok fazla iyi şeyler yapmak için çaba harcayan
-
0:14 - 0:18Sanki "bir melekler topluluğunun ortasına inmiş" gibi hissediyorum.
-
0:18 - 0:21Bu gerçek bir duygu.
-
0:21 - 0:24Fakat artık konuşmama başlamalıyım -- saatin ilerlediğini görüyorum.
-
0:24 - 0:27Ben bir devlet okulu öğretmeniyim,
-
0:27 - 0:30ve sizlerle müdüremiz ile ilgili bir hikaye paylaşmak istiyorum.
-
0:30 - 0:32Onun Adı Pam Moran
-
0:32 - 0:34Virginia, Albermarle İlçesinden,
-
0:34 - 0:36Blue Ridge Dağlarının eteklerinde.
-
0:36 - 0:38Ve kendisi bir hayli ileri-teknolojik bir amirdir.
-
0:38 - 0:40Akıllı yazı tahtaları kullanır, blog yazarlığı yapar,
-
0:40 - 0:42Tweet'ler, Facebook kullanır,
-
0:42 - 0:44kısacası bu ve benzeri ileri-teknolojinin araçlarını etkin kullanır.
-
0:44 - 0:47Hem bir teknoloji lideri, hemde bir eğitici liderdir.
-
0:47 - 0:49Fakat ofisinde
-
0:49 - 0:53eski ve yıkık dökük ahşap bir masa vardır--
-
0:53 - 0:56yeşil boyası pul pul soyulmuş, hatta köhne denilebilecek bir masa.
-
0:56 - 1:00Ona dedim ki, "Pam, sen modern ve bunu en iyi şekilde hayatına yansıtan bir insansın.
-
1:00 - 1:02Bu eski masanın ofisinde olmasının sebebi nedir?"
-
1:02 - 1:04Bana dedi ki,
-
1:04 - 1:07Bildiğin gibi ben Güney-Batı Virginia'da büyüdüm,
-
1:07 - 1:10Kırsal Virginia'nın kömür madenlerinin ve tarım alanlarının olduğu bölgesinde,
-
1:10 - 1:14ve bu masa büyük babamın mutfağında dururdu.
-
1:14 - 1:17Biz oyun oynamaktan döndüğümüzde, o da tarlayı sürmekten ve çalışmaktan döndüğünde
-
1:17 - 1:19her akşam masanın etrafında otururduk.
-
1:19 - 1:22Ve bir yandan büyürken, bir yandan çok şey öğrendim
-
1:22 - 1:24çok fazla kavrayış ve bilgelik
-
1:24 - 1:26bu masanın etrafında ortaya çıktı,
-
1:26 - 1:29Ben de onu bilgelik masası olarak adlandırmaya başladım.
-
1:29 - 1:32Büyük babam vefat ettikten sonra, bu masayı yanımda getirdim ve ofisime koydum,
-
1:32 - 1:34ve bana onu hatırlatıyor.
-
1:34 - 1:39bana zaman zaman boş bir tablanın etrafında neler olabileceğini hatırlatıyor."
-
1:39 - 1:41Sizlere bahsedeğim proje
-
1:41 - 1:43Dünya Barış Oyunu adını taşıyor
-
1:43 - 1:45ve aslında o da bir boş tabla.
-
1:45 - 1:47onu da 21.yy'ın bilgelik masası olarak
-
1:47 - 1:51düşünmek beni mutlu ediyor gerçekten.
-
1:51 - 1:55Herşey 1977 yılında başladı
-
1:55 - 1:58Genç bir adamdım,
-
1:58 - 2:05ve üniversiteden bir ayrılıp bir geri dönüyordum.
-
2:05 - 2:08Ailem çok sabırlıydı,
-
2:08 - 2:10bir yandan da mistik arayışlarım doğrultusunda
-
2:10 - 2:12Hindistan'a ziyaretler gerçekleştiriyordum.
-
2:12 - 2:14Hindistan'dan en son döndüğüm zamanı hatırlıyorum --
-
2:14 - 2:16uzun beyaz elbisemin içinde
-
2:16 - 2:19uzun bir sakal ve John Lennon gözlüklerimle,
-
2:19 - 2:21Babama demiştim ki,
-
2:21 - 2:23"Baba, galiba sonunda ruhsal aydınlanmaya ulaştım."
-
2:23 - 2:26Bana dedi ki, "İyi öyleyse, bulman gereken tek bir şey daha kaldı"
-
2:26 - 2:29Dedim ki "O nedir baba?" "Bir iş."
-
2:29 - 2:32(Kahkahalar)
-
2:32 - 2:35bana bir iş bulmam için yalvardılar
-
2:35 - 2:37bunun üzerine ben de okula başladım
-
2:37 - 2:39ve konum bir şekilde eğitim oldu
-
2:39 - 2:41deneysel bir eğitim programıydı
-
2:41 - 2:43Bu dişçilik de olabilirdi ama "deneysel" kelimesi içinde olduğundan
-
2:43 - 2:46kendimi katılmak için bir nevi zorunlu hissettim.
-
2:46 - 2:49bir iş görüşmesine gittiğimde
-
2:49 - 2:52Virginia Başkent'te Richmond Devlet Okulu'nda
-
2:52 - 2:55üç parçalı bir takım elbise satın aldım --bu benim görüşme için verdiğim tavizdi,
-
2:55 - 2:57uzun sakal ve afro saçlarımla birlikte
-
2:57 - 3:00platform topuklu ayakkabılarım da dahil olmak üzere -- o zamanlar 70'lerdi--
-
3:00 - 3:03içeri girdim, oturdum ve mülakatı gerçekleştirdik.
-
3:03 - 3:05Herhalde öğretmen kıtlığı yaşıyorlardı,
-
3:05 - 3:07çünkü amir, adı Anna Aro idi,
-
3:07 - 3:10Özel öğrenciler için öğretmenlik işini aldığımı söyledi.
-
3:11 - 3:13Çok şaşırmış ve sersemlemiştim,
-
3:13 - 3:16ayağa kalktım, ve dedim ki " Peki öyleyse, teşekkür ederim, ama ben şimdi ne yapacağım?"
-
3:16 - 3:19(Kahkahalar)
-
3:19 - 3:21Özel eğitim fazla bilindik değildi.
-
3:21 - 3:24Kullanmak için çok fazla materyal yoktu.
-
3:24 - 3:26Ben de sordum, "Ne yapmalıyım?"
-
3:26 - 3:29Cevabı benim için bir şoktu. Beni sersemletti.
-
3:29 - 3:31Cevabı, o zamandan sonraki tüm kariyerim için
-
3:31 - 3:34kullanacağım şablonu oluşturdu.
-
3:35 - 3:39Bana dedi ki, " Sen ne yapmak istiyorsun?"
-
3:40 - 3:42Bu soru zihnimi berraklaştırdı.
-
3:42 - 3:45Herhangi bir program direktifi yoktu, bir el kitabı mevcut değildi,
-
3:45 - 3:48özel eğitimde bu şekilde
-
3:48 - 3:50herhangi bir standart yoktu
-
3:50 - 3:52ve zihnimde öyle bir yer açtı ki,
-
3:52 - 3:54bundan sonra ben de
-
3:54 - 3:57öğrencilerim için kendi anlayışları doğrultusunda
-
3:57 - 3:59kendi anlamlarını çıkaracakları bir
-
3:59 - 4:02boş tabla oluşturmaya gayret ettim.
-
4:03 - 4:06Bu anlattığım olay 1978'de gerçekleşti,
-
4:06 - 4:09ve uzun yıllar öğretmenlik yapmaya devam ettim,
-
4:09 - 4:12derken bir arkadaşım beni genç bir film yapımcısı ile tanıştırdı.
-
4:12 - 4:14Bu bayın adı Chris Farina idi.
-
4:14 - 4:16Chris Farina bugün kendi imkanlarıyla burada bulunuyor.
-
4:16 - 4:18Chris, lütfen ayağa kalkıp kendini gösterir misin --
-
4:18 - 4:21bir film yapmış olan genç, öngürülü film yapımcısı.
-
4:21 - 4:25(Alkışlar)
-
4:25 - 4:28Filmin adı "World Peace and Other 4th Grade Achievements."
-
4:28 - 4:31Bana filmi önerdiğinde -- ki bu arada harika bir isim
-
4:31 - 4:33Bana filmi önerdiğinde,
-
4:33 - 4:35dedim ki "Eh belki yerel bir televizyonda yayınlanır,
-
4:35 - 4:37ve biz de arkadaşlarımıza selam gönderebiliriz."
-
4:37 - 4:39Fakat film gerçekten bir yerlere geldi.
-
4:39 - 4:42Hala bir takım borçlar olsa da Chris bir takım fedakarlıklar da yaparak
-
4:42 - 4:44bu filmi yapmayı başardı.
-
4:44 - 4:46Böylece biz bir film yaptık
-
4:46 - 4:49ve zamanla benim hakkımdaki bir hikaye olmaktan çıkıp
-
4:49 - 4:51bir öğretmen hakkındaki bir hikayeye dönüştü.
-
4:51 - 4:55Bu film, öğretme sanatı ve öğretmenlere vasiyet niteliğinde bir öyküdür.
-
4:55 - 4:57Ve çok da güzel bir şeydir.
-
4:57 - 5:00İlginç olan şey ise, filmi izlerken --
-
5:00 - 5:03onu izlemek bir anlamda ürkütücüydü --
-
5:03 - 5:06kendimi tam anlamıyla kaybolmuş olarak gördüm.
-
5:06 - 5:08Gördüğüm şey
-
5:08 - 5:12Benim öğretmenlerimin benim aracılığım ile ortaya çıktıklarıydı.
-
5:12 - 5:16Lisedeki geometri öğretmenimi gördüm, Mr. Rucell'i
-
5:16 - 5:19Palabıyıklarının altındaki çarpık gülümsemesiyle.
-
5:19 - 5:22Bu gülüş benim de gülüşümdü. -- aslında onun olmasına rağmen.
-
5:22 - 5:25Jan Polo'nun ışıldayan gözlerini gördüm.
-
5:25 - 5:27ve onlar kızgınlıkla parlamıyordu,
-
5:27 - 5:30sevgiyle ve öğrencileri için yoğun bir sevgiyle parlıyorlardı.
-
5:30 - 5:33bazen ben de böylesi bir ışıldamaya sahip oluyorum.
-
5:33 - 5:36İlkokuldan Bayan Ethel J. Banks'i de gördüm
-
5:36 - 5:40her gün topuklu ayakkabılar ve inciler giyerdi.
-
5:40 - 5:44Ve bilirsiniz, şu eski okul- öğretmenlerinin bakışı vardı.
-
5:44 - 5:46Hangisi olduğunu bilirsiniz.
-
5:46 - 5:49(Kahkahalar)
-
5:49 - 5:51Sen arkamdaki hakkında konuşmuyorum bile,
-
5:51 - 5:53çünkü kafamın arkasında gözlerim var."
-
5:53 - 5:56(Kahkahalar)
-
5:56 - 5:58Bu tip öğretmenleri biliyorsunuz değil mi?
-
5:58 - 6:00Bu bakışı çok sık kullanmıyorum,
-
6:00 - 6:03ama repertuvarımda var.
-
6:03 - 6:06Miss Banks'de oradaydı ki kendisi benim için muhteşem bir akıl hocasıdır.
-
6:06 - 6:08Sonrasında kendi ailemi,
-
6:08 - 6:11ilk öğretmenlerimi gördüm.
-
6:11 - 6:14yaratıcı ve çok özel bir düşünür olan babamı,
-
6:14 - 6:17Sağ tarafta oturan kardeşim Malcolm'u.
-
6:17 - 6:19Ve annemi,
-
6:19 - 6:21Dördüncü sınıfta öğretmenimdi
-
6:21 - 6:23Virginia'da farklı okullarda,
-
6:23 - 6:26Benim ilham kaynağımdı.
-
6:26 - 6:28gerçekten de hissettiğim,
-
6:28 - 6:30filmi gördüğümde
-
6:30 - 6:33-- anneme ait olan bir hareket var bende de, şöyle bir şey --
-
6:33 - 6:37Onun bu hareketinin devamı olduğumu hissettim.
-
6:37 - 6:39ben onun öğretici hareketlerinden birisiyim.
-
6:39 - 6:41ve güzel olan şey şuydu,
-
6:41 - 6:44ben de kızımın, Madeline'in, ilkokuldaki öğretmeniydim.
-
6:44 - 6:46ve bu sayede annemin bu hareketi,
-
6:46 - 6:48bir çok nesil boyunca devam edecek.
-
6:48 - 6:50bu silsileye sahip olmak
-
6:50 - 6:52inanılmaz bir his.
-
6:52 - 6:54Böylece burada bir çok insanın destekleri sayesinde bulunuyorum.
-
6:54 - 6:56Burada yalnız değilim.
-
6:56 - 6:59Şu anda bu sahnede bir çok insan var.
-
7:00 - 7:04Sizlere bahsetmek istediğim World Peace Game,
-
7:04 - 7:06Şu şekilde başladı:
-
7:06 - 7:09Oyun bir buçuk- iki metrelik bir kontrplak tahtanın üzerindeydi
-
7:09 - 7:121978 yılında, şehir içinde bir devlet okulundaydım.
-
7:12 - 7:14Afrika'daki çocuklar için bir ders hazırlıyordum.
-
7:14 - 7:16Dünyadaki bütün problemleri bu kontrplak tablanın üzerine yerleştirdik,
-
7:16 - 7:18ve ben dedim ki, bırakalım da çözsünler.
-
7:18 - 7:21Sadece konu anlatmak ya da kitap okumak istemedim.
-
7:21 - 7:23Onların konunun içine girmesini ve
-
7:23 - 7:27tüm benlikleri ile öğrenmeyi hissetmelerini istedim.
-
7:27 - 7:29Düşündüm ki, oyun oynamayı seviyorlar.
-
7:29 - 7:31Bir şeyler yapmalıyım -- interaktif olarak adlandırmadım
-
7:31 - 7:33çünkü 1978'lerde öyle bir terim yoktu --
-
7:33 - 7:35ama düşündüğüm buydu.
-
7:35 - 7:37ve böylece oyunu yaptık,
-
7:37 - 7:39ve devamlı olarak gelişim gösterdi,
-
7:39 - 7:421.2 metreye 1.2 metrelik
-
7:42 - 7:45pleksiglas bir yapıya ulaşıncaya kadar.
-
7:45 - 7:48ve 4 adet pleksiglas katmanı var.
-
7:48 - 7:50Bir dış uzay katmanı var
-
7:50 - 7:52karadelik ve uydulara sahip
-
7:52 - 7:54araştırma uyduları ve meteor madenciliği dahil.
-
7:54 - 7:56büyük pamuk yığınlarını kullanarak oluşturduğumuz
-
7:56 - 7:58bulutları içeren bir hava ve uzay katmanı var
-
7:58 - 8:00hava sahaları ve hava kuvvetleri burada yer alıyor,
-
8:00 - 8:03binlerce oyun elemanını içeren yeryüzü ve deniz katmanı var --
-
8:03 - 8:05Hatta denizaltılar ve deniz altı madenciliğinin bulunduğu
-
8:05 - 8:07bir deniz altı katmanımız bile var.
-
8:07 - 8:09Oyun tablasında 4 adet ülke var.
-
8:09 - 8:12Çocuklar ülke adlarını kendileri buluyorlar -- bazıları zengin bazıları fakir
-
8:12 - 8:15ticari ve askeri alanlarda değişik oranlarda üstünlükleri var.
-
8:15 - 8:17Her ülkenin bir bakanlar kurulu var.
-
8:17 - 8:19Bir başbakan, bir eyalet sekreteri, savunma bakanı
-
8:19 - 8:22Bir mali işler müdürü veya müfettiş.
-
8:22 - 8:25Onlarla olan ilişkilerime bağlı olarak başbakanlarını ben seçiyorum.
-
8:25 - 8:27Onlara iş öneriyorum, ki geri çevirebilirler,
-
8:27 - 8:29ve onlar da kendi bakanlar kurullarını belirliyorlar.
-
8:29 - 8:32Oyunda dünya bankası var, silah tüccarları var, birleşmiş milletler var.
-
8:32 - 8:34Hatta bir hava durumu tanrıçası bile var
-
8:34 - 8:37rastlantısal borsa ve hava olaylarını kontrol ediyor.
-
8:37 - 8:39(Kahkahalar)
-
8:39 - 8:41Hepsi bu kadar da değil.
-
8:41 - 8:4350 iç içe geçmiş problemi içeren
-
8:43 - 8:4513 sayfalık bir kriz belgesi var.
-
8:45 - 8:48Böylece bir şey değiştiğinde, diğer her şey de onunla beraber değişiyor.
-
8:48 - 8:51Onları bu karmaşık matrisin içine bırakıyorum,
-
8:51 - 8:55ve birbirimizle olan derin bağlarımızdan dolayı bana güveniyorlar.
-
8:56 - 8:58Bütün bu krizlerle birlikte,
-
8:58 - 9:01-- bakalım -- etnik ve azınlık gerilimleri var,
-
9:01 - 9:03kimyasal ve nükleer sızıntılar var,
-
9:03 - 9:05Nükleer silahlanma var.
-
9:05 - 9:08Petrol sızıntıları, çevresel felaketler,
-
9:08 - 9:11su hakları anlaşmazlıkları, ayrılıkçı cumhuriyetler,
-
9:11 - 9:13Kıtlık, nesli tehlike altındaki türler, küresel ısınma.
-
9:13 - 9:15Eğer Al Gore buradaysa,
-
9:15 - 9:18Agnor-Hurt ve Venable okullarından 4. sınıf öğrencilerimi yanına gönderebilirim
-
9:18 - 9:21Çünkü küresel ısınmayı bir haftada çözdüler.
-
9:21 - 9:23(Kahkahalar)
-
9:23 - 9:26(Alkışlar)
-
9:26 - 9:29Ve bunu bir kaç defa daha yaptılar.
-
9:29 - 9:31(Kahkahalar)
-
9:31 - 9:34Oyunda aynı zamanda bir de sabotajcı var --
-
9:34 - 9:37bazı çocuklar -- basitçe bir bela çıkarıcı --
-
9:37 - 9:40ve ben de kendi bela çıkarıcımı kullanıyorum
-
9:40 - 9:42çünkü onlar, yüzeyde,
-
9:42 - 9:44ve hem dünyayı hem de oyundaki pozisyonlarını korumaya çalışıyorlar.
-
9:44 - 9:47Ama aynı zamanda oyundaki her şeyi de baltalamaya çalışıyorlar.
-
9:48 - 9:50Bunu yanlış bilgilendirmeler, belirsizlikler ve
-
9:50 - 9:52konu dışı bilgilendirmeler yoluyla gizli bir şekilde yapıyorlar.
-
9:52 - 9:54Herkesin daha derin düşünmesini sağlamaya çalışıyorlar.
-
9:54 - 9:56Sabotajcı orada,
-
9:56 - 9:58ve biz de aynı zamanda Sun Tzu'nun "Savaş Sanatı"'nı okuyoruz.
-
9:58 - 10:014. Sınıflar bunu anlayabiliyorlar -- 9 yaşında olmalarına rağmen --
-
10:01 - 10:03Bunu ele alıyorlar, ve kullanıyorlar ama
-
10:03 - 10:05Nasıl olduğunu anlamak için, izlemek için değil --
-
10:05 - 10:07yaptıkları ilk şey --
-
10:07 - 10:09güce ve yıkıma giden yollar,
-
10:09 - 10:11Savaşa giden yollar.
-
10:11 - 10:13dar görüşlü tepkileri ve dürtüsel düşünceleri
-
10:13 - 10:15görmezden gelmeyi öğreniyorlar.
-
10:15 - 10:19Uzun vadeli ve mantıklı düşünmeyi öğreniyorlar.
-
10:19 - 10:22Stewart Brand burada, oyuna yönelik fikirlerden biri de ona ait
-
10:22 - 10:24Üç aylık makalelerinden birinde yer alan birlikte-evrim kavramı ile birlikte
-
10:24 - 10:26bir barış gücü oluşturulması.
-
10:26 - 10:29ve oyunda, öğrenciler bazen gerçekten de bir barış gücü oluşturuyorlar.
-
10:29 - 10:32Ben sadece bir zaman takipçisiyim.
-
10:32 - 10:34Bir netleştiriciyim, kolaylaştırıcıyım.
-
10:34 - 10:36Oyunu çocuklar götürüyorlar.
-
10:36 - 10:38Bir kere oynamaya başladıklarında
-
10:38 - 10:40Herhangi bir politika üretmek bir bir şansım yok.
-
10:40 - 10:43Bu nedenle sadece sizinle paylaşacağım ...
-
10:43 - 10:45(Video) Çocuk: Dünya Barış Oyunu ciddi bir olay.
-
10:45 - 10:48Dünya ile nasıl ilgilenmeniz gerektiğini size öğretiyor.
-
10:48 - 10:50Mr, Hunter bunu yapıyor
-
10:50 - 10:52çünkü o diyor ki onun zamanında her şey çoktan mahvedilmiş,
-
10:52 - 10:54ve şimdi bize söylemeye çalıştığı şey
-
10:54 - 10:56bu problemi nasıl çözeceğimiz.
-
10:56 - 10:58John Hunter: onlara bir şey önerdim --
-
10:58 - 11:01(Alkışlar)
-
11:01 - 11:04Aslında, onlara hiç bir şey söyleyemem, çünkü cevapları ben de bilmiyorum.
-
11:04 - 11:07ve onların karşısında gerçeği kabul ediyorum: Bilmiyorum.
-
11:07 - 11:10ve bilmediğim için, cevap için çaba harcamalılar.
-
11:10 - 11:12aynı zamanda onlardan özür de diliyorum.
-
11:12 - 11:15Diyorum ki, "Çocuklar, çok üzgünüm,
-
11:15 - 11:17ama gerçek şu ki
-
11:17 - 11:20bu dünyayı sizlere çok kötü bir durumdayken bıraktık
-
11:20 - 11:22bu umuyoruz ki sizler bizim için onu düzeltebilirsiniz.
-
11:22 - 11:24ve bu oyun belki de sizlere bunun nasıl yapılacağını öğretir."
-
11:24 - 11:26Bu çok içten bir özür,
-
11:26 - 11:28ve onlar da bunu ciddiye alıyorlar.
-
11:28 - 11:31Şimdi belki sizler de bu karmaşıklığın neye benzediğini merak ediyorsunuzdur.
-
11:31 - 11:34Peki öyleyse, işte oyunu başlattığımızda olanlar.
-
11:34 - 11:37(Video) JH: Pekala, şimdi de müzakerelere başlıyoruz. Haydi bakalım.
-
11:37 - 11:44(Konuşmalar)
-
11:45 - 11:48JH: İşte size sorum, şu anda bu sınıfta sorumlu kim?
-
11:49 - 11:52Bu ciddi bir soru: Kim işlerin başında?
-
11:52 - 11:54Ben zaman içerisinde kontrolü sınıfa bırakmayı öğrendim.
-
11:54 - 11:56Kontrolü öğrencilere bırakmayı.
-
11:56 - 11:58Burada bir anlayış ve dürüstlük var
-
11:58 - 12:00bir fikre adanmışlık var
-
12:00 - 12:02öyle ki mesleğe ilk başladığımda
-
12:02 - 12:04yapmak zorunda olduğumu düşünmediğim bir şekilde:
-
12:04 - 12:07Sınıftaki her konuşmayı ve karşılığı kontrol ederek.
-
12:07 - 12:09Bu imkansız. Onların kollektif bilgeliği
-
12:09 - 12:11Benimkinden çok daha büyük,
-
12:11 - 12:14Be bunu onların önünde açık yüreklilikle kabul ediyorum.
-
12:14 - 12:17Şimdi sizlerle, adeta sihirli olayları içeren
-
12:17 - 12:20bir kaç hikayeyi hızlıca paylaşacağım.
-
12:20 - 12:23bir keresinde oyunda küçük bir kız çocuğu vardı,
-
12:23 - 12:26en fakir ülkenin savunma bakanıydı.
-
12:26 - 12:30ve savunma bakanı -- tank birliklerine, hava kuvvetlerine vb. sahipti.
-
12:30 - 12:33ve petrol zengini, varlıklı bir ülke ile komşuydu.
-
12:33 - 12:35Herhangi bir provokasyon olmadığı halde,
-
12:35 - 12:38birden bire, kendi başbakanının emirlerine karşı gelerek komşusunun
-
12:38 - 12:40petrol sahalarına saldırıda bulundu.
-
12:40 - 12:42Petrol sahalarının içlerine doğru yürüdü,
-
12:42 - 12:44hiç ateş etmeden, alanları kuşattı,
-
12:44 - 12:46koruma altına altı, ve öylece elinde tuttu.
-
12:46 - 12:48işgal edilen komşusu hiç bir askeri operasyon düzenleyemedi
-
12:48 - 12:51çünkü petrol arzı tamamen kitlenmişti.
-
12:51 - 12:53Hepimiz ona kırılmıştık, "Neden bunu yapıyorsun?
-
12:53 - 12:55Bu Dünya Barış Oyunu. Senin neyin var?" diye sorduk.
-
12:55 - 12:57(Gülüşmeler)
-
12:57 - 12:59Bu dokuz yaşındaki küçük kız çocuğu,
-
12:59 - 13:02piyonlarını tutmaya devam etti ve yanındaki kız arkadaşına
-
13:02 - 13:05"Ben ne yaptığımı biliyorum." dedi.
-
13:05 - 13:07Burada bir ihlal durumu var.
-
13:07 - 13:09Bundan çıkardığımız sonuç, elinde tanklar olan 9 yaşındaki
-
13:09 - 13:11bir kız çocuğuyla zıtlaşmak istemezsiniz.
-
13:11 - 13:13(Kahkahalar)
-
13:13 - 13:16Onlar en zorlu muhaliflerdir.
-
13:16 - 13:18Ve sonuç olarak çok üzgündük.
-
13:18 - 13:21Bir öğretmen olarak başarısız olduğumu düşündüm. Bunu neden yapıyordu?
-
13:21 - 13:23fakat bir kaç oyun günü sonra anlamaya başladım --
-
13:23 - 13:27bazen takımlarla görüşme yaptığımız aşamalar vardır --
-
13:27 - 13:30aslında tüm takımlara yönelik bir görüşme dönemiydi,
-
13:30 - 13:32her takım sıra ile geliyordu,
-
13:32 - 13:34biz de sonuç almaksızın görüşmelere devam ediyorduk.
-
13:34 - 13:36her tur bir oyun gününe denk geliyor.
-
13:36 - 13:39Bir kaç oyun günü sonra ortaya çıktı ki
-
13:39 - 13:41bu zengin ülke
-
13:41 - 13:43tüm dünyaya hakim olabilmek için
-
13:43 - 13:46askeri bir saldırı planlıyordu.
-
13:46 - 13:48eğer petrol sağlayabilseydi, bunu yapacaklardı.
-
13:48 - 13:51Küçük kız, vektörleri, eğilimleri ve niyetleri görmeyi başarabilmişti
-
13:51 - 13:53hem de hepimizden çok önce.
-
13:53 - 13:55neler olacağını anlamıştı ve
-
13:55 - 13:57barış oyununda saldırmak gibi
-
13:57 - 14:00felsefi bir karar vermişti.
-
14:00 - 14:03Daha büyük bir savaştan kaçınmak için küçük bir savaşı kullanmıştı,
-
14:03 - 14:05böylece biz de durup bu hareketin doğru mu,
-
14:05 - 14:07duruma göre doğru mu yoksa yanlış mı olduğu hakkında
-
14:07 - 14:10iyi bir felsefi tartışma gerçekleştirdik.
-
14:10 - 14:13İşte bizim yerleştirmek istediğimiz düşünce tipi bu; durumlar.
-
14:13 - 14:15bunu öğretim içerisinde tasarlayamazdım.
-
14:15 - 14:18bu tamamen onların kollektif bilgeliklerinden doğaçlama olarak ortaya çıktı.
-
14:18 - 14:24(Alkışlar)
-
14:24 - 14:26Bir diğer örnek, çok güzel bir olay.
-
14:26 - 14:28Oyunda bir mektubumuz var.
-
14:28 - 14:30eğer askeri bir komutansanız ve ücretli askerleriniz varsa --
-
14:30 - 14:33-- tablanın üzerindeki plastik askerler -- ve onları kaybederseniz,
-
14:33 - 14:35bunu mektuba koyuyorum.
-
14:35 - 14:38Ailelerine bir mektup yazmak zorundasınız --
-
14:38 - 14:40Hayali askerlerinizin hayali ailelerine --
-
14:40 - 14:43neler olduğunu açıklayan ve taziyelerinizi sunan.
-
14:43 - 14:45böylece çatışmaya girmeden önce
-
14:45 - 14:48bir kere daha düşünüyorsunuz.
-
14:48 - 14:50bir gün böyle bir durumla karşılaştık --
-
14:50 - 14:52aslında geçtiğimiz yazdı.
-
14:52 - 14:55Albemarle'de bulunan Agnor-Hurt okulundaydık --
-
14:55 - 14:58askeri komutanlarımızdan biri yazdığı mektubu okumak için ayağa kalktı.
-
14:58 - 15:00diğer çocuklardan biri bana seslendi, "Bay Hunter,
-
15:00 - 15:02haydi soralım -- orada bir veli var."
-
15:02 - 15:04o gün orada ziyaret için gelmiş bir veli vardı, odanın arka tarafında oturuyordu.
-
15:04 - 15:06"Hadi oradaki anneye mektubu okumasını söyleyelim.
-
15:06 - 15:08Eğer o okursa çok daha gerçekçi olur."
-
15:08 - 15:11Biz de gidip sorduk, mektubu cesaretle eline aldı.
-
15:11 - 15:14"Tabi ki." Okumaya başladı. Bir cümle okudu.
-
15:14 - 15:17İki cümle okudu.
-
15:17 - 15:20Üçüncü cümlede, gözyaşları içindeydi.
-
15:20 - 15:23Ben de aynı şekilde.
-
15:23 - 15:25Herkes anladı ki
-
15:25 - 15:28birilerini kaybettiğimizde, kazananlar sinsi değildir.
-
15:28 - 15:31Hepimiz kaybetmişizdir.
-
15:31 - 15:33Yaşadığımız, hepimiz için inanılmaz bir deneyim ve inanılmaz bir kavrayıştı.
-
15:33 - 15:35Şimdi size arkadaşım David'in bu konuda neler söylediğini göstereceğim.
-
15:35 - 15:37Şimdiye kadar bir çok çatışmanın içinde bulundu.
-
15:37 - 15:39(Video) David: Gerçekten de saldırmak için yeteri kadar adamımız vardı.
-
15:39 - 15:43Demek istediğim, [çoğu zaman] şanslıydık.
-
15:43 - 15:45Fakat şimdi çok garip hissediyorum,
-
15:45 - 15:49çünkü haftanın birinde dediği şeyi yaşıyorum.
-
15:49 - 15:51Haftanın birinde dedi ki,
-
15:51 - 15:53Bir savaşa girip de kazananlar
-
15:53 - 15:55geri dönmek isteyecekler,
-
15:55 - 15:57ve kaybedenler ise
-
15:57 - 16:00bu sefer kazanmak için geri dönmek isteyecekler."
-
16:00 - 16:02Ben bir süredir çatışmalar kazanıyorum,
-
16:02 - 16:05ve giderek daha çok çatışmanın içine giriyorum.
-
16:05 - 16:07Ve bence tıpkı Sun Tzu'nun dediği şekilde
-
16:07 - 16:09yaşamak biraz garip.
-
16:11 - 16:14JH: Bunu her gördüğümde ürperiyorum.
-
16:14 - 16:17İşte istediğimiz bu türden bir ilişkilendirme.
-
16:17 - 16:20Bunu istesem de planlayamam, tasarlayamam,
-
16:20 - 16:22hatta test edemem bile.
-
16:22 - 16:24Fakat bu aşikar bir değerlendirme.
-
16:24 - 16:27Biliyoruz ki bu öğrenmenin özgün bir değerlendirmesi.
-
16:29 - 16:32Elimizde bir çok veri var, fakat bazen neler olduğuna dair gerçek doğrularla
-
16:32 - 16:35bu verilerin de ötesine geçtiğimizi düşünüyorum
-
16:35 - 16:38O yüzden üçüncü bir hikayeyi paylaşacağım.
-
16:38 - 16:41Arkadaşım Brennan ile ilgili.
-
16:41 - 16:44Bir dönem boyunca okuldan sonra bu oyunu oynamıştık
-
16:44 - 16:47haftalarca, yaklaşık olarak 7 hafta boyunca,
-
16:47 - 16:50ve bütün iç içe geçmiş 50 krizi çözmüştük.
-
16:50 - 16:53Oyunun kazanılması için 50 problemin çözülmesi
-
16:53 - 16:55ve her ülkenin kaynak değerlerinin
-
16:55 - 16:57başladıkları noktadan yukarıda olması gerekiyor.
-
16:57 - 17:00Bazıları fakir, bazıları zengin. Milyarlık nüfusları var.
-
17:00 - 17:02Bir keresinde Dünya Bankası Başkanı üçüncü sınıf öğrencisiydi.
-
17:02 - 17:05Dedi ki, "Bir trilyonda kaç tane sıfır vardır? Hesaplamalarımı doğru yapmalıyım."
-
17:05 - 17:07Oyunda onunla beraber oynayan lise öğrencileri için
-
17:07 - 17:10mali politikaları o ayarlıyordu.
-
17:10 - 17:13Takım en fakir olandı
-
17:13 - 17:15ve daha da fakirleşti.
-
17:15 - 17:17kazanmaları için hiç bir çıkış yolu yoktu.
-
17:17 - 17:19Saat 4'e yaklaşıyordu, zamanımız bitiyordu --
-
17:19 - 17:21bir dakika kadar kalmıştı --
-
17:21 - 17:23herkesi bir umutsuzluk dalgası sardı.
-
17:23 - 17:25Bir öğretmen olarak başarısız olduğumu düşündüm.
-
17:25 - 17:28Eğer iyi öğretebilseydim, kazanabilirlerdi.
-
17:28 - 17:31Böyle başarısızlığa uğramazlardı.
-
17:31 - 17:34Onları ben başarısızlığa uğrattım.
-
17:34 - 17:36Kendimi üzgün ve karamsar hissediyordum.
-
17:36 - 17:38Birdenbire, Brennan benim sandalyeme doğru yürüdü
-
17:38 - 17:40zili elimden aldı, benim kabine toplantısı veya değişikliği
-
17:40 - 17:42durumlarında sinyal olarak kullandığım zili,
-
17:42 - 17:44ve kendi koltuğuna geri döndü, zili çaldı.
-
17:44 - 17:46Herkes onun sandalyesine doğru koştu, çığlıklar atılıyordu,
-
17:46 - 17:48bağrışmalar vardı, dosyalar dalgalanıyordu.
-
17:48 - 17:50Gizli belgelerden oluşan dosyaları aldılar.
-
17:50 - 17:52El kol hareketleri yapıyor, ortalıkta koşturuyorlardı.
-
17:52 - 17:55Ne yaptıklarını bilmiyordum. Sınıfın kontrolünü kaybetmiştim.
-
17:56 - 17:59Müdür içeri girerse, işimden olurum.
-
17:59 - 18:01Veliler pencereden içeri bakıyorlar.
-
18:01 - 18:04Ve Brennan kendi yerine geri döndü. Herkes kendi yerlerine döndüler.
-
18:04 - 18:06Zili bir daha çaldı. Dedi ki, "Biz," --
-
18:06 - 18:08Zamanın dolmasına sadece 12 saniye vardı --
-
18:08 - 18:11"Biz bütün uluslar, fonlarımızı bir havuzda topladık.
-
18:11 - 18:13Şu anda 600 milyar dolarımız var.
-
18:13 - 18:15Bunu fakir ülkeye bağış olarak öneriyoruz.
-
18:15 - 18:18Eğer kabul ederlerse, bu onların kaynak değerlerini artıracaktır ve biz de oyunu kazanacağız.
-
18:18 - 18:20Kabul eder misiniz?"
-
18:20 - 18:22Zamanın dolmasına üç saniye var.
-
18:22 - 18:25Herkes fakir ülkenin başbakanına bakıyor,
-
18:25 - 18:27ve o da cevap veriyor, "Evet."
-
18:27 - 18:30Ve oyun kazanılıyor.
-
18:30 - 18:33Doğaçlama şefkat
-
18:33 - 18:35kesinlikle planlanamaz,
-
18:35 - 18:38beklenmedik ve tahmin edilemezdi.
-
18:38 - 18:40Oynadığımız her oyun farklı.
-
18:40 - 18:42Bazıları daha çok sosyal konularla ilgili,
-
18:42 - 18:44Bazıları daha çok ekonomik konularla ilgili.
-
18:44 - 18:46Bazıları daha çok savaşla ilgili.
-
18:46 - 18:49Fakat insan olmanın gerçekliğini reddetmemeye çalışıyorum.
-
18:49 - 18:51oraya gitmelerine izin veriyorum
-
18:51 - 18:55ve kendi deneyimleri doğrultusunda, kanlı bir şekilde öğrenmelerine
-
18:55 - 18:58yanlış olarak adlandırdıkları bir şeyi nasıl yapmayacaklarına
-
18:58 - 19:00ve neyin doğru olduğunu kendi yolları ile,
-
19:00 - 19:02kendi başlarına buluyorlar.
-
19:03 - 19:05Bu yüzden bu oyundan,
-
19:05 - 19:07çok fazla şey öğrendim,
-
19:07 - 19:09fakat diyebilirim ki
-
19:09 - 19:12keşke
-
19:12 - 19:14bu oyundan kritik düşünsel bir araç oluştursalar
-
19:14 - 19:16veya yaratıcı bir düşünsel araç
-
19:16 - 19:18geliştirseler
-
19:18 - 19:22dünya için iyi bir şeyler geliştirseler
-
19:22 - 19:25hepimizi kurtarabilirler.
-
19:25 - 19:28Keşke.
-
19:28 - 19:30Ve bana destek olmuş olan
-
19:30 - 19:32tüm öğretmenlerim adına
-
19:32 - 19:35Teşekkür ederim. Teşekkür ederim. Teşekkür ederim.
-
19:35 - 20:06(Alkışlar)
- Title:
- World Peace Game ile John Hunter
- Speaker:
- John Hunter
- Description:
-
more » « less
John Hunter dünyanın tüm sorunlarını 4'x5' lik bir pleksiglas tabla üzerine yerleştirdi ve 4. sınıf öğrencilerinin bu sorunları çözmesini istedi. TED2011'de Dünya Barış Oyunu'nun nasıl okul çocuklarını kaynaştırdığını ve sınıf derslerinin ötesinde neden karmaşık konuları anlattığını -- doğaçlama ve her zaman hayret verici -- anlatıyor.
- Video Language:
- English
- Team:
closed TED
- Project:
- TEDTalks
- Duration:
- 20:07