< Return to Video

World Peace Game ile John Hunter

  • 0:00 - 0:02
    Bugün burada bulunmaktan büyük mutluluk duyuyorum
  • 0:02 - 0:04
    Çok şanslı olduğumu hissediyorum.
  • 0:04 - 0:08
    Bana aktarılan bu iyi duygulardan çok etkilenmiş durumdayım.
  • 0:08 - 0:10
    Karım Leslie'ye seslendim
  • 0:10 - 0:12
    ve dedim ki "Bildiğin gibi, bir çok iyi insan var
  • 0:12 - 0:14
    çok fazla iyi şeyler yapmak için çaba harcayan
  • 0:14 - 0:18
    Sanki "bir melekler topluluğunun ortasına inmiş" gibi hissediyorum.
  • 0:18 - 0:21
    Bu gerçek bir duygu.
  • 0:21 - 0:24
    Fakat artık konuşmama başlamalıyım -- saatin ilerlediğini görüyorum.
  • 0:24 - 0:27
    Ben bir devlet okulu öğretmeniyim,
  • 0:27 - 0:30
    ve sizlerle müdüremiz ile ilgili bir hikaye paylaşmak istiyorum.
  • 0:30 - 0:32
    Onun Adı Pam Moran
  • 0:32 - 0:34
    Virginia, Albermarle İlçesinden,
  • 0:34 - 0:36
    Blue Ridge Dağlarının eteklerinde.
  • 0:36 - 0:38
    Ve kendisi bir hayli ileri-teknolojik bir amirdir.
  • 0:38 - 0:40
    Akıllı yazı tahtaları kullanır, blog yazarlığı yapar,
  • 0:40 - 0:42
    Tweet'ler, Facebook kullanır,
  • 0:42 - 0:44
    kısacası bu ve benzeri ileri-teknolojinin araçlarını etkin kullanır.
  • 0:44 - 0:47
    Hem bir teknoloji lideri, hemde bir eğitici liderdir.
  • 0:47 - 0:49
    Fakat ofisinde
  • 0:49 - 0:53
    eski ve yıkık dökük ahşap bir masa vardır--
  • 0:53 - 0:56
    yeşil boyası pul pul soyulmuş, hatta köhne denilebilecek bir masa.
  • 0:56 - 1:00
    Ona dedim ki, "Pam, sen modern ve bunu en iyi şekilde hayatına yansıtan bir insansın.
  • 1:00 - 1:02
    Bu eski masanın ofisinde olmasının sebebi nedir?"
  • 1:02 - 1:04
    Bana dedi ki,
  • 1:04 - 1:07
    Bildiğin gibi ben Güney-Batı Virginia'da büyüdüm,
  • 1:07 - 1:10
    Kırsal Virginia'nın kömür madenlerinin ve tarım alanlarının olduğu bölgesinde,
  • 1:10 - 1:14
    ve bu masa büyük babamın mutfağında dururdu.
  • 1:14 - 1:17
    Biz oyun oynamaktan döndüğümüzde, o da tarlayı sürmekten ve çalışmaktan döndüğünde
  • 1:17 - 1:19
    her akşam masanın etrafında otururduk.
  • 1:19 - 1:22
    Ve bir yandan büyürken, bir yandan çok şey öğrendim
  • 1:22 - 1:24
    çok fazla kavrayış ve bilgelik
  • 1:24 - 1:26
    bu masanın etrafında ortaya çıktı,
  • 1:26 - 1:29
    Ben de onu bilgelik masası olarak adlandırmaya başladım.
  • 1:29 - 1:32
    Büyük babam vefat ettikten sonra, bu masayı yanımda getirdim ve ofisime koydum,
  • 1:32 - 1:34
    ve bana onu hatırlatıyor.
  • 1:34 - 1:39
    bana zaman zaman boş bir tablanın etrafında neler olabileceğini hatırlatıyor."
  • 1:39 - 1:41
    Sizlere bahsedeğim proje
  • 1:41 - 1:43
    Dünya Barış Oyunu adını taşıyor
  • 1:43 - 1:45
    ve aslında o da bir boş tabla.
  • 1:45 - 1:47
    onu da 21.yy'ın bilgelik masası olarak
  • 1:47 - 1:51
    düşünmek beni mutlu ediyor gerçekten.
  • 1:51 - 1:55
    Herşey 1977 yılında başladı
  • 1:55 - 1:58
    Genç bir adamdım,
  • 1:58 - 2:05
    ve üniversiteden bir ayrılıp bir geri dönüyordum.
  • 2:05 - 2:08
    Ailem çok sabırlıydı,
  • 2:08 - 2:10
    bir yandan da mistik arayışlarım doğrultusunda
  • 2:10 - 2:12
    Hindistan'a ziyaretler gerçekleştiriyordum.
  • 2:12 - 2:14
    Hindistan'dan en son döndüğüm zamanı hatırlıyorum --
  • 2:14 - 2:16
    uzun beyaz elbisemin içinde
  • 2:16 - 2:19
    uzun bir sakal ve John Lennon gözlüklerimle,
  • 2:19 - 2:21
    Babama demiştim ki,
  • 2:21 - 2:23
    "Baba, galiba sonunda ruhsal aydınlanmaya ulaştım."
  • 2:23 - 2:26
    Bana dedi ki, "İyi öyleyse, bulman gereken tek bir şey daha kaldı"
  • 2:26 - 2:29
    Dedim ki "O nedir baba?" "Bir iş."
  • 2:29 - 2:32
    (Kahkahalar)
  • 2:32 - 2:35
    bana bir iş bulmam için yalvardılar
  • 2:35 - 2:37
    bunun üzerine ben de okula başladım
  • 2:37 - 2:39
    ve konum bir şekilde eğitim oldu
  • 2:39 - 2:41
    deneysel bir eğitim programıydı
  • 2:41 - 2:43
    Bu dişçilik de olabilirdi ama "deneysel" kelimesi içinde olduğundan
  • 2:43 - 2:46
    kendimi katılmak için bir nevi zorunlu hissettim.
  • 2:46 - 2:49
    bir iş görüşmesine gittiğimde
  • 2:49 - 2:52
    Virginia Başkent'te Richmond Devlet Okulu'nda
  • 2:52 - 2:55
    üç parçalı bir takım elbise satın aldım --bu benim görüşme için verdiğim tavizdi,
  • 2:55 - 2:57
    uzun sakal ve afro saçlarımla birlikte
  • 2:57 - 3:00
    platform topuklu ayakkabılarım da dahil olmak üzere -- o zamanlar 70'lerdi--
  • 3:00 - 3:03
    içeri girdim, oturdum ve mülakatı gerçekleştirdik.
  • 3:03 - 3:05
    Herhalde öğretmen kıtlığı yaşıyorlardı,
  • 3:05 - 3:07
    çünkü amir, adı Anna Aro idi,
  • 3:07 - 3:10
    Özel öğrenciler için öğretmenlik işini aldığımı söyledi.
  • 3:11 - 3:13
    Çok şaşırmış ve sersemlemiştim,
  • 3:13 - 3:16
    ayağa kalktım, ve dedim ki " Peki öyleyse, teşekkür ederim, ama ben şimdi ne yapacağım?"
  • 3:16 - 3:19
    (Kahkahalar)
  • 3:19 - 3:21
    Özel eğitim fazla bilindik değildi.
  • 3:21 - 3:24
    Kullanmak için çok fazla materyal yoktu.
  • 3:24 - 3:26
    Ben de sordum, "Ne yapmalıyım?"
  • 3:26 - 3:29
    Cevabı benim için bir şoktu. Beni sersemletti.
  • 3:29 - 3:31
    Cevabı, o zamandan sonraki tüm kariyerim için
  • 3:31 - 3:34
    kullanacağım şablonu oluşturdu.
  • 3:35 - 3:39
    Bana dedi ki, " Sen ne yapmak istiyorsun?"
  • 3:40 - 3:42
    Bu soru zihnimi berraklaştırdı.
  • 3:42 - 3:45
    Herhangi bir program direktifi yoktu, bir el kitabı mevcut değildi,
  • 3:45 - 3:48
    özel eğitimde bu şekilde
  • 3:48 - 3:50
    herhangi bir standart yoktu
  • 3:50 - 3:52
    ve zihnimde öyle bir yer açtı ki,
  • 3:52 - 3:54
    bundan sonra ben de
  • 3:54 - 3:57
    öğrencilerim için kendi anlayışları doğrultusunda
  • 3:57 - 3:59
    kendi anlamlarını çıkaracakları bir
  • 3:59 - 4:02
    boş tabla oluşturmaya gayret ettim.
  • 4:03 - 4:06
    Bu anlattığım olay 1978'de gerçekleşti,
  • 4:06 - 4:09
    ve uzun yıllar öğretmenlik yapmaya devam ettim,
  • 4:09 - 4:12
    derken bir arkadaşım beni genç bir film yapımcısı ile tanıştırdı.
  • 4:12 - 4:14
    Bu bayın adı Chris Farina idi.
  • 4:14 - 4:16
    Chris Farina bugün kendi imkanlarıyla burada bulunuyor.
  • 4:16 - 4:18
    Chris, lütfen ayağa kalkıp kendini gösterir misin --
  • 4:18 - 4:21
    bir film yapmış olan genç, öngürülü film yapımcısı.
  • 4:21 - 4:25
    (Alkışlar)
  • 4:25 - 4:28
    Filmin adı "World Peace and Other 4th Grade Achievements."
  • 4:28 - 4:31
    Bana filmi önerdiğinde -- ki bu arada harika bir isim
  • 4:31 - 4:33
    Bana filmi önerdiğinde,
  • 4:33 - 4:35
    dedim ki "Eh belki yerel bir televizyonda yayınlanır,
  • 4:35 - 4:37
    ve biz de arkadaşlarımıza selam gönderebiliriz."
  • 4:37 - 4:39
    Fakat film gerçekten bir yerlere geldi.
  • 4:39 - 4:42
    Hala bir takım borçlar olsa da Chris bir takım fedakarlıklar da yaparak
  • 4:42 - 4:44
    bu filmi yapmayı başardı.
  • 4:44 - 4:46
    Böylece biz bir film yaptık
  • 4:46 - 4:49
    ve zamanla benim hakkımdaki bir hikaye olmaktan çıkıp
  • 4:49 - 4:51
    bir öğretmen hakkındaki bir hikayeye dönüştü.
  • 4:51 - 4:55
    Bu film, öğretme sanatı ve öğretmenlere vasiyet niteliğinde bir öyküdür.
  • 4:55 - 4:57
    Ve çok da güzel bir şeydir.
  • 4:57 - 5:00
    İlginç olan şey ise, filmi izlerken --
  • 5:00 - 5:03
    onu izlemek bir anlamda ürkütücüydü --
  • 5:03 - 5:06
    kendimi tam anlamıyla kaybolmuş olarak gördüm.
  • 5:06 - 5:08
    Gördüğüm şey
  • 5:08 - 5:12
    Benim öğretmenlerimin benim aracılığım ile ortaya çıktıklarıydı.
  • 5:12 - 5:16
    Lisedeki geometri öğretmenimi gördüm, Mr. Rucell'i
  • 5:16 - 5:19
    Palabıyıklarının altındaki çarpık gülümsemesiyle.
  • 5:19 - 5:22
    Bu gülüş benim de gülüşümdü. -- aslında onun olmasına rağmen.
  • 5:22 - 5:25
    Jan Polo'nun ışıldayan gözlerini gördüm.
  • 5:25 - 5:27
    ve onlar kızgınlıkla parlamıyordu,
  • 5:27 - 5:30
    sevgiyle ve öğrencileri için yoğun bir sevgiyle parlıyorlardı.
  • 5:30 - 5:33
    bazen ben de böylesi bir ışıldamaya sahip oluyorum.
  • 5:33 - 5:36
    İlkokuldan Bayan Ethel J. Banks'i de gördüm
  • 5:36 - 5:40
    her gün topuklu ayakkabılar ve inciler giyerdi.
  • 5:40 - 5:44
    Ve bilirsiniz, şu eski okul- öğretmenlerinin bakışı vardı.
  • 5:44 - 5:46
    Hangisi olduğunu bilirsiniz.
  • 5:46 - 5:49
    (Kahkahalar)
  • 5:49 - 5:51
    Sen arkamdaki hakkında konuşmuyorum bile,
  • 5:51 - 5:53
    çünkü kafamın arkasında gözlerim var."
  • 5:53 - 5:56
    (Kahkahalar)
  • 5:56 - 5:58
    Bu tip öğretmenleri biliyorsunuz değil mi?
  • 5:58 - 6:00
    Bu bakışı çok sık kullanmıyorum,
  • 6:00 - 6:03
    ama repertuvarımda var.
  • 6:03 - 6:06
    Miss Banks'de oradaydı ki kendisi benim için muhteşem bir akıl hocasıdır.
  • 6:06 - 6:08
    Sonrasında kendi ailemi,
  • 6:08 - 6:11
    ilk öğretmenlerimi gördüm.
  • 6:11 - 6:14
    yaratıcı ve çok özel bir düşünür olan babamı,
  • 6:14 - 6:17
    Sağ tarafta oturan kardeşim Malcolm'u.
  • 6:17 - 6:19
    Ve annemi,
  • 6:19 - 6:21
    Dördüncü sınıfta öğretmenimdi
  • 6:21 - 6:23
    Virginia'da farklı okullarda,
  • 6:23 - 6:26
    Benim ilham kaynağımdı.
  • 6:26 - 6:28
    gerçekten de hissettiğim,
  • 6:28 - 6:30
    filmi gördüğümde
  • 6:30 - 6:33
    -- anneme ait olan bir hareket var bende de, şöyle bir şey --
  • 6:33 - 6:37
    Onun bu hareketinin devamı olduğumu hissettim.
  • 6:37 - 6:39
    ben onun öğretici hareketlerinden birisiyim.
  • 6:39 - 6:41
    ve güzel olan şey şuydu,
  • 6:41 - 6:44
    ben de kızımın, Madeline'in, ilkokuldaki öğretmeniydim.
  • 6:44 - 6:46
    ve bu sayede annemin bu hareketi,
  • 6:46 - 6:48
    bir çok nesil boyunca devam edecek.
  • 6:48 - 6:50
    bu silsileye sahip olmak
  • 6:50 - 6:52
    inanılmaz bir his.
  • 6:52 - 6:54
    Böylece burada bir çok insanın destekleri sayesinde bulunuyorum.
  • 6:54 - 6:56
    Burada yalnız değilim.
  • 6:56 - 6:59
    Şu anda bu sahnede bir çok insan var.
  • 7:00 - 7:04
    Sizlere bahsetmek istediğim World Peace Game,
  • 7:04 - 7:06
    Şu şekilde başladı:
  • 7:06 - 7:09
    Oyun bir buçuk- iki metrelik bir kontrplak tahtanın üzerindeydi
  • 7:09 - 7:12
    1978 yılında, şehir içinde bir devlet okulundaydım.
  • 7:12 - 7:14
    Afrika'daki çocuklar için bir ders hazırlıyordum.
  • 7:14 - 7:16
    Dünyadaki bütün problemleri bu kontrplak tablanın üzerine yerleştirdik,
  • 7:16 - 7:18
    ve ben dedim ki, bırakalım da çözsünler.
  • 7:18 - 7:21
    Sadece konu anlatmak ya da kitap okumak istemedim.
  • 7:21 - 7:23
    Onların konunun içine girmesini ve
  • 7:23 - 7:27
    tüm benlikleri ile öğrenmeyi hissetmelerini istedim.
  • 7:27 - 7:29
    Düşündüm ki, oyun oynamayı seviyorlar.
  • 7:29 - 7:31
    Bir şeyler yapmalıyım -- interaktif olarak adlandırmadım
  • 7:31 - 7:33
    çünkü 1978'lerde öyle bir terim yoktu --
  • 7:33 - 7:35
    ama düşündüğüm buydu.
  • 7:35 - 7:37
    ve böylece oyunu yaptık,
  • 7:37 - 7:39
    ve devamlı olarak gelişim gösterdi,
  • 7:39 - 7:42
    1.2 metreye 1.2 metrelik
  • 7:42 - 7:45
    pleksiglas bir yapıya ulaşıncaya kadar.
  • 7:45 - 7:48
    ve 4 adet pleksiglas katmanı var.
  • 7:48 - 7:50
    Bir dış uzay katmanı var
  • 7:50 - 7:52
    karadelik ve uydulara sahip
  • 7:52 - 7:54
    araştırma uyduları ve meteor madenciliği dahil.
  • 7:54 - 7:56
    büyük pamuk yığınlarını kullanarak oluşturduğumuz
  • 7:56 - 7:58
    bulutları içeren bir hava ve uzay katmanı var
  • 7:58 - 8:00
    hava sahaları ve hava kuvvetleri burada yer alıyor,
  • 8:00 - 8:03
    binlerce oyun elemanını içeren yeryüzü ve deniz katmanı var --
  • 8:03 - 8:05
    Hatta denizaltılar ve deniz altı madenciliğinin bulunduğu
  • 8:05 - 8:07
    bir deniz altı katmanımız bile var.
  • 8:07 - 8:09
    Oyun tablasında 4 adet ülke var.
  • 8:09 - 8:12
    Çocuklar ülke adlarını kendileri buluyorlar -- bazıları zengin bazıları fakir
  • 8:12 - 8:15
    ticari ve askeri alanlarda değişik oranlarda üstünlükleri var.
  • 8:15 - 8:17
    Her ülkenin bir bakanlar kurulu var.
  • 8:17 - 8:19
    Bir başbakan, bir eyalet sekreteri, savunma bakanı
  • 8:19 - 8:22
    Bir mali işler müdürü veya müfettiş.
  • 8:22 - 8:25
    Onlarla olan ilişkilerime bağlı olarak başbakanlarını ben seçiyorum.
  • 8:25 - 8:27
    Onlara iş öneriyorum, ki geri çevirebilirler,
  • 8:27 - 8:29
    ve onlar da kendi bakanlar kurullarını belirliyorlar.
  • 8:29 - 8:32
    Oyunda dünya bankası var, silah tüccarları var, birleşmiş milletler var.
  • 8:32 - 8:34
    Hatta bir hava durumu tanrıçası bile var
  • 8:34 - 8:37
    rastlantısal borsa ve hava olaylarını kontrol ediyor.
  • 8:37 - 8:39
    (Kahkahalar)
  • 8:39 - 8:41
    Hepsi bu kadar da değil.
  • 8:41 - 8:43
    50 iç içe geçmiş problemi içeren
  • 8:43 - 8:45
    13 sayfalık bir kriz belgesi var.
  • 8:45 - 8:48
    Böylece bir şey değiştiğinde, diğer her şey de onunla beraber değişiyor.
  • 8:48 - 8:51
    Onları bu karmaşık matrisin içine bırakıyorum,
  • 8:51 - 8:55
    ve birbirimizle olan derin bağlarımızdan dolayı bana güveniyorlar.
  • 8:56 - 8:58
    Bütün bu krizlerle birlikte,
  • 8:58 - 9:01
    -- bakalım -- etnik ve azınlık gerilimleri var,
  • 9:01 - 9:03
    kimyasal ve nükleer sızıntılar var,
  • 9:03 - 9:05
    Nükleer silahlanma var.
  • 9:05 - 9:08
    Petrol sızıntıları, çevresel felaketler,
  • 9:08 - 9:11
    su hakları anlaşmazlıkları, ayrılıkçı cumhuriyetler,
  • 9:11 - 9:13
    Kıtlık, nesli tehlike altındaki türler, küresel ısınma.
  • 9:13 - 9:15
    Eğer Al Gore buradaysa,
  • 9:15 - 9:18
    Agnor-Hurt ve Venable okullarından 4. sınıf öğrencilerimi yanına gönderebilirim
  • 9:18 - 9:21
    Çünkü küresel ısınmayı bir haftada çözdüler.
  • 9:21 - 9:23
    (Kahkahalar)
  • 9:23 - 9:26
    (Alkışlar)
  • 9:26 - 9:29
    Ve bunu bir kaç defa daha yaptılar.
  • 9:29 - 9:31
    (Kahkahalar)
  • 9:31 - 9:34
    Oyunda aynı zamanda bir de sabotajcı var --
  • 9:34 - 9:37
    bazı çocuklar -- basitçe bir bela çıkarıcı --
  • 9:37 - 9:40
    ve ben de kendi bela çıkarıcımı kullanıyorum
  • 9:40 - 9:42
    çünkü onlar, yüzeyde,
  • 9:42 - 9:44
    ve hem dünyayı hem de oyundaki pozisyonlarını korumaya çalışıyorlar.
  • 9:44 - 9:47
    Ama aynı zamanda oyundaki her şeyi de baltalamaya çalışıyorlar.
  • 9:48 - 9:50
    Bunu yanlış bilgilendirmeler, belirsizlikler ve
  • 9:50 - 9:52
    konu dışı bilgilendirmeler yoluyla gizli bir şekilde yapıyorlar.
  • 9:52 - 9:54
    Herkesin daha derin düşünmesini sağlamaya çalışıyorlar.
  • 9:54 - 9:56
    Sabotajcı orada,
  • 9:56 - 9:58
    ve biz de aynı zamanda Sun Tzu'nun "Savaş Sanatı"'nı okuyoruz.
  • 9:58 - 10:01
    4. Sınıflar bunu anlayabiliyorlar -- 9 yaşında olmalarına rağmen --
  • 10:01 - 10:03
    Bunu ele alıyorlar, ve kullanıyorlar ama
  • 10:03 - 10:05
    Nasıl olduğunu anlamak için, izlemek için değil --
  • 10:05 - 10:07
    yaptıkları ilk şey --
  • 10:07 - 10:09
    güce ve yıkıma giden yollar,
  • 10:09 - 10:11
    Savaşa giden yollar.
  • 10:11 - 10:13
    dar görüşlü tepkileri ve dürtüsel düşünceleri
  • 10:13 - 10:15
    görmezden gelmeyi öğreniyorlar.
  • 10:15 - 10:19
    Uzun vadeli ve mantıklı düşünmeyi öğreniyorlar.
  • 10:19 - 10:22
    Stewart Brand burada, oyuna yönelik fikirlerden biri de ona ait
  • 10:22 - 10:24
    Üç aylık makalelerinden birinde yer alan birlikte-evrim kavramı ile birlikte
  • 10:24 - 10:26
    bir barış gücü oluşturulması.
  • 10:26 - 10:29
    ve oyunda, öğrenciler bazen gerçekten de bir barış gücü oluşturuyorlar.
  • 10:29 - 10:32
    Ben sadece bir zaman takipçisiyim.
  • 10:32 - 10:34
    Bir netleştiriciyim, kolaylaştırıcıyım.
  • 10:34 - 10:36
    Oyunu çocuklar götürüyorlar.
  • 10:36 - 10:38
    Bir kere oynamaya başladıklarında
  • 10:38 - 10:40
    Herhangi bir politika üretmek bir bir şansım yok.
  • 10:40 - 10:43
    Bu nedenle sadece sizinle paylaşacağım ...
  • 10:43 - 10:45
    (Video) Çocuk: Dünya Barış Oyunu ciddi bir olay.
  • 10:45 - 10:48
    Dünya ile nasıl ilgilenmeniz gerektiğini size öğretiyor.
  • 10:48 - 10:50
    Mr, Hunter bunu yapıyor
  • 10:50 - 10:52
    çünkü o diyor ki onun zamanında her şey çoktan mahvedilmiş,
  • 10:52 - 10:54
    ve şimdi bize söylemeye çalıştığı şey
  • 10:54 - 10:56
    bu problemi nasıl çözeceğimiz.
  • 10:56 - 10:58
    John Hunter: onlara bir şey önerdim --
  • 10:58 - 11:01
    (Alkışlar)
  • 11:01 - 11:04
    Aslında, onlara hiç bir şey söyleyemem, çünkü cevapları ben de bilmiyorum.
  • 11:04 - 11:07
    ve onların karşısında gerçeği kabul ediyorum: Bilmiyorum.
  • 11:07 - 11:10
    ve bilmediğim için, cevap için çaba harcamalılar.
  • 11:10 - 11:12
    aynı zamanda onlardan özür de diliyorum.
  • 11:12 - 11:15
    Diyorum ki, "Çocuklar, çok üzgünüm,
  • 11:15 - 11:17
    ama gerçek şu ki
  • 11:17 - 11:20
    bu dünyayı sizlere çok kötü bir durumdayken bıraktık
  • 11:20 - 11:22
    bu umuyoruz ki sizler bizim için onu düzeltebilirsiniz.
  • 11:22 - 11:24
    ve bu oyun belki de sizlere bunun nasıl yapılacağını öğretir."
  • 11:24 - 11:26
    Bu çok içten bir özür,
  • 11:26 - 11:28
    ve onlar da bunu ciddiye alıyorlar.
  • 11:28 - 11:31
    Şimdi belki sizler de bu karmaşıklığın neye benzediğini merak ediyorsunuzdur.
  • 11:31 - 11:34
    Peki öyleyse, işte oyunu başlattığımızda olanlar.
  • 11:34 - 11:37
    (Video) JH: Pekala, şimdi de müzakerelere başlıyoruz. Haydi bakalım.
  • 11:37 - 11:44
    (Konuşmalar)
  • 11:45 - 11:48
    JH: İşte size sorum, şu anda bu sınıfta sorumlu kim?
  • 11:49 - 11:52
    Bu ciddi bir soru: Kim işlerin başında?
  • 11:52 - 11:54
    Ben zaman içerisinde kontrolü sınıfa bırakmayı öğrendim.
  • 11:54 - 11:56
    Kontrolü öğrencilere bırakmayı.
  • 11:56 - 11:58
    Burada bir anlayış ve dürüstlük var
  • 11:58 - 12:00
    bir fikre adanmışlık var
  • 12:00 - 12:02
    öyle ki mesleğe ilk başladığımda
  • 12:02 - 12:04
    yapmak zorunda olduğumu düşünmediğim bir şekilde:
  • 12:04 - 12:07
    Sınıftaki her konuşmayı ve karşılığı kontrol ederek.
  • 12:07 - 12:09
    Bu imkansız. Onların kollektif bilgeliği
  • 12:09 - 12:11
    Benimkinden çok daha büyük,
  • 12:11 - 12:14
    Be bunu onların önünde açık yüreklilikle kabul ediyorum.
  • 12:14 - 12:17
    Şimdi sizlerle, adeta sihirli olayları içeren
  • 12:17 - 12:20
    bir kaç hikayeyi hızlıca paylaşacağım.
  • 12:20 - 12:23
    bir keresinde oyunda küçük bir kız çocuğu vardı,
  • 12:23 - 12:26
    en fakir ülkenin savunma bakanıydı.
  • 12:26 - 12:30
    ve savunma bakanı -- tank birliklerine, hava kuvvetlerine vb. sahipti.
  • 12:30 - 12:33
    ve petrol zengini, varlıklı bir ülke ile komşuydu.
  • 12:33 - 12:35
    Herhangi bir provokasyon olmadığı halde,
  • 12:35 - 12:38
    birden bire, kendi başbakanının emirlerine karşı gelerek komşusunun
  • 12:38 - 12:40
    petrol sahalarına saldırıda bulundu.
  • 12:40 - 12:42
    Petrol sahalarının içlerine doğru yürüdü,
  • 12:42 - 12:44
    hiç ateş etmeden, alanları kuşattı,
  • 12:44 - 12:46
    koruma altına altı, ve öylece elinde tuttu.
  • 12:46 - 12:48
    işgal edilen komşusu hiç bir askeri operasyon düzenleyemedi
  • 12:48 - 12:51
    çünkü petrol arzı tamamen kitlenmişti.
  • 12:51 - 12:53
    Hepimiz ona kırılmıştık, "Neden bunu yapıyorsun?
  • 12:53 - 12:55
    Bu Dünya Barış Oyunu. Senin neyin var?" diye sorduk.
  • 12:55 - 12:57
    (Gülüşmeler)
  • 12:57 - 12:59
    Bu dokuz yaşındaki küçük kız çocuğu,
  • 12:59 - 13:02
    piyonlarını tutmaya devam etti ve yanındaki kız arkadaşına
  • 13:02 - 13:05
    "Ben ne yaptığımı biliyorum." dedi.
  • 13:05 - 13:07
    Burada bir ihlal durumu var.
  • 13:07 - 13:09
    Bundan çıkardığımız sonuç, elinde tanklar olan 9 yaşındaki
  • 13:09 - 13:11
    bir kız çocuğuyla zıtlaşmak istemezsiniz.
  • 13:11 - 13:13
    (Kahkahalar)
  • 13:13 - 13:16
    Onlar en zorlu muhaliflerdir.
  • 13:16 - 13:18
    Ve sonuç olarak çok üzgündük.
  • 13:18 - 13:21
    Bir öğretmen olarak başarısız olduğumu düşündüm. Bunu neden yapıyordu?
  • 13:21 - 13:23
    fakat bir kaç oyun günü sonra anlamaya başladım --
  • 13:23 - 13:27
    bazen takımlarla görüşme yaptığımız aşamalar vardır --
  • 13:27 - 13:30
    aslında tüm takımlara yönelik bir görüşme dönemiydi,
  • 13:30 - 13:32
    her takım sıra ile geliyordu,
  • 13:32 - 13:34
    biz de sonuç almaksızın görüşmelere devam ediyorduk.
  • 13:34 - 13:36
    her tur bir oyun gününe denk geliyor.
  • 13:36 - 13:39
    Bir kaç oyun günü sonra ortaya çıktı ki
  • 13:39 - 13:41
    bu zengin ülke
  • 13:41 - 13:43
    tüm dünyaya hakim olabilmek için
  • 13:43 - 13:46
    askeri bir saldırı planlıyordu.
  • 13:46 - 13:48
    eğer petrol sağlayabilseydi, bunu yapacaklardı.
  • 13:48 - 13:51
    Küçük kız, vektörleri, eğilimleri ve niyetleri görmeyi başarabilmişti
  • 13:51 - 13:53
    hem de hepimizden çok önce.
  • 13:53 - 13:55
    neler olacağını anlamıştı ve
  • 13:55 - 13:57
    barış oyununda saldırmak gibi
  • 13:57 - 14:00
    felsefi bir karar vermişti.
  • 14:00 - 14:03
    Daha büyük bir savaştan kaçınmak için küçük bir savaşı kullanmıştı,
  • 14:03 - 14:05
    böylece biz de durup bu hareketin doğru mu,
  • 14:05 - 14:07
    duruma göre doğru mu yoksa yanlış mı olduğu hakkında
  • 14:07 - 14:10
    iyi bir felsefi tartışma gerçekleştirdik.
  • 14:10 - 14:13
    İşte bizim yerleştirmek istediğimiz düşünce tipi bu; durumlar.
  • 14:13 - 14:15
    bunu öğretim içerisinde tasarlayamazdım.
  • 14:15 - 14:18
    bu tamamen onların kollektif bilgeliklerinden doğaçlama olarak ortaya çıktı.
  • 14:18 - 14:24
    (Alkışlar)
  • 14:24 - 14:26
    Bir diğer örnek, çok güzel bir olay.
  • 14:26 - 14:28
    Oyunda bir mektubumuz var.
  • 14:28 - 14:30
    eğer askeri bir komutansanız ve ücretli askerleriniz varsa --
  • 14:30 - 14:33
    -- tablanın üzerindeki plastik askerler -- ve onları kaybederseniz,
  • 14:33 - 14:35
    bunu mektuba koyuyorum.
  • 14:35 - 14:38
    Ailelerine bir mektup yazmak zorundasınız --
  • 14:38 - 14:40
    Hayali askerlerinizin hayali ailelerine --
  • 14:40 - 14:43
    neler olduğunu açıklayan ve taziyelerinizi sunan.
  • 14:43 - 14:45
    böylece çatışmaya girmeden önce
  • 14:45 - 14:48
    bir kere daha düşünüyorsunuz.
  • 14:48 - 14:50
    bir gün böyle bir durumla karşılaştık --
  • 14:50 - 14:52
    aslında geçtiğimiz yazdı.
  • 14:52 - 14:55
    Albemarle'de bulunan Agnor-Hurt okulundaydık --
  • 14:55 - 14:58
    askeri komutanlarımızdan biri yazdığı mektubu okumak için ayağa kalktı.
  • 14:58 - 15:00
    diğer çocuklardan biri bana seslendi, "Bay Hunter,
  • 15:00 - 15:02
    haydi soralım -- orada bir veli var."
  • 15:02 - 15:04
    o gün orada ziyaret için gelmiş bir veli vardı, odanın arka tarafında oturuyordu.
  • 15:04 - 15:06
    "Hadi oradaki anneye mektubu okumasını söyleyelim.
  • 15:06 - 15:08
    Eğer o okursa çok daha gerçekçi olur."
  • 15:08 - 15:11
    Biz de gidip sorduk, mektubu cesaretle eline aldı.
  • 15:11 - 15:14
    "Tabi ki." Okumaya başladı. Bir cümle okudu.
  • 15:14 - 15:17
    İki cümle okudu.
  • 15:17 - 15:20
    Üçüncü cümlede, gözyaşları içindeydi.
  • 15:20 - 15:23
    Ben de aynı şekilde.
  • 15:23 - 15:25
    Herkes anladı ki
  • 15:25 - 15:28
    birilerini kaybettiğimizde, kazananlar sinsi değildir.
  • 15:28 - 15:31
    Hepimiz kaybetmişizdir.
  • 15:31 - 15:33
    Yaşadığımız, hepimiz için inanılmaz bir deneyim ve inanılmaz bir kavrayıştı.
  • 15:33 - 15:35
    Şimdi size arkadaşım David'in bu konuda neler söylediğini göstereceğim.
  • 15:35 - 15:37
    Şimdiye kadar bir çok çatışmanın içinde bulundu.
  • 15:37 - 15:39
    (Video) David: Gerçekten de saldırmak için yeteri kadar adamımız vardı.
  • 15:39 - 15:43
    Demek istediğim, [çoğu zaman] şanslıydık.
  • 15:43 - 15:45
    Fakat şimdi çok garip hissediyorum,
  • 15:45 - 15:49
    çünkü haftanın birinde dediği şeyi yaşıyorum.
  • 15:49 - 15:51
    Haftanın birinde dedi ki,
  • 15:51 - 15:53
    Bir savaşa girip de kazananlar
  • 15:53 - 15:55
    geri dönmek isteyecekler,
  • 15:55 - 15:57
    ve kaybedenler ise
  • 15:57 - 16:00
    bu sefer kazanmak için geri dönmek isteyecekler."
  • 16:00 - 16:02
    Ben bir süredir çatışmalar kazanıyorum,
  • 16:02 - 16:05
    ve giderek daha çok çatışmanın içine giriyorum.
  • 16:05 - 16:07
    Ve bence tıpkı Sun Tzu'nun dediği şekilde
  • 16:07 - 16:09
    yaşamak biraz garip.
  • 16:11 - 16:14
    JH: Bunu her gördüğümde ürperiyorum.
  • 16:14 - 16:17
    İşte istediğimiz bu türden bir ilişkilendirme.
  • 16:17 - 16:20
    Bunu istesem de planlayamam, tasarlayamam,
  • 16:20 - 16:22
    hatta test edemem bile.
  • 16:22 - 16:24
    Fakat bu aşikar bir değerlendirme.
  • 16:24 - 16:27
    Biliyoruz ki bu öğrenmenin özgün bir değerlendirmesi.
  • 16:29 - 16:32
    Elimizde bir çok veri var, fakat bazen neler olduğuna dair gerçek doğrularla
  • 16:32 - 16:35
    bu verilerin de ötesine geçtiğimizi düşünüyorum
  • 16:35 - 16:38
    O yüzden üçüncü bir hikayeyi paylaşacağım.
  • 16:38 - 16:41
    Arkadaşım Brennan ile ilgili.
  • 16:41 - 16:44
    Bir dönem boyunca okuldan sonra bu oyunu oynamıştık
  • 16:44 - 16:47
    haftalarca, yaklaşık olarak 7 hafta boyunca,
  • 16:47 - 16:50
    ve bütün iç içe geçmiş 50 krizi çözmüştük.
  • 16:50 - 16:53
    Oyunun kazanılması için 50 problemin çözülmesi
  • 16:53 - 16:55
    ve her ülkenin kaynak değerlerinin
  • 16:55 - 16:57
    başladıkları noktadan yukarıda olması gerekiyor.
  • 16:57 - 17:00
    Bazıları fakir, bazıları zengin. Milyarlık nüfusları var.
  • 17:00 - 17:02
    Bir keresinde Dünya Bankası Başkanı üçüncü sınıf öğrencisiydi.
  • 17:02 - 17:05
    Dedi ki, "Bir trilyonda kaç tane sıfır vardır? Hesaplamalarımı doğru yapmalıyım."
  • 17:05 - 17:07
    Oyunda onunla beraber oynayan lise öğrencileri için
  • 17:07 - 17:10
    mali politikaları o ayarlıyordu.
  • 17:10 - 17:13
    Takım en fakir olandı
  • 17:13 - 17:15
    ve daha da fakirleşti.
  • 17:15 - 17:17
    kazanmaları için hiç bir çıkış yolu yoktu.
  • 17:17 - 17:19
    Saat 4'e yaklaşıyordu, zamanımız bitiyordu --
  • 17:19 - 17:21
    bir dakika kadar kalmıştı --
  • 17:21 - 17:23
    herkesi bir umutsuzluk dalgası sardı.
  • 17:23 - 17:25
    Bir öğretmen olarak başarısız olduğumu düşündüm.
  • 17:25 - 17:28
    Eğer iyi öğretebilseydim, kazanabilirlerdi.
  • 17:28 - 17:31
    Böyle başarısızlığa uğramazlardı.
  • 17:31 - 17:34
    Onları ben başarısızlığa uğrattım.
  • 17:34 - 17:36
    Kendimi üzgün ve karamsar hissediyordum.
  • 17:36 - 17:38
    Birdenbire, Brennan benim sandalyeme doğru yürüdü
  • 17:38 - 17:40
    zili elimden aldı, benim kabine toplantısı veya değişikliği
  • 17:40 - 17:42
    durumlarında sinyal olarak kullandığım zili,
  • 17:42 - 17:44
    ve kendi koltuğuna geri döndü, zili çaldı.
  • 17:44 - 17:46
    Herkes onun sandalyesine doğru koştu, çığlıklar atılıyordu,
  • 17:46 - 17:48
    bağrışmalar vardı, dosyalar dalgalanıyordu.
  • 17:48 - 17:50
    Gizli belgelerden oluşan dosyaları aldılar.
  • 17:50 - 17:52
    El kol hareketleri yapıyor, ortalıkta koşturuyorlardı.
  • 17:52 - 17:55
    Ne yaptıklarını bilmiyordum. Sınıfın kontrolünü kaybetmiştim.
  • 17:56 - 17:59
    Müdür içeri girerse, işimden olurum.
  • 17:59 - 18:01
    Veliler pencereden içeri bakıyorlar.
  • 18:01 - 18:04
    Ve Brennan kendi yerine geri döndü. Herkes kendi yerlerine döndüler.
  • 18:04 - 18:06
    Zili bir daha çaldı. Dedi ki, "Biz," --
  • 18:06 - 18:08
    Zamanın dolmasına sadece 12 saniye vardı --
  • 18:08 - 18:11
    "Biz bütün uluslar, fonlarımızı bir havuzda topladık.
  • 18:11 - 18:13
    Şu anda 600 milyar dolarımız var.
  • 18:13 - 18:15
    Bunu fakir ülkeye bağış olarak öneriyoruz.
  • 18:15 - 18:18
    Eğer kabul ederlerse, bu onların kaynak değerlerini artıracaktır ve biz de oyunu kazanacağız.
  • 18:18 - 18:20
    Kabul eder misiniz?"
  • 18:20 - 18:22
    Zamanın dolmasına üç saniye var.
  • 18:22 - 18:25
    Herkes fakir ülkenin başbakanına bakıyor,
  • 18:25 - 18:27
    ve o da cevap veriyor, "Evet."
  • 18:27 - 18:30
    Ve oyun kazanılıyor.
  • 18:30 - 18:33
    Doğaçlama şefkat
  • 18:33 - 18:35
    kesinlikle planlanamaz,
  • 18:35 - 18:38
    beklenmedik ve tahmin edilemezdi.
  • 18:38 - 18:40
    Oynadığımız her oyun farklı.
  • 18:40 - 18:42
    Bazıları daha çok sosyal konularla ilgili,
  • 18:42 - 18:44
    Bazıları daha çok ekonomik konularla ilgili.
  • 18:44 - 18:46
    Bazıları daha çok savaşla ilgili.
  • 18:46 - 18:49
    Fakat insan olmanın gerçekliğini reddetmemeye çalışıyorum.
  • 18:49 - 18:51
    oraya gitmelerine izin veriyorum
  • 18:51 - 18:55
    ve kendi deneyimleri doğrultusunda, kanlı bir şekilde öğrenmelerine
  • 18:55 - 18:58
    yanlış olarak adlandırdıkları bir şeyi nasıl yapmayacaklarına
  • 18:58 - 19:00
    ve neyin doğru olduğunu kendi yolları ile,
  • 19:00 - 19:02
    kendi başlarına buluyorlar.
  • 19:03 - 19:05
    Bu yüzden bu oyundan,
  • 19:05 - 19:07
    çok fazla şey öğrendim,
  • 19:07 - 19:09
    fakat diyebilirim ki
  • 19:09 - 19:12
    keşke
  • 19:12 - 19:14
    bu oyundan kritik düşünsel bir araç oluştursalar
  • 19:14 - 19:16
    veya yaratıcı bir düşünsel araç
  • 19:16 - 19:18
    geliştirseler
  • 19:18 - 19:22
    dünya için iyi bir şeyler geliştirseler
  • 19:22 - 19:25
    hepimizi kurtarabilirler.
  • 19:25 - 19:28
    Keşke.
  • 19:28 - 19:30
    Ve bana destek olmuş olan
  • 19:30 - 19:32
    tüm öğretmenlerim adına
  • 19:32 - 19:35
    Teşekkür ederim. Teşekkür ederim. Teşekkür ederim.
  • 19:35 - 20:06
    (Alkışlar)
Title:
World Peace Game ile John Hunter
Speaker:
John Hunter
Description:

John Hunter dünyanın tüm sorunlarını 4'x5' lik bir pleksiglas tabla üzerine yerleştirdi ve 4. sınıf öğrencilerinin bu sorunları çözmesini istedi. TED2011'de Dünya Barış Oyunu'nun nasıl okul çocuklarını kaynaştırdığını ve sınıf derslerinin ötesinde neden karmaşık konuları anlattığını -- doğaçlama ve her zaman hayret verici -- anlatıyor.

more » « less
Video Language:
English
Team:
closed TED
Project:
TEDTalks
Duration:
20:07
Fatmagül BOLAT DENERİ added a translation

Turkish subtitles

Revisions