< Return to Video

Hikâyeler anlatan eşyalar tasarlamak

  • 0:00 - 0:02
    Çocukluğumda evin içinde dolanırken,
  • 0:02 - 0:04
    o Türk halılarını hatırlıyorum
  • 0:04 - 0:09
    ve de o sahneleri, savaş sahnelerini,
    aşk sahnelerini.
  • 0:09 - 0:13
    Yani, bakın. Bu hayvan, savaşçıdan gelen
  • 0:13 - 0:16
    mızrakla mücadele etmeye çalışıyor.
  • 0:16 - 0:19
    Ve annem bu fotoğrafları çekti,
    aslında daha geçen hafta,
  • 0:19 - 0:22
    halılarımızın ve bu zamana
    kadar bunu hatırlıyorum.
  • 0:22 - 0:25
    Bir de başka bir eşya vardı,
    bu bir çeşit kule gibi yükselen mobilya,
  • 0:25 - 0:28
    üzerinde de yaratıklar,
    canavarlar ve çıplaklık --
  • 0:28 - 0:31
    küçük bir çocuk için
    oldukça korkutucu şeyler.
  • 0:31 - 0:34
    Bütün bunlardan bugün hatırımda kalan,
    eşyaların hikâyeler anlattığıdır.
  • 0:34 - 0:39
    Yani hikâye anlatımının
    benim çalışmalarımda
  • 0:39 - 0:42
    gerçekten güçlü bir etkisi olmuştur.
  • 0:42 - 0:44
    Ve sonra başka bir esin kaynağı daha oldu.
  • 0:44 - 0:47
    Gençliğimde, 15-16 yaşlarındayken,
    diğer bütün gençler gibi,
  • 0:47 - 0:50
    sadece neyi seviyorsak ve
    neye inanıyorsak, onu yapmak istiyorduk.
  • 0:50 - 0:52
    Ve böylece,
  • 0:52 - 0:55
    en çok sevdiğim iki şeyi
    bir araya getirdim,
  • 0:55 - 0:58
    kayak ve rüzgâr sörfü.
  • 0:58 - 1:03
    Bunlar, İsviçre'deki kasvetli havadan
    kurtulmak için oldukça faydalı.
  • 1:03 - 1:06
    Sonuçta bu ikisinin
    birleşiminden bunu yarattım:
  • 1:06 - 1:07
    Kayaklarımı aldım ve bir tahta aldım
  • 1:07 - 1:10
    ve oraya bir rüzgâr sörfü
    direği yerleştirdim
  • 1:10 - 1:13
    ve biraz ayak bantı
    ve biraz da metal palet
  • 1:13 - 1:17
    ve bu sayede donmuş göllerin
    üzerinde oldukça hızlı gidebiliyordum.
  • 1:17 - 1:20
    Gerçekten ölüm tuzağıydı.
    Yani, inanılmazdı,
  • 1:20 - 1:22
    oldukça iyi çalıştı
    fakat gerçekten tehlikeliydi.
  • 1:22 - 1:26
    Ve bu sayede anladım ki
    bir tasarım okuluna gitmem gerekiyordu.
  • 1:26 - 1:27
    (Gülüşmeler)
  • 1:27 - 1:30
    Yani şu grafiklere bir bakın.
  • 1:30 - 1:32
    (Gülüşmeler)
  • 1:35 - 1:37
    Böylece tasarım okuluna gittim
  • 1:37 - 1:42
    ve bitirdiğimde 90'ların başlarıydı.
  • 1:42 - 1:45
    Silikon Vadisi'nde olağanüstü
    şeylerin olmaya başladığını gördüm
  • 1:45 - 1:46
    ve orada olmak istedim
  • 1:46 - 1:50
    ve bilgisayarın evlerimize
    girmeye başladığını gördüm,
  • 1:50 - 1:54
    evlerimizde olabilmesi için
    değişmesi gerektiğini.
  • 1:54 - 1:56
    Ve böylelikle kendime bir iş buldum ve
  • 1:56 - 1:58
    bir danışmanlık şirketinde
    çalışmaya başladım
  • 1:58 - 2:00
    ve o toplantılara giderdik
  • 2:00 - 2:02
    ve bazı yöneticiler gelirdi
  • 2:02 - 2:04
    ve derlerdi ki,
  • 2:04 - 2:07
    "Bakın, burada yapacağımız işler
    gerçekten önemli, biliyorsunuz."
  • 2:07 - 2:10
    Ve projelere kod isimler
    verirlerdi, bilirsiniz,
  • 2:10 - 2:18
    genellikle Yıldız Savaşları'ndan,
    yani C3PO, Yoda, Luke gibi şeyler.
  • 2:18 - 2:21
    Yani beklenileceği gibi,
    ben genç bir tasarımcı olarak,
  • 2:21 - 2:23
    odanın arkasında, elimi kaldırıp
  • 2:23 - 2:25
    sorular sorardım.
  • 2:25 - 2:28
    Yani geçmişe bakınca,
    muhtemelen aptalca sorular,
  • 2:28 - 2:33
    yani "Bu Büyük Harf Kilidi
    tuşu ne için?" gibi şeyler
  • 2:33 - 2:37
    ya da "Bu Sayı Kilidi tuşu
    ne için?" "Yani, şu şey?"
  • 2:37 - 2:39
    Yani insanlar bunu
    gerçekten kullanıyor mu?
  • 2:39 - 2:41
    İhtiyaçları var mı?
    Evlerinde istiyorlar mı?
  • 2:41 - 2:45
    (Gülüşmeler)
  • 2:45 - 2:50
    Sonradan farkına vardım ki,
    değiştirmek istemiyorlardı
  • 2:50 - 2:53
    kalıcı şeyleri; özündekileri
    değiştirmek istemiyorlardı.
  • 2:53 - 2:58
    Bizlerin, tasarımcıların,
    dış kılıfı yaratmasını istiyorlardı,
  • 2:58 - 3:06
    kutunun dışına biraz
    güzel bir şey koymak adına.
  • 3:06 - 3:08
    Ve ben renk sanatçısı olmak istemedim.
  • 3:08 - 3:11
    Bu yapmak istediğim şey değildi.
  • 3:11 - 3:13
    Bu şekilde bir stilist olmak istemedim.
  • 3:13 - 3:14
    Ve sonra şu alıntıyı gördüm:
  • 3:14 - 3:20
    "Reklam, şirketlerin orijinal
    olmadıkları için ödedikleri bedeldir."
  • 3:20 - 3:22
    (Gülüşmeler)
  • 3:22 - 3:26
    Sonuçta kendi işimi kurmak zorundaydım.
    Böylece San Francisco'ya taşındım
  • 3:26 - 3:29
    ve Fuseproject adında
    küçük bir şirket kurdum.
  • 3:29 - 3:32
    Ve yapmak istediğim işler önemli şeylerdi.
  • 3:32 - 3:36
    Ve gerçekten sadece dış kılıf
    üzerinde çalışmak istemiyordum.
  • 3:36 - 3:39
    Komple insan deneyimi
    üzerinde çalışmak istiyordum.
  • 3:39 - 3:44
    Bu arada ilk projeler mütevaziydi
  • 3:44 - 3:49
    fakat teknolojiyi aldılar ve
    belki de bir şeyler hâline getirdiler,
  • 3:49 - 3:51
    insanların yeni
    bir şekilde kullanabildiği
  • 3:51 - 3:53
    ve belki de yeni bir
    fonksiyonellik buldular.
  • 3:53 - 3:56
    Bu saati, otomobil şirketi
    Mini Cooper için yaptık,
  • 3:56 - 3:58
    piyasaya yeni çıktığı sıralardı
  • 3:58 - 4:00
    ve ilk defa olarak bu saatin ekranı
  • 4:00 - 4:02
    yataydan dikeye doğru değişebiliyor.
  • 4:02 - 4:07
    Ve saate farklı açılardan
    bakmamı sağlıyor, şöyle,
  • 4:07 - 4:09
    dirseğimi bükmeden.
  • 4:09 - 4:12
    Ve diğer projeler gerçekten
    dönüşüm ile ilgiliydi,
  • 4:12 - 4:16
    insanın ihtiyaçlarını karşılamakla ilgili.
  • 4:16 - 4:19
    Bu İtalyan bir üretici için
    küçük bir mobilya
  • 4:19 - 4:21
    ve tamamen düz olarak taşınıyor
  • 4:21 - 4:24
    ve sonra katlanıp orta sehpa
    hâline geliyor
  • 4:24 - 4:25
    ya da bir iskemle ve bunun gibi şeyler.
  • 4:25 - 4:27
    Ve biraz daha deneysel bir şey:
  • 4:27 - 4:30
    Bu, Swarovski için bir
    aydınlatma donanımı
  • 4:30 - 4:32
    ve yaptığı şey şekil değiştirmek.
  • 4:32 - 4:36
    Yani daireden yuvarlağa,
    kareye, sekiz şekline,
  • 4:36 - 4:39
    ve sadece küçük bir tablet
    bilgisayarında çizerek,
  • 4:39 - 4:44
    bütün aydınlatma donanımı
    istediğin şekle giriyor.
  • 4:44 - 4:46
    Ve en sonunda,
    Herman Miller için yaprak lamba.
  • 4:46 - 4:49
    Bu oldukça kapsamlı bir süreç;
  • 4:49 - 4:50
    dört buçuk sene sürdü.
  • 4:50 - 4:55
    Fakat ben eşsiz bir aydınlatma
    deneyimi yaratmak istiyordum,
  • 4:55 - 4:57
    yeni bir aydınlatma deneyimi.
  • 4:57 - 5:02
    Sonuçta hem aydınlatmayı,
    hem de ampulü tasarlamamız gerekiyordu.
  • 5:02 - 5:05
    Ve bunun tasarımda eşsiz bir
    imkân olduğunu söyleyebilirim.
  • 5:05 - 5:07
    Ve istediğim yeni deneyim
  • 5:07 - 5:10
    seçenekleri kullanıcıya vererek
  • 5:10 - 5:13
    sıcak, ışıldayan bir çeşit loş ışıktan,
  • 5:13 - 5:17
    parlak çalışma lambasına
    kadar giden seçenekler.
  • 5:17 - 5:19
    Aslında ampul bunu yapıyor.
  • 5:19 - 5:21
    Kişinin bu iki renk
    düzenini değiştirmesine
  • 5:21 - 5:24
    ve karıştırmasına izin veriyor.
  • 5:24 - 5:27
    Ve bu çok basit bir şekilde yapılıyor:
  • 5:27 - 5:29
    Kişi aydınlatmanın tabanına değiyor
  • 5:29 - 5:32
    ve bir tarafta parlaklığı
    karıştırabilirsiniz
  • 5:32 - 5:35
    ve diğerinde ışığın rengini.
  • 5:35 - 5:39
    Sonuçta bütün bu projeler
    insani bir anlayışa sahip
  • 5:39 - 5:44
    ve bence tasarımcı olarak
    gerçekten düşünmeliyiz,
  • 5:44 - 5:46
    çalışmalarımız ve dünya arasında,
  • 5:46 - 5:49
    nasıl farklı bir ilişki
    yaratabiliriz diye,
  • 5:49 - 5:51
    iş için olsun
  • 5:51 - 5:54
    ya da birazdan göstereceğim gibi,
    birtakım kentsel projeler olsun.
  • 5:54 - 5:59
    Çünkü bence herkesin hemfikir
    olduğu gibi tasarımcılar olarak bizler
  • 5:59 - 6:04
    işe değer katarız, kullanıcılara da
  • 6:04 - 6:08
    fakat bence bu projelere
    kattığımız değerler
  • 6:08 - 6:12
    sonuç olarak daha büyük değerler yaratır.
  • 6:12 - 6:14
    Ve getirdiğimiz bu değerler
  • 6:14 - 6:17
    çevresel problemler hakkında olabilir,
  • 6:17 - 6:21
    sürdürülebilirlik hakkında,
    daha az enerji tüketimi hakkında.
  • 6:22 - 6:25
    Bilirsiniz, fonksiyon ve
    güzellik hakkında olabilir;
  • 6:25 - 6:26
    iş stratejisi hakkında olabilir.
  • 6:26 - 6:28
    Fakat tasarımcılar gerçekten tutkaldır,
  • 6:28 - 6:31
    bütün bu şeyleri bir araya getirirler.
  • 6:31 - 6:36
    Sonuç olarak, Jawbone
    tanıdık olduğunuz bir proje
  • 6:36 - 6:39
    ve insancıl bir teknolojiye sahip.
  • 6:39 - 6:42
    Teninizi hissediyor; teninize dayanıyor
  • 6:42 - 6:44
    ve ne zaman konuştuğunuzu biliyor.
  • 6:44 - 6:46
    Ve ne zaman konuştuğunuzu bilerek,
  • 6:46 - 6:49
    bildiği diğer bütün sesleri yok ediyor,
  • 6:49 - 6:51
    yani çevresel gürültüleri.
  • 6:51 - 6:53
    Fakat Jawbone ile ilgili diğer insani şey,
  • 6:53 - 6:59
    gerçekten bütün teknolojik
    şeyleri çıkartmaya karar verdik
  • 6:59 - 7:01
    ve bütün acayip şeyleri
  • 7:01 - 7:04
    ve yapabildiğimiz kadar
    güzel yapmaya çalıştık.
  • 7:04 - 7:05
    Yani, düşünün bir kere:
  • 7:05 - 7:11
    Güneş gözlüğü ya da mücevher
    ya da aksesuar seçerken gösterilen özen,
  • 7:11 - 7:16
    gerçekten önemli.
  • 7:16 - 7:19
    Yani eğer güzel değilse,
    gerçekten yüzünüze ait değildir.
  • 7:19 - 7:22
    Ve burada buna ulaşmaya çalışıyorduk.
  • 7:22 - 7:26
    Fakat Jawbone üzerinde çalışma
    şeklimiz gerçekten benzersiz.
  • 7:26 - 7:29
    Solda bir şeye işaret etmek istiyorum.
  • 7:29 - 7:32
    Bu devre, bu içine giren şeylerden biri,
  • 7:32 - 7:35
    bu teknolojinin çalışmasını sağlıyor.
  • 7:35 - 7:37
    Fakat işte bu tasarım süreci:
  • 7:37 - 7:38
    Birisi devreleri değiştiriyor,
  • 7:38 - 7:42
    devrelerin üzerine izleyici koyuyor,
    tümleşik devrelerin yerini değiştiriyor,
  • 7:42 - 7:44
    diğer tarafta tasarımcılar
    işlerini yaparken.
  • 7:44 - 7:49
    Sonuç olarak, bu artık teknoloji
    üzerine kılıf geçirmek değil.
  • 7:49 - 7:51
    Gerçekten de içini ve dışını
    tasarımlamakla ilgili.
  • 7:51 - 7:53
    Ve odanın diğer tarafında,
  • 7:53 - 7:55
    tasarımcılar küçük değişiklikler yapıyor,
  • 7:55 - 7:59
    taslak çizim, elle çizim,
    bilgisayara aktarma
  • 7:59 - 8:04
    ve işte ben buna tasarım odaklı diyorum.
  • 8:04 - 8:05
    Yani, biraz itme ve çekme var
  • 8:05 - 8:08
    fakat yine de tasarım gerçekten
    bunu tanımlamaya yardımcı oluyor,
  • 8:08 - 8:11
    tüm deneyimi her şeyiyle.
  • 8:11 - 8:13
    Ve tabii ki tasarım hiçbir zaman bitmez.
  • 8:13 - 8:17
    Ve bir diğer eşsiz olan yeni olay da bu,
  • 8:17 - 8:20
    nasıl çalıştığımız,
    çünkü hiçbir zaman bitmiyor,
  • 8:20 - 8:21
    bütün diğer şeyleri de
    yapmamız gerekiyor.
  • 8:21 - 8:24
    Paketleme ve web sitesi
    ve devam etmeniz gerekir,
  • 8:24 - 8:28
    kullanıcıya gerçekten
    pek çok açıdan ulaşmak için.
  • 8:28 - 8:33
    Peki hiçbir zaman bitmezse
    kişiyi nasıl elde tutabilirsiniz?
  • 8:33 - 8:39
    Ve Aliph Jawbone'nun
    genel müdürü Hosain Rahman,
  • 8:39 - 8:43
    yani gerçekten de farklı bir yapıya
    ihtiyaç duyduğunuzu anlıyor.
  • 8:43 - 8:46
    Yani bir anlamda, farklı yapı
    demek biz ortağız demek,
  • 8:46 - 8:51
    bu bir ortaklık.
    Çalışmaya devam edebiliriz
  • 8:51 - 8:54
    ve kendimizi bu projeye adayabiliriz
  • 8:54 - 8:57
    ve sonra da ödülleri paylaşabiliriz.
  • 8:57 - 9:02
    Ve şimdi de başka bir proje,
    diğer bir ortaklık-tipi yaklaşım.
  • 9:02 - 9:04
    Buna Y Su diyoruz
  • 9:04 - 9:07
    ve bu adam Los Angeles'dan, Thomas Arndt,
  • 9:07 - 9:10
    aslen Avusturyalı, bize geldi
  • 9:10 - 9:13
    ve tek yapmak istediği sağlıklı
    bir içecek yaratmaktı
  • 9:13 - 9:16
    ya da çocukları için organik bir içecek,
  • 9:16 - 9:20
    yüksek şeker içerikli gazlı
    içeceklerin yerine geçecek,
  • 9:20 - 9:23
    çocuklarının içmesini istemediği.
  • 9:23 - 9:25
    Böylece bu şişe üzerinde çalıştık
  • 9:25 - 9:28
    ve her yönden tamamen simetrik.
  • 9:28 - 9:34
    Ve bu da şişeyi bir oyun hâline getiriyor.
  • 9:34 - 9:36
    Şişeler birbirine bağlanıyor
  • 9:36 - 9:39
    ve değişik şekiller,
    farklı formlar yaratabilirsiniz.
  • 9:39 - 9:40
    (Gülüşmeler)
  • 9:40 - 9:43
    (Alkış)
  • 9:43 - 9:44
    Teşekkür ederim.
  • 9:44 - 9:45
    (Alkış)
  • 9:45 - 9:46
    Ve sonra bunu yaptığımız sırada,
  • 9:46 - 9:50
    şişenin şekli yukarıdan
    aşağıya bize Y'yi anımsattı
  • 9:50 - 9:55
    ve düşündük, yani bu kelimeler,
    "neden" ve "neden değil",
  • 9:55 - 9:58
    muhtemelen çocukların
    kullandığı en önemli iki kelime.
  • 9:58 - 10:01
    Sonuçta buna Y Su adını verdik.
  • 10:01 - 10:05
    Ve bu her şeyin aynı odada
    bir araya geldiği diğer bir durum:
  • 10:05 - 10:10
    Üç boyutlu tasarım, fikirler, markalaşma,
  • 10:10 - 10:13
    her şey derinden bağlı bir hâle geliyor.
  • 10:13 - 10:15
    Ve bu proje ile ilgili diğer bir şey de
  • 10:15 - 10:19
    fikri mülkiyet getiriyoruz,
  • 10:19 - 10:21
    pazarlama yaklaşımını getiriyoruz,
  • 10:21 - 10:24
    bütün bu şeyleri bir araya getiriyoruz
    fakat bence sonuçta
  • 10:24 - 10:25
    getirdiğimiz şey bu değerler
  • 10:25 - 10:29
    ve bu değerler çalıştığımız
    şirketlerin ruhunu yaratıyor.
  • 10:29 - 10:31
    Ve bu özellikle ödüllendirici, tasarımınız
  • 10:31 - 10:33
    yaratıcı bir çalışmaya dönüşünce,
  • 10:33 - 10:35
    diğerleri yaratıcı olup
    daha fazlasını yapabilince.
  • 10:36 - 10:37
    İşte bir diğer proje,
  • 10:37 - 10:39
    bence gerçekten bunu yansıtıyor.
  • 10:39 - 10:43
    Bu, her çocuk için
    bir dizüstü bilgisayar,
  • 10:43 - 10:46
    100 dolarlık dizüstü bilgisayar.
  • 10:46 - 10:48
    Bu fotoğraf inanılmaz.
  • 10:48 - 10:53
    Nijerya'da insanlar en değerli
    eşyalarını başları üzerinde taşırlar.
  • 10:53 - 10:56
    Bu kız başında dizüstü
    bilgisayarla okula gidiyor.
  • 10:56 - 10:58
    Yani, bu benim için çok anlamlı.
  • 10:59 - 11:01
    Fakat, Nicholas Negroponte --
  • 11:01 - 11:04
    ki bu proje üzerinde çok konuştu,
  • 11:04 - 11:08
    OLPC'nin kurucusudur -- bize geldiğinde,
  • 11:08 - 11:12
    yaklaşık iki buçuk sene önce,
  • 11:12 - 11:15
    bazı net fikirler vardı.
  • 11:15 - 11:18
    Eğitim götürmek istiyordu
    ve teknoloji götürmek istiyordu
  • 11:18 - 11:20
    ve bunlar hayatının temelleriydi
  • 11:20 - 11:24
    fakat her çocuğa bir dizüstü
    bilgisayar misyonunun da temelleriydi.
  • 11:25 - 11:29
    Ancak bahsettiği üçüncü
    temel de tasarımdı.
  • 11:29 - 11:33
    Ve o sırada gerçekten de
    bilgisayarlar üzerinde çalışmıyordum.
  • 11:33 - 11:36
    Önceki tecrübemden dolayı,
    gerçekten de istemiyordum.
  • 11:36 - 11:38
    Fakat söylediği şey gerçekten önemliydi,
  • 11:38 - 11:40
    çocukların tasarım yüzünden
  • 11:40 - 11:43
    bu ürünü sevecekleri.
  • 11:43 - 11:44
    Nasıl düşük maliyetli, sağlam yapacaktık,
  • 11:44 - 11:51
    artı, Büyük Harf Kilidi tuşundan
    kurtulacağını söyledi --
  • 11:51 - 11:53
    (Gülüşmeler)
  • 11:53 - 11:55
    -- ve Sayı Kilidi tuşundan da.
  • 11:55 - 12:00
    Sonuçta ikna oldum.
    İkon olarak tasarladık,
  • 12:00 - 12:03
    farklı görünecek, bir çocuğa
    ait olduğu belli olacak
  • 12:03 - 12:05
    fakat oyuncak gibi olmayacak.
  • 12:05 - 12:07
    Ve sonra entegrasyonu
  • 12:07 - 12:10
    o duyduğunuz harika teknolojilerin,
  • 12:10 - 12:13
    çocukların bağlanmasını
    sağlayacak kablosuz ağ antenleri;
  • 12:13 - 12:17
    güneş ışığında okunabilecek ekran;
  • 12:17 - 12:19
    lastikten yapılan klavye
  • 12:19 - 12:22
    ve çevreye karşı korumalı.
  • 12:22 - 12:25
    Yani, bütün bu harika
    teknolojiler cidden gerçekleşti,
  • 12:25 - 12:28
    tutku sayesinde ve
  • 12:28 - 12:32
    de OLPC çalışanları ve mühendisleri.
  • 12:32 - 12:34
    Tedarikçilerle mücadele ettiler,
  • 12:34 - 12:38
    imalatçılarla mücadele ettiler.
  • 12:38 - 12:41
    Yani demek istediğim hayvanlar
    gibi mücadele ettiler,
  • 12:41 - 12:44
    olduğu gibi kalması için.
  • 12:44 - 12:50
    Ve o istek, bir anlamda projeleri
    bu proje gibi yapan şey,
  • 12:50 - 12:51
    süreç esnasında
  • 12:51 - 12:54
    orijinal fikrin bozulmamasını sağlar.
  • 12:54 - 12:57
    Ve bence bu gerçekten önemli bir şey.
  • 12:57 - 13:00
    Sonuçta şimdi bu fotoğrafları alıyoruz --
  • 13:00 - 13:03
    sabah kalkıyorsunuz ve
    Nijerya'daki bu çocukları görüyorsunuz
  • 13:03 - 13:04
    ve Uruguay'dakileri görüyorsunuz
  • 13:04 - 13:08
    bilgisayarlarıyla ve Moğolistan'dakileri.
  • 13:08 - 13:11
    Ve göründüğü üzere bejden uzaklaştık --
  • 13:11 - 13:12
    Yani rengarenk, eğlenceli.
  • 13:12 - 13:17
    Aslında, her logonun biraz
    farklı olduğunu görebilirsiniz.
  • 13:17 - 13:19
    Nedeni
  • 13:19 - 13:25
    imalat sırasında
  • 13:25 - 13:27
    X ve O için yirmi renk çıkarabilmemiz,
  • 13:27 - 13:29
    bu zaten bilgisayarın ismi
  • 13:29 - 13:32
    ve bunları imalat alanında karıştırarak,
  • 13:32 - 13:35
    yirmi çarpı yirmi:
  • 13:35 - 13:38
    400 farklı seçenek elde ediyorsunuz.
  • 13:38 - 13:40
    Sonuçta gelişmekte olan ülkelerde
  • 13:40 - 13:43
    çocukları onu kullanırken
    görmenin getirisi inanılmaz.
  • 13:43 - 13:46
    Ancak, bu benim İsviçre'deki
    yeğenim Anthony
  • 13:46 - 13:48
    ve bir öğleden sonrayı
    bilgisayarla geçirdi
  • 13:48 - 13:51
    ve geri almak zorundaydım. Çok zordu.
  • 13:51 - 13:52
    (Gülüşmeler)
  • 13:52 - 13:56
    Ve bir prototipti. Ve bir buçuk ay sonra,
  • 13:56 - 13:58
    İsviçre'ye geri gittim
  • 13:58 - 14:02
    ve burada kendi versiyonuyla oynuyor.
  • 14:02 - 14:04
    (Gülüşmeler)
  • 14:04 - 14:07
    Kâğıttan, kâğıt ve mukavva.
  • 14:09 - 14:14
    Evet, son bir projeyle bitireceğim
  • 14:14 - 14:17
    ve bu biraz daha yetişkin eğlencesi.
  • 14:17 - 14:19
    (Gülüşmeler)
  • 14:19 - 14:22
    Belki bazılarınız New York şehri
    kondomunu duymuştur.
  • 14:22 - 14:27
    Aslında daha yeni piyasaya çıktı,
    Sevgililer Günü'nde,
  • 14:27 - 14:30
    14 Şubat, yaklaşık on gün önce.
  • 14:30 - 14:35
    Şöyle ki, New York Sağlık
    Departmanı bize geldi
  • 14:35 - 14:39
    ve bunun dağtımı için
    bir yola ihtiyaçları vardı,
  • 14:39 - 14:44
    New York sakinlerine
    36 milyon bedava kondom.
  • 14:44 - 14:49
    Yani oldukça büyük bir iş
    ve dağıtım kutuları üzerinde çalıştık;
  • 14:49 - 14:53
    bunlar dağıtım kutuları.
    Canayakın görünüşlü.
  • 14:53 - 14:59
    Biraz yangın musluğu
    tasarlamak gibi bir şey
  • 14:59 - 15:02
    ve kolayca hizmet edebilir olmalı:
  • 15:02 - 15:06
    Nerede olduğunu ve
    ne yaptığını bilmeniz lazım.
  • 15:06 - 15:10
    Ve kondomları da kendimiz tasarladık.
  • 15:10 - 15:12
    Ve henüz New York'ta açılıştaydım
  • 15:12 - 15:16
    ve konulduğu bütün yerleri ziyaret ettim.
  • 15:16 - 15:20
    Bu Porto Rikolu küçük bir bakkalda,
  • 15:20 - 15:24
    Christopher Caddesi'nde bir barda,
    bir bilardo salonunda.
  • 15:24 - 15:28
    Yani her yerdeki evsizlerin
    bakımevlerine konuluyor.
  • 15:28 - 15:30
    Tabii ki kulüplere ve diskolara da.
  • 15:31 - 15:34
    Ve işte bu proje için
    halka yapılan duyuru.
  • 15:34 - 15:48
    (Müzik)
  • 15:48 - 15:49
    (Gülüşmeler)
  • 15:49 - 15:51
    Haydi alın.
  • 15:51 - 15:57
    (Alkış)
  • 15:57 - 16:01
    Yani bu gerçekten de dizaynın
  • 16:01 - 16:03
    sohbet başlatabileceği bir durum.
  • 16:03 - 16:05
    Toplantılara katılıyordum ve insanlar
  • 16:05 - 16:09
    almak için oldukça hevesliydi yani.
    Heyecanlıydılar.
  • 16:09 - 16:13
    Aradaki buzları çözüyordu,
  • 16:13 - 16:16
    bir tabunun üstesinden geliyordu
  • 16:16 - 16:18
    ve bence bu da tasarımın
    yapabileceği bir şey.
  • 16:19 - 16:20
    Aslında
  • 16:20 - 16:25
    burada biraz kondom atacaktım yani,
  • 16:25 - 16:28
    fakat buradaki adaba
    uygun mudur bilmiyorum.
  • 16:28 - 16:29
    (Gülüşmeler)
  • 16:29 - 16:32
    Evet, tamam, tamam.
    Sadece birkaç tane var.
  • 16:32 - 16:34
    (Gülüşmeler)
  • 16:34 - 16:37
    (Alkış)
  • 16:37 - 16:44
    Bu arada bende daha var, daha sonra almak
    isterseniz her zaman sorabilirsiniz.
  • 16:44 - 16:45
    (Gülüşmeler)
  • 16:45 - 16:50
    Eğer birisi neden kondom
    taşıdığınızı sorarsa,
  • 16:50 - 16:51
    sadece tasarımını sevdim diyebilirsiniz.
  • 16:51 - 16:54
    (Gülüşmeler)
  • 16:54 - 16:57
    Pekâlâ, sadece bir fikirle bitireceğim:
  • 16:57 - 17:01
    Eğer hep birlikte bir değer
    yaratmak için çalışırsak
  • 17:01 - 17:05
    fakat yaptığımız işin değerini
    gerçekten de hep aklımızda tutarsak,
  • 17:05 - 17:10
    bence yaptığımız işi değiştirebiliriz.
  • 17:10 - 17:14
    Değerleri değiştirebiliriz,
    çalıştığımız şirketleri değiştirebiliriz
  • 17:14 - 17:18
    ve sonunda, hep beraber,
    belki dünyayı değiştirebiliriz.
  • 17:18 - 17:20
    Evet, teşekkür ederim.
  • 17:20 - 17:26
    (Alkış)
Title:
Hikâyeler anlatan eşyalar tasarlamak
Speaker:
Yves Behar
Description:

Tasarımcı Yves Behar, yarattığı simge hâline gelmiş bazı eşyalar hakkında konuşmak için yaratıcı köklerine iniyor (Yaprak lamba, Çene kemiği kulaklık). Sonra da, şu an üzerinde çalıştığı esprili, farklı, şık objelerden bahsediyor-- "100 $'lık dizüstü bilgisayar" da dâhil.

more » « less
Video Language:
English
Team:
closed TED
Project:
TEDTalks
Duration:
17:26

Turkish subtitles

Revisions Compare revisions