İtirafçılar tarihe nasıl yön verir?
-
0:02 - 0:04Kaçımız ihbar etmeyi düşündüğü
-
0:04 - 0:07bir şey gördü ve
bunu yapmamaya karar verdi? -
0:09 - 0:11Kalkan elleri görmem gerekmiyor
-
0:11 - 0:14ama bunun bu salondan birinin başına
daha önce geldiğine eminim. -
0:14 - 0:17Aslında bu soru bir grup
çalışana sorulduğunda -
0:17 - 0:21%46'sı bir şey gördüğünü
ama bunu ihbar etmemeye -
0:21 - 0:23karar verdiğini söyledi.
-
0:23 - 0:26Yani elinizi kaldırmışsanız
veya yavaşça kaldırmışsanız -
0:26 - 0:28kötü hissetmeyin, yalnız değilsiniz.
-
0:28 - 0:31"Bir şey görürsen söyle mesajı"
-
0:31 - 0:33etrafımızı sarmış durumda.
-
0:33 - 0:37Yolda araba sürerken bile bu gibi
reklam panolarını görürsünüz, -
0:37 - 0:40kendimizi ifşa etmeden suçu
ihbar etmeye bizi teşvik ederler. -
0:40 - 0:43Fakat hâlâ birçoğumuzun
hakikat namına ortaya çıkmaktan -
0:43 - 0:45rahatsız olduğunu hissediyorum.
-
0:45 - 0:48Ben muhasebe profesörüyüm,
yolsuzlukları araştırıyorum. -
0:48 - 0:52Sınıfımda da öğrencilerimi
bir şey görürlerse bildiklerini -
0:52 - 0:53ortaya çıkarmaya teşvik ediyorum.
-
0:53 - 0:57Diğer bir deyişle öğrencilerimi
itirafçı olmaya cesaretlendiriyorum. -
0:57 - 1:00Fakat, tamamen dürüst olmak gerekirse
-
1:00 - 1:04öğrencilerime verdiğim bu mesajla
kesinlikle çelişiyorum. -
1:04 - 1:05Sebebi şu:
-
1:06 - 1:09İtirafçılar saldırıya maruz kalıyor.
-
1:10 - 1:13Manşet üstüne atılan manşetler
bunu gösteriyor. -
1:14 - 1:16Çoğu kimse itirafçı olmayı
tercih etmiyor, -
1:16 - 1:19kısasa kısastan korkuyor çünkü.
-
1:19 - 1:22Rütbelerin düşürülmesinden
ölüm tehditlerine, -
1:22 - 1:24işini kaybetmekten
-
1:24 - 1:26kalıcı işsizlik korkusuna kadar.
-
1:26 - 1:30İtirafçı olmayı seçmek en zorlu savaş.
-
1:30 - 1:32Sadakatleri sorgulanır.
-
1:32 - 1:35Güdüleri, güvenilirlikleri de.
-
1:35 - 1:39O halde gerçekten öğrencilerini
düşünen bir profesör olarak -
1:39 - 1:41onları itirafçı olmaları için
nasıl teşvik edebilirim, -
1:41 - 1:45üstelik dünyanın onlar hakkında
aslında ne düşündüğünü bilerek? -
1:45 - 1:48Bir gün, öğrencilerimle
yıllık itirafçılık ders planıma -
1:48 - 1:49hazırlanıyordum.
-
1:49 - 1:53"Forbes" için "Wells Fargo ve
Y Kuşağı İtirafçılık. Onlara Ne Diyelim?" -
1:53 - 1:54başlıklı bir makale üzerinde
-
1:54 - 1:56çalışıyordum.
-
1:56 - 1:58Bu konu üzerinde çalıştıkça ve
durumu okudukça -
1:58 - 2:00sarsıldım.
-
2:00 - 2:04İtirafçı olmayı deneyen çalışanların
kovulduğu gerçeğini görmek -
2:04 - 2:06ve bunu fark etmek
-
2:06 - 2:08beni kızdıran şey oldu.
-
2:08 - 2:09Bu, bana ciddi ciddi
-
2:10 - 2:12öğrencilerimle paylaştığım
mesajı düşündürttü. -
2:12 - 2:17Ayrıca, ya öğrencilerim Wells Fargo
çalışanı olsaydı diye düşündüm. -
2:17 - 2:21Bir yandan, itirafta bulunsalardı
kovulacaklardı. -
2:21 - 2:23Öte yandan,
-
2:23 - 2:25bildikleri yolsuzlukları
ihbar etmezlerse de -
2:25 - 2:28mevcut kanunlarda yazılana göre
-
2:28 - 2:30bir şey bildiği halde bunu ihbar etmediyse
-
2:30 - 2:33çalışanlar sorumlu tutuluyor.
-
2:33 - 2:36Yani, cezai kovuşturma gerçek bir ihtimal.
-
2:36 - 2:39Bu tür olasılıklar karşısında
bir insandan ne yapması beklenir? -
2:39 - 2:43İtirafçıların yaptığı değerli katkıları
-
2:43 - 2:44çok iyi biliyorum.
-
2:44 - 2:48Aslında, birçok yolsuzluğu
onlar su yüzüne çıkardı. -
2:48 - 2:51Yolsuzlukların %42'si,
ölçüm değerlendirmeleri -
2:51 - 2:53ve harici teftişler gibi
diğer metotlara kıyasla -
2:53 - 2:55bir itirafçı tarafından
ortaya çıkarıldı. -
2:55 - 2:58Daha klasik veya
tarihi yolsuzluk vakalarını -
2:58 - 2:59düşünürseniz,
-
2:59 - 3:02mutlaka bir itirafçı vardır.
-
3:02 - 3:05Bir itirafçının ortaya çıkardığı
Watergate'i düşünün. -
3:05 - 3:08Bir itirafçının ortaya çıkardığı
Enron'ı düşünün. -
3:08 - 3:12Yine bir itirafçının ortaya çıkardığı
Bernard Madoff'ı unutabilen var mı? -
3:12 - 3:17Hakikat adına ortaya çıkmak
büyük cesaret ister. -
3:17 - 3:20Ama "itirafçı" kelimesini düşününce
-
3:20 - 3:23genellikle daha betimsel kelimeler
aklımıza gelir: -
3:23 - 3:24Fare,
-
3:25 - 3:27yılan,
-
3:27 - 3:29hain,
-
3:29 - 3:31gammazcı, çakal.
-
3:31 - 3:35Bunlar sahnede söyleyebildiğim
kibar kelimeler. -
3:35 - 3:36Dersim yokken
-
3:36 - 3:39ülkeyi gezip beyaz yakalı zalimlerle,
-
3:39 - 3:42itirafçılarla ve yolsuzluk mağdurlarıyla
görüşmeler yapıyorum. -
3:42 - 3:44Çünkü onları neyin
harekete geçirdiğini anlamaya -
3:44 - 3:47ve bu deneyimleri
sınıfa taşımaya çalışıyorum. -
3:48 - 3:52Fakat beni asıl şaşırtan
itirafçılarla yaptığım görüşmeler. -
3:52 - 3:53Beni şaşırtıyorlar
-
3:53 - 3:55çünkü bana kendi cesaretimi
sorgulattırıyorlar. -
3:55 - 3:59Fırsat olsa konuşur muydum?
-
3:59 - 4:02Sizinle paylaşmak istediğim
birkaç hikâye var. -
4:02 - 4:03Bu Mary.
-
4:03 - 4:07Mary Willingham, Chapel Hill
North Carolina Üniversitesi'ndeki -
4:07 - 4:10akademik yolsuzluk vakasının itirafçısı.
-
4:10 - 4:14Mary üniversitede öğrenme uzmanıydı,
-
4:14 - 4:17öğrencilerle çalışırdı,
özellikle de sporcu öğrencilerle. -
4:17 - 4:19Öğrencilerle çalışırken fark ettiği şey
-
4:19 - 4:22sınav kağıtlarının
-
4:22 - 4:25okuma düzeylerinin
çok ötesinde olduğuydu. -
4:25 - 4:27Bazı sorular sormaya başladı
-
4:27 - 4:30ve sporcu öğrencilerin
sınav kağıtlarını ele geçirip -
4:30 - 4:33geri teslim eden
bir veritabanı olduğunu keşfetti. -
4:33 - 4:35Ayrıca bazı meslektaşlarının
sırf öğrencileri -
4:35 - 4:41oyunlara seçilebilsin diye onları
sahte sınıflara yerleştirdiğini keşfetti. -
4:41 - 4:44Mary bunu öğrenince şaşkına dönmüştü.
-
4:44 - 4:47Doğruca üstüyle görüşmeyi denedi.
-
4:47 - 4:49Ama hiçbir şey yapmadılar.
-
4:49 - 4:53Ardından Mary üniversite içi
yöneticilerden bazılarına ulaşmayı denedi. -
4:53 - 4:54Onlar da hiçbir şey yapmadı.
-
4:54 - 4:57Peki kimse kale almayınca ne olur?
-
4:57 - 4:58Blog yazarsınız.
-
4:58 - 5:00Mary de blog yazmaya karar verdi.
-
5:00 - 5:03Açtığı blog 24 saat içinde
internete yayılınca -
5:03 - 5:05bir gazeteci kendisiyle iletişime geçti.
-
5:05 - 5:07Bu gazeteci ona ulaşınca
-
5:08 - 5:09kimliği açığa çıktı.
-
5:09 - 5:11İfşa olmuştu.
-
5:11 - 5:14İfşa edilince de rütbesi indirildi,
-
5:15 - 5:18üniversite sporları yüzünden
ölüm tehditleri aldı. -
5:18 - 5:22Mary yanlış bir şey yapmamıştı.
Yolsuzluğa karışmamıştı. -
5:22 - 5:24Aslında sessiz öğrencilerin sesini
-
5:24 - 5:27dile getirdiğini düşünüyordu.
-
5:27 - 5:29Fakat onun sadakati sorgulanmıştı.
-
5:29 - 5:32Güvenilirliği ve güdüleri de.
-
5:33 - 5:37İtirafçılık her zaman rütbe indirme
veya ölüm tehditleriyle -
5:37 - 5:39sonuçlanmıyor.
-
5:39 - 5:43Bu konu 2002 yılında
Time dergisine kapak olmuştu, -
5:43 - 5:46hakikat uğruna ortaya çıkma kararı alan
-
5:46 - 5:49üç cesur itirafçıyı tanıdığımız yıldı.
-
5:49 - 5:51Araştırmalara baktığınızda
-
5:51 - 5:54itirafçıların %22'si aslında
misilleme olarak ihbarda bulunmuş. -
5:54 - 5:59Yani ihbarda bulunan
ve misillemede bulunmayan -
5:59 - 6:02çok kişinin olması beni umutlandırıyor.
-
6:02 - 6:04Bu Kathe.
-
6:04 - 6:08Kathe Swanson, Dixon ilçesi
emekli ilçe sekreteri. -
6:08 - 6:12Bir gün, Kathe her zamanki
gibi işini yapıyordu -
6:12 - 6:16ve ilginç bir durumla karşılaştı.
-
6:16 - 6:18Kathe ay sonuna gelmişti,
-
6:18 - 6:20ilçenin hazine raporunu hazırlıyordu
-
6:21 - 6:25ve her zaman olduğu gibi şefi
Rita Crundwell bir hesap listesi vererek -
6:25 - 6:28"Kathe bankayı ara ve şu
spesifik hesapları hazırla." dedi. -
6:28 - 6:29Kathe işini yaptı.
-
6:29 - 6:31Başka bir gün,
-
6:31 - 6:33Rita şehir dışındaydı, Kathe de meşguldü.
-
6:33 - 6:38Bankaya telefon açıp "Tüm hesapları
bana faks ile gönderin." dedi. -
6:38 - 6:41Faksı aldığında
-
6:41 - 6:44para çekip yatırılan bir hesap gördü
-
6:44 - 6:45ve bundan haberi yoktu.
-
6:45 - 6:49Sadece Rita'nın kontrolündeki bir hesaptı.
-
6:49 - 6:53Kathe bilgileri inceledi,
durumu o zamanlar -
6:53 - 6:55Burke belediye başkanı olan
bir üstüne bildirdi -
6:55 - 6:59ve bu altı ay süren büyük bir
soruşturmanın başlamasına yol açtı. -
6:59 - 7:04Sonuçta Kathe'nin patronu
Rita Crundwell zimmetine para geçiriyordu. -
7:04 - 7:09Yirmi yıl gibi bir sürede Rita
zimmetine 53 milyon dolar geçirmişti -
7:09 - 7:12ve Kathe bunu rastgele öğrenmişti.
-
7:13 - 7:16Kathe bir kahraman.
-
7:16 - 7:18"All the Queen's Horses"
-
7:18 - 7:21adlı belgeselim için Kathe ile
röportaj yapma fırsatım oldu. -
7:21 - 7:23Kathe şöhret aramıyordu.
-
7:24 - 7:27Aslında uzun bir süre
benimle görüşmeyi de istememişti -
7:27 - 7:30ama stratejik takipler sayesinde
sonunda röportajı yaptı. -
7:30 - 7:31(Kahkahalar)
-
7:31 - 7:33Aradığı şey şöhret değil adaletti.
-
7:34 - 7:35Kathe olmasaydı
-
7:35 - 7:38bu yolsuzluğu kim keşfedecekti?
-
7:39 - 7:42Az önce bahsettiğim,
ders öncesi üzerinde çalıştığım -
7:42 - 7:44"Forbes" makalesini hatırlayın.
-
7:44 - 7:47Makaleyi gönderdim,
sonrasında şahane şeyler oldu. -
7:47 - 7:52Tüm dünyadaki itirafçılardan
e-postalar almaya başladım. -
7:52 - 7:56E-postaları okuyup cevapladıkça
-
7:56 - 7:58aldığım mesajlarda ortak bir konu
olduğunu gördüğüm -
7:58 - 7:59şu mesajı aldım:
-
8:00 - 8:04Hepsi "Her şeyi ortaya çıkardım,
insanlar artık benden nefret ediyor. -
8:04 - 8:06Kovuldum, ne mi oldu?
-
8:06 - 8:09İmkânım olsa yine aynısını yapardım."
-
8:10 - 8:13Mesajları okumaya devam ettikçe
-
8:13 - 8:16öğrencilerimle ne paylaşabileceğimi
düşünmeye başladım. -
8:16 - 8:19Hepsini bir araya topladım,
öğrendiğim şey buydu. -
8:19 - 8:22Umut aşılamak bizler için önemlidir.
-
8:22 - 8:24İtirafçılar umutludur.
-
8:24 - 8:26Yaygın görüşün aksine,
-
8:26 - 8:30şirketlerinden memnun olmayıp
canı sıkılan personel değiller. -
8:30 - 8:34Umut dolu olmaları onları
öne çıkmaya iten şey. -
8:34 - 8:37Sadakati aşılamalıyız.
-
8:37 - 8:39İtirafçılar sadıktır.
-
8:39 - 8:41Kurumlarına olan tutkuları
-
8:41 - 8:43ortaya atılmak istemelerine
neden olan şey. -
8:44 - 8:45İtirafçılar mütevazidir.
-
8:45 - 8:49Tekrar söyleyeyim, şöhret değil
adalet arıyorlar. -
8:49 - 8:52Cesaret aşılamamız da gerekiyor.
-
8:52 - 8:54İtirafçılar cesurdur.
-
8:54 - 8:57Genellikle, itirafçı olmanın
aileleri üzerindeki etkisini -
8:57 - 9:00önemsiz görürler
-
9:00 - 9:05ama gerçeği saklamanın ne kadar
zor olduğunu konuşmaya devam ederler. -
9:06 - 9:09Bunu söyledikten sonra sizi
bir isimle daha tanıştırayım: -
9:09 - 9:10Peter Buxtun.
-
9:11 - 9:17Peter Buxtun 27 yaşında bir
ABD Kamu Sağlığı Hizmetleri çalışanı. -
9:17 - 9:21Cinsel yolla bulaşan hastalığı olanlarla
-
9:21 - 9:24görüşme yapmak üzere işe alınmıştı.
-
9:24 - 9:26İşi sırasında
-
9:26 - 9:30kurum içinde yapılan bir
klinik araştırmayı fark etti. -
9:30 - 9:34Tedavi edilmeyen frengi gelişimini
inceleyen bir araştırmaydı. -
9:34 - 9:37Araştırmada 600 Afro-Amerikan
-
9:37 - 9:38erkek vardı.
-
9:38 - 9:39Ücretsiz sağlık testleri,
-
9:40 - 9:43ölüm sigortası karşılığında araştırmaya
katılmaya ikna edilmişlerdi. -
9:43 - 9:47Bu araştırma kanalıyla
-
9:47 - 9:52frengi tedavisi için
penisilin keşfedilmişti. -
9:52 - 9:54Peter bu araştırmaya katılanlara
-
9:54 - 9:57frengilerini tedavi etmek için
-
9:57 - 10:00penisilin verilmediğini fark etti.
-
10:00 - 10:01Katılımcılar bundan habersizdi.
-
10:01 - 10:07Tıpkı Mary gibi Peter da bunu
raporlayıp bölümdeki üstüyle -
10:07 - 10:08konuşmayı denedi ama dinleyen olmadı.
-
10:08 - 10:11Peter, bunun son derece haksız
olduğuna inanıyordu -
10:11 - 10:12ve tekrar bildirmeyi denedi,
-
10:12 - 10:16en sonunda Mary'nin yaptığı gibi
bir gazeteciyle görüştü. -
10:16 - 10:201972'de "New York Times"ın
kapak konusu oldu bu. -
10:20 - 10:24"ABD Araştırmasındaki Frengi Mağdurları
40 Yıl Tedavi Edilmedi." -
10:26 - 10:30Bugün bunu Tuskegee frengi deneyi
olarak biliyoruz. -
10:30 - 10:32Peter da itirafçısıydı.
-
10:32 - 10:36600 erkeğe ne oldu diye
merak edebilirsiniz. -
10:36 - 10:3928 tanesi frengiden öldü.
-
10:39 - 10:43100 tanesi frengi
komplikasyonlarından öldü, -
10:43 - 10:4440 eşe frengi bulaştı
-
10:44 - 10:47ve 10 çocuk doğuştan frengi
ile dünyaya geldi. -
10:47 - 10:50Peter'ın cesur, korkusuz
hareketi olmasaydı -
10:50 - 10:54bu rakamlardan kim söz edebilirdi?
-
10:54 - 10:56Hepimizin Peter'la bağlantısı var.
-
10:56 - 10:59Klinik deneylerden geçenleri bilirsiniz,
-
10:59 - 11:02bugün bizden onay alınmasının sebebi
-
11:02 - 11:04Peter'ın bu cesur hareketidir.
-
11:05 - 11:07Size bir soru sorayım.
-
11:07 - 11:10Orijinal bir soru bu,
orijinal sorunun bir çeşidi. -
11:10 - 11:13Kaçımız şu tabirleri kullandı:
-
11:13 - 11:16İspiyoncu, fare,
-
11:16 - 11:17gammazcı,
-
11:17 - 11:19yılan,
-
11:19 - 11:21çakal,
-
11:21 - 11:22ifşacı.
-
11:23 - 11:24Kimse kullanmadı mı?
-
11:28 - 11:31Bunu tekrar yapmadan önce
-
11:31 - 11:33biraz düşünmenizi istiyorum.
-
11:33 - 11:36Dünyadaki Mary, Peter, Kathe'ler olabilir.
-
11:37 - 11:40Siz tarihe yön veren kişi olabilirsiniz
-
11:40 - 11:43veya sizin hayatınıza yön veren
birileri olabilir. -
11:43 - 11:44Teşekkür ederim.
-
11:44 - 11:48(Alkışlar)
- Title:
- İtirafçılar tarihe nasıl yön verir?
- Speaker:
- Kelly Richmond Pope
- Description:
-
more » « less
Yolsuzluk araştırmacısı ve belgesel film yapımcısı Kelly Richmond Pope, tarihteki bazı üst düzey itirafçıların topluma yön veren bilgileri nasıl paylaştığını ve onların bizim güven ve korumamıza neden ihtiyaçları olduğunu açıklayan ders çıkarılacak şeyleri paylaşıyor.
- Video Language:
- English
- Team:
closed TED
- Project:
- TEDTalks
- Duration:
- 12:01
| Cihan Ekmekçi approved Turkish subtitles for How whistle-blowers shape history | ||
| Cihan Ekmekçi edited Turkish subtitles for How whistle-blowers shape history | ||
|
Merve Kılıç accepted Turkish subtitles for How whistle-blowers shape history | |
|
Merve Kılıç edited Turkish subtitles for How whistle-blowers shape history | |
|
Merve Kılıç edited Turkish subtitles for How whistle-blowers shape history | |
|
Merve Kılıç edited Turkish subtitles for How whistle-blowers shape history | |
|
Selda Yener edited Turkish subtitles for How whistle-blowers shape history | |
|
Selda Yener edited Turkish subtitles for How whistle-blowers shape history |

