Turkish subtitles

← ABD-Meksika sınırında insanlık için bir yalvarış

Get Embed Code
22 Languages

Showing Revision 13 created 04/10/2020 by Cihan Ekmekçi.

  1. Bu, kişisel bir konu.
  2. Devletin "Sabaha
    seni öldüreceğiz" demesinin
  3. nasıl bir şey olduğunu biliyorum.
  4. İhtar üzerine 6 saat içinde
    bir ülkeyi terk etmenin
  5. ve birinin kanepesinde kalakalmanın
    nasıl bir şey olduğunu biliyorum.
  6. Ülkelerin neden başarılı oldukları
    ve olmadıkları üzerine bir kitap yazdım.
  7. 250 sayfayı özetleyeyim.
  8. Devletler merhametli olmalıdır,

  9. nazik olmalıdır,
  10. zeki olmalıdır, cesur olmalıdır.
  11. Oysa ne işe yaramaz biliyor musunuz?
  12. Korku ve zalimlik yoluyla yönettiğinizde
  13. bu hiç işe yaramaz.
  14. Bir süreliğine Cengiz Han'ı
    oynayabilirsiniz,
  15. bir süreliğine Stalin'i oynayabilirsiniz,
  16. bir süreliğine
    Pinochet'i oynayabilirsiniz
  17. ama bu uzun vadede işe yaramaz.
  18. Uzun vadede işe yaramaz

  19. çünkü korku ve zalimlikle yönetmek için
  20. bir bölünme yaratmak zorundasınız.
  21. Ülkenin büyük bir bölümünü alıp
  22. diğerlerinin onlar gibi
    olmadığına inandırmalısınız.
  23. Onlarla arkadaş olmamaları,
  24. onlarla konuşmamaları
    gerektiğine ikna etmelisiniz.
  25. O insanların pis olduğuna,
  26. o insanların suçlu olduğuna,
    o insanların tecavüzcü olduğuna
  27. ve ülkenin onlar yüzünden
    tehlikede olduğuna ikna etmelisiniz.
  28. Bunu ülkenizde yaparak
    milyonlarca dolar harcarsanız
  29. yurt dışında düşmanlarınız olur
  30. ve aralarında bölünmeler yaratırsınız.
  31. Ancak bunun sonuçları var.
  32. Günümüzde Birleşmiş Milletler'deki
    milli marşların, sınırların

  33. ve bayrakların dörtte üçü,
  34. 20-30 yıl önce yoktu.
  35. O sınırlar bugün var,
  36. o bayraklar yaratıldı,
    çünkü birileri dedi ki:
  37. "İskoçlar bizim gibi değil,"
  38. "Galliler bizim gibi değil"
  39. "Basklar bizim gibi değil,"
  40. "Kuzey İtalyanlar bizim gibi değil,"
  41. "Müslümanlar bizim gibi değil,"
  42. siyahlar, beyazlar, Hristiyanlar
    bizim gibi değil.
  43. "Onlara karşı biz"
    karşıtlığı yaratıyorsunuz,
  44. milletleri yok ediyorsunuz.
  45. Bu karşıtlığı yaratmaktan
    doğan sorunun bir tarafı da

  46. bunu yapmanın zor olması.
  47. Yapmanız gereken şey,
  48. insanların saçmalıklara
    inanmasını sağlamak.
  49. İnsanlar bir kez saçmalıklara inanırsa
  50. gaddarlık yapmaya başlayabilir.
  51. İşte bunun dinamiği de bu.
  52. Eğer bu dinamiği oluşturmazsanız
  53. "Onlara karşı biz"
    karşıtlığını oluşturmadıkça
  54. Ruanda'da yaptığınız
    katliamı yapamazsınız,
  55. Yugoslavya'da yaptığınız
    katliamı yapamazsınız.
  56. Size güncel göçmenlik
    politikasını özetleyeyim.

  57. Olabildiğimiz kadar acımasız olup
    "onları" caydıralım
  58. ve çocuklarını hedef alalım.
  59. Çocukların peşindeler.
  60. Amerikalı avukatların tartıştıkları şey:
  61. çocukların sabuna, kucaklamaya
    duşa ihtiyacı yok.
  62. Yetişkinlerin yardımına da
    serbest bırakma tarihine de yok.
  63. 20 yıllık çalışan, bozuk bir arka lamba
    yüzünden kenara çekiliyor
  64. ve hapse atılıyor,
  65. belki ömür boyu,
  66. kanuni temsili bile yok.
  67. Dünya Ticaret Merkezi'ni patlatan
    teröristler avukat buluyor,
  68. bu çocukların ve ebeveynlerin
    ise avukatı olmuyor.
  69. Devletler dünyadaki en çaresiz,
    acı içindeki insanlara
  70. "Çocuğunu aldım, geri istiyorsan
    DNA testi için 800 dolar öde." diyor.
  71. 3 yaşındaki çocuk mahkemeye çıkıyor.
  72. Hepimiz bu mahkeme
    sahnelerini izlemişizdir.

  73. Heyecanlı sahnelerdir,
  74. yukarıda bilge bir hakim oturur,
  75. savunma avukatı saldırır
  76. ve savcı da karşı hücuma geçer
  77. ve sonra neler olacağını anlarsınız.
  78. Şu anda neler olduğunu
    anlamanızı istiyorum.
  79. Oradaki savcı, sert bir savcı.
  80. Bizim adımıza, halk adına
    suçluyor ve saldırıyor.
  81. Oradaki hakim kendini beğenmiş bir hakim,
  82. siyah cübbesini giymiş
  83. ve sanığı sorguluyor
  84. oradan, yukarıdan sorguluyor.
  85. Sanık ise 3 yaşında,
  86. boyu masaya bile ulaşmıyor.
  87. Sanık dili bilmiyor.
  88. Çeviri için taktığı kulaklıklar
    başından düşüyor
  89. çünkü Amerikan mahkemelerinde
    3 yaşındaki çocuklara göre kulaklık yok
  90. çünkü kendilerini savunmaları beklenmiyor.
  91. Bu, adaleti bir alay konusu yapıyor,
  92. dava sistemini bir alay konusu yapıyor,
  93. bir millet olarak kimliğimizi
    bir alay konusu haline geliyor.
  94. Bunlar saçmalık.

  95. Bunlar gaddarlık.
  96. Bu akıl almaz bir şey.
  97. Birtakım istatistiklere bakıyoruz
  98. ama anlamanızı istiyorum,
  99. bu sizin çocuklarınızı büyüten
    kahyanın başına geliyor.
  100. Bu, evinize bakan
    bahçıvanın başına geliyor.
  101. Bu, geçen hafta
    gittiğiniz lüks restoranda
  102. bulaşıkları yıkayan adamın başına geliyor.
  103. Bu, sabahları gazetenizi getiren
    insanların başına geliyor.
  104. Bu sizin toplumunuz,
  105. bunlar, sizinle birlikte yaşayan insanlar.
  106. Size iyi davranan,
  107. size saygıyla davranan,
  108. çocuklarınıza bakan,
  109. nine ve dedenize bakan insanlar.
  110. Bu Luis, bu Laura,
  111. bu Jaime.
  112. Bu bir "Aman, bunlar
    sınırda oluyor" hikâyesi değil.
  113. Bunlar şu anda toplumumuzda gerçekleşiyor
  114. ve buradaki tehlike ise,

  115. bir kere saçmalıkları ve gaddarlığı
    normalleştirmeye başladığınızda,
  116. insanlar bu uygulamaların
    yasal olduğunu sanıyor.
  117. Okul yönetim kurulu
    şunun gibi mektuplar gönderiyor:
  118. "Sevgili ebeveyn,
  119. çocuğunuzun yemekhaneye
    öğle yemeği borcu olduğu için
  120. çocuğunuz alınıp
  121. koruyucu aile sistemine verilebilir.
  122. Bu, okul yönetimince gönderiliyor
  123. çünkü insanlar şöyle düşünüyor:
  124. "Bu bir caydırma yöntemi olabilir."
  125. Bir uçağa bindiğinizde,

  126. çocuklardan ve birinci sınıftan önce
  127. üniformalı askerler vardır.
  128. Onların bazıları göçmen.
  129. Anlaşma şu: Orduya katıl,
  130. döneminde hizmet et,
    onurlu bir şekilde terhis ol,
  131. vatandaşlık al.
  132. Bu anlaşmaları,
  133. imzalandıktan sonra iptal ediyoruz.
  134. Eğer bu askerler görevde ölürse
  135. eşlerini ve bazen de
    çocuklarını sınır dışı ediyoruz.
  136. Bunlar bizi koruyan insanlar.
  137. Bunlar onurlandırdığımız insanlar.
  138. Bunlar cesur olanlar.
  139. Onlara bu şekilde davranıyoruz.
  140. Onlar sınırı yasa dışı
    geçen insanlar değil.
  141. Bu tür davranışa izin verdiğiniz zaman,

  142. toplumda normalleşiyor
    ve toplumu parçalıyor.
  143. Ülkeler çok çalışmayla
    ve göçmen gücü ile kuruldu.
  144. Hepimiz göçmeniz.
  145. Sadece farklı zamanlarda geldik.
  146. Bu ülkenin ana işletmelerinin
    yüzde elli beşi

  147. en başarılılarının, en değerlilerinin
    yüzde elli beşi
  148. yabancı öğrenciler ya da göçmenler
    tarafından kuruldu.
  149. Ya kurucu ya da ortak kuruculardı.
  150. Ve işte son üç yılda,
  151. dünyanın en iyi beyinlerine olan şey:
  152. Yüzde kırk ikisi vize alamadı
  153. veya almamayı tercih etti.
  154. İşte bu şekilde ekonomiyi yok edersiniz.
  155. Bu çocuklarla ve sınırlarla alakalı değil.

  156. Bizimle alakalı.
  157. İnsan olarak, bir millet
  158. veya bir birey olarak bizimle alakalı.
  159. Bu, soyut bir tartışma değil.
  160. Çoğumuz şöyle düşünmeyi severiz:

  161. Eğer Hitler'in zamanında olsaydık
  162. sokaklarda olurduk,
  163. ona karşı çıkardık,
    Mengele'yi durdururduk.
  164. Çoğumuz şöyle düşünmeyi seviyor:
  165. Eğer 60'larda olsaydık
  166. Özgürlük Atlıları ile birlikte olurduk.
  167. Selma'daki köprüde olurduk.
  168. Biliyor musunuz?
  169. İşte size fırsat.
  170. Şimdi.
  171. Büyük şeyler düşünüyorsunuz,

  172. mesele, büyük eylemler değil,
  173. mesele köprüyü engellemek
  174. ya da kendini bir yere zincirlemek değil.
  175. Mesele, günlük yaptığınız şeyler.
  176. Harvard Sanat Müzesi,
  177. sanatçıların göçle ve evlerini taşımakla
    ilgili düşünceleri üzerine bir sergi açtı.
  178. İnsanlar sergiden çıktı,
    oldukça sarsılmışlardı.
  179. Sonda beyaz boş bir duvar vardı.
  180. Küratörler çok sık
    görülmeyen bir şey yaptı,
  181. doğaçlama yaptılar.
  182. Dört çizgi çizdiler ve içine
    iki kelime yerleştirdiler.
  183. "Ben aitim."
  184. Bu sergiyi ziyaret edebilir,
  185. bunun önünde fotoğraf çekebilirsiniz.
  186. Size, bunun insanlar üzerindeki
    etkisini anlatamam.
  187. İnsanların çıkışını izledim,
  188. bazıları resmin önünde oturdu,
  189. fotoğraf çekti ve yüzlerinde
    büyük bir gülümseme vardı,
  190. bazılarının gözlerinde ise yaşlar.
  191. Bazıları yabancıları kucakladı
    ve içeri davet etti,
  192. diğerleri ailelerini getirdi.
  193. Küçük iyiliklerin etkileri büyüktür.

  194. Bulunduğunuz toplumda,
  195. aklınızın alamayacağı acılar var.
  196. Bu yüzden, bir daha, "Onlar"dan olabilecek
    taksi şoförüne denk gelirseniz
  197. artı bir beş lira daha verin.
  198. Bir daha otel temizlikçisi gördüğünüzde,
  199. ona teşekkür edin ve
    daha fazla bahşiş verin.
  200. Bir daha bahçıvanınızı,
  201. çocuk bakıcınızı gördüğünüzde,
  202. böyle bir insan görürseniz
  203. onlara içtenlikle sarılın
    ve ait olduklarını söyleyin.
  204. Onları ait olduklarını hissettirin.
  205. Büyük politikalar zamanı
  206. ama aynı zamanda
    büyük kibarlıklar zamanı.
  207. Çünkü kim olduğumuzu göstermeliyiz,
  208. bu milleti göstermeliyiz.
  209. Oturup da bu saçmalığı izleyemeyiz.

  210. (Sesi titriyor)
  211. Bunun durması gerekiyor,
    bunun şimdi durması gerekiyor.

  212. Teşekkürler.

  213. (Alkış)