YouTube

Got a YouTube account?

New: enable viewer-created translations and captions on your YouTube channel!

Turkish subtitles

← Shakespeare'in hakaretleri - April Gudenrath

Get Embed Code
22 Languages

Showing Revision 5 created 06/01/2017 by Eren Gokce.

  1. "Shakespeare" adını
    duyunca neden korkuyoruz?

  2. Bana sorarsanız bunun
    nedeni, genelde onun kelimeleri.
  3. Tüm o senin, sen ve bu yüzden
  4. ve neredesin kelimeleri,
    sıkıcıdan biraz daha fazlası olabilir.
  5. Fakat merak etmelisiniz,
    o neden bu denli popüler?
  6. Oyunları neden diğer yazarların
    oyunlarından çok, tekrar tekrar çekildi?
  7. Kelimelerinden ötürü.
  8. 1500'lerin sonunda
    ve 1600'lerin başlarında
  9. bir insanın sahip
    olabileceği en iyi araç buydu
  10. ve bu konuda konuşacak çok şey var.
  11. Ancak çoğu, oldukça acıklı.
  12. Kara Veba'yı ve olayları biliyorsunuz.
  13. Shakespeare çok fazla kelime kullanır.
  14. En etkileyici başarılarından
    birisi de, hakaret kullanımıydı.
  15. Bunlar tüm seyirciyi bir araya getirirdi;
  16. nerede oturursanız oturun,
    sahnede olup bitene gülebilirdiniz.
  17. Kelimeler, özellikle de
    tiyatro ortamında diyaloglar
  18. birçok farklı nedenle kullanılırlar:
  19. Sahnenin modunu belirlemek için,
  20. ortama biraz daha atmosfer katmak için
  21. ve karakterler arasındaki
    ilişkileri geliştirmek için.
  22. Hakaretler bunu kısa
    ve keskin bir yolla yaparlar.
  23. Önce "Hamlet"'e gidelim.
  24. Bu diyalogdan hemen önce,
  25. Polonius, Ophelia'nın babası
    ve Ophelia da Prens Hamlet'e âşık.
  26. Kral Claudius, Prens Hamlet'in
    annesi kral ile evlendiğinden beri,
  27. Hamlet'in neden çılgınca
    davrandığını çözmeye çalışıyor.
  28. Polonius kızına Prens Hamlet'ten
    bilgi almasını teklif ediyor.
  29. Sonra Sahne 2, Perde 2'ye geçiyoruz.
  30. Polonius: "Beni tanıdınız mı efendimiz?"
  31. Hamlet: "Elbette. Bir kadın tellalısınız."
  32. Polonius: "Değilim, efendim."
  33. Hamlet: "Öyleyse onun
    kadar dürüst olmanızı dilerim."
  34. "Kadın tellalı" (fishmonger) kelimesinin
    ne anlama geldiğini bilmeseniz bile,
  35. bazı içeriksel
    ipuçlarını kullanabilirsiniz.
  36. Bir: Polonius negatif bir tepki
    verdi, yani kötü bir şey olmalı.
  37. İki: Kadınlar kelimesini
    kullandığına göre, kötü bir şey olmalı.
  38. Ve üç: "tellal" çok da iyi
    bir kelime değil gibi gözüküyor.
  39. Yani anlamını bilmeseniz bile,
  40. Hamlet ve Polonius
    arasındaki ilişkiye dair
  41. bazı şeyler oluşturmaya başlıyorsunuz,
  42. ki ilişkileri iyi değil.
  43. Fakat biraz daha araştırırsanız,
    "tellal", bir tür aracı demektir
  44. ve bu ortamda, kadın
    satıcısı anlamına gelebilir,
  45. tıpkı Polonius'un kızını
    para için kullanması ve bunu
  46. kral için yapıyor olması gibi.
  47. Bu da Hamlet'in aslında göründüğü
    kadar çılgın olmadığını gösterir
  48. ve iki karakter arasındaki
    düşmanlığı yoğunlaştırır.
  49. Bir örnek daha ister misiniz?
  50. "Romeo ve Juliet", Shakespeare
    oyunlarında en iyi hakaretlere sahip.
  51. İki çete ve intihar eden talihsiz
  52. âşıklarla ilgili bir oyun.
  53. Herhangi bir dövüşmede
  54. ciddi bir tokat sohbetinin
    var olduğunu biliyor olursunuz.
  55. Ve hüsrana uğramazsınız.
  56. Sahne 1, Perde 1'de en baştan
  57. iki ailenin, Capulet ve
    Montague ailelerinin üyelerinin
  58. güvensizlik ve nefret
    seviyeleriyle karşılaşıyoruz.
  59. Gregory: "Geçerken kaşlarımı
    çatacağım ve istedikleri gibi anlasınlar."
  60. Sampson: "Hayır, cüret
    ederlerse baş parmağımı ısıracağım,
  61. ki bu onları küçük görmektir,
    eğer dayanabilirlerse."
  62. Abraham ve Balthasar girer.
  63. Abraham: "Bize baş parmağınızı mı
    ısırdınız efendim?"
  64. Sampson: "Evet ısırdım, efendim."
  65. Abraham: "Bize baş parmağınızı mı
    ısırdınız efendim?"
  66. Pekâlâ, bu gidişat karakteri ya da
    modu anlamamıza nasıl yardımcı olur?
  67. Hakaret kısmına kadar irdeleyelim.
  68. Günümüzde baş parmak
    ısırmak büyük bir mesele olmayabilir
  69. fakat Sampson bunu
    bir hakaret olarak kullanıyor.
  70. Öyle anlıyorlarsa, bu hakaret olmalıdır.
  71. Bu bizlere iki ev için
    çalışan adamlar arasındaki
  72. düşmanlık derecesini göstermeye başlıyor.
  73. Ve eğer birini kavgaya
    teşvik etmek istemiyorsanız,
  74. normalde hiç kimseye
    hiçbir şey yapmazsınız
  75. fakat birazdan kavga çıkacak.
  76. Derine baktığımızda, oyunun
    yazıldığı zamanda baş parmak ısırmak
  77. birisine hareket çekmek gibi bir şeydir.
  78. Bununla birlikte çok güçlü bir his gelir,
  79. şimdi sahnedeki
    gerilimi hissetmeye başlıyoruz.
  80. Sahnenin devamında Capulet
    evinden Tybalt, Montague ailesinden
  81. Benvolio'ya güzel bir hakarette bulunuyor.
  82. Tybalt: "Ne, yoksa bu dişi
    geyiklerin arasına mı çekildin?
  83. Dön, Benvolio, ölümüne bak."
  84. Benvolio: "Barışı
    savunuyorum; kılıcını bırak
  85. veya bu adamları
    benimle birlikte parçala."
  86. Tybalt: "Ne, batmış
    ve barıştan bahsediyor!
  87. Montague'lardan ve senden, o kelimeden,
    cehennem kadar nefret ediyorum.
  88. Haydi başla, korkak!"
  89. Pekâlâ, dişi geyikler.
  90. Yine, bunun iyi bir
    şey olmadığını biliyoruz.
  91. İki aile de birbirinden nefret ediyor
    ve bu da yangına körükle gitmektir.
  92. Fakat kırıcı söz ne kadar kötüdür ki?
  93. Dişi geyik korkaktır ve
  94. kendi adamları ve düşman aile
    önünde birisine böyle hitap etmek
  95. kavga çıkacağı anlamına gelir.
  96. Tybalt Benvolio'yu çağırıyor
  97. ve gururunu koruması için
    Benvolio'nun kavga etmesi gerekiyor.
  98. Bu diyalog, iki karakter arasındaki
  99. nitelendirmeye güzel
    bir şekilde bakmamızı sağlıyor.
  100. Tybalt, Montague'ların
    korkak köpekler olduğunu düşünüyor
  101. ve onlara saygı duymuyor.
  102. Yine, sahneye
    dramatik bir gerilim ekleniyor.
  103. Pekâlâ, şimdi bir bilgi alarmı.
  104. Tybalt'ın öfkesine ve
    Montague'ların ağır nefretine
  105. edebiyatta gaflet ya da
    düşüşüne neden olan şey
  106. adı veriliyor.
  107. Ah, evet.
  108. Romeo'nun ellerine düşüyor.
  109. Shakespeare'e bakarken,
    durun ve kelimelere bakın,
  110. çünkü size gerçekten
    bir şeyler söylemeye çalışıyorlar.