YouTube

Got a YouTube account?

Νέο: ενεργοποιείστε μεταφράσεις και λεζάντες που δημιουργήθηκαν από θεατές στο κανάλι σας στο YouTube!

Turkish υπότιτλους

← Tali Sharot: İyimserlik eğilimi

Doğuştan gerçekçi olacağımız yerde iyimser miyiz? Tali Sharot beynimizin olayların iyi yanını göreceğimiz şekilde çalıştığını ve bunun bizim için hem tehlikeli hem de yararlı olduğunu gösteren yeni bulguları bizimle paylaşıyor.

Πάρτε τον Κωδικό ενσωμάτωσης
35 Γλώσσες

Υπότιτλοι μεταφρασμένοι από Αγγλικά Showing Revision 9 created 09/18/2012 by Meric Aydonat.

  1. Size iyimserlikten bahsedeceğim,
  2. ya da tam olarak iyimserlik eğiliminden.
  3. Bu, son birkaç senedir laboratuvarımda
  4. üzerine çalıştığımız kavramsal bir yanılsama
  5. ve yüzde 80'imizde var.
  6. Hayatımızda iyi durumlarla karşılaşma olasılığımızı

  7. olduğundan yüksek öngörüp kötü durumlarla karşılaşma olasılığımızı
  8. olduğundan düşük öngörmeye daha yatkınız.
  9. Yani, kansere yakalanma, ya da bir araba kazası geçirme
  10. olasılıklarımızı düşük tahmin ederiz.
  11. Uzun yaşam ve kariyerde başarı olasılıklarımızı yüksek tutarız.
  12. Kısacası, gerçekçi olmaktan ziyade iyimseriz,
  13. ama bu durumu pek de umursamıyoruz.
  14. Örneğin evliliği ele alalım.

  15. Batılı ülkelerde boşanma oranı yaklaşık yüzde 40.
  16. Bu demek ki, her beş evlilikten ikisi
  17. mal varlıklarını bölüşmeyle son bulacaktır.
  18. Fakat yeni evlilere boşanma olasılıklarını sorduğunuzda,
  19. bunu yüzde sıfır olarak öngörürler.
  20. Boşanma avukatları bile, ki bunu asıl bilmesi gerekenler onlar,
  21. kendi boşanma olasılıklarını fazlasıyla düşük öngörürler.
  22. Durum şu ki, iyimserlerin boşanma olasılıkları normalden daha düşük değil,
  23. fakat tekrar evlenme olasılıkları daha yüksek.
  24. Samuel Johnson'ın dediği gibi,
  25. "İkinci evlilik, umudun deneyime karşı kazandığı zaferdir."
  26. (Kahkahalar)

  27. Bununla birlikte, evliysek, çocuk yapma olasılığımız daha yüksek.

  28. Hepimiz de çocuklarımızın mutlaka yetenekli olacaklarını düşünürüz.
  29. Bu arada, bu, benim iki yaşındaki yeğenim, Guy.
  30. Şunu açıkça belirtmek isterim
  31. o, iyimserlik eğiliminin oldukça kötü bir örneği,
  32. çünkü hakikaten çok yetenekli.
  33. (Kahkahalar)

  34. Ben yalnız değilim.

  35. Her dört İngiliz'den üçü
  36. kendi ailelerinin geleceği konusunda iyimser olduklarını söylediler.
  37. Bu yüzde 75 demek.
  38. Fakat sadece yüzde 30'u
  39. genel olarak ailelerin birkaç jenerasyon öncesinden
  40. daha iyi durumda olduğunu düşündüklerini söylediler.
  41. Bu gerçekten çok önemli bir nokta,

  42. çünkü kendimiz, çocuklarımız
  43. ve ailelerimiz ile ilgili gayet iyimserken,
  44. yanımızda oturan adam ile ilgili
  45. o kadar da iyimser değilizdir,
  46. hatta konu milletimizin ve ülkemizin kaderiyse
  47. biraz kötümseriz.
  48. Fakat kendi geleceğimizle ilgili iyimserliğimiz
  49. yine de sabit.
  50. Tabii bu, her şeyin kendiliğinden yoluna gireceğini düşünüyoruz demek değil,
  51. sadece yoluna koymak için gerekli yeteneğe sahip olduğumuzu düşünüyoruz.
  52. Ben bir biliminsanıyım ve deneyler yaparım.

  53. Şimdi de ne demek istediğimi gösterebilmek için
  54. sizinle burada bir deney yapacağım.
  55. Size yetenek ve niteliklerden oluşan bir liste vereceğim
  56. ve bu her bir yetenek için
  57. toplumun geri kalanına göre nerede durduğunuzu düşünmenizi isteyeceğim.
  58. İlki, insanlarla iyi geçinebilmek.

  59. Kim burada en düşük yüzde 25'in içinde olduğunu düşünüyor?
  60. Tamam, bu 1500 kişi içinde yaklaşık 10 kişi.
  61. Kim en üst yüzde 25'likte olduğunu düşünüyor?
  62. Çoğumuz gibi.
  63. Tamam, şimdi bunu sürücülük yeteneğiniz için de yapın.
  64. Ne kadar ilgi çekicisiniz?
  65. Ne kadar alımlısınız?
  66. Ne kadar dürüstsünüz?
  67. Ve son olarak, ne kadar alçak gönüllüsünüz?
  68. Çoğumuz kendimizi bu yeteneklerde

  69. ortalamanın üstünde görüyoruz.
  70. İşte bu istatistiki olarak imkansız.
  71. Hepimiz birden bütün herkesten daha iyi olamayız.
  72. (Kahkahalar)
  73. Ancak diğer bir başkasından daha iyi olduğumuza inanabiliriz,
  74. yani o terfiyi daha muhtemel alacağız, evli kalacağız,
  75. çünkü biz daha sosyal, daha ilgi çekiciyiz.
  76. Ve bu küresel bir olgu.

  77. İyimserlik eğilimi
  78. birçok farklı ülkede incelendi,
  79. batılı kültürlerde, batılı olmayan kültürlerde,
  80. kadınlarda ve erkeklerde,
  81. çocuklarda ve yaşlılarda.
  82. Bu oldukça yaygın bir konu.
  83. Fakat soru şu ki, bu bizim için iyi mi?

  84. Bazı insanlar değil diyorlar.
  85. Bazı insanlar mutluluğun sırrının
  86. düşük beklentide gizli olduğunu söylüyor.
  87. Bence bunun mantığı şu şekilde işliyor:
  88. Büyük şeylerin beklentisinde olmazsak,
  89. aşkı bulacağımızı, sağlıklı ve başarılı olacağımızı ummazsak,
  90. bunlar gerçekleşmediğinde hayal kırıklığına uğramayız.
  91. Ve iyi şeyler olmadığında hayal kırıklığına uğramazsak
  92. ve olduklarında güzel bir sürpriz olursa,
  93. mutlu oluruz.
  94. Bu oldukça iyi bir teori,

  95. fakat üç sebepten dolayı bu yanlış.
  96. Birincisi: Ne olursa olsun, başarılı da başarısız da olsanız,
  97. yüksek beklentili insanlar her zaman daha iyi hissederler.
  98. Çünkü terkedildiğimizde ya da ayın elemanı seçildiğimizde
  99. nasıl hissettiğimiz, bu olayları nasıl yorumladığımıza bağlıdır.
  100. Psikolog Margaret Marshall ve psikolog John Brown

  101. düşük ve yüksek beklentili öğrenciler üzerinde çalıştılar.
  102. Ve büyük beklentili insanların başarılı olduklarında
  103. bunu kendi özelliklerinden ileri gelen bir başarıya yorduklarını buldular.
  104. "Bir dahiyim ve bu yüzden A aldım,
  105. bu yüzden gelecekte yine A alacağım."
  106. Başarısız olduklarında ise, aptal oldukları için değil,
  107. sınav adaletsizce hazırlandığı içindir.
  108. Bir dahaki sefere daha iyisini yapacaklardır.
  109. Düşük beklentili insanlarda ise durum tam tersi.
  110. Başarısız olduklarında, bu aptal olduklarındandır,
  111. ve başarılı olduklarında ise
  112. sınav çok kolay hazırlanmıştır.
  113. Bir dahaki sefere gerçeklerle karşılaşacaklardır.
  114. Bu şekilde daha kötü hissederler.
  115. İkincisi: Sonuç ne olursa olsun,

  116. katılım duygusunun kendisi, bizi mutlu etmeye yeter.
  117. Davranışsal ekonomist George Löwenstein
  118. üniversitesindeki öğrencilere
  119. herhangi bir ünlüden tutkulu bir öpücük aldıklarını hayal etmelerini istedi.
  120. Sonra da "Bu ünlüden öpücüğü
  121. hemen, üç saat sonra,
  122. 24 saat sonra, üç gün sonra,
  123. bir yıl sonra veya 10 yıl sonra almak için
  124. ne kadar para verirdiniz?" diye sordur.
  125. Öğrenciler öpücüğü şimdi değil,
  126. üç gün sonra almak için
  127. en çok parayı verdiler.
  128. Beklemek için fazladan para vermeye razılardı.
  129. Ama bir ya da 10 yıl beklemek istemiyorlardı,
  130. kimse yaslanan bir ünlü istemez.
  131. Ama üç gün olabilecek en iyi süreydi.
  132. Bu neden böyle?

  133. Öpücüğü şimdi alırsanız, olur ve biter.
  134. Ama üç gün sonra alırsanız,
  135. üç gün boyunca beklemenin heyecanını yaşarsınız.
  136. Öğrenciler nerede olacağını,
  137. nasıl olacağını hayal etmek için
  138. bu süreyi istediler.
  139. Beklemek onları mutlu edecekti.
  140. Bu arada insanların neden cuma gününü pazar gününden daha çok sevdiklerinin nedeni de bu.

  141. Bu gerçekten ilginç bir gerçek,
  142. çünkü cuma çalışma günü, pazarsa eğlence,
  143. bu yüzden insanların pazarı tercih edeceklerini düşünürsünüz,
  144. ama öyle değil.
  145. İşte olmayı çok sevdiklerinden,
  146. parkta gezinti yapmaktan
  147. veya tembelce brunch yapmaktan nefret ettiklerinden değil.
  148. Bunu şöyle biliyoruz, insanlara
  149. haftanın en sevdikleri gününü sorduğunuzda,
  150. beklenildiği gibi cumartesi ilk sırada geliyor,
  151. sonra cuma, sonra pazar.
  152. İnsanlar cumayı tercih ediyorlar,
  153. çünkü cuma, gelecek haftasonunun
  154. yapacağınız bütün planların heyecanını beraberinde getiriyor.
  155. Pazar günü ise, önünüzde sadece
  156. iş haftası var.
  157. İyimserler, geleceklerinden daha fazla öpücük,

  158. parkta daha çok gezinti bekleyenler.
  159. Bu beklenti de onların iyi durumlarını arttırıyor.
  160. Gerçekte, iyimserlik eğilimi olmadan,
  161. biraz depresyonda olurdurk.
  162. Hafif depresyonlu kişiler,
  163. geleceğe baktıklarında bir eğilim görmüyorlar.
  164. Sağlıklıdansa daha gerçekçi kişiler onlar.
  165. Ama ciddi depresyondaki kişilerin
  166. kötümserlik eğilimi var.
  167. Onlar, geleceği olacağından
  168. daha kötü görüyorlar.
  169. Yani iyimserlik, öznel gerçekliği değiştiriyor.

  170. Dünyanın nasıl olacağına dair beklentilerimiz, onu nasıl gördüğümüzü değiştiriyor.
  171. Ama aynı zamanda nesnel gerçekliği de değiştiriyor.
  172. Kendi kendini gerçekleştiren bir kehanet gibi oluyor.
  173. Bu da beklentilerinizi azaltmanın sizi
  174. daha mutlu yapmayacağının üçüncü nedeni.
  175. Kontrollü deneyler,
  176. iyimserliğin sadece başarıyla ilgili olmadığını,
  177. kişiyi başarıya götürdüğünü gösteriyor.
  178. İyimserlik kişiyi, akademide, sporda, politikada başarıya götürüyor.
  179. Belki de iyimserliğin en şaşırtıcı yararı da sağlık.
  180. Geleceğin parlak olacağını bekliyorsak,
  181. stresimiz ve endişemiz azalıyor.
  182. Yani sonuç olarak, iyimserliğin birçok yararı var.

  183. Ama benim kafamı karıştıran soru
  184. gerçekliğin karşısında iyimserliğimizi nasıl koruyabilir idi.
  185. Bir sınır sistemi bilimcisi olarak, bu özellikle kafa karıştırıcıydı,
  186. çünkü var olan teorilere göre,
  187. beklentileriniz karşılanmadığında, onları değiştirmelisiniz.
  188. Ama bulgularımız bunu göstermiyor.
  189. İnsanlardan, laboratuvarımıza gelmelerini
  190. ve neler olduğunu anlamaya çalışmalarını istedik.
  191. Başlarına gelebilecek farklı felaketlerin

  192. olasılıklarını kestirmelerini istedik.
  193. Örneğin, kanser olma olasılığınız nedir?
  194. Sonra da onlar gibi birisinin
  195. bu felaketlerle karşılaşma olasılığının kaç olabileceğini söyledik.
  196. Örneğin, kanser yaklaşık yüzde 30.
  197. Onlara sonra tekrar
  198. "Kanser olma olasılığınız nedir?" diye sorduk.
  199. Öğrenmeye çalıştığımız,

  200. onlara verdiğimiz bilginin onların inandıklarını
  201. değiştirip değiştiremeyeceğiydi.
  202. Gerçekten değiştirdi --
  203. ama onlara verdiğimiz bilgi çoğunlukla
  204. beklediklerinden iyiydi.
  205. Örneğin,
  206. birisi "Kansere yakalanma olasılığım,
  207. yaklaşık yüzde 50." dediyse,
  208. "Haberler iyi.
  209. Ortalama yakalanma olasılığı yüzde 30." dedik,
  210. bir dahaki sefere,
  211. "Belki de yakalanma olasılığım yaklaşık yüzde 35." dediler.
  212. Yani çabuk ve verimli olarak öğrendiler.
  213. Ama birisi,
  214. "Benin kansere yakalanma olasılığım, yaklaşık yüzde 10." dediyse,
  215. biz de "Haberler kötü.
  216. Ortalama yakalanma olasılığı yüzde 30." dedik,
  217. bir dahaki sefere,
  218. "Evet. Bence hala yüzde 11." dediler.
  219. (Gülüşmeler)

  220. Öğrenmediklerinden değil -- öğrendiler --

  221. ama, geleceklerine dair iyi haberler
  222. verdiğimiz durumdan daha az.
  223. Onlara verdiğimiz sayıları hatırlamadıklarından değil,
  224. kansere yakalanma olasılığının yaklaşık yüzde 30 öldüğünü
  225. ve boşanma olasılığının yaklaşık yüzde 40 öldüğünü
  226. herkes hatırlar.
  227. Ama bu sayıların onları ilgilendirmediğini düşündüler.
  228. Bunun anlamı, bunun gibi uyarıcı sayıların

  229. sınırlı etkisi olabileceği.
  230. Evet, sigara öldürür, ama çoğunlukla diğer adamı.
  231. Bilmek istediğim,

  232. bu uyarıcı sayıları üstümüze alınmamızı engelleyen
  233. beynimizde ne olduğuydu.
  234. Ama aynı zamanda,
  235. ev piyasasının umut verici olduğunu duyduğumuzda,
  236. "Evimin fiyatı kesinlikle ikiye katlanacak." diye düşünürüz.
  237. Bunu anlamak için,
  238. Katılımcılardan, bir beyin görüntüleme aracında
  239. yalan söylemelerini istedim.
  240. Böyle gözüküyor.
  241. İşlevsel MRİ adındaki bir yöntemi kullanarak
  242. olumlu bilgilere tepki veren
  243. beyin bölgelerini tespit ettik.
  244. Bu bölgelerden birinin adı sol iç on kıvrım.

  245. Örneğin birisi "Benim kansere yakalanma olasılığım yüzde 50." dediğinde
  246. ve biz "Haberler iyi.
  247. Ortalama olasılık yüzde 30." dediğinde
  248. sol iç on kıvrım çılgınca tepki verir.
  249. Üç bir iyimser, hafif iyimser
  250. veya biraz kötümser olmanız bir şey değiştirmedi,
  251. herkesin sol iç on kıvrımı
  252. olması gerektiği gibi çalışıyordu,
  253. Barack Obama ya da Woody Allen olmanız bir şeyi değiştirmiyordu.
  254. Beynin diğer yanında,

  255. sağ iç on kıvrım ise kötü haberlere tepki veriyordu.
  256. İlginç olanı: işini pek de iyi yapmıyordu.
  257. Ne kadar iyimserseniz,
  258. bu bölge beklenmeyen kötü haberlere
  259. karşı o kadar az tepki veriyordu.
  260. Ve eğer beyniniz gelecekle ilgili
  261. haberleri birleştirmede güçlük çekiyorsa,
  262. her zaman toz pembe gözlüklerinizi giyiyorsunuz demek.
  263. Bunu değiştiebilir miyiz öğrenmek istedik.

  264. İnsanların bu bölgelerdeki beyin aktivitelerine karışarak
  265. iyimserlik eğilimlerini etkileyebilir miyiz?
  266. Bunu yapabileceğimiz bir yol var.
  267. Bu birlikte çalıştığım Ryota Kanai.

  268. Yaptığı şey, çalışmamızın katılımcısının
  269. kafatasının içine iç öne kıvrımını etkileyecek
  270. küçük bir manyetik sinyal gönderiyor.
  271. Böylece,
  272. beynin bu bölgesinin aktivitesini
  273. yaklaşık yarım saat etkilemiş oluyor.
  274. Sizi temin ederim, bu işlem bitince her şey normale dönüyor.
  275. (Kahkahalar)

  276. Neler olduğunu görelim.

  277. Öncelikle size gördüğümüz
  278. ortalama eğilimi göstereceğim.
  279. Şimdi hepinizi test etseydim,
  280. kötü haberlere oranla, iyi haberlerden
  281. bu kadar öğrenirdiniz.
  282. Şimdi bu çalışmadaki kötü haberlere tepki veren
  283. bölgeyi etkiliyoruz
  284. ve iyimserlik eğilimi daha da arttı.
  285. İnsanları, bilgileri değerlendikleri biçimde olduklarından daha eğilimli yaptık.
  286. Daha sonra, bu çalışmadaki iyi haberleri değerlendiren
  287. bölgeyi etkiledik
  288. ve iyimserlik eğilimi yok oldu.
  289. Bu sonuçlar bizi oldukça şaşırttı,
  290. çünkü insan beynine işlenmiş
  291. eğilimleri ortadan kaldırabildik.
  292. Bu noktada durduk ve kendimize şu soruyu sorduk:

  293. iyimserlik yanılsamasını ufak parçalara ayırmak ister miyiz?
  294. Bunu yapabilirsek, insanların iyimserlik eğilimlerini ortadan kaldırmak ister miyiz?
  295. İnsanların iyimserlik eğiliminin faydalarını size anlattım,
  296. bu yüzden herhalde bu eğilime sıkı sıkı sarılmak istersiniz.
  297. Ancak tabii ki bunun kötü yanları da var
  298. ve bunları göz ardı etmek aptallık olur.
  299. Örneğin California'daki bir itfaiyeciden

  300. aldığım e-postayı sizinle paylaşmak istiyorum:
  301. "Ölümle sonuçlan yangın soruşturmalarında
  302. doğru kararı vermeye yardımcı olacak bütün bilgiler ortada olmasına rağmen,
  303. çoğunlukla 'Yangının böyle seyredeceğini düşünmemiştik,'
  304. cümlesi yer alıyor.
  305. Bu şef bizim iyimserlik eğilimi ile ilgili bulgularımızı
  306. itfaiyecilere neden öyle düşündüklerini
  307. açıklamak için ve insanlardaki bu oldukça iyimser
  308. eğilimin farkında olmaları gerektiğini açıklamak için kullanacak.
  309. Gerçekçi olmayan iyimserlik kişilerin riskli davranışlarda bulunmasına,

  310. ekonomik çöküşe, yanlış planlamaya neden olabilir.
  311. Örneğin İngiliz hükümeti,
  312. iyimserlik eğiliminin insanların
  313. projelerinin maaliyetlerini ve sürelerini
  314. olacağından az hesaplamalarına yol açabileceğini kabul etti.
  315. Bu nedenle 2012 Olimpiyat bütçesini
  316. iyimserlik eğilimini göz önünde bulunduracak şekilde ayarladı.
  317. Birkaç hafta içinde evlenecek olan arkadaşım

  318. aynı şeyi düğün masrafları için yaptı.
  319. Bu arada, ona boşanma olasılığını sorduğumda,
  320. 0 öldüğündan oldukça emin olduğunu söyledi.
  321. Bu yüzden yapmak isteyeceğimiz şey,

  322. kendimizi iyimserliğin tehlikelerinden korumak,
  323. ama aynı zamanda umutlu olmak
  324. ve iyimserliğin meyvelerinden yararlanmak.
  325. İnanıyorum ki bunu yapabilmemiz mümkün.
  326. Bunun anahtarı bilgi.
  327. Eğilimlerimizi tam olarak anlamış olarak doğmuyoruz.
  328. Bunları bilimsel araştırmalarla anlayabiliriz.
  329. Ama iyimserlik eğiliminin farkına varmak
  330. yanılsamayı ortadan kaldırmıyor.
  331. Görsel yanılsamalar gibi
  332. bunların farkına varmak onları ortadan kaldırmıyor.
  333. Bunun sayesinde
  334. kendimizi gerçekçi olmayan iyimserlikten
  335. koruyacak planlar ve kurallar
  336. yaratabiliriz
  337. ve aynı zamanda umudumuzu koruyabiliriz.
  338. Bence bu karikatür bunu oldukça hoş anlatıyor.

  339. Çünkü yukarıdaki uçabileceğine inanmayan
  340. penguenlerdenseniz,
  341. hiçbir zaman uçamayacaksınız.
  342. Çünkü herhangi bir ilerleme kaydetmek için,
  343. farklı bir gerçekliği hayal etmemiz
  344. ve bu gerçekliğin olabileceğine inanamamız gerekiyor.
  345. Ama koru körüne atlayıp her şeyin iyi olacağını düşünenen
  346. çok iyimser bir penguenseniz,
  347. yere vardığınızda kendinizi param parça görebilirsiniz.
  348. Ama uçabileceğine inanan
  349. iyimser bir penguenseniz
  350. ve her şeyin planladığınız gibi olmayabileceği
  351. olasılığına karşılık bir paraşüt takarsanız,
  352. sadece bir penguen olmanıza rağmen,
  353. havada bir kartal gibi süzülürsünüz.
  354. Teşekkür ederim.

  355. (Alkış)