Turkish 字幕

← Volumetrik video film yapımına nasıl yeni bir boyut kazandırıyor

获得嵌入代码
26种语言

Showing Revision 7 created 03/16/2020 by Cihan Ekmekçi.

  1. Film çekmeyi çok seviyorum.
  2. Yüz yıldan fazla süredir
    sinema filmleri var.
  3. Film yapımı, boyutsal zihniyeti
    açısından değişmedi.
  4. Kamerayı bir sahneye yerleştirip
    "kayıt" düğmesine basmak, değişmedi.
  5. Film yapımı hala önsel bir tecrübe
  6. ve filmi yaratmak,
  7. içerik yaratma ile aynı doğrultuyu
    takip etme imkânına sahip.
  8. Hâlâ düz bir görüntünün önünde durup
  9. kurguyu izliyoruz.
  10. Bunda hiçbir sorun yok.

  11. Film izlemeyi
    ve tiyatroya gitmeyi seviyorum.
  12. Bunlar çok duygusal tecrübeler olabilir.
  13. Bir çerçeve içerisindeki duygusal
    tecrübe sanatı ve zanaati,
  14. daha güçlü bir duyguyu
    tetiklemek için çok güçlü olabilir.
  15. Sorduğumuz soru şu;
  16. sinema filmi tecrübesi,
    düz ekranın ötesine nasıl geçebilir?
  17. İçerik tecrübesinin
    bir sonraki nesli için
  18. içerik yaratmaya nasıl başlayabiliriz?
  19. Geleneksel olarak
    bir sahneyi hayal ettiğimizde

  20. çerçeve ve kompozisyona bakarız.
  21. Ön plan ve arka plan ögelerini
    kamera hareketiyle kullanarak
  22. derinlik ve paralaksı nasıl yaratacağımız
    hakkında düşünmemiz gerekir.
  23. Günümüz teknolojisi ve alanda üç boyutlu
    ve tam gezinim içeren
  24. sanal gerçeklik,
  25. artırılmış gerçeklik cihazları
    ve akıllı cihazlar sayesinde
  26. seyircinin içeriği
    birden çok perspektiften
  27. deneyimlemesini sağlama
    imkânına sahibiz.
  28. Düşünmemiz gereken şey,
    bu teknolojiyi ve tüm yararlılığını alarak
  29. sahne içerisinde
    daha ileriye gitme tecrübesine
  30. nasıl imkan sağlarız?
  31. Video oyunları
    veya bilgisayarın oluşturduğu,
  32. son derece gerçekçi görünen
    oyunculardan bahsetmiyoruz.
  33. Sahnede oynayan gerçek oyunculardan
  34. ve gerçek performanslardan bahsediyoruz.
  35. İçeriye dalabilmek için
  36. oyuncuları nasıl yakaladığımızı
  37. ve gerçek sahneyi nasıl yakaladığımızı
    düşünmeye başlıyoruz.
  38. 360 derecelik videolara aşinayız,

  39. kamerayı sahnenin içine yerleştiriyoruz
  40. ve etrafımızdakilerin güzel,
    panoramik bir görüntüsünü yaratıyoruz
  41. fakat bu açıdan da
  42. film yapımı hâlâ önsel.
  43. Sahnenin içine tamamen girebilmek için
  44. olası her yönden ışık almamız gerekecek.
  45. Işığı yakalamak ve sonrasında içeride
    tekrar ortaya çıkmamızı sağlaması için
  46. sahnenin etrafını
    muazzam miktarda alıcıyla
  47. ve olası tüm imkânlarla
    kaplamamız gerekecek.
  48. Bu düzende artık

  49. ön plan, arka plan
  50. veya alana yerleştirilmiş
    bir kamera yok,
  51. ışığı yakalayan ve hareketi
    olası tüm yönlerden yakalayan
  52. yüzlerce alıcı var.
  53. Teknolojik gelişmelerle birlikte
  54. ışığı birden çok perspektiften yakalayan
  55. ve objeyi yeniden oluşturmamızı sağlayan
  56. 3B fotoğraflara bakmaya başlayabiliriz.
  57. Bu da 3B bir alandaki fotoğraf gibi.
  58. Teknolojik gelişmelerle birlikte
  59. video kaydını yalnızca
    düz bir görüntü olarak değil,
  60. bir hacim olarak da yapabiliriz.
  61. "Hacimsel video" dediğimiz şey bu
  62. ve sahnedeki her eylemi tamamen
    üç boyutlu bir hacim olarak
  63. kaydetme kapasitesine sahip.
  64. Pekala, voksel nedir?

  65. Voksel, üç boyutlu bir piksel gibidir
  66. fakat düz bir kare görüntüsü olup
    renkli ve aydınlık kalmak yerine,
  67. x, y ve z pozisyonlarına sahip
  68. uzaydaki üç boyutlu bir küp gibidir.
  69. Bu da bir sahneyi
    herhangi bir perspektiften
  70. tamamen yakalamamızı sağlar.
  71. Bu da birden çok perspektiften
  72. ışığı tamamen kapsayan
    bir sahne haline gelir.
  73. Bu imkan, delicesine fazla miktarda
    bilginin işlenmesini gerektirir.
  74. Bu bilgiyi yaratmak için
    muazzam miktarda kameradan
  75. ışığı yakalamamız gerekecek.
  76. Böyle bir şeyi yapmak için ise

  77. bir sahneye kurulmuş pek çok miktarda
    kamerayı taşıyabilecek bir düzene
  78. ve tam sinematik bir tecrübeye
  79. uyacak kadar büyük
    bir sahneye ihtiyacımız var.
  80. Bu kulağa çılgınca geliyor
    ama yaptığımız şey tam olarak buydu.

  81. Son üç yıl boyunca devasa bir
  82. hacimsel kamera odası inşa ediyorduk.
  83. Yaklaşık 900 metre karelik bir sahne,
  84. herhangi bir konumdaki
    eylemi yakalama olanağı sunuyor.
  85. Intel süper bilgisayarların çalıştırdığı
  86. devasa bir veri merkezine
  87. muazzam miktarda bilgi gönderen
    yüzlerce kamera yerleştirdik.
  88. Bu 900 metre kareye sahip olmak
  89. her tür eyleme
  90. ve her tür performansa
    uymamızı sağlıyor.
  91. Bu, ortalama bir Broadway
    sahnesinin boyutudur.
  92. Ona Intel Stüdyoları diyoruz
  93. ve gelecek neslin
    üç boyutlu medya film yapımını
  94. kolaylaştırma ve keşfetme
    amacına sahip olan
  95. dünyadaki en büyük
    hacimsel sahne bu.
  96. Bu fikirleri test etmek için

  97. ilk deneme sahnesinde
    ne yapabileceğimizi düşünüyorduk.
  98. Kovboy filmi sahnesini seçtik.
  99. Atlar, dekoratörler, çamur,
  100. bir kovboy sahnesi için
    gereken her şeyi getirdik.
  101. Fakat bu kez, içeride kamera yoktu.
  102. Dışarıya kurulmuş bütün kameralar hariç
  103. hareket eden hiçbir şey yoktu.
  104. Oyuncuların çabası şahaneydi.
  105. Her yönden görünen
    kusursuz bir canlandırma yapmalılardı.
  106. Bir yumruğu gizleme veya eylemi
    göstermeme olasılığı yok.
  107. Her şey çekiliyor ve her şey görünüyor.
  108. Çekimin çıktısı --

  109. bu gelecekteki çekimimiz --
  110. uçsuz bucaksız kapasiteler
    için gözlerimizi açtı.
  111. Bütün sahnenin tamamen
    üç boyutlu bir taraması gibiydi.
  112. Alanda hareket edebildik ve gezebildik.
  113. Mesele artık
  114. bir ekranın yaydığı ışığı algılamak değil
  115. fakat ışığın içinde gezebilmek
  116. ve sahnenin içinde gezebilmek.
  117. Bu, muazzam miktarda hikâye anlatımı
  118. ve yaratım yöntem bilimleri için
    açıkça imkan sağlıyor.
  119. Bu, kişisel hikâyenizin sunduğu imkânlar,
  120. içinizde kendi hikâyenizi yaratma imkânı
  121. veya belki de diğer hikayeleri
    takip etme imkânı.
  122. Son yorumlardan birisine bakalım.
  123. (Müzik)

  124. Gördüğünüz, bütün bir hacimsel video

  125. ve sahnede fiziksel bir kamera yok.
  126. (Müzik)

  127. Alan ve zaman üzerinde

  128. (Müzik, dövüş sesleri)

  129. tam kontrole sahibiz.

  130. (Müzik, dövüş sesleri)

  131. Burada yine fiziksel bir kamera yok.

  132. Her şey çevreleyenlerle çekildi.
  133. Bu çok güzel fakat

  134. peki ya sahneyi bir atın gözlerinden
    görmek istesek ne olur?
  135. Bunu da yapabiliriz.
  136. (At koşuyor)

  137. Şu anda gördüğünüz, aynı eylem

  138. ama bu kez tam olarak
    atın gözlerinden izliyoruz.
  139. Olasılıklar sınırız.
  140. (Alkış)

  141. Teşekkürler.

  142. (Alkış)

  143. Yaratıcılar ve hikaye anlatıcılar için
    bu tamamen harika.

  144. Farklı bir tür hikaye anlatımı
    ve film yapımı için
  145. devasa bir tuval ortaya çıkarıyor.
  146. Peki ya seyirci?
  147. Seyirci bunu farklı bir biçimde
    nasıl tecrübe edebilir?
  148. Keşiflerimizi yaratmak amacıyla
  149. bir Hollywood film yapımındaki
    üç boyutlu medyayı keşfetmek için
  150. Paramount Pictures ile ortak olduk.
  151. Yönetmen Randal Kleiser ile birlikte
  152. 1978'in ikonik filmini
    yeniden canlandırdık,
  153. "Grease."
  154. Bazılarınız biliyor, bazılarınız bilmiyor.
  155. 40 yıllık bir film, muhteşem bir tecrübe.
  156. Amacımız, bu ikonik aksiyon
    ve dans sahnesini
  157. nasıl daha derin bir
    tecrübe haline getirebileceğimizi,
  158. seyirciye nasıl daha derin
    sunacağımızı düşünmekti.
  159. Filmi yalnızca izlemediğinizi,
    aynı zamanda içine girip
  160. oyuncularla ve performansla
  161. dans ettiğinizi düşünün.
  162. Geleneksel 2B düşünce yapısını
    gerçekten kırıyoruz
  163. ve daha zengin bir film yapımı
    ve içerik üretimi
  164. olasılığı getiriyoruz.
  165. Peki bunu neden ekrandan seyredelim ki?

  166. Oyuncuları bu sahneye getirmeyi deneyelim.
  167. Gerçekten gelmeyecekler --
  168. bir iPad kullanacağım.
  169. (Gülüşmeler)

  170. Pardon.

  171. Artırılmış gerçekliği getirmek için
    bir iPad kullanacağım.

  172. Açıkçası bu cihazların
    veri programlama süreci açısından
  173. kendi kısıtlamaları var,
  174. bu yüzden çözünürlük
    miktarını düşürmeliyiz.
  175. Şu anda yaptığım şey şu,
    buraya bir işaret yerleştiriyorum,
  176. böylece tam olarak herkesin görünmesini
    istediğim yeri belirleyebileceğim.
  177. Tamam.
  178. Sanırım buradalar.
  179. (Alkış)

  180. John Travolta veya --

  181. (Gülüşmeler)

  182. onun bir versiyonu.

  183. Bir bakalım.
  184. (Video) Kadın: Hey.

  185. Erkek: İşte böyle.

  186. Kadın: Sıra sende.

  187. Erkek: Hey, çocuklar! Şuna bakın.

  188. (Şarkı: "You're the one that I want")

  189. Danny: Sandy!

  190. Sandy: N'aber, yakışıklı?

  191. (Şarkı söylüyorlar)
    Kanım kaynıyor, giderek kabarıyor.

  192. Kendimi kaybediyorum.

  193. Yaydığın enerji çarpıyor beni.

  194. Heyecan verici!

  195. (Video bitiyor)

  196. (Alkış ve tebrikler)

  197. Diego Prilusky: Teşekkürler.

  198. (Alkış ve tebrikler)

  199. Görebildiğiniz üzere,

  200. içeriği geleneksel biçimde
    veya üç boyutlu biçimde
  201. izleyebilir ve tecrübe edebiliriz.
  202. Gerçekten, olasılıklar açık.
  203. Filmleri değiştirmeye
    veya yenilemeye çalışmıyoruz.
  204. Onları geliştiriyoruz.
  205. Teknolojiler, düz ekran ötesinde düşünmeye
    başlamak için yeni imkanlar sunuyorlar.
  206. Film yapımında kapsamlı
    ve gerçekten heyecanlı bir zamandayız.
  207. Yeni bir dönemin eşiğindeyiz.
  208. Kapsamlı hikâye anlatımına
    ve üç boyutlu medya film yapımının
  209. anlamını keşfetme
  210. ve tanımlamaya dair
    yeni olasılıklar için kapıları açıyoruz.
  211. Biz işin başlangıç kısmındayız
  212. ve hepinizi bize katılmaya davet ediyoruz.
  213. Teşekkürler.

  214. (Alkış)