Turkish subtitles

← Fotosentez ve yiyeceğin basit hikâyesi- Amanda Ooten

Get Embed Code
26 Languages

Showing Revision 22 created 09/21/2020 by Eren Gokce.

  1. Her gün yediğiniz birçok yiyeceğin
  2. nereden geldiğini hiç merak ettiniz mi?
  3. Yediğiniz yiyeceklerin yaklaşık %60'ı
  4. karbonhidratlardır.
  5. İsimlerinden de anlaşıldığı üzere,
  6. karbonhidratlar; karbon, hidrojen
  7. ve oksijen içerir.
  8. Fakat bu atomlar aslen nereden geliyor
  9. ve meyveler ve makarna gibi
    lezzetli yiyecekler yapmak için
  10. nasıl bir araya geliyor?
  11. Aslında her şey, her dakika soluduğunuz
    hava ile başlıyor.
  12. Özellikle karbondioksit molekülleri ile.
  13. Bitkiler; ciltlerindeki
    stomata adı verilen gözeneklerden
  14. karbondioksiti solur.
  15. Bitkiler; karbonhidratlar inşa etmek için
  16. ihtiyaçları olan oksijen ve hidrojen
    atomlarını
  17. kendi köklerinden su içerek giderirler.
  18. O şey de nedir?
  19. Aslında bu şey; bitkilerin yapraklarının
    içerisinde bulunan
  20. ve kloroplast adı verilen
    bir organeldir.
  21. Rengi; klorofil adında özel bir
    ışık emici pigment sebebiyle yeşildir.
  22. Her bir yaprak yaklaşık 44.000 hücreye
    sahiptir
  23. ve her bir hücre 20 ile 100 arasında
    kloroplasta sahip olabilir.
  24. Bu 4.400.000 kloroplast eder!
  25. Şu ana kadar fotosentez süreci hakkında
    konuştuğumuzu anlamışsınızdır
  26. ve güneşin ne zaman konuya gireceğini
  27. merak ediyor olabilirsiniz.
  28. Asıl su molekülüne dönelim.
  29. Bitki; elektronlarını almak için
  30. su molekülünü bölmek zorundadır.
  31. Fakat bitki bu suyu kendisi çekemez.
  32. Güneşin yüksek enerjili ışınlarının
    yardımına ihtiyaç duyar.
  33. Madem ki kloroplast; karbon, hidrojen,
    oksijen ve elektronlar gibi
  34. bütün yapı taşlarına sahip,
  35. o hâlde; bu yapı taşlarını
    fotosentezin geriye kalan adımlarını geçip
  36. asıl karbondioksit gazını
  37. C-6-H-12-O-6 formüllü,
    glükoz adı verilen
  38. basit bir karbonhidrata dönüştürmek
    için kullanabilir.
  39. Bu yüzden, bu küçük glükoz molekülü,
  40. selülöz gibi daha büyük karbonhidratlar
    inşa etmeye yardımcı olur.
  41. Selülöz; vücudumuzun sindiremediği,
  42. bitkilerde bulunan
    bir karbonhidrat türüdür.
  43. Biz buna lif deriz ve bu lifi
  44. marul, brokoli, kereviz
    gibi sebzelerde yeriz.
  45. Bitkiler kendilerini güçlü tutabilmek için
    selülöz kullanır.
  46. Ayrıca bitkiler, kendilerine
    büyük enerji depolayan glükozu;
  47. nişastaya dönüştürebilir.
  48. Bitkilerden nişasta yemeyi severiz.
    Patates, mısır ve pirinç gibi.
  49. Gördüğünüz üzere, bitki yerken,
  50. aynı zamanda fotosentezden faydalanıyoruz.
  51. Bitkiler; yediğimiz nişasta gibi
    şeyleri üretir
  52. ve sonra bitkilerin oluşturduğu ilk
    hâle; glükoza, geri dönerler.
  53. Ardından, soluduğumuz oksijen tarafından
    çalıştırılan, hücrelerimizdeki mitokondri
  54. glükozu ATP adı verilen saf enerji
    moleküllerine dönüştürür.
  55. ATP gücü, iletişim
  56. hareketlilik ve ulaşım gibi
  57. her bir hücrenizin beraber
    çalışmasıyla işler.
  58. Peki ya neden bu glükozu
    ATP'ye dönüştürmek zorundayız?
  59. Pekâlâ, bunu şöyle düşünelim.
  60. Bir dondurma standında, yazlık işinize
    başlamak için sabırsızlanıyorsunuz
  61. fakat patronunuz az önce maaşınızı
    külahlar ile ödeyeceğini söyledi.
  62. Peki bu dondurma külahları ile
    ne yapabilirsiniz?
  63. Hiçbir şey.
  64. Bu yüzden maaşınızın dolar ile ödenmesini
    rica ettiniz.
  65. ATP dolara benzer.
  66. ATP; Bütün hayat hücrelerinin kullandığı
    para birimiyken
  67. glükoz ise bir çeşit dondurmadır
    diyebiliriz.
  68. Bitkiler bile glükozu parçalayıp ATP'ye
    dönüştürmek için
  69. hücrelerinin içinde mitokondri bulundurur.
  70. Gördüğünüz üzere, insanlar ve bitkiler
    karmaşık bir şekilde bağlantılı.
  71. Soluduğumuz hava, bitkiler tarafından
  72. çok sevdiğimiz karbonhidratları
    meydana getirmek için kullanılır
  73. ve süreçte mitokondrinin leziz
    karbonhidrat yemeğimizi sindirmesi için
  74. solumamız gereken oksijen moleküllerini
    havaya salar.