YouTube

Got a YouTube account?

New: enable viewer-created translations and captions on your YouTube channel!

Turkish subtitles

← Sihirli mantar depresyonu tedavi edebilir mi? | Rosalind Watts | TEDxOxford

Get Embed Code
11 Languages

Showing Revision 11 created 01/04/2019 by Cihan Ekmekçi.

  1. Bu Kirk.

  2. Beş yıl boyunca
    depresyonla mücadele etti.
  3. Antidepresan, psikoterapi gibi
    tedavi yöntemlerini denedi.
  4. Fakat hiçbiri işe yaramadı.
  5. Mayıs 2015'te, Imperial College’da
    kendisine psilosibin verildi.
  6. Bu madde sihirli mantar
    olarak da biliniyor.
  7. O zamandan sonra depresyondan kurtulmuştu.
  8. Bu Ben.
  9. Otuz yıl boyunca
    depresyonla mücadele etti.
  10. O zamanlar her şeyi denemişti:
    BDT, grup terapisi,
  11. doktoru tarafından yazılan
    birtakım ilaçlar.
  12. Ancak hiçbiri işe yaramadı.
  13. Haziran 2015'te
    kendisine psilosibin verildi.
  14. O zamandan sonra depresyondan kurtulmuştu.
  15. Depresyonla ilgili semptomları
    yok olmuştu.
  16. Fakat geçen yıl
  17. bununla kalmayıp
    oyunculuk ve baskı kursunu tamamladı.
  18. On yıl içerisinde ilk kez uçağa bindi.
  19. Kariyeri ve sosyal hayatı
    gittikçe gelişiyor.
  20. Size yüzünü gösteremem.
  21. Sihirli mantar
    yasa dışı psikedelik bir ilaç.
  22. Bu yüzden kendisinin
    anonim olarak kalması gerekiyor.
  23. Sihirli mantarlar...
  24. Aklınıza 60’lar, okulu bırakmalar,
  25. uçabileceğini sanıp
    pencereden atlayanlar gelebilir.
  26. Size kafayı yiyenleri hatırlatabilir.
  27. Fakat bu, sihirli mantarın
    Ben ve Kirk'e yaptığı etkinin tam tersi.
  28. Kötü ününe rağmen
    şu soruyu sormamız gerekiyor:
  29. Bu mantar bizim bilmediğimiz neyi biliyor?
  30. Bizim yapamadığımız neyi yapıyor?
  31. Imperial College’da
  32. psikedelik araştırma ekibinde çalışan
    bir klinik psikoloğum.
  33. Bu alışılmadık soruları
    en uygun şekilde soran
  34. enerjik bir ekipten oluşmaktayız.
  35. Ekibimize Robin Carhart-Harris
    liderlik ediyor.
  36. Kendisi nörobilim alanında bir öncü.
  37. Dünyaca ünlü bir psikofarmakolog olan
    David Nutt tarafından denetleniyor.
  38. Birlikte bürokratik engellerin
    üstesinden geldiler.
  39. Bu sayede geçen yıl depresyon için ilk kez
    psilosibin tedavisini uygulayabildik.
  40. Bu araştırmada,
    tedaviye direnç gösteren 20 bireye
  41. terapötik ortam içerisinde
    yüksek dozda psilosibin verildi.
  42. Sayıları az görünüyor olabilir
    fakat tedavinin sonuçları olağanüstüydü.
  43. Defalarca uygulanan
    psilosibin tedavilerinin sonrasında
  44. hastaların depresyon düzeylerinde
    düşüş gözlemledik.
  45. Depresyon semptomları
    ciddi bir oranda azalıyordu.
  46. Antidepresan ve psikoterapi gibi
    tedavi yöntemlerinin uygulandığı
  47. araştırmalardan daha iyi sonuç veriyordu.
  48. Depresyon semptomları
    ciddi bir oranda azalıyordu
  49. ve tekrar artışa geçmiyordu.
  50. Verilen dozdan altı ay sonra,
  51. altısı hala remisyon dönemindeydi
    ve depresyon belirtileri yoktu.
  52. Üç tanesi tedaviye pek cevap vermedi.
  53. Bu yüzden depresyon seviyelerinde
    çok azalma olmadı.
  54. Ama bu sadece bir hafta sürdü.
  55. Fakat 11 hastanın depresyonunda yaklaşık
    iki ay sonra büyük bir azalma oldu.
  56. Daha sonra ise depresyon semptomları
    tekrar ortaya çıkmaya başladı.
  57. Bu sizde hayal kırıklığı
    yaratıyor olabilir.
  58. Fakat antidepresan kullandığınızda
    her gün almanız gerekir.
  59. Üstelik bazı kötü yan etkileri bulunuyor
    ve işe yaraması haftalar sürüyor.
  60. Geçici bir tedavi yöntemidir
    ve sizi tamamen iyileştirmez.
  61. Psilosibin tedavisinde ise
  62. depresyon semptomlarında
    ani bir düşüş gözlemledik.
  63. Yan etkisi olmadan aylarca
    süren ani bir rahatlama sağlıyordu.
  64. Semptomları bastırmak yerine
  65. ortaya çıkmasındaki temel sebepler
    üzerinde etkili oluyordu.
  66. Depresyon amansız,
    rahatsızlık veren bir hastalıktır.
  67. Winston Churchill bunu
    kara köpek olarak adlandırıyordu.
  68. Araştırmamızdaki hastalar ise bunu
    beton kaplama, kafaya geçirilmiş çuval,
  69. kapalı kutu, hapishane
    olarak adlandırıyordu.
  70. üç ile on bir arasında antidepresan çeşidi
  71. ve altı çeşit
    psikoterapi tedavisi denediler.
  72. Fakat hiçbiri işe yaramadı.
  73. Kendi depresyon hapislerinde
    tıkılı kalmışlardı.
  74. Tek farklı olan onlar değiller.
  75. Depresyon salgınına doğru yol alıyoruz.
  76. Küresel olarak engelliliğin
    bir numaralı sebebi.
  77. Bu odadaki herkesi etkileyecek.
  78. Sevdiklerinizi ya da doğrudan sizi...
  79. Depresyonu kavrayamıyoruz.
  80. Buna neyin sebep olduğunu bilmiyoruz.
  81. Verilen büyük bilimsel çabalara rağmen
    kesin bir tedavi yöntemi bulamadık.
  82. Depresyonu tamamıyla kavrayamıyoruz.
  83. Birçok farklı unsuru içinde barındıran
    karmaşık bir bileşim.
  84. Depresyon sizi bulduğunda üzüntü, utanç
    ve keder gibi duygu dalgalarına sürükler
  85. veya duygularınızı tümüyle yok eder.
  86. Basit bir şekilde analiz edip
    tedavi edebileceğimiz bir hastalık değil.
  87. Her insan için farklı yöntemler gerekir.
  88. O zaman depresyonu
    nasıl tedavi edebiliriz?
  89. Çözüm yolu hiç kolay değil.
  90. Her insan için
    farklı tedavi yöntemi gerekiyor.
  91. Araştırmamızda,
  92. ilk başta psilosibinin hastaların beyni
    üzerindeki etkisini inceliyorduk.
  93. Beyni sert bir yapıdan
    esnek hâle dönüştürür
  94. ve geniş bir bağ oluşturur.
  95. Beynin kilidini açtığını söyleyebiliriz.
  96. Araştırmamızda
    beyin taraması gerçekleştirdik
  97. ve beyindeki esnekliğin
    arttığını fark ettik.
  98. Aynı zamanda belirti ölçeği de kullandık.
  99. Böylece depresyon semptomlarının
    azaldığını görebiliyorduk.
  100. Fakat bu bize tüm hikâyeyi sunmuyordu.
  101. Hastaların kendi ağızlarından
    duymak istedik.
  102. Ne oluyordu?
  103. Psilosibin ne yapıyordu?
  104. Doz verildikten sonra altı ay boyunca
    hastalarla görüşme yaptık.
  105. Görüşmenin tam metnini inceledik
  106. ve psilosibinin ne yaptığına dair
    iki unsur ortaya çıktı.
  107. Bu unsurlara değinmeden önce
  108. psikedelik deneyimin ne olduğunu
    açıklamam gerektiğini düşünüyorum.
  109. Psikedelikler bilinçaltının
    bilinçli hâle gelmesini sağlar.
  110. Yaşamınız boyunca biriken
  111. ama gözden uzak yerlere itilmiş
    önemli bir madde ortaya çıkar.
  112. Dolabınızın arkasına ittiğiniz buruşuk
    kıyafetlerinizin ortaya çıkması gibi...
  113. Tüm bunlar meydana çıkar.
  114. Sadece görmekle kalmazsınız,
    bir bütün hâline gelirsiniz.
  115. Anılar, duygular, acı, sevgi, keder...
  116. Gizli kalmış ne varsa ortaya çıkar
    ve bu duyguları hissetmenizi ister.
  117. İnanılmaz derecede acı verici
    ama bir o kadar da güzel olabilir.
  118. Araştırmamızdaki hastalar genel olarak
    üç çeşit deneyim yaşadıklarını anlattılar.
  119. İlk deneyim geçmiş travmalara
    geri dönüştü.
  120. İkincisi, kendi hayatları,
    olumsuz düşünce şekilleri
  121. ve bu düşünceleri değiştirme
    konusunda bir anlayış kazanmaktı.
  122. Üçüncüsü ise uyum, bağ ve birlikten
    oluşan bir deneyimdi.
  123. Bazen tek bir seansta
    üç deneyimi birden yaşıyorlardı.
  124. Burası bizim tedavi odamız.
  125. Hastanın iki yanında
    iki terapist bulunuyor.
  126. Hastalara göz bandı verilip kendilerinden
    arkalarına yaslanarak müziği dinlemeleri
  127. ve kendilerini vermeleri istendi.
  128. Aynı terapistlerle daha önceden de
    seans gerçekleştirmişlerdi.
  129. Böylece onlara güveniyorlar
    ve güvende hissediyorlardı.
  130. Fakat terapist seansı
    önceden planlamıyordu
  131. veya seansın içeriğini
    hiçbir bir şekilde yönetmiyordu.
  132. Ama yine de seansların
    belli bir yapısı vardı.
  133. Başlangıcı, ortası ve sonu vardı.
  134. Birbiri üzerine kurulmuş düşünce akışı
    ve sembollerden oluşuyordu.
  135. En incelikli şekilde oluşturulmuştu.
  136. En iyi terapistlerin biri
    tarafından planlanmış gibiydi.
  137. Psikedelikle ilişkisi olmayan
    geçmiş çalışmalarımda,
  138. Ulusal Sağlık Hizmeti’nde
    psikoterapi hizmeti veriyordum.
  139. Hastalarım için seanslarımı planlardım.
  140. Travmatik deneyimleri hakkında
    konuşmalarını nasıl sağlayacağımı,
  141. farklı bir bakış açısını
    onlara nasıl sunacağımı,
  142. nasıl öz anlayış ve motivasyon
    sağlayacağımı düşünürdüm.
  143. Tüm bu bilgileri aşılamaya çalışıyordum.
  144. Ama bunlar terapist tarafından
    yapılan konuşmalardı.
  145. Hasta bunu nedense kendi dışında
    gelişen bir deneyim olarak algılıyordu.
  146. Bazen istediğim sonuca
    ulaşamıyordum.
  147. Fakat psilosibin seansında
  148. hastaların kendi kendilerine
    iyileşme sürecine girdiğine
  149. ve tüm fikirlerin kendi içlerinden
    geldiğine tanık olmuştum.
  150. Hepsi etkili ve hayat değiştirecek
    türden fikirlerdi.
  151. Çünkü dersler en doğru terapist
    tarafından hazırlanıyordu:
  152. kendileri tarafından.
  153. Bahsettiğim unsurlara gelelim.
  154. Peki hastalar psilosibinin
    ne yaptığını söylediler?
  155. Sunum kumandası bozuldu.
  156. Başka bir kumanda alabilir miyim?
  157. (Kahkaha)
  158. Tamam.
  159. Bir sonraki slayt görünmüyor
    ama yine de ne yazdığını söyleyeyim.
  160. İlk unsurun kilidi
    içten açmak olduğu yazıyor.
  161. Hastalar ket vurulan duygularının
    özgür bırakıldığını söylüyordu.
  162. Daha önceleri duygularından kaçınırken
  163. duygularını kabullenme
    aşamasına geçtiklerini söylediler.
  164. Depresyondayken sıkıntılı
    ve üzüntülü zamanlarında
  165. duygularını uzaklaştırıp
    bastırdıklarını anlattılar.
  166. Toplumumuz acı çekenlere önem göstermiyor.
  167. Acı çekmek güçsüzlük olarak görülüyor.
  168. Bu yüzden hastalarımız duygularını
    saklamayı öğrenmişlerdi.
  169. Sam büyürken kendisine
    “Erkekler ağlamaz” dendiğini hatırlıyordu.
  170. Bu yüzden sessizce acı çekmeyi öğrenmişti.
  171. Hastaların birçoğu hisleriyle
    başa çıkamıyordu.
  172. Başlarından birçok şey geçmişti.
  173. Yıllar boyunca acı çekmişlerdi.
  174. Tüm bunlarla yüzleşecek güçleri yoktu.
  175. Acılarından kaçınmanın birçok farklı
    yolunu bulmuşlardı.
  176. Yemek, televizyon, ağrı kesici
    ve genellikle antidepresan yoluyla
  177. kendi kendilerini
    tedavi etmeye çalışıyorlardı.
  178. Bu yöntemler acılarının
    temel sebebine pek etki etmiyordu.
  179. Sadece en kötü acıyı uyuşturuyordu.
  180. Fakat diğer duyguları da uyuşturuyordu.
  181. Birçok hasta hissizleştiklerini ve hiçbir
    duyguyu hissedemediklerini söylüyordu.
  182. Birçoğu yaşamlarının bir döneminde,
  183. genellikle çocukluk döneminde
    travma yaşadıklarını anlattı.
  184. Yaşadıkları travmaları hakkında
    düşünemiyorlardı bile.
  185. Fakat psilosibin sayesinde olanları
    etraflıca düşünebiliyorlardı.
  186. John.
  187. John nerede?
  188. John işte burada.
  189. Çocukken istismara uğramıştı.
  190. Kendisine psilosibin verilmesinin
    ardından büyük bir fıçı fark etti.
  191. Bu fıçının içinde aklından savdığı
    ve daha önce kimselere anlatamadığı
  192. tüm utanç ve acılarının
    yer aldığını biliyordu.
  193. Tüm bunlarla mücadele etti.
    Oldukça acı vericiydi.
  194. Fakat bu seans sırasında,
  195. kutuyu açıp geçmişini
    kabullenmeyi başardı.
  196. Çok etkileyiciydi.
  197. Birçoğu yıllardır ilk kez ağlıyordu.
  198. Bu hisleri kabullenip yaşayarak
    duygusal boşalmayı sağlayan bir deneyimdi.
  199. Altı yıllık bir terapide görebileceğimiz
    sonuçları altı saat içinde elde etmiştik.
  200. İkinci unsur ise dış kilidi açmak.
  201. Dışarıyla kopan bağlarını
    tekrar kurduklarını anlatmışlardı.
  202. Depresyonun yavaşça içe doğru dönen
    bir sarmal olduğundan bahsettiler.
  203. Sevdiklerinden, kendi kimliklerinden
    yavaşça kopuk hâle geldiklerini,
  204. olumsuz düşüncelerinin
    sürekli saldırdığı zihinlerinde
  205. küçük bir kapana kısılmış gibi hissetmeye
    başladıklarını belirtmişlerdi.
  206. Psilosibin ise bu bağı
    tekrar kurmayı sağlıyordu.
  207. Ben bu durumu şu şekilde anlattı:
  208. “Sabit diskteki parçalanmış dosyaların
    birleştirilmesi gibi.
  209. Düşüncelerin zihnimde
    yeniden düzenlendiğini hissediyordum.
  210. Her şeyin düzene sokulduğunu fark ettim.
  211. Beynimdeki parçalar
    birleştiriliyor diye düşünmüştüm.
  212. Ne kadar da mükemmel.
  213. O zamandan beri düşüncelerim daha anlamlı
    hâle geldi ve daha az kafa yoruyorum."
  214. Diğer hastalar farklı şekillerde
    aynı süreçten bahsettiler.
  215. Bazıları bu süreçte gözlerindeki
    sis perdesinin kalktığından bahsediyordu.
  216. John bunun karanlık bir evdeki ışıkları
    açmak gibi olduğunu söylüyordu.
  217. Zihinlerini yeniden başlattıktan sonra,
    duyularına bağlanabiliyorlardı.
  218. Kendi kimlikleriyle bağlantı
    kurabiliyorlardı.
  219. Kirk, tasasız bir yaşam sürüyormuş
    gibi hissettiğini söylemişti.
  220. Diğer insanlarla bağlantı
    kurabiliyorlardı.
  221. John yedi yıldır ilk kez
    eşiyle birlikte yemeğe çıkmıştı.
  222. Tekrar genç bir delikanlı gibi
    hissettiğini söylemişti.
  223. Birçoğu doğayla bir bağlantı hissediyordu.
  224. Doğayı bir resim gibi görmek yerine
    onun bir parçasıymış gibi hissediyorlardı.
  225. İlk defa ruhsal bir ilkeye karşı
    bağ hissediyorlardı.
  226. Bazıları...
  227. Kısılı kaldıkları kapandan özgür kalarak
    dışarı çıkmışlardı.
  228. Değişen bilinç durumlarına dünya çapında
    yıllardır önem gösteriliyor.
  229. Ama bilimsel araştırmalar
    hâlâ emekleme döneminde.
  230. Bu yıl yapacağımız daha büyük
    araştırmamız için heyecan duyuyoruz.
  231. Fakat hâlâ ihtiyatlı davranıyoruz.
  232. Henüz hakkında çok şey bilmiyoruz.
  233. Herkes için uygun olmayabilir.
  234. Bu yüzden ihtiyatlı davranıyoruz.
  235. Önümüzdeki beş yıl boyunca,
  236. psilosibinin bize nasıl ve ne zaman
    yardımcı olabileceğini öğreneceğiz.
  237. Fakat bunun ruh sağlığı hizmetlerinde
    devrim yaratabileceğine inanıyorum.
  238. Hastalarımız tüm bu yüzeysel tedavilerin,
    kısa dönemli terapilerin
  239. işe yaramayan bir yara bandı gibi
    olduklarını söylemişlerdi.
  240. Hiçbir şey işe yaramıyordu.
  241. Çünkü hiçbir tedavi acılarının
    kaynağına ulaşamamıştı.
  242. Bu depresyon salgınında
    yardıma muhtaç çok insan var.
  243. Birçok insan yardıma ihtiyaç duyuyor.
  244. Ulusal Sağlık Hizmeti'nin
    yıllar süren psikoterapi için
  245. herkese yetecek kadar maddi kaynağı yok.
  246. Eğer psilosibini daha önce çalıştığım
    terapilere benzer
  247. kısa dönemli terapilere dahil edersek
  248. tedaviyi çok daha güçlü
    ve etkili kılacağına inanıyorum.
  249. Geçici bir çözüm sunmak yerine,
  250. acınızdan kurtulmak için
    bir çıkış yolu sağlayan,
  251. ilaç takviyesinin uygulandığı bir terapi.
  252. Sonuç olarak sihirli mantar depresyonu
    ortadan kaldırabilir mi?
  253. Cevap “hayır”.
  254. Depresyonu tedavi eden şey mantar değil
    hastanın ta kendisidir.
  255. Mantar size sadece yol gösterir.
  256. Teşekkür ederim.
  257. (Alkışlar)