Return to Video

Yaşadığınız her gün gezegeni etkiliyorsunuz

  • 0:02 - 0:04
    Chris Anderson:
    Dr. Jane Goodall, hoş geldiniz.
  • 0:05 - 0:06
    Jane Goodall: Teşekkürler
  • 0:06 - 0:10
    ve öyle sanıyorum ki
    bunun tam bir röportaj olabilmesi için
  • 0:10 - 0:12
    insanlar, Mr. H'nin de
    burada olduğunu bilmeli
  • 0:12 - 0:14
    çünkü herkes Mr. H'yi tanıyor.
  • 0:16 - 0:18
    CA: Selam, Mr. H.
  • 0:19 - 0:21
    Bundan 17 yıl önceki TED konuşmanızda
  • 0:21 - 0:27
    doğal dünyayı kalabalık hale getirmemizin
    tehlikelerini anlattın.
  • 0:27 - 0:29
    Sence şu anki pandemi süreci
  • 0:29 - 0:32
    doğanın karşı savaşı olabilir mi?
  • 0:32 - 0:38
    JG: Şurası oldukça net,
    tüm bu zoonotik hastalıklar,
  • 0:38 - 0:43
    koronavirüs ve HIV/AIDS
  • 0:43 - 0:47
    ve hayvanlardan bulaşan
    tüm diğer tür hastalıklar,
  • 0:47 - 0:50
    kısmen doğanın yok edilmesiyle ilgili.
  • 0:50 - 0:54
    Hayvanlar yaşam alanlarını kaybediyor,
    kalabalıklaşıyorlar
  • 0:54 - 0:58
    ve bazen bunun sonucunda
    reservuarda olan bir türe ait bir virüs,
  • 0:58 - 1:01
    ki bu tür belki de yüzlerce yıl
    uyum içinde yaşadı,
  • 1:01 - 1:03
    başka bir türe geçiş yapıyor.
  • 1:04 - 1:09
    Sonra da hayvanlar insanlarla
    daha da yakın temasa itiliyor.
  • 1:09 - 1:15
    Virüs kapmış olan bu hayvanlardan biri
  • 1:15 - 1:19
    bu virüsü insanlara aktarma
    fırsatı yakalıyor,
  • 1:19 - 1:23
    bunun da sonucu COVID-19 gibi
    yeni bir hastalık.
  • 1:23 - 1:25
    Buna ek olarak
  • 1:25 - 1:28
    Son derece saygısız bir türüz.
  • 1:28 - 1:30
    Hayvanları avlıyoruz,
  • 1:30 - 1:32
    öldürüyoruz, yiyoruz,
  • 1:32 - 1:33
    satışını yapıyoruz,
  • 1:33 - 1:40
    onları vahşi hayvan
    pazarlarına gönderiyoruz,
  • 1:40 - 1:41
    Asya'ya,
  • 1:41 - 1:44
    küçücük kafeslerde sıkışık
    ve korkunç koşullarda yaşıyorlar.
  • 1:44 - 1:49
    Bu hayvanların kanı, idrarı ve dışkısı
    insanlara bulaşıyor,
  • 1:49 - 1:55
    bunlar da bir virüsün hayvandan hayvana
    ya da insana geçişi için ideal şartlar.
  • 1:55 - 1:59
    CA: Bunun öncesinde
    biraz geçmişe gitmek istiyorum.
  • 2:00 - 2:01
    Çünkü geçmişin harikulade.
  • 2:01 - 2:06
    1960'ların cinsiyetçi tavırlarına rağmen
  • 2:06 - 2:08
    bir şekilde zorlukları aşabildin
  • 2:08 - 2:12
    ve dünyanın önce gelen
    bilim insanlarından birine dönüştün,
  • 2:12 - 2:15
    şempanzelerle ilgili inanılmaz
    şeyler keşfettin;
  • 2:15 - 2:18
    onların alet kullanımı ve daha da fazlası.
  • 2:18 - 2:24
    Böylesi bir çığır açabilmen
    nasıl gerçekleşti?
  • 2:24 - 2:27
    JG: Hayvanları severek doğdum.
  • 2:27 - 2:30
    En önemlisi de
    çok destekçi bir annem vardı.
  • 2:30 - 2:33
    Yatağımda solucanlar
    bulduğunda bana kızmazdı,
  • 2:33 - 2:36
    sadece onları bahçeye çıkarmamı söylerdi.
  • 2:36 - 2:38
    Dört saat boyunca ortadan kaybolduğumda
  • 2:38 - 2:41
    polisi aradıktan sonra
    beni tavuk kümesinde bulunca kızmazdı
  • 2:41 - 2:45
    çünkü kimse bana yumurtanın
    nereden çıktığını söylemiyordu.
  • 2:45 - 2:47
    Bilim insanı olmak gibi bir hayalim yoktu
  • 2:47 - 2:49
    çünkü zamanımda bu,
    kadınlara göre bir şey değildi.
  • 2:50 - 2:53
    Aslında o zamanlar
    pek erkeklere göre de değildi.
  • 2:53 - 2:55
    Annem dışında herkes bana gülüyordu,
  • 2:55 - 2:58
    ''Bunu gerçekten istiyorsan
    çok çok çalışman gerek'' diyordu annem,
  • 2:58 - 3:00
    ''Her fırsatı kullan,
  • 3:00 - 3:02
    eğer vazgeçmezsen, bir yolunu bulursun.''
  • 3:02 - 3:10
    CA: Belki de kimsenin yapamadığı şekilde
    şempanzelerin güvenini kazandın.
  • 3:11 - 3:16
    Geriye baktığında keşfettiğin
    en önemli anlar nelerdi?
  • 3:16 - 3:19
    İnsanların hâlâ şempanzelerle ilgili
    anlamadıkları şeyler neler?
  • 3:20 - 3:24
    JG: Az önce dedin ki
    ''Kimsenin yapamadığı şekilde
  • 3:24 - 3:26
    güvenlerini kazanmak.''
  • 3:26 - 3:27
    Hiç kimse denemedi ki.
  • 3:27 - 3:29
    Hakikaten öyle.
  • 3:29 - 3:34
    Benim de yaptığım, temel olarak
  • 3:34 - 3:39
    küçükken evimin çevresindeki hayvanlarla
    kullandığım aynı teknikleri kullanmaktı.
  • 3:39 - 3:40
    Sabırla bekleyerek,
  • 3:40 - 3:43
    fevri bir şekilde yakınlaşmamaya çalışarak
  • 3:43 - 3:47
    ama çok kötüydü çünkü yalnızca
    altı aylık fon almıştım.
  • 3:47 - 3:50
    Bunun ne kadar
    zor olduğunu tahmin ediyorsunuzdur;
  • 3:50 - 3:52
    lisans derecesi olmayan bir genç kız
  • 3:52 - 3:55
    ormanda oturmuş tuhaf bir şeyler yapıyor.
  • 3:55 - 4:01
    Sonunda Amerikalı bir hayırsever
    altı aylık para yardımı yaptı.
  • 4:01 - 4:05
    Zamanla şempanzelerin güvenini
    kazanacağımı biliyordum,
  • 4:05 - 4:06
    peki zamanım var mıydı?
  • 4:06 - 4:11
    Haftalar aylara dönüştü
    ve sonunda, dört ay kadar sonra
  • 4:11 - 4:14
    bir şempanze korkusunu yenmeye başladı.
  • 4:14 - 4:17
    Daha önce de fark ettiğim bir şempanzeydi.
  • 4:17 - 4:20
    Çok yakınında değildm
    ama dürbünümle gözlem yapıyordum --
  • 4:20 - 4:25
    Termitleri yakalamak için alet yaparken
    ve kullanırken görmüştüm.
  • 4:25 - 4:28
    Aslında öyle çok şaşırmamıştım
  • 4:28 - 4:32
    çünkü yakalanan şempanzelerin
    neler yapabildiğini okumuştum --
  • 4:32 - 4:34
    ancak biliyordum ki bilime göre
  • 4:34 - 4:38
    yalnızca ve yalnızca insanlar
    alet yapıp kullanabiliyordu.
  • 4:38 - 4:41
    Dr. Leakey'nin bunu öğrenince
    nasıl heyecanlanacağını düşündüm.
  • 4:41 - 4:43
    İşte bu gözlem
  • 4:43 - 4:46
    onun National Geographic'e
    gitmesine olanak sağladı
  • 4:46 - 4:50
    ve onlar da bu araştırmayı desteklemeye
    devam edeceklerini söylediler.
  • 4:50 - 4:54
    Fotoğrafçı ve film yapımcısı
    Hugo van Lawick'i gönderdiler,
  • 4:54 - 4:57
    gördüklerimi çekecekti.
  • 4:57 - 5:01
    Yani pek çok bilim insanı
    bu alet kullanma işine inanmak istemedi.
  • 5:01 - 5:04
    Hatta bir tanesi dedi ki
    onlara bunu ben öğretmişim.
  • 5:04 - 5:06
    (Kahkahalar)
  • 5:06 - 5:09
    Yakınlarına gidemediğim için
    bu ancak bir mucize olurdu.
  • 5:09 - 5:12
    Neyse, Hugo'nun filmini görünce
  • 5:12 - 5:16
    ve anlattığım davranışlarını görünce
  • 5:16 - 5:19
    bilim insanları fikirlerini
    değiştirmeye başladılar.
  • 5:19 - 5:22
    CA: O zamandan beri
    insanların inanamayacağı ölçüde
  • 5:22 - 5:27
    onları bize çok daha
    yakınlaştıran keşifler oldu.
  • 5:27 - 5:30
    Sanırım bir keresinde
    mizah anlayışları olduğunu söylemiştin.
  • 5:30 - 5:33
    Böyle bir şeye nasıl tanık oldun?
  • 5:33 - 5:37
    JG: Oyun oynarlarken,
  • 5:37 - 5:39
    daha büyük bir tanesi
    küçük bir tanesiyle oynuyorsa,
  • 5:39 - 5:42
    büyük olan ağaçtan bir dal sarkıtıyor.
  • 5:42 - 5:45
    Küçük olan bunu
    her yakalamaya çalıştığında
  • 5:45 - 5:47
    büyük olan geri çekiyor
  • 5:47 - 5:48
    ve küçük olan ağlamaya başlıyor,
  • 5:48 - 5:50
    büyük olan da gülmeye.
  • 5:50 - 5:52
    Öyle işte.
  • 5:54 - 6:00
    CA: Daha da rahatsız edici
    bir şey gözlemledin,
  • 6:00 - 6:05
    şempanze çeteleri,
  • 6:05 - 6:11
    kabileleri, grupları birbirlerine
    aşırı vahşi davranıyorlar.
  • 6:11 - 6:14
    Bunu nasıl yorumladığını merak ediyorum.
  • 6:14 - 6:18
    Bu durum, biz insanlar için
    üzülmene yol açmış olabilir,
  • 6:18 - 6:20
    onlara yakınız,
  • 6:20 - 6:28
    sence bu şiddet eğilimi
    tüm büyük apeler için kaçınılmaz mı?
  • 6:28 - 6:31
    JG: Görünen o ki evet.
  • 6:31 - 6:36
    Benim insan türüyle ilk karşılaşmam,
    ki ben buna şeytani diyorum,
  • 6:36 - 6:37
    savaşın sonuydu
  • 6:37 - 6:40
    ve Soykırım'a dair fotoğraflar vardı.
  • 6:40 - 6:43
    Bu beni gerçekten şok etmişti.
  • 6:43 - 6:44
    Benliğim değişmişti.
  • 6:44 - 6:46
    Sanırım o zaman 10 yaşındaydım.
  • 6:46 - 6:52
    Şempanzelerde de bu karanlık,
    acımasız yan olsa da
  • 6:52 - 6:55
    Bizim gibi ama bizden daha nazik
    olduklarını düşünürdüm.
  • 6:55 - 6:57
    Sonra fark ettim ki
  • 6:57 - 6:59
    sandığımdan daha çok
    benziyorlar bize.
  • 6:59 - 7:03
    O zamanlar, 70'li yılların başıydı
  • 7:03 - 7:04
    ve tuhaf bir durum vardı,
  • 7:04 - 7:10
    agresifliğin doğuştan mı yoksa
    öğrenilmiş mi olduğuna dair konuşmalar.
  • 7:10 - 7:12
    Sonra konu siyasi bir hâl aldı.
  • 7:12 - 7:16
    Çok tuhaf zamanlardı
  • 7:16 - 7:18
    ve ben de şunu söylemiştim:
  • 7:18 - 7:24
    ''Hayır, agresiflik kesinlikle
    kalıtımlı davranışlarımızın bir parçası.''
  • 7:24 - 7:30
    Çok saygıdeğer bir bilim insanına
    gerçekten ne düşündüğünü sordum
  • 7:30 - 7:34
    çünkü hiç kuşkusuz agresifliğin
    öğrenilmiş olduğunu savunuyordu
  • 7:34 - 7:38
    ve bana dedi ki ''Jane, gerçekten
    ne düşündüğümü konuşmak istemiyorum.''
  • 7:38 - 7:42
    Bilim açısından
    bu benim için büyük bir şoktu.
  • 7:43 - 7:47
    CA: Bana büyürken dünyadaki
    her güzel şeye inanmam öğretildi.
  • 7:47 - 7:53
    Sınırsız sayıda çiçekler böcekler,
  • 7:53 - 7:56
    bu muhteşem görünümlü doğa.
  • 7:56 - 8:02
    Çoğu çevreci de
    genellikle aynı tutumu sergiliyor,
  • 8:02 - 8:06
    ''Evet, doğa saf ve çok güzel.
    İnsanlar kötü ama.''
  • 8:06 - 8:09
    Sonra senin yaptığın türden
    bir gözlem yapınca,
  • 8:09 - 8:12
    doğanın herhangi bir parçasına
    detaylı bir inceleme yapınca
  • 8:12 - 8:14
    korkunç şeyler olduğunu da görüyorsun.
  • 8:14 - 8:16
    Senin doğaya bakış açın nasıl?
  • 8:16 - 8:19
    Bizim bakış açımız nasıl olmalı?
  • 8:19 - 8:25
    JG: Evrimin tüm spektrumunu düşününce
  • 8:25 - 8:29
    ve el değmemiş topraklara gidince,
  • 8:29 - 8:33
    Afrika da ben küçükken hiç bozulmamıştı.
  • 8:33 - 8:36
    Hayvanlar her yerdeydi.
  • 8:36 - 8:40
    Aslanların öldürücü olması
    hiç hoşuma gitmemişti,
  • 8:40 - 8:43
    ama öldürmek zorundalar.
  • 8:43 - 8:46
    Öldürmezlerse kendiler ölecek.
  • 8:46 - 8:50
    Bence onlarla bizim aramızdaki büyük fark,
  • 8:50 - 8:56
    onlar mecbur oldukları için
    bunu yapıyorlar.
  • 8:56 - 8:59
    Ama biz planlıyoruz.
  • 8:59 - 9:01
    Bizim planlarımız bir hayli farklı.
  • 9:01 - 9:05
    Koca bir ormanı yok etmeyi planlayabiliriz
  • 9:05 - 9:08
    çünkü odun satmak istiyoruz
  • 9:08 - 9:10
    veya başka bir AVM inşa etmek istiyoruz,
  • 9:10 - 9:11
    bunun gibi şeyler.
  • 9:11 - 9:16
    Yani bizim doğayı
    yıkışımız ve savaşlarımızı düşününce
  • 9:16 - 9:20
    biz kötülük yapabiliyoruz
    çünkü oturduğumuz yerden
  • 9:20 - 9:23
    çok uzaktaki birine
    eziyet etmeyi planlayabiliyoruz.
  • 9:23 - 9:24
    İşte bu kötülük.
  • 9:24 - 9:28
    Şempanzelerin ilkel bir savaşı var
  • 9:28 - 9:29
    ve çok saldırgan olabilirler
  • 9:30 - 9:31
    ama bunlar anlık.
  • 9:31 - 9:32
    Hissettikleriyle ilgili.
  • 9:32 - 9:35
    Bir duyguya tepki veriyorlar.
  • 9:35 - 9:38
    CA: Yani şempanzelerin
    sofistike hayatına dair gözlemlerin
  • 9:38 - 9:42
    kimi insanların bunun bir tür
    insani süper güç olduğunu savunmasından
  • 9:42 - 9:44
    daha öteye gitmiyor,
  • 9:44 - 9:50
    yani geleceği ayrıntıyla
    akıllarında tasvir edebilmek
  • 9:50 - 9:52
    ve uzun vadeli planlar yapmak.
  • 9:52 - 9:58
    Ve birbirlerini bu uzun vadeli planları
    gerçekleştirmek için teşvik etmek.
  • 9:58 - 10:01
    Şempanzelerle bu kadar
    zaman geçiren biri için bile
  • 10:01 - 10:04
    bu tamamen farklı bir yetenek seti,
  • 10:04 - 10:07
    bunun için sorumluluk almalı
  • 10:07 - 10:09
    ve şu ankinden çok daha
    akıllıca kullanmamız lazım.
  • 10:09 - 10:11
    JG: Ben şöyle düşünüyorum,
  • 10:11 - 10:14
    buna dair çok tartışma var
  • 10:14 - 10:19
    ama şu bir gerçek ki kullandığımız
    iletişim aracını biz kendimiz geliştirdik.
  • 10:19 - 10:22
    Sözcüklerle iletişim kurduğumuz için...
  • 10:22 - 10:26
    Demek istediğim, hayvan iletişimi
    sandığımızdan çok daha sofistike.
  • 10:26 - 10:32
    Şempanze, goril ve orangutanlar
    işaret dilini öğrenebiliyorlar.
  • 10:33 - 10:38
    Ama biz ana dilimizi konuşarak büyüyoruz.
  • 10:38 - 10:42
    Yani ben sana hiç duymadığın
    şeyler söyleyebilirim.
  • 10:42 - 10:44
    Ama bir şempanze bunu yapamaz.
  • 10:44 - 10:50
    Çocuklarımıza soyut kavramlar
    öğretebiliyoruz.
  • 10:50 - 10:52
    Ama şempanzeler bunu yapamaz.
  • 10:52 - 10:55
    Evet, şempanzeler bir dizi
    zekice şey yapabiliyor,
  • 10:55 - 11:00
    filler, kargalar ve ahtapotlar da öyle
  • 11:00 - 11:04
    ama biz başka bir gezegene giden
    roketler tasarlıyoruz,
  • 11:04 - 11:06
    fotoğraf çeken minik robotlar.
  • 11:06 - 11:11
    Dünyanın farklı bölgelerinden
    konuşmamızı sağlayan
  • 11:11 - 11:13
    bu olağanüstü teknolojiyi tasarladık.
  • 11:13 - 11:15
    Ben gençken, büyürken
  • 11:15 - 11:18
    TV yoktu, cep telefonları yoktu,
  • 11:18 - 11:19
    bilgisayar yoktu.
  • 11:19 - 11:21
    Çok farklı bir dünyaydı.
  • 11:21 - 11:25
    Bir kalemim ve defterim vardı, hepsi bu.
  • 11:25 - 11:27
    CA: Doğayla ilgili bu soruya geri dönersem
  • 11:27 - 11:29
    çünkü bunu çok düşünüyorum
  • 11:29 - 11:32
    ve kendim de mücadelesini veriyorum.
  • 11:33 - 11:37
    İşinin büyük kısmı,
    saygı duyduğum pek çok kişinin büyük kısmı
  • 11:37 - 11:44
    doğal dünyayı mahvetmemek için
    hırsla çabalıyor.
  • 11:44 - 11:47
    Aynı anda doğanın birçok yönünün
    korkunç olduğunu kabul etmek
  • 11:47 - 11:54
    mümkün mü, sağlıklı mı veya gerekli mi?
  • 11:54 - 11:57
    Ayrıca doğa muhteşem
  • 11:57 - 12:02
    ve bu muhteşemliğin bir kısmı
    korkutucu potansiyelinden geliyor
  • 12:02 - 12:07
    ve bu da onu çok daha güzel yapıyor.
  • 12:07 - 12:11
    Bu biz olamayız
    çünkü biz de doğanın parçasıyız,
  • 12:11 - 12:17
    peki sence doğayı kucaklayıp
    onun parçası olmadan bütün olabilir miyiz?
  • 12:17 - 12:22
    İnsan-doğa ilişkisi nasıl olmalı, Jane?
  • 12:22 - 12:26
    JG: Sanırım problemlerden biri şu ki
    biz zekamızı geliştirdikçe
  • 12:26 - 12:32
    çevreyi lehimize değiştirme konusunda
    git gide daha iyi olduk.
  • 12:32 - 12:35
    Ormanlık olması gereken yerlerde
  • 12:35 - 12:38
    Tarlalar oluşturup ürün yetiştirdik,
  • 12:38 - 12:41
    şimdi bunu detaylandırmayacağım
  • 12:41 - 12:45
    ama doğayı değiştirme yeteneğimiz var.
  • 12:45 - 12:49
    Şehirlere doğru ilerledikçe
  • 12:49 - 12:53
    teknolojiye daha çok bağlandık,
  • 12:53 - 12:57
    çok sayıda insan doğal dünyadan koptu.
  • 12:57 - 13:04
    Şehirlerin içinde binlerce çocuk
    hiç doğanın olmadığı yerlerde büyüyor,
  • 13:04 - 13:09
    işte bu yüzden şehirlerimizi
    yeşillendirme hareketi çok önemli.
  • 13:09 - 13:12
    Bazı denemeler de yapıldı,
  • 13:12 - 13:15
    sanırım Chicago'du, emin değilim,
  • 13:15 - 13:22
    şehrin çok yabani bir kısmında
    çeşitli boş araziler vardı.
  • 13:22 - 13:25
    Bu alanların bazılarını yeşillendirdiler,
  • 13:25 - 13:30
    o boş araziler ağaçlar, çiçekler
    ve çimlerle dolduruldu.
  • 13:30 - 13:33
    Akabinde suç oranı düştü.
  • 13:33 - 13:36
    Sonra da diğer yarıyı ağaçlandırdılar.
  • 13:37 - 13:39
    Yani görünen ortada,
  • 13:39 - 13:42
    ayrıca bazı çalışmalar gösteriyor ki
  • 13:42 - 13:46
    çocukların sağlıklı psikolojik
    gelişimi için yeşil doğa bir gereklilik.
  • 13:47 - 13:50
    Ama dediğin gibi biz de doğanın parçasıyız
  • 13:50 - 13:54
    ve şu an ona saygısızlık yapıyoruz.
  • 13:54 - 13:57
    Bu, çocuklarımız için korkunç bir durum,
  • 13:57 - 13:59
    onların çocukları için de
  • 13:59 - 14:03
    çünkü temiz hava, temiz su,
    iklim ve yağmurun düzenlenmesi için
  • 14:03 - 14:06
    doğaya ihtiyacımız var.
  • 14:06 - 14:09
    Ne yaptığımıza bir bak,
    ilkim krizine.
  • 14:09 - 14:11
    İşte biz buyuz. Bunu biz yaptık.
  • 14:12 - 14:13
    CA: 30 yıldan biraz uzun bir süre önce
  • 14:13 - 14:19
    bilim insanından aktivistliğe doğru
    bir geçiş yaşadın sanırım.
  • 14:19 - 14:20
    Niçin?
  • 14:21 - 14:27
    JG: 1986'da bilimsel bir konferanstaydım,
    doktoramı da tamamlamıştım
  • 14:27 - 14:32
    ve konu, şempanze davranışlarının
    çevrelere göre nasıl değiştiğiydi.
  • 14:32 - 14:35
    Afrika'dan altı araştırma sahası vardı.
  • 14:35 - 14:38
    Bu bilim insanları bir araya getirip
  • 14:38 - 14:40
    bu konuyu araştıralım dendi,
  • 14:40 - 14:41
    bu da harika bir haberdi.
  • 14:41 - 14:44
    Korunmalarına dair bir oturum yaptık
  • 14:44 - 14:48
    ve yakalandıkları takdirde
    yapılacaklara dair bir oturum yaptık,
  • 14:48 - 14:50
    tıbbi araştırma gibi.
  • 14:50 - 14:54
    Bu iki oturum da bende şok etkisi yarattı.
  • 14:54 - 14:57
    Konferansa bilim insanı olarak gittim
  • 14:57 - 14:58
    ve aktivist olarak döndüm.
  • 14:58 - 15:02
    Bir karar vermedim,
    içimde bir şeyler oldu.
  • 15:02 - 15:06
    CA: Yani son 34 yılı
  • 15:06 - 15:08
    doğa ve insan arasındaki ilişkiyi
    daha iyi kılmak için
  • 15:08 - 15:12
    yorulmadan çalışarak geçirdin.
  • 15:13 - 15:18
    Bu ilişki sence nasıl olmalı?
  • 15:19 - 15:24
    JG: Yine tüm bu sorunlar baş gösteriyor.
  • 15:24 - 15:27
    İnsanların yaşamak için alanları olmalı.
  • 15:28 - 15:33
    Ama problem şu ki
    biz çok varlıklı toplumlara dönüştük,
  • 15:33 - 15:35
    çok açgözlüyüz.
  • 15:35 - 15:40
    Kim kocaman bahçeli
    dört eve ihtiyaç duyar ki?
  • 15:40 - 15:44
    Bir tane daha AVM'ye gerek var mı?
  • 15:44 - 15:45
    Bunun gibi şeyler.
  • 15:45 - 15:50
    Sürekli kısa vadeli
    ekonomik getiriye bakıyoruz.
  • 15:50 - 15:54
    Para, tapılacak bir tanrıya dönüştü,
  • 15:54 - 15:58
    biz de doğal dünyayla olan
    ruhani bağımızı kaybediyoruz.
  • 15:58 - 16:03
    Bu yüzden kısa vadeli
    parasal kazanca bakıyoruz,
  • 16:03 - 16:08
    gezegenin iyiliğine
    veya çocuklarımızın geleceğine değil.
  • 16:09 - 16:12
    Bunları artık önemsemiyor gibiyiz.
  • 16:12 - 16:15
    İşte bu yüzden savaşı bırakmayacağım.
  • 16:15 - 16:19
    CA: Özellikle şempanze korunması için
    yaptığın çalışmalar
  • 16:19 - 16:26
    yerel halkı, onlarla kaynaşmaları için
    çalışmanın merkezine koydu,
  • 16:26 - 16:28
    Bu süreç nasıl oldu
  • 16:28 - 16:33
    ve gezegeni korumayı başarmak adına
    bu gerekli bir fikir mi?
  • 16:33 - 16:35
    JG: O bahsettiğim konferans sonrasında
  • 16:35 - 16:38
    şempanzelerin neden Afrika'da yok olduğunu
  • 16:38 - 16:41
    ve ormana ne olduğunu
    bulmalıyım diye düşündüm.
  • 16:41 - 16:46
    Bir miktar parayı toparladım
    ve ilgili altı ülkeyi ziyaret ettim.
  • 16:46 - 16:50
    Şempanzelerin karşılaştığı
    sorunlar hakkında çok şey öğrendim;
  • 16:50 - 16:53
    vahşi hayvan eti avı,
    canlı hayvan ticareti,
  • 16:53 - 16:55
    tuzaklarla yakalamalar,
  • 16:55 - 16:59
    insan nüfusu artışı ve dolayısıyla
    ekinler, çiftlik hayvanları
  • 16:59 - 17:03
    ve köyleri için daha fazla
    alana ihtiyaç duymaları.
  • 17:03 - 17:07
    İnsanların bu zor durumu
    hakkında da bilgi ediniyordum.
  • 17:07 - 17:11
    Mutlak yoksulluk,
    sağlık ve eğitim yetersizliği,
  • 17:11 - 17:14
    arazilerin yok edilmesi.
  • 17:14 - 17:19
    Küçük Gombe Ulusal Parkı'na gittiğimde de
    artık göz ardı edilemez bir duruma geldi.
  • 17:19 - 17:24
    Afrika'nın hemen batı kıyısına doğru
    ekvator boyunca uzanan bir orman kuşağı.
  • 17:24 - 17:25
    1990 yılında,
  • 17:25 - 17:29
    küçük bir orman adasıydı,
    küçük bir ulusal park.
  • 17:29 - 17:31
    Tüm çevresinde tepeler çıplaktı.
  • 17:31 - 17:33
    İşte o zaman fark ettim.
  • 17:33 - 17:40
    İnsanlara çevrelerini yok etmeden
    yaşamaları için yardım etmezsek
  • 17:40 - 17:42
    şempanzeleri korumanın bahsi bile olamaz.
  • 17:42 - 17:46
    Jane Goodall Enstitüsü de
    ''Take Care'' isimle bu programa başladı,
  • 17:46 - 17:48
    biz ''TACARE'' diyoruz.
  • 17:48 - 17:52
    Yöntemimiz topluluk bazlı koruma,
  • 17:52 - 17:54
    tamamen holistik.
  • 17:54 - 17:59
    Artık koruma araçlarını
    yerli halkın ellerine bıraktık
  • 17:59 - 18:04
    çünkü Tanzanya vahşi şempanzelerinin çoğu
    korunmuş alanlarda değiller,
  • 18:04 - 18:07
    köylerin orman rezervlerindeler.
  • 18:07 - 18:12
    O yüzden gidip ormanlarının
    sağlığını kontrol ediyorlar.
  • 18:12 - 18:15
    Artık şunu anladılar ki
  • 18:15 - 18:18
    ormanı korumak yalnızca
    vahşi hayatı korumak demek değil,
  • 18:18 - 18:20
    bu kendi gelecekleri için.
  • 18:20 - 18:22
    Ormana ihtiyaçları var.
  • 18:22 - 18:24
    Ve çok gururlular.
  • 18:24 - 18:26
    Gönüllüler çalıştaylara gidiyor,
  • 18:26 - 18:28
    akıllı telefonları
    kullanmayı öğreniyorlar,
  • 18:28 - 18:33
    platforma ve buluta
    yüklemeyi öğreniyorlar.
  • 18:33 - 18:35
    Her şey şeffaf.
  • 18:36 - 18:38
    Yeniden ağaçlar var,
  • 18:38 - 18:40
    tepeler artık ağaçsız değil.
  • 18:40 - 18:44
    Gombe çevresinde bir koruma alanı
    yapmayı kabul ettiler,
  • 18:44 - 18:48
    böylece şempanzelerin 1990 yılına göre
    daha çok orman alanı olacak.
  • 18:48 - 18:50
    Dağılmış şempanze grupları için
  • 18:50 - 18:55
    ormanda kanallar açıyorlar
    ve soy içi çiftleşme azaltılıyor.
  • 18:55 - 18:58
    Yani evet, işe yaradı
    ve şu an altı ülkede uygulanıyor.
  • 18:58 - 19:00
    Aynı şey.
  • 19:00 - 19:07
    CA: Çok seyahat ediyorsun ve tüm dünyada
    olağanüstü ses getirdin,
  • 19:07 - 19:11
    her yerde konuşma yapıyorsun,
    insanlara ilham veriyorsun.
  • 19:11 - 19:17
    Bunun için böylesi enerjiyi
    nasıl buluyorsun,
  • 19:17 - 19:20
    çünkü bu çok yorucu bir iş,
  • 19:20 - 19:23
    bu kadar insanla toplantılar düzenlemek,
  • 19:23 - 19:25
    fiziksel olarak da yorucu
  • 19:25 - 19:28
    ve hâlâ bunu yapıyorsun.
  • 19:28 - 19:30
    Bunu nasıl yapıyorsun, Jane?
  • 19:31 - 19:36
    JG: Sanırım inatçı olduğumdan.
    Pes etmek bana göre değil
  • 19:36 - 19:43
    Ormanları yok eden büyük şirketlere
    izin vermeye niyetim yok
  • 19:43 - 19:50
    ya da önceki başkanlar tarafından
    göreve getirilmiş yeni politikacıların
  • 19:50 - 19:51
    mevcut korumaları kaldırmasına.
  • 19:51 - 19:54
    Kimden bahsettiğimi biliyorsun.
  • 19:54 - 19:56
    Savaşmaya devam edeceğim.
  • 19:56 - 20:00
    Vahşi hayatı önemsiyorum, seviyorum.
  • 20:00 - 20:03
    Doğal dünyayı seviyorum.
  • 20:03 - 20:07
    Ormanları seviyorum, yok edilmelerini
    görmek beni çok etkiliyor.
  • 20:07 - 20:10
    Çocukları da çok önemsiyorum.
  • 20:10 - 20:12
    Onların geleceğini çalıyoruz.
  • 20:12 - 20:14
    Pest etmeyeceğim.
  • 20:14 - 20:19
    Sanırım genlerim iyi. Çok şanslıyım.
  • 20:19 - 20:24
    Farkına vardığım
    diğer şansım da iletişimdi,
  • 20:24 - 20:27
    gerek yazılı gerek sözlü olsun.
  • 20:27 - 20:32
    İzlediğim yol işe yaramıyor olsaydı...
  • 20:32 - 20:35
    ama işe yarıyor çünkü her konuşmamda
  • 20:35 - 20:36
    insanlar gelip şöyle diyor,
  • 20:36 - 20:39
    ''Pes etmiştim ama bana ilham verdin.
  • 20:39 - 20:41
    Ben de üzerime düşeni yapacağım.''
  • 20:41 - 20:46
    Artık 65 ülkede kendi gençlik
    programımız var, ''Roots and Shoots''
  • 20:46 - 20:49
    ve hızla büyüyor, her yaşa hitap ediyor,
  • 20:49 - 20:52
    herkes kollarını sıvamış, insanlara,
    hayvanlara, çevreye yardım etmek için
  • 20:52 - 20:55
    projeler seçip harekete geçiyor.
  • 20:55 - 20:58
    Gözleri ışıldıyor,
  • 20:58 - 21:02
    Dr. Jane'e dünyayı daha iyi yapmak için
    neler yaptıklarını anlatmak istiyorlar.
  • 21:02 - 21:04
    Onları hayal kırıklığına uğratamam.
  • 21:04 - 21:07
    CA: Gezegenin geleceğine baktığın zaman
  • 21:07 - 21:09
    seni en çok ne endişelendiriyor?
  • 21:09 - 21:12
    Bulunduğumuz noktada
    seni en çok korkutan ne?
  • 21:14 - 21:19
    JG: Çok az bir zamanımız olduğu gerçeği,
  • 21:19 - 21:23
    bu zaman içinde verdiğimiz zararın
    bir kısmını telafi edebiliriz
  • 21:23 - 21:26
    ve iklim değişikliğini yavaşlatabiliriz.
  • 21:26 - 21:28
    Ama zaman daralıyor.
  • 21:28 - 21:35
    Ayrıca COVID-19 karantinalarıyla
    dünyada neler olduğunu da gördük:
  • 21:35 - 21:37
    şehirlerde berrak gökyüzü,
  • 21:37 - 21:41
    bazı insanların
    hiç solumadığı kadar temiz hava,
  • 21:41 - 21:44
    gece vakti yukarı bakıp
    yıldızları görebilmek
  • 21:44 - 21:47
    ki bunu da doğru düzgün göremeyenler var.
  • 21:47 - 21:52
    Ama beni en çok endişelendiren,
  • 21:52 - 21:55
    yeterli sayıda insana ulaşmak;
  • 21:56 - 21:58
    insanlar anlasa da harekete geçmiyorlar.
  • 21:58 - 22:00
    Bunu nasıl sağlarız?
  • 22:00 - 22:06
    CA: National Geographic hakkında
    olağanüstü bir film yayımladı,
  • 22:06 - 22:10
    60 yıllık çalışman anlatılıyor.
  • 22:10 - 22:13
    Filmin adı ''Jane Goodall: The Hope.''
  • 22:14 - 22:16
    Filmin adında geçen umut ne, Jane?
  • 22:16 - 22:19
    JG: En büyük umudum
    tüm bu genç insanlar.
  • 22:19 - 22:22
    Çin'de insanlar çıkıp diyecek ki
  • 22:22 - 22:24
    ''Tabii ki çevreyi önemsiyorum,
  • 22:24 - 22:26
    ilkokulda 'Roots and Shoots'
    programındaydım.''
  • 22:26 - 22:30
    ''Roots and Shoots''
    temel değerlerin bir parçası olacak
  • 22:30 - 22:35
    ve sorunlar hakkında bilgi edindikçe
    çok hırslanıyorlar
  • 22:35 - 22:36
    ve harekete geçmek için güçleniyorlar.
  • 22:36 - 22:41
    Akarsuları temizliyorlar, invasif türleri
    insani bir şekilde temizliyorlar.
  • 22:42 - 22:44
    Ve o kadar çok fikirleri var ki.
  • 22:44 - 22:48
    Tabii bir de olağanüstü zekâmız var.
  • 22:48 - 22:52
    Hep birlikte uyum içinde yaşamak için
  • 22:52 - 22:55
    bu zekâyı teknolojiye uygulamaya başladık.
  • 22:55 - 22:57
    Bireysel hayatlarımızda,
  • 22:57 - 23:01
    her gün yaptığımız şeylerin
    sonuçlarını düşünelim.
  • 23:01 - 23:03
    Neler satın alıyoruz, nereden geldi,
  • 23:03 - 23:05
    nasıl yapıldı?
  • 23:05 - 23:08
    Doğaya zarar verdi mi?
    Hayvanlara acımasızca davranıldı mı?
  • 23:08 - 23:10
    Çocuk işçiliği
    söz konusu olduğu için mi ucuz?
  • 23:10 - 23:12
    Etik kararlar verin.
  • 23:12 - 23:16
    Ama yoksulluk içinde yaşıyorsanız
    bunu yapamazsınız.
  • 23:16 - 23:18
    Sonra imkânsız görünen şeyi başaran
  • 23:18 - 23:21
    o karşı konulmaz insanlar çıkageliyor
  • 23:21 - 23:23
    ve pes etmiyorlar.
  • 23:23 - 23:26
    Bunlar varlen pes edemezsiniz.
  • 23:26 - 23:29
    Ama savaşamadığım şeyler de var.
  • 23:29 - 23:32
    Yolsuzlukla savaşamıyorum.
  • 23:33 - 23:37
    Askeri rejimlerle
    ve diktatörlerle savaşamıyorum.
  • 23:39 - 23:40
    Yalnızca yapabildiklerimi yapıyorum.
  • 23:40 - 23:44
    Hepimiz yapabildiğimizi yaparsak
  • 23:44 - 23:48
    sonunda kazanabileceğimiz
    bir bütün olacak.
  • 23:48 - 23:49
    CA: Son sorum, Jane.
  • 23:49 - 23:56
    Bunu seyreden herkes için
    bir fikir, bir düşünce aşılamak istesen
  • 23:56 - 23:58
    bu ne olurdu?
  • 23:58 - 24:05
    JG: Unutmayın ki yaşadığınız her gün
    gezegeni etkiliyorsunuz.
  • 24:05 - 24:07
    Etki bırakmaktan kaçınamazsınız.
  • 24:07 - 24:11
    Aşırı yoksulluk içinde yaşamıyorsanız
  • 24:11 - 24:14
    yaptığınız etkinin türü üzerinde
    bir seçim şansınız var.
  • 24:14 - 24:16
    Hatta yoksullukta bile var
  • 24:16 - 24:20
    ama varlık içindeyken
    bu şansımız daha fazla.
  • 24:20 - 24:23
    Ve hepimiz etik seçimler yaparsak
  • 24:23 - 24:31
    torunlarımıza çok da umutsuz olmayan
    bir dünya bırakma yolunda adım atarız.
  • 24:31 - 24:36
    Bu düşünce herkese hitap ediyor.
  • 24:36 - 24:39
    Çünkü çok insan neler olduğunun farkında
  • 24:39 - 24:41
    ama çaresiz ve umutsuz hissediyorlar,
  • 24:42 - 24:44
    dolayısıyla hiçbir şey yapmayıp
    duyarsızlaşıyorlar.
  • 24:44 - 24:47
    Bu da büyük bir tehlike.
  • 24:48 - 24:50
    CA: Dr. Jane Goodall, harika.
  • 24:50 - 24:56
    Olağanüstü hayatın, yaptıkların
    ve bizimle zaman geçirdiğin için
  • 24:56 - 24:58
    gerçekten çok teşekkür etmek istiyorum.
  • 24:58 - 24:59
    Teşekkürler.
  • 24:59 - 25:01
    JG: Teşekkürler.
タイトル:
Yaşadığınız her gün gezegeni etkiliyorsunuz
話者:
Jane Goodall, Chris Anderson
概説:

Efsanevi primatolog Jane Goodall'a göre insanlığın hayatta kalması doğal yaşamın korunmasına bağlı. TED'in başı Chris Anderson'la yaptığı bu sohbette, şempanzelerle çalıştığı eğitim yıllarını, saygın bir çevreciden nasıl hırslı bir aktiviste dönüştüğünü ve doğal yaşam alanlarını korumak için tüm dünyada toplulukları nasıl cesaretlendirdiğini anlatıyor.

more » « less
Video Language:
English
Team:
TED
プロジェクト:
TEDTalks
Duration:
25:14

Turkish subtitles

改訂