YouTube

Got a YouTube account?

New: enable viewer-created translations and captions on your YouTube channel!

Turkish subtitles

← Müzeler sadece sıra dışı zamanlarda değil her gün onurlandırılmalı

Get Embed Code
27 Languages

Showing Revision 22 created 09/11/2019 by Cihan Ekmekçi.

  1. Temsil önemlidir.

  2. Kadınların özgün temsilleri önemlidir.
  3. Bunu sık sık düşünüyorum,
    genel kadın temsilleri,
  4. olağan dışının diliyle kuşatılmıştır.
  5. Kendi kendine milyoner olan
    ilk Amerikalı kadın:
  6. Madam C.J. Walker.
  7. Birleşik Devletler başkanlarının
    eşlerinin giysileri.
  8. Shirley Chisholm, ABD Demokrat
    partiden başkan adaylığı
  9. isteyen ilk kadın.
  10. (Alkış)

  11. Müze yöneticisi olarak

  12. bu hikayelerin neden çok çekici
    olduğunu anlıyorum.
  13. İstisnai kadınlar
    ilham verici ve istek uyandırıcı.
  14. Fakat bu hikayeler kısıtlıdır.
  15. Tanım olarak, olağan dışı olmak
    temsil edilemez.
  16. Başkadır.
  17. Bu hikayeler kadınların tarihini kapsamak
    için geniş bir taban yaratmıyorlar
  18. ve günlük gerçeklerimizi yansıtmıyorlar.
  19. Kadınların da insanlar olduğunu
    ifade eden radikal kavramını
  20. kitlesel olarak uygulayabilirsek,
  21. kadınları da insanlar olarak
    göstermek kolaylaşır:
  22. tanıdık, çeşitli, hazır.
  23. Tarih boyunca herkesin her gününde,
  24. kadınlar olumlu olarak varlar
  25. bir yorumlama konusu olarak değil,
    bir olgu olarak.
  26. Daha kesin bir insan
    hayatı temsilinin ötesinde,
  27. kadınlar dahil, neredeyse
    3,8 milyar insanın günlük tecrübeleri
  28. bu gezegende dişi olarak tanımlanıyor.
  29. "Black Panther" filminden
    kötü şöhretli bu müze sahnesinde,

  30. beyaz bir yönetici şurada görünen
    Michael B. Jordan'ın karakterine
  31. bir eseri hatalı biçimde açıklıyor,
  32. kendi kültürüne ait bir eser.
  33. Bu kurgusal sahne, müze topluluklarında
    gerçek tartışmalara neden oldu,
  34. anlatıları kimin şekillendirdiği
    ve bu anlatılardaki ön yargılar konusunda.
  35. Birleşik Devletler'de
  36. müzeler aslında en güvenilir
    bilgi kaynaklarından birisi
  37. ve dünyanın her yerinden gelen
    yüz milyonlarca ziyaretçi ile
  38. doğru tarihler anlatmamız gerek,
  39. fakat yapmıyoruz.
  40. Müzelerde bu ön yargıyla
    savaşmaya yardımcı olmak için
  41. bir hareket başladı.
  42. Müzelerin tarafsız olmadığına
    dair basit ön yargı.
  43. Müzeler eğiticidir.
  44. Sanat ve eserlerin teşhiri aracılığıyla
  45. yaratıcılığa sevk edebilir
    ve dahil olmaya teşvik edebilir,
  46. fakat tarihsel yanlış temsillerden
    bizler suçluyuz.
  47. Erkek merkezli tarihlerimiz,
    kadın tarihimizi gizli kıldı.
  48. Bir kadın olmakla ilgili de
    acı gerçekler vardır,
  49. özellikle bu sektörde
    beyaz olmayan bir kadınsanız
  50. bu gerçekler kadınların hayatlarındaki
    kapsayıcı örneklere odaklanmamızı önler.
  51. Müze liderliği:
  52. müze kadrosunun yüzde 60'ını
    kadınlar oluşturmasına rağmen
  53. kadro, ağırlıklı olarak
    beyaz insan ve erkekten oluşur.
  54. Kadınlar için liderlik yolu
    iç karartıcıdır,
  55. beyaz olmayan kadınlar içinse
    en iç karartıcı.
  56. Kadınların varlığı da, kadınların
    genel temsilinde bir yükselişi
  57. hiçbir şekilde garanti edemez.
  58. Her kadın, cinsiyet eşitliği dostu değil.

  59. Feminist teorisyenlerin
    çan kancası ise şu sözdür,
  60. "Ataerkilliğin cinsiyeti yoktur. "
  61. Kadınlar ataerkilliği destekleyebilirler,
  62. tıpkı erkeklerin cinsiyet eşitliği için
    savaşabileceği gibi.
  63. Ve biz sıklıkla kesişimselliğin
    önemini küçümsüyoruz.
  64. Marian Anderson 20.yy'ın en ünlü
    seslerinden biriydi
  65. ve Smithsonian 1939 yılında
    kendi kıyafetlerini derledi.
  66. Daha sonra beyaz
    Amerikan Devriminin Kızları onun
  67. Anayasa Salonunda söylemek için
    girişini reddettiler, çünkü siyahtı,
  68. Lincoln Anıtı'nın basamakları yerine
    çok ünlü bir şekilde
  69. 75.000 üzerinde bir topluluğa
    karşı söyledi.
  70. Ve her yerdeki kütüphanelerde,
    müzeler dahil,

  71. hala çığır açan
  72. "Bütün kadınlar beyazdır,
  73. Bütün siyahlar erkektir,
  74. Ama bazılarımız cesurdur." isimli
    1982 antolojisini bulabilirsiniz.
  75. Kadınların temsilinin
    yükseliş talebi

  76. benim gibi Afrika-Latin kökenlileri
    otomatik olarak kapsamaz
  77. ya da göçmen kadınları, Asyalı kadınları,
  78. yerli kadınları, cinsiyet değiştirmiş
    kadınları ya da kayıtsız kadınları,
  79. 65 yaş üstü kadınları
    ya da kız çocuklarını
  80. bu sıralama uzar, uzar da uzar.
  81. Peki ne yapıyoruz?

  82. Hedeflenen girişimler zaten dahil
    olması gereken bakış açılarını
  83. birleştirmeye yardım etti.
  84. Bir Latin küratöryal girişimiyle
    Smithsonian'a geldim,
  85. Latin bir müze müdürünü
    işe alanlara,
  86. çoğunlukla kadınlar, bu arada,
  87. kurumumuz genelinde Latin
    anlatılarının görünüşü yükseldi.
  88. Ve bu bir kalıp olarak görev yaptı.
  89. Smithsonian Amerikalı
    Kadınlar Tarihi Girişimi'nden daha çok,
  90. kadın temsilciliğinde çeşitliliğin
    büyümesini arzulayarak,
  91. olası her şekilde,
  92. sadece çağdaş gerçeklerdeki
    bir görüntü olarak değil,
  93. tarihsel bir sunumla da,
  94. kadınlar ortaya çıksın.
  95. çünkü biz her zaman buradaydık.
  96. Şu anda 2018 de olmamıza rağmen
    ben bu mesleki alanda
  97. 40 yaşının altındaki tek insan,
    tek siyahi insan,
  98. tek siyahi kadın ve tek
    Latin kökenli,
  99. bazen, tek kadın olarak
  100. tek başıma yürüyorum,
  101. Annem Afrika-Amerika kökenli ve
    babam Afrika-Panama kökenli.

  102. Ben çok gururlu ve ayrılmaz şekilde
    her ikisindenim.
  103. Bir Afrikalı Latin olarak,
    milyonlarca insandan bir tanesiyim.
  104. Bir Afrikalı Latin müze müdürü
    olarak birkaç taneden birisiyim.
  105. Ve kendimi bütünüyle mesleki
    alanıma adamak,
  106. bir cesaret eylemi gibi hissedilebilir.
  107. Ayrıca itiraf ediyorum ki her zaman meydan
    okumaya hazır değildim,
  108. reddedilme korkusu ya da
    kendini koruma sebebiyle.
  109. Toplantılarda, sadece tamamıyla
    hakim olduğum konularda
  110. yorum yapmak için konuşurdum.
  111. Sesli bir beyin fırtınası yok ya da iş
    arkadaşlarına sataşmak yok.
  112. Uzun bir zaman için,
  113. kendime sevdiğim halka küpeleri
    takmanın verdiği zevki reddettim
  114. ya da çalışmak için isim levhası,
  115. çok gürültülü, cahilce ya da profesyonelce
    olmadığını düşünerek.
  116. (Gülüşmeler)

  117. İnsanların benim doğal saçıma ne
    tepki vereceğini merak ettim,

  118. ya beni daha kabul edilebilir gördülerse
    ya da daha az saçımı düzleştirdiğimde.
  119. Ve ana temsillerin dışında kalan kimseler
  120. günümüzde yaşanılan ve insanları
    huzursuz edebilen
  121. birkaç temel şeyin olduğunu
    anlayabilirler.
  122. Ama ben tutkuluyum,
  123. her gün bizim gibi kadınların sunumunu
    yapmak için,
  124. özgün olmayan sunuları kendi işimde
    temsil etmeyi bıraktım.
  125. Ve test ettim.
  126. Bu benim,
    ofisimdeki halka küpeleri gösterirken--
  127. (Gülüşmeler)

  128. Geçtiğimiz ay, Latin Mirası Ay'ı
    etkinliğine davet edildim.

  129. Sunum haftası topluluk
    kaygılarını dile getirdi.
  130. Benim slaytlarıma "eylemci" dediler
  131. ve bunu olumsuz anlamda söylediler.
  132. (Gülüşmeler)

  133. (Alkış)

  134. Sunumdan iki gün önce,

  135. topluluk benden doğal saçımın görünmediği
    iki dakikalık bir video istedi,
  136. Çünkü bu öğrenme sürecinde
    katılımcılarımızın bazıları için
  137. bir duvar yaratabilirdi.
  138. (Gülüşmeler)

  139. "Saç" adlı şiir Elizabeth Acevedo
    tarafından yazıldı ve okundu.

  140. O, Dominikli ve Amerikalı,
    2018 Ulusal Kitap Ödülü kazanan biri
  141. ve benim müdürlüğümde ödüllü bir
    Smithsonian sergisinde görüldü.
  142. Konuşmayı, onlara benim ve yaptığım
    işle ilgili olan sansürün
  143. beni rahatsız ettiğini
    açıklayarak iptal ettim,
  144. (Alkış ve tezahürat)

  145. Saygınlık politikası,
    idealleştirilmiş feminenlik

  146. kadınları nasıl gösterdiğimizi
  147. ve hangi kadınları göstereceğimizi
    seçmemizi etkiliyor.
  148. Bu gösteri başarıya ve sıradışılığa
    saygınlık ve arzulanan
  149. olana doğru eğrildi.
  150. Gündelik, düzenli, az temsil edilen
  151. ve genellikle beyaz olmayanların
    sistemik dışlanması ve
  152. marjinalleşmesini sağlar.
  153. Müze müdürü olarak, bu anlatıyı
    değiştirmek için yetkiliyim.
  154. Önemli çizimleri ve nesneleri
    değerlendirerek araştırır ve toplarım.
  155. Celia Cruz, Salsa kraliçesi--
  156. (Tezahüratlar)

  157. evet-- önemlidir.

  158. Ve bir Afrikalı Latindir.
  159. Smithsonian onun kostumlerini,
    ayakkabılarını,
  160. portrelerini, posta pullarını
    topladı
  161. ve bu yeni tasarım
  162. sanatçı Tony Peralta'nın eseri.
  163. Koleksiyonu topladığım ve sergilediğimde,
  164. bu bir simgesel çelişkiler zaferiydi.
  165. Koyu tenli bir Latina sergilemenin gururu,
  166. bir siyahi kadın,
  167. saçını düzleştirdiğin büyük bigudili
    saçlarla,
  168. belki bu beyaz güzellik ölçütlerine
    bir selam.
  169. Rafine, büyük beden harika
    bir kadın, koca altın takılarla.
  170. Bu çalışma göründüğünde,
  171. bizim instagramda en ilgi
    çeken parçalarımızdan biriydi,
  172. ziyaretçiler bana onun
    günlük elementleri olan koyu teni,
  173. bigudileri ve takılarıyla
    bağlantı kurduklarını söylediler.
  174. Koleksiyonumuz Celia Cruz'u barındırıyor
  175. ve genç Harriet Tubman'ın nadir
    bir portresini,
  176. eşsiz Oprah Winfrey'in
    ikonik giysisini.
  177. Ama müzeler yüzlerce milyon
    insanın kadınları nasıl gördüğünü
  178. ve hangi kadınları gördüğünü
  179. değiştirebilir.
  180. Her zaman ilk ya da ünlü olandansa,
    cumartesi günleri güzellik salonlarının
  181. sıradan yoğunluğunu göstermekte
    bizim sorumluluğumuz,
  182. kapı tokmağı küpe sanatını...
  183. (Gülüşmeler)

  184. Şık kızkardeşliği...

  185. (Gülüşmeler)

  186. ve her yaştaki kültürel gururu.

  187. Her günkü kadınların hikayeleri
  188. Küresel ve ulusal hikayelerimizdeki
    bilerek ihmal edilen hikayeler.
  189. Ve müzelerde çoğu zaman,
    kıyafetlerle, portrelerle

  190. ya da fotoğraflarla temsil edilen
    kadınları görürsünüz...
  191. Hergünkü kadınların etkileyici,
    hayat değiştirici hikayeleri
  192. Bu Esmeraldalı oturak gibi de
    görünebilir.
  193. Esmeraldalılar, Ekvatorda dünya ile
    ilişkisini kesmiş bir topluluktur.
  194. Bu sık yağmur ormanları
    yerli Afrika topluluğunu
  195. İspanyol kolonicilerinden korumuştur.
  196. Şimdi yollar var,
  197. ama iç kısımlarda hâlâ sadece kano
    ile erişilebilen kısımlar var.
  198. Débora Nazareno bu Ekvator sularında
    kanoyla seyahat eder.
  199. Bu yüzden kendine ait
    bir tekne oturağı var.
  200. Onu bir örümcek ağı ve örümcek
    ile kişiselleştirmiş,
  201. Anansi'yi temsil eden bu desen,
    Batı Afrika kültürüne ait bir karakter.
  202. Débora bu oturağa evinde torunu
    Juan'a hikaye anlatırken de otururdu.
  203. Sevginin elle tutulamaz ritueli
  204. kuşaklar arası hikaye anlatma sanatı
  205. Afrika diyasporasındaki topluluklarda
    yaygındır.
  206. Ve bu günlük davranış Juan'da
    Hint-Afrika kültürüyle ilgili elli binden
  207. fazla belge toplamasını muhafaza
    etmesini sağlayan tutkuyu ateşledi.
  208. 2005'te, Juan García Salazar,
    Débora'nın torunu,
  209. ve şu anda dünyaca ünlü
    Afrika-Ekvatorlu bir bilgin,
  210. Washington'a seyahat etti.
  211. Lonnie Bunch'la tanıştı,
    çalıştığım müzenin müdürü,
  212. sohbetlerinin sonuna doğru,
  213. Juan çantasına uzandı ve
    "Size bir hediye vermek istiyorum." dedi.
  214. O gün, Débora Nazareno'nun
    mütevazı ahşap tekne oturağı
  215. Smithsonian Ulusal Müzesine
    Afrika-Amerikalı tarihin ve kültürünün
  216. bağışlanan ilk nesnesi oldu.
  217. Korundu, sergilendi ve dünyanın
    her yerinden gelen
  218. neredeyse 5 milyon ziyaretçi
    tarafından görüldü.
  219. Sıra dışı tarihi nesneleri
    toplamaya devam edeceğim.

  220. Onların hikayeleri önemli.
  221. Bugün ve her gün beni
    göstermeye iten şey
  222. isimlerimizi tarihe yazdırmaya
    dair basit bir tutku,
  223. onları milyonların görmesi için
    açıkça sergilemek
  224. ve ışığın altında yürüyenler
    olarak kadınlar.
  225. Teşekkür ederim.

  226. (Alkış ve tezahürat)