Return to Video

Stresli ve ırkçı durumlar nasıl çözülür

  • 0:01 - 0:03
    Afrika'da şöyle bir atasözü var:
  • 0:03 - 0:05
    "Hikâyeyi anlatan kişi avcı olduğu sürece
  • 0:06 - 0:08
    aslanın hikâyesi
    hiçbir zaman bilinemeyecektir."
  • 0:09 - 0:11
    Irkla ilgili bir konuşmadan çok
  • 0:11 - 0:15
    Amerika'daki ırksal tehdit
    siyasetini çözmek için
  • 0:15 - 0:18
    bir ırk kültürüne ihtiyacımız var.
  • 0:18 - 0:21
    Bu kültürün anahtarı ise
  • 0:22 - 0:24
    yüzyıllarca süregelen ırk ayrımcılığını,
  • 0:24 - 0:27
    insanlıktan çıkarmayı
  • 0:27 - 0:30
    ve hastalıkları düzeltmek için
    gücü temsil eden
  • 0:30 - 0:32
    kültürel farklılıklarımızı
    biz daha çok anladıkça
  • 0:32 - 0:34
    unutulmuş bir gerçek.
  • 0:34 - 0:37
    Hem annem hem babam
    Afrikalı Amerikalı idiler.
  • 0:38 - 0:40
    Babam Güney Delaware'de doğmuş,
  • 0:40 - 0:41
    annem ise Kuzey Philadephia'da
  • 0:41 - 0:45
    ve bu iki yer, doğu ile batının
    birbirinden farklı olduğu kadar farklı,
  • 0:45 - 0:48
    New York ile Montgomery, Alabama'nın
    farklı olduğu kadar da farklı.
  • 0:49 - 0:52
    Babamın ırksal çatışmalarla
    başa çıkma yöntemi,
  • 0:52 - 0:55
    erkek kardeşim Bryan,
    kız kardeşim Christy ve benimle birlikte
  • 0:55 - 0:58
    7 gün 24 saat kilisede kalmanın
    nasıl olabileceğini görmekti.
  • 0:58 - 1:00
    (Kahkahalar)
  • 1:00 - 1:04
    Tenimizin rengi yüzünden
    birisi bizi rahatsız ederse
  • 1:04 - 1:07
    onlar için dua etmemiz
    gerektiğine inanırdı,
  • 1:07 - 1:10
    Tanrı'nın sonunda onları
    geri alacağını bilerek buna inanırdı.
  • 1:10 - 1:11
    (Kahkahalar)
  • 1:11 - 1:13
    Babamın ırkla ilgili
    başa çıkma yaklaşımının
  • 1:13 - 1:15
    manevi olduğunu söyleyebilirsiniz -
  • 1:15 - 1:18
    daha sonraları bir gün tıpkı
    Martin Luther King'in yaptığı gibi.
  • 1:18 - 1:21
    Annemin başa çıkma yaklaşımı ise
    birazcık daha farklıydı.
  • 1:21 - 1:24
    Onun biraz daha ilişkiye dayalı
    olduğu söylenebilir,
  • 1:24 - 1:26
    tıpkı sizin yüzünüzün
    tam şu an olduğu gibi --
  • 1:26 - 1:27
    tam da şuan.
  • 1:28 - 1:29
    Daha çok Malcolm X gibiydi.
  • 1:29 - 1:31
    (Kahkahalar)
  • 1:31 - 1:34
    Annem ırk şiddeti ve ayrımı olan
    bir mahallede büyümüştü,
  • 1:34 - 1:37
    o mahalleden kovalanıp kovulmuştu
  • 1:37 - 1:39
    ve o da başkalarını defetmek
    için şiddet dayatmıştı.
  • 1:39 - 1:41
    Güney Delaware'a geldiğinde
  • 1:41 - 1:44
    yabancı bir ülkeye geldiğini düşündü.
  • 1:44 - 1:45
    Hiç kimseyi anlamadı,
  • 1:46 - 1:49
    özellikle de beyazların karşısında
  • 1:49 - 1:51
    fiziksel ve sözsel olarak uyumlu olan
  • 1:51 - 1:54
    birkaç siyahi ve esmer insanı anlamadı.
  • 1:54 - 1:55
    Annem değil.
  • 1:55 - 1:58
    Bir yere gitmek istediğinde yürürdü.
  • 1:58 - 1:59
    Ne düşündüğünüzü umursamazdı
  • 2:00 - 2:03
    ve kültürel tarzıyla
    birçok insanı gıcık etti.
  • 2:04 - 2:06
    Markete girmeden önce
  • 2:06 - 2:08
    bize şöyle derdi:
  • 2:08 - 2:10
    "Hiçbir şey sormayın,
  • 2:10 - 2:11
    hiçbir şeye dokunmayın.
  • 2:12 - 2:15
    Dediklerimi anlıyor musunuz?
  • 2:16 - 2:19
    Diğer çocukların yerlerinde
    duramamalarını umursamıyorum,
  • 2:19 - 2:21
    onlar benim çocuklarım değil.
  • 2:21 - 2:23
    Dediklerimi anlıyor musunuz?"
  • 2:24 - 2:26
    Üç kişilik uyum içinde şöyle söylüyorduk:
  • 2:26 - 2:27
    "Evet anne."
  • 2:29 - 2:31
    Markete girmeden önce
  • 2:31 - 2:33
    ihtiyacımız olan tek şey bu konuşmaydı.
  • 2:33 - 2:36
    Kaçınız hayatında bir kez olsun
    böyle bir konuşma işitti?
  • 2:36 - 2:38
    Kaçınız hayatında böyle bir konuşma yaptı?
  • 2:38 - 2:40
    (Kahkahalar)
  • 2:40 - 2:43
    Kaçınız hayatında böyle bir
    konuşmayı bugün yaptı?
  • 2:44 - 2:45
    Annem bize bu konuşmaları,
  • 2:45 - 2:48
    parayı, itibarı ya da terbiyesizliği
  • 2:48 - 2:50
    dert ettiği için yapmadı.
  • 2:50 - 2:51
    Biz hiç terbiyesizlik yapmadık.
  • 2:51 - 2:52
    Çok korkuyorduk.
  • 2:53 - 2:56
    Yedi gün 24 saat kilisedeydik.
  • 2:56 - 2:57
    (Kahkahalar)
  • 2:58 - 3:00
    Bu konuşmayı, sadece siyahi olduğumuz için
  • 3:00 - 3:04
    dünyada bizi terbiyesiz olarak
    algılayan bazı insanlar olduğunu
  • 3:04 - 3:06
    bize hatırlatmak için yapıyordu.
  • 3:06 - 3:08
    Her ebeveyn, ten rengi sebebiyle
  • 3:08 - 3:12
    çocukları yanlış anlaşıldığı için
    sadece nefes aldıkları için
  • 3:12 - 3:14
    endişelenmek zorunda değil.
  • 3:15 - 3:16
    Markete giriyoruz
  • 3:16 - 3:17
    ve insanlar bize bakıyor -
  • 3:17 - 3:20
    az önce bir şey çalmışız gibi
    bize dik dik bakıyorlar.
  • 3:22 - 3:25
    Arada bir satış elemanı, bizim kültürel
    tarzımıza gıcık olduğu için
  • 3:25 - 3:28
    ya bir şey yapardı ya da bir şey söylerdi
  • 3:28 - 3:30
    ve bu genellikle kasadaki
    konveyörde olurdu.
  • 3:30 - 3:34
    Yapabilecekleri en kötü şey ise
    aldıklarımızı poşete fırlatmalarıydı.
  • 3:35 - 3:37
    İşte bu olduğunda oyun başlıyordu.
  • 3:37 - 3:38
    (Kahkahalar)
  • 3:38 - 3:40
    Annem onlara kim olduklarını,
  • 3:40 - 3:41
    ailelerinin kim olduğunu,
  • 3:41 - 3:43
    evlerine en yakın ne zaman gideceğini
  • 3:43 - 3:45
    söylemeye başlardı.
  • 3:45 - 3:46
    (Kahkahalar)
  • 3:46 - 3:49
    Annem size küfretmemişse
    hayat yaşamamışsınızdır.
  • 3:49 - 3:50
    (Kahkahalar)
  • 3:51 - 3:52
    Satış elemanı yerde olurdu,
  • 3:52 - 3:55
    çürümüşçesine acıdan kıvranırdı,
  • 3:56 - 3:58
    ırktan utanarak mırıldanırdı.
  • 3:58 - 3:59
    (Kahkahalar)
  • 3:59 - 4:01
    Annem ve babam Hristiyandı.
  • 4:01 - 4:03
    Aralarındaki fark ise şuydu:
  • 4:03 - 4:05
    Babam ırk konusunda bir çatışma
    olmadan önce dua ederdi,
  • 4:05 - 4:07
    annem ise olduktan sonra dua ederdi.
  • 4:07 - 4:08
    (Kahkahalar)
  • 4:09 - 4:12
    Eğer doğru zamanda
    ve doğru biçimde kullanırsanız
  • 4:12 - 4:15
    her iki stratejiyi de
    kullanmanın zamanı vardır.
  • 4:15 - 4:21
    Uzlaşmak veya yüzleşmek
    için zaman vardır
  • 4:21 - 4:25
    fakat araba farına yakalanmış bir geyik
    gibi donakaldığınızda zamanınız yoktur
  • 4:26 - 4:30
    ve dikkatsizce, düşüncesizce bir öfkeyle
    saldırmak için de asla zamanınız yoktur.
  • 4:31 - 4:33
    Buradaki ders ise şu:
  • 4:33 - 4:35
    Konu ırk ilişkilerine geldiğinde
  • 4:35 - 4:37
    nasıl dua edeceğimizi bazen öğreniyoruz,
  • 4:37 - 4:39
    enine boyuna düşünüyoruz,
    işliyoruz, hazırlanıyoruz.
  • 4:39 - 4:41
    Başka zamanlarda ise
    nasıl baskı yapacağımızı
  • 4:41 - 4:43
    ve nasıl bir şeyler
    yapacağımızı öğreniyoruz.
  • 4:43 - 4:46
    Ne yazık ki bu iki yetinin ikisi de --
  • 4:47 - 4:48
    hazırlanmak ile
  • 4:49 - 4:50
    baskı yapmak --
  • 4:50 - 4:52
    günümüz toplumunda yaygın.
  • 4:55 - 4:58
    Şu sinir bilim araştırmasına göz atalım:
  • 5:00 - 5:02
    Biz ırkımız yüzünden tehdit edildiğimizde
  • 5:02 - 5:04
    beyinlerimiz hapsoluyor,
  • 5:04 - 5:07
    siyahi ve esmer insanları
    kişiliksizleştiriyoruz.
  • 5:07 - 5:13
    Beynimiz, çocuklar ile yetişkinlerin
    göründüklerinden daha yaşlı,
  • 5:13 - 5:17
    daha büyük ve birbirlerine
    daha yakın olduklarını sanıyor.
  • 5:18 - 5:21
    En kötü ihtimalle, onların şefkati
    veya korunmayı hak etmediklerine dair
  • 5:21 - 5:23
    kendimizi ikna ediyoruz.
  • 5:24 - 5:26
    Racial Empowerment Collaborative
    merkezinde,
  • 5:26 - 5:31
    biliyoruz ki en korkutucu
    anlardan biri ırk karşılaşmaları,
  • 5:31 - 5:34
    insanların hayatları boyunca
    yüzleşecekleri en korkutucu anlardan biri.
  • 5:35 - 5:37
    Bazı ihmaller sonucunda,
  • 5:37 - 5:39
    çoğunlukla yerli Amerikalılar
    ile Afrikalı Amerikalıların
  • 5:39 - 5:43
    bu ülkede ölümüne yol açan
    polis rastlaşmalarına bakacak olursanız
  • 5:43 - 5:45
    bunların yaklaşık iki dakika
    sürdüğünü görebilirsiniz.
  • 5:46 - 5:48
    Altmış saniye içinde,
  • 5:48 - 5:50
    beyinlerimiz adeta hapsediliyor.
  • 5:51 - 5:52
    Hazırlıksız olduğumuz anda da
  • 5:52 - 5:53
    aşırı tepki veriyoruz.
  • 5:54 - 5:55
    En iyi ihtimalle alıkonuluyoruz.
  • 5:56 - 5:59
    En kötüsü ise bize ateş ediliyor
    ve soru sorulmuyor.
  • 6:00 - 6:05
    Tehdidin yoğunluğunu 60 saniye
    içinde azaltabildiğimizi düşünün
  • 6:05 - 6:08
    ve beyinlerimizin hapsedilmesinin
    engellendiğini düşünün.
  • 6:09 - 6:12
    Ne kadar çocuğun okuldan
    atılmadan ya da vurulmadan
  • 6:12 - 6:13
    okuldan veya 7-Eleven mağazasından
  • 6:13 - 6:15
    eve döndüğünü düşünün.
  • 6:16 - 6:20
    Kaç anne ile babanın ağlamak
    zorunda kalmadığını düşünün.
  • 6:21 - 6:23
    Irkların sosyal uyumu,
  • 6:23 - 6:27
    genç insanların 60 saniyelik rastlaşmalar
    üzerinde görüşmelerine yardımcı olabilir
  • 6:27 - 6:29
    fakat bu bir sohbetten
    daha fazlası olacak.
  • 6:29 - 6:32
    Bu, bir ırk kültürü gerektiriyor.
  • 6:32 - 6:35
    Peki ebeveynler
    bu konuşmaları nasıl yapacaklar
  • 6:35 - 6:37
    ve ırk kültürü nedir?
  • 6:37 - 6:38
    Sorduğunuz için teşekkür ederim.
  • 6:38 - 6:39
    (Kahkahalar)
  • 6:39 - 6:44
    Irk kültürü, stresli ve ırkçı
    bir rastlaşmayı okuyabilme,
  • 6:44 - 6:47
    değiştirme ve çözümlemeyi içerir.
  • 6:47 - 6:50
    Okumak, ırk ile ilgili bir sorun olduğunda
  • 6:50 - 6:53
    bunu tanımayı ve buna yönelik
    stres tepkilerimizi fark etmeyi içerir.
  • 6:54 - 6:56
    Değiştirmek,
    bilinçli farkındalığı kapsayıp
  • 6:57 - 7:02
    şu an benim akın akın gelen
    yorumlamalarımı azaltmayı içerir
  • 7:02 - 7:05
    ve bunu bir dağ tırmanışı
    deneyimine kadar azaltır.
  • 7:05 - 7:07
    Bu tabirin karşılığı ise --
  • 7:07 - 7:08
    imkânsız bir durumu,
  • 7:08 - 7:12
    çok daha yapılabilir ve büyüleyici
    bir hale dönüştürmektir.
  • 7:13 - 7:16
    Irk ile ilgili bir sorunu çözümleme,
  • 7:16 - 7:17
    sağlıklı bir karar verebilmeyi kapsar,
  • 7:17 - 7:21
    bu karar ise benim, "bu beni
    rahatsız etmiyor" demiş gibi yaptığım
  • 7:21 - 7:23
    ve az beklentili bir tepki değildir
  • 7:23 - 7:26
    ya da anı abarttığım
    bir aşırı tepki de değildir.
  • 7:27 - 7:31
    Ebeveynlere ve çocuklara okumayı,
    değiştirmeyi ve çözümlemeyi öğretebiliriz,
  • 7:32 - 7:35
    bunu, "tanımla, yerini bul, iletişime geç,
    nefes al ve nefes ver" dediğimiz
  • 7:35 - 7:38
    bilinçli farkındalık stratejisini
    kullanarak yapıyoruz.
  • 7:38 - 7:39
    Benimle kalın.
  • 7:40 - 7:41
    "Tanımla" şunu sorar:
  • 7:41 - 7:43
    "Şu anda ne hissediyorum
  • 7:43 - 7:46
    ve bu hissin yoğunluğu 10 üzerinden kaç?"
  • 7:47 - 7:49
    "Yerini bul" şunu sorar:
  • 7:49 - 7:51
    Bunu vücudumda nerede hissediyorum?
  • 7:51 - 7:53
    Bu noktada spesifik olmalıyız.
  • 7:53 - 7:56
    Chicago'da beşinci sınıfa giden
    yerli Amerikalı bir kızın
  • 7:56 - 7:58
    bana söyledikleri kadar
    spesifik olmalıyız:
  • 7:58 - 8:02
    "9 oranında öfkeliyim
    çünkü tek yerli Amerikalı benim
  • 8:03 - 8:09
    ve bunu, karnımda bir sürü kelebek
    kavga ediyormuşçasına hissediyorum,
  • 8:09 - 8:12
    o kadar çok kavga ediyorlar ki
    boğazıma kadar uçup beni boğuyorlar."
  • 8:13 - 8:14
    Ne kadar çok detay verebilirseniz
  • 8:14 - 8:16
    o noktayı o kadar aza indirebilirsiniz.
  • 8:17 - 8:18
    "İletişime geç" şunu sorar:
  • 8:18 - 8:21
    "Aklıma hangi içsel konuşmalar
    ve imgeler geliyor?"
  • 8:21 - 8:23
    Gerçekten yardım istiyorsanız
  • 8:23 - 8:26
    yavaşça nefes alıp vermeyi deneyin.
  • 8:27 - 8:29
    Racial Empowerment Collaborative
    merkezindeki
  • 8:29 - 8:30
    birçok meslektaşımın yardımıyla,
  • 8:30 - 8:33
    birkaç araştırmada ve terapi projelerinde
  • 8:33 - 8:35
    anlık stres azaltımı
    tekniğini kullanıyoruz.
  • 8:36 - 8:39
    Bir projede, toplantıdaki
    60 saniyelik patlamalar sırasında
  • 8:39 - 8:43
    gençlerin duygularını yönetmelerine
    yardım etmek için basketbolu kullanıyoruz.
  • 8:44 - 8:49
    Bir diğer projede Loretta ve John Jemmott
    isimli meslektaşlarımın yardımlarıyla,
  • 8:50 - 8:54
    Afrikalı Amerikalı berberlerin
    kültürel tarzlarını güçlendiriyoruz
  • 8:54 - 8:57
    ve siyahi berberlerin
    sağlık eğitmenleri olmaları için
  • 8:57 - 8:58
    onları iki alanda eğitiyoruz:
  • 8:58 - 9:03
    Biri, eş ilişkilerindeki cinsel riski
    güvenli biçimde azaltmak;
  • 9:03 - 9:06
    diğeri de öç alma şiddetini durdurmak.
  • 9:07 - 9:08
    Harika kısmı ise şu:
  • 9:08 - 9:09
    Berberler kültürel tarzlarını,
  • 9:09 - 9:12
    18 ile 24 yaş arasındaki
    erkeklerin saçlarını keserken
  • 9:12 - 9:15
    bu sağlık eğitimini
    vermek için de kullanıyorlar.
  • 9:16 - 9:17
    Başka bir projede ise
  • 9:17 - 9:20
    sınıflardaki stresli anları okumayı,
  • 9:20 - 9:24
    değiştirmeyi ve çözümlemeyi
    öğretmenlere öğretiyoruz.
  • 9:24 - 9:27
    Son projede ise gündelik saldırgan
    söylemleri çözmek için
  • 9:27 - 9:31
    ebeveynlerle çocukları
    bir araya getirmeden önce
  • 9:31 - 9:36
    ırk travmalarını anlamayı
    onlara ayrı ayrı öğretiyoruz.
  • 9:37 - 9:41
    Çocuklarımızla ırk kültürüne
    dair konuşmalar iyileştirici olabilir
  • 9:41 - 9:43
    fakat pratik gerektirir.
  • 9:43 - 9:45
    Biliyorum ki bazılarınız şöyle diyor:
  • 9:45 - 9:45
    "Pratik mi?
  • 9:45 - 9:46
    Nasıl pratik?
  • 9:46 - 9:48
    Pratik yapmaktan mı bahsediyoruz?"
  • 9:48 - 9:50
    Evet, pratik yapmaktan bahsediyoruz.
  • 9:51 - 9:53
    Benim iki oğlum var.
  • 9:54 - 9:55
    Büyüğü Bryan, 26 yaşında,
  • 9:55 - 9:58
    küçüğü de Julian, 12 yaşında.
  • 9:58 - 10:01
    Bunun nasıl olduğunu
    konuşmak için zamanımız yok.
  • 10:01 - 10:03
    (Kahkahalar)
  • 10:03 - 10:04
    Ama yine de
  • 10:04 - 10:06
    onlar ne zaman aklıma gelse
  • 10:06 - 10:07
    benim için hâlâ bebekler
  • 10:07 - 10:10
    ve dünya onları yanlış anlayacak diye
    her gün endişeleniyorum.
  • 10:12 - 10:15
    Ağustos 2013'te, Julian sekiz yaşındaydı
  • 10:15 - 10:18
    ve onunla çamaşır katlıyordum,
  • 10:18 - 10:20
    ki bu eylemin kendisi
    çok nadir gerçekleşirdi.
  • 10:20 - 10:23
    Tuhaf bir şeyin olacağını akıl etmeliydim.
  • 10:23 - 10:27
    Televizyonda Trayvon Martin'in
    ebeveynleri vardı ve ağlıyorlardı
  • 10:28 - 10:30
    çünkü George Zimmerman beraat etmişti.
  • 10:30 - 10:33
    Julian da âdeta televizyona yapışmıştı.
  • 10:34 - 10:37
    Binlerce sorusu vardı
    ve ben bunlara hazırlıklı değildim.
  • 10:37 - 10:39
    Şunların sebebini öğrenmek istiyordu:
  • 10:39 - 10:41
    Neden yetişkin bir adam,
  • 10:41 - 10:44
    17 yaşındaki bir çocuğu sinsice izler
  • 10:44 - 10:46
    ve ele geçirip öldürür?
  • 10:47 - 10:48
    Ne diyeceğimi bilemiyordum.
  • 10:48 - 10:50
    Ağzımdan çıkan en iyi şey şu oldu:
  • 10:50 - 10:53
    “Julian, bazen bu dünyada
  • 10:53 - 10:56
    siyahi ve esmer insanları
    küçük gören insanlar var,
  • 10:57 - 10:59
    onlar bizi ve siz çocukları
  • 10:59 - 11:01
    insan olarak görmüyorlar.”
  • 11:02 - 11:05
    Oğlum bütün bu durumu
    üzgün biçimde yorumladı.
  • 11:05 - 11:07
    (Dış ses) Julian Stevenson: Bu üzücü.
  • 11:07 - 11:09
    "Bunu umursamıyoruz,
    sen son kişi değilsin."
  • 11:09 - 11:10
    HS: Evet.
  • 11:10 - 11:13
    JS: Bu, senden daha iyiyiz"
    gibi bir şey mi?
  • 11:13 - 11:14
    HS: Evet öyle.
  • 11:14 - 11:18
    JS: "Bunun hakkında
    yapabileceğin hiçbir şey yok.
  • 11:18 - 11:20
    Beni korkutursan
    veya başka bir şey yaparsan
  • 11:20 - 11:23
    seni vururum çünkü senden korkuyorum."
  • 11:23 - 11:24
    HS: Kesinlikle.
  • 11:25 - 11:27
    Fakat birisi seni takip ediyorsa --
  • 11:27 - 11:29
    JS: Bu herkes için aynı değildir.
  • 11:29 - 11:31
    HS: Hayır, her zaman aynı değil,
    dikkatli olman gerek.
  • 11:31 - 11:34
    JS: Evet çünkü insanlar
    sana saygısızlık edebilir.
  • 11:34 - 11:35
    HS: Kesinlikle.
  • 11:35 - 11:37
    Düşün ki sen,
  • 11:39 - 11:43
    "sen şöyle görünmüyorsun" --
  • 11:44 - 11:47
    Sanki sana şöyle diyorlar:
  • 11:47 - 11:51
    "İyi görünmüyorsun, bu yüzden
    bence sana saygısızlık etme hakkım var."
  • 11:51 - 11:53
    HS: Evet bunun adı o,
  • 11:53 - 11:54
    buna ırkçılık diyoruz.
  • 11:55 - 11:56
    Julian, buna ırkçılık diyoruz
  • 11:56 - 12:00
    ve evet insanlar -- yani diğer insanlar --
    kapüşonlu eşofman giyebilirler
  • 12:00 - 12:01
    ve onlara hiçbir şey olmaz.
  • 12:01 - 12:04
    Fakat sen ve Travyon'a olabilir,
  • 12:05 - 12:08
    bu yüzden babacığın senin
    güvende kalmanı istiyor.
  • 12:08 - 12:10
    (Dış ses) HS: Ve bu yüzden --
  • 12:10 - 12:13
    JS: Yani, "diğer insanlar" derken
  • 12:13 - 12:16
    eğer Travyon beyaz olsaydı
  • 12:16 - 12:19
    saygısız birisi olmaz mıydı demek istedin?
  • 12:20 - 12:23
    HS: Evet Julian, babacığın
    "diğer insanlar" derken
  • 12:23 - 12:24
    beyaz insanları kastetti.
  • 12:25 - 12:27
    Başlarda oldukça tuhaf olduğunu
    hissettiğim bir yol vardı
  • 12:27 - 12:30
    fakat bir kere ritme
    ve havaya girmeye başladığımda
  • 12:30 - 12:35
    klişeler ile ayrımcılık konuları
    hakkında konuşmaya başladım
  • 12:35 - 12:37
    ve sadece havaya girerken bile
  • 12:37 - 12:39
    Julian araya girdi.
  • 12:40 - 12:43
    (Dış ses) HS: Bu tehlikeli,
    siyahi olduğun için suçlusun
  • 12:43 - 12:44
    ve sen bir çocuksun --
  • 12:44 - 12:46
    Bu yanlış, bunu kimin yaptığı fark etmez.
  • 12:46 - 12:48
    JS: Baba, burada seni durdurmam gerek.
  • 12:48 - 12:49
    HS: Ne oldu?
  • 12:49 - 12:51
    JS: Hani hatırlasana biz --
  • 12:51 - 12:53
    HS: Bana bir hikâye
    anlatmak için araya girdi,
  • 12:53 - 12:56
    hikâye, bir yüzme havuzunda
    arkadaşıyla birlikteyken
  • 12:56 - 12:58
    yetişkin beyaz adamlar tarafından
  • 12:58 - 13:00
    ırkı sebebiyle tehdit
    edilmesiyle ilgiliydi,
  • 13:00 - 13:01
    annesi de bunu onayladı.
  • 13:01 - 13:04
    Ben de bunun hakkında konuşabildiği
    için kendimi mutlu hissettim
  • 13:04 - 13:06
    ve konuyu anladığını hissettim.
  • 13:06 - 13:08
    Travyon'un ebeveynlerinin
    üzgünlüğünü geçip
  • 13:08 - 13:11
    George Zimmerman'ın ebeveynleri
    hakkında konuşmaya başladık,
  • 13:11 - 13:12
    onların haberini bir gazetede okumuştum
  • 13:12 - 13:15
    ve onlar Travyon'un takip
    edilmesine göz yummuşlardı.
  • 13:15 - 13:18
    Julian'ın bana yönelik
    tepkisiyse çok kıymetliydi.
  • 13:18 - 13:20
    Çünkü anladığını bana hissettirmişti.
  • 13:20 - 13:22
    (Dış ses) JS: Onun hakkında ne söylediler?
  • 13:22 - 13:25
    HS: Bence, onun sinsice
    takip edilmesi konusunda
  • 13:25 - 13:28
    esasen haklı olduğunu düşündüler.
  • 13:28 - 13:29
    JS: Ne alaka?
  • 13:29 - 13:31
    HS: Evet, bence de yanlış.
  • 13:31 - 13:32
    JS: Bu -- bir dakika.
  • 13:32 - 13:36
    Yani, siyahi bir çocuğu takip etme,
    onunla kavgaya girişme
  • 13:36 - 13:39
    ve onu vurma hakkı
    olduğunu mu söylüyorlar?
  • 13:40 - 13:41
    HS: Julian anladıkça
  • 13:41 - 13:43
    ben geri kalmaya başladım.
  • 13:43 - 13:45
    Çünkü hayalimde şöyle düşünüyordum:
  • 13:45 - 13:49
    Ya benim Julian veya Bryan oğullarım
    Travyon'un yerinde olsaydı?
  • 13:49 - 13:52
    Öfkemin derecesi 10 olmuştu.
  • 13:52 - 13:55
    Buldum, yerini saptadım,
    sağ bacağım kontrolsüzce titriyordu,
  • 13:55 - 13:57
    tıpkı koşuyor gibiydim
  • 13:57 - 14:00
    ve hayalimde birilerinin Julian'ı
    kovaladığını görüyordum,
  • 14:00 - 14:02
    ben de onları kovalıyordum
  • 14:03 - 14:05
    ve ağzımdan çıkan tek şey,
  • 14:05 - 14:08
    birisinin benim çocuğumu
    rahatsız etmeye yeltenmesiydi.
  • 14:10 - 14:13
    (Dış ses) HS: Eğer birisi benim
    çocuğumu rahatsız etmeye çalışırsa
  • 14:14 - 14:15
    JS: O zaman ne olur?
  • 14:15 - 14:17
    HS: Koşarak kaçsalar iyi olur.
  • 14:18 - 14:19
    JS: Ne için?
  • 14:19 - 14:20
    HS: Onları yakalarım.
  • 14:20 - 14:21
    JS: Bak, gördün mü?
  • 14:21 - 14:22
    HS: Onları yakalarım.
  • 14:22 - 14:23
    JS: Gerçekten mi?
  • 14:23 - 14:24
    HS: Gerçekten.
  • 14:24 - 14:27
    JS: O zaman onlar seni yakalar
    çünkü silahları olabilir.
  • 14:27 - 14:29
    HS: Aslında polisi de ararım,
    aramam gerekir
  • 14:29 - 14:31
    ama sanırım onları ben yakalamak isterim.
  • 14:31 - 14:35
    Ama sen değil, haklısın,
    sen öylece insanları kovalayamazsın.
  • 14:35 - 14:36
    JS: Silahları olabilir.
  • 14:36 - 14:38
    HS: Evet haklısın, haklısın.
  • 14:38 - 14:40
    Onları kovalamak isterim diye düşünüyorum.
  • 14:40 - 14:42
    JS: Hem ordu falan da olabilirler.
  • 14:42 - 14:46
    HS: Biliyorum, oğlumla uğraştıkları için
    onları yakalamak isterim.
  • 14:46 - 14:47
    Bunu istemem.
  • 14:48 - 14:51
    HS: Ama sen haklısın, dikkatli olmalısın.
  • 14:51 - 14:54
    Dikkatli olmalısın.
  • 14:54 - 14:58
    Bazı deli insanların senin hakkında
    ne düşündüklerini asla bilemezsin.
  • 14:59 - 15:01
    Sen güzel olduğuna inandığın sürece,
  • 15:01 - 15:04
    tıpkı babanın senin güzel
    ve yakışıklı olduğuna inanması,
  • 15:04 - 15:07
    annenin de güzel, yakışıklı ve zeki
    olduğuna inanması yeterli.
  • 15:08 - 15:11
    Ayrıca sen mutlu, güzel
    ve zeki olmak istediğin kadar
  • 15:11 - 15:14
    bu gezegende olmayı hak ediyorsun.
  • 15:15 - 15:17
    İstediğini yapabilirsin bebeğim.
  • 15:19 - 15:20
    HS: Irkların sosyal uyumu
  • 15:20 - 15:24
    sadece ebeveynlerin çocuklarına
    öğrettiklerinden ibaret değil.
  • 15:24 - 15:27
    Ayrıca ana babalarının öğrettiklerine
    çocukların cevaplarıdır.
  • 15:28 - 15:30
    Benim çocuğum hazırlıklı mı?
  • 15:31 - 15:35
    Görmezden gelinen ırkçılık ortaya
    çıktığında onu tanıyabilecekler mi?
  • 15:35 - 15:38
    Irkçılığın akın akın gelen
    yorumlarıyla iletişime geçebilip
  • 15:38 - 15:42
    kaçmadıkları bir dağ tırmanışı
    deneyimine kadar
  • 15:42 - 15:43
    onu azaltabilecekler mi?
  • 15:44 - 15:48
    60 saniye içinde normal ve sağlıklı
    bir karar verebilecekler mi?
  • 15:49 - 15:50
    Ben yapabilir miyim?
  • 15:50 - 15:51
    Siz yapabilir misiniz?
  • 15:52 - 15:53
    Evet yapabiliriz.
  • 15:54 - 15:58
    Eğer en tehdit edici anlarımızın ortasında
  • 15:58 - 16:02
    tanımlamayı, iletişime geçmeyi,
    nefes alıp vermeyi öğrenirsek
  • 16:02 - 16:06
    ve kendimize yabancı
    halimizle yüzleştiğimizde
  • 16:06 - 16:09
    ırk konusunda daha sağlıklı
    ilişkiler kurabiliriz.
  • 16:11 - 16:13
    Vücutlarımızda, zihinlerimizde
    ve ruhlarımızda
  • 16:13 - 16:17
    yüzyıllardır kaynayan ırka yönelik
    öfkeyi göz önüne alırsak --
  • 16:18 - 16:22
    ayrıca vücudumuzu, zihnimizi ve ruhumuzu
    etkileyenler, sağlığımızı da etkiler --
  • 16:23 - 16:26
    muhtemelen kalbimizin
    silahlanmasını önleyebiliriz.
  • 16:27 - 16:29
    Sadece, buralarda olmadığımızda
  • 16:29 - 16:31
    her bir ebeveynin çocuğu
    için istediğini istiyorum:
  • 16:31 - 16:33
    Şefkat ve koruma.
  • 16:34 - 16:37
    Polisler ve öğretmenler
    benim çocuklarımı gördüklerinde
  • 16:37 - 16:39
    onlardan kendi çocuklarını
    düşünmelerini istiyorum.
  • 16:39 - 16:43
    Çünkü inanıyorum ki bizim çocuklarımızı
    kendi çocuğunuz gibi görürseniz
  • 16:44 - 16:45
    onları vurmazsınız.
  • 16:46 - 16:49
    Bu, ırk kültürüyle mümkün,
    ayrıca uygulama da gerek,
  • 16:49 - 16:53
    hikâyelerimizdeki
    ırk travmasını çözebiliriz
  • 16:53 - 16:56
    ve iyileşmemiz, anlatmakla gelecek.
  • 16:56 - 16:59
    Fakat şunu asla unutmamalıyız ki
  • 17:00 - 17:04
    bizim kültürel farklılıklarımız
    şefkat ve korumayla dolu
  • 17:04 - 17:05
    ve şunu daima hatırlayın:
  • 17:05 - 17:08
    "Hikâyeyi anlatan kişi avcı olduğu sürece
  • 17:08 - 17:11
    aslanın hikâyesi asla bilinemeyecektir."
  • 17:11 - 17:12
    Çok teşekkür ederim.
  • 17:12 - 17:18
    (Alkış)
タイトル:
Stresli ve ırkçı durumlar nasıl çözülür
話者:
Howard Stevenson
概説:

Toplumun dokusunu parçalamakla tehdit eden ırksal gerilimleri iyileştirmeyi umuyorsak ırkla ilgili stresli durumlarda kendimizi açıkça ifade etme yeteneğine ihtiyacımız olacak. Irksal kültür aracılığıyla -- okuma yeteneği, bu durumları çözme ve değiştirme -- psikolog Howard C. Stevenson, çocukların ve ebeveynlerin stres ve travmayı azaltmasına ve yönetmesine yardımcı oluyor. Bu ilham verici, sessiz ve müthiş konuşmada, bu yaklaşımla ırksal tehdidi çözmenin, gençlerin kendine güven oluşturmasına ve üretken yollarla kendilerini ayakta tutmasına nasıl yardımcı olabileceği hakkında daha fazla bilgi edinebilirsiniz.

more » « less
Video Language:
English
Team:
TED
プロジェクト:
TEDTalks
Duration:
17:34

Turkish subtitles

改訂