YouTube

Got a YouTube account?

New: enable viewer-created translations and captions on your YouTube channel!

Turkish subtitles

← Savunma uzmanından toplumsal hareket başlatmak üzerine 3 ders

Get Embed Code
18 Languages

Showing Revision 19 created 11/17/2019 by Cihan Ekmekçi.

  1. Hikâyem 4 Temmuz 1992'de,
  2. annemin Mısır'dan kalkıp
    üniversite aşkının peşinden
  3. New York'a gelmesiyle başlıyor.
  4. Gökyüzünde havai fişekler patlarken
  5. babam anneme bakıp şaka yollu demiş ki,
  6. "Bak habibti,
  7. Amerikalılar senin gelişini kutluyorlar."
  8. (Gülüşmeler)
  9. Ne yazık ki, pek de kutlama gibi olmamış.

  10. Ben büyürken, annemle Queens'ten başlayıp
  11. New York sokaklarına doğru yürürdük.
  12. Annem başörtüsü ve
    uzun elbisesiyle yürürken
  13. çevreden gelen çirkin yorumlar karşısında
  14. küçük parmaklarımı
    ellerinin arasında sımsıkı tutardı.
  15. "Geldiğiniz yere geri dönün."
  16. "İngilizce öğrensenize,"
  17. "Aptal göçmenler."
  18. Bu sözler yüzünden
    kendi mahallemizde
  19. kendimizi pek de güvende
    hissedemezdik.
  20. Öte yandan, yine bu aynı sokaklar

  21. beni New York'a aşık etti.
  22. Dünyada ırk çeşitliliğinin en çok
    olduğu şehirlerden biri Queens.
  23. Göçmen ailelerin çoğunun
    hikâyesi hep aynı başlar,

  24. ceplerinde 3 ile 15 dolar civarı para,
  25. engin denizleri aşan bir gemi yolculuğu
  26. ve para kazanma telaşı,
  27. kalabalık ve yıkık dökük binalarda
    barınan aileler...
  28. Yine aynı aileler
  29. biz göçmen çocuklarının,
    bu küçük topluluklar içinde
  30. güvende olmamız,
    kimliğimizle barışmamız
  31. ve sevildiğimizi
    hissetmemiz için uğraştılar.
  32. Özellikle de kadınlar.

  33. Annem gibi maruz kaldıkları
    sözlere aldırmayan
  34. bu kadınlar sayesinde,
  35. annem olduğu kişi için özür dilemedi.
  36. Bu kadınların bazıları
    hayatım boyunca tanıştığım
  37. en güçlü kadınlardı.
  38. Her şey için iletişim ağına sahiplerdi.
  39. Dönüşümlü olarak birbirlerinin
    çocuğuna bakmak için,
  40. para biriktirmek için,
  41. dans partileri düzenlemek için,
  42. Kuran ezberlemek, İngilizce öğrenmek için
  43. ve yerel camiye bağış yapmak için
  44. küçük altın biriktirirlerdi.
  45. Yine aynı kadınlar,
  46. başörtümü takmaya karar verdiğimde,
  47. beni destekleyenlerdi.
  48. Müslüman olduğum için
    bana zorbalık yapıldığında,
  49. adeta arkamda Kuzey Afrikalı
    teyzelerden oluşan bir ordu
  50. beni koruyormuş gibi hissettim.
  51. Böylece 15 yaşımdayken

  52. her sabah uyanıp aynanın karşısına geçer,
  53. ipek örtümü, tıpkı annem ve
    anneannemin yaptığı gibi
  54. başıma örterdim.
  55. 2009 yılının bir yaz günü
  56. yine New York sokaklarına çıkmıştım.
  57. Mahallemizdeki bir kadının kurduğu
    yerel şiddet karşıtı dernekteki
  58. işime gidiyordum.
  59. Önce birinin kafamı arkadan
    çektiğini hatırlıyorum,
  60. sonrasında ise bu kişi beni yakaladı,
  61. başörtümü kafamdan çekip
    almaya çalışıyordu.
  62. Gözleri bana nefretle bakan, uzun boylu,
  63. geniş omuzlu adama
    doğru döndüm.
  64. Mücadele edip karşılık verdim,
  65. sonunda elinden kurtuldum.
  66. İş yerinde banyoya saklanıp
    dakikalarca ağladım.
  67. Düşünmekten kendimi alamadığım
    sorular vardı:
  68. "Neden benden nefret ediyor?
  69. Beni tanımıyor bile."
  70. Birleşik Devletlerde
    Müslümanlara kaşı işlenen

  71. nefret suçları 11 Eylül'den beri
    yüzde 1600 arttı
  72. ve Birleşik Devletlerdeki
    her dört kadından biri
  73. cinsiyete bağlı şiddetin
    bir türüne maruz kalacak.
  74. Öyle görünmeyebilir ama
  75. İslam korkusu ve Müslüman karşıtı şiddet,
  76. Müslüman kadınların başörtülü görüntüsü
  77. göz önüne alındığında
    cinsiyete bağlı şiddetin bir türüdür.
  78. Bunu yaşayan tek kişi ben değildim
  79. ve bunu bilmek beni dehşete düşürdü.
  80. Bir şeyler yapmam gerekiyordu.
  81. Sevdiğim insanların ve
    sevdiğim kadınların hiçbirinin
  82. kendini böyle savunmasız
    hissetmediğinden emin olmak istedim.
  83. Böylece mahallemdeki kadınların
    kendi yararlarına olan bir topluluğu

  84. nasıl oluşturabileceklerini,
  85. sınırlı olan imkânlarıyla
    neler yapabileceklerini
  86. düşünmeye başladım.
  87. Ve kadınların güvende ve güçlü
    olmalarını nasıl sağlamak için
  88. neler yapabileceğimi
    düşünmeye başladım.
  89. İşte bu yolculuk boyunca
  90. birkaç şey öğrendim.
  91. Bugün sizlerle öğrendiğim bu derslerden
    bazılarını paylaşmak istiyorum.
  92. Ders bir:

  93. Bildiğin şey ile başla.
  94. Kendimi bildim bileli
  95. Shotokan karate yapıyordum
  96. ve siyah kuşak karateciyim.
  97. Evet. bu yüzden, ben de -- sürpriz.
  98. (Gülüşmeler)

  99. Ben de belki mahallemdeki genç kızlara

  100. kendilerini savunmayı öğretebilirim
    diye düşündüm.
  101. Dışarı çıktım ve tek tek kapıları çaldım,
  102. kanaat önderleriyle, ailelerle,
    genç kadınlarla konuştum.
  103. Sonunda halk evinin bodrum katını
    ücretsiz olarak tutabildim
  104. ve yeterli sayıda kadını dersime
    gelmeye ikna edebildim.
  105. Nihayetinde tüm çabalarım işe yaradı,
  106. çünkü ilk bu fikri ortaya attığımda,
  107. insanların tepkileri çoğunlukla:
  108. "Ne kadar da tatlı,
  109. 1.55 cm boyundaki başörtülü kız
    karate biliyor.
  110. Ne güzel." şeklindeydi.
  111. Aslına bakarsanız, daha 16 yaşında
    New York Quenns'in
  112. Bay Miyagi'si olmuştum.
  113. Halk evinin bodrum katında
    13 genç kadına kendini savunma
  114. dersleri vermeye başladım.
  115. O yaz sekiz seanstan oluşan
    dersler boyunca
  116. her bir savunma hareketi ile
  117. bedenlerimizin ne kadar güçlü olduğunu
    anlamaya başladık.
  118. Kimliğimizle ilgili yaşadığımız
  119. deneyimlerimizi paylaştık.
  120. Bazen şok edici farkındalıklar,
  121. bazense göz yaşları vardı
  122. ama çoğunlukla kahkahalar olurdu.
  123. O yaz bu harika
    kız kardeşlik bağıyla geçti.
  124. Ve artık kendimi daha güvende
    hissetmeye başlamıştım.
  125. Ve bu, eğitmeye devam ettiğimiz
    kadınlar sayesinde oldu.
  126. Devam edeceğimi hiç düşünmemiştim
    ama öğretmeye devam ettik.
  127. Bugünse, tam dokuz yıldır, 17 şehir,
  128. 12 ülke, 760 kurs
  129. ve binlerce kadın ve genç kızla
  130. hâlâ öğretmeye devam ediyorum.
  131. Halk evinin bodrum katında başlayan
  132. savunma dersleri
  133. artık uluslararası tabana yayılmış,
    kadınlar için güvenlik ve güç
  134. sağlamaya odaklanmış, dünya çapında
    bir organizasyon hâline geldi:
  135. Malikah.
  136. (Alkışlar)

  137. Şimdi de iki numaralı ders:

  138. Tanıdığın kişilerle işe başla.
  139. Çoğu zaman, özellikle de
    konunuzda uzmansanız
  140. ve iyi bir etki bırakmak istiyorsanız,

  141. bir gruba dâhil olmak
  142. ve sihirli tarifin sizde olduğuna
    inanmak heyecan vericidir.
  143. Ancak ilk zamanlar öğrendiğim bir şey var.
  144. Saygın bir fiozof olan
    Kendrick Lamar'ın da dediği gibi,
  145. asıl önemli olan, alçak gönüllü olmak
    ve beklemektir.
  146. Kısacası 15 yaşındayken,

  147. çalıştığım tek grup
  148. mahallemde yaşayan
    14 yaşındaki kızlardı
  149. ve yaşlarımızdan dolayı
    arkadaş olabildik.
  150. Bununla birlikte, Bengalli bir
    göçmenin çocuğu olmak
  151. ya da Bronx'ta Senegalli
    göçmenin çocuğu olmak
  152. ile ilgili hiç bir fikrim yoktu.
  153. Bu topluluklardan tanıdığım
    bazı kadınlar vardı
  154. ve onların topluluklarında tesis ettikleri
  155. bilinç, güven ve ilişki seviyesi
    oldukça olağanüstüydü.
  156. Onlar da annem ve mahallemdeki
    kadınlar gibi kuvvetli bir
  157. iletişim ağına sahiptiler.
  158. Amaçları kendilerini geliştirip
  159. Birbirleri için daha güvenli bir
    ortam yaratmaktı.
  160. Savunma sanatları
    eğitmeni olmama rağmen
  161. başka bir topluluktan olan kadınlara
  162. güvende olmanın ne demek olduğunu
  163. anlatmak konusunda yetersizdim.
  164. Ve böylece, organizasyon
    ağımız genişledikçe,

  165. kendini savunmanın sadece
    fiziksel olmadığını öğrendim.
  166. Aslında duygusal yönü daha fazla.
  167. 60 dakikalık kendini
    savunma dersleri sonrası
  168. 30 dakikayı dertleşmeye ve
    iyileşmeye ayırıyoruz.
  169. Bu 30 dakika boyunca,
  170. kadınlar derse katılma nedenlerinden,
  171. maruz kaldıkları
    şiddet olaylarından bahsediyorlar.
  172. Örneğin, bir keresinde
    sınıfımızdaki kadınlardan biri
  173. yaşadığı aile içi şiddeti
    anlatmaya başladı.
  174. 30 yıldan beri devam eden bu şiddeti
  175. ilk defa açıkça anlatabiliyordu
  176. çünkü ona açıkça anlatabileceği
    güvenli bir ortam sağlamıştık.
  177. Yani işimiz çok önemli,
  178. ancak bu yalnızca, güvenliğin ve
    gücün kendileri için neye benzediğini
  179. tanımlamada kadının
    temsilciliğine inandığımız zaman olur.
  180. Pekâlâ, üç numaralı ders.

  181. Bu benim için en zoruydu.
  182. Bu çalışma hakkında en önemli şey
    neşe ile başlamaktır.
  183. Bu işi yapmaya başladığımda, nefret
    temelli bir saldırıya tepki gösteriyordum.
  184. Bu yüzden kendimi güvensiz,
    endişeli ve bunalmış hissediyordum.
  185. Gerçekten korkuyordum.
  186. Ve bu mantıklı,
    çünkü geri adım atarsanız,
  187. - muhtemelen buradaki birçok kadın
    bununla bağlantı kurabilir -
  188. yoğun bir güvensizlik hissi
  189. sürekli bizimle olacaktır.
  190. Yani düşünün ki,
  191. gece evinize doğru yürüyorsunuz
    ve arkanızda ayak sesleri duyuyorsunuz.
  192. Daha hızlı mı yürümelisiniz
    yoksa daha yavaş mı bilmiyorsunuz.
  193. Kullanmanız gerekebilir diye
    anahtarınızı elinizde tutuyorsunuz.
  194. "Eve gidince mesaj at. Güvende olduğundan
    emin olmak istiyorum." diyorsunuz.
  195. Ve bu konuda ciddiyiz.
  196. İçeceklerimizi bırakmaya korkuyoruz.
  197. Bir toplantıda çok fazla veya
    çok az konuşmaktan korkuyoruz.
  198. Bir kadın, bir siyahi, bir trans,
    bir eş cinsel ve bir Latin kökenli,
  199. kaçak, fakir ve göçmen
    olduğunuzu hayal ettiğinizde
  200. bu çalışmanın ne kadar bunaltıcı
    olabileceğini hayal edebilirsiniz.
  201. Özellikle de kişisel güvenlik bağlamında.
  202. Ancak, bu işe başlamaya
    beni neyin getirdiğini

  203. düşünmek için bir adım attığımda,
  204. aslında bunun, toplumumdaki
    kadınlara duyduğum
  205. sevgi olduğunu anlamaya başladım.
  206. Beni bu işi her gün sürdürmeye
    teşvik eden şey,
  207. onların bir araya geldiklerini,
  208. birbirleri için
    bir şeyler yapma becerilerini
  209. görmemdi.
  210. Bu yüzden Ürdün'deki bir mülteci kampında

  211. ya da Dallas, Teksas'taki bir halk evinde
  212. ya da Silikon Vadisi'nde
    bir şirket ofisinde de olsam,
  213. kadınlar güzel ve büyülü
    bir şekilde toplandılar
  214. ve kadınlar için güvenliği sağlamak
    ve güçlendirmek için
  215. birbirlerini desteklediler ve
  216. birbirleri için bir şeyler yaptılar.
  217. Ve işte değişim bu şekilde gerçekleşir.

  218. Birlikte kurduğumuz ilişkiler sayesinde.
  219. Bu yüzden, biz sadece
    savunmayı öğretmiyor,
  220. dans partileri düzenliyoruz,
  221. kermesler düzenliyor
  222. ve birbirimize sevgi notları yazıp
  223. birlikte şarkılar söylüyoruz.
  224. Ve bu gerçekten arkadaşlıkla ilgili
  225. ve çok çok eğlenceli bir şey.
  226. Söylemek istediğim son şey,

  227. bunca yıldır kendini savunmayı öğretirken
    benim için en önemli şey şuydu:
  228. Kendini savunma hareketleri
    oldukça havalı olsa da,
  229. kadınların dışarıda bu tekniklerini
    kullanmalarını istemiyorum.
  230. Hiçbir kadının, şiddet içeren bir durumu
  231. durdurmaya çalışmak zorunda
    kalmasını istemiyorum.
  232. Ama bunun olması için
  233. şiddet olmamalı
  234. ve şiddetin gerçekleşmemesi için
  235. bu şiddetin yaşanmasına izin veren
  236. sistem ve kültürlerin
    durdurulması gerekiyor.
  237. Ve bunun olması için, herkesin görev
    başında olmasına ihtiyacımız var.
  238. Artık size gizli tarifimi verdim,

  239. bundan sonrası size bağlı.
  240. Bildiğiniz şeyle başlamak,
    tanıdığınız kişiyle başlamak
  241. ve neşeyle başlamak.
    Ama önce başlamak.
  242. Çok teşekkür ederim.

  243. (Alkışlar)