Turkish subtitles

← Yaratıcı olmak için kendinize fırsat verin

Yaşamını şekillendiren anları derinlemesine düşünen aktör Ethan Hawke, cesur sözlerin birbirimizi iyileştirme ve iletişim kurmayı nasıl geliştirdiğini irdeliyor ve kendi arsız yaratıcılığınızı keşfetmeye davet ediyor. Ethan Hawke, siz yürümedikçe ortada yol olmayacak," diyor.

Get Embed Code
51 Languages

Showing Revision 6 created 08/03/2020 by Cihan Ekmekçi.

  1. Bugün yaratıcılık hakkında
    biraz konuşmayı umuyordum.
  2. Birçok insan yaratıcı olmak adına
  3. kendilerine izin vermek için
    çok mücadele ediyor.
  4. Makul derecede böyleler.
  5. Hepimiz kendi yeteneklerimizden
    biraz şüphe duyarız.
  6. 20'li yaşlarımın başlarında denk geldiğim
  7. ve benim için bir şekilde çok anlamlı
    olan bir hikâye hatırlıyorum.
  8. Allen Ginsberg'den çok hoşlanıyordum,

  9. onun şiirlerini okuyordum,
  10. çok okuyordum -- çok röportaj veriyordu --
  11. ve bir kez de William F. Buckley'in
  12. "Firing Line" adındaki televizyon
    programına Ginsberg çıkmıştı
  13. ve orada mızıka çalıp
  14. bir Hare Krishna şarkısı söylemişti.
  15. Sonra New York'taki tüm
    entelektüel arkadaşlarına geri döndü
  16. ve o arkadaşları ona şöyle dedi:
  17. "Herkesin senin aptal olduğunu düşündüğünü
  18. ve bütün ülkenin seninle
    dalga geçtiğini bilmiyor musun?"
  19. O şöyle dedi: "Bu benim işim,
  20. ben bir şairim ve aptalmış gibi yapacağım.
  21. Çoğu insan bütün gün işe gitmek zorunda
  22. ve eve gelip eşleriyle kavga ediyorlar,
  23. sonra yemek yiyorlar
    ve eski televizyonu açıyorlar
  24. ve bazı insanlar onlara
    bir şeyler satmak istiyor
  25. ve bunların hepsini berbat ettim.
  26. Devam edip Krishna şarkısı söyledim
  27. ve onlar şimdi yatakta
    oturup şöyle diyorlar:
  28. "Kim bu aptal şair?
  29. Sonra da uyuyamıyorlar, değil mi?
  30. Bu, şairin işi
  31. ve ben de bunu çok
    özgürleştirici buluyorum

  32. çünkü bence çoğumuz,
  33. dünyaya kaliteli bir şeyler
    vermeyi çok istiyoruz,
  34. dünyanın iyi veya önemli olarak
    addettiği şeyler bunlar.
  35. Bu, gerçek bir düşman
  36. çünkü yaptığımızın iyi olup
    olmadığı bize bağlı değil
  37. ve tarih bize bir şey öğrettiyse
  38. o da şu ki dünya, son derece
    güvenilmez bir eleştirmen.
  39. Kendinize şunu sormalısınız:

  40. İnsanın yaratıcılığının önemli
    olduğunu düşünüyor musunuz?
  41. Çoğu insan şiir üzerine düşünmek için
    çok fazla zaman harcamıyor, değil mi?
  42. Yaşayacakları bir hayatları var
  43. ve Allen Ginsberg'ün
    ya da başkalarının şiirleriyle
  44. o kadar da çok ilgilenmiyorlar,
  45. babaları öldüğünde cenazeye gidene dek
  46. ya da çocuklarını kaybedince,
  47. birisi sizin kalbinizi kırdığında
    ve sizi artık sevmediğinde
  48. birdenbire yaşamdan bir anlam
    çıkarmada umutsuz oluyorsunuz
  49. ve "hiç kimse hayatında hiç
    böylesine kötü hissetti mi?
  50. Bu kara bulutlardan nasıl
    çıkabildiler?" diye soruyorsunuz.
  51. Ya da tam tersini
    -- harika bir şey yaşıyorsunuz.

  52. Biriyle tanışınca sanki kalbiniz patlıyor.
  53. Onları o kadar çok
    seviyorsunuz ki kafanız bulanıyor.
  54. Başınız dönüyor.
  55. "Daha önce hiç kimse böyle hissetti mi?
    Bana neler oluyor?" diyorsunuz.
  56. İşte bu, sanat bir lüks değil
    bir gereklilik olduğunda gerçekleşir.
  57. Buna ihtiyacımız var.
  58. Pekâlâ, bu nedir?

  59. İnsanın yaratıcılığı, içimizdeki
    doğanın dışa vurumu.
  60. Şuraya bakıyoruz,
  61. kuzey ışıklarına bakıyoruz, değil mi?
  62. Çocukken "Beyaz Diş" filminde oynamıştım,
  63. film Alaska'da çekilmişti
  64. ve gece dışarı çıktığımda
  65. gökyüzü mor, pembe ve beyaz
    ışıklarla dalgalanıyordu
  66. ve bu gördüğüm en güzel şeydi.
  67. Gökyüzü sanki oyun oynuyor gibiydi.
  68. Çok güzeldi.
  69. Gün batımında Büyük Kanyon'a gidin.
  70. Orası da çok güzel.
  71. Güzel olduğunu biliyoruz.
  72. Peki ya aşık olmak?
  73. Sevdiğiniz çok güzel.
  74. Benim dört çocuğum var.
  75. Onları oynarken izlemek
  76. ya da kelebekmiş gibi yapıp
    evin etrafında koşturmalarını
  77. ve herhangi bir şey
    yapmalarını izlemek çok güzel.
  78. İnanıyorum ki uzayda bu yıldızın içinde

  79. birbirimize yardım etmeye
    çalışmak için varız, değil mi?
  80. İlk olarak hayatta kalmak zorundayız,
  81. sonra da gelişmeliyiz.
  82. Gelişirken kendimizi ifade etmeliyiz.
  83. Sıkıntı şu ki, kendimizi
    tanımak zorundayız.
  84. Neyi seviyorsunuz?
  85. Eğer sevdiğinize yaklaşırsanız
  86. kim olduğunuz su yüzüne çıkar ve gelişir.
  87. Benim için bu çok kolaydı.

  88. İlk profesyonel tiyatro oyununa
    12 yaşındayken çıktım.
  89. George Bernard Shaw'ın
    "Saint Joan" adlı bir oyunuydu
  90. ve McCarter tiyatrosundaydı.
  91. Sonra güm! Aşık oldum.
  92. Dünyam genişledi.
  93. Bu meslek -- şu an neredeyse
    50 yaşındayım --
  94. bu meslek bana karşılık
    vermeyi hiç bırakmadı
  95. ve bana daha da çok karşılık verdi,
  96. tuhaftır ki bu çoğunlukla
    oynadığım karakterler yoluyla oldu.
  97. Polisi oynadım, suçluyu oynadım,

  98. papazı oynadım, günahkârı oynadım
  99. ve 30 yıl boyunca bu işi yapmakta
    ve bunun yaşam boyu sürmesindeki sihir,
  100. benim, Ethan'ın deneyimlerini
    görmeye başlıyorsunuz
  101. ve ben sandığım kadar eşsiz biri değilim.
  102. Bu insanların hepsiyle ortak bir yanım var
  103. ve onların da benimle ortak yanları var.
  104. Hepimizin nasıl birbirimize bağlı
    olduğunu anlamaya başlıyorsunuz.
  105. Büyükannem Della Hall Walker Green
    ölüm döşeğindeyken

  106. kısa bir yaşam öyküsünü hastanede yazdı
  107. ve sadece 36 sayfaydı,
  108. bunun yaklaşık beş sayfasını
  109. bir oyun için bir kez kostüm
    yaptığını yazmakla harcamıştı.
  110. İlk eşiyle ilgili olanlar bir paragraftı.
  111. 50 yıl boyunca yaptığı
    pamuk çiftçiliğinden bahsetmişti.
  112. Kostümlerle ilgili beş sayfa yazmıştı.
  113. Bakıyorum da -- annem, yaptığı
    yatak örtülerinden birini bana bıraktı,
  114. siz de onu hissedebilirsiniz.
  115. O kendini ifade ediyordu
  116. ve gerçek olan bir gücü vardı.
  117. Üvey erkek kardeşimle birlikte

  118. Top Gun filmini izlemeye
    gittiğimizi hatırlıyorum,
  119. hangi yıl çıkmıştı bilmiyorum.
  120. Alışveriş merkezinden çıktığımızı da
    hatırlıyorum, hava aşırı sıcaktı,
  121. ona baktım, ikimiz de filmin
    Tanrı'dan bir çağrı olduğunu hissetmiştik.
  122. Öyle bir şeydi ki,
  123. çok farklıydı.
  124. Aktör olmak istemiştim.
  125. İnsanları hislendiren
    bir şeyler yapmalıydım,
  126. bunun bir parçası olmak istiyordum.
  127. Üvey kardeşim de asker olmak istiyordu.
  128. Tek yaptığımız polisçilik,
    askercilik oynamak,
  129. şövalye olup kılıç sallamaktı.
  130. Kardeşim, oku ağaca saplanabilen,
  131. çalışan bir yaylı tüfek yapacaktı.
  132. Sonunda asker oldu.
  133. ABD Ordusu Özel Harekât Kuvvetleri'nden
    albay olarak emekli oldu.
  134. Çok arma sahibi oldu ve Afganistan
    ile Irak'ta savaşıp emekli oldu.
  135. Şu sıralar, şehit askerlerin çocuklarına
    bir yelken kampında öğretmenlik yapıyor.
  136. Hayatını tutkusuna verdi.
  137. Onun yaratıcılığı liderlikti,
  138. diğer insanlara cesaretiyle
    liderlik ve yardım etmekti.
  139. Bu onun çağrıldığını hissettiği bir şeydi
  140. ve bu, ona geri döndü.
  141. Şunu biliyoruz ki hayatımız

  142. ve onu nasıl harcadığımız
    çok kısa bir süreyi kapsıyor --
  143. hayatımızı bizim için önemli
    olan şeylerle mi harcıyoruz?
  144. Çoğumuz böyle yapmıyoruz.
  145. Bunu yapmak zor.
  146. Alışkanlığın çekimi muazzam
  147. ve çocukları çok yaratıcı yapan da bu.
  148. Bu yüzden onların hiç alışkanlıkları yok
  149. ve iyi ya da kötü olduklarıyla
    ilgilenmiyorlar, değil mi?
  150. Kumdan kale yapınca şöyle demiyorlar:
  151. "Bence ben çok iyi bir
    kumdan kale inşaatçısı olacağım."
  152. Onlara verdiğiniz her projeye
    sadece kendilerini veriyorlar --
  153. dans etmek, resim yapmak,
  154. bir şeyler inşa etmek.
  155. Ellerindeki her fırsatı
  156. bireysellikleriyle sizi etkilemek için
    kullanmaya çabalıyorlar.
  157. Bu çok güzel bir şey.
  158. Yaratıcılık hakkında ne zaman konuşulsa
    beni bazen endişelendiren bir şey bu.

  159. Çünkü hoş olduğuna dair bir his olabilir
  160. ya da sıcak ve zevkli bir şey olabilir.
  161. Fakat öyle değil.
  162. Bu hayati bir şey.
  163. Bu birbirimizi iyileştirme biçimimiz.
  164. Şarkımızı söylerken,
  165. hikâyemizi anlatırken,
  166. sizi anlatmaya davet ederken
  167. "Hey, beni dinleyin,
    ben de sizi dinleyeceğim,"
  168. bir diyalog kuruyoruz.
  169. Siz bunu yaptığınızda iyileşme oluşur,
  170. köşelerimizden çıkarız
  171. ve birbirimizin ortak insanlığına
    şahitlik etmeye başlarız.
  172. Bunu ortaya koymaya başlarız
  173. ve bunu yaptığımızda
    çok güzel şeyler olur.
  174. Yani, topluluğunuza, ailenize

  175. ve arkadaşlarınıza
    yardım etmek istiyorsanız
  176. kendinizi ifade etmek zorundasınız
  177. ve kendinizi ifade etmek için de
    kendinizi tanımak zorundasınız.
  178. Aslında bu çok kolay bir şey.
  179. Sadece sevdiğiniz şeyi
    takip etmek zorundasınız.
  180. Bir yol yok.
  181. Siz yürümedikçe bir yol yok
  182. ve aptalmış gibi yapmaya
    gönüllü olmak zorundasınız.
  183. Okumanız gereken kitabı okumayın,
  184. istediğiniz kitabı okuyun.
  185. Eskiden sevdiğiniz müzikleri dinlemeyin.
  186. Yeni müzikler dinlemeye
    biraz zaman ayırın.
  187. Normalde konuşmadığınız birisiyle
    konuşmaya biraz zaman ayırın.
  188. Bunu yaparsanız
  189. sizi temin ederim kendinizi
    aptal hissedeceksiniz.
  190. İşte mesele bu!
  191. Aptalmış gibi yapın.
  192. (Gitar çalıyor)

  193. (Söylüyor) Austin'e gitmek istiyorum,
    evde kalmak istiyorum.

  194. Arkadaşlarımızı davet edelim
    ama yine yalnız olalım.
  195. Tehlike içinde yaşayalım.
  196. Sakin kalalım.
  197. Aptal olduğum için herkesin
    bana saygı göstermesini sağlayalım.