Turkish subtítulos

← Kaygı ile başa çıkabilen çocukları nasıl yetiştiririz

Obtener código incrustado.
36 idiomas

Mostrar Revisión36 creada 08/05/2020 por Cihan Ekmekçi.

  1. Çocukken pek çok korkum vardı.
  2. Şimşeklerden, böceklerden,
  3. gürültüden ve kostümlü
    karakterlerden korkardım.
  4. Ayrıca doktorlar ve iğneler
  5. çok büyük fobilerimdi.
  6. Aile doktorumuzdan kaçma
    çabalarım esnasında
  7. o kadar çok hırçınlaşmıştım ki
  8. doktor beni sakinleştirmek için
    yüzüme tokat atmıştı.
  9. Altı yaşındaydım.
  10. O zamanlar savaş ya da kaç modundaydım
  11. ve basit bir aşı için bile
    beni ailem dahil
  12. üç-dört yetişkinin tutması gerekiyordu.
  13. Sonrasında, ailem
    tam liseye başlayacağım sırada

  14. New York'tan Florida'ya taşındı
  15. ve kilise okulundaki yeni çocuktum,
  16. kimseyi tanımıyordum.
  17. Okulun ilk gününden
  18. ortama alışma konusunda
    endişeleniyordum ki,
  19. bir öğretmen yoklama alırken
    "Anne Marie Albano" ismini söyledi
  20. ve [Staten Adası aksanıyla]
    "Burada!" diye cevapladım.
  21. Öğretmen güldü
    ve "Ayağa kalk canım." dedi.
  22. "K-Ö-P-E-K de bakalım."
  23. [Staten Adası aksanıyla] "Köpek?" dedim.
  24. Öğretmenle birlikte tüm sınıf
    kahkahaya boğuldu.
  25. Sonra bu böyle devam etti,
  26. beni küçümsemek için daha
    ne sözcükler biliyordu.
  27. Hıçkırıklarla eve gittim,

  28. kendimden geçmiştim
  29. ve New York'a veya bir rahibe manastırına
  30. gönderilmek için yalvarıyordum.
  31. O okula bir daha asla dönmek istemiyordum.
  32. Ailem beni dinledikten sonra

  33. New York'taki rahip ile
    bu konuyu görüşeceğini
  34. ama dokuzuncu sınıfta Staten Adası'na
    transfer olabilmek için
  35. katılım bilgilerim gerektiğinden her gün
    okula devam etmem gerektiğini söylediler.
  36. Tüm bunlar e-posta
    ve telefonlardan önceydi.
  37. Sonraki birkaç hafta boyunca
  38. sözde Manhattan Piskoposu,
    Miami ve Vatikan arasında
  39. mektuplar gidip geliyordu.
  40. Her gün okula ağlayarak gider,
    eve ağlayarak dönerdim
  41. ki bu sayede din adamları anneme
    "Ona bir yer bulana kadar
  42. her gün okula gitmesini sağla."
    diyecek ve bana bir yer verecekti.
  43. Saf mıydım neydim?

  44. (Gülüşmeler)

  45. Birkaç hafta sonra, bir gün
    okul otobüsünü beklerken

  46. Debbie adında bir kızla tanıştım
  47. ve beni kendi arkadaşlarıyla tanıştırdı.
  48. Böylece benim arkadaşım oldular.
  49. Papa benden kurtulmuş gibiydi.
  50. (Gülüşmeler)

  51. Sakinleşmeye ve oraya yerleşmeye başladım.

  52. Çocuklarda kaygı üzerine
    çalıştığım otuz senem, bir bakıma

  53. kendini anlama adına yaptığım
    çalışmalarımdan kaynaklanıyor.
  54. Çok şey öğrendim.
  55. Gençler için kaygı,
    en yaygın çocukluk psikolojisi.
  56. Bu bozuklukluklar dört yaş gibi
    erken bir yaşta başlar
  57. ve yetişkinliğe kadar devam eder.
    Her 12 gençten biri
  58. ev ve okulda yaşıtlarıyla olan
    aktivitelerinde ciddi güçlük çekiyor.
  59. Bu çocuklar çok korkuyor, endişeleniyor
  60. tam anlamıyla kaygılarından dolayı
    fiziksel olarak rahatsızlık hissediyorlar.
  61. Okulda dikkatlerini toplamak, rahat olmak,
  62. eğlenmek, arkadaş edinmek
  63. ve çocukların yapması gereken
  64. her türlü şeyi yapmak onlar için zor.
  65. Kaygı, çocuklarda mutsuzluğa yol açabilir
  66. ve ebeveynler, çocuklarının üzüntüsüne
    tanık olmakta ön safhadalar.
  67. İşim dolayısıyla
    kaygılı çocuklarla tanıştıkça

  68. annem ve babama gidip bazı
    sorular sormak zorunda kalıyordum.
  69. "Ben iğneden o kadar korkarken
  70. neden bana zorla baskı yaptınız?
  71. Tekrar rezil olmaktan o denli
    endişelenirken
  72. neden okula gitmem için bana
    o uzun hikayeleri anlattınız?"
  73. Bana dedikleri: "Her seferinde
    senin için kalbimiz kırılıyordu,
  74. fakat bunlar senin yapman
    gereken şeylerdi.
  75. Senin zamanla ve daha çok tecrübeyle
  76. bu duruma alışmanı beklerken
  77. üzülmeyi göze aldık.
  78. Aşı olman gerekiyordu.
  79. Okula gitmen gerekiyordu." dediler.
  80. Ailemin bildikleri belki azdı

  81. ama yaptıkları, beni kızamıktan
    korumaktan çok daha fazlasıydı.
  82. Ayrıca beni hayat boyu kaygı bozukluğu
    ile yaşamaktan koruyorlardı.
  83. Küçük çocuklarda aşırı kaygı,
    bulaşıcı, hatta çoğalan
  84. dirençli bir bakteri gibi.
  85. Öyle ki, gördüğüm birçok genç
  86. birden fazla kaygı durumunu
    bir arada yaşıyor.
  87. Örneğin belirli bir fobileri var,
  88. bunun üzerine ayrılık kaygısı
    ve sosyal kaygı da yükleniyor.
  89. Tedavi edilmediği takdirde
  90. çocukluk döneminde kaygı, yetişkinliğe
    kadar süren depresyona yol açabilir.
  91. Ayrıca madde kullanımı
    ve intihar eğilimine de sebep olabilir.
  92. Benim ailem terapist değildi.

  93. Hiç psikolog da tanımıyorlardı.
  94. Tek bildikleri, bu durum benim için
    rahatsız edici olabilirdi
  95. ama zararlı da değildi.
  96. Ailem bu durumlardan kaçmama
    izin verseydi eğer, aşırı kaygım
  97. uzun dönemde bana daha çok zarar verirdi
  98. ve ara sıra olan sıkıntılarımla nasıl
    başa çıkacağımı öğrenemezdim.
  99. Esas itibarıyla, annem ve babam
    bana kendilerinin de yetiştikleri
  100. maruz kalma terapisini uyguluyorlardı,
  101. ki bu da kaygının
    bilişsel davranışsal tedavisinin merkezi
  102. ve anahtar bileşeni.
  103. Meslektaşlarım ve ben yedi ile 17
    yaş arası çocuklardaki kaygının tedavisi

  104. üzerine en kapsamlı rastgele seçilen
    kontrollü araştırmayı yaptık.
  105. Çocuk merkezli bilişsel davranışsal
    maruz kalma terapisinin
  106. veya serotonin geri alım tesirini
    önleyen ilaçların
  107. tedavi edilen gençlerde yüzde 60
    oranında etkili olduğunu gördük.
  108. Ayrıca bunların toplamı, çocukların
    yüzde 80'ini üç ayda iyileştiriyor.
  109. Bunlar iyi haberler.
  110. İlaçlara devam ederler
  111. veya çalışma süresince yaptığımız gibi
    aylık maruz kalma terapilerini
  112. tamamlarlarsa, bir yıl boyunca
    sağlıklı kalabilirler.
  113. Fakat bu çalışma bittikten sonra
  114. geri dönüp bunu takip eden bir
    katılımcı çalışması yaptık
  115. ve bu çocukların birçoğunun durumunun
    zamanla daha kötüye gittiğini gördük.
  116. Ayrıca kanıta dayalı
    en iyi tedavilere rağmen,
  117. kaygılı çocukların yaklaşık yüzde 40'ının
  118. geçen zaman süresince
    hasta olduklarını öğrendik.
  119. Bu sonuçlar hakkında çok düşündük.

  120. Neyi kaçırıyorduk?
  121. Böyle bir hipotez kurduk
  122. çünkü yalnızca çocuk merkezli müdahale
    üzerine odaklanmıştık,
  123. belki ailelere de hitap edip onları
    tedaviye dahil etmek
  124. önemli olabilirdi.
  125. Kendi laboratuvarımdan ve tüm dünyadaki
    meslektaşlarımdan çalışmalar

  126. tutarlı bir eğilim gösterdi:
  127. İyi niyetli aileler
    genelde kasıtsız olarak
  128. kaygı döngüsüne sürükleniyorlar.
  129. Pes ediyorlar ve çocuklarına
    çok fazla konfor sunuyorlar,
  130. böylece çocuklarının zorlu koşullardan
    kaçmasına izin vermiş oluyorlar.
  131. Bunu şu şekilde düşünmenizi istiyorum:
  132. Çocuğunuz eve ağlayarak
    gözyaşları içinde geliyor.
  133. Beş altı yaşındalar.
  134. "Okulda kimse beni sevmiyor!
    Bu çocuklar acımasız.
  135. Kimse benimle oynamaz."
  136. Çocuğunuzu bu denli üzgün görünce
    ne hissedersiniz?
  137. Ne yaparsınız?
  138. Doğal olarak ebeveyn içgüdüsü çocuğu
    rahatlatmak, yatıştırmak, korumak
  139. ve durumu düzeltmek ister.
  140. Öğretmeni arayıp duruma müdahale etmek
    veya oyun buluşması için aileleri aramak
  141. beş yaşında işe yarayabilir.
  142. Peki ya çocuğunuz her gün eve gözyaşları
    içinde gelmeye devam ederse?
  143. Sekiz, 10, 14 yaşlarında hala onlar için
    durumu düzeltmeye mi çalışacaksınız?
  144. Çocuklar gelişirken
  145. devamlı zor durumlarla karşılaşacaklar:
  146. yatıya kalmalar, sözlü bildiriler,
  147. pat diye gelen zor bir sınav,
  148. okuldaki bir spor takımı
    veya sahne için hazırlanmak,
  149. arkadaşlarla çatışma...
  150. Tüm bu durumlar risk barındırır:
  151. iyi yapamama, onların istediklerini
    elde edememe riski,
  152. belki hata yapma
  153. veya utanma riski.
  154. Risk almayan ve birbirleriyle kaynaşmayan

  155. kaygılı çocuklar
  156. daha sonra bu tür durumları nasıl
    halledeceğini öğrenmiyorlar.
  157. Çünkü beceriler zaman içinde
    baskıyla gelişir,
  158. çocukların her gün maruz kaldığı durumlar:
  159. kendi kendini yatıştırma becerileri
  160. ya da üzgünken
    kendini sakinleştirme yeteneği;
  161. problem çözme becerileri,
  162. başkalarıyla olan çatışmaları çözme
    yeteneği de buna dahil;
  163. ertelenmiş tatmini
  164. veya çabalarınızı devam ettirme yeteneği,
  165. üstelik sonucu görmek için çok fazla
    beklemek zorunda olmanıza rağmen.
  166. Bunlar ve diğer birçok beceri,
  167. risk alan çoğu çocukta gelişmekte.
  168. Öz yeterlilik biçimlenir,
  169. basitçe söylemek gerekirse
  170. bu zorlu şartlarla
    başa çıkabileceğine inanmak.
  171. Bu tür durumlardan kaçan

  172. ve başkalarının yardımını bekleyen
    kaygılı çocuklar
  173. zamanla daha da kaygılı hale gelirler,
  174. üstelik kendilerine olan
    güvenleri de azalır.
  175. Kaygı sorunu yaşamayan akranlarına kıyasla
  176. bu durumların
    içinden çıkamayacaklarına inanırlar.
  177. Bunların üstesinden gelmek için
    başkalarına, aileleri gibi birilerine
  178. ihtiyaçları olduğunu düşünürler.
  179. Doğal ebeveyn içgüdüsü çocuğu
    rahatlatmak, onu korumak

  180. güvende hissettirmek
  181. fakat 1930'da psikiyatrist Alfred Adler
  182. ebeveynleri şu şekilde uyarmış:
  183. Bir çocuğu istediğimiz kadar sevebiliriz
  184. ama o çocuğu bağımlı hale getirmemeliyiz.
  185. Çocukları eğitmeye çok erken;
    kendi başlarına yürümeye başladıklarında
  186. başlamamız gerektiğini tavsiye etmiş.
  187. Ayrıca şuna da dikkat çekmiş:
    Çocuklar, anne babalarının
  188. çocuklarına kul köle olmaktan daha önemli
    işleri olmadığı izlenimini edinirlerse
  189. sevgiyi yanlış anlayacaklar.
  190. Bu zamanda kaygılı çocuklar

  191. daima ailelerini arıyor
  192. ya da günün her saatinde
    yardım çağrıları atıyorlar.
  193. Peki ya kaygılı çocuklar küçükken
    savunma mekanizmalarını geliştiremezse,
  194. büyüdüklerinde onları ne bekler?
  195. Kaygı bozukluğu yaşayan genç yetişkinlerin
    ailelerinden oluşan bir grubu yönetiyorum.

  196. Bu gençler 18 ile 28 yaşları arasında.
  197. Çoğunlukla evlerinde,
  198. ailelerine bağımlı bir şekilde yaşıyorlar.
  199. Birçoğu okula ve üniversiteye gitmiş.
  200. Bazıları mezun oldu.
  201. Neredeyse hiçbiri çalışmıyor,
  202. yalnızca evde kalıyor
    ve hiçbir şey yapmıyorlar.
  203. Başkalarıyla anlamlı ilişkileri yok,
  204. ailelerine her türlü işlerini
    yapmaları açısından
  205. çok ama çok bağımlılar.
  206. Hala doktor randevularını aileleri alıyor.
  207. Çocukların eski arkadaşlarını arayıp
    ziyarete gelmeleri için yalvarıyorlar.
  208. Çamaşırlarını yıkayıp
    yemeklerini yapıyorlar.
  209. Üstelik çocuklarıyla
    müthiş bir çatışma içerisindeler
  210. çünkü kaygıları gelişip artıyor
    fakat çocuklar hiç gelişmiyor.
  211. Bu aileler çok büyük suçluluk hissediyor,
  212. daha sonra kırgınlık,
  213. sonra daha büyük bir suçluluk...
  214. Peki ya iyi haberler neler?

  215. Eğer çocuğun ailesi
    ve hayatındaki anahtar figürler
  216. ona yardım edebilir,
    onu korkularıyla yüzleştirirse
  217. ve çocuk, sorunları çözmeyi öğrenebilirse
  218. o zaman kaygıları ile başa çıkmak
    için kendi savunma mekanizmasını
  219. geliştirmesi daha büyük bir olasılık.
  220. Ailelere, o an anlayışlı olmalarını
  221. ve çocuklarının kaygılarına karşı
    tavırlarını düşünmelerini öğretiyoruz.
  222. Onlara şu soruları soruyoruz:
  223. "Nedir bu durum?
  224. Çocuğum için ne kadar endişe verici?
  225. Son olarak çocuklarımın bu durumdan
    ne öğrenmelerini istiyorum?"
  226. Ebeveynlerin çok dikkatli dinlemesini
    istiyoruz tabii ki

  227. çünkü çocuklar ciddi bir şekilde zorbalığa
    veya tehlikeye maruz kaldığında
  228. mutlaka ailelerin
    mudahale etmelerini istiyoruz.
  229. Ama tipik olarak,
    her gün kaygı veren durumlarda
  230. aileler sakin kalıp
  231. gerçekçi ve ılımlı olurlar,
  232. çocuğun duygularını desteklerlerse
  233. sonrasında çocuğa yardım edip
  234. durumu yönetmesini sağlarlarsa
    daha çok destek olurlar.
  235. Asıl önemli nokta
  236. bu durumlarla
    çocuğun başa çıkmasını sağlamak.
  237. Çocuğun sıkıntı çektiğini görmek
    tabii ki de büyük acı verecek,

  238. tıpkı ailemin bana yıllar sonra
    söylediği gibi.
  239. Çocuğunuzu o halde görünce
  240. olaya müdahale edip
    onu o acıdan kurtarabilirsiniz,
  241. hepsi bu kadar, değil mi?
  242. Yapmak istediğimiz şey bu.
  243. Ama genç ya da yaşlı olalım,
  244. aşırı kaygı, durumun üstesinden
    gelebilme yeteneğimizi hafife almamıza,
  245. riski ve sıkıntıyı ise gözümüzde
    büyütmemize neden olur.
  246. Korktuğumuz şeye devamlı maruz kalmanın
    kuvveti ve direnci arttırırken
  247. kaygıyı zayıflattığını biliyoruz.
  248. Ailemin bildiği bir şeyler vardı.

  249. Günümüzün aşırı kaygılı gençlerine
    fazla muhafazakar ailelerin
  250. bir yardımı dokunmuyor.
  251. Sakinlik ve güven yalnızca duygu değil.
  252. Ailelerin ve çocukların öğrenebileceği
    baş etme becerileri.
  253. Teşekkürler.

  254. (Alkışlar)