Turkish subtítulos

← Filmdeki temsilin gururu ve gücü

"Crazy Rich Asians" filminin patlayan başarısından havalara uçarken yönetmen Jon M. Chu, neyin onu yaratmaya ittiğini ifade ediyor. İlişkilerin ve ekrandaki temsillerin gücü hakkında da yankılanan bir durum ortaya çıkarıyor.

Obtener código incrustado.
23 idiomas

Mostrar Revisión39 creada 05/07/2020 por Can Boysan.

  1. Silikon Vadisi ve internet
    bana süper güçler verdi,
  2. savaşa götüreceğim aletler,
  3. kurşunları taşıyacağım bir kostüm
  4. ve ne zaman savaşılacağını söyleyen
    gökyüzündeki büyük işaret.
  5. Bunların hiçbirisini kanıtlayamam.

  6. "Bilim insanı" değilim,
  7. "gerçeklerim" yok.
  8. Aslında Rotten Tomato skorum
    şu anda yüzde 50 civarında,
  9. bu yüzden neden girmeme izin verdiler
    pek emin değilim.
  10. (Gülüşmeler)

  11. Ama eğer bizden büyük bir güçle

  12. çarpışmak hakkında konuşuyorsak
  13. o zaman doğru yerdeyim.
  14. Çünkü geçen yıl,
  15. kendim çektiğim "Crazy Rich Asians"
    filmiyle ilginç bir yıl yaşadım.
  16. (Alkış ve tezahürat)

  17. Teşekkür ederim, teşekkürler.

  18. Bugün eğer özellikle ilişkiler
    hakkında konuşuyorsak

  19. benim hikâyem sadece hayatım boyunca
  20. gerçekleşen ilişkiler derlemesi
    sayesinde mümkün oldu.
  21. Umarım kendi hikâyemden birazcık bahsetmek
  22. başkasının yolunu benim bulduğumdan
    daha erken bulmasına yardım eder.
  23. Benim hikâyem kutsal kitabı
    açmamla başladı.

  24. Tabii ki cihazların kutsal kitabı
    "Sharper Images"'ı.
  25. (Gülüşmeler)

  26. Evet, bilenler belli oluyor.

  27. Sihirli ve içi muhtemelen
    var olamayacak şeylerle dolu,
  28. hayallerin dergisiydi.
  29. Ama tam da oradaydı.
  30. Sipariş edebilirsiniz, postanıza gelir.
  31. Bazı şeyler muhtemelen
    hiç var olmamalıydı.
  32. Mesela güçlü, maskülen görünüşüyle
    suçları engelleyen,
  33. canlı gibi görünen taşınabilir manken
    "Gregory" gibi.
  34. Bu gerçek bir --
  35. (Gülüşmeler)

  36. Bu gerçek bir şey bu arada.

  37. (Gülüşmeler)

  38. Ama ben gözüme
    Sima Video Ed/it 2.'yi kestirmiştim.

  39. Bu şey 10 yaş için çok havalıydı.
  40. Bütün VHS oynatıcılarınızı
    bağlayabilirsiniz
  41. ve aynı anda kesebilirsiniz.
  42. Aileme söyledim ve onları
    bunu almak için ikna ettim.
  43. Ama buna girmeden önce,
  44. ailem hakkında kısa bir bilgi vereyim.
  45. Amerika'ya gençken gelmişler,
  46. Tayvan ve Çin'den geliyorlar
  47. ve Kaliforniya Los Altos'a,
  48. Silikon Vadisi'ne yerleştiler
  49. ve Chef Chu's adında bir restoran
    işletmeye başladılar.
  50. 50 yıl sonra bugün, hâlâ
    o restoranda çalışıyorlar,
  51. hâlâ oradalar
  52. ve ben orada büyüdüm, yani bu çok güzeldi.
  53. İlişkilerden bahsetmişken --
    bu yer ilişkilerin merkeziydi.
  54. İnsanlar oraya doğum günlerini,
    yıl dönümlerini,
  55. iş anlaşmalarını kutlamak
    için gelirlerdi, yerlerdi, içerlerdi.
  56. İlişki buydu.
  57. Ben de o ortamda büyüdüm.
  58. Ebeveynlerim Amerika'nın dünyadaki
    en muhteşem yer olduğunu söylerdi.
  59. Siz-- eğer bir şeyi seviyorsanız
  60. çok çalışabilir ve istediğiniz
    her şeyi elde edebilirsiniz.
  61. Her şeyiyle 5 Amerikan çocuğu büyüttüler.
  62. Ben en küçükleriyim,
  63. gördüğünüz gibi şurada
    gözleri kapalı olan benim.
  64. "Hart to Hart" adlı dizideki
    Jennifer ve Jonathan Hart'tan sonra
  65. kız kardeşime ve bana Jennifer
    ve Jonathan isimlerini koydular.
  66. (Gülüşmeler)

  67. Amerika'yı ne kadar sevdikleri ortada.

  68. Kennedy ailesi olduğumuzu düşünürlerdi,
  69. özellikle de annem.
  70. Bu yüzden bizi hep
    benzer şekilde giydirirdi,
  71. bizi görgü kuralları derslerine,
    baloya gönderirdi.
  72. Doğru diş randevusuna sahip
    olduğumuzdan emin olurdu.
  73. (Gülüşmeler)

  74. Bu gerçekten benim fotoğrafım,
    sahte değil.

  75. Bunun için şükürler olsun.
  76. Tatile her çıktığımızda kameranın
    sorumlusu bendim,

  77. bir sürü video çekerdim
    ve onlarla hiçbir işim olmazdı.
  78. Nitekim bu Sima Video Ed/it 2.
  79. Bana almaları için onları ikna etmiştim,
  80. bütün geceyi erkek ve kız
    kardeşlerimin odasındaki
  81. tellere karışmış VCR'lerle
    uğraşmak için harcardım.
  82. Artık onlara göstereceğim bir şey vardı.
  83. Bir gece onları oturma odasına götürdüm,
  84. muhtemelen 1991 senesi civarıydı,
  85. onları oturma odasında oturttum,
  86. kalbim deli gibi atıyordu,
    nefesim şiddetliydi,
  87. tıpkı şimdi olduğu gibi
  88. ve oynat tuşuna bastım.
  89. Sıra dışı bir şey oldu.
  90. Ağlamaya başladılar, ağladılar.
  91. Sadece en inanılmaz ev yapımı video
    düzenlemesi olduğu için değil
  92. yine de oldukça iyiydi.
  93. (Gülüşmeler)

  94. Ama ailemizi önlerindeki ekrana uyan

  95. ve ait olan normal bir aile olarak
    gördükleri için ağladılar.
  96. Tıpkı taptıkları filmler ve adımızı oradan
    koydukları diziler gibi.
  97. 5 çocuğun en küçüğü olarak
  98. ilk kez dikkate alındığımı
    hissettiğimi hatırlıyorum.
  99. Kafamın içerisindeki her şeyin
  100. o müthiş elektrikli yere gidip var olup
    kaybolduğu bir yer vardı.
  101. O andan itibaren,
  102. para kazansam da kazanmasam da
  103. hayatımın geri kalanında bu işi yapmak
    istediğimi biliyordum.
  104. Yani, tutkum vardı, şimdi de
    aletler gerekiyordu.

  105. Babam işe gitti.
  106. Chef Chu restoranındaki müşterilerine
    ev yapımı video düzenleme yeteneğimden
  107. övünerek bahsetmeye devam etti.
  108. Şanslıyız ki burası Silikon Vadisi.
  109. Donanım ve yazılım
    gibi şeylerle çalışıyorlar,
  110. hepsi mühendis.
  111. Bana dijital video düzenlemem için
    aletler vermeyi teklif ettiler.
  112. Yıl 90'ların ortasıydı, 90'ların başı.
  113. Benim gibi çocuklar için böyle
    aletlerin olmadığı zamanlar.
  114. HP, Sun ve Russell Brown, Adobe'dan
  115. bu beta yazılım ve donanımları aldım.
  116. El kitabım yoktu,
  117. bu yüzden kendim çözmek zorundaydım
    ve bu işe daha da aşık oldum.
  118. USC Sinematik Sanatları okuluna
    gitmeye başladım.

  119. Annem ve babam beni rastgele çağırır
  120. ve Çin soyum hakkında film yapmam
    gerektiğini hatırlatırlardı.
  121. Bir gün Çin'in filmler için büyük bir
    pazar haline geleceğini söylerlerdi.
  122. Ben de "Evet haklısınız çocuklar." derdim.
  123. (Gülüşmeler)

  124. Her zaman ebeveynlerinizi dinleyin.

  125. (Gülüşmeler)

  126. Zemeckis, Lucas ve Spielberg
    olmak istedim.

  127. Hakkında konuşmak istediğim
    son şey kültürel kimliğimdi,
  128. etnik kökenimdi.
  129. Dürüst olmak gerekirse
    konuşacak kimsem yoktu.
  130. Okulda içimi açabileceğim kimse yoktu.
  131. Eğer yapsaydım bile ne diyebilirdim ki?
  132. Bu yüzden umursamadım
    ve hayatıma devam ettim.
  133. 15 yıl sonra,

  134. Hollywood'a girdim.
  135. Spielberg tarafından keşfedildim.
  136. The Rock, Bruce Willis
    ve Justin Bieber'le çalıştım.
  137. Dans şirketim LXD'yi tanıtmak için
    TED sahnesine bile geldim
  138. ve bu muhteşemdi.
  139. Birkaç yıl sonra,
  140. yaratıcı olarak kaybolmuş gibi hissettim.
  141. Motor biraz yavaşlıyordu,
  142. ve bir işaret aldım.
  143. Gökten sesler duydum.
  144. Ya da daha çok kuş gibiydi.
  145. Tamam, pekâlâ Twitter idi
  146. ve Twitter --
  147. (Gülüşmeler)

  148. Twitter'da Constance Wu idi,

  149. Daniel Dae Kim idi,
  150. bugün burada olan Jenny Yang idi,
  151. Alan Yang idi.
  152. Bütün bu insanlar Hollywood'daki
    hayal kırıklıklarını
  153. temsilen yazıyordu.
  154. Beni gerçekten etkiledi.
  155. Böyle şeylerin asla tescilli
    olmadığını düşündüm.
  156. Gerçekten odaklanmıştım
  157. ve çalıştığım için şanslı hissettim.
  158. Sonradan fark ettim,
  159. Hollywood'un sorunu neydi?
  160. Neden bunu yapmıyorlardı?
  161. Daha sonra, aynada kendime baktım
    ve fark ettim ki Hollywood benim.
  162. Gerçekten de --
  163. buraya gelmeden önce yakalarımı kaldırdım.
  164. Hollywood oluşum böyle.
  165. (Gülüşmeler)

  166. Hâlâ öyleler mi? Tamam, güzel.

  167. (Alkış)

  168. Bunca yıldır bana çok
    şey verildiğini hissettim.

  169. Sevdiğim bu film işine ben ne veriyordum?
  170. Burada olduğum için şanslı hissettim.
  171. Ama şimdi fark ettim ki sadece burada
    olduğum için şanslı değildim,
  172. burada olmaya hakkım vardı.
  173. Hayır, burada olmaya hak kazandım.
  174. Bütün o uykusuz geceler, cuma günleri
    kaçırdığım o partiler,
  175. düzenleme yaptığım için kaybettiğim bütün
    arkadaşlar ve sevgililer.
  176. Sadece ses çıkarmak için değil aynı
    zamanda bir şeyler söylemek için
  177. burada olmaya hak kazandım.
  178. Önemli bir şey söylemek için.
  179. Aslında o güce,
  180. eğer gerçekten istersem bir şeyleri
    değiştirebilme süper gücüne sahibim.
  181. Kendinizle, size ve ailenize
    benzeyen insanlarla alakalı

  182. hikâyeler anlatmaya çalıştığınızda,
  183. bu korkutucu olabiliyor
  184. ve yalnız olmanın verdiği his geri geldi.
  185. Ama internet bana, beni destekleyecek
  186. ve yaptığım şey için beni sevecek olan
  187. koca bir ordunun beklediği
    işaretini gönderdi.
  188. Kevin Kwan'ın ilginç romanı
    "Crazy Rich Asians"ı buldum,
  189. çalışmaya başladık.
  190. Bu filmi birlikte yaptık.
  191. Bütün Asyalı oyuncu kadrosu,
  192. modern hikâyesiyle 25 yıl içindeki
    tamamı Asyalı olan ilk oyuncu kadrosuydu.
  193. (Alkış ve tezahürat)

  194. Başladığımızda hiçbir şeyin
    garantisi yoktu.

  195. Böyle bir film için sponsor yoktu.
  196. Ne zaman anketler yapsak
  197. sonuç izleyicilerin filme
    gelmeyeceği yönünde oluyordu.
  198. Filmini izlemeleri için
  199. insanlara bedava bilet verdiğin
    deneme gösterimlerinde bile
  200. 1'e 25 oranımız vardı.
  201. Bu da 25 sorudan sonra sadece 1 kişinin
    evet dediği anlamına geliyor,
  202. ki bu böyle türde şeyler için
    çok düşük bir oran.
  203. Kitabı bilen Asyalılar
    Hollywood'a çok güvenmedi.
  204. Kitabı bilmeyen Asyalılar
    filmin adını kırıcı buldu.
  205. Asyalı olmayan diğer insanlar da onlara
    hitap etmediğini düşündü.
  206. Yani, oldukça berbat durumdaydık.
  207. Şanslıyız ki, Warner Brothers
    bize yüz çevirmedi.
  208. Ama sonra elektrik yine bir yerde sıkıştı.
  209. Kendi yayımlarıyla yıllarca çalışmış
  210. bu Asyalı-Amerikan yazarlar,
    muhabirler, blog yazarları ordusu
  211. benden habersiz işe koyuldu
  212. ve yazılar yayımlamaya başladılar.
  213. Aynı zamanda teknoloji kurucuları sosyal
    medyada bir şeyler paylaşmaya,
  214. "LA Times", "The Hollywood Reporter"
    ve "Entertainment Weekly" gibi
  215. dergilerde bizim hakkımızda
    makaleler yazmaya başladılar.
  216. Bu, sanki bizim haberlerimizi yaparak
    halkın baş kaldırısı gibiydi.
  217. Tanık olmak için ne kadar harika bir şey.
  218. Bu destek dalgası bütün
    Asyalı-Amerikanlar arasında

  219. sohbet başlattı.
  220. Nerede tartışıp münazara edeceğimizi,
  221. hangi hikâyeleri anlatmak istediğimizi,
  222. hangi hikâyelerin anlatılıp
    anlatılamayacağını gösterdi.
  223. ne türde --
  224. kendimizle dalga geçebilir miyiz?
  225. Ya oyuncu kadrosu?
    Ne yapmak için iznimiz var?
  226. Hemfikir değildik ve hâlâ değiliz.
  227. Ama önemli olan nokta bu değildi.
  228. Önemli olan nokta sürmekte olan sohbetti.
  229. Bu sohbet seli bir altyapı haline geldi.
  230. Aynı şeye ulaşmaya çalışan
    bütün bu farklı grupları aldı
  231. ve hepimizi bu birleştirici dokuda
    bir araya getirdi.
  232. Yine mükemmel değildi
  233. ama sinemadaki temsillerimizi nasıl
    kararlaştırdığımızın başlangıcıydı.
  234. Sinemaya gittiğimde daha
    fiziksel bir hal aldı.

  235. Hafta sonu açılışı için oraya gidişimi
    hiç unutmayacağım.
  236. Sinemaya girdim ve sadece Asyalılar yoktu,
  237. birçok türde insan vardı.
  238. Gittim ve oturdum,
  239. insanlar güldüler, ağladılar.
  240. Lobiye çıktığımda,
  241. insanlar kaldılar.
  242. Sanki ayrılmak istemiyormuş gibiydiler.
  243. Birbirlerine sarıldılar,
  244. beşlik çaktılar, öz çekim yaptılar,
  245. film hakkında konuştular, güldüler.
  246. Bütün bu farklı şeyler.
  247. Bu filmle çok yakın bir ilişkim vardı
  248. ama çekerken bunu anlamamıştım,
  249. çekene kadar ne yaptığımızı anlamamıştım.
  250. Bu, o gün oturma odasında
  251. aile videomuzu izlerken ebeveynlerimin
    hissettiği şeyle aynıydı.
  252. Ekranda bizi görmenin bir gücü var
  253. ve bunu sadece gurur olarak
    tanımlayabilirim.
  254. Bu kelimeyi her zaman zihnen anladım,
  255. muhtemelen bu kelime hakkında konuştum da.
  256. Ama aslında gururu hissetmek --
  257. ve bunu hisseden sizler biliyorsunuz ki --
  258. sanki herkese dokunup ve kucaklayıp
    etrafta koşmak istiyormuşsunuz gibidir.
  259. Bu çok --
  260. bunu açıklayamıyorum.
  261. Uzun bir ilişki modeli olduğu için
  262. bu çok fiziksel bir his.
  263. Film bana verilmiş bir hediyeydi.

  264. Yıllar boyunca birçok şey öğrendim.
  265. Planlayabilirsiniz, senaryo yazabilirsiniz
    ve film şeritleri yapabilirsiniz.
  266. Ama bir noktada,
  267. filminiz size bir şeyler söyleyecek
  268. ve sizin işiniz de onu dinlemek.
  269. Bu yaşayan bir organizma ve bir nevi
    kendisini sunuyor,
  270. bu yüzden ellerinizden kaymadan önce
    yakalasanız iyi olur
  271. ve bu, film çekmekle ilgili
    en heyecanlı bölüm.
  272. Hayata baktığımda, aslında
    bu kadar farklı değil.
  273. İlişkilerin kırıntılarından, insanlardan,
  274. durumlardan, şanstan
  275. geçmeme bir nevi izin verildi.
  276. Sessiz ritimleri ve karmakarışık sesleri
    dinlemeye başladığınızda,
  277. sizin için çoktan yazılmış
    bu güzel senfoniyi
  278. duyduğunuzu fark ettiğimde
    bir şeyler değişti.
  279. Doğrudan kaderinize giden bir çizgi.
  280. Süper gücünüz.
  281. Film bana verilmiş bir hediyeydi,

  282. bir nevi ailem tarafından teşvik edildi
    ve topluluğum tarafından desteklendi.
  283. İhtiyacım olduğunda olmak
    istediğim kişi olabildim.
  284. Annem, geçen gün Facebook'ta
    sesli söylemek için
  285. çok ayıp olan bir şey paylaştı.
  286. Korkutucu, onun Facebook'u olmamalıydı --
  287. (Gülüşmeler)

  288. Bu şeyi paylaştı ve bu bir deyişti.

  289. Şu eğlenceli olanlardan.
  290. "Değişmek istemeyen birisini
    değiştiremezsiniz
  291. ama bir tohum ekmenin gücünü
    asla küçümsemeyin." diyordu.
  292. Ben de bu konuşmaya son
    dokunuşları yaparken
  293. hayatımdaki bütün ilişkilerin cömertlik,
  294. kibarlık, sevgi ve umuttan
    geçtiğini fark ettim.
  295. Şu anda üzerinde çalıştığım
    "In the Heights" ve "Crazy Rich Asians"
  296. filmlerini düşündüğümde--
  297. (Alkış ve tezahürat)

  298. Evet, iyi bir film.

  299. Tek istediğim içlerindeki neşe
    ve umudu göstermek.

  300. Çünkü en iyi günlerimizin geride
    olduğuna inanmayı reddediyorum.
  301. Aslında çok yakındalar.
  302. Çünkü görüyorsunuz ki sevgi --
  303. Sevgi bana verilen süper güç.
  304. Sevgi içime işleyen süper güç.
  305. Sevgi, hızlı bir kurşunu odadan çıkmadan
  306. durdurabilecek tek şey.
  307. Sevgi, bir binanın üzerinden atlayacak
  308. ve bir topluluğu gökyüzüne baktıracak,
  309. el ele tutuşturacak
  310. ve imkânsızca kendilerinden büyük bir
    şeyle yüzleşecek cesareti verecek tek şey.
  311. Kendime ve buradaki herkese
    meydan okuyorum.

  312. Şirketinizde işiniz üzerinde çalışırken,
  313. bu şeyi hayata işlerken
  314. ve imkânsızı mümkün kılarken
  315. birbirimize karşı kibar
    olmayı unutmayalım.
  316. Çünkü bunun bu gezegene verebileceğimiz
  317. en güçlü iletişim şekli
    olduğuna inanıyorum.
  318. Aslında, geleceğimiz buna bağlı.
  319. Teşekkür ederim.

  320. (Alkış ve tezahürat)

  321. Teşekkürler.

  322. (Alkış)