Turkish subtitles

← William Ury: "hayır"dan "evet"e yolculuk

William Ury, "Getting to Yes" kitabının yazarı, en zor durumlarda bile bir anlaşma yolu yaratmak için yalın, basit (ama kolay olmayan) bir yol öneriyor - aile içi anlaşmazlıklardan, belki Orta Doğu Sorununa kadar.

Get Embed Code
38 Languages

Showing Revision 1 created 01/24/2011 by Retired user.

  1. Evet, uzlaşma zorluğu konusu
  2. bana en sevdiğim hikayelerden birisini,
  3. Miras olarak Üç oğluna 17 tane deve bırakan
  4. Orta Doğu'lu bir adamın hikayesini hatırlatır.
  5. birinci oğluna develerin yarısını,
  6. ikinci oğluna develerin üçte birini
  7. ve en genç oğluna da develerin dokuzda birini bırakır.
  8. Ve üç kardeş tartışmaya başlarlar
  9. 17 2'ye bölünmemektedir.
  10. 3'e de bölünmemektedir.
  11. 9'a da bölünmemektedir.
  12. Kardeşçe ilişkileri gerilmeye başlar.
  13. Sonunda, umutsuzluk içinde
  14. yaşlı bilge bir kadına danışmaya giderler.
  15. Yaşlı bilge kadın uzun bir süre problemleri hakkında düşünür.
  16. ve sonunda geri gelir ve der ki,
  17. "Size yardım edebilir miyim bilemiyorum,
  18. ama en azından, eğer isterseniz, benim devemi alabilirsiniz" der.
  19. Böylece 18 tane develeri olur.
  20. Birinci oğul yarısını alır - 18'in yarısı 9'u.
  21. İkinci oğul kendi 3'te 1 payını alır - 18'in üçte biri 6'sını.
  22. En genç oğlu da kendi 9'da 1'lik payını
  23. 18'in 9'da 1'i yani 2 tane deveyi.
  24. eder 17
  25. 1 deve ellerinde fazla kalır
  26. Onu da yaşlı bilge kadına geri verirler.
  27. (kahkalar)

  28. Şimdi, bu hikaye hakkında bir an için düşünürseniz.

  29. bence dahil olduğumuz bir çok
  30. içinden çıkılmaz tartışmaları anımsatıyor.
  31. 17 deve ile başladıklarında sorunu çözebilecekleri bir yol yoktu.
  32. Her nasılsa, bilmemiz gereken şey,
  33. bu tarz durumlarda yaşlı bilge kadının yaptığı gibi bir adım geri çekilerek,
  34. duruma dışarıdan bir gözle bakmamız gerektiği
  35. tıpkı kadının 18'inci deve ile sonuca varması gibi.
  36. Dünya'daki çatışmalar için 18. deveyi bulmak
  37. benim için hayati bir tutku.
  38. Temel olarak insanlığı bir parça bu 3 kardeş gibi görüyorum.
  39. Hepimiz bir aileyiz.
  40. Bunu bilimsel olarak biliyoruz.
  41. iletişim devrimine şükürler olsun.
  42. dünyadaki bütün soylar, 15000 soyun hepsi
  43. birbirleri ile bağlantılı.
  44. bu büyük bir ailenin yeniden bir araya gelmesi.
  45. ve hala, bir çok ailenin bir araya gelmesinde olduğu gibi
  46. hepsi barış içinde ve net değil
  47. Bir sürü çatışma, anlaşmazlık var.
  48. ve sorun şu ki,
  49. farklılıklarımız ile nasıl başa çıkacağız?
  50. En derindeki farklılıklarımız ile,
  51. çatışmaya meyilli yapımız
  52. ve korkunç yok etme gücüne sahip silahlar üretme kabiliyetine sahip
  53. insan zekasıyla nasıl başa çıkacağız?
  54. Asıl soru bu.
  55. Geçen üç on yılın büyük bir kısmını

  56. neredeyse 4 on yılı
  57. dünyayı dolaşarak geçirdim.
  58. çatışmalara dahil olmaya çalışarak
  59. Yugoslavya'dan Orta Doğu'ya
  60. Çeçenistan'dan Venezuella kadar
  61. dünya üzerindeki en zor çatışmalardan bir kısmı bunlar
  62. Kendime hep şu soruyu soruyordum.
  63. Sanırım, bazı şekillerde
  64. "barış"ın sırıı nedir buldum
  65. Aslında bu şaşırtıcı derecede basit.
  66. Kolay değil ama basit
  67. Hatta yeni bile değil.
  68. Bu belki en eski çağlardan kalma kalıtımsal miraslarımızdan biri
  69. "Barış"ın sırrı - Biziz!
  70. İşin sırrı "Biz"iz
  71. herhangi bir çatışma anında
  72. yapıcı bir rol oynayabilecek olan
  73. çatışmanın etrafını saran topluluk olarak biziz
  74. Size kısa bir hikaye anlatayım, bir örnek

  75. Bundan 20 yıl kadar önce Güney Afrika'daydım.
  76. çatışma içindeki taraflarla çalışıyordum.
  77. Fazla bir ay kadar bir vaktim oldu.
  78. Ben de bu zamanı
  79. San Bushmen'deki bazı topluluklarla beraber geçirdim.
  80. Onların çatışmaları nasıl bir yöntemle çözdüklerini merak ediyordum.
  81. Çünkü, hepsinden sonra, canlı hatırıyla
  82. onlar avcı ve toplayıcı topluluklardı.
  83. bizim atalarımız ile çok benzer bir şekilde yaşıyorlardı.
  84. neredeyse insanlık tarihinin yüzde 99'unun yaşadığı gibi
  85. ve bütün erkekler avlanmak için zehirli oklardan kullanıyorlardı
  86. tamamen ölümcül
  87. bu durumda farklılıklarıyla nasıl başa çıkıyorlar?
  88. açıkcası öğrendiğim şey şu ki,
  89. bu topluluklarda ne zaman sinirler gerilse
  90. birisi gidip bütün zehirli okları çalıların arasına bir yerlere saklıyor
  91. ve ondan sonra herkes çember oluşturarak oturuyor
  92. oturuyor ve konuşuyorlar, ve konuşuyorlar, konuşuyorlar
  93. bu 2 gün sürebilir, veya 3 gün, 4 gün...
  94. ama dinlenmiyorlar
  95. ta ki bir çözüm bulana dek,
  96. ya da daha iyisi,
  97. Ve gerginlik hala çok yüksekse
  98. o zaman taraflardan birini bir yakınını ziyarete gönderiyorlar
  99. sakinleşmesi için zaman tanıyorlar.
  100. Bu sistem

  101. bence, ki bizi de büyük ihtimalle bu noktaya canlı tutan,
  102. varolan insani eğilimlerimizdir.
  103. Ben bu sisteme "üçüncü taraf" diyorum.
  104. Çünkü bunun hakkında biraz düşünürseniz,
  105. normal olarak çatışma hakkında düşündüğümüzde, çatışmayı tanımladığımızda
  106. ortada her zaman iki taraf vardır.
  107. Araplarla İsrailliler, işçilere karşılık yönetim
  108. karı-koca, Cumhuriyetçiler - Demokratlar
  109. ama genellikle göremediğimiz şey
  110. her zaman ortada bir "üçüncü taraf"ın daha olduğudur.
  111. Ve çatışmanın "üçüncü tarafı" ise "biz"iz.
  112. Bu çevrelen toplum,
  113. bu arkadaşlar, müttefikler,
  114. aile üyeleri, komşular
  115. ve inanılmaz derece yapıcı bir rol oynayabiliriz.
  116. Muhtemelen üçüncü tarafların
  117. yardımcı olabileceği en temel yöntem
  118. taraflara gerçekte neyin tehdit altında olduğunu hatırlamaktır.
  119. çocuklar için, aile için,
  120. toplum için, gelecek için
  121. kavga etmeyi bir an için bırakalım ve konuşmaya başlayalım.
  122. Çünkü, konu şu ki,
  123. bir çatışmanın içine dahil olduğumuz zaman,
  124. bakış açımızı kaybetmek kolaydır.
  125. Tepki göstermek kolaydır.
  126. İnsanoğlu: her birimiz bir tepki makinesiyiz.
  127. Bir deyiş vardır,
  128. kızgın olduğunda, en iyi konuşmanı yaparsın
  129. pişman olacak olsan da
  130. ve işte üçüncü taraf bize bunu hatırlatır.
  131. Üçüncü taraf bizim balkona çıkmamıza yardım eder.
  132. balkon burada bakış açısı yeri için bir metafor olarak kullanılır.
  133. balkonda gözünüzü ödül üzerinde tutarsınız.
  134. Size kendi yaptığım bir müzakere ile ilgili kısa bir hikayemi anlatayım.

  135. Bir kaç yıl önce, yönetici olarak
  136. çok zor bazı görüşmelerde yer almıştım
  137. Rusyadan bazı liderlerle
  138. Çeçenistan'dan bazı liderler katılıyordu.
  139. Orada bir savaş sürüyor, biliyorsunuz.
  140. Lahey'de buluştuk,
  141. Barış Sarayında.
  142. bazı odalarda Yugoslav Savaş Suçlarının mahkemesi
  143. sürüyordu.
  144. Görüşmeler çok sert bir başlangıcı teğet geçmişti,
  145. Çeçenistan Başkan Yardımcısı
  146. görüşmelere başlarken Rusları işaret ederek
  147. "Oturduğunuz koltuklarda oturmaya devam etmelisiniz,
  148. çünkü savaş suçlarınızdan dolayı bir gün yargılanacaksınız."
  149. sonra devam etti ve bana dönerek dedi ki,
  150. "Sen Amerikalısın,
  151. siz Amerikalarının Puerto Rico yaptıklarınıza bir bakın"
  152. ve benim de zihnim yarışmaya başladı, "Puerto Rico? Puerto Rico hakkında ne biliyorsunuz ki?"
  153. Tepki göstermeye başlamıştım,
  154. ama sonra balkona çıkmayı hatırlamaya çalıştım.
  155. ara verdiği zaman
  156. herkes bana dönmüş ve nasıl tepki vereceğime bakıyordu,
  157. balkondan yapılan bir bakış açısıyla, kendisine yaptığı hatırlatmadan dolayı teşekkür ettim,
  158. ve dedim ki, " Ülkem hakkında yaptığınız eleştiri için minettarım,
  159. ve bunu dostluğumuz bir işareti olarak kabul ediyorum
  160. ve birbirimizle dobra dobra konuşabileceğimizi kabul ediyorum.
  161. ve bizim burada yapmak için bulunduğumuz şey Puerto Rico veya geçmiş hakkında konuşmak değil
  162. Burada bulunma sebebimiz Çeçenistan'da akan kanı durdurmak
  163. ve çekilen acılara son vermek için bir yol bulup bulamayacağımızı görmek.
  164. Görüşmeler tekrar yoluna girdi.
  165. İşte üçüncü tarafın rolü budur.
  166. iki tarafında balkona çıkmasına yardım etmek.
  167. Şimdi bir süre

  168. dünyanın en zor çatışması olarak kabul edilen,
  169. veya en çözümsüz sorunu-çatışması olan yere
  170. Orta Doğu'ya bakalım.
  171. Soru şu: "üçüncü taraf" nerede?
  172. "balkona" nasıl gidebiliriz?
  173. Orta Doğu sorununa çözümüm
  174. varmış gibi yapmayacağım.
  175. ama bence birinci adımı attık
  176. tam anlamıyla birinci adım,
  177. üçüncü taraf olarak herhangi birimizin yapabileceği birşey.
  178. öncelikle size bir soru sorayım.
  179. Kaçınız
  180. geçtiğimiz yıllarda
  181. kendini Orta Doğu sorunu hakkında kaygı duyarken buldu
  182. ve ne yapılabilir diye merak ederken?
  183. Kaç kişi?
  184. tamam, büyük bir çoğunluğumuz
  185. ve aslında burada, bu kadar uzaktayken
  186. bu soruna bu kadar önem veriyoruz?
  187. nedeni ölümlerin sayısı olabilir mi?
  188. Orta Doğu'da ölenlerin yüzlerce kat fazlası
  189. Afrika'daki çatışmalarda hayatını kaybetti.
  190. Hayır, sebebi hikayeden kaynaklanıyor.
  191. çünkü kişisel olarak hepimiz konuya kendimizi
  192. dahil hissediyoruz.
  193. Hristan, Müslüman veya Yahudiler
  194. inananlar veya inanmayalar
  195. hepimiz kişisel bir menfaatimiz olduğunu hissediyoruz.
  196. Hikayeler önemlidir. Bir antropolog olarak, bunu biliyorum.

  197. Hikayeler bilgiyi akktarma yolumuzdur.
  198. Hayatımıza anlam verirler.
  199. Bu burada TED'de anlatıklarımızdır, hikayeler anlatıyoruz.
  200. Hikayeler anahtardır.
  201. benim sorum ise
  202. evet, deneyelim ve Orta Doğu'daki
  203. politikaları çözelim
  204. ama bir de hikayeye bir bakalım.
  205. Bütün bunların temelini anlamaya çalışalım.
  206. Burada üçüncü taraf'ı uygulayabilir miyiz bakalım.
  207. Bu ne anlama geliyor? Burada hikaye nedir?
  208. Şimdi biz antropologlar olarak, biliyoruz ki,

  209. her kültürün bir başlangıç hikayesi vardır.
  210. Orta Doğu'nun başlangıç hikayesi nedir?
  211. Bir cümlede
  212. bundan 4000 yıl önce, bir adam ve ailesi
  213. Orta Doğu'ya gelmişler,
  214. ve o zamandan beri dünya bir daha aynı olmamış.
  215. Bu adam, tabi ki
  216. Hz. İbrahim'di.
  217. ve onun sürdürmeye çalıştığı birlik olma idi.
  218. ailenin birliği
  219. O hepimizin babası.
  220. Ama bu onun sadece var olma sebebi değil aynı zamanda mesajı idi.
  221. Temel mesajı birlik olmaktı.
  222. Herbirinin birbirine bağlanmışlığı ve hepsinin birliği
  223. ve temel değer saygıydı
  224. yabancılara karşı nazik olmaktı.
  225. misafirperverliği ile bilinirdi.
  226. Bu anlamda
  227. o Orta Doğu'nun sembolik bir
  228. üçüncü tarafıydı.
  229. O hepimizin daha büyük bir bütünün parçası
  230. olduğumuzu anlatan kişiydi.
  231. Şimdi siz nasıl...?
  232. şimdi bir an için düşünün
  233. Bugünlerde terörizmin kırbacı ile yüzleşiyoruz.

  234. Nedir terörizm?
  235. Terörizm temel olarak masum bir yabancıyı almak
  236. ve korku yaratmak için öldüreceğiniz kişiye
  237. düşman olarak eğitmektir.
  238. Terörizmin karşıtı nedir?
  239. Masum bir yabancıyı alıp
  240. evinize davet edeceğiniz
  241. bir arkadaşınız olarak eğiterek
  242. anlayış tohumları ekmek ve oluşturmaktır,
  243. veya saygı, veya aşk.
  244. pekala ya o zaman

  245. İbrahim'in hikayesini ele aldığınızda
  246. bu üçüncü taraf hikayesini,
  247. peki ya olursa
  248. İbrahim konukseverliğin tarafını tuttuğu için --
  249. peki ya terörizmin antidotu olursa bu?
  250. Peki ya bu, dinlerin toleranssızlığına karşı
  251. bir aşı olursa?
  252. Bu hikayeyi hayata nasıl taşırsınız?
  253. Şimdi sadece bir hikaye anlatmak yeterli değil --
  254. bu güçlü --
  255. ama insanlar hikayeyi tecrübe etmeli.
  256. Hikayeyi yaşayabilmeliler. Bunu nasıl yapacaklar?
  257. Bunu nasıl yapacağınıza dair düşüncem bu.
  258. ve işte bu birinci adım olarak ortaya çıkıyor.
  259. Çünkü bunu yapmanın en basit yolu
  260. yürüyüşe çıkmak.
  261. İbrahimin ayak izlerini takip eden bir yürüyüşe çıkacaksınız.
  262. İbrahim izlerini tekrar bulacaksınız.
  263. Çünkü yürümek gerçek bir güce sahiptir.
  264. Bilirsiniz, bir antropolog olarak, yürümek bizi insan yapan şeydir.
  265. Eğlenceli, yürüdüğünüz zaman,
  266. aynı ortak yönde
  267. yan yana yürürsünüz.
  268. Şimdi eğer sizinle yüzyüze gelseydim
  269. ve bu kadar yakın olsaydım size
  270. tehdit ediliyor hissederdiniz.
  271. ama omuz omuza yürüsem
  272. hatta omuzuna dokunarak yürüsem
  273. sorun yok
  274. Yürürken kim kavga eder?
  275. Bu yüzden tartışmalar sırasında, işler zorlaştığında,
  276. insanlar orman içinde yürüyüşe çıkarlar.
  277. Dolayısıyla aklıma bir fikir geldi

  278. bir rota, bir yol
  279. temin etmek için --
  280. ipek yolunu düşünün, Appalachian Parkurunu
  281. İbrahim ayak izlerinden
  282. takip edilen.
  283. İnsanlar "Delice bu, yapamazsın" dedi.
  284. İbrahim izlerini takip edemezsin. Çok güvensiz.
  285. Bütün sınırları geçmek zorundasın.
  286. Orta Doğu'da 10 farklı ülkeden geçer,
  287. hepsini birleştirir.
  288. Ve biz de Harvard da bu fikir üzerine çalıştık.
  289. gerekli özeni gösterdik.
  290. ve sonra bundan birkaç yıl önce, bir grubumuz,
  291. 10 farklı ülkeden 25'imiz,
  292. İbrahimin ayak izlerini takip edip edemeyeceğimizi görmeye karar verdik,
  293. doğduğu şehir olan Türkiye'nin güneyindeki Urfa'dan
  294. Kuzey Mezopotamya'dan başlayarak
  295. sonra bir otobüsle ve bazen yürüyerek
  296. Harran'a gittik,
  297. İncil'e göre yolculuğuna başladığı yere.
  298. Sonra Suriye sınırını geçtik ve
  299. İbrahim'den sonra adını alan yere Harran'a vardık.
  300. Şam'a gittik.
  301. İbrahim ile ilgili uzun bir tarihe sahip olan şehre
  302. Sonra Ürdün'ün Kuzeyine geldik,
  303. Kudüs'e,
  304. İbrahim ile ilgili herşey olan, Beytüllahim'e (Bethlehem)
  305. ve sonunda yakıldığı yere
  306. El Halil (Hebron).
  307. Etkili bir şekilde, rahimden mezara kadar gittik.
  308. Yapılabileceğini gösterdik. İnanılmaz bir yolculuktu.
  309. Size bir soru sorayım.

  310. Kaçınız yabancı bir çevrede yaşamayı
  311. tecrübe etti,
  312. veya yabancı bir ülkede
  313. ve tamamen yabancı, gerçekten yabancı biri
  314. size gelip nazik bir davranışta bulundu,
  315. belki sizi evine davet etti, içecek sundu,
  316. kahve ikram etti, yemek verdi?
  317. İçinizden kaç kişi böyle bir tecrübe yaşadı?
  318. İbrahim'in yolundaki
  319. cevher işte bu.
  320. Orta Doğu'daki köylere gittiğinizde keşfedeğiniz şeyler bunlar
  321. misafirperverlik bulmayı umacağınız yerlerde bulacaksınız
  322. ve en mükemmel misafirperverliği bulacaksınız.
  323. hepsi İbrahim ile ilgili
  324. "Baba İbrahim'in aşkına
  325. bana yiyecek bir şeyler verir misiniz"
  326. Bizim keşfettiğimiz şey
  327. bu insanlar için İbrahim sadece kitaplardaki bir figür değil,
  328. o yaşıyor, o yaşayan bir varlık.
  329. ve uzun bir hikayeyi kısaltmak için,

  330. birkaç yıl önce,
  331. binlerce insan
  332. İbrahim'in yolundan bölümler yürümeye başladı
  333. orta doğu da
  334. insanların misafirperverliğinden keyif alarak.
  335. Yürümeye başladılar
  336. İsrail'de, Filistin'de,
  337. Ürdün'de, Türkiye'de, Suriye'de.
  338. İnanılmaz bir tecrübeydi.
  339. Erkekler, kadınlar, gençler, yaşlılar --
  340. erkeklerden çok kadınlar, aslında, ilginç bir şekilde.
  341. yürüyemeyenler için,
  342. o anda orada olamayanlar için,
  343. insanlar yürüyüşler organize etmeye başladılar.
  344. şehirlerde, kendi topluluklarında.
  345. Cincinnati'de örneğin, organize edilen yürüyüşte
  346. kiliseden bir camiye ve sinagog'a
  347. ve hepsinin elinde İbrani yemekleri
  348. İbrahim yolu günüydü.
  349. Brazilya'da Sao Paulo'da, bu yıllık bir etkinlik haline geldi
  350. binlerce insanın sanal bir ibrahim yolu
  351. koştuğu bir etkinlik,
  352. farklı toplulukların bir araya getiren bir etkinlik.
  353. Medya buna bayıldı, gerçekten çok sevdi.
  354. Buna bolca dikkat kesildiler
  355. çünkü bu görsel bir şey
  356. ve yabancılara karşı nazik
  357. İbrani konukseverliğini
  358. fikrini yayıyor
  359. Ve bundan birkaç hafta önce,
  360. Ulusal Radyoda haber vardı bununla ilgili
  361. Geçen ay,
  362. Guardian'da bir parça yer aldı.
  363. Manchester Guardian'da buna
  364. iki tam sayfa ayrılmıştı.
  365. Ve orada yerel halktan birinin bir sözü yer aldı
  366. şöyle diyordu " Bu yürüyüş bizi dünyaya bağlıyor"
  367. Hayatlarına inen bir ışık olduğunu söylüyordu.
  368. Bize umut getirdi.
  369. ve sonuç olarak bu demek
  370. bu psikoloji hakkında değil

  371. bu ekonomi hakkında
  372. çünkü insanlar yürürken para harcarlar.
  373. Ve tam buradaki kadın, Um Ahmad,
  374. Kuzey Ürdün'den bu yol üzerinde yaşayan kadın.
  375. İnanılmaz derecede fakir.
  376. Kısmen kör bir kadın ve kocası çalışamıyor.
  377. 7 çocuğu var
  378. ama yapabildiği tek şey yemek pişirmek
  379. ve böylece köyüne gelen yürüyüşçü bir grup için yemek yapmaya başlıyor
  380. ve evinde yemek veriyor.
  381. Yere oturuyorlar
  382. Bir masa örtüsü bile yok.
  383. kırsal çevrede yetişen taze bitkilerden
  384. en leziz yemekleri yapıyor
  385. ve sonra daha fazla yürüyüşçü gelmeye başlıyor.
  386. ve sonunda kadın ailesini geçindirecek belli
  387. bir gelir elde etmeye başlıyor.
  388. Ve sonra oradaki bizim takımımıza şöyle bir şöylemişti.
  389. "Beni bir zaman bana bakmaktan
  390. utanç duyan insanların olduğu bir köyde
  391. görünür biri yaptınız"
  392. İbrahim'in Yolunun potansiyeli budur işte.
  393. Orta Doğu'da, bu yol boyunca, tam olarak bu şekilde
  394. yüzlerce topluluk var.
  395. Bu potansiyel temel olarak oyunu değiştirmek için.
  396. ve oyunu değiştirmek için, bu sahneyi değiştirmeniz gerekiyor.
  397. bizim gördüğümüz şekilde --
  398. sahneyi değiştirmek için
  399. düşmanlıktan konukseverliğe,
  400. terörizmden turizme.
  401. ve bu anlamda İbrahim'in Yolu'
  402. bir oyun-değiştirici.
  403. Size sadece bir şey göstereyim.

  404. Burada bir meşe palamudu var yanımda
  405. sene başında bunu yürüyüşümüz sırasında
  406. almıştım yanıma
  407. Şimdi meşe palamudu meşe ağacıyla ilgili, tabi ki
  408. İbrahim ile ilişkilendirdiğimiz
  409. meşe ağacında yetişiyor.
  410. Şimdi bu yol, bu meşe palamudu gibi,
  411. sürecin daha başında.
  412. Meşe ağacı nasıl bir şey olacak peki?
  413. Açıkcası bence çocukluğumun güzel bir dönemini yaşadığım,
  414. burada Chicago'da doğduktan sonra
  415. Avrupa'da geçirdiğim zamana döndüğümde.
  416. Sözgelimi 1945 yılında Londra'da
  417. harabeler içinde olsaydınız
  418. veya Berlin'De
  419. ve siz şöyle bir şey söyleseydiniz,
  420. "Bundan 60 yıl sonra,
  421. burası dünya üzerindeki en barışcıl ve refah içindeki yer olacak"
  422. insanlar sizin aklınızı
  423. kaçırmış olduğunuzu düşünürlerdi.
  424. Ama ortak kimlikleri--Avrupa--
  425. ve ortak ekonomileri sayesinde onlar bunu başardılar
  426. Benim sormak isteğim şey, eğer bu Avrupa'da yapılabildiyse,
  427. neden Orta Doğu'da olmasın?
  428. Neden olmasın, ortak kimliğe şükür --
  429. ki bu İbrahim'in hikayesi ile
  430. ve ortak ekonomi sayesinde
  431. neden bu turizmin temel aldığı iyi bir parçası olmasın?
  432. O zaman şunu söyleyerek sonuca geleyim.

  433. 35 yıldır
  434. çalıştığım
  435. yeryüzünün en tehlikeli, zor ve çetin
  436. çatışmalarında
  437. şu ana kadar bir çatışmayı
  438. değiştirilemez olarak gördüm.
  439. kolay değil tabi ki,
  440. ama mümkün
  441. Bu Güney Afrika'da yapıldı.
  442. Bu Kuzey İrlanda'da yapıldı.
  443. Bu her yerde yapılabilir
  444. Bu sadece bize bağlı.
  445. Bu üçüncü taraf olmayı seçmemize bağlı.
  446. Sizi çok küçük bir adım olarak bile olsa
  447. üçüncü taraf olmaya
  448. davet ediyorum.
  449. Birazdan bir ara vermek üzereyiz.
  450. Sadece farklı bir kültürden
  451. farklı bir ülkeden,
  452. farklı bir etnik kökenden, farklı biriyle,
  453. konuşun, onu dinleyin.
  454. Bu üçüncü taraf şeklinde bir davranış.
  455. Bu İbrahim'in Yolunda yürümek.
  456. bir TED Konuşmasından sonra,
  457. neden bir TED Yürüyüşü olmasın?
  458. O zaman sizi

  459. üç şey ile bırakayım.
  460. Birincisi, barışın sırrı
  461. üçüncü taraf olmaktır.
  462. Üçüncü taraf biziz,
  463. her birimiz,
  464. küçük bir adımla,
  465. dünyayı alabilir, dünyayı getirebilir,
  466. barışa bir adım daha yakın.
  467. Afrika'ya ait bir söz var,
  468. "örümcek ağları bir araya geldiğinde,
  469. bir aslanı bile tutabilir."
  470. Eğer birlik olmayı başarırsak,
  471. barışın üçüncü taraf ağı olarak
  472. savaşın aslanını durdurabiliriz.
  473. Çok teşekkür ederim.

  474. (alkış)