Turkish subtitles

← Ne zaman tavır almalı - ne zaman bırakmalıyız?

Get Embed Code
28 Languages

Showing Revision 7 created 04/03/2016 by Sancak Gülgen.

  1. Bu yaz Ohio'ya bir aile düğünü
    için döndüm
  2. ve ben oradayken,
  3. Frozen'daki Anna ve Elsa ile tanıştım.
  4. Ama Frozen'daki Anna ve Elsa
    değildi.
  5. Sonuçta bu bir Disney etkinliği değildi.
  6. Bu iki girişimci prenses partileri
    yürüten bir işletmeye sahiptiler.
  7. Çocuğun 5 yaşına
    mı giriyor?
  8. Onlar gelip bazı şarkılar söyleyecekler,
  9. biraz peri tozu serpiştirecekler,
    bu harika.
  10. Fırsatı kaçırmak üzere değillerdi.
  11. Bu bir doğa olayı değildi.
    Bu ''Frozen''dı.
  12. Bu yüzden bir oyuncak
    mağazası tarafından kiralandılar,

  13. çocuklar cumartesi sabahları gelirler,
  14. bazı Disney eşyaları alırlar,
    prenseslerle fotoğraflarını çektirirler,
  15. bugünlük bu kadar.
  16. Bu sanki mevsimsel kısıtlamaları
    olmayan Noel Baba gibi.
  17. (Kahkahalar)
  18. 3,5 yaşındaki yeğenim Samantha
    kendini kaptırdı.

  19. Telif haklarından kaçınmak için Karlar
    Kraliçesi ve tek N ile Prenses Ana olsalardı,
  20. bu iki kadının poster imzalamasını ve
    kitap boyamasını daha az önemseyebilirdi.
  21. (Kahkahalar)
  22. O gün orada olan 200'den fazla çocuk ve
    yeğenime göre,
  23. bu Frozen'daki Anna ve Elsa'ydı.
  24. Ağustos ayında Ohio'da yakıcı
    sıcak bir yaz günüydü.

  25. Planlanan saate göre 10'da
    oradaydık
  26. ve bize verilen numara 59'du.
  27. Saat 11'e kadar 21'den 25'e
    kadar olan numaraları çağırdılar.
  28. Bu biraz sürecekti,
  29. ve hiç bedava yüz boyama
    ya da geçici dövme yoktu
  30. ki mağazanın dışında oluşan
    erimeyi engelleyebilsin.
  31. (Kahkahalar)
  32. 12:30'a kadar çağırıldık.

  33. ''56'dan 63'e, lütfen.''
  34. Biz içeriye yürürken, size tarif
    edebileceğim tek sahne
  35. Norveç'in kusmuş gibi göründüğüydü.
  36. (Kahkahalar)
  37. Yeri kaplayan kartondan kesilmiş kar
    taneleri,
  38. bütün düz yüzeylerde parıltılar ve
    bütün duvarlarda buz saçakları vardı.
  39. Sırada dururken

  40. 58 numaranın sırtını görmek yerine
  41. daha iyi bir görüş açısına sahip olması
    için çabaladım.
  42. Onu omuzlarıma aldım.
  43. Ve prensesleri görüşüyle anında büyülendi.
  44. Yaklaştıkça heyecanı sadece büyüdü
  45. ve sonunda sıranın önüne geldiğimizde
  46. 58 numara posterinin prensesler
    tarafından imzalanması için açılışı yaptı.
  47. Vücudundaki heyecanı tam olarak
    hissedebiliyordum.
  48. Dürüst olmak gerekirse, o noktada ben
    de biraz heyecanlıydım.
  49. (Kahkahalar)
  50. İskandinavya'nın çöküşü
    büyüleyiciydi demek istiyorum.
  51. (Kahkahalar)
  52. Sıranın önüne geldik

  53. ve yorgun görevli gözlerini yeğenime
    çevirdi ve
  54. "Merhaba, tatlım. Sıradaki sensin!" dedi.
  55. Aşağı inmek mi,
  56. fotoğraf için babanın omuzlarında
    kalmak mı istersin?
  57. (Kahkahalar)
  58. Ben, daha iyi bir kelime bulamıyorum,
    donakaldım.
  59. (Kahkahalar)
  60. Yüzleştiğimiz beklenmedik ani soru
    şaşırtıcıydı,

  61. ben kimdim?
  62. Teyze mi? Yoksa savunucu mu?
  63. Milyonlarca insan nasıl sert bir korumam
    olduğu hakkındaki videomu izlemişti.
  64. ve işte bir tanesi, gözümün önünde.
  65. Aynı zamanda,
  66. hayatımda çocuklardan daha önemli
    hiçbir şey yok,
  67. bu yüzden kendimi bazen kendimizi içinde
    bulduğumuz bir durumun içinde bulurum,
  68. bölünmüş iki şey, iki imkansız seçim.
  69. Savunucu mu olmalıyım?
  70. Yeğenimi omzumdan indirmeli ve
    görevliye aslında babası değil,

  71. teyzesi olduğumu,
  72. daha dikkatli olması gerektiğini,
  73. saç kesimlerine ve omuzda taşımaya göre
  74. cinsiyete balıklama atlamaması gerektiğini mi
    açıklamalıyım?--
  75. (Kahkahalar)
  76. ve bunu yaparken,
  77. yeğenimin hayatındaki en harika anı
    mı kaçırmalıyım?
  78. Ya da teyze mi olmalıyım?
  79. Bu yorumu dikkate almamalı, milyonlarca
    fotoğraf çekmeli,
  80. ve o anın doğal eğlencesinden bir anlık
    için dikkatimi dağıtmamalı mıyım,
  81. ve bunu yaparken
  82. kendim olmak için ayağa kalkmamamın ortaya
    çıkmasının utancıyla yürürüm,
  83. özellikle yeğenimin önünde.
  84. Ben kimdim?

  85. Hangisi daha önemliydi? Hangi role daha
    çok değerdi?
  86. Teyze miydim? Yoksa savunucu muydım?
  87. Karar vermek için ikiye bölündüm.
  88. Şimdi öğretiliyoruz

  89. ki biz sabit ve artan bir kutuplaşmanın
    olduğu bir dünyada yaşıyoruz.
  90. Çok beyaz ve siyah, ve bize ve onlara,
    çok doğru ve çok yanlış.
  91. Ortası yok. Gri yok, sadece kutuplaşma.
  92. Kutuplaşma iki fikir ya da düşüncenin
    birbirine tamamen
  93. karşı olma durumudur,
  94. zıt bir karşıtlık durumu.
  95. Hangi taraftasın?
  96. Siz şüphesiz ve sorgusuz sualsiz, savaş
  97. karşıtlığının, kürtaj konusundaki tercihin,
    ölüm cezası karşıtlığının,
  98. silah düzenleme yanlılığının,açık sınırların ve
    birlik olmanın yanlısı mısınız?
  99. Ya da siz kesinlikle ve taviz vermeksizin
  100. savaş, ölüm cezası taraftarı, kürtaj
    karşıtı,
  101. 2.yasa değişikliliğinin kesinliğine
    inanan,
  102. göçmen karşıtı ve iş yanlısı mısınız?
  103. Hepsi ya da hiçbiri, bizimle birliktesiniz
    ya da karşısınız.
  104. Bu kutuplaşmadır.
  105. Kutuplaşma ve mutlaklıkla ilgili problem
    şu ki,

  106. bizim insanlık deneyimlerimizin benliğini
    eliyor
  107. ve bizim insan doğamızı çelişkili yapıyor.
  108. Ama eğer biz iki farklı yöne çekildiysek,
  109. ama aslında bizim gerçekten var
    olduğumuz yer değil.
  110. kutuplaşma bizim asıl gerçekliğimiz değil.
  111. Oradan nasıl gideriz?
  112. Spektrumun diğer ucunda ne var?
  113. Bunun ulaşılamaz, uyumlu bir ütopya
    olduğunu düşünmüyorum.

  114. Kutuplaşmanın zıttının ikilik olduğunu
    düşünüyorum.
  115. İkilik iki kısıma sahip olma durumudur
  116. ama zıt karşıtlık değil,
  117. aynı zamanda var olmak.
  118. Bunun mümkün olacağını düşünmüyor musunuz?
  119. İşte benim bildiğim insanlar:
  120. Baş örtüsü takıp kürtaj yanlısı, feminist
    olan Katolikler,
  121. savaş karşıtı olan kıdemli askerler
  122. ve benim evlenebilmem gerektiğini düşünen
    NRA üyeleri tanıyorum.
  123. Onlar tanıdığım insanlar, onlar
    benim arkadaşlarım ve ailem
  124. Bu bizim topluluğumuzun çoğunluğu, bu
    sizsiniz, bu benim.
  125. (Alkışlar)
  126. İkilik iki şeyi bir arada tutma
    kabiliyetidir.
  127. Ama soru şu ki?
    Kendi ikiliğimize sahip olabilir miyiz?
  128. İki şeyi tutma cesaretine sahip olabilir
    miyiz?
  129. Kasabada bir restoranda çalışıyorum.

  130. Garsonla çok iyi arkadaş haline geldim.
  131. Ben hizmetçiydim ve çok iyi bir ilişkimiz
    vardı,
  132. beraber çok güzel vakit geçiriyorduk.
  133. İspanyolcası harikaydı
  134. çünkü o Meksikalı.
  135. (Kahkahalar)
  136. Bu hat aslında başka bir yola gitti.
  137. İngilizcesi kısıtlıydı ama İspanyolcası
    benimkinden çok daha iyiydi.
  138. Ama biz benzerliklerimizle birleştik,
  139. farklılıklarımızla ayrılmadık.
  140. Ve biz farklı dünyalardan gelmemize rağmen
    yakındık.
  141. O Meksika'dan geliyordu,
  142. Buraya gelebilmek ve eve döndüğünde daha
    iyi bir hayat sağlayabilmek
  143. için ailesini arkada bıraktı.
  144. O dindar, muhafazakar bir Katolikti,
  145. geleneksel aile değerlerine,
  146. basmakalıp kadın ve erkek rollerine
    inanan biriydi.
  147. Ve ben bendim.
  148. (Kahkahalar)
  149. Kız arkadaşım hakkında soru sorduğunda
    ya da ailesinin fotoğraflarını

  150. paylaştığında aramızdaki bağ oluştu.
  151. Bunlar bizi bir arada tutan şeylerdi
  152. Bir gün, biz arkadaydık,
  153. yemeğimizi olabildiğince çabuk
    yemeye çalışıyorduk, küçük bir masanın
  154. etrafında toplanmıştık,
  155. nadir bir sessizlik sırasında,
  156. mutfaktan kuzeni olan yeni
  157. bir adam geldi
  158. ve bütün kabadayılığı ve maçoluğuyla
    oturdu
  159. ki 20 yaşındaki bedeni tutulabildi.
  160. (Kahkahalar)
  161. Ve ona İspanyolca olarak sordu: ''Ash'in
    erkek arkadaşı var mı?''
  162. Ve o da ''Hayır, kız arkadaşı var.'' dedi.
  163. Adam ''Kız arkadaş mı?!?'' dedi.
  164. Çatalını indirdi ve onun gözünün
    içine baktı
  165. ve '' Evet, kız arkadaş. Hepsi bu.'' dedi.
  166. Onun şımarık gülümsemesi birden anne
    saygısına dönüştü,
  167. tabağını kaptı, uzaklaştı, işine döndü.
  168. O benimle hiç göz teması kurmadı.
  169. Aynı şeyi yaparak gitti.
  170. 10 saniyelik bir sohbetti, bu kadar kısa
    bir etkileşimdi.

  171. Kağıt üzerinde, onunla çok daha fazla
    ortak yönü vardı:
  172. dili, kültürü, tarihi, ailesi, hayatı burada
    topluluğuna bağlıydı
  173. ama vicdanı bütün bunları gölgede
    bırakmıştı.
  174. Kısa bir süre sonra, onlar mutfakta
    İspanyolca şakalaşıyorlardı ki,
  175. hiçbir şeyin benimle ilgisi yoktu
  176. ve işte bu ikiliktir.
  177. Onun mirasında eşcinsellik üzerine bir duruş
    sergilemeyi seçmesi gerekmiyordu.
  178. Onun bizim dostluğumuz üzerine ailesini
    seçmesi gerekmiyordu.
  179. Bu Hz.İsa ya da Ash değildi.
  180. (Kahkahalar)
  181. (Alkışlar)

  182. Onun bireysel ahlakı o kadar köklüydü ki
  183. kendisinde iki şeyi bir arada tutacak
    cesaret vardı.
  184. Bizim ahlaki bütünlüğümüz sorumluluğumuz
  185. ve biz uygun olmasa bile savunmaya
    hazırlıklı olmalıyız.
  186. İşte bu müttefik olmanın anlamı ve eğer
    siz müttefik olacaksanız,
  187. aktif olmak zorundasınız.
  188. Sorular sorun, uygunsuz bir şey
    duyduğunuzda harekete geçin,
  189. gerçekten faaliyette bulunun.

  190. Yıllarca kız arkadaşımı aşkım diye
    çağıran bir aile dostum vardı.
  191. Gerçekten mi? Aşkım mı?
  192. Aşırı cinsel,
  193. aşırı 70'lerin eşcinsellik pornoları gibi.
  194. (Kahkahalar)
  195. Ama o denedi ve rica etti,
  196. onu arkadaşım olarak çağırabilirdi,
  197. benim ''arkadaşım'' ya da benim
    ''özel arkadaşım''
  198. (Kahkahalar)
  199. Ya da daha kötüsü, hiç sormamak.
  200. İnanın, sormanızı tercih ederiz.
  201. Hiçbir şey dememesindense aşkım demesini
    tercih ederim.

  202. Bazen insanlar bana şöyle diyorlar:
    ''Ash, umrumda değil.
  203. Irk, din ya da cinsiyet görmüyorum.
  204. Benim için fark etmez. Ben bunu
    görmüyorum.''
  205. Ama ben homofobinin, ırkçılığın, yabancı
  206. düşmanlığının tersinin sevgi olduğunu
    düşünmüyorum.
  207. Bu ilgisizlik.
  208. Eğer benim eşcinselliğimi görmüyorsanız, o
    zaman beni de görmeyin.
  209. Eğer kimle yattığım sizi
    ilgilendirmiyorsa,
  210. o zaman gece yarısı yolda onun elini
    tutarak yürüdüğümde,
  211. ne hissettirdiğini hayal edemezsiniz.
  212. bir grup insan yaklaşır ve karar vermek
    zorundayım,
  213. buna tutunmalı mıyım ya da bırakmalı mıyım?
  214. O zaman tek istediğim daha sıkı sarmak.
  215. Bunu yaptığımda, gitmesine izin
    vermediğimde,
  216. kazandığımı hissettiğim küçük zafer.
  217. Ve bıraktığımda hissettiğim inanılmaz
    korkaklık ve umutsuzluk.
  218. Eğer siz bu çabayı görmüyorsanız,
  219. bu eşcinsel olduğum için benim insan
    deneyimlerime özgüdür, o zaman beni görmeyin
  220. Eğer siz müttefik olacaksanız, beni
    görmenize ihtiyacım var.

  221. Bireysel olarak, müttefik olarak,insan
    olarak,
  222. iki şeyi bir arada tutmayı öğrenebilmeye
    ihtiyacımız var.
  223. Hem iyileri hem kötüleri,
  224. kolayları, zorları.
  225. İki şeyi nasıl bir arada tutacağınızı
    sadece tüyden öğrenemezsiniz,
  226. kum taşından öğrenirsiniz.
  227. Veya ikilik sadece ilk adımsa?
  228. Ya şefkatle, empatiyle ve insan
    etkileşimiyle
  229. iki şeyi bir arada tutmayı öğrenebilirsek?
  230. Eğer biz iki şeyi bir arada
    tutabilirsek, dört şeyi de bir arada tutabiliriz.
  231. Eğer dört şeyi bir arada tutabilirsek,
    sekiz şeyi de bir arada tutabiliriz.
  232. Ve eğer sekiz şeyi bir arada tutabilirsek,
    yüzlerce şeyi bir arada tutabiliriz.

  233. Biz karmaşık bireyleriz,
  234. çelişkinin girdaplarıyız.
  235. Şu an siz hepiniz pek çok şey
    tutuyorsunuz.
  236. Biraz daha fazlasını tutabilmek için ne
    yaparsınız?

  237. Toledo, Ohio'ya geri dönelim.
  238. Sıranın önündeydim,
  239. yeğenim omuzlarımdaydı, yorgun görevli
    beni baba olarak çağırmıştı.
  240. Sizi hiç karşı cinsten sandılar mı?
  241. Bu bile değil.
  242. Hiç olmadığınız biri olarak çağırıldınız
    mı?
  243. İşte benim için ne hissetirdiği:
  244. Zıt duyguların ani bir iç fırtınasındayım.
  245. Öfke ve aşağılanmanın birleşimiyle terler
    içinde kalıyorum.
  246. Sanki bütün mağaza bana bakıyormuş gibi
    hissediyorum,
  247. ve aynı anda görünmez hissediyorum.
  248. Öfkeyle azarlayarak patlamak istiyorum
  249. ve bir kayanın altına sürünmek istiyorum.
  250. Bunların en üstünde kızgınlıkla giydiğim
  251. karakterime aykırı, dar sıkı mor tişörtümü
    çıkartmak istiyorum,
  252. böylece bütün mağaza göğüslerimi
    görebilsin,
  253. bir daha tam olarak aynı şeyin
    olmayacağından emin olsun.
  254. (Kahkahalar)
  255. Ama benim bütün olduğum cinsiyette
    görünme çabalarıma rağmen,
  256. hala oluyor.
  257. Ve ben bedenimin bütün parçalarıyla
    umuyorum ki hiç kimse
  258. kız kardeşim, kız arkadaşım ve kesinlikle
    yeğenim duymasın.
  259. Ben bu tanıdık acıya alıştım.
  260. Ama ben sevdiğim insanları bundan korumak
    için ne gerekiyorsa yapacağım.

  261. Daha sonra, yeğenimi omuzlarımdan
    indirdim.
  262. Çok uzun süredir beklediği şeye,
  263. Elsa ve Anna'ya koştu.
  264. Ve bütün bu şeyler çekip gitti.
  265. Beni bütün ilgilendiren yüzündeki
    gülümsemeydi.
  266. 30 saniyeliğine yakına gelebilmek için iki
    buçuk saat bekledik.
  267. eşyalarımızı topladık ve ben görevliyle
    tekrar göz göze geldim.
  268. Bana mahcup bir şekilde gülümsedi.
  269. ''Çok özür dilerim!''
  270. (Kahkahalar)
  271. Onun insanlığı ve hatasını kabul etme
    isteği beni hemen yatıştırdı
  272. ve ben de ona ''Sorun değil, oluyor. Ama
    teşekkürler.'' dedim.

  273. Ve o anda şunu farkettim:
  274. Teyze ya da savunucu olmak zorunda
    değilim,
  275. ikisi birden olabilirim.
  276. İkilik içinde yaşayabilirim, iki şeyi bir
    arada tutabilirim.
  277. Ve eğer bu çevrede iki şeyi bir arada
    tutabilirsem,
  278. çok daha fazla şeyi bir arada tutabilirim.
  279. Kız arkadaşım ve yeğenim elele tutuştu ve
    kapıdan hızlıca geçtiler,
  280. Kız kardeşime döndüm ve ''Değer
    miydi?'' dedim.
  281. ''Benimle dalga mı geçiyorsun? Yüzünü
    görmedin mi?
  282. Bu onun hayatındaki en büyük andı.''
    dedi.
  283. (Kahkahalar)
  284. ''Sıcakta iki buçuk saat beklemeye,
  285. zaten bizde olan pahalı boyama
    kitabına değerdi.''
  286. (Kahkahalar)
  287. ''Hatta senin baba olarak çağırılmana
    bile değerdi.''
  288. (Kahkahalar)
  289. Ve hayatımda ilk defa, gerçekten de
    değerdi.

  290. Teşekkürler, Boulder. İyi geceler.

  291. (Alkışlar)