Turkish subtitles

← Neden kazanmak her zaman başarıya eşit değildir

Get Embed Code
30 Languages

Showing Revision 16 created 02/03/2020 by Cihan Ekmekçi.

  1. Hepimize bir sorum var.
  2. Hazır mısınız?
  3. Kazanmak her zaman başarı mıdır?
  4. (Mırıltılar)

  5. Ah.

  6. (Kahkahalar)

  7. Tamam.

  8. Ben UCLA'in kadın jimnastik takımının

  9. yeni emekli baş antrenörüyüm
  10. ve 29 yıldır bu pozisyondayım.
  11. (Alkış)

  12. Teşekkürler.

  13. Görev sürem boyunca

  14. birçok birincilik deneyimim oldu.
  15. Yedi ulusal şampiyonada
    takımıma liderlik ettim.
  16. UCLA'in atletik onur listesine alındım.
  17. Bunun yanında
  18. Pasifik-12 Konferansı tarafından
    yüzyılın antrenörü seçildim.
  19. (Alkış)

  20. Kazanmak gerçekten

  21. ama gerçekten eğlenceli.
  22. (Kahkahalar)

  23. Ancak ben, bakış açımı
    paylaşmak için buradayım.

  24. Kazanmak her zaman başarıya eşit değildir.
  25. Tüm Amerika'da ve dünya çapında
    kendi yarattığımız
  26. "ne pahasına olursa olsun kazan"
  27. krizini yaşıyoruz.
  28. Okullarda,
  29. ticarette, politikada
  30. "ne pahasına olursa olsun kazanmak"
    kabul edilir oldu.
  31. Toplum olarak
  32. piramidin en üstündeki
    kişileri yüceltiyoruz.
  33. Şampiyonaları, seçimleri ve ödülleri
    kazanan insanları coşkuyla alkışlıyoruz.
  34. Ancak ne yazık ki çoğu zaman
  35. bu aynı insanlar kurumlarından
  36. incinmiş olarak ayrılıyorlar.
  37. Maalesef ki tam puan alan çocuklar
  38. okullarını kırılmış olarak bitiriyorlar.
  39. Ödüllü ve madalyalı
  40. sporcular takımlarından
    yalnızca fiziksel olarak değil,
  41. duygusal ve zihinsel olarak da
    yaralanarak ayrılıyorlar.
  42. Yüksek kazançlı çalışanlar şirketlerinden
    yaralanmış olarak ayrılıyorlar.
  43. Sonuca o kadar odaklıyız ki
  44. söz konusu kazanmak olunca
  45. bu noktaya nasıl geldiğimizin insani yönü
  46. ve bundan aldığımız yaralar genellikle
  47. halı altına süpürülüyor.
  48. Bunun için durun.

  49. Mola.
  50. Başarıyı tekrar tanımlamamız gerekiyor.
  51. Gerçek başarı, kazansak da kaybetsek de
  52. hayat şampiyonları yetiştirmektir.
  53. (Alkış)

  54. Gerçek başarı

  55. hayat şampiyonları yetiştirmektir.
  56. Takımınız için değil,
  57. işiniz için değil

  58. ve hatta üzülerek söylüyorum, yeni yıl
    kartlarında övünmek için de değil.
  59. Üzgünüm.
  60. Peki bunu nasıl yaparız?

  61. Öncelikle, kazanmak için
    kendi yolunuzu dikte edebilirsiniz
  62. ancak başarı için
    kendi yolunuzu dikte edemezsiniz.
  63. Sizi 1990'da

  64. ilk UCLA kadın jimnastik takım koçu olarak
    atandığım zamana geri götüreyim.
  65. Daha önce hiç jimnastik
    yapmadığımı da bilmenizi isterim.
  66. Ben bale dünyasında büyüdüm.
  67. Daha önce hiç yan takla atmadım
  68. ve size yan takla atmasını öğretemem.
  69. (Kahkaha)

  70. Maalesef bu doğru.

  71. Ayrıca, takım kültürü oluşturma
    hakkında da hiçbir şey bilmiyordum.
  72. Kazanan antrenörleri taklit etmek
    yapabildiğim en iyi şeydi.
  73. Sonunda sert konuşan,
  74. katı fikirli, acımasız,
  75. anlayışsız,
  76. kızgın, sevimsiz
  77. ve çoğunlukla düpedüz kaba biri oldum.
  78. Sadece kazanmanın yollarını arayan
  79. bir baş antrenör gibi davrandım.
  80. Baş antrenör olduğum ilk sezonlar berbattı

  81. ve birkaç yıl
  82. küstah koçluğuma katlandıktan sonra
  83. takımım, bir toplantı yapmak istedi.
  84. Tabii takım toplantılarına bayılıyorum,
  85. "Oley, hadi takım toplantısı
    yapalım." dedim
  86. ve tam iki saat boyunca
  87. küstahlığımın ne kadar incitici
  88. ve alçaltıcı olduğunun
    örneklerini verdiler.
  89. Pek "oley" değildi.
  90. Bana, küçümsenmek değil de
  91. desteklenmek istediklerini belirttiler.
  92. Aşağılanmak yerine
    teşvik edilmek istiyorlardı.
  93. Baskı ve despotluk yapılmasını değil,
  94. motive edilmeyi istiyorlardı.
  95. Bu benim durma noktamdı
  96. ve ben değişmeyi seçtim.
  97. Kararlı bir diktatör olmak

  98. itaatkâr, iyi askerler üretebilir
  99. ama hayat şampiyonları yetiştiremez.
  100. Hayatın herhangi bir zamanında
  101. birini daha iyi olmayı istemeye
  102. motive etmenin yolunu bulmaktansa
  103. dayatmak ve emir vermek çok daha kolaydır.
  104. Bunun sebebi, -hepimizin bildiği gibi-
  105. motivasyonun kök salmasının
    gerçekten uzun zaman alması.
  106. Fakat gerçekleştiğinde
  107. karakter oluşturucu
  108. ve hayat değiştiricidir.
  109. Öğrencilerimi yalnızca
    kazanan atletler olarak değil

  110. ama insan olarak da
  111. desteklemem gerektiğini fark ettim.
  112. Benim için başarının anlamı
  113. sadece kazanma odaklı olmaktan
  114. kendi geliştirdiğim felsefe olan
  115. spor yoluyla hayat şampiyonları
    yetiştirmeye kaydı.
  116. Biliyordum ki eğer bunu
    yeterince iyi yaparsam
  117. bu şampiyon zihniyeti
    yarışmaya yansıyabilirdi.
  118. Ve yansıdı da.
  119. Anahtar unsur, sabır,
  120. saygılı dürüstlük
  121. ve mesuliyet yoluyla
  122. güven geliştirmekti —
  123. ki bunların hepsi sağlam bir sevgiyi
    oluşturan unsurlardır.
  124. Sağlam sevgiden bahsetmişken

  125. Katelyn Ohashi bunun harika bir örneği.
  126. Hepiniz onun zemin rutinini
    görmüş olmalısınız.
  127. 150 milyondan fazla görüntülendi.
  128. Ortak fikre göre
    performansı tamamen eğlence doluydu
  129. ancak Katelyn ilk UCLA'a geldiğinde
  130. bedenen, zihnen ve duygusal olarak
    yıkılmış bir hâldeydi.
  131. Hayatı, kazanmaya odaklı
    bir atletik çevrede geçmişti
  132. ve o incinmişti.
  133. Katelyn UCLA'e geldiği ilk yılında,
  134. içsel isyanı o kadar yüksekti ki
  135. alındığı pozisyonda bile
    jimnastik yapamayacağı
  136. bir noktadaydı.
  137. İlk dönemin yarısına doğru yaptığımız
  138. takım toplantısını hiç unutmam.
  139. Takım, antrenör personelleri,
    destek kadrosu
  140. ve spor psikoloğu olarak oradaydık.
  141. Katelyn açıkça ve özür göstermeksizin
  142. "Tekrar iyi olmak istemiyorum." dedi.
  143. Beklenmedik bir anda yumruk yemiştim.

  144. İlk düşüncem şöyleydi:
  145. "Öyleyse ben senin bursuna
    neden saygı duyayım?"
  146. Bu gerçekten rahatsız edici bir düşünceydi
    ve şükür ki bunu yüksek sesle söylemedim.
  147. Çünkü sonradan açıklığa kavuşturdum,
  148. Katelyn jimnastikten nefret etmiyordu.
  149. O, mükemmel olmakla ilgili olan
    her şeyden nefret etmişti.
  150. Katelyn bir kazanan olmak istememişti.
  151. Çünkü ne pahasına olursa olsun kazanmak
    onun sevincine mal olmuştu.
  152. Benim işim, başarıyı
    tekrar tanımlamasına yardım ederek
  153. onu yine muhteşem olmayı istemeye
  154. motive etmenin bir yolunu bulmaktı.
  155. Bu meydan okumaya olan istekliliğim,
    Katelyn'in gözümün içine bakarak

  156. "Bayan Val bilmenizi isterim ki
  157. bana yapmamı söylediğiniz hey şeyin
    tam tersini yapıyorum." dediği gün
  158. kararlılığa dönüştü.
  159. (Kahkaha)

  160. Tamam Katelyn, meydan okumanı
    kabul ediyorum.

  161. (Kahkaha)

  162. Bu da zorlamanın
    kazanamayacağına dair bir kanıttı.

  163. Böylece acı verici derecede yavaş olan
  164. güven kazanma
  165. ve ona her şeyden önce
    bir insan olarak değer verdiğimi
  166. kanıtlama sürecine giriştim.
  167. Stratejimin bir parçası, onunla jimnastik
    hakkında sadece salonda konuşmaktı.
  168. Salon dışında diğer şeyler
    hakkında konuşuyorduk;
  169. okul, erkekler, aile,
    arkadaşlar, hobiler.
  170. Onu spor dışında ona sevinç veren
    yeni şeyler bulması için cesaretlendirdim.
  171. Katelyn Ohashi'nin gözlerimizin önünde
  172. tam anlamıyla bir bahar çiçeği gibi
    açıldığını görmek harikaydı.
  173. Bu süreç boyunca
  174. o, kendine olan sevgisini
    ve kendi değerini yeniden keşfetti.
  175. Yavaşça bu neşeyi
  176. jimnastiğe taşımayı başardı.
  177. Zeminde NCAA unvanını kazanmak için gitti
  178. ve 2018'de takımımızın yedinci NCAA
    şampiyonasını kazanmasına yardım etti.
  179. Yani --

  180. Teşekkürler.

  181. (Alkış)

  182. Şimdi, Katelyn Ohashi’yi
    sizin hayatınızda düşünelim.

  183. Sizin bakımınız ve sorumluluğunuz
    altındakileri düşünelim.
  184. Çocuklarınıza arabada
    eve giderken neler diyorsunuz?
  185. Bu arabayla eve gidişin,
  186. sizin düşündüğünüzden
    çok daha büyük bir etkisi var.
  187. Sonuca mı odaklısınız,
  188. yoksa bu zamanı çocuğunuzu
    bir şampiyon olarak geliştirmeye
  189. kullanmak için heyecanlı mısınız?
  190. Çok basit;
  191. eğer sonuca odaklı sorular soruyorsanız
  192. neticeye ulaşmak istediğinizi anlarsınız.
  193. “Kazandın mı?”
  194. “Kaç puan aldın?”
  195. “Tam puan aldın mı?”
  196. Eğer gerçekten
  197. çocuğunuzun bir şampiyon olarak
    gelişmesine odaklandıysanız
  198. onun deneyimi ve süreç hakkında
  199. şöyle sorular sorarsınız:
  200. “Bugün ne öğrendin?”
  201. “Takım arkadaşına yardım ettin mi?”
  202. ve benim favori sorum olan
  203. “Çok çalışırken
    nasıl eğleneceğini öğrendin mi?”
  204. Kilit nokta ise bundan sonra
    çok sakin bir şekilde

  205. onların cevabını dinlemek.
  206. İnanıyorum ki bir insana
    verebileceğiniz en iyi hediye,
  207. kendi düşüncelerimizi haklı olma
  208. ve doğru cevaplar verme
  209. isteğine karşı dizginlemek
  210. ve bunun yerine
  211. konuşanı gerçekten dinlemektir.
  212. Zihnimizin sessizliğinde,
  213. daha açık fikirli ve empatik cevaplar
    hazırlamamıza yardımcı olan
  214. kendi korkularımızı
  215. ve yetersizliklerimizi duyarız.
  216. Diğer bir jimnastikçimiz olan Kyla Ross

  217. spor tarihinin en iyi
    jimnastikçilerinden biri.
  218. Üçlü unvan kazanan tek atlet.
  219. Ulusal şampiyon,
  220. dünya şampiyonu,
  221. ve olimpiyat şampiyonu.
  222. Ayrıca basit konuşmalar yapan
    bir insan da değil.
  223. Bu nedenle bir gün benim ofisime gelip
  224. koltuğuma oturup
  225. bolümünden, sonra yüksek lisanstan
  226. ve daha sonra aklına gelen
    her şey hakkında konuşmaya başlayınca
  227. biraz şaşırmıştım.
  228. İçgüdülerim
  229. aklında bir şey olduğunu fısıldadı
  230. ve eğer sakin kalıp
  231. ona yeterince zaman tanırsam
  232. ne olduğu ortaya çıkacaktı.
  233. Çıktı da.
  234. Bu an, Kyla’nın eski
    ABD jimnastik takım doktoru olan
  235. ve daha sonradan
    seri çocuk tacizinden tutuklanan
  236. Larry Nassar tarafından
    cinsel istismara uğradığını
  237. ilk defa birisiyle paylaştığı andı.
  238. Kyla öne çıktı
  239. ve olumlu değişimi teşvik etmek için
  240. hikâyelerini paylaşıp seslerini kullanan
  241. Nassar mağdurları topluluğuna katıldı.
  242. O zaman Kyla ve takımımıza
    güvenli bir alan sağlamanın

  243. çok önemli olduğunu hissettim.
  244. Böylece birkaç takım toplantımızda
    bu konudan bahsetmeye karar verdim.
  245. O yılının sonunda
    ulusal şampiyonayı kazandık
  246. ve Kyla bana gelip
  247. kazanmamızın bir nedeni ile ilgili
    hissettiği gerçeği paylaştı
  248. çünkü kötü deneyiminin üstüne gidilmişti.
  249. Bu trajedi, dünyayı sarsmakla kalmamış,
  250. hem kendisinin hem de onun
    arkadaşlarının ve akranlarının
  251. doğruları ve hatıralarını da
    özgür bırakmıştı.
  252. Kyla’nın dediği gibi
  253. “Bayan Val, sezon ilerledikçe kendimi
    daha gururlu ve öz güvenli hissettim
  254. ve şampiyonluk kürsüsüne adım attığımda
    kendimi yenilmez hissettim.”
  255. Sadece —
  256. (Alkış)

  257. Sadece sesi duyulduğu için.

  258. Ebeveynler, antrenörler,

  259. liderler olarak
  260. kazanmanın, başarı ölçüsü olduğu yerleri,
  261. egomuzun ön planda olduğu ortamları
  262. daha fazla yönlendiremeyiz.
  263. Çünkü böyle bir sürecin
  264. kırılmış insanlar ürettiği kanıtlandı.
  265. Ben,

  266. hayatın tüm aşamalarında
  267. insanlıktan ödün vermeyerek
  268. şampiyon yetiştirmenin ve eğitmenin
  269. kesinlikle mümkün olduğunu biliyorum.
  270. (Alkış)

  271. Bu, kendiniz ve sorumluluğunuzdakiler için

  272. başarının anlamını tanımlamakla
  273. ve sonrasında sürekli bir şekilde
    eylemlerinizin hedeflerinizle
  274. uyuştuğunu kontrol etmekle başlar.
  275. Hepimiz kapasitesi olan birer antrenörüz.

  276. Hepimizin dünyamız için
    hayat şampiyonu yetiştirmek gibi
  277. ortak bir sorumluluğu var.
  278. Gerçek başarı böyledir
  279. ve atletlerin dünyasında
  280. buna çift taraflı kazanç deriz.
  281. Teşekkürler.

  282. (Alkış)