YouTube

Got a YouTube account?

New: enable viewer-created translations and captions on your YouTube channel!

Turkish subtitles

← 03rd Kids Knowledge Seekers Workshop Oct 22 2014

Sous titré en français

Get Embed Code
12 Languages

Showing Revision 1 created 07/30/2016 by KF SSI Education.

  1. Evet, çocuklar için bilgi arayıcıları atölyesine hoşgeldiniz millet

  2. adım "Rick Crammond", bugün "Keyvan Davani" ile birlikte
  3. bu programa ev sahipliği yapacağız ve Uzaygemisi Enstitüsü'nden
    Bay Keshe ile konuşacağız
  4. ve bize bazı şeyler gösterecek...
  5. evrenin harikalarını
  6. bir çocuğun gözünden bize anlatacak.
  7. Ve geçen hafta evrendeki şeylerin nasıl yaratıldığına ve
  8. Manyetik alanların nasıl etkileşime geçtiğine dair öğrendiğimiz şeylere devam edeceğiz.
  9. Sanırım başlamaya hazırız.
  10. Keyvan atöyle ile alakalı şu noktada
  11. söylemek istediğin bir şey var mı?
  12. Bana kalırsa, ben bir şey öğrendim.
  13. Çünkü bildiğin gibi Bay Keshe temel olarak çok çok önemli bir şey söyledi,
  14. herşeyin birbiri ile bağlantılı olduğunu söyledi.
  15. Ve...şey.... manyetik alanların birbirini nasıl ittiklerini veya çektiklerini öğrendim.
  16. Tabi ki, neden öyle olduğunu öğrenmeyi daha
  17. da çok merak ediyorum
  18. ama daha başındayız
    o yüzden madde bazlı bir bilimsel algıdan diğer türlü bir algıya son derece zor.
  19. Bence çoğu insanın problemi bu. Bay Keshe
    insanlar kendi varoluşlarını kabul edemiyorlar dediğinde bunu kastediyor..
  20. Evet. Belki bu konuda konuşabiliriz. Size çok teşekkür ederiz Bay Keshe.
  21. Tabi, rica ederim. Bakalım bugün sizi biraz daha aydınlatabilecek miyiz,
  22. Yetişkinlerin çocuklardan daha fazla öğrendiğine dair bazı emailler aldım
  23. Sesiniz gitti Bay Keshe, duyuyor musunuz?
  24. Evet, canlı yayındakiler için söylüyorum, galiba Uzaygemisi Enstitüsü'ndeki
    bağlantıyla ilgili bir sorunumuz var. Geçici olarak hat düştü.
  25. Bay Keshe tekrar bağlanana kadar, söylediğim şeye eklemek istediğin bir şey var mı Rick?
    Birçok insanın aklına gelen o temel sorularla ilgili bana katılıyor musun? (KONTROL ETMEK İÇİN)
  26. Sorular nedir?
  27. Merhaba Bay Keshe.
  28. Evet, tekrar edebilir misin Keyvan? Hat düştü ama hala Dünya gezegenindeyiz
  29. Hayır, ben böyle bir evrim durumu gibi birşey bekliyorum her an için ama bütün bu atölyeleri dinlediğimde olan şey bu, yalnızca bu atölye değil
    daha önce Rick'e söylediğim diğeri de, yani biliyorsun her defasında gitgide daha da hızlanıyor.
  30. Muhtemelen şey dediğinde bunu kastediyorsun; bilgi dağarcığının bilimin ve teknolojik
  31. anlayışın bu kadar aktarıldığı bir dönem insanlık
    tarihinde daha önce hiç yaşanmamıştı, harika bir şey bu.
  32. Evet ama durum şu ki, senin neslin, benim neslim ve bazı noktalarda belki anne babalarımızın
    nesli insan türünde akım, voltaj ve diğer şeyler hakkında konuşan tek nesil.
  33. Yani eğer büyük dedelerimizle konuşsaydın,
    derlerdi ki, ne atomu?
  34. Ya da hiçbir şeyin olmadığını söylerlerdi. Sadece bir hayal ve hepsi yalan. Yeni bir iletişim şekli ile
    daha fazlasını öğrenip anlamaya başlayan nesil bizim neslimiz.
  35. Bunu önceden de söyledim, anlayışımıza göre
    kabul edebileceğimiz şey bu.
  36. 5 yıl önce Tahran'dayken, adamın biri babama gelip 50-60 yıl önce Moskova'dan
    geldiğini ve Rusya'da uçan metaller olduğunu söyledi.
  37. ve herkes dedi ki, sen delisin, bu imkansız,
    Rusya'ya gidip gele gele kafayı yemişsin sen.
  38. Ve birkaç yıl sonra, bizim uçak dediğimiz o metal kuşun Tahran'da belirdiğini gördüler.
  39. Kabul ettiğimiz şeye, yani reddetmesi zor olan kısım çünkü öbür türlü
    eksikliğimizi kabul etmemiz gerekir ve bütünlüğü anlayamayız.
  40. Ve çocuklar için bu programı yapmamızın sebeplerinden biri de bu,
  41. yaratılışın, fiziğin, kimyanın ve biyolojinin
    tohumlarını doğru bir şekilde ekiyoruz.
  42. Başka çizgiler gösterilince,
    kendilerini yargılayabiliyorlar.
  43. Ve bütün olay da bu, en başta söylemiştiniz.. alanın nasıl etkileşime
    geçtiği, yerçekiminin ne olduğu ve ne olmadığı.
  44. Eğer bu mıknatıslara bakarsak.
  45. Bu mıknatıslar bir manyetik alan oluşturmak için
    bir araya konmuşlar.
  46. Yani burada olan şey.
  47. Sallanmasının sebebi kardeşinin yakında burada olması yani ben onunla oynamaya çalışıyorum.
  48. Olan şey şu ki alanlar,
  49. Bu uzamış plazma gibi görünüyor, daha çok bir ışık demeti gibi, çünkü bir ışık demeti de plazmadır.
  50. Şöyle oluyor, bu manyetik alan demeti bu plazmadan çıkıyor,
  51. okun, başın yönünde daha yüksek bir hızla gidiyor,
  52. ama hareket ettikçe, diğer manyetik alanlara dokunuyor
    ve merkez diğer manyetik alanlar bulunuyor.
  53. Eğer iki benzer mıknatısınız varsa,
  54. görüyorsunuz, yanları birbirine uygun şekilde bakıyorsa,
  55. birbirlerini çekiyorlar. Nedir bu? Nedir bu çekim?
  56. Çekim bir tünel gibidir.
  57. Bir tüneliniz var ve tünele giren şey tünelden çıkmak zorundadır,
  58. yani eğer şehrinizde tek yönlü bir tünel varsa,
  59. göreceksiniz ki arabalar ters yönden gidemezler çünkü tek yönlüdür.
  60. Ve bu manyetik alanların plazma durumunda
    bulundukları herhangi bir şekildir.
  61. Çevredeki diğer alanlarla etkileşimden gelen şey de şu ki
    evrende manyetik alan tespit etmediğimiz hiçbir yer yok.
  62. Onlar orada, farklı güçlerde ve şiddetlerde kendilerini gösteriyorlar.
  63. Manyetik alan bu çemberin içinden gelirken, onun içine giren manyetik alanla etkileşime geçmek zorunda.
  64. Yani tek yönlü bir sistem, bir tünel.
  65. Bir araba tünelden çıkar
  66. ve başka bir tünele girmesi gerekir.
  67. Başka şansı yok çünkü böyle ayarlanmış.
  68. Peki ne oluyor?
  69. Buradan buraya birçok alan geliyor ve iki şansları var.
  70. Eğer bu da aynı yöndeyse, içine girebilirler.
  71. İçine girdiklerinden bunun içinden çıkan...
  72. Hat koptu, duyabiliyor musunuz?
  73. Tüh, Evet, Rick, Uzaygemisi Enstitüsü'nü kaybettik sanırım.
    yine kısa bir süreliğine, tekrar bağlanacaklardır mutlaka.
  74. Bu nefes kesici.
  75. Evet konuşmamıza devam ediyoruz
    kaldığımız yerden sanırım, Keyvan.
  76. [karışık sesler]
  77. Evet tekrar geliyor.
  78. Tamam mı?
  79. Evet, Keyvan ile ne zaman bir konuşmaya girsek
    bizi kesip duruyorsunuz her defasında.
  80. İsterseniz gidip yarın sabah tekrar geri gelebilirim?
  81. Hayır, sorun değil, başka bir yere gideriz.
  82. Afiyet olsun.
  83. Teşekkürler.
  84. Evet, alanlar birbirlerini çekiyorlar
    ve birinden çıkan...
  85. Evet, artık sadece akışına bırakacağız, sesleri gelip gitmeye
    devam edebilir, bu yayının sadece bazı kısımlarını alabiliriz.
  86. Evet o zamana kadar birkaç dakika geçebiliriz, belki biz de burada
  87. daha önce başladığımız konuşmaya
    ya da başka bir tanesine devam edebiliriz.
  88. Peki, diyordun ki Keyvan, durumu açıklayabilir misin
  89. Muhabbetinizi bölmek istemem beyler.
  90. Teşekkürler, çok iyi zaman geçiriyoruz,
    demek istediğinizi anlatmaya çalışarak.
  91. Teknik aksaklıklar için özür dilemeliyim.
  92. Peki, tekrar deneyelim ve..
  93. Keyvan, açıkladığın sorun ya da durumun,
    belki daha da basit bir halde anlatabilirsin böylece
  94. içimizdeki çocuklar kadar gerçek çocuklar da
    anlayabilirler.
  95. Hazır perde arasındayken bir kez daha açıklayabilir misin?
  96. Şey, Bay Keshe "Herşey birbiriyle bağlantılıdır" dediğinde aklımdan
    geçen düşünceler dizisi.
  97. O kadar mantıklı geldi ki.
  98. Çünkü biliyorsunuz, birçok insan evrendeki tek yaratılış
    olduğumuza inanmıyorlar.
  99. Ve bence insanlar bu evrende veya başka herhangi bir evrende
    yalnız olmadığımız fikrini anlamakta çok zorluk çekiyorlar.
  100. Ve bu son derece anlamlı, yani Bay Keshe dedi ki:
    "Herhangi bir din ya da dogmanın zamanı artık geçti."
  101. Bence huzur ve bereketle alakalı asıl ve bunlar beni son günlerde
    bir bakıma rahatlatan düşüncelerdi.
  102. Sanki herşey dümdüz görünüyor gibi, ama anlayamıyorum bir türlü neden varoluşumuzun
    özünü, yani varoluşumuzun bilimsel özünü kabul etmek bu kadar zor.
  103. Belki senin de bu konuda söylemek istediğin birşey vardır.
  104. Şey, Mr. Keshe herşeyin plazma olduğunu onlarca kez söylediği zaman,
    çocuklarla başlamanın çok iyi bir fikir olduğunu bu yüzden düşünüyorum
  105. çünkü çocuklar yaratıcı düşünceleriyle, bilinçleriyle ve herşeyin alanlardan
    oluştuğu anlayışıyla hala açık fikirli olan tek insanlar,
  106. bahsetmesi daha kolay olsun diye manyetik alan diyelim bu alanlara.
  107. İşin özü bu mu, çocuklar bunu anlayabilir mi?
    Hepsi birbiriyle bağlantılı olan manyetik alanlar.
  108. Sanırım Bay Keshe'nin bize küçük
    bağlantı bebeğini gösterdiği önceki atölyeydi, o muydu adı?
  109. Hareket eden çeşitli eklemleri vardı ve her eklemin arasında
    herşeyi birbirine bağlayan küçük toplar
  110. vardı ve bu topların, esasen atomlardan oluşan
    plazma alanları olduğuna dair bir benzetme yapıyordu.
  111. ama o alanlar birbirine çekilen
    atomlara benzeyen yuvarlak şekilli topların içindeydi.
  112. Evet güzel açıklamaydı. Bence
    ben eğer bir çocuk olsam ve o bebeklerden bir tane olsa elimde, kendime derdim ki, aa evet çok mantıklı.
  113. herşey bağlantılı, aynen bunların bağlantılı oldukları gibi, ama büyük
    olmak yerine minik küçücükler. Ben kendimi kesinlikle bunlarla özdeşleştirebilirdim...
  114. Bizi duyabiliyor musunuz?
  115. Evet, duyabiliyoruz Bay Keshe.
  116. Herşeyin sesini kıstık, kendi sesimizi de.
  117. Bize birkaç saniye verin. İşte fark etmeniz gereken şey şu ki, yayındayken açıklayayım, çocukların
    yaratılışla, yaratılanla ve alanlarla ilgili tamamiyle farklı görüşleri var.
  118. Yani çocuklara anlatabilmek için,
    onlarla hangi dilde konuştuğumuzu
  119. anlayabilmeye çalışmamız lazım, bu yüzden de çocuklara
    bir birliğin tanımını yapabilmek için oyuncaklar ve farklı şeyler kullanmaya çalışıyorum.
  120. Aynı geçen hafta gösterdiğiniz video gibi.
    Çocuklara çok, çok kolay bir yolla ulaşıyor ve aslına bakarsanız,
  121. bir çocuk için plazma ya da plazma dediğimiz şeyle portakal
    ya da portakal diye gördüğümüz ya da portakal dediğimiz şey arasında bir fark olmamalı.
  122. İşte o zaman anlıyoruz ki gerçeklik o kadar çocuklarımızın gözleri önünde ki
    gerçeklikte gördükleri şeyleri ya da anlamak istedikleri şeyleri unutmuş durumdalar.
  123. Yani bir çok yönden kendimizi yanlış şekilde ifade ediyoruz. Bir çocuğun
    dilini bulmalı ve bu dili konuşmamız gerek ve bu da onların seviyesine inerek mümkün.
  124. Böylece çocuk sizin neden bahsettiğinizi anlayabilir.
  125. Bir çocuk böyle şeylerle kendini bağdaştıramazken
    evrenin yaratılışından ya da cisimlerin nerden geldiğinden bahsetmek yersiz.
  126. Bir çocuk buzdolabında görüp mıktanısla oynar
    ve der ki "Aa, Dünya'da bu böyle değil, evrende bu böyle değil."
  127. Ve bugün bile gördüğümüz bir çok bakımdan, insanın mantığını ve değerlerini açıkladığınızda,
    insan kendini savunacaktır çünkü o insan önceden anladığı şeyin doğru olduğunu düşünüyordu.
  128. Şu an buna benzer çok benzer bir durum yaşıyoruz, bilim adamlarına
    en temel detaylarıyla teknolojiyi açıklıyoruz ve
  129. Beni duyabiliyor musunuz?
  130. [Ses]
  131. Beni duyabiliyor musunuz?
  132. Evet duyabiliyoruz.
  133. Evet, bilim adamları bu konuda en üst seviyede, devlet onlara
    yalan söylemeye çalıştıklarında, hemen devletin pozisyonunu reddediyorlar.
  134. Çünkü onlar önceden doğru
    diye bildikleri şeyin tam zıttının doğru olduğunu öğreniyorlar sürekli.
  135. Ve şimdi savunmaya başlıyorlar, bunu ortak
    bir yolla açıklamaya yani çünkü şeyi kabul ettik, ne denir ona,
  136. doğru zaman gelene kadar bilgiyi tutmak, yani iş çocuklara gelince de aynısını yapmamız lazım.
  137. Onlara manyetik alanlarının yaratılışının basit
    anlayışını öğretmek zorundayız. Gerçekte, manyetik alanlar her zaman böyle değil.
  138. Onlar mıknatısları böyle görüyorlar. Açıklamamız gerek ki,
    evrende alanlar böyle var olmuyorlar.
  139. Evrende alanlar yuvarlak bir şekilde yukarı doğru ve dönerek var olmaktalar.
    Ama aslında, bir çocuk için bir plazma dönen bir portakal olabilir ama her zaman dönüyor.
  140. O zaman çocuk anlar ve siz de anlatabilirsiniz, burası dibi.
    Burada bir delik görüyorsunuz. Bir delik varsa oraya bir şey koyabiliriz.
  141. Evet delik ucunda, alan içinden geçiyor ve üst ucuna gidiyor
    ya da baştan diyelim, alan çıkıyor. Yani bir çocuk anlamalı ki,
  142. böyle, eğer böyle koyarsam, önceden gösterdiğimiz okların olduğu kısım,
    bir uca, o zaman çocuk bunun bir manyetik alanın şekli olduğunu anlar.
  143. Alan içine giriyor ve çıkmak zorunda da.
    Bu portakalın içine enerji olarak giren şey bu portakaldan çıkabilmek zorunda.
  144. Ve içeride kalan enerji de çocuğun yiyerek
    vücuduna sindirdiği enerji. Çocuklara o zaman mantıklı geliyor, anlıyorlar.
  145. Plazmayı gerçekten hayatın içinden bir şekilde anlamış oluyorlar.
    Yani biz böyle görüyoruz ve bunu açıklamamız gerek.
  146. Yaratılış hakkında ve o seviyedeki, hatta 17-18 yaşındaki çocuklar hakkında konuşabilmemiz için,
    fazla zoraki. Ama eğer fiziğin ilkelerini anlayabilirlerse,
  147. Dönmenin ilkesini anlarlar, yani basit bir şekilde anlarlar, eğer manyetik bir
    topunuz varsa, bu top etkileşime geçmek zorunda ve bu top başka bir mıknatısa göre bazı etkiler göstermek zorunda.
  148. Ve o zaman ne olduğunu görüyoruz. Öğlen Arman bazı mıknatıslarla
    oynuyordu ve şunları alabilir miyim çünkü çok güzel bir şekilde gösteriyordu
  149. mıktanısların birbirleriyle nasıl oynadığını İşte, olan şey bu ve manyetik alanların da böyle olduğu söyleniyor.
    Plazmanın şekli ve yaptığı şey bu, Arman çok basit bir numara kullanıyor.
  150. Mıknatısların nasıl birbirleri ile oynadığını çok hoş bir şekilde gösteriyordu. Yani, kendine göre karar verdi;
    neyin içeri gireceğine ve neyin dışarı çıkacağına.
  151. Karar verdiği, dikte ettiği yönde plazma izini takip edecek. Eğer buraya gelirsek, plazmanın
    tamamen farklı bir yönde ve hareketle dönmeye başladığını göreceksiniz. Peki ne oldu?
  152. Alan bir uçtan çıkıyor ve çekmek zorunda,
    eğer plazma alanı dönmüşse, görebilirsiniz, elimi görüyorsanız,
  153. Hiçbir şey yapmama gerek yok ve istediğiniz kadar çok,
    hızlı ya da fazla dönmesini sağlayabilirim.
  154. Birçok bakımdan, petrol yok, yakıt yok,
    yalnızca alanların etkileşimi var ve onun ne kadar basit olduğunu görüyorsunuz.
  155. Döndürebiliriz, atlayabiliriz, alanların birbirleriyle
    nasıl oynadıklarını görebiliriz. Hareket yaratabildiklerini görebiliriz ve çocuk bunu anlar.
  156. Buna Dünya'nın ortası diyelim, buna Güneş'in ortası diyelim,
    buna bir atom diyelim, böylece çocuk plazmada motor olmadığını anlasın.
  157. İçindeki alanlar, diğer alanlarla etkileşime geçtiğinde diğerlerini hareket ettiriyor. Yani,
    şimdi öğrenciye ya da herhangi bir yaştaki çocuğa hareket için bir yakıt deposu ve motor gerektiğini söylemeye çalışın.
  158. Plazma motor olmadan hareket ediyor.
    Ben de aynı şekilde hareket edebilirim, geri gitmeye karar verebilirim,
  159. İttirebilirim, çekebilirim istediğiniz şeyi yapabilirim.
    Yani işte bu, yuvarlayabilirsiniz, geriye ya da ileriye yuvarlayabilirsiniz.
  160. yani bir çocuğun dolapta gördüğü mıktanısların bir oyuncak olma amacıyla
    yapıldıklarını yani evrende aslında öyle bulunmadıklarını anlamalı.
  161. Bunu mıknatıs olarak görüyorlar ve kafalarında öyle kalıyor. Sonra her zaman
    bir mıknası bir çeşit metale yapıştırılmış yassı bir şeyle bağdaştırıyorlar.
  162. Öğretmeniz gereken şey bu.
    Eğer onlara bunun alternatifini göstermeye başlarsak, bu çok...
  163. Burada bir top var,
    bu zamanın çocukların böyle topları ya da farklı oyuncakları var. Onlara göre, bu bir top.
  164. ama eğer bu topun açıldığında içinde hiç birşey olmadığını anlarlarsa,
    işte plazmanın yapısı çoğunlukla buna benzer.
  165. Çocuk otomatik olarak anlar, ama alanın yeterince zayıfladığı yerlerde,
    maddeye dönüşür; yumurta, bir el, bir ayak ama bunlardan milyon kere milyonlarca.
  166. Yani bunu çocuklar için açıklığa kavuşturmalıyız, geçen hafta onlar
    için yaptığınız video animasyonu çok yerindeydi, çok açık ve çok basitti.
  167. Ve çocuklar anlamalı ki bir süre sonra,
    bu plazma dönerken enerji kaybeder.
  168. Bu şeye benziyor; yemeğinizi yerken, yemek bittiğinde aç hissediyorsunuz. İki şeyiniz var,
    daha fazla yemeniz gerekiyor ya da yemeğinizi biriyle paylaşmanız gerekiyor
  169. ya da başka birinin yemeği paylaşmalısınız ki hayatta kalabilin. Plazmanın yaptığı da şu, ayrılıp açılıyor,
    bütün yaptığı bu. Plazma çok garip bir şekilde parçalara ayrılıyor.
  170. Tamamiyle ayrılıyor, açılıyor ama açılma sürecinde başına bu geliyor,
    parçalara ayrılıyor, daha da parçalanıyor sonra da parçalardan başka hiçbir şey kalmıyor.
  171. Sonra bu parçalar tekrar bir araya geliyor, elde edeceğiniz şey de bu.
    Ve bu parçalar bir araya geldiklerinde,
  172. iki farklı boyuta sahip oluyorlar, biri büyük ve
    biri küçük. Yani elde edeceğiniz şey bu duruma çok benziyor.
  173. Elinizde çok büyük bir tane vardı, şimdi biraz daha büyüğü var ve biraz daha küçüğü.
    Sonra bu atom dediğimiz şeyi oluşturuyor.
  174. Bu patladığında, kendisinden öncekilerin izinden gidiyor ve
    sonra daha büyük ve daha küçük oluyor. Ama şimdi olan da tamamiyle aynı işlem.
  175. Biri küçük biri büyük iki mıknatısınız var şimdi ama küçük
    olanı da büyükle aynı göstermeyelim. Bu ikisi birbiriyle bir bağlantı kuracak.
  176. Bağlantıdalar çünkü kardeşler. Bunu döndürüyorum,
    bu da dönmek zorunda, bunu döndürünce de diğeri dönmek zorunda. Ve sonra büyük olan patron oluyor.
  177. Yani bu dönerken, diğeri de dönmek zorunda ama farklı bir biçimde.
    Ve bu biçimdeyken, fizik tabirine göre bizim atom dediğimiz şey oluyor.
  178. Yani büyük bir plazma biri birazcık daha küçük ve diğeri birazcık daha büyük plazmalara ayrılınca,
    bir plazmadan iki plazmaya gitmiş oluyoruz, ve sonra da bu atom oluyor.
  179. Ve şimdi de plazma biliminden
    fiziğe geçiyoruz. Çünkü bilim dünyasında çok büyük bir fark var.
  180. Biyoloji ile kimya arasındaki kadar
    büyük bir fark var.
  181. Plazma teknolojisi ve atomik fizik, ya da bizim fizik dediğimiz
    şey arasında bir fark var.
  182. Plazma plazmadır, bizim fizik dediğimiz şey ise,
    atomlar arasındaki bir yapıdır. Sonra bu atomlardan daha fazlasını biraraya koyduğunuzda,
  183. biyoloji alemini elde edersiniz.
    Pardon, kimya alemini. Yani plazmadan fiziğe geliyoruz,
  184. şimdi dördü kimya oluyor,
    ve sonra iki tane daha ekleyince, biyoloji oluyor.
  185. Yani çocuk bu parametre içinde neyin ne olduğunu görebilir.
    Böylece fizik ve biyoloji hakkında ve ikisinin nasıl bağlantılı olduğu hakkında konuşabilecekler.
  186. Yani aynı şey, plazma ve fizik hakkında konuşmazsınız.
  187. Plazmadan bahsetmek için kendi terimlerini kullanmanız gerek çünkü kendi
    özelliklerine sahip, iki plazma biraraya geldiğinde
  188. ve bir etkileşime girdiğinde kendine has davranışları var,
    daha sonra da fizik dediğimiz şeyi elde edersiniz. Sonra dediğimiz gibi, ikisini aldığınızda,
  189. iki küçük ve iki büyük olan bir araya geliyor ve bu dörtlü kimya
    dediğimiz şeyi oluşturuyor çünkü birbirleriyle kimyasal olarak etkileşime geçmek zorundalar.
  190. Bir bakıma, birbirlerini paylaşmak zorundalar. Kimyada olan şey de şu ki: küçük plazmalar
    sen benimkini al ben de seninkini alayım ve sonra da hepimiz bağlantılıyız.
  191. Ve sonra da bir tane üçüncü ekliyoruz,
    başka bir atom, buna portakal ve elmalar diyelim.
  192. şimdi de bir hindistan cevizi ekleyelim, bir de daha küçük bir ceviz ve tamam diyor,
    sen bana bunu ver ben sana bunu vereyim, her şey karışıyor.
  193. Şimdi de biyolojiye geçiş yaptık. Daha da ileri bir ekleme var ve bu bizim zeka dediğimiz
    şeye tekabül ediyor ama bu çocukların anlayabileceğinden daha karışık.
  194. Yani aslında, yapmamız gereken ilk şey şu,
    çocuğa neden bahsettiğimizi açık açık söylemeliyiz,
  195. geçen sefer plazmalardan bahsettik
    ve şimdi de plazmaların sayısını görüyoruz.
  196. Zaman içerisinde insanoğulları olarak
    etkileşime geçip birbirimize farklı isimler verdiğimizde, mesela Selin,
  197. ya da Jale, veya Anıl ama aslında
    Suzan dediğimizde kız olduğunu anlıyoruz, Anıl da erkek.
  198. Plazma teknolojisinde, fizikte, kimyada ve biyolojide de aynı prensip geçerli.
    Plazmalar arasındaki etkileşim nereye gideceğimizi belirliyor.
  199. Bu bilim dünyasındaki en büyük problemlerden biri.
    Plazma son 30 ya da 40 yıl önce karşımıza çıkan bir şey olduğu
  200. için kendisine ait bir alan oluşturacak kadar henüz
    bir anlayış geliştiremedik.
  201. İşte bizimki gibi teknolojilerin sorunları böyle noktalarda
    ortaya çıkıyor, çünkü insanlar neyin plazma neyin atom olduğunu
  202. anlayamıyorlar, çünkü plazmanın kendi teknolojisi var.
    Fizik iki plazmanın karışımından oluşan bir teknolojidir.
  203. Kimya ikisi küçük ikisi büyük olmak üzere en az dört plazmanın etkileşimidir.
    Eğer iki hidrojeniniz varsa, buna bir molekül dersiniz çünkü terminoloji bunu gerektirir.
  204. Sonra eğer bir boyut daha ekleyip hepsini karıştırırsanız ve kimse
    hangisinin hangisi olduğunu bilmiyor ama hep beraber bir hücreyi oluşturuyoruz, buna biyoloji deriz.
  205. Ve genellikle biyolojide en az dört atom görürüz.
    Bunun bir sebebi var. Elinizde dört tane atom olduğu zaman, biyolojide olduğu gibi,
  206. Birinin hepsini bir arada tutması gerek, yani ağır olan ortaya yerleşiyor,
    tamam diyor, ben daha ağırım, herkesi burada tutabilirim.
  207. Biri diyor ki tamam ben diğerleri ile iletişim kurum burada olduğumuzu söylemek istiyorum.
    Yani o da iletişimci oluyor.
  208. Biri diyor ki ben enerji elde etmeyi biliyorum. O element oluyor. Bir diğeri de diyor ki benim
    yeterince enerjim var, benim sallayabilirseniz, ben de sallanırım ve herşey dökülür.
  209. İşte şimdi insan ırkının molekülü dediğimiz şeyi, amino asiti elde ettik. Aslında,
    her şey bu kadar basit, ama yüzyıllardır bilimi anladığımız gibi,
  210. anlayan birçok insan bunu gerçekten karışık hale getirmek istedi
    çünkü ne kadar zeki olduklarını göstermek istiyorlardı ve gitgide daha karmaşık bir hale geldi.
  211. Ve işte biz de şimdi basit hale getiriyoruz.
    Bir plazmanız var ve bu plazma çok, çok basit bir şey.
  212. Manyetik alanları hatırlıyorsanız, dediğimiz gibi içinde tutuyor.
    Yani renkli toplarda gördüğünüz şeyin başka bir versiyonu bu.
  213. Olan şey şu, eğer bunu görebiliyorsanız, bu manyetik
    alanların içerisinde alanları büküyor.
  214. Sonra bu bükülmüş alanlar etkileşime girmek zorundalar,
    bu küçük olan bu da büyük olan.
  215. Büyük kardeşi ile etkileşime girmesi gerekiyor
    yani ikisi de aynı anneden geliyor.
  216. Atomda gördüğünüz gibi biri büyük ve biri de küçük.
    Bir fark yok.
  217. Bu yolla, fizik dediğimiz beyaz toplarla baktığımız zaman, temiz toplarla gördüğümüz zaman,
    ve topun içinde ne olup bittiğini bildiğimiz zaman buna plazma teknolojisi diyoruz.
  218. Ve sonra bu birbirinin içindeki alanlar bağlanmak zorunda.
    Sonra kütleçekim ve manyetizm gereği bu plazmaya dönüşüyor çünkü gördüğünüz gibi,
  219. mıknatıslar iki şey yapar, bir araya gelirler
    ya da birbirlerinden uzaklaşırlar. Terminolojide,
  220. onlara çok güzel bir isim vermişiz,
    kütleçekim diyoruz bunlara.
  221. Kütleçekim birbirinizin etksine girdiğinizde
    birbirinizi çekmeniz, bir araya gelmeniz anlamına gelir.
  222. Yani eğer mıknatıslar bir araya geliyorsa, görüyorsunuz, şimdi bu kütleçekim. Ve bu çok basit bir fikir.
    Yani bir büyük bir de küçük kardeşimiz var burada.
  223. görebiliyorsanız,
    birbirlerine doğru yöneliyorlar ve bunu size gösterebilirsem,
  224. şimdi bir büyük bir de küçük görüyorsunuz
    ve şimdi de nasıl biraraya geldiklerini görün.
  225. Evet, plazmayı klasik anlamda açıkladık,
    artık plazmayı anlıyoruz. Plazmanın ne olduğunu.
  226. Plazma etkileşime ulaştığında başka bir plazma ile etkileşime geçmek zorunda,
    fizik dünyasında dokunulurluk dediğimiz noktaya ulaşıyorsunuz şimdi.
  227. Sonra tamamen farklı bir top oyununa dönüşüyor, hepsi anlaşılıyor.
    Plazma evrenin çalışma biçimidir, madde ve fizik de insanın çalışma biçimidir.
  228. Evrende, çok fazla madde görmüyoruz,
    küçük parçalar kendilerini gösterecek kadar yavaşlamadıkça.
  229. Çok, çok küçük miktarda plazma görülebilecek
    kadar yavaşlıyor. Saklambaç oynamak gibi,
  230. koştuğunuz ve yakalanmadığınız sürece,
    saklanabilirsiniz, yani plazma iseniz. Bir kere yakalandığınızda,
  231. madde oluyorsunuz, fizik oluyorsunuz
    ve çoğu çocuk bu noktada zorlanıyor ve fizik karmaşık bir hal alıyor.
  232. Biz de bilim dünyasında öğretim, öğrenim ve bilgi paylaşımı üzerine
    yeni yollar görüyoruz. Ama şu an okullarda çocuklarımızla ilgili olan
  233. en büyük problem şu ki ilk günden yuvaya gidiyorlar
    sonra bir bakmışsın üniversiteden profesör olarak çıkıyorlar
  234. öğrendikleri şeyi korumaları
    gerekiyor, öğrendikleri bir yalan ve yanlış olsa bile.
  235. Çünkü bir kere kabul ettiler mi, onu savunmak zorunda kalıyorlar,
    çünkü öbür türlü sizin aptal olduğunuzu ve yanlış şeyi kabul ettiğini söylerler.
  236. Ve bu da dogmalara, akran denetimlerine rastladığımız an işte ve bizim
    söylediğimizin doğru olduğunu söyleyen insanlar ve geri kalanları da son 200-300 yıldır bilim dünyasında gördüklerimiz.
  237. Sonra da bilgi değer buuyor çünkü onu korumanız gerekiyor.
  238. Sonra insanlar bilginin değeri olduğunu fark ediyorlar
    yeter ki Dünya plazması içerisinde olsun.
  239. Bir uzaydaki bir adama Mars çikolatası satamazsınız çünkü uzaydaki adamın için
    güzel tadın bir önemi yoktur, güzel tat sadece sahibi içindir.
  240. Başka bir gezegenden bir insana sana bir şişe Coca-Cola vereyim diyemeyiz. Ona
    göre anlamsızdır çünkü mesela sıvı içmiyordur alanları farklı olduğu için.
  241. Alanları merkeze uçtan daha yakındır.
    Eğer alanı genişlerse o zaman Coca-Cola içebilir.
  242. Hepsi bu. Çocukların anlaması ve kafalarının karışmaması
    isteniyorsa buraya getirilmeliler.
  243. Okulda fizik öğreten insanlar,
    kendileri yanlış şekilde öğretildikleri için,
  244. aynı şeyi yapmaya devam ediyorlar çünkü
    Ben öğretmenim ben daha iyi bilirim demek her şeyi tehlikeye
  245. atıyor ve o zaman biz neler olup bittiğini ve sürecin ne olduğu görüyoruz. Zamanla,
    o zaman anlıyoruz, manyetik alanların nereden geldiğini anlıyoruz,
  246. yaratılışın ne olduğu çünkü şimdi plazmanın
    basit yapısını anlıyoruz. Basit bir plazma plazma teknolojisidir, plazma fiziğidir.
  247. Plazmalar etkileştiğinde, maddenin etkileşme yollarından
    çok daha farklı yollar ile etkileşirler.
  248. Çünkü bu ortadaki küçük kablolardan biriyseniz,
    bir küre olmadınız henüz o yüzden farklı bir şekilde davranıyorsunuz,
  249. kablolar gibi davranıyorsunuz, ama bütün bir küre olduğunuzda en sonunda,
    plastik gibi davranıyorsunuz çünkü olayın sonu o.
  250. Yani bilim dünyasına giden kapıyı çok, çok
    basit bir şekilde açmayı deniyoruz.
  251. Topun içinee bakıyoruz, hiçbir şey yok içinde çünkü bu bir plazma ve yeterince
    zayıf düştüğünde görülebilir ve o noktada maddeye dönüşüyor.
  252. Madde üzerine olan bütün anlayışımız bu.
    Ben size uzun yıllardır temelde olan bir şey getirdim
  253. ve biz bir kaç yıl önce göstermeye başladık
    ve birçok insan görüyor ama anlamıyorlar.
  254. Yani, bu çok basit bir açıklama,
    İşte plazma budur.
  255. Bir top, ve bilmiyorum suyu, sıvıyı görebiliyor musunuz içindeki.
    Küçük siyah şeylerden, görebilmeniz için şöyle getireyim, küçük çubukları görüyorsunuz.
  256. Bu küçük çubuklar dışarı çıkan alanlar ve sonra suyun içinde duvara ulaşana kadar,
    duvarda maddeye dönüşüyorlar.
  257. Yani bu plazma ama biz yetişkinlere
    özgü farklı bir şekilde oynuyoruz onunla.
  258. Besliyoruz çünkü manyetik bir alan, biraz daha ekleyebiliriz
    ve sevmediklerini reddedecektir. Aynı sınıfta olduğu gibi.
  259. Oynamak istediğiniz çocuklarla oyun oynarsınız,
    ve sevmediklerinizi reddedersiniz ve onlarla oynamazsınız.
  260. Plazma teknolojisinde de aynı şey oluyor. Katılmak isteyenler
    aynı olanlar ve sonra katılıp oynuyorlar.
  261. Ve aynı olmayanlar ya da o pozisyonda
    olmak istemeyenler, birbirini reddediyorlar.
  262. Zaten sınıftada arkadaşlarınızla ya da sevmediğiniz insanlarla
    yaptığınız şey de tam olarak bu, plazmanın davranışı.
  263. Etrafınızda ne kadar çok insan varsa takımınız o kadar güçlü olur çünkü
    burada da aynı, plazma ne kadar çok yerse o kadar güçlü oluyor.
  264. Hepsi bu.
    Sonra da bütün yaratılışın başlangıcı ve yaratılış başlar.
  265. Sonra da manyetik alanın
    ne olduğunu ya da nerede yaratıldığını sormazsınız
  266. Bir araya gelen ve oynayabilen alanların hepsinden biraz.
    Şey gibi, ikinci sınıftaysınız arkadaşlarınızla oynuyorsunuz
  267. ve bazen gidip üçüncü sınıftan ya da
    dördüncü sınıftan arkadaşlarınızla
  268. oynuyorsunuz çünkü o da biliyor ki sizin
    seviyenizde bir kuvvete ya da anlayışa sahip.
  269. Önceden sizin seviyenizde olmasına rağmen. Bir yıl önce, ikinci
    sınıftaydı, şimdi biraz daha büyük üçüncü sınıfa gidiyor ama ikisiyle de oynayabiliyor.
  270. Arkadaşlarınız ve birler beraber. Yani eğer plazmanın
    yapısını anlamak istiyorsanız, sınıfınıza bakın.
  271. Oynamak istediklerinizle
    biraraya geliyorsunuz Buna kütleçekim diyoruz,
  272. birbirinize yöneliyorsunuz. Sevmedikleriniz
    çünkü aynı olduklarını düşünmüyorsunuz ya da farklı oyuncaklarla oynuyorsunuz.
  273. ya da sizinle aynı çizgi filmleri izlemiyorlar, ortak noktanız yok, onlarla oynamayı
    reddediyorsunuz çünkü onlarla sizin aranızda ortak hiçbir şey yok.
  274. O zaman da manyetik alan haline
    geliyorlar bu da reddetmek demek. The fields aren’t the same.
  275. Oynarsınız ya da reddedersiniz. Hepsi bundan ibaret.
    Plazma bu, bilim adamları bu şekilde öğretmek zorunda bize.
  276. çocuklara böyle öğretmeye başlamalılar ve gelecekte düşündüğünüzde
    konuştuğunuzda, balıktan bahsetmeyeceğiz çünkü balık düz.
  277. Bir portakaldan bahsedeceğiz.
    Kendi ekseninde dönebilen bir portakal.
  278. Bu oturumu da böyle bitiriyoruz ve umarım gözlerinizi daha da açabilmişimdir,
    yani gerçeklik ve yaratılış dünyasında birazcık daha.
  279. ama zamanla birlikte gelecek programlar bize daha fazlasını öğretecek ve
    inşallah bu yıl içinde anne babanızın bilgi seviyesine erişeceksiniz.
  280. Sorusu olan var? Var mı sorusu olan?
  281. Kayven senin olduğun yerde soru var mı,
  282. ya da çocuklardan, annelerden veya evrendeki
    diğer insanlardan ya da mesela senden gelen bir soru oldu mu?
  283. Hayır, olmadı, ben size teşekkür etmek istiyorum,
    gerçekten anlamamı sağlıyor.
  284. Bunun en önemli şey olduğunu düşünmeye
    ve anlamaya başladım çünkü
  285. dediğiniz gibi Bay Keshe hepimiz çocuğuz,
    yani evet. Bir sorum yok. Teşekkürler.
  286. Nasıl devam edelim Bay Keshe?
    Benzer yerlerden, kaldığımız yerden
  287. devam ederek sanırım,
    belki bir dahaki sefer portakal yerine elma ediniriz.
  288. Bir dahaki sefere karpuz getireceğim.
  289. O Güneş olur herhalde, büyük Güneş.
  290. Çocukların bir öğrenme biçimi, yolu var, midelerinden ggiden.
    Ve portakal ya da oynayabilecekleri diğer meyveler o yüzden farklı meyveler seçmeye çalışıyoruz.
  291. İlk defa bir yumurta getirdim
    ve bu yumurta neredeyse iki haftadır burada,
  292. belki de üç, yakında içinden bir tavuk çıkarsa
    şaşırmam. Bu yüzden çocukların anlayabilmesi için ulaşılır olmalıyız.
  293. Dışarıda güçlerin çok kuvvetli olduğunu unutmayın
    çocuklara yanıldığınızı söyleyecekler.
  294. Ama teknoloji ve bilim için doğru tohumları ekebilirsek
    o zaman geçen 24 saatte gördüğünüz gibi ne olacağanı göreceğiz.
  295. Plazmadan harika performanslar izledik
    ve ağırlıklarla kütlelerin nasıl küçük şeylerle değişebileceğini gördük
  296. Çünkü çocuklara bir şeyler göstermek zorundasınız.
    Çocuklar size öyle bir inanmak istiyorlar çünkü oynamak istiyorlar.
  297. Hatırlatmak için söyleyeyim, aynı Uzaygemisi Enstitüsü'nde canlı yayın olarak verilecek
    Çocuklar Bilgi Arayıcıları Atölyesi'nden canlı yayın.
  298. Böylece o reaktörlerin arasından insanlar labratuarlardan canlı yayını
    izleyebilirler, bunu takip eden insanların için son derece heyecan verici bir olay.
  299. Evet, yarın sabah 8'de görüşeceğiz.
  300. Doğru.
  301. Evet
  302. Eğer uyursak labratuvarda heyecan verici hiçbir şey olmaz...
  303. Bazılarımız uyurken zorlanıyor çünkü
    çok heyecan var, ama sorun değil.
  304. Hepimizden size çok, çok teşekkür, hepinize.
  305. Teşekkür ederiz Bay Keshe! Teşekkürler Keyvan
  306. Teşekkürler Rick, teşekkürler, hoşçakalın.