YouTube

Got a YouTube account?

New: enable viewer-created translations and captions on your YouTube channel!

Turkish subtitles

← İki Gezegende Birden Yaşamak: Mars Saati | Nagin Cox | TEDxBeaconStreet

Get Embed Code
17 Languages

Showing Revision 23 created 03/22/2017 by Eren Gokce.

  1. Muhtemelen pek çoğunuz
    ''Marslı'' filmini izlemiştir.
  2. İzlemeyenler için söyleyeyim,
    film Mars'ta mahsur kalan
  3. ve Dünya kurtarma ekibi
    gönderene kadar
  4. hayatta kalmaya çalışan
    bir astronotu anlatıyor.
  5. Neyse ki filmin başrolü
    astronot Watney ile
  6. kurtarılana kadar kendini
    yalnız hissetmesin diye
  7. iletişim kurmayı başarıyorlar.
  8. Filmi izlerken ve hatta
    izlemediyseniz bile
  9. Mars konusunda kafa yorarsanız,
  10. muhtemelen ne kadar uzaklarda
    bir yerde olduğunu düşünürsünüz.
  11. Ancak şu aklınıza gelmeyebilir;

  12. Dünya'da insanlar, Mars'ta ise
    keşif araçları varken,
  13. iki gezegende yaşanırken
  14. başka bir gezegen için
    lojistik nasıl sağlanır?
  15. Şimdi Kaliforniya Batı Sahili'nde
    veya dünyanın diğer ucundaki
  16. aile, arkadaş ve iş
    arkadaşlarınızı düşünün.
  17. Onlarla iletişim kurmaya çalıştığınızda
  18. İlk düşündüğünüz şeylerden biri
    muhtemelen şudur:
  19. Kaliforniya'da saat kaç?
  20. Uyandırmış olmayayım? Arasam mı acaba?
  21. Avrupa'daki meslektaşlarınızla
    görüşürken bile
  22. hemen şöyle düşünürsünüz:
  23. İnsanlar birbirinden uzak iken
    iletişimi nasıl koordine edebiliriz?
  24. Şu anda Mars'ta insan yok
    ama keşif araçlarımız var
  25. ve şu anda Curiosity keşif aracında
    saat sabah 6:10.
  26. Yani Mars'ta şu anda saat 6:10.
  27. Mars'ta dört keşif aracımız var.
  28. Birleşik Devletler 90'lı yılların
    ortasından bu yana dört araç gönderdi
  29. ve ben bunlardan üçü ile çalışma
    ayrılacılığına sahip oldum.
  30. Ben NASA'nın Los Angeles, Kaliforniya'daki
    Jet Gönderi Laboratuvarı'nda
  31. çalışan bir uzay aracı
    operasyon mühendisiyim.
  32. Bu keşif araçları ise
    bizim robot temsilcilerimiz.
  33. Yani onlar bizim gözümüz kulağımız
    ve bizim için gezegeni izliyorlar
  34. ta ki biz insan gönderebilene kadar.
  35. Bu araçlar sayesinde başka bir gezegende
    nasıl çalışabileceğimizi öğreniyoruz.
  36. Bü yüzden insandan
    önce robot gönderiyoruz.
  37. Mars ile Dünya arasındaki
  38. zaman farkının sebebi
  39. Mars gününün Dünya gününden
    daha uzun olması.
  40. Bizim Dünya günümüz 24 saattir,
  41. Dünya'nın kendi ekseni
    etrafında bir kez dönüşü,
  42. bir tur atması, bu kadar bir süre alır.
  43. Bizim günümüz bu nedenle 24 saattir.
  44. Mars'ın bir turu tamamlaması
    ise yaklaşık 24 saat 40 dk. alır.
  45. Yani, Mars günü Dünya gününden
    40 dakika fazla sürer.
  46. Gelelim Mars'taki araçlar
    üzerinde çalışan ekiplere-
  47. bu benim de üyesi olduğum ekiplerden biri,
  48. genellikle şu masada otururum-
  49. Yaptığımız şey ise, Dünya'da
    yaşamak ama Mars'ta çalışmak.
  50. Kendimizi araçla birlikte gerçekten
    Mars'ta gibi düşünmemiz gerekiyor.
  51. Benim de parçası olduğum ekibin işi
  52. araca bir sonraki gün yapacağı
    şeyler için komut göndermek.
  53. Kazı yapması, ilerlemesi veya
    ne yapması gerekiyorsa onu söylemek.
  54. Araç uykudayken -
    evet araç geceleri uyuyor
  55. çünkü pillerinin şarj olması
  56. ve soğuk Mars gecelerinden
    korunması gerekiyor.
  57. Bu yüzden uyuyor.
  58. Araç uykudayken, bir sonraki
    günün programı üzerinde çalışırız.
  59. Yani ben Mars gece
    vardiyasında çalışıyorum.
  60. (Kahkaha)
  61. Bu yüzden her gün Mars saatiyle
    aynı saatte işe gitmek için -
  62. diyelim ki saat 17:00'de
    işte olmam gerekiyor,
  63. bu ekibin Mars saatiyle her gün
    17:00'de işte olması gerek,
  64. bu durumda Mars'la senkronize kalmak için
  65. her gün işe 40 dk. daha geç
    gitmemiz gerekiyor.
  66. Bu saat dilimini
    her gün değiştirmek gibi.
  67. Bir gün saat 8'de işe geliyorsunuz,
    ertesi gün 40 dk sonra 8:40'ta,
  68. bir sonraki gün 9:20'de,
  69. sonraki gün 10:00'da.
  70. Yani dünya saatiyle gece yarısı
  71. işe gelmeye başlayana kadar her gün
  72. 40 dk ileri gidiyorsunuz.
  73. Ne kadar karmaşık olduğunu
    hayal edebiliyorsunuzdur.
  74. Bu yüzden bir Mars saatim var.
  75. (Kahkaha)
  76. (Alkış)
  77. Sanırım zum yapacaklar.
  78. (Alkış)
  79. Bu saatin parçaları
    daha yavaş çalışması için
  80. mekanik olarak ayarlandı.
  81. Aslında bu şekilde başlamadık.
  82. Bu saati 2004'te takmaya başladım.
  83. O zamanki araçlar
    Spirit ve Opportunity idi.
  84. Mars saatine ihtiyaç duyacağımızı
  85. düşünerek başlamadık bu işe.
  86. Nasılsa bilgisayarlarımızda
    ve monitörlerimizde saat var,
  87. bu yeterli olacaktır diyorduk.
  88. Öyle olmuyor işte.
  89. Çünkü yalnızca Mars saatine
    göre çalışmıyoruz,
  90. hakikaten Mars saatine göre yaşıyoruz.
  91. Ve birden saatin kaç olduğu hakkında
    kafamız karışmaya başladı.
  92. Sonra kolumuzda bize şunları
    söyleyecek bir şeye ihtiyaç duyduk:
  93. Dünya'da saat kaç?
    Mars'ta saat kaç?
  94. Kafa karıştırıcı olan sadece
    Mars saati değildi,
  95. birbirimizle bu konuda
    konuşabilmemiz de gerekiyordu.
  96. Şimdi bir Mars gününe "sol" diyoruz.
    Bu süre 24 saat 40 dakika.
  97. Dünya hakkında bir konu konuşurken
  98. bugün deriz.
  99. Ancak konu Mars olunca ''busol'' diyoruz.
  100. (Kahkaha)
  101. Mars'ta dün ''dünsol'' oluyor.
  102. Tekrar edeyim, ''hadi yeni bir dil
    icat edelim'' diye başlamadık.
  103. Her şey çok karmaşıktı.
  104. Biri bir gün yanıma gelip şöyle dedi:
  105. ''Ben yarın araçta şu işi
    yapmak istiyorum.''
  106. Ve ben ''Yarın derken? Dünya'da mı
    Mars'ta mı?'' diye sordum.
  107. Anlaşabilmemiz için bu
    terminolojiye ihtiyacımız vardı.
  108. (Kahkaha)
  109. Yarın ''sonraki sol''
    veya ''yarınsol'' oldu.
  110. Çünkü insanların kelime
    seçimleri farklıdır.
  111. Kimimiz ''gazlı içecek'' deriz
    kimimiz ''asitli içecek''.
  112. Dolayısıyla ''sonraki sol'' veya
    ''yarınsol'' demeyi seçenler oldu.
  113. Yıllarca bu görevlerde çalıştıktan
    sonra bir de şunu fark ettim,
  114. keşif araçlarında çalışan
    bizler ''busol'' diyorduk.
  115. Ama yer görevi yapan ve
    araç işine karışmayanlar ise
  116. ''buzol'' diyordu.
  117. Yani Mars aksanınızdan hangi
    görevde çalıştığınızı anlıyorum.
  118. (Kahkaha)
  119. (Alkış)
  120. Bir saatimiz ve bir dilimiz var,
    temayı anlıyorsunuz değil mi?
  121. Kafamız karışmasın diye.
  122. Ancak Dünya'daki gün ışığı
    bile kafa karıştırıcıydı.
  123. Bir düşünün, işe geliyorsunuz
  124. Mars'ta gecenin bir yarısı
  125. ama pencerelerinizden
    içeri ışık süzülüyor ve
  126. bu da kafanızı karıştırıyor.
  127. Kontrol salonundaki bu
    resimden anlayacağınız üzere
  128. tüm perdeler kapalı.
  129. Dikkatimizi dağıtacak ışık yok.
  130. Mars'a inişin bir hafta öncesinde
    tüm perdeler kapandı
  131. ve biz Mars saatinden çıkana
    kadar da açılmadı.
  132. Aynı sorun evinizde de var.
  133. Ben üç kez Mars'ta bulundum
    ve eşim değişik tepkiler verdi.
  134. Tamam, Mars saati için
    hazırlanıyoruz deyip
  135. pencereleri folyolar
    ve kalın perdelerle örtmeye başladı,
  136. çünkü bu iş ailenizi de etkiliyor.
  137. Eşim de benimle birlikte bu
    karartılmış ortamda yaşıyordu
  138. ve buna alıştı.
  139. Sonra işteyken bana hüzünlü
    e-postalar atmaya başladı.
  140. Eve geleyim mi? Uyanık mısın?
  141. Mars'ta saat kaç?
  142. Ben de peki dedim,
    ona da bir Mars saati gerekiyordu.
  143. (Kahkaha)
  144. Tabii artık 2016 yılındayız
    ve bunun için bir uygulama var.
  145. (Kahkaha)
  146. Şimdi saatlerin yerine
    telefonları da kullanabiliyoruz.
  147. Ama bu işin aile üzerindeki etkisi
    sandığınızdan daha fazlaydı;
  148. araç üzerinde çalışan
    sadece bizler değildik
  149. ailelerimiz de çalışıyordu.
  150. Bu David Oh,
    uçuş direktörlerimizden biri.
  151. Gece saat 01:00'de ailesiyle
    Los Angeles sahilinde.
  152. (Kahkaha)
  153. İniş Ağustos'ta olduğu için
  154. ve çocuklar Eylül ayına kadar
    okula başlamayacağından
  155. onunla birlikte bir aylığına
    Mars saatine geçiş yaptılar.
  156. Her gün 40 dakika daha geç kalktılar
  157. ve babalarının iş programına uydular.
  158. Bir ay boyunca Mars saatiyle yaşadılar
    ve onlar için harika bir macera oldu;
  159. gecenin bir yarısı bowling oynamaya
  160. veya sahile gitmek gibi.
  161. Hepimizin şunu fark ettik;
  162. trafik olmadığı zaman
    Los Angeles'ta, gece 3'te
  163. istediğiniz her yere gidebiliyorsunuz.
  164. (Kahkaha)

  165. İşten çıktığımızda

  166. eve gidip ailemizi rahatsız
    etmek istemezdik,
  167. karnımız da aç olurdu ama
    yakınlarda bir şeyler yemek yerine
  168. ''Long Beach'te tüm gece
    açık bir mezeci var,
  169. 10 dakikada gideriz.'' falan diyorduk
  170. ve gidiyorduk. Tıpkı 60'lı yıllar gibi,
    trafik yok.
  171. Oradaki restoran sahipleri
    merak edip sorardı:
  172. ''Siz de kimsiniz?
  173. ''Neden restoranıma
    gecenin 3'ünde geliyorsunuz?''
  174. Sonra bizim bir grup
    Marslı olduğumuzu anladılar.
  175. (Kahkaha)
  176. gecenin bir yarısı Los Angeles yollarında
  177. Dünya saatiyle gece yarısı
    dolaşan Marslılar.
  178. Gerçekten de kendimize
    Marslı demeye başladık.
  179. Mars saatine göre çalışan bizler
    kendimize Marslı derken
  180. diğer herkese Dünyalı diyorduk.
  181. (Kahkaha)

  182. Çünkü her gün bir ileriki
    saat dilimine geçtiğinizde

  183. kendinizi herkesten farklı
    hissetmeye başlıyorsunuz.
  184. Gerçekten kendi dünyanızda yaşıyorsunuz.
  185. Üstünde ''Mars saatinden sağ çıktım.
    Sol 0-90'' yazan bir rozetim var.
  186. Ekranda bir resmini görebilirsiniz.
  187. Bu rozetleri taktık çünkü
    Mars üzerinde çalışırken
  188. Mars'taki araçta mümkün olduğu
    kadar etkin olmak
  189. ve zamanımızı en iyi şekilde
    kullanmak istiyoruz.
  190. Yine de üç dört aydan fazla
    Mars saatinde kalmıyoruz.
  191. Eninde sonunda uyarlanmış Mars saatine
    geçeceğiz, şu an üzerinde çalışıyoruz.
  192. Çünkü bu iş bedenleriniz ve aileleriniz
    için çok zor bir hâle geliyor.
  193. Üzerimizde çalışma yapan
    uyku araştırmacıları vardı,
  194. çünkü insanların günlerini uzatmaya
    çalışması alışagelmiş bir şey değildi.
  195. Bir aktigraf takmaya başladım
  196. ve 30'umuz üzerinde
  197. uyku yoksunluğu deneyleri yapılacaktı.
  198. Deney için gelir ve
    her seferinde uyuyakalırdım.
  199. Tekrarlarsam, yani bir süre sonra
    bedeniniz bunu kaldıramıyor.
  200. Her ne kadar harika da olsa.
  201. Ekibin diğer üyeleriyle birbirimize
    inanılmaz derecede bağlandık,
  202. ama bunu devam ettirmek zor.
  203. Bu keşif araçlı görevler güneş sistemine
    doğru attığımız ilk adım.
  204. Birden fazla gezegen üstünde nasıl
    yaşayacağımızı öğreniyoruz.
  205. Çok gezegenli olmak adına
    bakış açımızı değiştiriyoruz.
  206. Bir dahaki sefere bir
    Yıldız Savaşları filmi
  207. ve Dagobah sisteminden Tatooine'e
    giden insanlar gördüğünüzde,
  208. insanları buralara ulaştırmanın
    ne demek olduğunu düşünün.
  209. Birbirlerinden uzak ve ayrı olmanın
  210. onlara ne hissettirdiğini
  211. ve zamanın lojistiğini.
  212. Henüz Mars'a insan göndermedik
    ama göndermeyi umuyoruz.
  213. SpaceX, NASA ve dünyanın
  214. diğer tüm uluslararası uzay kuruluşları
  215. birkaç 10 yıllık süre içinde
    bunu gerçekleştirmeyi umuyor.
  216. Çok yakında Mars'ta insanlar olacak
    ve çok gezegenli olacağız.
  217. Mars'a gidecek genç erkek veya kadın
  218. belki de şu an aramızda
    dinleyicilerin arasında.
  219. 14 yaşımdan beri bu görevlerde
    JPL'de çalışmak istedim ve
  220. bunun bir parçası olma
    ayrıcalığına sahibim.
  221. Bu günler uzay programı
    için olağanüstü günler
  222. ve hepimiz bu yolculukta birlikteyiz.
  223. Gün bana yetmiyor diye
    tekrar düşündüğünüzde,
  224. şunu hatırlayın; bu
    Dünyalı bakış açısına göre.
  225. Teşekkür ederim.
  226. (Alkış)