Turkish subtitles

← İklim kaygısı eyleme nasıl dönüştürülür

Get Embed Code
32 Languages

Showing Revision 14 created 09/01/2020 by Cihan Ekmekçi.

  1. Şu an gezegenimizde olanlarla yüzleşmek
  2. oldukça acı verici.
  3. Yanan ormanlardan,
  4. okyanuslardaki plastiklere,
  5. her gün yok olan türlere
  6. zorunlu göçlere...
  7. Bunalmış hissetmek çok kolay.
  8. Belki biraz çaresiz.
  9. Güçsüz.
  10. Kızgın.
  11. Tutuşmuş.
  12. Uyuşmuş.
  13. Kopuk.
  14. Muhtemelen hepsi.
  15. Bu dağınık ve karışık duygular,

  16. tamamıyla anlaşılır.
  17. Keşke biri bana bunu
    30 yıl önce söyleseydi.
  18. Üniversitede ilk yılımdı
    ve çevresel çalışmalar dersleri alıyordum.
  19. İnsanların güzel dünyamıza
  20. derinden zarar vermesiyle ilgili
  21. kötü haberlerle dolu bir dönemdi.
  22. Çıkmak için hiçbir araç verilmeden
  23. karanlık bir tünele atılmış gibi hissettim
  24. ve yine de her şey normalmiş gibi
  25. günlük hayatıma devam etmem bekleniyordu.
  26. Ama bu tür bilgilere
    bir kez maruz kaldığınızda
  27. artık hiçbir şey normal olmaz.
  28. Endişeliydim ve korkmuştum,
  29. hiç kimse bunun hakkında konuşmuyordu.
  30. ve ben neredeyse okulu bıraktım,
    gerçekten.
  31. Ama okul yerine Kaliforniya'da
    bir saha çalışmasına kaydoldum.

  32. Küçük bir grup olarak iki ay boyunca
    sırt çantasıyla gezdik.
  33. Kulağa çok etkileyici geldiğini biliyorum.
  34. Öyleydi ama çok konuştuğumuzu keşfettim.
  35. Dünya hakkında
  36. açıkça ve dürüstçe
  37. nasıl hissettiğimizi konuşuyorduk
  38. ve hiç kimse bana herhangi bir konuda
    daha olumlu ya da umutlu olmam
  39. gerektiğini söylemedi.
  40. Bir kez bile.
  41. Şaşırtıcı şekilde
    kendimi daha iyi hissettim.
  42. Bu başa çıkılamaz gibi görünen sorunlarla
  43. doğrudan yüzleşebilirmişim
  44. gibi hissettim.
  45. Şunu idrak ettim:
  46. Ya kendimizi
  47. ve birbirimizi anlayarak
  48. bu krizden kurtulmanın
  49. yeni ve farklı bir yolunu bulabilirsek?
  50. Ya psikoloji, gezegenimizin şu anda
  51. karşılaştığı en büyük zorlukları çözmede
  52. eksik bir anahtarsa?
  53. Saha çalışmasından döndüğümde

  54. klinik psikolojiye odaklandım,
  55. travma, keder ve yaratıcılık
  56. arasındaki ilişkileri araştırdım.
  57. Bence, tüm bunların kalbinde yatan çelişki
  58. gerçekten acı veren şeylerle
  59. nasıl hayatta kaldığımız,
  60. tehditkar, ezici ve korkutucu
  61. olaylar karşısında
    nasıl bağlı kaldığımızdır.
  62. Görünen o ki, psikoloji
    bu konuda çok şey biliyor.
  63. Gerçekten çok şey biliyor.
  64. Ama ben bunlardan bahsedildiğini
    ne çevre çalışmaları sınıfımda
  65. ne katılmaya başladığım
    iklim eylemleri toplantılarında
  66. ne de herkesin
  67. neden daha hızlı davranmıyoruz
  68. ve bu ne kadar sürecek diye sorduğu
    uluslararası konferanslarda
  69. hiç duymuyordum.
  70. Böylece bu bir nevi
  71. benim psikolojiden kazandığım anlayışları
  72. işleri tersine çevirmek için
    ön cephede çalışanları desteklemek adına
  73. kaynak ve araçlara çevirdiğim
    görevim oldu.
  74. Bu arada bu herkes için demek.
  75. Şu an hepimiz ön saflardayız.
  76. Ben yıllarca çevre, iklim ve psikoloji
  77. arasında sıkıştıktan sonra
    artık şuna inanıyorum,
  78. bizim işimizde eksik olan şey bu.
  79. Yaratıcı, dirençli,
    yetenekli, becerikli, cesaretli
  80. ve dünyanın şu anda
    ihtiyacı olan her şey için
  81. kapasitemizi üstel olarak
    ivmelendirebilecek şey bu.
  82. Şimdi sizlerle özellikle
    yenilikçi bulduğum

  83. üç konsepti ve şu zamanları
  84. biz insanlar için
  85. nasıl anlamlandırdığımı paylaşacağım.
  86. İlki, hoşgörü penceremiz
    dediğimiz bir şey.
  87. Dr. Dan Siegel hepimizin bir penceresi
    olduğunu söylüyor.
  88. Stresi, bağlıyken ne kadar
  89. tolere edebiliriz ki
  90. klinisyenler bunu "entegre"
    olarak adlandırıyor.
  91. Entegre, düşüncelerimiz ve duygularımızın
  92. aralarından seçerek değil de
  93. tümünün hakikaten farkında
    olabileceğimiz bir şey.
  94. Hepimizin bir eşiği var.
  95. Peki, tolere edebileceğimizin de ötesinde
  96. stresle karşılaştığımızda ne olur?
  97. Penceremizin kenarlarına
    gitme eğiliminde oluruz.
  98. Bir yandan,
  99. kaotik cevap denilen
  100. depresyon ve çaresizlik gibi gözüken
  101. bir nevi kapatma olan
    bir çeşit yıkıma
  102. gidebiliriz.
  103. Pencerenin diğer kenarında ise
    daha katı bir cevap var:
  104. İnkar,
  105. öfke
  106. sert.
  107. Böyle olduğunda

  108. aslında entegre olma kapasitemizi
    kaybediyoruz,
  109. metanetli, uyumlu
  110. olmak istediğimiz her şeyi.
  111. Bu tamamen normal
  112. ama bu şu anda tüm
    dünyada yaşanıyor, değil mi?
  113. Hepimiz bu farklı hisler, duygular
    arasında tereddütte kalıyoruz.
  114. İklim değişikliği gibi bir şeyle,

  115. her yeni bilimsel raporla
  116. belgeselle,
  117. noktaları birleştiren, yaptıklarımız
  118. ve sebep oldukları etkiler,
  119. kitlesel olarak bizi tolerans penceremizin
    dışına itebilir.
  120. Bu kapasiteyi kaybediyoruz, değil mi?
  121. Yıllardır, Orta Batı ABD'den Çin'e

  122. farklı kültür birikimlerinden
    ve politik düşüncelerden
  123. yüzlerce insanla
  124. olanların bize nasıl hissettirdiği
  125. hakkında konuştum.
  126. Düşünceleri ya da inançları değil.
  127. Yerel çevrenizde,
  128. suyunuzda, toprağınızda
    neler olduğuyla alakalı
  129. yani büyük resim hakkında
    neler hissettiğimizle ilgili konuştum.
  130. Neredeyse hepsinden duyduğum şey
  131. bakın söylüyorum
  132. eli kolu bağlı olmak.
  133. Konuşmanın bir noktasında insanlar,
  134. "Olanları ciddi bir şekilde umursuyorum,
  135. çıldırıyorum.
  136. Korkuyorum.
  137. Bu toprakları seviyorum,
    kuşları seviyorum."
  138. diyorlar.
  139. "Ama hareketlerim önemsiz gibi
    hissediyorum.
  140. Nereden başlayacağımı bilemiyorum.
  141. Ben aynı zamanda --"
  142. İnsanların laflarının arasında
  143. "Değişmekten çok korkuyorum.
  144. Her türlü değişiklikten...
    bu çok --
  145. Düşünemiyorum bile, bu düşünülemez gibi."
    dediklerini duyuyorum.
  146. Bu ikinci kavram,

  147. çifte açmaz.
  148. Çifte açmaz,
    bir şeyi yaparsanız da
  149. yapmazsanız da
    kötü hissetmek
  150. ve çıkmazda kalmaktır.
  151. Bu çekilmez bir insani deneyim.
  152. Bundan kaçınmak ve bir kenara atmak
    için her şeyi yaparız.
  153. Tüm bu önemseme ve kaygı burada
  154. sadece azalır, gizlenir.
  155. Ama olan şey,

  156. insanlar önemsemiyormuş gibi gözüküyor,
    umursamazlık gibi.
  157. Durumun aciliyetini gören kimselerse,
  158. "Sizi motive etmeliyiz.
  159. Sizi heyecanlandırmalıyız." diyor.
  160. Biz çözümlerin amigosu oluyoruz.
  161. Ya da "Gerçekler bunlar, bunlar yaşanıyor,
    uyanın." diyoruz.
  162. Bu şeyler aslında özleri itibariyle
    kötü değildir
  163. çünkü çözümlere ihtiyacımız var
    ve gerçeklerle yüzleşmemiz lazım.
  164. Ama kasıtsız da olsa
    bu geri tepebilir ve daha fazla
  165. uyuşukluğa, hareketsizliğe
    sebep olabilir ki
  166. bu bazı insanlar için
    çok kafa karıştırıcıdır.
  167. Şey gibi, ne haltlar dönüyor,
    değil mi?
  168. Bu, altta neler döndüğüyle
  169. gerçekten ilgilenmemekten kaynaklanıyor.
  170. Bir terapistle görüşmeye gittiğinizi
    hayal edin

  171. ve bir çifte açmazınız var.
  172. Gerçekten çaresiz hissediyorsunuz,
  173. değişmeniz gerektiğini biliyorsunuz
  174. ve terapist size bağırarak
  175. "Ne olduğunu görmüyor musunuz?
    Şimdi hareket etmezseniz
  176. korkunç sonuçlarla
  177. karşılaşacaksınız.
  178. Umrunuzda değil mi?
  179. Sorununuz ne?
  180. Neye mâl olacak?" diyor.
  181. Ya da bir terapiste gidiyorsunuz,
  182. sahiden üzgün ve kederli
    hissediyorsunuz
  183. ve bu terapist,
  184. "Çok fazla düşünmeyin.
  185. Yapabileceğiniz bazı basit şeyler var.
  186. Basit pozitif şeyler" diyor.
  187. Sizi başından gönderiyor.
  188. Evet, eğer bu ben olsaydım

  189. bu terapisti anında kovardım
  190. çünkü iyi bir terapist uyum denilen
    bir metot kullanır.
  191. Bu konsepti çok seviyorum.
  192. Uyum, evet, ayarlamak.
  193. Uyum, senkronize,
    anlaşılmış hissetmemizdir,
  194. ve tam olarak olduğumuz halimizle
    kabul edildiğimizi hissetmemizdir.
  195. Biz bunu hissediyoruz,
  196. dünyayla kimsenin bizi
    değiştirmeye çalışmadığı,
  197. utandırmadığı ya da yargılamadığı
  198. anlamlı bir ilişki içerisindeyiz.
  199. Öyle değil mi?
  200. Uyum, beceri gerektirir.

  201. Eğer ortaya konan şey fazlaysa,
  202. acil tehditlerle karşı karşıyaysak,
  203. herhangi bir şeyle uymak çok zordur.
  204. Ama içinde olduğumuz anın paradoksu
  205. tolerans penceremizde daha uyumluyken,
  206. sorunlarımızı çözmekte
  207. yaratıcı olmakta,
    uyumlu olmakta, esnek olmakta,
  208. kendimizin en mükemmel hali olmakta
  209. çok daha kabiliyetliyiz, değil mi?
  210. Peki ya iklim
    ve çevresel çalışmalarımız

  211. tolerans penceremiz,
  212. çokça çifte açmazlar
  213. ve uyum gibi konseptlerle
  214. bilinçlendirilirse?
  215. Bu çok fazla şey gibi gözükebilir.
  216. Bana hep sorulur,
  217. "Tamam, Renee, bu söylediklerin
    kliniksel anlamda harika,
  218. bunun için zamanımız yok."
  219. Bu kesinlike doğru değil.
  220. Çünkü biz bu konudaki çalışmalarımıza
  221. her yönüyle uyum getirebiliriz.
  222. Bu kendimizle başlar.
  223. Kendinizden haberdar değilseniz
    tam anlamıyla uyum sağlayamazsınız.

  224. Kötü haberi verdiğim için üzgünüm.
  225. Başka bir yol yok.
  226. İçten dışa olan bir şey.
  227. Bu hakikaten, "Nasıl hissediyorum?"
    sorusuna uyum sağlamakla başlıyor.
  228. Merhametli olmakla.
  229. Biliyorum söylemesi kolay
  230. ama gerçekten merhametli olmak,
  231. bunlar zor konular.
  232. Bu zamanlar insan olmak için zor zamanlar,
  233. uyanıyoruz.
  234. Ben kötü bir insan değilim.
  235. Ne oluyor demek,
  236. ve sosyal anlamda uymamıza izin veren
  237. tecrübemize merak katmak.
  238. Bunu uygulayabileceğimiz
    sonraki seçenek
  239. küçük gruplarda,
  240. bireysel,
  241. kampanyalarda, stratejilerde,
    sınıflarda, sinema salonlarında
  242. ya da parklarda uyum sağlamak.
  243. Sadece kendimiz olabilmek için
    birbirimize izin verebildiğimiz yerlerde
  244. ve bakın, bu bizim daha yüksek seviyeye
  245. çıkmamıza izin veriyor.
  246. Yürütme görevi, prefrontal korteks,
  247. sinir sistemimizin sakinleşebileceğini
  248. ve diğeri tarafından
    anlaşıldığımızı hissettiğimizde.
  249. Üçüncü yöntem, uyumla yönetme.

  250. Liderler ve fenomenler olarak,
  251. bir insan olarak görünmek,
    gerçek görünmek.
  252. "Biliyor musunuz?
  253. Gerçekten korkuyorum.
  254. Bütün cevapları bilmiyorum." demek.
  255. Liderleri bunu söylerken
    hayal edebiliyor musunuz?
  256. "Bilmiyorum.
  257. Ama buradayız ve hepimize ihtiyaç var.
  258. Bunun içinde birlikteyiz
  259. ve bunu yapabiliriz."
  260. Bu sadece "Bunu yapabiliriz" den
    farklı bir mesaj, değil mi?
  261. Bu "İşte buradayız.
  262. Korkuyorum, ama bunlar oluyor."
  263. İşte, olay şu,

  264. bu çalışmanın tamamı gerçek,
  265. muhteşem hallerimizi
  266. göstermeye yarayacak,
  267. bu şartları yaratacak araçlara sahibiz.
  268. Hiç kuşkusuz, %100 biliyorum ki
  269. her birimiz,
    insanlar olarak sahip olduğumuz
  270. ustalık, mükemmellik ve cesurlukla
  271. bu zorluklarla
    baş etme kapasitesine sahibiz.
  272. Sadece tüm koşulları birlikte
    sağlamamız lazım.
  273. Birbirimize ihtiyacımız var.
  274. Birbirimizi desteklemeye
    ve kendimize
  275. bunu gerçekten yapmak için
    izin vermeye ihtiyacımız var.
  276. İhtiyacımız olan şey bu, o yüzden...
  277. Hadi derin bir nefes alalım.
  278. Kendimiz ve başkaları için
    merhametli olalım.
  279. Şu anda ve geçmişte
  280. böylece bu zor gerçeklikleri
  281. acı doğruları ortaklaşa halledelim.
  282. Hadi birlikte yapalım.
  283. Dünya bunu yapmamız için hazır
  284. ve bunu yapabiliriz.
  285. Teşekkür ederim.

  286. (Alkışlar)