YouTube

Got a YouTube account?

New: enable viewer-created translations and captions on your YouTube channel!

Turkish subtitles

← Açlık sorunuyla mücadelemizde neyi yanlış yapıyoruz

Get Embed Code
20 Languages

Showing Revision 5 created 12/24/2019 by Cihan Ekmekçi.

  1. 2017 yılının Haziran ayında
  2. Atlanta, Georgia'nın güneyindeki
    yerel bir aşevinde
  3. bir grup insanla birlikte gönüllü oldum.
  4. Günlerden cumaydı, öğleden sonraydı,
    aşevinin haftalık yemek bağışlama günü.
  5. Oraya vardığımda
    insanlar gelmeye başlamıştı.
  6. Birçoğunun yanında market arabası vardı,
  7. haftalık gıda ihtiyaçlarını
    almak için hazırlardı.
  8. Ben içeri girerken dışarıda
    sırada bekleyen kırk kadar kişi vardı.
  9. Çok heyecanlıydım
  10. çünkü vermekten daha çok
    hoşlandığım çok az şey var.
  11. Ama sonra gönüllü toplantısının
    olduğu odaya girdiğimde

  12. hemen fark ettim ki o insanların hiçbirine
    gerçek bir öğün vermeyecektik,
  13. sadece yiyecek veriyorduk.
  14. Paketleme hattındaki yerimi aldım.
  15. Görevim, her çantaya Weight Watchers'ın
    Ding Dong keklerinin girmesini sağlamaktı.
  16. Çantalar gelmeye başladığında
    kendi kendime düşünüyordum.

  17. "Burada ne yapıyoruz?"
  18. Her çantada şunlar vardı:
    İki adet 600 ml Snapples diyet soğuk çay,
  19. 3,5 litre barbekü sosu,
  20. bir paket patates cipsi,
  21. bir kutu süper kahraman şekilli
    sebzeli makarna,
  22. bir kutu belVita kahvaltı barı,
  23. bir konserve fasulye püresi,
  24. bir konserve bezelye,
  25. küçük bir konserve mısır,
  26. Ding Dong keklerini unutmadan edemem
  27. ve kızarmış taze soğan,
  28. güveçte yeşil fasulye yemeğinin
    üzerine atılan türdekilerden.
  29. Bu kadardı.
  30. O gün yüzden fazla çanta hazırladık
  31. ve ihtiyacı olanlar
    bir tane almak için sırada bekledi.
  32. Ama bir duyguya kapıldım,
    kötü ve biraz da kızgın hissettim.
  33. Yüzden fazla aileye verdiğimiz yiyecekten
    bir öğün bile çıkmayacağından eminken
  34. yaptığım işten nasıl keyif alabilirdim ki?
  35. Demek istediğim, barbekü sosu
    ve Ding Dong kekiyle kim bir öğün ister?
  36. (Gülme sesleri)

  37. Gerçek şu ki hayatım boyunca
    bu sürecin bir parçası oldum.

  38. Yiyecek kampanyalarına katıldım,
    küçüklüğümden beri konserve topladım,
  39. sayabileceğimden daha fazla defa
    marketlere bağışta bulundum,
  40. barınaklarda gönüllü oldum,
    aşevlerinde çalıştım
  41. ve eminim ki benim gibi
    çoğunuz da bunları yapmışsınızdır.
  42. 2013'te Sunday Soul isimli
    gezici bir lokanta bile açtım.
  43. Masa, sandalye ve masa örtüsü kiralayıp
    menüler çıktı aldım.
  44. Bu deneyimi sokak aralarına,
    köprü altlarına ve parklara taşıdım,
  45. evsizliği tecrübe eden kişiler
    onurlu bir şekilde yemek yiyebilsin diye.
  46. Dolayısıyla uzun bir süredir
    bu mücadeleye katkıda bulunuyorum.
  47. ABD'nin neredeyse tüm büyük şehirlerinde
    aşevleri sevilen bir toplumsal kuruluş.

  48. Muhtaçlara gıda kutuları hazırlamaları
    ve gıdaları sınıflandırmaları için
  49. dernekler haftalık olarak
    gönüllüler gönderiyor.
  50. Ayrıca konserve bağışları,
  51. katılan ofis binalarını
    ve okulları sevindiriyor
  52. ve ülke genelinde
    aşevlerinin raflarını dolduruyor.
  53. Açlığı sonlandırmak için böyle çalışıyoruz
  54. ve fark ettiğim şey şu:
  55. Yanlış yapıyoruz.
  56. Aynı şeyleri tekrar ve tekrar yapıyoruz
  57. ama farklı bir sonuç bekliyoruz.
  58. İnsanların aylık olarak aşevlerine
    ihtiyaç duyduğu bir döngü oluşturduk.
  59. Aldıkları gıda ise genelde dengeli değil
    ve kesinlikle sağlıklı bir öğün sunmuyor.
  60. ABD'de, iyilik yapma yaklaşımımız
    yani hayırseverlik dediğimiz şey

  61. ciddi bir gelişim göstermemizi engelliyor.
  62. Ne kadar insanın gıda güvencesi olmadığını
    dünyaya öğretiyoruz.
  63. Mücadelemizde televizyon reklamları,
    billboardlar, kitlesel bağışlar
  64. ve en tanınmış ünlülerimizden
    bazılarının katılımı var
  65. ama hep var olan gerçek şu ki
  66. bunca emeğe rağmen
    hâlâ aç olan milyonlarca insan var.
  67. Daha iyisini yapabiliriz.
  68. Dünya çapında 821 milyon insan aç.
  69. Bu, dünyadaki dokuz kişiden biri aç demek.
  70. Burada, ABD'de, yaklaşık kırk milyon kişi
    her yıl açlığı deneyimliyor.

  71. Buna, her gece aç uyuyan
    on bir milyondan fazla çocuk da dahil.
  72. Yine de her zamankinden
    daha fazla yiyecek israf ediyoruz --
  73. her yıl 36 tondan daha fazla.
  74. ABD Çevre Koruma Kurumu
    EPA'nın tahminlerine göre
  75. 1970 ve 2017 arasında
    yiyecek israfı iki kattan fazla artmış
  76. ve şu an atık sahalarının
    %27'sini oluşturuyormuş.
  77. Atık yiyecekler orada bekledikçe çürüyor
    ve zararlı metan gazı açığa çıkıyor.
  78. Bu gaz, iklim değişikliğinin ana nedeni.
  79. Yiyeceğin kendisini israf ediyoruz,
  80. israf olmuş yiyeceği üretmek için harcanan
    onca parayı israf ediyoruz
  81. ve buna harcanan emeği israf ediyoruz.
  82. Üstelik yiyeceğe muhtaç olan
    ama elde edemeyen kişiler ile
  83. çok fazla yiyeceği olan
    ve onu kolaylıkla çöpe atanlar arasında
  84. sosyal adaletsizlik mevcut.
  85. Tüm bunlar sayesinde fark ettim ki

  86. açlık, yiyecek yetersizliğinden değil,
    lojistik sorunundan kaynaklanıyor.
  87. Bu yüzden 2017'de teknoloji kullanarak
    açlığı sonlandırmaya koyuldum.
  88. Ne de olsa yemek sipariş
    uygulamaları çok yaygındı.
  89. Düşündüm ki bu teknolojiyi
    tersine çevirebilirdik.
  90. Lokanta veya market gibi iş yerlerinden
    yiyecek alıp muhtaçlara ulaştırabilirdik.
  91. Teknoloji ve yeniliğin, gerçek sorunları
    çözecek gücü olduğuna inanıyorum,
  92. özellikle de açlık sorununu.
  93. Böylece 2017'de bir uygulama oluşturdum.

  94. Uygulama, işletmenin sattığı her şeyin
    envanterini tutuyor
  95. ve günün sonunda çöpe gidecek yiyeceği
    bağışlamayı çok kolaylaştırıyor.
  96. Kullanıcının yapması gerek tek şey
    yiyecek ögesinin üzerine basmak
  97. ve ne kadar bağışlayacaklarını bildirmek.
  98. Platformumuz bağış sırasında yiyeceğin
    ağırlık ve vergi değerlerini hesaplıyor.
  99. Yemeği alıp kâr amacı gütmeyen kuruluşlara
    ve ihtiyaç sahiplerine ulaştırmaları için
  100. o bölgedeki paylaşım ekonomisindeki
    sürücülerle bağlantıya geçiyoruz.
  101. İşletmelerin yemek israfını
    azaltmalarına yardım etmek için
  102. neyi sürekli israf ettiklerini gösteren
    veri ve analizler sundum
  103. ve milyonlarca dolar tasarruf ettiler.
  104. Görevimiz basitti;
  105. daha çok besle, daha az israf et.
  106. 2018'de kullanıcılarımız arasında
  107. dünyanın en işlek havalimanı olan
    Atlanta Hartsfield Jackson da vardı.
  108. Hormel, Chick-fil-A ve Papa John's gibi
    marka ve şirketlerle çalışıyorduk.
  109. Hatta Super Bowl LIII için NFL ile
    çalışma imkânımız bile oldu.
  110. Son iki yılda yaklaşık bin ton yemeği
  111. atık sahalarına göndermek yerine
    yemeğe muhtaç kişilere ulaştırmak için
  112. iki yüzden fazla işletme ile çalıştık.
  113. (Alkışlar)

  114. Teşekkür ederim.

  115. (Alkışlar)

  116. Bu, yaklaşık 1 milyon 700 bin öğün demek.

  117. Washington, DC, Chicago, Miami,
    Philadelphia gibi başka şehirlerde de
  118. çalışmalarımızı genişletmemizi sağladı.
  119. Bu, sorunun üstesinden gelmenin bir yolu.

  120. Diğer bir yol, gezici marketler.
  121. İşletmelerin fazla yiyeceklerini alıyoruz
  122. ve yemeğin olmadığı yerlerde
    ücretsiz marketler açıyoruz.
  123. Aşçı getiriyoruz, tadım testleri yapıyoruz
    ve aileler yemek tarifleriyle ayrılıyor.
  124. Her aileye çok kullanımlık torba veriyoruz
    ve alışveriş yapıyorlar,
  125. sadece ücret ödemiyorlar.
  126. İnsanların sadece yiyeceğe değil,
    öğüne erişebilmelerini sağlamak istedik.
  127. Ülkemizdeki açlığı bitirmek için düşünme
    ve çalışma şeklimizi değiştirmek istedik.
  128. İnsanları, açlığı bitirebileceğimize
    inandırmak istedik,
  129. kâr amacı gütmeden veya aşevleri ile değil
  130. ama israfı azaltma ve açlığı sonlandırma
    hedefi olan bir sosyal girişimle.
  131. Ama açlığı nasıl çözebileceğimizle ilgili
    anlatım ve düşünce sürecini değiştirmek
  132. düşündüğüm kadar kolay olmadı.
  133. 2016'da Fransa, marketlerin kullanılmamış
    gıdayı atmasını yasaklayan ilk ülke oldu.

  134. Marketler, gıdayı çöpe atmak yerine
    bağışlamak zorundaydılar,
  135. yoksa ceza kesiliyordu.
  136. Evet.

  137. (Alkışlar)

  138. 2017'de İtalya bunu takip etti

  139. ve yemek israfını yasaklayan
    ikinci Avrupa ülkesi oldu.
  140. Açıklamaları o kadar basitti ki
    sanki oy çokluğuyla kabul edilmişti.
  141. "İsraf olan milyonlarca kilo yiyeceğimiz
    ve aç olan yoksul insanlarımız var."
  142. Bu kadar basit.
  143. Danimarka'nın manda altında olan
    yiyecek marketi var,

  144. ismi Wefood.
  145. Bölgedeki marketlerden
    fazla yiyeceği topluyorlar
  146. ve %50'ye varan indirimlerle satıyorlar.
  147. Daha sonra tüm gelir,
    ihtiyacı olanlar için
  148. acil yardım programlarına
    ve sosyal yardım kurumlarına bağışlanıyor.
  149. Bu, "Marketin iyi niyeti" olarak
    takdir ediliyor.
  150. Ayrıca geçen yıl Toronto'da
    Feed it Forward açıldığında

  151. dünyanın ilk "ödeyebildiğin kadar öde"
    marketi açılmış oldu.
  152. Süpermarketlerden toplanan fazla yiyecek
    sayesinde marketin rafları her zaman dolu
  153. ve alışveriş yapan aileler
    sadece ödeyebilecekleri kadar ödüyor.
  154. Bu muhteşem.

  155. Bu yeniliğe daha çok ihtiyacımız var.
  156. Açlık sorununu nasıl çözeceğimizle ilgili
    tutum değiştirmede herkes rol alabilir.
  157. Birbirimizle iletişim kurmamızdan eğlence
    anlayışımıza, yemek alımımıza kadar
  158. yenilik ve teknolojinin nasıl hayatımızı
    değiştirmesine izin verdiğimizi düşününce
  159. açlık sorununu hâlâ
    çözememiş olmamız şaşırtıcı.
  160. Kendi kendini sürebilen arabalarımız var
  161. ve kendilerini besleyemeyen
    milyonlarca insan var.
  162. Gıda güvencesizliğini sonlandırmak için
    bağışlanmış milyonlarca dolarla
  163. açlığı yıllar önce bitirmiş olmalıydık.
  164. Kendime şunu sordum:
  165. (Alkışlar)

  166. Neden bu kısır döngüden kurtulamıyoruz?

  167. Neden bu sorunu hâlâ çözemedik?
  168. Yatırımcılarla görüştüğümü
    ve fikrimi sunduğumu hatırlıyorum,
  169. çalışmam için fon oluşturmaya çalışıyordum
  170. ve aralarından biri bütün ciddiyetiyle
    "Açlık sorunu zaten çözülüyor." dedi,
  171. sanki milyonlarca kişi o gece
    aç uyumayacakmış gibi,
  172. sanki yapacak başka bir şey yokmuş gibi.
  173. Açlık sorunun zaten çözüldüğünü
    düşünebilirsiniz
  174. ama gerçek şu ki çözülmeye çalışılıyor.
  175. Açlık sorununu gerçekten çözmek istiyorsak
    çalışma şeklimizi değiştirmeliyiz.

  176. Aynı davranışlar hep aynı sonucu verecek.
  177. Dünya genelinde
    yüzlerce sosyal girişimci var
  178. ve açlık gibi gerçekten büyük sorunları
    çözme hedefleri var
  179. ama açlıkla mücadele eden ulusal kuruluş
    ve aşevlerini desteklediğimiz kadar
  180. onları desteklemiyoruz.
  181. Fırsat verilse bu sorunu çözmek için
    anlayış geliştirme
  182. ve belki geleceği düşünme
    yetenekleri vardır.
  183. Bu yüzden dünyayı dolaşıyorum,

  184. Amerika'da açlığın nasıl olduğu
    hakkında konuşuyorum
  185. ve yiyeceğe erişmek ile öğüne erişmek
    arasındaki farkı açıklıyorum.
  186. Ülke genelinde kent konseyi üyeleri
    ve şehir idareciyle buluşuyorum.
  187. Teknolojinin, ihtiyaç fazlası yemeği olan
    işletmelerle muhtaç kişiler arasında
  188. bağ kurma gücüne sahip olduğunu
    onlara anlatıyorum
  189. ve bir aile için bir öğünün
    ne anlama geldiğini açıklıyorum.
  190. Aç çocukları nasıl beslediğimiz
    hakkında konuşmak için
  191. okul yönetim kurullarıyla görüşüyorum.
  192. Sağlık organizasyonlarıyla buluşup
    şu mesajı paylaşıyorum:
  193. Yiyecek sağlıktır, yiyecek hayattır
  194. ve açlık sorununu çözerek
    başka birçok sorunu da çözebiliriz.
  195. Komşularımızın yiyecek yemeği yokken

  196. kullanılmamış yiyeceklerin çöpe gittiği
    bir ülkede yaşamamak için
  197. kanunlarımızı değiştirmeliyiz.
  198. Yeni poliçeler oluşturmalıyız
  199. ve en önemlisi, düşünce
    ve davranışlarımızı değiştirmeliyiz.
  200. Yiyecek kampanyaları iyi,
    aşevleri önemli bir amaca hizmet ediyor.
  201. Ayrıca evet, Ding Dong kekleri
    bazen benim de hoşuma gidiyor.
  202. Ama gerçek şu ki kampanyalar
    açlığı sonlandırmıyor.
  203. Eğer gözümüzün önünde duran noktaları
    birleştirecek kadar zekiysek
  204. beslenmeleri için ailelere bir kutu
    süper kahraman şekilli sebzeli makarna
  205. ve 3,5 litre barbekü sosu vermekten
    daha iyisini yapabiliriz.
  206. Bunun yerine onlara
    onurlarını geri verebiliriz.
  207. Belki okullarda devamlılığı artırabiliriz.
  208. Milyonlarca kişinin
    sağlık sonucunu iyileştirebiliriz
  209. ve en önemlisi, atık sahalarına giden
    yiyecek israfını azaltarak
  210. hepimiz için daha iyi bir çevre
    oluşturabiliriz.
  211. En sevdiğim şey, bu süreçte
    yaptıklarımızla ilgili iyi hissedebiliriz.

  212. Açlığı sonlandırırsak
  213. kaybedecek hiçbir şeyimiz olmayacak
    ve kazanacak çok şeyimiz olacak.
  214. Bu yüzden hadi bunu yapalım.
  215. Teşekkür ederim.

  216. (Alkışlar)

  217. Teşekkürler.