Return to Video

Aaron Huey: Amerika'nın yerli savaş esirleri

  • 0:00 - 0:03
    Bugün, Lakota fotoğraflarımı göstermek için buradayım.
  • 0:04 - 0:06
    Birçoğunuz Lakota'yı duymuş olabilirsiniz;
  • 0:06 - 0:08
    ya da en azından Siular adındaki
  • 0:08 - 0:10
    daha büyük kabileler grubunu duymuşsunuzdur.
  • 0:10 - 0:13
    Lakota, topraklarından çıkarılarak şu anda rezervasyon denilen
  • 0:13 - 0:15
    savaş esiri kamplarına gönderilen
  • 0:15 - 0:17
    birçok kabileden biridir.
  • 0:17 - 0:19
    Bugünkü slayt gösterisinin konusu olan
  • 0:19 - 0:21
    Pine Ridge Rezervasyonu,
  • 0:21 - 0:23
    Güney Dakota'daki Black Hills'in (Siyah Tepeler)
  • 0:23 - 0:25
    120 km güneydoğusunda bulunur.
  • 0:25 - 0:27
    Buradan bazen, 334 Numaralı Savaş Esiri Kampı
  • 0:27 - 0:30
    olarak da bahsedilir
  • 0:30 - 0:33
    ve şu anda Lakotalar'ın yaşadığı yerdir.
  • 0:33 - 0:35
    Eğer Amerikan Kızılderili Hareketi AIM'i
  • 0:35 - 0:37
    duyduysanız,
  • 0:37 - 0:39
    ya da Russell Means'i
  • 0:39 - 0:41
    ya da Leonard Peltier'i
  • 0:41 - 0:43
    ya da Oglala sorununu,
  • 0:43 - 0:46
    o zaman Pine Ridge'in ABD'deki
  • 0:46 - 0:49
    Yerli sorunlarıyla ilgili sıfır noktası olduğunu bilirsiniz.
  • 0:49 - 0:51
    Benden Lakota'ya ilişkim hakkında
  • 0:51 - 0:53
    bugün biraz konuşmam istendi;
  • 0:53 - 0:55
    ve bu benim için çok zor bir şey
  • 0:55 - 0:57
    çünkü eğer derimin renginden fark etmediyseniz,
  • 0:57 - 0:59
    ben beyazım
  • 0:59 - 1:02
    ve bu, bir Yerli rezervasyonunda çok büyük bir engeldir.
  • 1:04 - 1:06
    Bugün fotoğraflarımda birçok kişi göreceksiniz
  • 1:06 - 1:09
    ve ben bu insanlarla çok yakınlaştım ve beni ailelerinden biri gibi kabul ettiler.
  • 1:09 - 1:11
    Bana "kardeş" ve "amca" diye hitap ettiler
  • 1:11 - 1:13
    ve beş yıl boyunca beni tekrar tekrar davet ettiler.
  • 1:13 - 1:15
    Fakat ben Pine Ridge'de
  • 1:15 - 1:18
    her zaman bir "wasichu" olacağım;
  • 1:18 - 1:21
    "wasichu" bir Lakota kelimesi;
  • 1:21 - 1:23
    anlamı, Kızılderili olmayan;
  • 1:23 - 1:25
    fakat başka bir anlamı da
  • 1:25 - 1:29
    "en iyi eti kendine alan" demek.
  • 1:29 - 1:31
    Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı;
  • 1:31 - 1:33
    etin en iyi yerini kendine alan.
  • 1:33 - 1:35
    Açgözlü anlamına geliyor.
  • 1:36 - 1:38
    Bu oditoryuma şöyle bir bakın bugün.
  • 1:38 - 1:41
    Amerika'nın batısında bir özel okuldayız;
  • 1:41 - 1:44
    cebimizde paramızla
  • 1:44 - 1:46
    kırmızı kadife koltuklarda oturuyoruz.
  • 1:46 - 1:48
    Ve hayatlarımıza bakacak olursak
  • 1:48 - 1:50
    biz gerçekten etin en iyi yerini
  • 1:50 - 1:52
    almış durumdayız.
  • 1:52 - 1:55
    Bugün biz kazanalım diye
  • 1:55 - 1:57
    kaybeden insanların olduğu
  • 1:57 - 1:59
    fotoğraflara bakalım;
  • 1:59 - 2:02
    ve yüzlerini gördüğünüzde bilin ki bu insanlar
  • 2:02 - 2:05
    sadece Lakota'nın resimleri değildir;
  • 2:05 - 2:08
    tüm yerlileri temsil etmektedirler.
  • 2:10 - 2:12
    Bu kağıt parçasında
  • 2:12 - 2:14
    Lakotalı arkadaşlarımdan ve ailemden
  • 2:14 - 2:17
    öğrendiğim şekliyle tarih bulunmaktadır.
  • 2:17 - 2:19
    Aşağıdakiler, yapılan antlaşmaların,
  • 2:19 - 2:22
    ihlâl edilmiş antlaşmaların ve
  • 2:22 - 2:24
    savaş adıyla gizlenen katliamların kronolojisidir.
  • 2:24 - 2:26
    1824'ten başlayayım.
  • 2:26 - 2:28
    Kızılderili İşleri Bürosu olarak bilinen yer,
  • 2:28 - 2:30
    Amerikan Yerlileri'yle ilişkilerimizde
  • 2:30 - 2:32
    erkenden bir saldırgan tavrı ortaya koyarak
  • 2:32 - 2:34
    Savunma Bakanlığı bünyesinde kurulmuştur.
  • 2:34 - 2:36
    1851:
  • 2:36 - 2:38
    İlk Fort Laramie Antlaşması yapılmıştır;
  • 2:38 - 2:41
    burada Lakota ülkesinin sınırları net olarak gösterilmiştir.
  • 2:41 - 2:43
    Antlaşmaya göre,
  • 2:43 - 2:45
    o topraklar bağımsız bir ulustur.
  • 2:45 - 2:47
    Bu antlaşmadaki sınırlar korunsaydı
  • 2:47 - 2:50
    -ve korunması gerektiğinin yasal bir zemini vardır-
  • 2:50 - 2:53
    bugün Amerika böyle görünecekti.
  • 2:55 - 2:57
    10 yıl sonra,
  • 2:57 - 3:00
    Başkan Lincoln tarafından imzalanan Evyeri Kanunu
  • 3:00 - 3:03
    Yerli topraklarına beyaz göçmenlerin akmasına neden oldu.
  • 3:03 - 3:05
    1863:
  • 3:05 - 3:07
    Minnesota'daki Santee Siuları'nın ayaklanması
  • 3:07 - 3:10
    38 Siu erkeğinin asılmasıyla sonuçlandı;
  • 3:10 - 3:13
    ABD tarihindeki en büyük toplu infaz.
  • 3:14 - 3:16
    İnfaz emri, Başkan Lincoln tarafından
  • 3:16 - 3:18
    Özgürlük Bildirgesi'ni imzalamasından
  • 3:18 - 3:21
    sadece iki gün sonra verilmişti.
  • 3:22 - 3:25
    1866, kıtayı geçen tren yolunun yapımının başlaması,
  • 3:25 - 3:27
    yeni bir dönem.
  • 3:27 - 3:29
    Trenler ve yollara kestirmeler açmak için
  • 3:29 - 3:32
    Lakota Ülkesi'nin kalbindeki topraklara el koyduk.
  • 3:32 - 3:34
    Antlaşmalar unutulmuştu.
  • 3:34 - 3:37
    Bunun karşılığında, Lakota şefi Kırmızı Bulut tarafından
  • 3:37 - 3:40
    yönetilen üç kabile saldırdı ve ABD ordusunu birçok kez yendi.
  • 3:40 - 3:42
    Bu bölümü tekrarlamak istiyorum.
  • 3:42 - 3:45
    Lakota ABD ordusunu yendi.
  • 3:45 - 3:48
    1868: İkinci Fort Laramie Antlaşması
  • 3:48 - 3:51
    Büyük Siu Milleti'nin bağımsızlığını ve kutsal Siyah Tepeler'in
  • 3:51 - 3:54
    Lakota'ya ait olduğunu açıkça garanti eder.
  • 3:54 - 3:56
    Hükümet aynı zamanda toprak ve çevre eyaletlerde avlanma hakkı da
  • 3:56 - 3:58
    vadeder.
  • 3:58 - 4:00
    Powder River kırsalının bundan sonra tüm beyazlara kapalı
  • 4:00 - 4:03
    olacağına söz verdik.
  • 4:03 - 4:05
    Antlaşma, Kırmızı Bulut ve Siular için
  • 4:05 - 4:07
    tam bir zafer gibi gözüküyordu.
  • 4:07 - 4:10
    Aslında, bu, Amerikan tarihindeki, hükümetin
  • 4:10 - 4:13
    düşmanın tüm istediklerini kabul etmek zorunda kalarak
  • 4:13 - 4:16
    barış müzakere ettiği tek savaştır.
  • 4:18 - 4:20
    1869:
  • 4:20 - 4:22
    Kıtayı geçen tren yolu bitirildi
  • 4:22 - 4:25
    ve diğer şeylerin yanında, büyük miktarlarda bufalo öldüren
  • 4:25 - 4:28
    avcıları da taşımaya başladı ve böylece
  • 4:28 - 4:31
    Siular için bir yiyecek, giyecek ve barınak kaynağı yok olmaya başladı.
  • 4:31 - 4:33
    1871:
  • 4:33 - 4:35
    Kızılderili El Koyma Kanunu
  • 4:35 - 4:38
    tüm Kızılderililer'i federal hükümetin vesayetine soktu.
  • 4:38 - 4:41
    Ek olarak, ordu, Batı Kızılderilileri'nin
  • 4:41 - 4:44
    rezervasyonlardan çıkmasını yasaklayan emirler yayınladı.
  • 4:44 - 4:46
    O zamanki tüm Batı Kızılderilileri
  • 4:46 - 4:48
    artık savaş esiriydi.
  • 4:48 - 4:50
    Gene 1871'de
  • 4:50 - 4:52
    antlaşma yapma sürecini sona erdirdik.
  • 4:52 - 4:55
    Antlaşmalarla ilgili problem, kabilelerin bağımsız uluslar olarak varolmalarına izin vermesiydi
  • 4:55 - 4:57
    ve biz bunu kabul edemezdik;
  • 4:57 - 4:59
    planlarımız vardı.
  • 4:59 - 5:01
    1874:
  • 5:01 - 5:04
    General George Custer, Lakota bölgesinde altın bulunduğunu duyurdu;
  • 5:04 - 5:06
    özellikle Siyah Tepeler'de.
  • 5:06 - 5:08
    Altın haberi, Lakota Ülkesi'ne büyük bir beyaz göçmen
  • 5:08 - 5:10
    akışını beraberinde getirdi.
  • 5:10 - 5:12
    Custer, Meclis'e Lakota'yla yaptığı antlaşmaları
  • 5:12 - 5:14
    en kısa zamanda sonlandırmanın
  • 5:14 - 5:16
    bir yolunu bulmasını tavsiye etti.
  • 5:16 - 5:19
    1875: Fort Laramie Antlaşması'nın ihlâliyle
  • 5:19 - 5:22
    Lakota Savaşı başladı.
  • 5:22 - 5:24
    1876:
  • 5:24 - 5:26
    26 Temmuz'da,
  • 5:26 - 5:28
    Custer'in 7. süvari alayı,
  • 5:28 - 5:30
    bir Lakota köyüne saldırmak üzere yola çıkmışken
  • 5:30 - 5:32
    Little Big Horn savaşında yenildi.
  • 5:32 - 5:34
    1877:
  • 5:34 - 5:37
    Büyük Lakota savaşçısı ve şefi Çılgın At,
  • 5:37 - 5:39
    Fort Robinson'da teslim oldu.
  • 5:39 - 5:42
    Daha sonra gözaltında öldürüldü.
  • 5:45 - 5:48
    1877 ayrıca bizim Fort Laramie Antlaşmaları'nı
  • 5:48 - 5:50
    yok saymanın bir yolunu bulduğumuz bir yıl.
  • 5:50 - 5:53
    Siu şeflerine ve önde gelenlerine "Sat ya da Açlıktan Öl" olarak bilinen
  • 5:53 - 5:56
    bir kampanyayla yeni bir antlaşma sunuldu.
  • 5:56 - 5:59
    Kağıdı imzala yoksa kabilene yiyecek yok.
  • 5:59 - 6:02
    Yetişkin erkek nüfusunun sadece yüzde onu imzaladı.
  • 6:02 - 6:04
    Toprak devri için Fort Laramie Antlaşması'na göre
  • 6:04 - 6:06
    en azından kabilenin yüzde 75'inin
  • 6:06 - 6:08
    imzası gerekiyordu.
  • 6:08 - 6:10
    Bu madde açıkça görmezden gelinmişti.
  • 6:10 - 6:13
    1887: Dawes Kanunu:
  • 6:13 - 6:16
    Rezervasyon topraklarının müşterek mülkiyeti sona eriyor.
  • 6:16 - 6:19
    Rezervasyonlar 650'şer metrekarelik bölümlere ayrılarak
  • 6:19 - 6:21
    Kızılderililer'e bireysel olarak dağıtıldı
  • 6:21 - 6:23
    ve artan topraklar ellerinden alındı.
  • 6:23 - 6:26
    Kabileler milyonlarca hektar toprak kaybetti.
  • 6:26 - 6:28
    Amerikan rüyasının bireysel toprak mülkiyeti kavramı,
  • 6:28 - 6:30
    rezervasyonları, geride hiçbir şey kalmayana kadar
  • 6:30 - 6:33
    bölmenin çok akıllıca bir yolu haline geldi.
  • 6:33 - 6:35
    Hareket, her geçen nesille
  • 6:35 - 6:38
    bölüp satmayı daha da kolaylaştırarak
  • 6:38 - 6:41
    rezervasyonları yok etti.
  • 6:41 - 6:43
    Artan toprakların çoğu
  • 6:43 - 6:45
    ve rezervasyon sınırları içindeki birçok arsa
  • 6:45 - 6:48
    şimdi beyaz büyük çiftlik sahiplerinin elinde.
  • 6:48 - 6:51
    Bir kez daha, armudun iyisi wasichu'ya gitti.
  • 6:52 - 6:54
    1890, bana göre
  • 6:54 - 6:57
    bu slayt gösterisindeki en önemli tarih.
  • 6:57 - 6:59
    Wounded Knee (Yaralı Diz) katliamı bu sene oldu.
  • 6:59 - 7:01
    29 Aralık'ta,
  • 7:01 - 7:04
    ABD birlikleri,Wounded Knee Çayı'ndaki Siu kampını çevreledi
  • 7:04 - 7:06
    ve Şef Büyük Ayak'la birlikte
  • 7:06 - 7:08
    300 savaş esirini katletti.
  • 7:08 - 7:10
    Hotchkiss silahı denen,
  • 7:10 - 7:12
    seri ateş eden ve patlayan mermiler atan
  • 7:12 - 7:14
    bir silah kullandılar.
  • 7:14 - 7:16
    Bu sözde savaş için
  • 7:16 - 7:19
    7. süvari alayına kahramanlıklarından dolayı
  • 7:19 - 7:22
    yirmi meclis onur madalyası verildi.
  • 7:22 - 7:24
    Şimdiye kadar
  • 7:24 - 7:27
    bu, bir savaş için verilen
  • 7:27 - 7:30
    en fazla onur madalyasıdır.
  • 7:30 - 7:32
    Kadın ve çocuk ayrımı gözetmeyen
  • 7:32 - 7:34
    bu katliam için
  • 7:34 - 7:36
    Birinci Dünya Savaşı'ndaki,
  • 7:36 - 7:38
    İkinci Dünya Savaşı'ndaki,
  • 7:38 - 7:40
    Kore'deki, Vietnam'daki,
  • 7:40 - 7:43
    Irak ya da Afganistan'daki çatışmalardan daha fazla madalya verildi.
  • 7:44 - 7:46
    Wounded Knee katliamı,
  • 7:46 - 7:49
    Kızılderili savaşlarının sonu olarak kabul edildi.
  • 7:49 - 7:51
    Wounded Knee'deki toplu mezar
  • 7:51 - 7:53
    alanını her ziyaret ettiğimde
  • 7:53 - 7:55
    sadece Lakotalar ve Siular için
  • 7:55 - 7:57
    bir mezar görmüyorum;
  • 7:57 - 8:00
    tüm yerli olan insanların bir mezarını görüyorum.
  • 8:03 - 8:05
    Kutsal kişi, Kara Geyik şöyle demiştir:
  • 8:05 - 8:07
    "O zamanlar,
  • 8:07 - 8:09
    ne kadar şeyin sona erdiğini bilememiştim.
  • 8:09 - 8:11
    Şimdi,
  • 8:11 - 8:13
    yaşlılığımın yüksek tepelerinden geriye baktığımda
  • 8:13 - 8:15
    o yamuk çukurda
  • 8:15 - 8:17
    üst üste yığılmış ve dağılmış,
  • 8:17 - 8:20
    katledilmiş kadın ve çocukları
  • 8:23 - 8:25
    hâlâ genç gözlerimle gördüğüm gibi
  • 8:25 - 8:28
    net görebiliyorum.
  • 8:31 - 8:34
    Ve o kanlı çamurda başka bir şeyin daha öldüğünü
  • 8:35 - 8:38
    ve kar fırtınasına gömüldüğünü görebiliyorum.
  • 8:39 - 8:42
    Bir halkın düşü öldü orada;
  • 8:42 - 8:45
    ve o çok güzel bir düştü."
  • 8:46 - 8:48
    Bu olayla,
  • 8:48 - 8:51
    Amerikan Yerlileri tarihinde yeni bir dönem başladı.
  • 8:52 - 8:54
    Wounded Knee'den önce ve sonra
  • 8:54 - 8:57
    olarak her şey ikiye ayrılabilir.
  • 8:57 - 8:59
    Çünkü, parmakların Hotchkiss tetiklerinde olduğu
  • 8:59 - 9:02
    bu anda, ABD hükümeti açıkça Yerli Hakları'yla ilgili
  • 9:02 - 9:06
    pozisyonunu beyan etti.
  • 9:06 - 9:08
    Antlaşmalardan bıkmışlardı.
  • 9:08 - 9:10
    Kutsal tepelerden bıkmışlardı.
  • 9:10 - 9:13
    Hayalet danslarından bıkmışlardı.
  • 9:13 - 9:16
    Ve Siular'ın verdiği bütün rahatsızlıklardan bıkmışlardı.
  • 9:16 - 9:19
    Böylece toplarını aldılar;
  • 9:20 - 9:23
    "Şimdi Kızılderili olmak istiyor musun?" dediler;
  • 9:23 - 9:25
    parmaklar tetikte.
  • 9:30 - 9:32
    1900:
  • 9:32 - 9:35
    ABD Kızılderili nüfusu, 250,000'in altına,
  • 9:36 - 9:38
    1492'deki tahmini sekiz milyon
  • 9:38 - 9:40
    nüfusla karşılaştırıldığında
  • 9:40 - 9:42
    en düşük noktaya indi.
  • 9:44 - 9:46
    Biraz hızlı ilerleyelim.
  • 9:46 - 9:48
    1980:
  • 9:48 - 9:50
    ABD tarihindeki en uzun süren dava,
  • 9:50 - 9:53
    -Siu Milleti Birleşik Devletler'e karşı-
  • 9:53 - 9:56
    ABD Yüksek Mahkemesi tarafından karara bağlandı.
  • 9:57 - 10:00
    Mahkeme, Siular'ın rezervasyona yerleştirilmeleriyle ve
  • 10:00 - 10:03
    topraklarının üç milyon hektarının
  • 10:03 - 10:06
    madencilere ve çiftlikçilere açılmasıyla
  • 10:06 - 10:08
    İkinci Fort Laramie Antlaşması'nın maddelerinin
  • 10:08 - 10:10
    ihlâl edildiğini belirledi.
  • 10:10 - 10:12
    Mahkeme, Siyah Tepeler'in
  • 10:12 - 10:14
    kanunsuz olarak alındığını
  • 10:14 - 10:16
    ve faiziyle birlikte ilk halka arz değerinin
  • 10:16 - 10:18
    Siu Milleti'ne ödenmesi gerektiğini ifade etti.
  • 10:18 - 10:20
    Siyah Tepeler'in karşılığı olarak
  • 10:20 - 10:23
    mahkeme, Siu Ülkesi'ne sadece 106 milyon dolar
  • 10:23 - 10:25
    verilmesine karar verdi.
  • 10:25 - 10:28
    Siular parayı "Siyah Tepeler satılık değildir."
  • 10:28 - 10:31
    sloganıyla reddettiler.
  • 10:31 - 10:33
    2010:
  • 10:33 - 10:36
    Bugünkü Yerli nüfusuyla ilgili istatistikler,
  • 10:36 - 10:39
    Wounded Knee'deki katliamdan yüz yıldan fazla zaman geçtikten sonra,
  • 10:39 - 10:41
    sömürgeciliğin,
  • 10:41 - 10:43
    tehcirin
  • 10:43 - 10:45
    ve ihlâl edilen antlaşmaların mirasını ortaya koyuyor.
  • 10:45 - 10:48
    Pine Ridge Rezervasyonu'nda işsizlik
  • 10:48 - 10:51
    yüzde 85 ve 90 arasında dalgalanıyor.
  • 10:51 - 10:54
    Konut bürosu yeni yapılar yapamıyor
  • 10:54 - 10:56
    ve olan yapılar da dayanamıyor.
  • 10:56 - 10:58
    Birçok evsiz var
  • 10:58 - 11:00
    ve evi olanlar da beş aile birlikte
  • 11:00 - 11:02
    çürük binalara tıkılmış durumda.
  • 11:02 - 11:04
    Pine Ridge'deki evlerin yüzde 39'unda
  • 11:04 - 11:06
    elektrik yok.
  • 11:06 - 11:09
    Rezervasyondaki evlerin en az yüzde 60'ı
  • 11:09 - 11:11
    siyah küfle kaplanmış durumda.
  • 11:11 - 11:13
    Nüfusun yüzde 90'ından fazlası
  • 11:13 - 11:16
    federal yoksulluk sınırının altında.
  • 11:16 - 11:19
    Pine Ridge'deki verem oranı
  • 11:19 - 11:22
    ABD ortalamasının aşağı yukarı sekiz katı.
  • 11:22 - 11:24
    Bebek ölüm oranı
  • 11:24 - 11:26
    bu kıtadaki en yüksek oran
  • 11:26 - 11:29
    ve ABD ortalamasının yaklaşık üç katı.
  • 11:29 - 11:31
    Rahim ağzı kanseri,
  • 11:31 - 11:33
    ABD ortalamasının beş katı.
  • 11:33 - 11:36
    Okulu bırakma oranı yüzde 70'lere varıyor.
  • 11:36 - 11:38
    Öğretmen değişim oranı
  • 11:38 - 11:41
    ABD ortalamasının sekiz katı.
  • 11:41 - 11:44
    Genelde çocukları büyükanne ve büyükbabaları yetiştiriyor
  • 11:44 - 11:47
    çünkü ebeveynleri; alkolizm,
  • 11:47 - 11:49
    aile içi şiddet ve genel ilgisizlik nedeniyle
  • 11:49 - 11:51
    onları yetiştiremiyor.
  • 11:52 - 11:55
    40 yaş üstü nüfusun yüzde 50'si
  • 11:55 - 11:57
    şeker hastalığından muzdarip.
  • 11:57 - 11:59
    Erkekler için ortalama yaşam süresi
  • 11:59 - 12:01
    46 ve
  • 12:01 - 12:04
    48 yıl arası;
  • 12:04 - 12:06
    kabaca
  • 12:06 - 12:09
    Afganistan ve Somali'yle aynı.
  • 12:10 - 12:13
    Herhangi bir başarılı soykırımdaki
  • 12:13 - 12:15
    son bölüm, zalimin ellerini çekebildiği
  • 12:15 - 12:18
    ve şöyle dediği bölümdür:
  • 12:18 - 12:21
    "Aman Tanrım, bu insanlar kendilerine ne yapıyor böyle?
  • 12:21 - 12:23
    Birbirlerini öldürüyorlar.
  • 12:23 - 12:25
    Biz ölmelerini izlerken
  • 12:25 - 12:28
    onlar kendilerini öldürüyorlar."
  • 12:28 - 12:31
    İşte biz, Birleşik Devletler'in böyle sahibi olduk.
  • 12:31 - 12:33
    "Aşikâr kader"in
  • 12:33 - 12:35
    mirası bu.
  • 12:35 - 12:37
    Muhafızlar gittikten uzun süre sonra bile
  • 12:37 - 12:39
    esirler hâlâ
  • 12:39 - 12:42
    savaş esiri kamplarına doğuyorlar.
  • 12:44 - 12:46
    Bunlar, en iyi et alındıktan
  • 12:46 - 12:49
    sonra arda kalan kemikler.
  • 12:51 - 12:53
    Uzun zaman önce,
  • 12:53 - 12:55
    benim gibi, wasichu gibi görünen
  • 12:55 - 12:58
    bir halk tarafından bir olaylar dizisi uygulamaya kondu;
  • 12:58 - 13:00
    toprağı, suyu
  • 13:00 - 13:03
    ve tepelerdeki altını almaya meraklı insanlar tarafından.
  • 13:03 - 13:05
    O olaylar, hâlâ bitirilmesi gereken
  • 13:05 - 13:07
    bir domino etkisi yarattı.
  • 13:07 - 13:11
    1890'daki bir katliamdan ya da
  • 13:12 - 13:15
    150 yıl önceki bir dizi ihlâl edilmiş antlaşmadan
  • 13:15 - 13:18
    baskın toplum olarak biz, kendimizi ne kadar uzak hissetsek de
  • 13:19 - 13:21
    hâlâ size şu soruyu sormalıyım;
  • 13:21 - 13:24
    bugünün istatistikleri hakkında ne hissetmelisiniz?
  • 13:25 - 13:27
    Bu ızdırap resimleriyle
  • 13:27 - 13:29
    size biraz önce okuduğum tarih
  • 13:29 - 13:31
    arasındaki ilişki nedir?
  • 13:31 - 13:33
    Ve bu tarihin
  • 13:33 - 13:35
    ne kadarını sahiplenmeniz gerekiyor?
  • 13:35 - 13:38
    Bunlardan herhangi biri sizin bugünkü sorumluluğunuz mu?
  • 13:39 - 13:42
    Bana yapabileceğimiz bir şeyler olması gerektiği söylendi.
  • 13:42 - 13:45
    Eylem için bir çağrı olmalı.
  • 13:45 - 13:48
    Çünkü ben bu kadar zamandır fotoğraf çeken
  • 13:48 - 13:50
    bir tanık olmaya razı olarak
  • 13:50 - 13:53
    kenarda durdum.
  • 13:53 - 13:56
    Çünkü çözüm o kadar uzak bir geçmişteydi ki
  • 13:56 - 13:58
    ona ulaşmak için zaman makinesinden
  • 13:58 - 14:00
    daha azı işime yaramazdı.
  • 14:00 - 14:02
    Yerli halkların çektikleri
  • 14:02 - 14:05
    kolay düzeltilecek basit bir konu değil.
  • 14:06 - 14:08
    Herkesin, Haiti'ye, AIDS'in bitirilmesine
  • 14:08 - 14:10
    ya da kıtlıkla savaşa yardım ettiği
  • 14:10 - 14:13
    gibi katkı sağlayabileceği bir konu değil.
  • 14:13 - 14:15
    Çözüm, söylendiği gibi,
  • 14:15 - 14:18
    baskın toplum için
  • 14:18 - 14:20
    örneğin, 50 dolarlık bir yardım çekinden
  • 14:20 - 14:22
    ya da grafiti kaplı bir evi boyamak için
  • 14:22 - 14:24
    yapılan bir kilise gezisinden ya da
  • 14:24 - 14:26
    bir banliyö ailesinin artık istemediği
  • 14:26 - 14:29
    bir kutu giysiyi bağışlamasından çok daha zor olabilir.
  • 14:29 - 14:31
    Öyleyse bu durum bizi nereye getiriyor?
  • 14:31 - 14:34
    Karanlıkta omuz mu silkelim?
  • 14:34 - 14:36
    Birleşik Devletler,
  • 14:36 - 14:38
    her gün, Lakota'yla yapılan
  • 14:38 - 14:40
    1851 ve 1868 Fort Laramie Antlaşmaları'nın
  • 14:40 - 14:42
    maddelerini ihlâl etmeye
  • 14:42 - 14:45
    devam ediyor.
  • 14:45 - 14:47
    Bugün önerdiğim eylem çağrım,
  • 14:47 - 14:50
    TED dileğim şudur:
  • 14:51 - 14:53
    Antlaşmalara saygı gösterin.
  • 14:53 - 14:55
    Siyah Tepeler'i geri verin.
  • 14:55 - 14:58
    Onlarla ne yapacakları sizi ilgilendirmez.
  • 15:00 - 15:06
    (Alkış)
Title:
Aaron Huey: Amerika'nın yerli savaş esirleri
Speaker:
Aaron Huey
Description:

Aaron Huey'nin Amerika'daki fakirliği fotoğraflama isteği, onu, yerli Lakota halkının dehşet verici ve büyük oranda görmezden gelinen mücadelesine yeniden odaklanmaya mecbur bırakan Pine Ridge Kızılderili Rezervasyonu'na götürdü. Beş senelik çalışmanın sonrasında, TEDxDU'daki bu cesaret isteyen, yürekli konuşmasında rahatsız edici fotoğraflarıyla sarsıcı bir tarih dersi bir araya geliyor.

more » « less
Video Language:
English
Team:
TED
Project:
TEDTalks
Duration:
15:07
Some Anon added a translation

Turkish subtitles

Revisions