Turkish subtitles

← Aaron Huey: Amerika'nın yerli savaş esirleri

Get Embed Code
39 Languages

Showing Revision 1 created 11/29/2010 by Some Anon.

  1. Bugün, Lakota fotoğraflarımı göstermek için buradayım.
  2. Birçoğunuz Lakota'yı duymuş olabilirsiniz;
  3. ya da en azından Siular adındaki
  4. daha büyük kabileler grubunu duymuşsunuzdur.
  5. Lakota, topraklarından çıkarılarak şu anda rezervasyon denilen
  6. savaş esiri kamplarına gönderilen
  7. birçok kabileden biridir.
  8. Bugünkü slayt gösterisinin konusu olan
  9. Pine Ridge Rezervasyonu,
  10. Güney Dakota'daki Black Hills'in (Siyah Tepeler)
  11. 120 km güneydoğusunda bulunur.
  12. Buradan bazen, 334 Numaralı Savaş Esiri Kampı
  13. olarak da bahsedilir
  14. ve şu anda Lakotalar'ın yaşadığı yerdir.
  15. Eğer Amerikan Kızılderili Hareketi AIM'i
  16. duyduysanız,
  17. ya da Russell Means'i
  18. ya da Leonard Peltier'i
  19. ya da Oglala sorununu,
  20. o zaman Pine Ridge'in ABD'deki
  21. Yerli sorunlarıyla ilgili sıfır noktası olduğunu bilirsiniz.
  22. Benden Lakota'ya ilişkim hakkında

  23. bugün biraz konuşmam istendi;
  24. ve bu benim için çok zor bir şey
  25. çünkü eğer derimin renginden fark etmediyseniz,
  26. ben beyazım
  27. ve bu, bir Yerli rezervasyonunda çok büyük bir engeldir.
  28. Bugün fotoğraflarımda birçok kişi göreceksiniz
  29. ve ben bu insanlarla çok yakınlaştım ve beni ailelerinden biri gibi kabul ettiler.
  30. Bana "kardeş" ve "amca" diye hitap ettiler
  31. ve beş yıl boyunca beni tekrar tekrar davet ettiler.
  32. Fakat ben Pine Ridge'de
  33. her zaman bir "wasichu" olacağım;
  34. "wasichu" bir Lakota kelimesi;
  35. anlamı, Kızılderili olmayan;
  36. fakat başka bir anlamı da
  37. "en iyi eti kendine alan" demek.
  38. Ve benim üzerinde durmak istediğim de bu anlamı;
  39. etin en iyi yerini kendine alan.
  40. Açgözlü anlamına geliyor.
  41. Bu oditoryuma şöyle bir bakın bugün.
  42. Amerika'nın batısında bir özel okuldayız;
  43. cebimizde paramızla
  44. kırmızı kadife koltuklarda oturuyoruz.
  45. Ve hayatlarımıza bakacak olursak
  46. biz gerçekten etin en iyi yerini
  47. almış durumdayız.
  48. Bugün biz kazanalım diye
  49. kaybeden insanların olduğu
  50. fotoğraflara bakalım;
  51. ve yüzlerini gördüğünüzde bilin ki bu insanlar
  52. sadece Lakota'nın resimleri değildir;
  53. tüm yerlileri temsil etmektedirler.
  54. Bu kağıt parçasında

  55. Lakotalı arkadaşlarımdan ve ailemden
  56. öğrendiğim şekliyle tarih bulunmaktadır.
  57. Aşağıdakiler, yapılan antlaşmaların,
  58. ihlâl edilmiş antlaşmaların ve
  59. savaş adıyla gizlenen katliamların kronolojisidir.
  60. 1824'ten başlayayım.
  61. Kızılderili İşleri Bürosu olarak bilinen yer,
  62. Amerikan Yerlileri'yle ilişkilerimizde
  63. erkenden bir saldırgan tavrı ortaya koyarak
  64. Savunma Bakanlığı bünyesinde kurulmuştur.
  65. 1851:
  66. İlk Fort Laramie Antlaşması yapılmıştır;
  67. burada Lakota ülkesinin sınırları net olarak gösterilmiştir.
  68. Antlaşmaya göre,
  69. o topraklar bağımsız bir ulustur.
  70. Bu antlaşmadaki sınırlar korunsaydı
  71. -ve korunması gerektiğinin yasal bir zemini vardır-
  72. bugün Amerika böyle görünecekti.
  73. 10 yıl sonra,
  74. Başkan Lincoln tarafından imzalanan Evyeri Kanunu
  75. Yerli topraklarına beyaz göçmenlerin akmasına neden oldu.
  76. 1863:
  77. Minnesota'daki Santee Siuları'nın ayaklanması
  78. 38 Siu erkeğinin asılmasıyla sonuçlandı;
  79. ABD tarihindeki en büyük toplu infaz.
  80. İnfaz emri, Başkan Lincoln tarafından
  81. Özgürlük Bildirgesi'ni imzalamasından
  82. sadece iki gün sonra verilmişti.
  83. 1866, kıtayı geçen tren yolunun yapımının başlaması,

  84. yeni bir dönem.
  85. Trenler ve yollara kestirmeler açmak için
  86. Lakota Ülkesi'nin kalbindeki topraklara el koyduk.
  87. Antlaşmalar unutulmuştu.
  88. Bunun karşılığında, Lakota şefi Kırmızı Bulut tarafından
  89. yönetilen üç kabile saldırdı ve ABD ordusunu birçok kez yendi.
  90. Bu bölümü tekrarlamak istiyorum.
  91. Lakota ABD ordusunu yendi.
  92. 1868: İkinci Fort Laramie Antlaşması
  93. Büyük Siu Milleti'nin bağımsızlığını ve kutsal Siyah Tepeler'in
  94. Lakota'ya ait olduğunu açıkça garanti eder.
  95. Hükümet aynı zamanda toprak ve çevre eyaletlerde avlanma hakkı da
  96. vadeder.
  97. Powder River kırsalının bundan sonra tüm beyazlara kapalı
  98. olacağına söz verdik.
  99. Antlaşma, Kırmızı Bulut ve Siular için
  100. tam bir zafer gibi gözüküyordu.
  101. Aslında, bu, Amerikan tarihindeki, hükümetin
  102. düşmanın tüm istediklerini kabul etmek zorunda kalarak
  103. barış müzakere ettiği tek savaştır.
  104. 1869:

  105. Kıtayı geçen tren yolu bitirildi
  106. ve diğer şeylerin yanında, büyük miktarlarda bufalo öldüren
  107. avcıları da taşımaya başladı ve böylece
  108. Siular için bir yiyecek, giyecek ve barınak kaynağı yok olmaya başladı.
  109. 1871:
  110. Kızılderili El Koyma Kanunu
  111. tüm Kızılderililer'i federal hükümetin vesayetine soktu.
  112. Ek olarak, ordu, Batı Kızılderilileri'nin
  113. rezervasyonlardan çıkmasını yasaklayan emirler yayınladı.
  114. O zamanki tüm Batı Kızılderilileri
  115. artık savaş esiriydi.
  116. Gene 1871'de
  117. antlaşma yapma sürecini sona erdirdik.
  118. Antlaşmalarla ilgili problem, kabilelerin bağımsız uluslar olarak varolmalarına izin vermesiydi
  119. ve biz bunu kabul edemezdik;
  120. planlarımız vardı.
  121. 1874:

  122. General George Custer, Lakota bölgesinde altın bulunduğunu duyurdu;
  123. özellikle Siyah Tepeler'de.
  124. Altın haberi, Lakota Ülkesi'ne büyük bir beyaz göçmen
  125. akışını beraberinde getirdi.
  126. Custer, Meclis'e Lakota'yla yaptığı antlaşmaları
  127. en kısa zamanda sonlandırmanın
  128. bir yolunu bulmasını tavsiye etti.
  129. 1875: Fort Laramie Antlaşması'nın ihlâliyle
  130. Lakota Savaşı başladı.
  131. 1876:
  132. 26 Temmuz'da,
  133. Custer'in 7. süvari alayı,
  134. bir Lakota köyüne saldırmak üzere yola çıkmışken
  135. Little Big Horn savaşında yenildi.
  136. 1877:
  137. Büyük Lakota savaşçısı ve şefi Çılgın At,
  138. Fort Robinson'da teslim oldu.
  139. Daha sonra gözaltında öldürüldü.
  140. 1877 ayrıca bizim Fort Laramie Antlaşmaları'nı
  141. yok saymanın bir yolunu bulduğumuz bir yıl.
  142. Siu şeflerine ve önde gelenlerine "Sat ya da Açlıktan Öl" olarak bilinen
  143. bir kampanyayla yeni bir antlaşma sunuldu.
  144. Kağıdı imzala yoksa kabilene yiyecek yok.
  145. Yetişkin erkek nüfusunun sadece yüzde onu imzaladı.
  146. Toprak devri için Fort Laramie Antlaşması'na göre
  147. en azından kabilenin yüzde 75'inin
  148. imzası gerekiyordu.
  149. Bu madde açıkça görmezden gelinmişti.
  150. 1887: Dawes Kanunu:

  151. Rezervasyon topraklarının müşterek mülkiyeti sona eriyor.
  152. Rezervasyonlar 650'şer metrekarelik bölümlere ayrılarak
  153. Kızılderililer'e bireysel olarak dağıtıldı
  154. ve artan topraklar ellerinden alındı.
  155. Kabileler milyonlarca hektar toprak kaybetti.
  156. Amerikan rüyasının bireysel toprak mülkiyeti kavramı,
  157. rezervasyonları, geride hiçbir şey kalmayana kadar
  158. bölmenin çok akıllıca bir yolu haline geldi.
  159. Hareket, her geçen nesille
  160. bölüp satmayı daha da kolaylaştırarak
  161. rezervasyonları yok etti.
  162. Artan toprakların çoğu
  163. ve rezervasyon sınırları içindeki birçok arsa
  164. şimdi beyaz büyük çiftlik sahiplerinin elinde.
  165. Bir kez daha, armudun iyisi wasichu'ya gitti.
  166. 1890, bana göre

  167. bu slayt gösterisindeki en önemli tarih.
  168. Wounded Knee (Yaralı Diz) katliamı bu sene oldu.
  169. 29 Aralık'ta,
  170. ABD birlikleri,Wounded Knee Çayı'ndaki Siu kampını çevreledi
  171. ve Şef Büyük Ayak'la birlikte
  172. 300 savaş esirini katletti.
  173. Hotchkiss silahı denen,
  174. seri ateş eden ve patlayan mermiler atan
  175. bir silah kullandılar.
  176. Bu sözde savaş için
  177. 7. süvari alayına kahramanlıklarından dolayı
  178. yirmi meclis onur madalyası verildi.
  179. Şimdiye kadar
  180. bu, bir savaş için verilen
  181. en fazla onur madalyasıdır.
  182. Kadın ve çocuk ayrımı gözetmeyen
  183. bu katliam için
  184. Birinci Dünya Savaşı'ndaki,
  185. İkinci Dünya Savaşı'ndaki,
  186. Kore'deki, Vietnam'daki,
  187. Irak ya da Afganistan'daki çatışmalardan daha fazla madalya verildi.
  188. Wounded Knee katliamı,
  189. Kızılderili savaşlarının sonu olarak kabul edildi.
  190. Wounded Knee'deki toplu mezar
  191. alanını her ziyaret ettiğimde
  192. sadece Lakotalar ve Siular için
  193. bir mezar görmüyorum;
  194. tüm yerli olan insanların bir mezarını görüyorum.
  195. Kutsal kişi, Kara Geyik şöyle demiştir:

  196. "O zamanlar,
  197. ne kadar şeyin sona erdiğini bilememiştim.
  198. Şimdi,
  199. yaşlılığımın yüksek tepelerinden geriye baktığımda
  200. o yamuk çukurda
  201. üst üste yığılmış ve dağılmış,
  202. katledilmiş kadın ve çocukları
  203. hâlâ genç gözlerimle gördüğüm gibi
  204. net görebiliyorum.
  205. Ve o kanlı çamurda başka bir şeyin daha öldüğünü
  206. ve kar fırtınasına gömüldüğünü görebiliyorum.
  207. Bir halkın düşü öldü orada;
  208. ve o çok güzel bir düştü."
  209. Bu olayla,

  210. Amerikan Yerlileri tarihinde yeni bir dönem başladı.
  211. Wounded Knee'den önce ve sonra
  212. olarak her şey ikiye ayrılabilir.
  213. Çünkü, parmakların Hotchkiss tetiklerinde olduğu
  214. bu anda, ABD hükümeti açıkça Yerli Hakları'yla ilgili
  215. pozisyonunu beyan etti.
  216. Antlaşmalardan bıkmışlardı.
  217. Kutsal tepelerden bıkmışlardı.
  218. Hayalet danslarından bıkmışlardı.
  219. Ve Siular'ın verdiği bütün rahatsızlıklardan bıkmışlardı.
  220. Böylece toplarını aldılar;
  221. "Şimdi Kızılderili olmak istiyor musun?" dediler;
  222. parmaklar tetikte.
  223. 1900:
  224. ABD Kızılderili nüfusu, 250,000'in altına,
  225. 1492'deki tahmini sekiz milyon
  226. nüfusla karşılaştırıldığında
  227. en düşük noktaya indi.
  228. Biraz hızlı ilerleyelim.

  229. 1980:
  230. ABD tarihindeki en uzun süren dava,
  231. -Siu Milleti Birleşik Devletler'e karşı-
  232. ABD Yüksek Mahkemesi tarafından karara bağlandı.
  233. Mahkeme, Siular'ın rezervasyona yerleştirilmeleriyle ve
  234. topraklarının üç milyon hektarının
  235. madencilere ve çiftlikçilere açılmasıyla
  236. İkinci Fort Laramie Antlaşması'nın maddelerinin
  237. ihlâl edildiğini belirledi.
  238. Mahkeme, Siyah Tepeler'in
  239. kanunsuz olarak alındığını
  240. ve faiziyle birlikte ilk halka arz değerinin
  241. Siu Milleti'ne ödenmesi gerektiğini ifade etti.
  242. Siyah Tepeler'in karşılığı olarak
  243. mahkeme, Siu Ülkesi'ne sadece 106 milyon dolar
  244. verilmesine karar verdi.
  245. Siular parayı "Siyah Tepeler satılık değildir."
  246. sloganıyla reddettiler.
  247. 2010:

  248. Bugünkü Yerli nüfusuyla ilgili istatistikler,
  249. Wounded Knee'deki katliamdan yüz yıldan fazla zaman geçtikten sonra,
  250. sömürgeciliğin,
  251. tehcirin
  252. ve ihlâl edilen antlaşmaların mirasını ortaya koyuyor.
  253. Pine Ridge Rezervasyonu'nda işsizlik
  254. yüzde 85 ve 90 arasında dalgalanıyor.
  255. Konut bürosu yeni yapılar yapamıyor
  256. ve olan yapılar da dayanamıyor.
  257. Birçok evsiz var
  258. ve evi olanlar da beş aile birlikte
  259. çürük binalara tıkılmış durumda.
  260. Pine Ridge'deki evlerin yüzde 39'unda
  261. elektrik yok.
  262. Rezervasyondaki evlerin en az yüzde 60'ı
  263. siyah küfle kaplanmış durumda.
  264. Nüfusun yüzde 90'ından fazlası
  265. federal yoksulluk sınırının altında.
  266. Pine Ridge'deki verem oranı
  267. ABD ortalamasının aşağı yukarı sekiz katı.
  268. Bebek ölüm oranı
  269. bu kıtadaki en yüksek oran
  270. ve ABD ortalamasının yaklaşık üç katı.
  271. Rahim ağzı kanseri,
  272. ABD ortalamasının beş katı.
  273. Okulu bırakma oranı yüzde 70'lere varıyor.
  274. Öğretmen değişim oranı
  275. ABD ortalamasının sekiz katı.
  276. Genelde çocukları büyükanne ve büyükbabaları yetiştiriyor
  277. çünkü ebeveynleri; alkolizm,
  278. aile içi şiddet ve genel ilgisizlik nedeniyle
  279. onları yetiştiremiyor.
  280. 40 yaş üstü nüfusun yüzde 50'si
  281. şeker hastalığından muzdarip.
  282. Erkekler için ortalama yaşam süresi
  283. 46 ve
  284. 48 yıl arası;
  285. kabaca
  286. Afganistan ve Somali'yle aynı.
  287. Herhangi bir başarılı soykırımdaki

  288. son bölüm, zalimin ellerini çekebildiği
  289. ve şöyle dediği bölümdür:
  290. "Aman Tanrım, bu insanlar kendilerine ne yapıyor böyle?
  291. Birbirlerini öldürüyorlar.
  292. Biz ölmelerini izlerken
  293. onlar kendilerini öldürüyorlar."
  294. İşte biz, Birleşik Devletler'in böyle sahibi olduk.
  295. "Aşikâr kader"in
  296. mirası bu.
  297. Muhafızlar gittikten uzun süre sonra bile
  298. esirler hâlâ
  299. savaş esiri kamplarına doğuyorlar.
  300. Bunlar, en iyi et alındıktan
  301. sonra arda kalan kemikler.
  302. Uzun zaman önce,
  303. benim gibi, wasichu gibi görünen
  304. bir halk tarafından bir olaylar dizisi uygulamaya kondu;
  305. toprağı, suyu
  306. ve tepelerdeki altını almaya meraklı insanlar tarafından.
  307. O olaylar, hâlâ bitirilmesi gereken
  308. bir domino etkisi yarattı.
  309. 1890'daki bir katliamdan ya da

  310. 150 yıl önceki bir dizi ihlâl edilmiş antlaşmadan
  311. baskın toplum olarak biz, kendimizi ne kadar uzak hissetsek de
  312. hâlâ size şu soruyu sormalıyım;
  313. bugünün istatistikleri hakkında ne hissetmelisiniz?
  314. Bu ızdırap resimleriyle
  315. size biraz önce okuduğum tarih
  316. arasındaki ilişki nedir?
  317. Ve bu tarihin
  318. ne kadarını sahiplenmeniz gerekiyor?
  319. Bunlardan herhangi biri sizin bugünkü sorumluluğunuz mu?
  320. Bana yapabileceğimiz bir şeyler olması gerektiği söylendi.
  321. Eylem için bir çağrı olmalı.
  322. Çünkü ben bu kadar zamandır fotoğraf çeken
  323. bir tanık olmaya razı olarak
  324. kenarda durdum.
  325. Çünkü çözüm o kadar uzak bir geçmişteydi ki
  326. ona ulaşmak için zaman makinesinden
  327. daha azı işime yaramazdı.
  328. Yerli halkların çektikleri

  329. kolay düzeltilecek basit bir konu değil.
  330. Herkesin, Haiti'ye, AIDS'in bitirilmesine
  331. ya da kıtlıkla savaşa yardım ettiği
  332. gibi katkı sağlayabileceği bir konu değil.
  333. Çözüm, söylendiği gibi,
  334. baskın toplum için
  335. örneğin, 50 dolarlık bir yardım çekinden
  336. ya da grafiti kaplı bir evi boyamak için
  337. yapılan bir kilise gezisinden ya da
  338. bir banliyö ailesinin artık istemediği
  339. bir kutu giysiyi bağışlamasından çok daha zor olabilir.
  340. Öyleyse bu durum bizi nereye getiriyor?
  341. Karanlıkta omuz mu silkelim?
  342. Birleşik Devletler,

  343. her gün, Lakota'yla yapılan
  344. 1851 ve 1868 Fort Laramie Antlaşmaları'nın
  345. maddelerini ihlâl etmeye
  346. devam ediyor.
  347. Bugün önerdiğim eylem çağrım,
  348. TED dileğim şudur:
  349. Antlaşmalara saygı gösterin.
  350. Siyah Tepeler'i geri verin.
  351. Onlarla ne yapacakları sizi ilgilendirmez.
  352. (Alkış)