Turkish subtitles

← Yola çıktım Mardin’e | Ebru Baybara Demir | TEDxReset

Get Embed Code
2 Languages

Showing Revision 18 created 08/09/2020 by Cihan Ekmekçi.

  1. Yola çıktım Mardin'e
  2. Düştüm senin derdine
  3. Evet!
  4. (Alkış)
  5. Hoş geldiniz.
  6. Konu Mardin olunca
  7. ve özellikle konu ne yaparsan yap,
    birileriyle yap deyince
  8. ben bu coşkuya, yaşadığım
    her ana, her başarıma
  9. mutlaka birilerini
    ortak ederek başlıyorum.
  10. Bu duyguyla başlıyorum.
  11. Bu duyguya da sizi ortak etmek istedim.
  12. Başardığımda paylaştığımda,
  13. paylaştıkça başardığımda
  14. insanların bu işe
    ruh verdiğine inanıyorum.
  15. Ben bu ruhla çalışıyorum.
  16. Mardinli bir ailenin kızıyım,
    enteresan bir hikâyem var.
  17. Doğu kültüründe hangi dinden ve kültürden
    olursanız olsun, erkek çocuk çok önemli.
  18. Dolayısıyla erkek çocuk
    evlendiği zaman gelin eve geliyor.
  19. O büyük konaklardaki
    her oda bir gelin için açılıyor.
  20. Annem ve babam evlendiği zaman,
  21. ailenin en güzel, en becerikli ve en küçük
    gelini olarak annem eve geliyor.
  22. Fakat bu farklılıklarından dolayı,
  23. diğer gelinler tarafından
    annem çok hoş görülmüyor.
  24. Annemin talihsizliği, ta ki iki kız çocuğu
    doğurana kadar devam ediyor.
  25. O zamanki gündem değişiyor.
  26. Annemin yeni konusu,
  27. "Senin erkek çocuğun olmuyor."
  28. Allah'ın bir vergisi, annem tekrar hamile
  29. ve herkes bir erkek çocuk
    beklentisi içerisindeyken,
  30. hatta annenannem annemin
    çok üzülmemesi için,
  31. "Bana erkek çocuk müjdesini verene
    bir altın para vereceğim," diyor
  32. ve annem doğum için
    hastaneye gidiyor.
  33. Bütün aile bir erkek çocuk
    beklentisi içerisinde hastaneye gidiyor.
  34. Hemşire heyecanla geliyor, diyor ki,
  35. "Teyze," diyor,
    "gözün aydın" anneanneme
  36. "Bir kızın oldu."
  37. Diyor "Eh! Sana kalsın, istemiyoruz."
  38. O doğan kız çocuğu bendim.
  39. Babam diyor ki,
    "Üç tane kız çocuğum var
  40. ama hepsini erkek gibi
    yetiştireceğim," diyor
  41. ve "Onlara üniversite okutacağım," diyor
    ve bizi alıp İstanbul'a getiriyor.
  42. Annem ve babamın en büyük
    hayali bize üniversite okutmaktı.
  43. Sonra bir mucizemiz oldu,
    bir erkek kardeşimiz oldu.
  44. Biz 4 kardeş üniversiteyi bitirdik.
  45. Babamın idealindeki gibi, çok iyi
    yerlerde kendi işlerimizi kurduk.
  46. Marmara Üniversitesi Turizm
    Rehberlik Bölümü mezunuyum,
  47. profesyonel turist rehberiyim.
  48. 98 yılında bir meslektaşımla
    evlendim, İzmirliydi eşim.
  49. 99 yılında ülkedeki siyasi değişimler,
  50. sonra Marmara depreminin olmasından sonra
  51. ikimiz de turizm sektöründe
  52. ülkede turizmin durma noktasına
    geldiği durumda işsiz kaldık.
  53. Biz Mardin'i hiç görmedik,
    ben ve kardeşlerim.
  54. Biz babamın Mardin özlemleriyle büyüdük.
  55. Hep bize Mardin'i anlattı
    ama hiç götürmedi.
  56. Sonra eşime dedim ki,
    "Hadi gel Mardin'e gidelim beraber."
  57. ve Mardin'e gittik, ben büyülendim.
  58. Bence bir iş yapmak istiyorsak
    fark yaratmalıydık
  59. ve Mardin'de olmalıydık.
  60. Eşime dedim ki,
    "Hadi gel Mardin'e yerleşelim."
  61. Eşimi ikna etmek çok zor olmadı
  62. ve dedi ki, "Tamam, olur."
  63. Sonra "Hayatta her zaman bir
    amacınız olsun," diyen babamın
  64. karşısına dikildiğim zaman
    "Ben Mardin'e gidiyorum," dediğimde
  65. "Gidemezsin," dedi.
  66. Ben 24 yaşındaydım, gözü karaydım,
    her şeyi yapabilirdim.
  67. "Ben gidiyorum, sen buna karışamazsın.
  68. Sen bu imkânı bana verdin, beni buraya
    kadar okuttuysan ben gidiyorum," dedim.
  69. Mardin'e gittim.
  70. Mardin güvenlik sorununu henüz çözememiş,
  71. birçok dinden ve kültürden
    insanın yaşadığı,
  72. kültürel zenginlikleri harika bir şehir
  73. ve dolayısıyla, bence turizm
    burada gelecek vadediyordu.
  74. Şehir 600 bin nüfusluydu o zaman.
  75. Ağırlıklı geçim kaynağı
    tarım ve sınır ticaretiydi
  76. ama güvenlik sorununu
    henüz çözemediğinden,
  77. tarım sektörünün içerisinde bulunduğu
    durum çok sıkıntılı olduğundan,
  78. sınır ticaretiyle olan ilişkileri de
    bir gün kapının kapalı kalması,
  79. Irak ve Suriye kapısının kapalı kalması,
    o bu nedenlerden;
  80. aslında çok da sağlıklı bir durum yoktu.
  81. Ciddi bir sanayi yatırımı da olmadığı için
  82. aslında Mardin'de
    en büyük sıkıntı işsizlikti.
  83. Bana göre turizm de gelecek vadediyordu.
  84. Ben burada turizm yapacaktım.
  85. 99 yılının kayıtlarına baktım.
  86. İstatistiklerine, TÜİK raporlarına baktım.
  87. Mardin'i ziyaret eden
    turist sayısı 11 bin.
  88. Bu rakamları lütfen bir kenara kaydedin
  89. ve yatak kapasitesi 220
  90. ve ben burada turizm yapacağım.
  91. 3 yıldız kötü bir otel,
  92. bir esnaf lokantasından başka
    bir turizm yatırımı olmayan Mardin'de
  93. turizm yapacaktım.
  94. Çok inatçıydım, çok kararlıydım.
  95. İstanbul' da tanıdığım
    bütün acentalara gittim.
  96. İçimde fırtınalar kopuyor,
  97. "Ben Mardin'e gidiyorum!" diye.
  98. Ondan sonra eşime soruyorlar:
  99. "Ne hissediyorsun,
    radikal bir karar aldın.
  100. Mardin'e yerleşiyorsun."
  101. Diyordu ki "Ebru bilir
    ben bilmiyorum," diyordu.
  102. Mardin'e gittim.
  103. İnsanlara anlamadıkları
    bir dilden bahsediyorsunuz.
  104. Terör sorununu henüz
    çözememiş bir şehirde,
  105. özellikle ve özellikle
    ailemin yanında dayımın,
  106. öldükten sonra yengem ve çocuklarının
    bir arada yaşadığı bir yerde,
  107. ben onların yanında kalıyordum.
  108. Giyinmem, yaşantım farklıydı.
  109. Gelinlere kötü örnek oluyordum.
  110. Babama kafa tutmuştum.
  111. Dolayısıyla --
  112. kuzenlerim şey demeye
    başlamışlar yengeme,
  113. "Söyle Ebru'ya geri gitsin,
    bizim başımıza iş açacak."
  114. Gelinlere kötü örnek oluyorum çünkü.
  115. Durum böyleyken
    Mardin'de neler yapılabilir diye
  116. herkese Mardin'deki heyecanımdan,
  117. burada turizm yapılacak,
    harikalar olacak falan diye bahsederken,
  118. herkesin tek söylediği bir şey vardı:
  119. "Hayırlı olsun, devam edersin," diye.
  120. 2000 yılının Eylül ayında bir
    Alman turist grubuna eşlik ediyorum.
  121. Tek bir otel var ve tek bir restoran.
  122. Akşam yemeğine grubum orada yemek yediler.
  123. Sonra grup lideri dedi ki,
  124. "Öğlenleyin yarın Urfa'ya gitmeden
    önce yine burada mi yiyeceğiz?"
  125. Evet burada yiyeceksiniz.
  126. "Yemekler çok kötü Ebru," dediler,
    "başka bir yer bulmak zorundasın."
  127. Serdar diye bir rehber abim.
  128. "Serdar abi başka yer yok,
    burası var sadece."
  129. "Ebru, bak bir yere geldin,
    bir iş yapıyorsun,
  130. alternatif yaratmazsan bu iş yürümez
  131. ve ben grubuma yarın,
    bunlar Alman konsolosluğunun misafirleri,
  132. Harran'dan sonra işte Adıyaman,
    GAP; birçok proje, program var.
  133. Yarınki programı aksatamam
  134. ve yarın gerçekten yemek yemem lazım
    ve burada yemeyeceğim," dedi.
  135. Şimdi durum böyle olurken
  136. ben tabii o heyecanımı
    anlattığım insanlara,
  137. öncelikle restoran sahibine gittim.
  138. Dedim ki, "Ben --
  139. Lütfen patates haşla.
  140. Bu insanlar patates haşlasınlar,
    patates yesinler
  141. çünkü bu yemekler çok yağlı,
    devam edemeyeceklerini söylüyorlar."
  142. "Yarın cuma," dedi,
    "senin 28 kişinle uğraşamam," dedi.
  143. "Nereye götürürsen götür."
  144. Alternatifsiz olduklarını çok iyi
    kullanmaları çok canıma dokunmuştu.
  145. Babam karşıydı.
  146. Aileye karşı bir şeydi
  147. ve insanlara bir şeyler
    yapabileceklerini anlatmaya çalışırken
  148. Mardin de karşıydı sanki bana.
  149. Sonra eşim bölgenin koşullarına
    alışamayınca o da gitmişti.
  150. Eve gittim.
  151. Yengeme durumu anlattım.
  152. Dedim böyle böyle, çok ağladım o gün.
  153. "Herkes bana karşı, ben güzel
    bir iş yapmaya çalışıyorum.
  154. Niye böyle her taraftan
    bir darbe yiyorum?" diye
  155. ve yarın dedim,
  156. "Grubumu götürebileceğim,
    yemek yiyeceğim hiçbir yer yok."
  157. Yengem dedi ki, "Kaç kişi grubun?"
  158. 28, dedim.
  159. "İyi" dedi, "buraya getir."
  160. Nereye, dedim, "eve getir," dedi.
  161. "Her gün kaç 28 kişiye yemek
    yapıyorum ki!" dedi.
  162. İyi peki, dedim, sen bilirsin, emin misin?
  163. "Git" dedi.
  164. Gittim sabahleyin Deyrulzafaran
    Manastırı'na, Mardin'i bilenler bilir.
  165. Grup liderine çok
    hızlı bir şekilde dedim ki,
  166. "Biliyor musunuz size harika bir yer
    buldum yemek yemek için," dedim.
  167. "Neresi?" dedi.
    Yengemin evi.
  168. Sonra dedi ki, "Ben eve girersem
    bu grubu oradan çıkartamasam
  169. ondan sonra Urfa, Harran,
    sıra gecesi programı ne olacak?" dedi.
  170. "Söz veriyorum," dedim.
  171. "Bir buçukta her şey hazır olacak,
    sizi otobüsünüze ben bindireceğim," dedim.
  172. Eve gittim.
  173. O günkü heyecanımı hatırlamıyorum
    ama Mardin'i biliyorsunuz.
  174. Dağın eteğinde kurulmuştur,
    sokaklar merdivenlidir.
  175. Ben o kalenin altındaki
    eteğin eve giderken
  176. ayaklarımın titrediğini hissettim.
  177. Ben bir söz vermiştim
    ama kime karşı söz vermiştim?
  178. Beni nasıl bir sürpriz
    bekliyordu bilmiyordum.
  179. Ondan sonra
  180. eve geldim, beni karşılayan
    sadece yengem değildi.
  181. Yengem sokaktaki bütün kadınları,
    gelinleri bir araya toplamış,
  182. çeyizler inmiş,
  183. avluda harika bir sofra hazırlanmış,
  184. yemekler yapılmış.
  185. Ondan sonra paylaşım başladı.
  186. "Söylesene," dedi yanımdakine,
    "O yemeği ben yaptım."
  187. Öbürü dedi ki,
    "Şu yemeği ben yaptım."
  188. Muhabbet çok uzadı,
    herkes harika bir ortam.
  189. Saat 4'te iş bitti.
  190. Program altüst oldu,
    ondan sonra grubum gitti.
  191. Yengem okuma yazma bilmiyor
  192. ama okusaydı çok şeyler
    olacağına inandığım bir kadın.
  193. Bu işi benimle yapar mısınız, dedim,
    "Ne işi?" dedi.
  194. Ben size grup getireceğim, dedim.
  195. Siz yemek hazırlayacaksınız,
    bu işten para kazanacağız.
  196. Olur mu, dedim,
    kadınlar da "Aaa olur!" falan böyle.
  197. Sonra aynı mahallede
    sekiz tane tarihi evlerden seçtik.
  198. Sonra onları düzenledik.
  199. Ondan sonra ben menüler
    yazdım 1,2,3,4 diye.
  200. Okuma yazma bilmeyen çoğunlukta.
  201. Çocuklarıyla iletişim kuruyordum.
  202. Şey diyordum, "Söyle annene
    5. menüden 40 kişi gelecek.
  203. Yarın sizin evdeyiz."
  204. Çocuklar onları annelerine söylüyorlar.
  205. Biz bu işle birlikte böyle bir
    sektör yarattık 21 kadınla beraber.
  206. (Alkış)
  207. İnsanlara inanmadıkları
    bir işten bahsediyorsunuz.
  208. Onlara yatırım yapmalarını
    söylüyorsunuz, bu çok zordu.
  209. Orta Doğu'ya yakın bir yerde,
  210. birinin hapşırdığında bütün dünyanın
    nezle olabileceği bir coğrafyada
  211. siz insanları turizm yatırımına
    çağırıyorsunuz, bu da bir ütopyaydı.
  212. Dolayısıyla ne yapacaklarsa yapsınlar,
  213. Mardinlinin kendisi yapacağına
    çok inandırdım kendimi
  214. ve bir değişim başladı
  215. ve biz o kadınlarla birlikte yemekler
    yapmaya başladık, bizi basın duydu.
  216. Basında herkes bizi aramaya başladı.
  217. Mardin'de kadınlar yemek yapıyorlarmış,
    diye bizi sormaya başladılar
  218. ve ondan sonra biz bu işten
    para kazanmaya başladık.
  219. Sonra 21 Mart 2001 yılı,
  220. Diyarbakır havalimanında İtalyan grup,
    32 kişilik bir İtalyan grubu ağırladım
  221. ve o grubu görür görmez
    grup liderine dedim ki,
  222. "Lale" dedim,
  223. "Diyarbakır'da, sen Hasankeyf
    Midyat yap, Mardin'de buluşuruz.
  224. Bu grubun 5 yemeği var bende."
  225. "Niye?"
  226. "Çünkü," dedim, "biz hep yer sofralarında
    yemek yedirmeye çalışıyoruz.
  227. Bu insanlar 65 yaş orta üstü ve ben
    bunları yer sofrasına oturtamam,
  228. masa sandalye bulmaya
    Mardin'e gidiyorum," dedim.
  229. Masa sandalye aramaya gittim Mardin'e
  230. çünkü yer sofrası --
    baktım ki bu olacak iş değil,
  231. sonra İstanbul'daki Topkapı Sarayı'nda,
    Beylerbeyi Sarayı'nda
  232. turistlere yemek verdiğimiz geldi,
  233. koşarak Mardin Müzesi'ne gittim.
  234. Dedim ki, "Ben turist gruplarına
    yemek vermek istiyorum.
  235. Kafeteryanızı bize verir misiniz?" diye.
  236. Ondan sonra, Mardin
    valisine gittim durumu anlattım.
  237. Kafeteryayı alın, dedi.
  238. Mardin Müzesi yeni açılmış,
    ödeneği yok, kimse ziyaret etmiyor.
  239. Temizlik sorunu var,
    su sorunu var gibi sorunlar var.
  240. Bizim kadınlar orayı ele aldı.
  241. O 21 tane kadın, bu sefer benimle
    bir ordu olmaya başladık.
  242. Biz her yere giriyoruz,
    her şeyi biz başarabiliriz.
  243. 21 tane kadın geliyor, müzenin
    bütün görünen yerlerini temizliyorlar,
  244. tuvaletlerini temizliyorlar,
    belediyeden su getiriyoruz tankerle.
  245. Sonra oraya yemek yemek isteyen
    herkes para ödemeye başlıyor,
  246. büyük bir sirkülasyon oluşmaya, para
    dönmeye başladı, herkes çok memnun
  247. ama görüntü çok komik.
  248. Saat 11 civarında bizim
    kadınlar ellerinde tencereleriyle
  249. Mardin Müzesi'nin kapısında
    bekliyorlar, herkes soruyor:
  250. "Ne oluyor müzede?"
  251. Bir gün diyorlar ki, "Bugün mevlüt var."
  252. Öbür gün, "Bugün düğün var."
  253. Mevlüt ve düğünlerin sonu
    gelmeyince birileri bizi şikayet etti.
  254. Mardin valisi kesin kararlı bir tavırla
    "Müzede yemek olmaz Ebru Hanım!" dedi.
  255. Bir kere daha yenildim.
  256. Ne yapardım?
  257. Babam karşı, herkes karşı
  258. ama beni destekleyen, değişime
    inanan bir kadın grubu var.
  259. Herkes çok üzüldü, o kadınlar
    benden daha çok üzüldü.
  260. Ben o zaman hayatıma
    şöyle bir şey söyledim
  261. çünkü şöyle bir şey vardı
    turizm sektörü çok küçük.
  262. İstanbul'da heyecanla Mardin
    hayallerimi anlattığım insanlara gidip de
  263. "Ben yapamadım," demek istemedim
  264. çünkü sonra "Yeni bir iş verin,
    ben o işi beceremedim
  265. ama bana başka bir iş daha verin,"
    demek bana göre değildi.
  266. Ben bu işi yapacağım, dedim.
  267. Önce hayatımı değiştireceğim,
    önce kendime bir ev bulacağım,
  268. kendi başıma yaşayacağım, dedim.
  269. Bir ev buldum cadde ortasında.
  270. Herkesin işte çok böyle istemediği bir ev,
  271. harika bir evdi.
  272. 1888 tarihli bir konak,
    Ermeni mimar tarafından yapılmış
  273. Mardin'de taş işlemeciliğinde
    önemli örneklerden bir tanesi.
  274. Ancak o kadar yıpranmış ki,
  275. 94 yılından beri içerisinde
    insan yaşamamış.
  276. Şu kadar bir anahtar verdi ev sahibi bana.
  277. O anahtarı aldım ve
    koşarak yengemin yanına gittim.
  278. "Biliyor musun," dedim, "ev tuttum.
  279. Hayatımı kurmaya karar verdim."
    Yengem, "Hayırlı olsun."
  280. Çünkü o da bir
    sorumluluktan kayboldu artık
  281. ama şimdi başka bir iş yapıyoruz, dedim.
  282. "Ne yapıyoruz?" dedi.
  283. Restoran açıyoruz, dedim.
  284. "Nasıl yani," dedi,
    evet dedim, restoran açıyoruz.
  285. Mardin'de bir restoran açacağız,
    bu en önemli şeyimiz olacak, dedim
  286. ve bütün kadınları bir araya topladım.
  287. Benimle var mısınız, dedim,
    hepsi evet dediler.
  288. 8 Haziran 2001 yılında
  289. Mardin'in ilk turistik işletmesi
    Cercis Murat Konağı'nı açtım.
  290. (Alkış)
  291. Ondan sonrası geliyor tabii.
  292. Mardin, bir kadın yalnız bir kadın,
  293. mutfağında kadınlar çalışıyor
    ve içkili bir restoran işletiyor
  294. ve turistlerle çalışıyor.
  295. Bunlar Mardin'de çok böyle
    aykırılıkların bir araya geldiği şeylerdi.
  296. Sonra küçük bir toplumda
    bir kadın için söylenebilecek
  297. her şeyi konuştular hakkımda,
    hiç duymadım.
  298. Kadınların oraya gelmesi zorlaştı.
  299. Karşımızda bir kahve vardı, bizim
    muhasebemizi bizden daha iyi tutuyorlardı.
  300. Sonra arkadaki kapıyı açtım,
    kadınlar oradan gidip gelmeye başladılar.
  301. Sonra ne oldu biliyor musunuz?
  302. Yavaş yavaş insanlar bu işten
    para kazanacaklarını anladılar.
  303. Sonra adamlar gelmeye başladı yanında.
  304. "Ya bizim çocuklarla geldik de,
  305. bizim bir evimiz var, bunu ne yapalım?"
    diye bana sormaya başladılar.
  306. Mardin'de bir sektör oluştu.
  307. Turizm oldu
  308. ve harika işler yaptık.
  309. O kadınlar büyüdü.
  310. Geleneksel aile işçisi
    olarak çalışan kadınların
  311. ekonomiye kazandırılması en büyük şeydi.
  312. İnsanların en iyi bildiği işten
    başlamıştım, yemek yapmaktan.
  313. Düşünsenize 50 yaşındaki kadına,
    Türkçe bile bilmiyor, ben ona deseydim ki
  314. "Gelin size turizm öğreteceğim,
    sonra buraya turistler gelecek.
  315. Çok iş yapacağız," deseydim
    ben bu işte başarılı olamazdım
  316. ve ondan sonra, bu sektörün
    içerisinde onların en iyi bildiği işten
  317. arz ve talebi karşıladıktan
    sonra harika bir iş yaptık.
  318. 2014 yılına gelmeden önce
  319. 2007 yılında Türkiye'de,
  320. daha doğrusu dünyada
    Kent State Üniversitesi tarafından --
  321. Kent State Üniversitesi tarafından
    dünyada 16 ülkede 4 kadından biri seçildim
  322. ve uygulanabilir geleneksel
    ekonomiler yaratma konusunda
  323. dünyada bir örnek seçildi
    Cercis Murat Konağı'nın açılma projesi.
  324. Sonra 2007 yılında yine
    sosyal girişimcilik ödülü aldık
  325. çünkü bütün herkesi
    içine katmıştık bu işin.
  326. Sonra 2011 yılında Türkiye'nin
    Kadın Girişimcisi seçildim.
  327. Sonra Japon Devlet Televizyonu geldi,
    bana dediler ki,
  328. "Güney'de balıkçı köylerimiz var bizim,
    tsunamiden çok etkileniyorlar
  329. ve o geleneksel yapıyı bozmadan
    onlara bir şeyler yapmak istiyoruz,
  330. örnekler göstermek istiyoruz
  331. ve araştırdık sizin projeniz
    kulağımıza çok hoş geldi,
  332. sizin belgeselinizi
    hazırlamak istiyoruz," dedi.
  333. Japon NHK Televizyonu bizim Japonca
    bir belgeselimizi hazırladı,
  334. onlara harika mesajlar verdik.
  335. Sonra National Geographic geldi
  336. ve biz muhteşem bir iş yaptık.
  337. 2014 yılına geldiğimiz zaman,
  338. turist sayısı 11 binden 700 bine --
  339. (Alkış)
  340. yatak kapasitesi 220'den 5.800'e ulaştı.
  341. Bunu Mardinlinin kendisi yaptı.
  342. Küçük bir restoran örneğinde,
  343. bir kadın ve o kadının
    değişimine inanan bir kadın
  344. ve ona inanan kadınlarla
  345. bir turizm endüstrisi,
    bir turizm ekonomisi kuruldu şehirde
  346. ve herkes bundan para kazanmaya başladı.
  347. Öyle bir sorumluluk yüklenmişim ki
  348. sonradan bunu sokakta
    gezince daha iyi anladım.
  349. Sonra işler ters gitmeye başladı.
  350. Ne oldu biliyor musunuz?
  351. Önce Kobani olayları başladı,
    sonra 2015 haziran seçimleri
  352. ve arkasından Cizre olayları,
    kimse gelmemeye başladı Mardin'e.
  353. Sokakta yürüyemez hâle geldim
    çünkü büyük bir sorumluluktu,
  354. herkes bana şeyi soruyordu,
  355. "Ebru ne zaman turist gelecek?
    Ne olacak bu işin sonu?"
  356. 10 gün evden çıkmadım, çok ağladım
  357. ama çok iyi bir network,
    iyi insanlar biriktirmişim.
  358. Sonra annem ve babam
    çok iyi iş çıkarmışlar,
  359. harika bir kardeşim,
    "Ebru ne yapıyorsun?" dedi.
  360. Hiçbir şey yapamıyorum, dedim
    ve bu çaresizlik içerisindeyim.
  361. Ne yapmam gerektiğini bilmiyorum, dedim.
  362. "Tekrar başa dön," dedi.
  363. Neye, dedim.
  364. "En iyi bildiğin işten başla."
  365. Çünkü ben yanımda çalışan
    aşçılarımın hepsi kadın
  366. ve hiç kadro değişmedi
    ve o kadınlara dedim ki,
  367. "en iyi bildiğiniz iş nedir?"
  368. "El işi yapabiliriz," dedi.
  369. Peki, dedim, oturun.
  370. Ablam Muhteşem Yüzyıl'ın merchandising
    ürünlerini üretiyordu, bize ürün gönderdi
  371. ve o kadınlara geleneksel Mardin'deki
    el sanatlarını modernize ederek
  372. yeni ürünler geliştirme
    konusunda tasarımlar gönderdi.
  373. O aşçı kadınlarla
    gündüz yemeklerimizi yapıp
  374. öğleden sonra boş olan restoranın bir
    odasında yeni ürünler yapmaya başladık.
  375. 18 yaşındaki kızım Instagram yolunu açtı.
  376. Dedi ki, "Anne biz bunu İstanbul'da
    başkalarına da pazarlayabiliriz."
  377. Sonra bir Instagram hesabı oldu.
  378. Sonra, KAGİDER üyesiyim,
    Kadın Girişimciler Derneği,
  379. başkanı aradım.
  380. Senem dedim, aklım buraya kadar
    yetti bana yardımcı olmanız lazım.
  381. Ben bir işe başladım,
  382. turist bize gelemiyorsa biz onlara
    gitmeliyiz mantığıyla böyle bir iş yaptık,
  383. bize destek olun.
  384. Hemen bir çember çevrildi,
    onlar bize destek oldu.
  385. İnanılmaz bir iş yaptık,
    herkes bizi tanıdı.
  386. Sonra Hürriyet gazetesinden
    Gila Benmayor, bizim --
  387. anlattırdı, benim yaptıklarımı anlatıp
  388. sonra Hayatım Yenibahar diye de
    bir isim koyduk kendimize.
  389. Mardin mutfağında kullanılan
    en önemli baharattır yenibahar.
  390. Hem tatlıda hem tuzluda kullanılır,
    bana göre Mardin'de kadını temsil ediyor.
  391. Hayatım Yenibahar olsun
    projemizin adı dedik
  392. ve ondan sonra geleneksel takılar
    yapmaya, üretimler yapmaya başladık.
  393. Sonra şu anda Amerika'da,
    Arjantin'de,
  394. Fransa'da ve İngiltere'de
    ürünlerimiz satılıyor.
  395. 50 kadın çalışıyor bu işte,
    o ayrı bir sektör olarak geri döndü.
  396. Sonra İstanbul'da
    bir restoran Eataly bize dedi ki,
  397. "Gelin lansmanınızı biz yapalım,
    harika bir iş yapıyorsunuz."
  398. Biz lansmanımızı orada yaptık
  399. ve herkese kendimizi anlatmaya başladık.
  400. Aslında krizleri iyi yönetmek gerekiyor.
  401. Şu anda orada en büyük sorun göçtü,
    herkes göçü düşünüyordu.
  402. "Biz buradan gidelim daha iyi işe."
  403. Şimdi imkânsızlıklar içerisinde
    göçü düşünen insanların
  404. büyük şehre gittiği zaman
  405. ne gibi sorunlarla karşılaşacağını
  406. hep aklımda düşündüm
  407. ve ben bu insanlara emek vermiştim.
  408. 17 yıl boyunca bu insanlara bir şeyler
    anlattım, yapabileceklerini anlattım.
  409. Birlikte bir iş başarmıştık,
  410. dolayısıyla en büyük sıkıntı oydu
  411. ve yavaş yavaş bunun önüne geçebiliyorduk.
  412. Bu, başka insanlara da
    örnek olmaya başladı.
  413. İnternet diye bir şey var
  414. ve biz bunu kullanarak nerelere
    varacağımızı göstermek istedik
  415. ve bunu gösterdik ve lansmanımızı
    yaptık İstanbul'da Zorlu Center'da.
  416. Sonra bir uçak firması,
    Anadolu Jet bizi uçaklarına taşıdı.
  417. Dedi ki, "Burada böyle kadınlar
    var, bu işleri yapıyorlar."
  418. Nisan sayısında bizi anlattı.
  419. Yolumuz başka bir yere vardı.
  420. Harran'da, Hasankeyf'ten Harran'a yeni
    tayini çıkmış bir kaymakamla tanıştım ben.
  421. Dedi ki, "Ebru Hanım
    harika bir iş yapmışsınız.
  422. Lütfen yaptıklarınızı
    bize de anlatın," diye.
  423. Nasıl, dedim.
  424. Zamana bakıyorum geçti mi,
    bana vakit verin.
  425. Nasıl, dedim.
  426. "Bu bir model," dedi,
    "biz de lütfen bunu yapalım."
  427. Urfa Güney Doğu'da, Türkiye'de
    kadının en dezavantajlı olduğu yer
  428. Harran bunun daha da gerisinde.
  429. Adam oraya atandıktan sonra
    bir şeyler yapmak istemiş kadınlar için
  430. ama hiçbir şey yapamamış.
  431. Önce karısını koymuş
    Aile Destek Merkezi'nin başına,
  432. sonra kadınlar gelmeye başlamış.
  433. O sırada bir gastronomi projesi yazmış.
  434. Ben öncelikle Hayatım Yenibahar
    modelini onlara uygulamak için gittim.
  435. Sonra Birleşmiş Milletler'den
    gastronomi projesi onaylandı
  436. ve o gastronomi projesinin
    eğitimlerini verdim 160 kişiye.
  437. Sonra o kadınlarla birlikte yine
    Eataly'e döndük, bir restoran açtık.
  438. İşbaşı eğitimlerini pamuk tarlasından
    aldığımız kadınları bu sefer,
  439. bu arada bunların başında Mardin'deki
    aşçı kadınlar var, onlar bu işi yürüttüler
  440. ve sonra dediler ki, işte Eataly'de biz
    işbaşı eğitimlerini yaptık o insanların.
  441. Sonra üç ay sonra
    proje eğitim süreci tamamlandı.
  442. Mardin'de Harran'da iki gastronomi
    okulu ve restoran açılıyor
  443. ve 160 kişi istihdam ettik.
  444. Bu sırada Suriyeli mültecileri de
    bu işe dahil ettik.
  445. %30 oranında onlara da yer açtık.
  446. Harran kampında çalıştım,
    neler yapabildiklerini gördüm.
  447. Harika bir iş başardık onlarla da.
  448. (Alkış)
  449. Yaptığım iş bitmedi, son bir şey kaldı.
  450. KAGİDER üyesiyim,
  451. harika insanlarla ve harika bir network'le
    harika insanlar biriktirmişim.
  452. "Çok değerli bir iş yapıyorsun arkadaşım.
    Seni desteklemek istiyoruz," dediler.
  453. Sonra İstanbul'dan birçok iş dünyasından
    büyük firmaların, kurumsal firmaların
  454. ve birçok insanın
    gönlünü koyarak yaptıkları
  455. Hayatım Yenibahar Derneği'ni kurduk.
  456. Kırsal kalkınmada öncelikli yerlerde,
  457. Suriyeli mültecileri de içine dahil ederek
    istihdam projeleri oluşturup
  458. göçü önlemek için istihdamda
    insanları orda istihdam etmek,
  459. orada yaşamalarını sağlamak için
    şimdi istihdam projeleri yapıyoruz.
  460. Şuna inanıyorum --
  461. ben çok uzattım,
  462. batıdan gelen her insanın doğu için
    bir şans olduğunu düşünüyordum.
  463. (Alkış)
  464. Artık öyle düşünmüyorum.
  465. Doğunun insanı kendisi için bir şans,
    yeter ki birileri onlara şans versin.
  466. Bu şansın birer parçası sizlersiniz.
  467. Lütfen oradaki güvenlik sorunu
    dünyanın her yerinde var artık,
  468. biz bir arada olmalıyız, el ele olmalıyız.
  469. Dolayısıyla oraya daha sık gelin,
    bu şansı birlikte büyütelim.
  470. (Alkış)
  471. Hayatımı şöyle söyleyeceğim,
    babamla barıştık.
  472. Dedi ki, "Sen çok büyük bir iş
    yaptın, ben seni anlayamadım."
  473. Sonra o gitti.
  474. Sonra kaçmasın diye bir
    Mardin'li buldum, onunla evlendim.
  475. Üç tane çocuk yaptım
  476. ve onlarla birlikte
    harika işler yapıyoruz,
  477. bir gün Mardin'e yolunuz mutlaka
    düşerse konağıma bekliyorum.
  478. Bu projeleri birlikte büyütmek için.
  479. Çok teşekkür ediyorum.
  480. (Alkış)