YouTube

Got a YouTube account?

New: enable viewer-created translations and captions on your YouTube channel!

Turkish subtitles

← Unutulmuş bir virüs, antibiyotik krizini çözmede bize nasıl yardım edebilir

Get Embed Code
32 Languages

Showing Revision 8 created 11/28/2018 by Cihan Ekmekçi.

  1. Bir dakikanızı ayırın
  2. ve virüsler hakkında bir düşünün.
  3. Aklınıza ne geliyor?
  4. Bir hastalık mı?
  5. Korku mu?
  6. Muhtemelen cidden
    rahatsız edici bir şey.
  7. Ama tüm virüsler aynı değil.
  8. Evet doğru. Bazıları yıkıcı
    hastalıklara sebep oluyor.
  9. Ama bazıları bunun tam tersini yapıp
    hastalıkları tedavi edebiliyor.
  10. Bu tür virüsler "faj"
    olarak adlandırılır.
  11. Ben bu fajları ilk defa
    2013 yılında duydum.

  12. Kayınpederim -ki kendisi cerrahtır-
  13. bana tedavi ettiği bir kadın
    hastasından bahsetti.
  14. Bu kadının, birçok ameliyat gerektiren
    bir diz yaralanması vardı
  15. ve bu tedavi süresi boyunca
  16. bacağında kronik bir
    bakteriyal enfeksiyon oluştu.
  17. Ne yazık ki
  18. enfeksiyona sebep olan bakteri
  19. mevcut antibiyotiklerin hiçbirine
    tepki vermiyordu.
  20. Bu noktada geriye kalan tek seçenek
    enfeksiyonun yayılmasını önlemek için
  21. bacağı ameliyatla kesip almak.
  22. Kayınpederim başka bir çözüm
    bulmak için can atıyordu
  23. ve son çare olarak deneysel
    bir tedavi olan fajları kullandı.
  24. Tahmin edin ne oldu? İşe yaradı.
  25. Üç haftalık faj uygulaması ile
    kronik enfeksiyon iyileşti,
  26. hem de hiçbir antibiyotik
    iyileştiremezken.
  27. Bu tuhaf fikir tarafından
    büyülenmiştim:
  28. enfeksiyonu tedavi eden virüsler.
  29. Bugün bile tıbbi potansiyeli olan
    bu fajlar beni büyülüyor.
  30. Aslında geçen yıl bu alanda bir şirket
    kurmak amacıyla işimden ayrıldım.

  31. Peki nedir bu faj?
  32. Şu an burada gördüğünüz görüntü,
    bir elektron mikroskobundan alındı.
  33. Bu şu demek: Ekranda gördüğünüz şey,
    gerçekte inanılmaz derecede küçük bir şey.
  34. Bir baş, başın tam ortasında
    pütürlü bir kısım,
  35. uzunca bir beden ve birkaç ayak.
  36. Bu prototipik bir fajın görüntüsü.
  37. Ne kadar da şirin.
  38. (Kahkahalar)

  39. Şimdi ellerinize bir bakın.

  40. Tahminimizce her elinizde
    10 milyardan fazla faj bulunuyor.
  41. Peki orada ne yapıyorlar?
  42. (Kahkahalar)
  43. Virüsler, hücrelere hastalık
    bulaştırmada iyidir.

  44. Fajlar ise bakterileri enfekte
    etmede müthiştirler

  45. ve eliniz, tıpkı vücudunuzun
    birçok noktası gibi
  46. bakteriyal aktivite için
    sıcak bir yuva sağlıyor,
  47. fajlar için ideal bir av
    sahası da sunuyor.
  48. Nihayetinde fajlar bakterileri avlıyor.
  49. Fajların oldukça seçici bir avcı
    olduklarını bilmek de çok önemli.
  50. Genellikle, bir faj sadece bir bakteri
    türünü enfekte edebilir.
  51. Buradaki sunumda, gördüğünüz faj
  52. Staphylococcus aureus isimli
    bir bakteriyi avlıyor,
  53. bu bakterinin ilaca dirençli
    hali MRSA olarak bilinir.
  54. Deri ve yara enfeksiyonuna neden olur.

  55. Faj, ayaklarını kullanarak avlar.
  56. Bu ayaklar aslında
    oldukça duyarlı birer reseptör,
  57. bakteriyal hücre üzerinde
    uygun bir yüzey için tetikte bekliyorlar.
  58. Bulduklarında ise
  59. faj bakteriyal hücre
    duvarına bağlanır
  60. ve kendi DNA'sını enjekte eder.
  61. DNA, fajın baş kısmında bulur
  62. ve uzun gövdesi boyunca bakterinin
    içine doğru hareket eder.
  63. Bu noktada faj,
    bakteriyi bir sürü yeni faj
  64. üretmesi için yeniden programlar.
  65. Aslına bakılırsa bakteri,
    bir faj fabrikasına dönüşür.
  66. Bakteri hücresinde 50-100
    civarında faj biriktiğinde
  67. fajlar hücre duvarını parçalayacak
    bir protein salarlar.
  68. Bakteri patladığında fajlar dışarı çıkar
  69. ve yeni bir bakteriyi enfekte
    etmek için ava çıkar.
  70. Ah üzgünüm, sanırım bu kulağınıza
    korkunç bir virüs gibi geldi.

  71. Ama kendisini bakteri
    içerisinde çoğaltıp
  72. sonra da onları öldürebilme yetenekleri,
  73. fajları tıp dünyasında oldukça
    ilgi çekici bir hale getiriyor.
  74. Fazlaca ilginç bulduğum
    bir başka nokta ise
  75. bunların hangi ölçüde gerçekleştiği.
  76. beş yıl önce fajlar hakkında
    en ufak bir fikrim yoktu.
  77. Ama bugün size fajların, doğal prensibin
    bir parçası olduğunu söyleyebilirim.
  78. Fajlar ve bakteriler evrimin
    ta ilk zamanlarına dayanıyor.
  79. Her zaman koordinasyon içinde olup
    birbirlerini kontrol etmişler.
  80. Yani bu gerçekten de bir yin-yang,
  81. mikroskobik seviyedeki
    bir avcı ve av hikayesi.
  82. Bazı bilim insanları bu fajların
  83. gezegenimizde en bol bulunan
    organizma olduğunu düşünüyor.
  84. Fajların tıbbi potansiyellerini
    konuşmaya devam etmeden önce,
  85. bence herkes fajları ve
    dünyadaki rollerini öğrenmeli:
  86. Bakterileri avlar,
    enfekte eder ve öldürürler.

  87. Peki nasıl olur da doğada bu kadar
    güzel işleyen bir şeye sahipken
  88. her gün, her yerde,
  89. yine de dünyanın büyük bir bölümünde
  90. bakteriyal enfeksiyonla savaşmak için
  91. bu prensibi kullanan
    tek bir ilaç bile olmaz piyasada?
  92. Bunun en basit cevabı, henüz
    kimsenin bu tür bir ilaç geliştirmemesi,
  93. en azından dünyanın birçok
    noktasında kabul gören
  94. batılı düzenleme standartlarına
    uygun bir ilaç.
  95. Bunun nedenini anlamak için
    zamanda biraz geriye gitmeliyiz.

  96. Bu, Félix d'Herelle'in bir fotoğrafı.
  97. Kendisi, fajları keşfeden
    iki önemli bilim insanından biri.
  98. 1917'de fajları keşfettiğinde
  99. aslında ne keşfettiğine
    dair bir fikri yoktu.
  100. Basili dizanteri olarak adlandırılan
    bir hastalıkla ilgileniyordu,
  101. ki bu, şiddetli ishale
    ve sonrasında birçok insanın
  102. ölümüne sebep olan bir çeşit
    bakteriyal enfeksiyondu.
  103. Çünkü niyahetinde bakteriyal enfeksiyon
    için bir tedavi bulunmamıştı.
  104. Bu hastalığı atlatan hastalardan
    aldığı örnekleri inceliyordu
  105. ve bir şeyin oldukça
    garip olduğunu fark etti.
  106. Örneklerde bulunan bir şey
  107. hastalığa sebep olduğu düşünülen
    bakterileri öldürüyordu.

  108. Ne olduğunu anlamak için oldukça
    başarılı bir deney yaptı.
  109. Örneği alıp süzdü,
  110. ta ki sadece en ufak parçanın
    kaldığından emin olana kadar.
  111. Sonrasında küçük bir damla alıp
    yeni ekilen bir bakteri kültürüne ekledi
  112. ve saatler içinde
    öldürülen bakteri sayısını gözlemledi.
  113. Sonra deneyi tekrarladı, yeniden süzdü,
    küçük bir damla aldı
  114. ve bir sonraki yeni
    bakteri kültürüne ekledi.
  115. Bunu art arda 50 defa yaptı.
  116. Her defasında aynı etkiyi gözlemledi.
  117. Bu noktada iki sonuca vardı.
  118. İlki ve en belirgin olanı şuydu:
  119. evet, gerçekten de sıvının içindeki
    bir şey bakteriyi öldürüyor.
  120. Diğer gözleme göre ise
  121. bu, doğadaki bir canlı olmak zorundaydı
  122. çünkü küçücük bir damla bile
    böylesine büyük bir etkiye sahipti.
  123. Bulduğu maddeye
    "görünmez mikrop" adını verdi
  124. ve onu tam anlamıyla
    "bakteri yiyici" olarak çevrilen
  125. "bakteriyofaj" olarak adlandırdı.
  126. Bu arada modern mikrobiyolojide bu,
    en temel buluşlardan birisi.
  127. Genomik düzenlemede ve birçok
    alanda kullandığımız teknikler,
  128. fajların çalışma prensibini
    anlayış şeklimize dayanıyor.
  129. Daha bugün Nobel Kimya Ödülü,
    fajlarla çalışan
  130. ve bu çalışmalara dayanarak ilaç
    geliştiren iki bilim insanına verildi.

  131. 1920'lere ve 30'lara dönecek olursak
  132. insanlar fajların tıbbi
    potansiyelini hemen görmüşlerdi.
  133. Sonuçta görünmez olmasına rağmen
  134. güvenilir bir şekilde bakterileri
    öldüren bir şeye sahiptiniz.
  135. Abbott, Squibb ya da Lilly gibi hâlâ
    günümüzde var olan şirketler
  136. faj preparatları sattılar.
  137. Ama gerçek şu ki işe görünmez
    bir mikropla başlıyorsanız
  138. güvenilir bir ilaç elde etmek
    gerçekten zordur.
  139. Bugün Amerikan Gıda ve İlaç
    İdaresi'ne gittiğinizi hayal edin
  140. ve hastalara görünmez bir virüs
    vermek istediğinizden bahsedin.
  141. 1940'larda kimyasal
    antibiyotikler çıktığında
  142. her şey tamamen değişti.
  143. Bunda en büyük rolü bu adam oynadı.
  144. Kendisi Alexdander Fleming.

  145. İlk antibiyotik olan
    penisilinin geliştirilmesine
  146. katkı sağlayan çalışması ile
    Nobel Tıp Ödülü'nü kazandı.
  147. Antibiyotikler gerçekten fajlardan
    çok daha farklı çalışır.
  148. Çoğunlukla, bakterilerin
    çoğalmasını engelliyorlar
  149. ve ne tür bir bakteri olduğunu
    çok fazla önemsemiyorlar.
  150. Geniş spektrumlu olarak
    adlandırdıklarımız ise
  151. tüm bakteri çeşitlerinde bile işe yarıyor.
  152. Bunu çok daha dar bir spektrumda,
  153. tek bir bakteri türüne karşı işe
    yarayan fajlarla karşılaştırın.
  154. Sağladığı avantajı siz de göreceksiniz.
  155. Sanki hayaller gerçeğe dönüştü.

  156. Bakteriyal enfeksiyondan
    şüphelendiğiniz bir hastanız var.
  157. Ona antibiyotik veriyorsunuz.
  158. Hastalığa sebep olan bakteri hakkında
    başka bir şey bilmenize de gerek yok
  159. ve hastaların çoğu iyileşiyor.
  160. Biz daha fazla antibiyotik ürettikçe
  161. haliyle bakteriyal enfeksiyonda
    birinci basamak tedavi haline geliyorlar.
  162. Bu arada ortalama yaşam süremize de
    çok büyük katkıda bulunuyorlar.
  163. Bugün, sadece kompleks tıbbi müdahaleler
  164. ve ameliyatlar yapabiliyoruz.
  165. Çünkü antibiyotiklerimiz var
  166. ve hemen ertesi gün hastanın,
  167. ameliyat sırasında kapabileceği bakteriyal
    bir enfeksiyondan ölme riski yok.

  168. Dolayısıyla fajları unutmaya başladık,
    özellikle batı tıp dünyasında.
  169. Ben büyürken bile kısmen
    şöyle bir görüş vardı:
  170. "Bakteriyal enfeksiyon sorununu çözdük.
    Artık antibiyotiklerimiz var."
  171. Tabii ki bugün biliyoruz ki
    bu düşünce yanlış.
  172. Bugün çoğunuz antibiyotiklere
    dirençli bakterileri duymuştur.

  173. Bu bakteriler, enfeksiyon
    tedavisi için geliştirdiğimiz,
  174. hepsi değilse bile, birçok antibiyotiğe
    karşı dirençli hale gelmişlerdir.
  175. Peki bu noktaya nasıl geldik?
  176. Demek ki düşündüğümüz
    kadar zeki değildik.
  177. Antibiyotikleri her yerde
    kullanmaya başladığımız için
  178. -tedavi ve önleyici olarak hastanelerde,
    basit soğuk algınlıkları için evlerde,
  179. hayvanların sağlığını korumak
    için çiftliklerde-
  180. bakteriler evrim geçirdi.
  181. Kendilerine yapılan
    antibiyotik saldırılarında,
  182. en çok uyum sağlayabilenler
    hayatta kaldı.
  183. Bugün onları, "çoklu-ilaç dirençli
    bakteriler" olarak adlandırıyoruz.
  184. Korkutucu bir istatistik
    sunmama izin verin.

  185. Birleşik Krallık hükûmeti tarafından
    desteklenen son yapılan çalışmalarda

  186. 2050 yılına kadar her yıl,
    10 milyon insanın

  187. çoklu-ilaç dirençli enfeksiyonlardan
    hayatını kaybedeceği tahmin ediliyor.
  188. Bunu günümüzde her yıl kanserden hayatını
    kaybeden 8 milyon insanla karşılaştırın,
  189. o zaman sayının
    korkunçluğunu göreceksiniz.
  190. Ama iyi haber şu ki
    fajların bir yere gittiği yok.
  191. Ve söylemeliyim ki fajlar çoklu-ilaç
    direncinden etkilenmiyorlar.
  192. (Kahkahalar)
  193. Hallerinden gayet memnun, etrafımızdaki
    bakterileri avlayıp öldürüyorlar.
  194. Ayrıca seçicililer de
    ve bu günümüzde oldukça önemli.
  195. Bugün birçok ortamda
    enfeksiyona sebep olan
  196. bakteriyal patojenleri güvenilir
    bir şekilde tanımlayabiliyoruz.
  197. Seçicilik özelliği bizim, geniş spektrumlu
    antibiyotiklerle ilişkili yan etkilerden
  198. korunmamıza yardımcı oluyor.
  199. Belki de içlerindeki en güzel haber,
    artık görünmez bir mikrobun olmayışı.

  200. Onlara bakabiliyoruz.
  201. Bunu daha önce birlikte yaptık.
  202. DNA dizisini çıkarabiliyoruz.
  203. Nasıl çoğaldıklarını anlıyoruz.
  204. Sınırlarını anlıyoruz.
  205. Güçlü ve güvenilir faj bazlı farmasötikler
    geliştirmede önemli bir yerdeyiz
  206. ve bu dünya genelinde olan bir şey.
  207. Biz de dahil 10'dan fazla
    biyoteknoloji şirketi
  208. bakteriyal enfeksiyon tedavisinde
    insan-faj uygulamalarını geliştiriyor.
  209. Şu an Avrupa ve Birleşik Devletler'de
  210. birçok klinik çalışma deneme aşamasında.
  211. Dolayısıyla faj terapisinde
  212. bir rönesans eşiğinde
    olduğumuza şiddetle inanıyorum.
  213. Benim için bir fajın
    en doğru tasviri şu şekilde:
  214. (Kahkahalar)
  215. Benim için faj, çoklu ilaç direncine
    sahip enfeksiyonlara karşı savaşımızda

  216. uzun zamandır beklediğimiz
    bir süperkahramandır.
  217. Bir dahaki sefere virüsler
    hakkında düşünürken

  218. şunu aklınızdan çıkarmayın.
  219. Sonuçta bir gün,
    bir faj hayatınızı kurtarabilir.
  220. Teşekkürler.

  221. (Alkışlar)