YouTube

Got a YouTube account?

New: enable viewer-created translations and captions on your YouTube channel!

Turkish subtitles

← 3 adımda gündelik buluşmaları dönüştürücü toplantılar haline getirmek

Neden bazı toplantılar çok başarılıyken diğerleri vasat kalır? Yazar Priya Parker bu konuşmasında organize ettiğimiz partileri, akşam yemeklerini, iş toplantılarını ve tatilleri nasıl anlamlı ve dönüştürücü nitelik taşıyan toplantılara çevirebileceğimizi anlatıyor.

Get Embed Code
20 Languages

Showing Revision 15 created 08/06/2019 by Cihan Ekmekçi.

  1. Ben küçükken

  2. iki haftada bir cumaları
  3. ateist, budist, agnostik, vejetaryen olan
    ve zaman zaman New Age tarzında takılan
  4. son derece demokratik hayat süren
    biri Hintli ve biri İngiliz olan
  5. annem ve üvey babamın evinden ayrılır
  6. ve 2,2 km ötede yaşayan babam
    ve üvey annemin evine gider
  7. onların beyaz, Evanjelist Hristiyan,
  8. muhafazakâr, cumhuriyetçi,
  9. haftada iki defa kiliseye gidilen
  10. ve mutfağında et pişen
    aile yaşamına katılırdım.
  11. Sonuç olarak uyuşmazlık
    çözümlemesi alanında
  12. çalışmayı seçmemin nedeni çok bariz.
  13. (Gülüşmeler)

  14. Charlottesville, İstanbul ya da
    Ahmedabad fark etmeksizin

  15. uyuşmazlıkları çözümlerken

  16. karşıma çıkan sorun hep aynıydı:
  17. Tüm kültür farklılıklarına rağmen
  18. yine de dürüst kalarak
  19. insanların anlamlı bir şekilde
    iletişime geçmeleri,
  20. riskler almaya yönelmeleri
  21. ve bu deneyimle birlikte
    değişmeleri nasıl sağlanırdı?
  22. Girdiğim her uyuşmazlık ortamında oradaki
    elektriğin olağanüstü güzelliğini yaşarken
  23. bu ortamı terk ettiğimde ise
  24. aynı sizler gibi gündelik hayattaki
    toplantılara katılır,
  25. bir düğüne, konferansa ya da
    okula dönüş pikniğine giderdim
  26. ki bu toplantıların çoğu da vasat kalırdı.
  27. Benim gündelik toplantılarımla
  28. zıt grupların yüksek
    gerilimli ortamı arasında
  29. bir mana farklılığı seziyordum.
  30. Diyebilirsiniz ki, basit bir
    doğum günü partisinin
  31. ırkçılık tartışmasına dönüşecek
    hali yok tabii,
  32. ancak benim anlatmaya çalıştığım bu değil.
  33. Bir uyuşmazlık çözümlemecisi,
  34. her şeyi bir kenara bırakıp
  35. sadece insanlar arasındaki
    etkileşime odaklanmayı öğrenir.
  36. Günlük bir organizasyonun ev sahibi ise
    her şeyin yerli yerinde olmasına odaklanır
  37. -yemek, çiçekler, balık bıçağı gibi-
  38. ve konuklar arasındaki etkileşimin
    nasıl işleyeceğini şansa bırakır.
  39. Ben de düşünmeye başladım,
    nasıl yapsak da günlük toplantılarımızda

  40. yemek gibi ayrıntılara takılmak yerine
    insanları daha anlamlı bir şekilde
  41. bir araya getirmeye odaklansak diye.
  42. Bunun için de onlarca cesur ve ilginç
    organizasyon sahibiyle röportaj yaptım;
  43. bir olimpik hokey antrenörüyle,
    Cirque du Soleil koreografıyla,
  44. bir hahamla, kamp sorumlusuyla.
  45. Toplantıyı manalı kılan ve
    insanları dönüştüren şeyin
  46. ne olduğunu öğrenmekti amacım.
  47. Bugün de öğrendiklerimi,
    yani yeni toplantı kurallarını
  48. sizlerle paylaşmak istiyorum.
  49. Pek çokları bir toplantı planlarken

  50. kalıplaşmış bir formattan yola çıkıyor.
  51. Doğum günü partisi mi?
    Pasta ve mum lazım.
  52. Yönetim kurulu toplantısı mı?
  53. Kahverengi bir masa ve on iki adet
    beyaz erkeğe ihtiyaç var.
  54. (Gülüşmeler)

  55. Amacın zaten çok belirli olduğu düşünülüp
    doğrudan formata geçiliyor.

  56. Bu da toplantıları sadece sıkıcı
    ve benzer yapmıyor,
  57. aynı zamanda da daha önemli bir şeyi,
  58. ihtiyaçlarımıza hitap etme
    fırsatını kaçırtıyor.
  59. Daha anlamlı bir günlük toplantı
    organize etmenin ilk adımı,
  60. özgün, tartışmaya yer açan bir amaç
    benimsemekten geçiyor.
  61. Tanıdığım bir anne adayı doğum
    öncesi partisi vermekten çekiniyordu.

  62. Kartondan bebeklerle oynanan
    kalıplaşmış oyunları
  63. ya da hediye açma törenini
    tuhaf ve önemsiz buluyordu.
  64. O da bir an durup düşündü:
  65. "Doğum öncesi partisi neden verilir
  66. ve benim şu anda ihtiyacım olan nedir?"
  67. Bu şekilde farkına vardı ki
    asıl ihtiyacı olan şey
  68. kendisinin ve eşinin -onu da unutmamak
    gerek- ebeveynliğe geçişteki
  69. korkularından bahsetmekti.
  70. O da iki arkadaşından bu temayla
    ilgili bir parti hazırlamalarını istedi.
  71. Güneşli bir öğle sonrası
    altı kadın buluşmuş oldular.
  72. İlk olarak da doğum korkusundan konuştular
    zira anne adayı doğumdan çok korkuyordu.
  73. Anne adayına onun hayatından
    hikâyeler anlattılar
  74. ki aslında sahip olduğu
  75. cesur, mucizevi, inançlı, feragatli
    karakterini ona hatırlatsın
  76. ve doğum sırasında ona
    yardımcı olsun diye.
  77. Her karakter özelliği için de getirdikleri
    kolyeye bir boncuk bağladılar,
  78. bu kolyeyi doğum sırasında da taksın diye.
  79. Sonrasında baba adayı da onlara katıldı,

  80. karı koca yeni aile yeminleri yazdılar
    ve bunları yüksek sesle okudular.
  81. Ebeveyn olduklarında
    evliliklerinin önce geleceğine
  82. yemin ettiler ilk olarak,
  83. sonrasında da doğacak oğulları için
    bir yemin yazdılar,
  84. her iki aileye ait vasıflardan
    hangilerini oğullarına öğreteceklerini
  85. ve hangilerinden onu uzak
    tutacaklarını söylediler.
  86. Sonunda da akşam yemeği için kadınlı
    erkekli bir arkadaş grubu katıldı onlara.
  87. Hediye yerine her biri kendi çocukluk
    dönemine ait bir hatırayı getirmişti
  88. ve bu hatıraları paylaştılar.
  89. Bütün bunların bir doğum öncesi partisi
    için çok fazla olduğunu düşünebilirsiniz

  90. ya da biraz garip olduğunu,
    fazlaca özele girdiğini.
  91. Şöyle söyleyeyim,
  92. bu gayet özgün
  93. ve tartışmaya yer açan bir toplantı.
  94. O insanlara özgün,
  95. tıpkı sizin toplantılarınızın da
    size özgün olması gerektiği gibi.
  96. Daha anlamlı bir günlük toplantı
    organize edebilmenin ikinci adımı,

  97. iyi bir tartışma ortamı
    yaratmaktan geçiyor.
  98. Belki benim gibi sizlere de
  99. yemek masasında seks, politika ve dinden
    bahsedilmemesi öğretilmiştir.
  100. Güzel bir kural aslında,
    ortamdaki uyumu korur
  101. ya da en azından bunu amaçlar.
  102. Ancak toplantıyı anlamlı kılan kilit bir
    bileşeni, böyle ortak bir konunun
  103. cezbedici hararetini yok eder.
  104. İyi bir toplantı kendiliğinden
    doğru koşulları yaratarak
  105. iyi bir tartışma ortamı üretir.
  106. Zira insanlar arasındaki iletişimi bozan
    sadece sağlıksız bir uyuşmazlık değil
  107. aynı zamanda da sağlıksız bir huzurdur.
  108. Bir seferinde bir mimarlık
    şirketiyle çalışmıştım,
  109. şirket bir dönüm noktasındaydı.
  110. Bir mimarlık şirketi olarak devam
    edip yapı inşaatına mı odaklanmaları
  111. yoksa yeni moda dizayn
    firmasına dönüşerek
  112. mekânlar inşa etmenin
    ötesine mi geçmeleri
  113. gerektiğine karar veremiyorlardı.
  114. Ortada gerçek bir fikir
    uyuşmazlığı vardı
  115. ancak bunu göremiyordunuz çünkü
    kimse fikrini paylaşmıyordu.
  116. Biz de iyi bir tartışma ortamı kurduk.
  117. Öğle yemeğinden sonra
    tüm mimarlar geri geldiğinde
  118. bir kafes dövüşü düzenledik.
  119. Mimarlar içeri girdiler,
  120. onlardan birini bir köşeye oturtup
    yapı mimarisini savunmasını istedik,
  121. diğer köşedeki de dizaynı savunacaktı.
  122. Boyunlarına da birer beyaz havlu verdik,
  123. havluları banyodan çalmıştık ama neyse,
  124. iPadlerden birinde Rocky müziği açtık,
  125. her birine Don King benzeri
    bir menajer verdik
  126. ki şevke gelsinler, karşı
    savlara hazırlansınlar diye
  127. ve firmanın geleceği için en iyisi
    olduğunu düşündükleri argümanları
  128. birbirleriyle yarıştırdık.
  129. Ama kibar olma gereği hissediyorlar
    ve bu yüzden ilerleyemiyorlardı.
  130. Biz de geri kalan herkesten
    iş arkadaşlarının gözü önünde
  131. bir taraf seçmelerini istedik.
  132. Herkesin açık açık nerede durduğunu
    gösterebilmesiyle birlikte
  133. kördüğüm çözülmüş oldu.
  134. Yapı mimarisi kazandı.
  135. Bu iş dünyasından bir örnekti.

  136. Peki ya gergin geçebilecek bir
    Şükran Günü örneği vermek istersek?
  137. Fikri olan?
  138. (Gülüşmeler)

  139. Öncelikle amacı sorgulayalım.

  140. Yemeği verecek olan ailenin
    bu sene neye ihtiyacı var?
  141. Eğer sağlıklı bir hararetli ortamsa
    ihtiyaç duyulan,
  142. fikir paylaşımı yerine bir geceliğine
    hikâye paylaşımı denenebilir.
  143. İçinde çatışma unsuru bulunduran
    bir tema seçin örneğin
  144. ve herkese fikirleri yerine
  145. hayat tecrübelerinden
    bir hikâye paylaşmalarını söyleyin.
  146. O masadaki kimsenin
    duymadığı bir hikâye olsun,
  147. farklılıklar ya da aidiyetle ilgili
  148. ya da fikirlerin değiştiği
    bir döneme ait olsun
  149. ve ortamın huzuru bozulmadan
  150. herkes birbirinin
    dünyasına girebilsin.
  151. Daha anlamlı bir günlük toplantı organize
    edebilmenin üçüncü adımı da

  152. tek seferlik ve duruma özgün
    kurallar kullanarak
  153. geçici bir alternatif
    dünya yaratmak.
  154. Bundan birkaç yıl önce fark etmiştim
    davetiyelere çeşitli kurallar eklendiğini.

  155. Sıkıcı ya da kontrol edici
    kurallar mı dersiniz?
  156. Kesinlikle hayır.
  157. Bulunduğumuz bu çok kültürlü
    ve kesişimsel toplumda,
  158. çoğumuzun bir araya getirilip
  159. bizimkilere benzemeyen
    normlarla yetiştirildiği,
  160. kendi normlarımızınsa
    farklı kaldığı bu toplumda
  161. dile getirilmeyen kurallar
    sorun doğurur.
  162. Halbuki özgün, anında belirlenen kurallar
    manalı bir toplanmaya kapı açar.
  163. Bunlar, özel bir amaca hizmet eden
    tek seferlik anayasalar gibidir.
  164. İş yerindekilerle çıkılan
    bir yemekte örneğin,
  165. farklı jenerasyonlar bir araya gelir ki
  166. bu grupların topluluk içinde
    telefon kullanma kuralları farklıdır.
  167. "Telefonuna ilk bakan hesabı üstlenir!"
  168. kuralı böyle bir ortamda
  169. (Gülüşmeler)

  170. denenebilir mesela.

  171. (Alkışlar)

  172. Girişimcilik tavsiyeleri verilen
    bir toplantıda

  173. tek konuşanın o bilindik,
    cesur sermayeci olmasını
  174. önlemek için
  175. (Gülüşmeler)

  176. -anladığınızı görebiliyorum-

  177. (Gülüşmeler)

  178. katılımcıların mesleklerini söylemelerinin
    yasak olması kuralı mesela.

  179. Ya da annelerin buluştuğu
    bir yemekte

  180. bir araya geldiklerinde
    hep konuşulan
  181. standart konuları değiştirmek adına,
    çocuklarından bahsederlerse
  182. ceza olarak bir shot kadehini
    kafaya dikmeleri kuralı gibi.
  183. (Gülüşmeler)

  184. Tam bir akşam yemeği yani.

  185. Kurallar son derece güçlüdür

  186. zira geçici olsa da değişmemizi ve
    kendimizi ortama uydurmamızı sağlar.
  187. Duruma özgün, tek seferlik kuralların da
  188. farklı toplumlar üzerinde
    özgün etkileri vardır.
  189. Farklılıkları aşarak
    bir araya gelmemizi,
  190. bağlanmamızı sağlar,
  191. aynı olmak zorunda olmadan
  192. bir aradalığımızı anlamlı kılar.
  193. Ben küçükken

  194. iki farklı dünyamda da yolumu
    bir bukalemuna dönüşerek bulurdum.
  195. Mesela biri hapşırdığında
    annemin evindeysem
  196. "Çok yaşa",
  197. babamın evindeysem
    "Tanrı seni korusun" derdim.
  198. Kendimi korumak adına,
    pek çoklarımız gibi
  199. ben de saklanmayı seçerdim.
  200. Yetişkin olup uyuşmazlık alanında
    çalışana kadar da
  201. saklanmayı bırakmadım.
  202. Bu noktada görüyorum ki
    bütün o toplantıların
  203. bana göre en üst amacı
  204. bizlerin bir araya gelmesini,
  205. kim olduğumuzu göstermemizi
  206. ve görmemizi sağlamak.
  207. Nasıl toplandığımızın önemi de
    çok büyük

  208. zira toplantı tarzımız
    aynı zamanda
  209. hayatımızı nasıl yaşadığımızı gösterir.
  210. Teşekkürler.

  211. (Alkışlar)