YouTube

Got a YouTube account?

New: enable viewer-created translations and captions on your YouTube channel!

Turkish subtitles

← Trans bir baba olmak nasıl bir şey?

Get Embed Code
24 Languages

Showing Revision 18 created 11/27/2018 by Cihan Ekmekçi.

  1. Geçen sabah bakkala uğradım,

  2. çalışanlardan biri beni selamlayıp
  3. "Günaydın beyefendi,
    yardımcı olabilir miyim?" diye sordu.
  4. Bense "Hayır, sağ olun, iyiyim." dedim.
  5. Gülümsedi ve kendi işimize döndük.
  6. Bir kutu Cheerios kaptım
    ve marketten ayrıldım.
  7. Bir kahve dükkanının
    arabaya servis yerine geçtim.
  8. Siparişimi verdikten sonra
    karşıdaki ses şunu dedi:
  9. "Teşekkürler hanımefendi.
    Sağ taraftan ilerleyin."
  10. Yani bir saatten daha kısa bir sürede
  11. hem "beyefendi" hem de
    "hanımefendi" olarak anlaşılmıştım.
  12. Bence, bu iki kişi de
    yanlış söylememişti
  13. ama tamamen doğru da değiller.
  14. Bu küçük şirin insan
    iki yaşına basacak kızım Elliot.

  15. Evet, pekâlâ.
  16. Son iki yılda, bu çocuk beni,
  17. dünyayı ve dünyada
    nasıl bir rol oynadığımı
  18. yeniden düşünmeye itti.
  19. Ben trans bir birey ve ebeveynim,
    bu da beni ''transparent'' yapar.
  20. (Kahkaha)

  21. (Alkış)

  22. (Tezahürat)

  23. (Alkış)

  24. Gördüğünüz gibi bu yılın temasına
    aynen uyuyorum.

  25. (Kahkahalar)

  26. Her iyi baba şakasının
    olması gerektiği gibi.

  27. Daha da doğrusu,
    ben ''genderqueer'' bir bireyim.
  28. "Genderqueer" olmanın pek çok yolu var
  29. ama bana göre bu, benim kadın
    ya da erkek olarak tanımlanmamam demek.
  30. Bu ikili cinsiyet sisteminin bazen
    içinde bazen ise dışında hissediyorum.
  31. Bu ikili toplumsal cinsiyet
    sisteminin dışında olmak
  32. Cheerios yemek gibi
    günlük şeyler yaparken
  33. bir saatten daha kısa bir sürede
  34. hem "hanımefendi" hem de
    "beyefendi" olarak çağrılmam demek.
  35. Ama ikisi arasında kaldığımda
    çok rahat hissediyorum.
  36. Hem hanımefendi hem beyefendi
    olduğum o nokta
  37. en doğru ve gerçek hissettiğim yer.
  38. Ama bu, etkileşimlerimin rahatsız edici
    olmadığı anlamına gelmiyor.
  39. İnanın bana, rahatsızlığım
    küçük bir rahatsızlıktan
  40. fiziksel olarak tehlikede
    hissetmeye kadar değişebilir.
  41. Tıpkı, üniversite zamanlarında bardayken
  42. bir korumanın beni ensemden tutup
  43. kadınlar tuvaletinden dışarı attığı gibi.
  44. Fakat benim için özgünlük
    "rahatlık" demek değil.
  45. Bu, güvende olmadığım zamanlarda bile
  46. günlük hayatın rahatsızlığını yönetmek
    ve onunla başa çıkmak demek.
  47. Trans olma deneyimim
    yeni ebeveyn kimliğimle çarpışana kadar
  48. kırılganlığımın derinliklerini
  49. ve benim nasıl en gerçek olan ben olmamı
  50. önlediğini anlamamıştım.
  51. Çoğu insan için çocuklarının
    onlara nasıl seslendiğine,

  52. yani "anne" ya da "baba" gibi
    toplumsal cinsiyetçi kelimeler
  53. veya kültürel olarak belirli
    bazı kelimeler dışında

  54. fazla kafa yormuyorlar.
  55. Bunun aksine benim için,
  56. ergenliğe girecek ve sonra da
    yetişkin olacak bu çocuğun
  57. bana hayatımız boyunca nasıl sesleneceği
  58. hem korkutucu hem de heyecan vericiydi.
  59. Dokuz ay boyunca "anne" olarak
  60. ya da benzer şekilde çağrılma olasılığının
    beni yansıtmayacağını düşündüm.
  61. "Anne" kelimesini ve türevlerini
    her ne kadar denesem de
  62. hep zorlayıcı ve
    derinen rahatsız ediciydi.
  63. Çoğu insan "anne" olmamı
    daha kolay sindirebilirlerdi.
  64. İki anneye sahip olma fikri
    çok yeni değil,
  65. özellikle de bizim yaşadığımız yerde.
  66. Ben de başka kelimeler denedim.

  67. "Baba" kelimesini kullandığımda
    daha iyi hissettirdi.
  68. Daha iyiydi ama mükemmel değildi.
  69. Çok sevdiğiniz bir ayakkabıyı
    giymek gibiydi
  70. fakat bunu giymem ve alışmam gerekiyordu.
  71. Ve biliyordum ki kadın olarak doğmuş
    birinin "baba" olarak çağrılması
  72. daha fazla rahatsızlık veren
    anlarla dolu daha zor bir yol olacaktı.
  73. Fakat ben bunu bilemeden
    artık vakit gelmişti
  74. ve Elliot ağlayarak dünyaya geldi,
    birçok bebeğin yaptığı gibi,
  75. ebeveyn olarak
    yeni kimliğim başlamış oldu.
  76. Baba olmaya karar verdim
    ve ailemiz dünya ile karşı karşıyaydı.
  77. Başımıza sıklıkla gelen şeylerden biri
    insanlarla karşılaştığımız zaman

  78. bana "anne" olarak seslenmeleri.
  79. "Anne" diye seslenilince etkileşimimiz
    çeşitli yollarla devam edebilir.

  80. Seçeneklerimi göstermek adına
    bu haritayı çizdim.
  81. (Kahkahalar)

  82. Birinci seçenek bu varsayımı
    görmezden gelmek

  83. ve beni "anne" olarak tanımlamalarına
    ses çıkarmamak.
  84. Bu karşı taraf için garip değil,
  85. ama bizim için genelde
    gerçekten de garip.
  86. Bu çoğunlukla o kişilerle etkileşimi
    sınırlamama sebep oluyor.
  87. Bu birinci seçenek.
  88. İkinci seçenekse durup
    söylenileni düzeltmek
  89. ve şöyle bir şey demek;
  90. "Aslında Elliot'un babasıyım''
    ya da ''Elliot bana 'baba' diyor."
  91. Bunu yaptığımda şunlar oluyor.
  92. Ya durumu doğal karşılıyorlar
    ve "Ah, tamam" diyorlar
  93. ve umursamıyorlar.
  94. Ya da kendilerini kötü, beceriksiz, suçlu
  95. ya da tuhaf hissettikleri için
    fazlaca özür diliyorlar.
  96. Fakat çoğunlukla
    kafaları oldukça karışıyor
  97. ve uzun uzun bakarak şöyle diyorlar:
  98. "Bu cinsiyet değiştirmek
    istediğin anlamına mı geliyor?
  99. Erkek mi olmak istiyorsun?"
  100. ya da şöyle:
  101. "Nasıl bir kadın baba olabilir?
  102. Sadece erkekler baba olabilir."
  103. Birinci seçenek genelde daha kolay.

  104. İkincisi ise daha gerçek olanı.
  105. Ama bütün bu senaryolara
    en iyi durumlarda bile
  106. rahatsızlık duygusu ekleniyor.
  107. Diyebilirim ki zamanla
    bu karmaşık haritada
  108. yolumu bulmak daha da kolaylaştı.
  109. Ama rahatsızlık hissi hâlâ benimle.
  110. Bu karmaşık haritada yolumu bulmak

  111. artık daha kolay,
    bunu söyleyebilirim.
  112. Birinci seçeneğe izin verdiğim
    günler de oluyor
  113. çünkü ikincisi çok zor ve riskli.
  114. Kimsenin tepkisinden
    emin olmanızın bir yolu yok.
  115. Bu kimselerin iyi niyetli olduklarından,
  116. iyi olduklarından emin olmak istiyorum.
  117. Birinin benim varlığım
    hakkındaki düşüncesinin
  118. benim ve ailemin duygusal
    ve fiziksel güvenliği için
  119. tehdit oluşturabileceği bir dünyadayız.
  120. Öyle olunca bedelini
    riskleriyle kıyaslıyorum.
  121. Bazen ailemin güvenliği
    benim hakikatimden önce geliyor.
  122. Biliyorum ki bu riske rağmen
  123. Elliot büyüyüp
    bilinci ve dil yetenekleri geliştikçe
  124. ben insanları düzeltmezsem o düzeltecek.
  125. Benim korkularımın ve güvensizliklerimin
    ona da yerleşmesini,
  126. ruhunu güçsüzleştirmesini
    ya da kendini sorgulamasını istemiyorum.
  127. Eylemleri, gerçekliği ve kırılganlığı
    ona göstermem gerekiyor.
  128. Bu da "anne" olarak çağrıldığım
    rahatsız anlarda
  129. "Hayır, ben babayım." demek olacak.
  130. Bunu kanıtlamak için
    baba şakalarım bile var.
  131. (Kahkahalar)

  132. Şimdiye kadar birçok rahatsız edici

  133. ve acı veren an oldu.
  134. Ama sadece iki yıl içinde
  135. baba olma yolculuğumda
    ve gerçek ben olma yolunda
  136. onaylayıcı ve bazen de
    dönüştürücü anlarım oldu.
  137. İlk ultrasonumuzda
  138. bebeğin cinsiyetini bilmek
    istediğimize karar verdik.
  139. Teknisyen bir rahim ağzı gördü ve
    "Bu bir kız" yazısını ekrana yapıştırdı,
  140. bir kopyasını da bize verdi
    ve evimize yolladı.
  141. Herkes gibi biz de fotoğrafı
    ailemizle paylaştık.
  142. Kısa bir süre sonra,
    annem elinde bir çantayla çıkageldi.
  143. Hiç abartmıyorum.
  144. Şu kadar yüksekliği vardı ve ağzına kadar
    pembe giysi ve oyuncaklarla doluydu.
  145. Bu kadar pembe şey ile
    yüz yüze kaldığım için canım sıkılmıştı.
  146. Üstelik toplumsal cinsiyet kavramı
    üzerine çalışmış
  147. ve çalıştay ve sınıflarda
    saatlerce ders vermiş biri olarak.
  148. Cinsiyetin sosyal inşası, cinsiyetçiliğin
    femineni değersizleştirdiğine
  149. ve bunu nasıl açıkça ve üstü kapalı olarak
  150. ortaya koyduğuna dair
    çok bilgili olduğumu sanıyordum.
  151. Ama bu durum, pembe şeylerle dolu
    çantadan bu hoşlanmama durumu,
  152. çocuğumun dünyasındaki
    fazla feminen şeyleri
  153. reddettiğimi keşfetmemi sağladı.
  154. Cinsiyetçiliği ve
    sorunlu olduğunu öğrettiğim

  155. kültürel normları
    güçlendirdiğimi fark ettim.
  156. Teoride toplumsal cinsiyetsizliğe
    inanıyor olsam da
  157. pratikte feminenliğin eksikliği
    tarafsızlık değil, maskülenliktir.
  158. Eğer ben çocuğumu yeşil, mavi ve gri
    renklerde giydirirsem
  159. dışardan bakanlar "Ah, bu çok şirin
    cinsiyet tarafsızı bir bebek." diye değil
  160. "Ah, ne şirin bir oğlan"
    diye düşünecekler.
  161. Böylece teorideki toplumsal cinsiyet
    anlayışım ile ebeveynlik dünyam çarpıştı.
  162. Çocuğumun çeşitli renkleri
    ve oyuncakları deneyimlemesini istiyorum.
  163. Onun için keşfedebileceği
    dengeli bir dünya kurmak
  164. ve kendi yolunu çizmesini istiyorum.
  165. Kız olarak doğmuş çocuğumuz için
    toplumsal cinsiyetsiz bir isim seçtik.
  166. Ama toplumsal cinsiyetsizlik
    teorik bir çaba olarak
  167. uygulamada olduğundan daha kolay.
  168. Toplumsal cinsiyetsizliği
    yaratma çabalarımda
  169. farkında olmadan feminenliğe karşı
    maskülenliğe ayrıcalık tanıyordum.
  170. Hayatlarımızda feminenliği
    yumuşatmak ya da yok etmek yerine
  171. bunu göklere çıkarmak için
    ortak bir çaba sarf ediyoruz.
  172. Renklerin arasından pembeyi seçiyoruz,
  173. şirin olanlarla yakışıklıları
  174. ve şirin olanlarla güçlü
    ve zeki olanları eşitliyoruz.
  175. Toplumsal cinsiyet ile hiçbir kelimeyi
    ilişkilendirmemeye çalışıyoruz.
  176. Feminenlik ve maskülenlik için
    bu kadar eleştiri yaparken
  177. aynı anda değer de veriyoruz.
  178. Toplumsal cinsiyet rolleriyle sınırlanmış
    hissetmemesi için uğraşıyoruz.
  179. Bunları çocuğumuzun toplumsal cinsiyetle
  180. sağlıklı ve kararlı bir ilişki içinde
    olması umuduyla yapıyoruz.
  181. Elliot'ın toplumsal cinsiyetler ile
    sağlıklı bir ilişki geliştirmesi çabamız

  182. beni cinsiyetçiliğin,
    nasıl toplumsal cinsiyet kimliğimi
  183. belirtmesine izin verdiğimi
    yeniden değerlendirmemi sağladı.
  184. Feminenliği, sağlıklı olmayan
    ya da geçmek istediğim bir şey olan
  185. maskülenliğe ulaşabilmek için
  186. nasıl reddettiğimi
    yeniden değerlendirmeye başladım.
  187. Bu çabalarım birinci seçeneği
    reddetmem gerektiğini göstermişti.
  188. Görmezden gelemedim ve devam ettim.
  189. İkinci seçeneği seçmeliydim.
  190. En gerçek halime doğru gidebilmek için
  191. en rahatsız hissettiğim
    yanlarımla yüzleşmeliydim.
  192. Bu, bedenimle olan rahatsızlığım hakkında
    gerçeği kabullenmek zorundayım demekti.
  193. Trans insanlar için bedenleri ile
    rahat edememeleri oldukça yaygın
  194. ve bu rahatsızlık zayıflatıcı olmaktan
    sinir bozucu olmaya kadar değişebilir
  195. ve bunun arasında bir yerde bulunabilir.
  196. Kendi bedenimi tanımak
    ve bedenimin içinde rahat hissetmek
  197. trans biri olarak hayat boyu
    bir yolculuk oldu.
  198. Bedenimin daha feminen
    nitelendirilen bölümleriyle
  199. hep başım dertteydi:
  200. göğsüm, kalçalarım, sesim.
  201. Bazen zor, bazen de kolay olanı seçtim,
  202. hormon almamayı ya da
    toplumun standartlarına uymak için
  203. daha maskülen olmak adına
    ameliyat olmamayı tercih ettim.
  204. Tatminsizlik duygusunun
    üstesinden gelmemiş olmama rağmen,
  205. fark ettim ki
    bu rahatsızlığı kucaklamayarak
  206. ve bedenim için daha olumlu
    ve kabul edici olmayarak
  207. cinsiyetçliği, transfobiyi ve bedenden
    utanç duymayı güçlendiriyordum.
  208. Bedenimden, özellikle de toplumun feminen
    ya da kadınsı olarak düşündüğü
  209. bölümlerimden nefret edersem,
  210. çocuğumun kendi bedenini
    ve feminen ve kadınsı bölümlerini
  211. nasıl gördüğüne muhtemelen
    zarar veriyor olurum.
  212. Bedenimden nefret edersem
    ya da rahatsız olursam
  213. çocuğumdan kendi bedenini sevmesini
    nasıl bekleyebilirim ki?
  214. Benim için birinci seçeneği seçmek
    daha kolay olurdu:

  215. Bedenim hakkındaki ilgili soru sorduğunda
    çocuğumu umursamamak, saklamak.
  216. Ama her gün ikinci seçeneği seçmeliyim.
  217. "Babanın bedeni nasıl olabilir ve olmalı"
    gibi varsayımlarımla yüzleşmeliyim.
  218. Bu yüzden bedenimin içinde
    ve feminenliği ifade ediş biçimlerimle
  219. daha rahat hissetmek için
    her gün çalışıyorum.
  220. Bunun üzerine daha çok konuşuyorum,
  221. bu rahatsızlığın
    derinliklerini keşfediyorum
  222. ve kullanırken rahat edeceğim
    dili buluyorum.
  223. Bu günlük rahatsızlık, hem eylemlerimi
    hem de bedenimin, toplumsal cinsiyetimin
  224. nasıl görüneceğinin gerçekliğini
    inşa etmeme yardım ediyor.
  225. Kendimi sınırlamamak için uğraşıyorum.
  226. Ona bir babanın da
    kalçalarının olabileceğini,
  227. dümdüz bir göğsü olması
  228. ya da yüzünde kılları olması
    gerekmediğini göstermek istiyorum.
  229. Gelişimsel olarak yeterli olduğunda
  230. bedenimle olan bu yolculuğumu
    ona anlatmak istiyorum.
  231. Gerçek olma yolculuğumu
    onun görmesini istiyorum,
  232. daha karmaşık bölümleri
    göstermek zorunda olsam bile.
  233. Mükemmel bir çocuk doktorumuz var

  234. ve çocuğumuzun doktoru ile
    iyi bir ilişki kurduk.
  235. Sizlerin de bildiği gibi
    doktorunuz aynı kalsa da
  236. hemşireniz ya da
    pratisyen hemşireniz değişebilir.
  237. Elliot doğduğu zaman,
    onu çocuk doktoruna götürdük
  238. ve ilk hemşiremiz ile tanıştık.
    Ona Sarah diye hitap ediyoruz.
  239. Sarah ile ilk zamanlarımızda,
  240. benim nasıl "baba" ve eşimin "anne" diye
  241. hitap edileceğimizi ona anlattık.
  242. Sarah bunu mesele etmeyenlerdendi
  243. ve bunu izleyen ziyaretlerimiz de
    oldukça sakin geçti.
  244. Bir yıl kadar sonra
    Sarah'nın vardiyaları değişti
  245. ve yeni bir hemşire ile çalışmaya
    başladık, ismi Becky.
  246. Baba sohbeti yapmamıştık
  247. ve ilk hemşiremiz Sarah
    selam vermek için gelene kadar da
  248. bunun bahsi geçmemişti.
  249. Sarah sıcakve şen şakrak biri.
    Elliot'a, bana ve eşime selam verdi
  250. ve Elliot ile konuşurken
    şöyle bir cümle kullandı:
  251. "Baban oyuncağını mı tutuyor?"
  252. Gözümün kenarıyla
  253. Becky'nin sandalyesinde döndüğünü
  254. ve Sarah'ya delici bakışlarla
    baktığını gördüm.
  255. Sohbet doktorumuza kayınca
    ikisinin arasındaki etkileşimin
  256. devam ettiğini gördüm ve sonra şöyle oldu.
  257. Becky, kafasını "hayır"
    anlamında sallayıp "anne" diyordu.
  258. Sarah da kafasını "hayır"
    anlamında sallayıp "hayır, baba" diyordu.
  259. (Kahkahalar)

  260. Garip, değil mi?

  261. Biz çıkıp gidene kadar
  262. tam sessizlik eşliğinde
    bu birkaç kez daha devam etti.
  263. Bu etkileşim benim aklıma takıldı.

  264. Sarah birinci seçeneği seçebilirdi,
  265. Becky görmezden gelebilir ve
    bana anne demesine göz yumabilirdi.
  266. Sarah için bu daha kolay olurdu.
  267. Sorumluluğu bana bırakabilir
    ya da hiçbir şey söylemeyebilirdi.
  268. Fakat o anda, o ikinci seçeneği seçti.
  269. Varsayımlar ile yüzleşmeyi
    ve varlığımı onaylamayı seçti.
  270. Sesi ve görünümü benim gibi olan birinin
  271. aslında bir baba olabileceğine ısrar etti.
  272. Küçük ama anlamlı bir yol ile
  273. beni, hakikatimi ve ailemi savundu.
  274. Maalesef, trans insanları
    ve genel olarak transların çeşitliliğini

  275. kabullenmeyi reddeden
    bir dünyada yaşıyoruz.
  276. Benim umudum, başka biri için
    ayağa kalkma fırsatımız olduğunda
  277. Sarah gibi hepimizin harekete geçmemiz,
  278. bunun doğurduğu riskler olsa bile.
  279. Bazı günler "genderqueer"
    bir baba olmanın riski ağır geliyor.

  280. Bir baba olmaya karar vermek
    gerçekten zor oldu.
  281. Eminim, hayatımın en zor
  282. fakat bir o kadar değerli
    tecrübesi olmaya devam edecek.
  283. Fakat bu zorluğa rağmen her gün
    buna tamamen değiyor.
  284. Her gün Elliot'a verdiğim
    sözü tekrarlıyorum
  285. ve kendime de.
  286. Af ve merhamet duygusuyla,
  287. aşk ve cömertlikle
  288. onu ve kendimi çok sevmek.
  289. Büyümeye izin vermek,
    rahatlığın dışına çıkmaya zorlanmak,
  290. daha anlamlı bir hayatı yaşamak
    ve hayata sahip olma umuduyla.
  291. Aklımda ve kalbimde

  292. ileride zor, acılı ve rahatsız edici
    günlerin olacağını biliyorum.
  293. Aklım ve kalbim
  294. pişmanlık duymadan
    geriye dönüp bakabileceğim
  295. daha zengin ve gerçek bir hayata
    vesile olacağını da biliyor.
  296. Teşekkürler.

  297. (Alkışlar)