Return to Video

Ekonomik krizler için neden bireyleri suçluyoruz?

  • 0:01 - 0:05
    Soğuk, güneşli bir Mart günüydü.
  • 0:05 - 0:08
    Riga'da cadde boyunca yürüyordum.
  • 0:09 - 0:12
    Kış mevsiminin yavaş yavaş
    bittiğini hatırlıyorum.
  • 0:12 - 0:15
    Hâlâ etrafta biraz kar vardı
  • 0:15 - 0:18
    ama kaldırım temiz ve kuruydu.
  • 0:18 - 0:19
    Eğer Riga'da yaşadıysanız
  • 0:19 - 0:25
    baharın getirdiği ilk işaretlerin
    verdiği rahatlık hissini bilirsiniz
  • 0:25 - 0:28
    ve o, vıcık vıcık kar
    ve çamur karışımından
  • 0:28 - 0:30
    güçlükle yürümek
    zorunda değilsinizdir.
  • 0:30 - 0:33
    Orada gezintimin tadını çıkarırken
  • 0:33 - 0:39
    aniden önümdeki kaldırıma basılmış,
  • 0:39 - 0:41
    koyu gri tuğlaların üstüne yazılmış
  • 0:41 - 0:45
    beyaz harflerden oluşan
    bir duvar yazısı fark ettim.
  • 0:45 - 0:51
    "Sorumluluğunuz nerede?" diyordu.
  • 0:53 - 0:55
    Bu soru beni olduğum yerde durdurdu.
  • 0:56 - 1:00
    Orada durup anlamını düşünürken
  • 1:00 - 1:05
    Riga Belediyesi Sosyal Yardım
    Bakanlığı'nın önünde durduğumu fark ettim.
  • 1:06 - 1:09
    Demek ki bu duvar yazısının
    sahibi her kimse,
  • 1:10 - 1:14
    bu soruyu sosyal yardıma başvurmaya
    gelen insanlara soruyordu.
  • 1:16 - 1:17
    O kış,
  • 1:17 - 1:23
    Letonya'daki finansal krizin sonuçları
    hakkında araştırma yapıyordum.
  • 1:23 - 1:27
    Küresel Mali Kriz 2008 yılında
    patlak verdiğinde
  • 1:27 - 1:30
    Letonya'nın küçük ve açık ekonomisi
    çok zarar gördü.
  • 1:30 - 1:32
    Bilanço defterlerini dengelemek için
  • 1:32 - 1:35
    Letonya hükûmeti, bir iç devalüasyon
    stratejisi edindi.
  • 1:35 - 1:40
    Esasında bu, sert bir biçimde kamu
    bütçesinin harcamalarını azaltmak demekti.
  • 1:40 - 1:43
    Yani kamu çalışanlarının
    maaşlarını kesmek,
  • 1:43 - 1:45
    sivil kamu hizmetlerini azaltmak,
  • 1:45 - 1:47
    işssizlik parasını ve diğer
    sosyal yardımları kesmek
  • 1:47 - 1:49
    ve vergileri arttırmak demekti.
  • 1:50 - 1:53
    Annem, hayatı boyunca bir
    tarih öğretmeni olarak çalışmıştı.
  • 1:54 - 1:59
    Tasarruf etmek, onun için
    aniden maaşının %30'unun
  • 1:59 - 2:01
    kesilmesini görmek demekti.
  • 2:01 - 2:04
    Annemin bulunduğu ya da daha kötü durumda
    olan birçok insan vardı.
  • 2:04 - 2:09
    Bu krizin bedeli, sıradan Letonyalıların
    omuzlarına bindirilmişti.
  • 2:10 - 2:13
    Krizin ve tasarruf etmenin sonucunda
  • 2:13 - 2:18
    Letonya ekonomisi iki yıllık
    bir dönemde %25 küçüldü.
  • 2:18 - 2:21
    Sadece Yunanistan,
    karşılaştırılabilir bir ölçekte
  • 2:21 - 2:22
    ekonomik daralmadan muzdarip olmuştu.
  • 2:24 - 2:27
    Ama Yunanlar, Atina'da
    sürekli ve sıklıkla şiddetli
  • 2:27 - 2:31
    prostestolar yaparak
    aylarca sokaktaydılar.
  • 2:31 - 2:34
    Riga'daki herkes ise sessizdi.
  • 2:36 - 2:39
    Önde gelen ekonomistler "The New York
    Times" gazetesinin köşe yazılarında
  • 2:39 - 2:43
    tasarruf etme rejiminin bu ilginç ve aşırı
  • 2:43 - 2:45
    Letonyalı tecrübesi hakkında
    kavga ediyorlardı
  • 2:45 - 2:47
    ve Letonyalı toplumun buna
  • 2:47 - 2:50
    nasıl katlandığına inanamayarak
    olanı izliyorlardı.
  • 2:51 - 2:52
    O zamanlar Londra'da okuyordum
  • 2:52 - 2:55
    ve oradaki işgal hareketini,
  • 2:55 - 2:58
    şehirden şehire nasıl
    yayıldığını hatırlıyorum.
  • 2:58 - 3:00
    Madrid'den New York'a oradan Londra'ya.
  • 3:00 - 3:02
    %99'a karşı %1.
  • 3:02 - 3:04
    Hikâyeyi biliyorsunuz.
  • 3:05 - 3:07
    Ama Riga'ya vardığımda
  • 3:07 - 3:09
    işgalin yankıları yoktu.
  • 3:10 - 3:12
    Letonyalılar sadece buna katlanıyorlardı.
  • 3:13 - 3:17
    Yerel bir tabirle, istemeden yapılması
    gerekeni yapıyorlardı.
  • 3:18 - 3:20
    Doktora araştırmam için
  • 3:20 - 3:24
    Sovyet öncesi dönemde devlet-vatandaş
    ilişkisinin Letonya'da nasıl değiştiği
  • 3:25 - 3:26
    üzerine çalışmak istedim.
  • 3:26 - 3:29
    Araştırma yeri olarak da
  • 3:29 - 3:30
    işsizlik ofisini seçtim.
  • 3:31 - 3:34
    2011'in sonbaharında oraya gittiğimde
  • 3:34 - 3:38
    "Aslında krizlerin etkilerinin
    nasıl vuku bulduğuna
  • 3:38 - 3:41
    ve krizden en kötü şekilde etkilenen,
    işlerini kaybeden insanların
  • 3:41 - 3:47
    nasıl tepki verdiğine ilk elden
    şahit oluyorum." dedim.
  • 3:48 - 3:53
    İşsizlik ofisinde tanıştığım insanlarla
    röportaj yapmaya başladım.
  • 3:54 - 3:59
    Hepsi iş arayan olarak kayıt olmuşlardı
    ve devletten biraz yardım bekliyorlardı.
  • 3:59 - 4:03
    Ama çok geçmeden bu yardımın belirli
    bir türde olduğunu keşfediyordum.
  • 4:03 - 4:05
    Biraz nakit para yardımı vardı
  • 4:05 - 4:09
    ama çoğunlukla devlet yardımı çeşitli
    sosyal programlar biçiminde oluyordu
  • 4:09 - 4:12
    ve bu programların en büyüğü
  • 4:12 - 4:15
    "Rekabeti Arttıran Aktiviteler"
    olarak adlandırılıyordu.
  • 4:15 - 4:18
    Esasında işsizlerin katılmaya
    teşvik edildiği
  • 4:18 - 4:20
    bir dizi seminerden oluşan bir programdı.
  • 4:20 - 4:23
    Ben de onlarla bu seminerlere
    katılmaya başladım
  • 4:24 - 4:27
    ve birkaç paradoks dikkatimi çekti.
  • 4:27 - 4:29
    Hayal edin:
  • 4:29 - 4:32
    Kriz hâlâ sürüyor,
  • 4:32 - 4:34
    Letonya'nın ekonomisi daralıyor,
  • 4:34 - 4:37
    neredeyse kimseyi işe almıyorlar
  • 4:37 - 4:38
    ve biz orada
  • 4:38 - 4:41
    küçük, iyi aydınlatılmış o sınıfta
  • 4:41 - 4:43
    15 kişilik bir grup olarak,
    iş piyasasında
  • 4:43 - 4:48
    başarılı olmamızı engellediği
    söylenen kişisel güçlü yanlarımızın,
  • 4:48 - 4:51
    zayıflıklarımızın ve içimizdeki
    uğursuzlukların olduğu listeler
  • 4:51 - 4:53
    üzerinde çalışıyoruz.
  • 4:54 - 4:57
    En büyük yerel banka kurtarılırken
  • 4:57 - 5:01
    ve bu kurtarmanın bedeli
    nüfusun omuzlarına yüklenirken
  • 5:01 - 5:07
    bir daire içinde oturuyor
    ve stresli hissettiğimizde
  • 5:07 - 5:09
    derin bir nefes almayı öğreniyoruz.
  • 5:09 - 5:11
    (Derin bir nefes alır)
  • 5:13 - 5:16
    İpotekli evlere el konulurken
  • 5:16 - 5:18
    ve binlerce insan göç ederken
  • 5:18 - 5:22
    bize büyük hayaller kurmamız
    ve hayallerimizi takip etmemiz söylendi.
  • 5:24 - 5:25
    Bir sosyolog olarak
  • 5:25 - 5:29
    sosyal politikaların devlet ve vatandaş
    arasındaki iletişimin
  • 5:29 - 5:31
    önemli bir biçimi olduğunu biliyorum.
  • 5:32 - 5:33
    Bu programda verilen mesaj,
  • 5:34 - 5:36
    eğitimcilerden birinin sözlerini
    dile getirmek gerekirse,
  • 5:36 - 5:37
    "Sadece yap."
  • 5:37 - 5:39
    Tabii ki de Nike'dan alıntı yapıyordu.
  • 5:39 - 5:44
    Devlet sembolik olarak işsiz insanlara
    bir mesaj gönderiyordu;
  • 5:44 - 5:47
    daha aktif olmalısınız,
    daha çok çalışmalısınız,
  • 5:47 - 5:51
    kendinizi geliştirmelisiniz,
    içinizdeki uğursuzlukları yenmelisiniz,
  • 5:51 - 5:53
    kendinize daha fazla güvenmelisiniz.
  • 5:53 - 5:56
    Sanki işsiz olmak onların
    kişisel başarısızlıklarıymış gibi.
  • 5:57 - 6:00
    Krizin ızdırapları,
  • 6:00 - 6:03
    derin ve düşünceli nefes almakla
  • 6:03 - 6:05
    birisinin vücudunda üstesinden gelinen
  • 6:05 - 6:08
    bireysel bir stres tecrübesi
    olarak muamele gördü.
  • 6:10 - 6:14
    Bireylerin sorumluluğuna
    vurgu yapan bu tarz programlar
  • 6:14 - 6:17
    gitgide dünya genelinde yaygınlaştı.
  • 6:17 - 6:21
    Sosyolog Loic Wacquant'ın
    "Neoliberal İnsan Başlı At Devleti"
  • 6:21 - 6:24
    olarak adlandırdığı
    bir yükselişin parçasılar.
  • 6:24 - 6:26
    Sizin de anımsayacağınız üzere
    insan başlı at,
  • 6:26 - 6:28
    Antik Yunan kültüründeki
    mitolojik bir yaratık.
  • 6:28 - 6:30
    Yarı insan yarı canavar.
  • 6:30 - 6:35
    Üst bedeni bir insan bedeniyken
    alt bedeni bir atın gövdesinden oluşuyor.
  • 6:35 - 6:37
    İnsan Başlı At Devleti,
  • 6:37 - 6:42
    alt tabakadakiler hor görülüp kaçışırken
  • 6:42 - 6:45
    insan yüzünü üst tabakaya dönen
  • 6:46 - 6:47
    bir devlet demek.
  • 6:47 - 6:49
    Yani zirvedeki yüksek gelirliler
    ve büyük işletmeler
  • 6:49 - 6:53
    vergi indirimi ve diğer destekleyici
    politikalardan yararlanırken
  • 6:53 - 6:55
    işsizlerden ve yoksullardan
  • 6:55 - 6:59
    devletin yardımı için
    değerli olduklarını kanıtlamaları,
  • 6:59 - 7:01
    ahlaki anlamda
    disiplinli olmaları isteniyor,
  • 7:01 - 7:04
    sorumsuz, pasif ya da tembel
    olarak damgalanıyor
  • 7:04 - 7:06
    ya da sıklıkla suçlu muamelesi görüyorlar.
  • 7:07 - 7:11
    Letonya'da 90'lardan beri kesin olarak
  • 7:11 - 7:13
    mevcut olan bir
    İnsan Başlı At devletimiz var.
  • 7:13 - 7:17
    Örneğin, bu yıla kadar yürürlükte olan
    sabit gelir vergisini düşünelim.
  • 7:17 - 7:20
    Bu vergi, en çok kazanan
    insanların yararınayken
  • 7:20 - 7:23
    nüfusun dörtte biri yoksulluk içinde
    yaşamaya devam ediyor.
  • 7:24 - 7:29
    Kriz ve tasarruf etme bu tarz sosyal
    eşitsizlikleri daha da kötü hâle getirdi.
  • 7:29 - 7:34
    Bankaların başkenti ve varlıklı
    insanlar korunurken
  • 7:34 - 7:35
    en çok kaybeden insanlara
  • 7:35 - 7:39
    bireysel sorumlulukla ilgili
    dersler öğretiliyordu.
  • 7:40 - 7:44
    O seminerlerde tanıştığım
    insanlarla konuşurken
  • 7:44 - 7:47
    sinirli olmalarını bekliyordum.
  • 7:47 - 7:48
    Bireysel sorumlulukla ilgili
  • 7:48 - 7:51
    olan bu derslere
    karşı çıkmalarını bekliyordum.
  • 7:51 - 7:56
    Ne de olsa kriz onların suçu değildi
    yine de yüküne katlanıyorlardı.
  • 7:56 - 8:00
    Ama insanlar benimle
    hikâyelerini paylaştıkça
  • 8:00 - 8:02
    sorumluluk fikrinin gücü
  • 8:02 - 8:06
    tekrar tekrar dikkatimi çekti.
  • 8:08 - 8:10
    Tanıştığım insanlardan
    bir tanesi Žanete'ydi.
  • 8:11 - 8:14
    23 yıl çalışmıştı,
  • 8:14 - 8:19
    Riga'daki meslek okulunda dikiş
    ve diğer el işlerini öğretmişti.
  • 8:19 - 8:21
    Şimdi ise kriz ortaya çıktı
  • 8:21 - 8:24
    ve okul, tasarruf etme
    tedbiri olarak kapatıldı.
  • 8:24 - 8:30
    Eğitim sisteminin yeniden yapılandırılması
    kamu parasını korumanın bir yoluydu.
  • 8:30 - 8:33
    Ülke genelinde 10.000
    öğretmen işini kaybetti
  • 8:33 - 8:35
    ve Žanete de onlardan biri.
  • 8:35 - 8:38
    İşini kaybetmenin onu çaresiz bir duruma
  • 8:38 - 8:41
    soktuğunu bana
    anlattıklarından biliyorum.
  • 8:41 - 8:45
    Boşanmış ve ihtiyaçlarını karşılaması
    gereken 2 genç çocuğu var.
  • 8:45 - 8:47
    Yine de konuşurken
  • 8:47 - 8:52
    krizin gerçekten bir fırsat
    olduğunu söyledi.
  • 8:53 - 8:56
    "Bu sene 50 yaşına giriyorum,
  • 8:56 - 9:01
    sanırım hayat bana bu şansı etrafıma
    bakmam ve durmam için verdi.
  • 9:01 - 9:03
    Çünkü bunca yıl aralıksız çalıştım,
  • 9:03 - 9:05
    durmak için zamanım yoktu.
  • 9:05 - 9:07
    Şimdi durdum
  • 9:07 - 9:11
    ve her şeye bakmam,
  • 9:11 - 9:13
    neyi isteyip neyi istemediğime
  • 9:13 - 9:15
    karar vermem için bir fırsat verildi.
  • 9:15 - 9:19
    Bunca zaman dikiş dikmek
    bir tür yorgunluktu." dedi.
  • 9:20 - 9:24
    Žanete 23 yıl sonra işten çıkarıldı.
  • 9:24 - 9:26
    Ama protesto etmeyi düşünmüyor.
  • 9:26 - 9:30
    %99'a karşı %1 hakkında konuşmuyor.
  • 9:30 - 9:32
    Kendini inceliyor
  • 9:32 - 9:35
    ve pragmatik olarak yatak odasının dışında
  • 9:35 - 9:37
    turistlere satmak için
  • 9:37 - 9:40
    küçük hediyelik bebekler yaparak
    küçük bir işletme kurmayı düşünüyordu.
  • 9:40 - 9:43
    İşsizlik ofisinde Aivars'la da tanıştım.
  • 9:43 - 9:45
    Aivars 40'lı yaşlarının sonlarındaydı,
  • 9:45 - 9:50
    devlet kurumundaki yol inşaatını
    yönettiği işini kaybetmişti.
  • 9:50 - 9:54
    Aivars, toplantılarımızın birine okumakta
    olduğu bir kitap getirdi.
  • 9:54 - 10:01
    Kitabın adı "Strese Karşı Aşılama
    ya da Psiko-Enerjik Aikido."
  • 10:02 - 10:05
    Aikido'nun bir çeşit dövüş sanatını
    olduğunu bilirsiniz.
  • 10:05 - 10:08
    Yani psiko-enerjik aikido.
  • 10:09 - 10:12
    Aivars, işten uzaktayken birkaç aylık
  • 10:12 - 10:15
    okumadan, düşünmeden ve yansımadan sonra
  • 10:15 - 10:21
    mevcut olan zorluklarının gerçekten
    kendi işi olduğunu anladığını söyledi.
  • 10:21 - 10:23
    "Bunu kendim yarattım.
  • 10:23 - 10:25
    Benim için iyi olmayan
  • 10:25 - 10:28
    psikolojik bir durumdaydım.
  • 10:28 - 10:31
    Eğer bir insan parasını, işini
    kaybetmekten korkuyorsa
  • 10:31 - 10:34
    daha çok stresli, istikarsız
    ve korkak olmaya başlıyor.
  • 10:34 - 10:37
    Karşılaştıkları sonuç da bu." dedi.
  • 10:37 - 10:38
    Dediklerini açıklamasını istediğimde
  • 10:38 - 10:43
    düşüncelerini şairane bir şekilde
    her yöne koşturan vahşi atlarla kıyasladı
  • 10:43 - 10:46
    ve "Düşüncelerinin çobanı olmalısın,
  • 10:47 - 10:49
    maddi dünyada bir şeyleri
    düzene koymak için
  • 10:49 - 10:51
    düşüncelerinin çobanı olmalısın,
  • 10:51 - 10:54
    çünkü her şey senin
    düşüncelerinle düzene girer."
  • 10:55 - 10:57
    "Son zamanlarda açıkça anladım ki
  • 10:57 - 10:59
    etrafımdaki dünya, bana ne olduğu
  • 10:59 - 11:03
    ve hayatıma giren insanlar
    doğrudan bana bağlı." dedi.
  • 11:03 - 11:08
    Yani Letonya bu aşırı ekonomik
    tecrübeyi yaşarken
  • 11:08 - 11:11
    Aivars, kendi düşünce tarzının
    değişmesi gerektiğini söyledi.
  • 11:11 - 11:16
    Şu anda başına gelen şeyler
    için kendisini suçluyor.
  • 11:17 - 11:22
    Sorumluluk almak tabii ki
    iyi bir şey, değil mi?
  • 11:22 - 11:24
    Özellikle Sovyet öncesi toplumda,
  • 11:24 - 11:26
    devlete güvenmenin Sovyet geçmişinin
  • 11:26 - 11:30
    talihsiz bir mirası olarak
    görüldüğü zamanda
  • 11:30 - 11:33
    anlamlı ve ahlaki bir şekilde
    sorumlu olmak iyi bir şey.
  • 11:33 - 11:35
    Ama Žanete, Aivars
    ve diğerlerini dinlediğimde
  • 11:35 - 11:38
    bu sorunun ne kadar acımasız,
    ne kadar cezalandırıcı
  • 11:39 - 11:40
    olduğunu düşündüm:
  • 11:40 - 11:42
    "Sorumluluğunuz nerede?"
  • 11:42 - 11:46
    Çünkü krizden en kötü
    şekilde etkilenen insanları
  • 11:46 - 11:48
    suçlama ve yatıştırma
    yöntemi olarak çalışıyordu.
  • 11:48 - 11:52
    Yani Yunanlar sokaklara dökülmüşken
    Letonyalılar yapılması gerekeni yaptılar
  • 11:52 - 11:55
    ve başka bir sorumluluk alma
    yöntemi olarak
  • 11:55 - 11:58
    on binlercesi göç etti.
  • 12:00 - 12:03
    Bireysel sorumluluğun dili,
  • 12:03 - 12:06
    toplu bir inkâr biçimine dönüştü.
  • 12:06 - 12:09
    İşsizlere bireysel başarısızlık
    olarak muamele eden
  • 12:09 - 12:11
    sosyal politikalarımız oldukça
  • 12:11 - 12:15
    ama insanların yeteneğini geliştiren
    ya da iş yerleri yaratan
  • 12:15 - 12:18
    programlar için yeterince
    kaynağımız olmadıkça
  • 12:18 - 12:20
    politika üreticilerinin
    sorumluluğunu göremeyeceğiz.
  • 12:20 - 12:24
    Her nedense yoksulları pasif
    ya da tembel olarak damgaladıkça
  • 12:24 - 12:26
    ama insanlara yoksulluktan
    çıkmaları için göç dışında
  • 12:27 - 12:28
    gerçek bir çare vermedikçe
  • 12:28 - 12:32
    yoksulluğun gerçek
    sebeplerini inkâr edeceğiz.
  • 12:32 - 12:34
    Bu süre içinde
  • 12:34 - 12:35
    hepimiz muzdarip oluyoruz,
  • 12:36 - 12:40
    çünkü sosyal bilimciler
    detaylı istatiksel veriyle
  • 12:40 - 12:45
    ekonomik eşitsizliği yüksek olan
    toplumlarda daha çok insanın
  • 12:45 - 12:49
    hem akli hem de fiziki sağlık
    sorunları olduğunu gösterdi.
  • 12:49 - 12:55
    Yani açıkça sosyal eşitsizlik sadece
    en az kaynaklara sahip olanlar için değil,
  • 12:55 - 12:56
    hepimiz için kötü bir şey,
  • 12:56 - 12:58
    çünkü eşitsizliğin fazla olduğu
    bir toplumda yaşamak
  • 12:58 - 13:02
    düşük sosyal güvenin ve yüksek endişenin
    olduğu bir toplumda yaşamak demek.
  • 13:03 - 13:04
    İşte buradayız,
  • 13:04 - 13:06
    hepimiz kişisel gelişim
    kitapları okuyoruz,
  • 13:06 - 13:08
    alışkanlıklarımızı bırakmaya çalışıyoruz,
  • 13:08 - 13:10
    beynimizi yeniden
    yapılandırmaya çalışıyoruz,
  • 13:10 - 13:12
    meditasyon yapıyoruz.
  • 13:12 - 13:14
    Tabii ki bir şekilde bunlar
    yardımcı oluyor.
  • 13:14 - 13:18
    Kişisel gelişim kitapları daha neşeli
    hissetmemize yardım ediyor,
  • 13:18 - 13:22
    meditasyon diğerlerine ruhsal olarak
    daha bağlı olduğumuzu hissettiriyor.
  • 13:23 - 13:25
    Bence ihtiyacımız olan şey
  • 13:25 - 13:30
    bizi sosyal olarak diğerine bağlayan şey
    hakkında daha farkında olmamız,
  • 13:30 - 13:33
    çünkü sosyal eşitsizlik
    hepimize zarar veriyor.
  • 13:33 - 13:36
    Yani daha az ahlaki dersi
  • 13:36 - 13:40
    ve daha çok sosyal adaleti ve eşitliği
  • 13:40 - 13:44
    hedefleyen daha merhametli
    sosyal politikalara ihtiyacımız var.
  • 13:44 - 13:45
    Teşekkür ederim.
  • 13:45 - 13:48
    (Alkış)
Title:
Ekonomik krizler için neden bireyleri suçluyoruz?
Speaker:
Liene Ozolina
Description:

2008'de küresel mali kriz Letonya'yı önemli ölçüde yok etti. İşsizlik oranları yükselirken devlet varlıklılara ve büyük işletmelere rahatlık sağlayarak kamu kaynaklarını kesti ve vergileri arttırdı. Krizle mücadele eden vatandaşlar karşı çıkmadı ya da protesto etmedi. Sosyolog Liene Ozolina, Letonyalı yetkililerin, insanlarına ülkenin başarısız ekonomisinden onların sorumlu olduğunu nasıl kabul ettirdiğini inceliyor ve dünya çapında eşitsizliği savunan benzer sosyal politikaların yükselişine ışık tutuyor.

more » « less
Video Language:
English
Team:
TED
Project:
TEDTalks
Duration:
14:02

Turkish subtitles

Revisions