Turkish subtitles

← Hikâyelerinizi değiştirmek hayatınızı nasıl değiştirebilir

Get Embed Code
37 Languages

Showing Revision 21 created 02/21/2020 by Cihan Ekmekçi.

  1. Geçenlerde aldığım bir
    e-postadan bahsederek
  2. söze başlayacağım.
  3. Benim gelen kutum biraz sıra dışı
  4. çünkü bir terapistim
  5. ve "Sevgili Terapist," adında
    bir tavsiye köşesi yazıyorum.
  6. Ne tür e-postalar aldığımı
    tahmin edebiliyorsunuzdur.
  7. Öyle ki, dünyanın farklı yerlerinden
    tanımadığım insanların
  8. çok özel meselelerini anlattıkları
    binlerce mektup okudum.
  9. Bu mektuplar,
    kalp kırıklıkları ve kayıplardan
  10. ebeveynler veya kardeşlerle olan
    tartışmalara kadar birçok şey içeriyordu.
  11. Onları bilgisayarımda "Yaşamın Sorunları"
  12. adını verdiğim bir klasörde saklıyorum.
  13. Çokça bu tarz e-posta alıyorum,
  14. size kendi dünyamı göstermek için
  15. bunlardan bir tanesini okumak istiyorum.
  16. Şöyle başlıyor:
  17. "Sevgili Terapist,

  18. ben 10 yıldır evliyim
  19. ve birkaç yıl öncesine kadar
    her şey güzel gidiyordu.
  20. Ancak sonra kocam daha az
    seks yapmak istemeye başladı
  21. ve şimdi neredeyse hiç seks yapmıyoruz."
  22. Eminim böyle bir şey beklemiyordunuz.
  23. (Gülüşmeler)

  24. "Geçen gece, son birkaç aydır,
    ofisinden bir kadınla,

  25. geç saatlerde
    gizlice uzun telefon görüşmeleri
  26. yaptığını öğrendim.
  27. Kadını Google'da arattım, kadın çok güzel.
  28. Bunun olduğuna inanamıyorum.
  29. Ben küçükken babamın da
    iş arkadaşıyla gizli bir ilişkisi vardı
  30. ve bu yüzden bizim ailemiz parçalanmıştı.
  31. Fazla söze gerek yok, yıkıldım.
  32. Eğer bu evliliği sürdürürsem
  33. kocama bir daha asla güvenemeyeceğim.
  34. Ama çocuklarımızı boşanma,
    üvey anne gibi durumlara
  35. maruz bırakmak da istemiyorum.
  36. Ne yapmalıyım?"
  37. Peki, sizce ne yapmalı?

  38. Bu mektup size gelmiş olsaydı
  39. aldatılmanın ne kadar acı verici
    olduğunu düşünebilirdiniz.
  40. Veya belki özellikle küçükken
    babasının da yaptıklarından dolayı
  41. durumun daha da
    acı verici olduğunu düşünürdünüz.
  42. Muhtemelen benim gibi,
    bu kadına empati duyardınız,
  43. hatta biraz da,
  44. bunu nasıl güzelce söyleyebilirim,
  45. kocası için "çok da olumlu olmayan"
    duygular beslerdiniz.
  46. Bunlar, gelen kutumdaki
    bu mektupları okurken

  47. benim de aklımdan geçen şeyler.
  48. Ama bu mektuplara cevap verirken
    çok dikkatli olmalıyım
  49. çünkü aldığım her mektubun aslında
    bir hikâye olduğunu biliyorum,
  50. belirli bir yazar tarafından
    yazılmış bir hikâye.
  51. Ve bu hikâyenin
    başka bir versiyonu da bulunuyor.
  52. Her zaman bulunur.
  53. Bundan eminim
  54. çünkü terapist olarak
    öğrendiğim bir şey varsa
  55. o da her birimizin, kendi hayatlarımızın
    güvenilmez hikâye anlatıcıları olduğumuz.
  56. Ben öyleyim.
  57. Siz de öylesiniz.
  58. Tanıdığınız herkes de öyle.
  59. Bunu belki de size söylememeliydim
  60. çünkü şimdi TED konuşmama
    inanmayacaksınız.
  61. Bakın, insanları kasten
    yanlış yönlendirdiğimizi söylemiyorum.

  62. İnsanların bana anlattığı şeylerin
    büyük bir kısmı kesinlikle gerçek
  63. ancak kendilerinin
    şu anki bakış açılarına göre.
  64. Neleri vurguladıkları
    veya vurgulamadıkları,
  65. neyi dahil edip, neyi attıkları,
  66. kendi gördükleri ve
    bana gösterdiklerine bağlı olarak,
  67. hikâyelerini belirli
    bir şekilde anlatırlar.
  68. Psikolog Jerome Bruner
    bunu çok güzel tarif etti -
  69. “Bir hikâyeyi anlatmak, kaçınılmaz olarak
    ahlaki bir duruş almaktır.”
  70. Hepimiz hayatlarımızla ilgili
    hikâyelerle dolaşıyoruz.
  71. Tercihler neden yapıldı?
    Neden işler ters gitti?
  72. Neden birine o şekilde davrandık? --
  73. çünkü tabii ki, bunu hak ettiler --
  74. neden birisi bize o şekilde davrandı?-
  75. çünkü tabii ki,
    biz hak etmemiştik.
  76. Hikâyeler, hayatlarımızı
    anlamlandırma yolumuzdur.
  77. Ama anlattığımız hikâyeler

  78. yanıltıcı, eksik veya
    yanlış olduğunda ne olur?
  79. O zaman hikâyeler,
    açıklık sağlamak yerine,
  80. çıkmaza girmemize yol açarlar.
  81. Koşullarımızın hikâyelerimizi
    şekillendirdiğini varsayıyoruz.
  82. Fakat işimde tekrar tekrar
    fark ettiğim şey,
  83. bunun tam tersinin gerçekleştiği.
  84. Hikâyeleme biçimimiz,
    hayatlarımızı şekillendiriyor.
  85. Hikâyelerimizin tehlikesi de burada
  86. çünkü her şeyi
    berbat hale de getirebilirler.
  87. Ancak aynı zamanda bu onların gücü.
  88. Çünkü bu şu anlama geliyor:
  89. Hikâyelerimizi değiştirebilirsek,
    hayatlarımızı değiştirebiliriz.
  90. Ve bugün size, bunu nasıl
    yapabileceğimizi göstermek istiyorum.
  91. Size terapist olduğumu söylemiştim.

  92. Gerçekten öyleyim, bunu söylerken
    güvenilmez bir anlatıcı değilim.
  93. Ancak mesela,
  94. uçaktayken birisi ne yaptığımı sorarsa
  95. genellikle editör olduğumu söylerim.
  96. Çünkü terapist olduğumu söylediğimde,
  97. daima garip olan şöyle tepkiler alıyorum:
  98. "Terapist mi?
  99. Bana psikanaliz mi yapacaksın?"
  100. Ben de düşünüyorum: "A: Hayır,
  101. B: Neden burada böyle bir şey yapayım?
  102. Jinekolog olduğumu söyleseydim,
  103. pelvis muayenesi yapıp
    yapmayacağımı mı sorardınız?"
  104. (Gülüşmeler)

  105. Ama editör olduğumu
    söylememin asıl sebebi,

  106. bunun doğru olması.
  107. Bütün terapistlerin işi, insanların
    hikâyelerini düzenlemelerine yardım etmek.
  108. Ancak benim "Sevgili Terapist" rolümle
    ilgili ilginç olan şey,
  109. düzenleme yaptığımda bunu
    sadece bir kişi için yapmıyorum.
  110. Her hafta farklı bir mektubu
    örnek olarak kullanarak
  111. okuyuculara hikâye düzenlemeyi
    öğretmeye çalışıyorum.
  112. Şunları düşünüyorum:
  113. "Hikâyenin hangi parçası konu dışı?"
  114. "Ana karakter ileri mi gidiyor,
    olduğu yerde mi sayıyor,
  115. yan karakterler önemli mi,
    yoksa dikkat mi dağıtıyorlar?"
  116. "Hikâyenin ana noktaları
    bir tema oluşturuyor mu?"
  117. Şunu fark ettim ki,
  118. birçok kişinin hikâyesi
    iki ana tema etrafında toplanıyor.
  119. İlki özgürlük,

  120. diğeri değişim.
  121. Düzenleme yaptığımda
  122. bu temalarla başlıyorum.
  123. Şimdi özgürlüğe bir göz atalım.
  124. Özgürlükle ilgili hikâyelerimiz
    şu şekilde:
  125. Genellikle, müthiş bir özgürlüğe
  126. sahip olduğumuzu düşünüyoruz.
  127. Ta ki, hayatımızdaki problem
    ortaya çıkana kadar.
  128. O zaman birdenbire, sanki hiç
    özgürlüğümüz yokmuş gibi hissediyoruz.
  129. Hikâyelerimizin birçoğu sıkışmış
    hissetmekle alakalı, değil mi?
  130. Ailelerimiz, işlerimiz,
    ilişkilerimiz, geçmişimiz tarafından
  131. hapsedilmiş gibi hissediyoruz.
  132. Bazen, kendi kendimizi adeta kırbaçlayan
    hikâyelerimizle kendimizi hapsediyoruz --
  133. Bu hikâyeleri hepiniz bilirsiniz.
  134. "Herkesin hayatı
    benimkinden iyi" hikâyesi
  135. sosyal medyanın azizliği.
  136. "Ben bir düzenbazım",
    "Ben sevilmeye layık değilim" hikâyesi,
  137. "Hayatımda hiçbir şey
    yolunda gitmeyecek" hikâyesi.
  138. "Ben, 'Hey Siri' diyorum,
    bana cevap vermiyor,
  139. demek ki benden nefret ediyor" hikâyesi.
  140. Sizi görüyorum, yalnız değilim.
  141. Bana o mektubu yazan kadın da
  142. kendini sıkışmış hissediyor.
  143. Eğer kocasıyla kalırsa
    bir daha ona asla güvenemeyecek,
  144. eğer ondan ayrılırsa
    çocukları sıkıntı çekecek.
  145. Bir çizgi film var,

  146. bu hikâyelere
    mükemmel bir örnek oluşturuyor.
  147. Bu çizgi film, dışarı çıkmak için
  148. çaresizce demir çubuklara
    asılan bir mahkumu gösteriyor
  149. Ancak sağ ve sol kısım aslında açıkta.
  150. Çubuk yok.
  151. Mahkum hapishanenin içerisinde değil.
  152. Bu hikâye çoğumuzu anlatıyor.
  153. Tamamen sıkışmış hissediyoruz,
  154. duygusal hapishane hücrelerimizin
    içerisinde takılı kalmışız.
  155. Ama çubukların etrafından
    özgürlüğe yürümüyoruz
  156. çünkü biliyoruz ki,
    dikkat etmek gerekir.
  157. Özgürlük sorumluluk ister.
  158. Hikâyemizdeki rolümüzün
    sorumluluğunu almak,
  159. değişmemizi gerektirebilir.
  160. Bu da, hikâyelerdeki
    bir diğer ortak tema: değişim.

  161. Bu tür hikâyeler şöyle oluyor:
  162. Bir kişi, "değişmek istiyorum", diyor
  163. ancak aslında demek istediği,
  164. "Ben hikayedeki başka bir kişinin
    değişmesini istiyorum."
  165. Terapistler bu ikilemi
    şu şekilde açıklıyor:
  166. "Eğer kraliçenin hayaları olsaydı,
    kraliçe kral olurdu."
  167. Demek istiyorum ki --
  168. (Gülüşmeler)

  169. Çok saçma, değil mi?

  170. Neden ana karakterin,
  171. ki hikayenin kahramanı o,
    değişmesini istemiyoruz?
  172. Çünkü değişim
  173. gerçekten pozitif bir değişim olsa bile,
  174. şaşırtıcı derecede büyük kayıplar içerir.
  175. Alışıldık olanın kaybı.
  176. Alışıldık olan, hiç memnuniyet vermese de,
    çok kötü bir durum da olsa,
  177. en azından oradaki karakterleri,
    sahneyi ve hikâyeyi biliyoruz.
  178. Sürekli tekrarlanan
    şu diyalogda bile biliyoruz:
  179. "Hiçbir zaman çamaşır yıkamıyorsun!"
  180. "En son ben yıkadım!"
  181. "Öyle mi, ne zaman?"
  182. Her seferinde
  183. hikâyenin nasıl gelişeceğini
    tam olarak bilmenin
  184. tuhaf bir rahatlatıcı yanı var.
  185. Yeni bir sayfa açmak,
    bilinmeyene doğru bir yolculuk.

  186. Boş sayfaya öylece bakmak demek.
  187. Herhangi bir yazarın söyleyeceği gibi,
  188. boş bir sayfadan
    daha korkutucu bir şey yoktur.
  189. Ancak şöyle bir şey var:
  190. Hikâyemizde düzenlemeler yaptığımızda,
  191. bir sonraki bölümü yazmak
    çok daha kolay hale geliyor.
  192. Kültürümüzde kendimizi tanımaktan
    çok fazla bahsediyoruz.
  193. Ancak kendini tanıyabilmenin bir kısmı da
    kendin hakkında bildiklerini unutmak.
  194. Hikâyenin kendine anlattığın
    versiyonunu bırakabilmek,
  195. ki böylelikle hayatına dair
  196. kendine anlatıp durduğun
    hikâyeyi değil de,
  197. kendi hayatını yaşayabilesin.
  198. Bu şekilde o çubukların
    etrafından dolanabiliyoruz.
  199. Şimdi o kadından gelen mektuba geri
    dönmek istiyorum, ilişkisiyle ilgili olan.

  200. Bana ne yapması gerektiğini sormuştu.
  201. Şu kelimeyi ofisime astım:
  202. ultrakrepidaryanizm.
  203. Kişinin bilgisi veya yeterliliği dışında
    öğüt verme veya fikir sunma alışkanlığı.
  204. Mükemmel bir kelime, değil mi?
  205. Birçok farklı bağlamda kullanabilirsiniz.
  206. Bu TED konuşmasından sonra
    bu kelimeyi kullanacağınızdan eminim.
  207. Ben kullanıyorum çünkü
    bir terapist olarak bana,
  208. yapmak istedikleri şeyi bulmalarında
    insanlara yardım edebileceğimi
  209. ancak hayatlarındaki seçimleri benim
    yapamayacağımı bana hatırlatıyor.
  210. Sadece siz,
    kendi hikâyenizi yazabilirsiniz
  211. ve tek ihtiyacınız olan şey bazı araçlar.
  212. O yüzden şimdi burada,

  213. bu kadının mektubunu
  214. beraber düzenleyelim istiyorum
  215. böylelikle, hikâyelerimizi gözden geçirip
  216. nasıl düzenleyebileceğimizi görelim.
  217. Sizden şunu istiyorum:
  218. Kendinize anlatıyor olduğunuz
  219. ancak size iyi hizmet etmeyen
    bir hikâye düşünün.
  220. İçinden geçiyor olduğunuz
    bir durum hakkında olabilir,
  221. hayatınızdaki birisi hakkında olabilir,
  222. kendiniz hakkında bile olabilir.
  223. Buradaki yardımcı karakterlere bir bakın.
  224. Bu hikâyenin yanlış versiyonuna
  225. tutunmanızı sağlayan kişiler kimler?
  226. Mesela, bana o mektubu yazan kadın,

  227. olayı arkadaşlarına anlatsaydı,
    arkadaşları muhtemelen
  228. ona "aptal merhameti" diye tabir
    edilen şeyi sunarlardı.
  229. "Aptal merhameti"nde, bize
    anlatılan hikâyeye sadık kalırız
  230. ve deriz ki,
    "Haklısın, çok büyük haksızlık."
  231. Bir arkadaşımız istediği terfiyi
    alamadığını söylediğinde,
  232. çok kereler aynı şey olmuş olsa da
  233. gerçekten çabalamadığını bilmemize rağmen,
  234. ve ofis gereçlerini
    çalıyor da olmasına rağmen...
  235. (Gülüşmeler)

  236. Deriz ki, "Evet, haklısın,
    tam bir pislik",

  237. bir arkadaşımız sevgilisinin
    kendisinden ayrıldığını söylediğinde,
  238. arkadaşımızın ilişki içerisinde
    belirli bir şekilde davrandığını
  239. bilmemize rağmen,
  240. mesela sürekli mesaj atma
    veya çekmeceleri karıştırma gibi,
  241. bu durum böyle bir sonuca
    yol açma eğilimindedir.
  242. Aslında problem şu şekilde,
  243. gittiğin her barda bir kavga çıkıyorsa
  244. sorun belki de sendedir.
  245. (Gülüşmeler)

  246. İyi hikâye düzenleyicileri olabilmek için
    bilgelikle şefkat sunmamız gerekiyor.

  247. Sadece arkadaşlarımıza değil,
    kendimize de.
  248. Şöyle diyebiliriz -- teknik olarak
    şu şekilde tanımlanabilir --
  249. "şefkatli gerçeklik bombaları atmak"
  250. Bu gerçeklik bombaları şefkat içeriyor
  251. çünkü hikâyenin dışında bıraktığımız
    şeyleri görmemizi sağlıyorlar.
  252. Gerçek şu ki,

  253. bu kadının kocası gerçekten
    bir ilişki içerisinde mi
  254. veya seks hayatlarında iki sene önce
    neden değişiklik olmuş
  255. veya gece geç saatteki konuşmalar
    neyle ilgili, bunları bilmiyoruz.
  256. Belki de kendi geçmişinden dolayı
  257. tekil bir ihanet hikâyesi yazıyordur
  258. ancak muhtemelen başka bir şey olmuştur
  259. ve mektubunda bundan bana bahsetmiyordur
  260. veya kendisi de farkında değildir.
  261. Tıpkı Rorschach testi yapan kişiler gibi.
  262. Rorschach testini bilir misiniz?
  263. Bir psikolog size bazı
    mürekkep lekeleri gösterir,
  264. bu lekeler şuna benzerler
    ve sonra sorar, "Ne görüyorsun?"
  265. Adam mürekkep lekesine bakar ve der ki,
  266. "Kan görmediğim kesin."
  267. Gözlemci der ki,
  268. "Tamam, peki kesin olarak görmediğin
    başka ne var, anlat bana"
  269. Yazı dilinde buna bakış açısı denir.
  270. Hikâyeyi anlatanın görmek istemediği
    şey nedir?
  271. Size bir mektup daha okumak istiyorum.

  272. Şöyle diyor:
  273. "Sevgili Terapist,

  274. Karımla ilgili yardıma ihtiyacım var.
  275. Son zamanlarda yaptığım her şey,
    onu kızdırıyor,
  276. küçük şeyler bile,
    mesela bir şey çiğnerken çıkardığım ses.
  277. Kahvaltıda fark ettim ki,
  278. tahıl gevreğime gizlice süt ekliyor
  279. ki daha az gevrek olsun."
  280. (Gülüşmeler)

  281. "Babam iki sene önce öldükten sonra
    bana eleştiri yapmaya başladı.

  282. Babamla çok yakındım.
  283. Onun babası ise gençken vefat etmişti.
  284. O yüzden içinden geçtiğim
    durumu anlayamadı.
  285. İş yerimde bir arkadaşın da babası
    birkaç ay önce vefat etti.
  286. O benim yasımı anlıyor.
  287. Keşke arkadaşımla konuşabildiğim
    gibi eşimle de konuşabilsem.
  288. Ancak karım şu aralar
    bana zor tahammül ediyor gibi.
  289. Eşimi nasıl geri alabilirim?"
  290. Tamam.

  291. Fark etmiş olabileceğiniz gibi
  292. bu size daha önce okumuş olduğum
    hikâyenin aynısı.
  293. Sadece başka bir anlatıcının
    bakış açısıyla yazılmış.
  294. Kadının hikâyesi
    aldatan kocasıyla ilgiliydi.
  295. Adamın hikâyesi ise
    yasını anlayamayan karısı ile ilgili.
  296. Ancak dikkat çekici olan şey,
  297. tüm farklarına rağmen,
  298. iki hikâyenin de bağlantı kurma
    özlemine dair olması.
  299. Eeğer ilk kişinin bakış açısını geçip
  300. başka bir karakterin gözünden
    hikâyeyi yazarsak
  301. birdenbire diğer karakter
    çok daha fazla sempatik görünebiliyor
  302. ve hikâye açılıyor.
  303. Düzenleme sürecindeki en zor adım bu
  304. ancak aynı zamanda değişimin de
    başladığı nokta.
  305. Eğer kendi hikâyenize başka
    bir kişinin gözünden bakıp

  306. hikâyeyi onun bakış açısına göre
    yazsanız nasıl olurdu?
  307. Daha geniş bu bakış açısı ile
    ne görüyor olurdunuz?
  308. O yüzden, canı sıkkın
    kişileri gördüğümde,
  309. bazen diyorum ki,
  310. "Senin hakkında konuşmak için
    şu anda sen en iyi kişi değilsin"
  311. çünkü sıkıntı,
    hikâyeyi belirli şekillerde çarpıtıyor.
  312. Bakış açımızı kısıtlıyor.
  313. Aynısı, yalnız, incinmiş veya
    reddedilmiş hissettiğimizde de geçerli.
  314. Kısıtlı bakış açımızla çarpıttığımız
  315. pek çok hikâye yaratıyoruz,
  316. öyle ki, o bakış açısıyla çarpıttığımızın
    farkında bile değiliz.
  317. Sonra da, kendi çarpıttığımız
    haberlerimizi kendimiz servis ediyoruz.
  318. Size bir şey itiraf edeceğim.

  319. Kocasının ağzından yazılmış gibi
    görünen mektubu ben yazdım.
  320. Bu arada, tahıl gevreği
    ve pita cipsi arasında
  321. ne kadar çok tartışma yaşadığımı
    tahmin bile edemezsiniz.
  322. Bu mektubu, seneler içerisinde gördüğüm
  323. çeşitli anlatılara göre yazdım,
  324. sadece terapi seanslarımdan değil,
    kendi köşemden de ilham aldım.
  325. Böyle aynı olayın içerisindeki
  326. iki kişinin birbirinden habersizce
    bana yazdığı
  327. ve hikâyenin iki farklı versiyonunu
  328. gelen kutumda gördüğüm zamanlar oldu.
  329. Bu gerçekten oldu.
  330. Bu kadının mektubunun öteki
    versiyonunun ne olduğunu bilmiyorum
  331. ama şunu biliyorum ki;
  332. o, bu mektubu yazmak zorunda.
  333. Çünkü cesur bir düzenlemeyle,
  334. bana yazdığı mektubun daha incelikli
    bir versiyonunu yazması mümkün.
  335. Kocası bir ilişki yaşıyor olsa bile --
  336. ki belki de yaşıyor --
  337. hikâyenin ne olduğunu şu anda
    bilmesine gerek yok.
  338. Çünkü düzenleme yapabilme meziyeti bile
  339. hikâyenin ne olabileceğine dair
    çok fazla ihtimali barındırıyor.
  340. Bazen insanların bir noktaya
    takılıp kaldıklarını

  341. ve bu takılıp kalmışlıklarına
  342. ne kadar çok yatırım yapmış
    olduklarını görüyorum.
  343. Bu kişilere yardımı reddeden
    şikayetçiler diyoruz.
  344. Eminim bu tarz kişileri tanıyorsunuzdur.
  345. Bir öneride bulunduğunuzda
    şöyle yaklaşırlar:
  346. "Evet, hayır bu işe yaramaz, çünkü",
  347. "Hayır, bu imkansız, bunu yapamam."
  348. "Evet, daha fazla arkadaşım olsun
    istiyorum ama insanlar çok yorucu."
  349. (Gülüşmeler)

  350. Orada aslında reddettikleri şey

  351. takılı kaldıkları acı dolu hikâyelerinde
    bir düzenleme.
  352. O yüzden, bu tarz insanlara
    başka türlü yaklaşıyorum.
  353. Onlara başka bir şey söylüyorum.
  354. Diyorum ki,
  355. "Hepimiz öleceğiz."
  356. Eminim şu an sizin terapistiniz
    olmadığıma memnun oldunuz.
  357. Çünkü bana öyle bir bakıyorlar ki,
  358. aynı şu an sizin baktığınız gibi,
  359. son derece şaşırmış bir biçimde.
  360. Ben de onlara açıklıyorum,
  361. eninde sonunda, her birimiz için
    yazılacak bir hikâye var.
  362. Buna ölüm ilanı deniyor.
  363. Diyorum ki, kendi mutsuzluğumuzun
    yazarları olmak yerine,
  364. bu hikâyelere hâlâ hayattayken
    şekil verebiliyoruz.
  365. Hikâyelerimizde kurban olmak yerine
    hikâyelerimizin kahramanı olabiliriz,
  366. zihnimizde yaşattığımız sayfalarda
    nelerin yazdığını biz seçiyoruz
  367. ve bunlar bizim gerçekliğimizi
    şekillendiriyor.
  368. Onlara diyorum ki,
    hayat hangi hikâyelere kulak verdiğimiz
  369. ve hangilerini düzenleyeceğimize
    dair verdiğimiz kararlardan ibarettir.
  370. Gözden geçirmek için
    gösterilen çabaya değer
  371. çünkü hayat kalitemiz için
    kendimize anlattığımız hikâyelerden
  372. daha önemli bir şey yok.
  373. Kendi hayat hikâyelerimizi yazarken
  374. kendi Pulitzer Ödülümüzü
    kazanmayı hedeflemeliyiz.
  375. Birçoğumuz yardıma direnç gösteren
    şikayetçilerden değiliz

  376. ya da en azından
    öyle olduğumuza inanmıyoruz.
  377. Ancak endişeli, öfkeli veya kırılgan
    hissettiğimiz zamanlarda
  378. bu role kaymak çok kolay.
  379. O yüzden, zor bir durumun içerisinde
    olduğunuz bir sonraki seferde,
  380. hatırlayın,
  381. hepimiz öleceğiz.
  382. (Gülüşmeler)

  383. Sonra da düzenleme gereçlerinizi çıkarın

  384. ve kendinize şunu sorun:
  385. Ben hikâyemin nasıl olmasını istiyorum?
  386. Sonra da gidin ve
    kendi şaheserinizi yazın.
  387. Teşekkürler.

  388. (Alkışlar)