Turkish subtitles

← İyi teknoloji bizi dikkat dağınıklığından nasıl koruyabilir?

Get Embed Code
27 Languages

Showing Revision 31 created 12/15/2018 by Eren Gokce.

  1. Zamanımızı iyi harcamak
    ne anlama geliyor?
  2. Zamanımın çoğunu,
  3. zamanımı nasıl harcayacağımı
    düşünerek harcıyorum.
  4. Galiba aşırı düşünüyorum.
    Sanırım saplantı yaptım.
  5. Arkadaşlarım da öyle diyor.
  6. Ama buna zorunlu gibi hissediyorum.
  7. Çünkü şu sıralar zamanım parça parça
    elimden kayıp gidiyor gibi geliyor.
  8. Ve böyle olunca, yaşamımın bir kısmı da
    kayıp gidiyor gibi hissediyorum.
  9. Özellikle,

  10. sanki zamanımın küçük bir bölümü
    çeşitli şeyler yüzünden
  11. kayıp gidiyor gibi hissediyorum.
  12. Mesela teknoloji, her şeyi
    kontrol ediyorum.
  13. Bir örnek vereyim.
  14. Böyle bir e-posta gelirse,
  15. çoğumuz böyle bir
    ileti almıştır, değil mi?
  16. Bir fotoğrafta etiketlenmişim.
  17. Bu bildirim gelince,
  18. hemen tıklamaktan kendimi alamıyorum.
  19. Değil mi? Çünkü ya kötü bir fotoğrafsa?
  20. O yüzden hemen tıklamak zorundayım.
  21. Fakat yalnızca "Fotoğrafa Bak"a
    tıklamış olmuyorum,
  22. aslında yaptığım şey
    gelecek 20 dakikayı harcamak oluyor.
  23. (Gülüşmeler)

  24. Fakat daha da kötüsü neyin
    olacağını da biliyorum

  25. ve bunun olacağını bilmek bile
  26. beni bir dahakine yine
    yapmaktan alıkoymuyor.
  27. Veya buna benzer bir durumda
    kendimi buluyorum:
  28. E-postalarımı kontrol ettiğim yerde
    aşağıya kaydırarak yeniliyorum.
  29. Fakat ne hikmetse 60 saniye sonra,
  30. yenilemek için yine aşağıya kaydırıyorum.
  31. Bunu niye yapıyorum?
  32. Hiç mantıklı gelmiyor.
  33. Fakat nedeniyle ilgili size
    bir ipucu vereyim.

  34. Birleşmiş Devletler'de filmler,
    oyun alanları ve beyzbolun toplamından
  35. daha fazla sizce ne para kazandırır?
  36. Kumar makineleri.
  37. Böylesine küçük miktarda
    parayla oynamamıza rağmen
  38. bu makineler nasıl oluyor da bu
    kadar çok para kazandırıyor?
  39. Bozuk parayla oynuyoruz.
  40. Nasıl olur böyle bir şey?
  41. Mesele şu ki...
  42. telefonum bir kumar makinesi.
  43. Telefonumu her kontrol edişimde,
  44. kumar makinesiyle oynuyorum,
  45. bakalım ne tutturacağım?
  46. Bakalım ne tutturacağım?
  47. E-postalarımı her kontrol edişimde,
  48. kumar makinesiyle oynuyorum,
  49. "Bakalım ne tutturacağım?"
  50. Her haber akışında aşağı kaydırışımda,
  51. kumar makinesiyle oynuyorum.
  52. Sonrasında ne tutturacağım?
  53. Sıkıntı şu ki,
  54. yine nasıl işlediğini biliyorum.
    Ben bir tasarımcıyım,
  55. bu işlerin psikolojisini
    tam manada biliyorum.
  56. Neler döndüğünü tam manada biliyorum,
  57. fakat bana başka seçenek bırakmıyor.
  58. Yine de beni içine çekiyor.
  59. Peki ne yapacağız?

  60. Bizi teknolojiye karşı ya hep ya hiç
  61. noktasına getiriyor, değil mi?
  62. Ya varsın
  63. ve bağlı kalıyorsun
    ve sürekli dikkatin dağılıyor
  64. ya da yoksun,
  65. ama bu sefer de meraklanıp
  66. önemli şeyleri kaçırıyor muyum diyorsun.
  67. Diğer bir deyişle, ya dikkatin dağılıyor
  68. ya da bir şeyleri kaçırmaktan korkuyorsun.
  69. Öyle değil mi?
  70. Yani seçeneği tekrar düzenlememiz gerekli.

  71. Teknolojiyle öyle bir ilişki
    istiyoruz ki,
  72. bize onunla nasıl zaman harcayacağımızı
    seçmeye yeniden izin versin
  73. ve bunun için bunları tasarlayanların
    yardımına ihtiyacımız var.
  74. Çünkü bunları bilmek bir
    işimize yaramayacak.
  75. Tasarım bakımından yardım gerek.
  76. Peki bu nasıl bir şeye benzerdi?
  77. Hepimizin karşılaştığı bir
    örneği ele alalım:

  78. Sohbetler, mesajlaşmak.
  79. Diyelim ki iki insan var:
  80. Soldaki Nancy ve
    bir belge üzerinde çalışıyor
  81. John da sağda
  82. John bir anda hatırlar:
  83. "Unutmadan Nancy'den o
    belgeyi istemeliyim."
  84. John mesajı gönderdiğinde,
  85. Nancy'nin bütün dikkati dağılır.
  86. Sürekli yaptığımız şey de bu, bir şekilde
    birbirimizin dikkatini dağıtmak.

  87. Ve bunun ciddi bir bedeli var.
  88. Çünkü her birbirimizin işini böldüğümüzde,
  89. dikkatimizi tekrar toplamamız
    ortalama 23 dakika sürüyor.
  90. Başta yaptığımız temel işe dönene kadar,
  91. aslında iki farklı proje arasında
    gidip gelmiş oluyoruz
  92. Gloria Mark'ın Microsoft ile
    yaptığı araştırma sonucu,
  93. bu veri ortaya çıktı.
  94. Araştırma ayrıca bunun kötü
    alışkanlıkları artırdığını da gösteriyor.
  95. Dışarıdan daha çok kesintiye uğradıkça,
  96. kendi kendimize işimizi bölme
    eğilimi göstermeye şartlanıyoruz.
  97. Aslında her üç buçuk dakikada bir
    kendi kendimizi bölüyoruz.
  98. Çok çılgınca bir şey.

  99. Peki bunu nasıl düzelteceğiz?
  100. Nancy ve John bu ya hep ya hiç
    ilişkisinde oldukları için
  101. Nancy bağı koparmak isteyebilir,
  102. fakat sonra endişelenecektir:
  103. "Ya önemli bir şeyi kaçırıyorsam?"
  104. Tasarım bu sorunu çözebilir.

  105. Diyelim ki, Nancy yine solda
  106. ve sağda John var.
  107. Ve John hatırlar:
    "Nancy'ye o dokümanı yollamam gerek".
  108. Fakat bu sefer,
  109. Nancy konsantre olduğunu belirtebilir.
  110. Diyelim ki Nancy bir kaydırıcı ayarlayıp:
  111. "30 dakika boyunca
    odaklanmak istiyorum" der.
  112. Böylece -- bam -- Nancy
    odağını yitirmez.
  113. John aklındaki işten kurulmak üzere
  114. ona mesaj atmak isteyince ise,
  115. çünkü onun bir ihtiyacı var,
    aklında bu düşünce var
  116. ve unutmadan bunu
    eyleme geçirmesi gerekir.
  117. Fakat bu sefer,
  118. program mesajı bekletir ki
    Nancy'nin konsantrasyonu bozulmasın,
  119. ama aynı şekilde John aklındaki
    düşünceden kurtulabilir.
  120. Fakat bu sadece son
    bir şey doğruysa işler:

  121. Nancy'nin bilmesi gerekir ki eğer
    yaptığı şey gerçekten önemliyse
  122. John hâlâ Nancy'i işinden alıkoyabilir.
  123. Ama sürekli olarak kazara veya
    anlamsızca bölünmektense,
  124. şimdi sadece kasıtlı
    kesintiler yaratmış oluyoruz.
  125. Yani burada iki şey yapmış oluyoruz:

  126. Hem Nancy, hem John için bir
    seçenek oluşturmanın yanında,
  127. bir de zekice ikinci bir şey
    yapmış oluyoruz.
  128. Aslında cevapladığımız
    soruyu değiştirmiş oluyoruz.
  129. Konuşmanın hedefinin bu olması yerine:
  130. "Haydi öyle bir tasarım yapalım ki
    mesaj göndermek çok kolay olsun."
  131. Konuşmanın hedefi budur,
  132. birine mesaj göndermek
    gerçekten kolay olmalı.
  133. Asıl hedefi çok daha derin ve insani
    bir değere değiştirmeliyiz:
  134. "Haydi iki insanın ilişkisinde
    en yüksek kalitede
  135. iletişimi kurmasını hedefleyelim."
  136. Böylece hedefi geliştirmiş olduk.
  137. Şimdi, peki ya tasarımcılar bunu
    gerçekten umursuyor mu?

  138. Biz bu derin insani hedeflerin
    ne olduğunu tartışmak istiyor muyuz?
  139. Peki, size bir hikâye anlatayım.
  140. Aşağı yukarı bir yıl önce,
  141. Thich Nhat Hanh ve teknolojinin
    önde gelen tasarımcıları için
  142. bir toplantı organize etme şansım oldu.
  143. Thich Nhat Hanh, odaklı meditasyon
    dalında uluslararası bir konuşmacı.
  144. Ve bu katıldığım en harika toplantıydı.
  145. Hayal edin, bir oda düşünün:
  146. Odanın bir kenarında bir
    grup teknoloji kurdu;
  147. diğer tarafında ise,
  148. bir takım uzun kahverengi elbiseleri ve
    kazınmış kafalarıyla Budist keşişler.
  149. Ve toplantıdaki sorular en derin
    insani değerlerle ilgiliydi.
  150. Mesela, teknolojinin geleceğinin,
  151. onu en derin sorular ve insani değerler
    için tasarladığımız takdirde
  152. nasıl olacağı gibi.
  153. Konuşmanın odağı,
  154. bu insani değerlerin neler olabileceğine
    kulak vermenin önemiydi.
  155. Konuşmada Thich bir de şaka yaptı:
  156. "Ya yazım denetimi yerine,
  157. şefkat denetimi olsaydı?"
  158. Yani, birinin istemsizce sinirlenebileceği
    kelimenin altını çizdirsek,
  159. birinin alınabileceği bir kelimeyi.
  160. Peki bu tarz konuşmalar gerçek
    hayatta da geçiyor mu,

  161. yoksa sadece bu tarz tasarım
    toplantılarıyla mı sınırlı?
  162. Cevap: Evet.
  163. Benim favorilerimden biri de Couchsurfing.
  164. Bilmiyorsanız,
    Couchsurfing bir web sitesi.
  165. Ücretsiz bir kalacak yer arayanları,
  166. boş bir koltuğu, yeri olanlarla
    eşleştiren bir site.
  167. Yani, harika bir hizmet.

  168. Bu sitenin tasarım hedefi ne olabilir?
  169. Couchsurfing'de çalışsaydınız
    ne amaçla tasarlardınız?
  170. Ev sahipleriyle ziyaretçileri
    eşleştirmek için olduğunu düşünürdünüz.
  171. Değil mi?
  172. Bu harika bir hedef.
  173. Ama bu, bir nevi önceki
    mesajlaşma örneğindeki hedefe benziyor.
  174. O zaman da sadece bir
    mesaj iletmeye çalışıyorduk.
  175. Peki buradaki derin, insani hedef ne?

  176. Onlar hedeflerini,
  177. birbirini tanımayan insanlar arasında
  178. uzun süren pozitif tecrübe ve
    ilişkiler kurmak olarak belirlemişler.
  179. Ve bunun hakkındaki
    en muhteşem şey ise 2007 yılında,
  180. onlar bunu ölçmenin bir yolunu buldular.
  181. Bu inanılmaz.
  182. Nasıl çalıştığını anlatayım:
  183. Sahip olduğunuz her tasarım hedefi için
  184. uyumlu bir ölçümünüzün olması gerekir,
  185. nasıl gittiğinizi bilmek için.
  186. Başarıyı ölçmenin bir yolu.
  187. Onların yaptıkları ise,
  188. diyelim ki elimizde buluşan iki insan var.
  189. Onların birlikte geçirdiği
    gün sayısını alıp
  190. bu günlerde kaçar saat olduğunu kestirip
  191. -- bu iki insanın kaçar saatini
    birlikte geçirdiğini --
  192. ve birlikte geçirdikleri saatlerden sonra
  193. ikisine de şunu sormuşlar:
  194. Tecrübeniz ne kadar olumluydu?
  195. Buluştuğunuz bu insanla
    iyi deneyimler edindiniz mi?
  196. Sonra bu pozitif saatlerden
  197. web sitesinde
    harcadıkları saati çıkarmışlar.
  198. Çünkü bu o insanların
    yaşamından bir bedel.
  199. O saatleri neden başarı olarak sayalım ki?
  200. Ve ellerinde kalan sayıyı
  201. "Net organize edilmiş keyif"
    diye adlandırmışlar.
  202. veya direkt yaratılmış
    net "iyi zaman" miktarı.
  203. Couchsurfing olmadan
    var olamayacak olan net saat sayısı.
  204. Her gün işe gelip de başarı miktarınızı
    insanların hayatına kattığınız yeni net

  205. pozitif saatlerle,
  206. o gün yapacağınız işi yapmasaydınız
    var olamayacak saatlerle
  207. ölçmenin ne kadar da
    ilham verici olduğunu bir düşünsenize.
  208. Bütün dünyanın böyle
    işlediğini düşünebiliyor musunuz?
  209. Şöyle bir sosyal ağ düşünebiliyor musunuz?

  210. Diyelim ki yemek yapmayı önemsiyorsunuz
  211. ve başarısını organize ettiğiniz
    yemek yapma geceleriyle
  212. ve okuduğunuza memnun olduğunuz
    aşçılık yazılarıyla ölçüyorsunuz.
  213. Okuduğunuza memnun olmadıklarınızı
    ise ölçümünüzden çıkarıyorsunuz
  214. veya sevmediğiniz bir yazıyı gözden
    geçirmeye harcadığınız süreyi.
  215. Profesyonel bir sosyal ağ düşünün.
  216. Bu ağ başarısını,
    yarattığı bağlantılar veya
  217. gönderilen mesajlarla değil;
  218. insanların heyecan duyduğu alanda
    aldıkları iş tekliflerine göre
  219. ölçüyor olsun.
  220. Ve insanların bu sitede geçirdikleri
    zamanı başarı ölçümünden çıkartalım.
  221. Veya bir arkadaş bulma hizmeti hayal edin,
  222. mesela Tinder veya başka bir tanesi,
  223. sağa sola atılan profil sayılarını
    ölçmek yerine,
  224. ki şu an başarılarını bununla ölçüyorlar,
  225. insanların kurduğu bağlantıların ne kadar
  226. derin, romantik ve tatminkâr
    olduğunu ölçen bir hizmet.
  227. Veya onlar için her ne önemliyse.
  228. Bu şekilde işleyen bir dünya
    hayal edebiliyor musunuz?

  229. Zamanınızı iyi bir şekilde geçirmenize
    yardımcı olan bir dünya?
  230. Bunu yapmanız için
    yeni bir sistem de gerekli.
  231. Çünkü muhtemelen şunu düşünüyorsunuz:
  232. Bugünün internet ekonomisi,
  233. günümüz ekonomisi,
  234. harcanılan zaman ile ölçülüyor.
  235. Ne kadar fazla üyeniz varsa,
  236. ne kadar fazla kullanılıyorsanız,
  237. insanlar o kadar fazla zaman geçiriyorsa.
  238. Ve başarıyı bu şekilde ölçüyoruz.
  239. Ama biz bu sorunu önceden çözmüştük.

  240. Ürünlere farklı şekilde değer biçmemiz
    gerektiğini fark ettiğimiz zaman,
  241. "organik" diye etiketlendirerek çözdük.
  242. Bunların farklı çeşit yiyecekler
    olduğunu söyledik.
  243. Onları yalnızca ücretleri
    üzerinden kıyaslayamayız.
  244. Bu farklı bir kategori yiyeceği.
  245. "LEED" Sertifikası da bir çözümdü.
  246. "Bu farklı türden bir bina" dedik.
  247. Birçok çevresel sürdürebilirlik değerini
    temsil ettiğini belirttik.
  248. Peki böyle bir şeyi
    teknoloji için yapsak nasıl olurdu?

  249. Tüm amacı ve hedefi,
    insan hayatına yeni pozitif katkılar
  250. oluşturulmasına yardımcı olmak olan
    bir şey nasıl olurdu?
  251. Acaba ona farklı bir şekilde
    değer biçebilseydik
  252. gerçekten işler hâle gelir miydi?

  253. Buna uygulama mağazalarında
    seçkin listelerde yer verdiğinizi düşünün.
  254. Sizi bu tür tasarımlara yönlendiren
  255. internet tarayıcıları olduğunu
    hayal edin.
  256. Bu dünyayı oluşturmak ve içinde yer almak
    ne kadar heyecan verici olurdu?
  257. Bu dünyayı bugün oluşturabiliriz.

  258. Şirket başkanları, tek yapmanız gereken,
  259. ancak siz yeni bir ölçüt getirebilirsiniz,
  260. insan hayatına net pozitif katkı
    sağlayacak bir ölçüte önem vermek.
  261. Ve bu konuda dürüstçe
    tartışmalısınız.
  262. Belki de buna başlamakta
    zorluk çekiyorsunuz,
  263. ama gelin bu tartışmayı başlatalım.
  264. Tasarımcılar,
    başarıyı yeniden tanımlayabilirsiniz,

  265. tasarımı yeniden tanımlayabilirsiniz.
  266. Muhtemelen, hepimizin seçeneklerini
    yeniden oluşturmak için
  267. bulunduğunuz yerdeki
    herkesten daha yetkinsiniz.
  268. Mesela belki tıpta,
  269. hastaları tedavi etme zorunluluğunun
  270. sorumluluğu ve üstün değerini
  271. tanımlayan Hipokrat Yemini var.
  272. Mesele tasarımcıların da
  273. bu tür yeni tasarım hakkında
    benzer bir şeyi olsa?
  274. Ve kullanıcılar olarak hepimiz adına

  275. bu şekilde işleyen yeni bir teknoloji
    talep edebiliriz.
  276. Şu anda bu zor gözükebilir,
  277. ama müşterileri talep edene kadar
    McDonald's salata satmıyordu.
  278. Müşteri talebi olmadan önce
    Walmart'ta organik yiyecek yoktu.
  279. Bu şekilde işleyen yeni teknolojiyi
    biz talep etmeliyiz.
  280. Ve bunu başabiliriz.
  281. Ve bunu yaparak
  282. yalnızca harcanan zaman üzerinden
    işleyen bir dünyadan,
  283. faydalı şekilde harcanan zamana
    önem veren bir dünyaya geçebiliriz.
  284. Ben o dünyada yaşamak istiyorum

  285. ve bu tartışmayı
    hayata geçirmek istiyorum.
  286. Bu tartışmayı şu anda başlatalım.
  287. Teşekkür ederim.
  288. (Alkışlar)