Turkish subtitles

← Bir avuç dolusu balıkçı köyü deniz koruma devrimini nasıl harekete geçirdi

Get Embed Code
21 Languages

Showing Revision 20 created 09/25/2020 by Cihan Ekmekçi.

  1. Ben bir deniz biyoloğuyum.
  2. Sizinle okyanuslardaki
    krizleri konuşmak için buradayım
  3. ama bu sefer muhtemelen daha
    önce duymadığınız bir mesajla.
  4. Sizlere şunu anlatmak istiyorum.
  5. Eğer okyanusların devamlılığı
    sektörel yayın yapan bilim insanlarına
  6. yani benim gibilere bağlı olsaydı
  7. bugün çok daha beter bir
    durum içinde olurduk.
  8. Çünkü bir bilim insanı olarak
  9. okyanusları sağlıklı
    ve verimli tutmakla ilgili
  10. öğrendiğim en önemli şeyleri
  11. akademik eğitimden öğrenmedim,
  12. dünyanın en fakir ülkelerinde yaşayan
    balıkçı adam ve kadınlardan öğrendim.
  13. Bir çevreci olarak en önemli sorunun
  14. "İnsanları nasıl uzak
    tutarız?" sorusu değil
  15. onun yerine
  16. "Kıyısal kesimlerde yaşayan insanların
    yeterince yiyecekleri olduğundan
  17. nasıl emin oluruz?" olduğunu öğrendim.
  18. Okyanuslar yaşamlarımız için
    en ufak damlasına kadar
  19. atmosferimiz, ormanlarımız
    ve topraklarımız kadar değerli.
  20. İnanılmaz verimlilikleri sayesinde
    balıkçılık, tarımla birlikte
  21. insanlık için yiyecek üretiminin
    temel dayanağı olarak sıralanıyor.
  22. Yine de bir şeyler çok kötü ters gitti.

  23. Benim alanımın bile takibine yetişemediği
  24. bir soy tüketimiyle karşı karşıyayz.
  25. Aslında özünde insani
    ve insancıl bir kriz.
  26. Bu zamana kadar okyanuslarımıza karşı
    en yıkıcı darbeyi

  27. aşırı avlanmayla yapıyoruz.
  28. Her geçen yıl daha sert,
    daha derin, daha fazla avlanıyoruz
  29. ve her geçen yıl her zamankinden
    daha da az balık kovalıyoruz.
  30. Yine de aşırı avlanma büyük bir çelişki.
  31. Gereksiz, kaçınılabilir
    ve tamamıyla tersine çevrilebilir.
  32. Çünkü balıkçılık gezegenimizdeki
    en verimli kaynaklardan biridir.
  33. Doğru stratejilerle aşırı avlanmanın
    etkilerini tersine çevirebiliriz.
  34. Tabii bunu bu zamana kadar yapmamamız
  35. bana göre insanlığın
    en büyük hatalarından biri.
  36. Bu hata dünyanın hiçbir yerinde

  37. Ekvator'un her iki tarafında bulunan
    sıcak sulardaki kadar görünür değil.
  38. Tropikler, okyanuslardaki
    birçok türe ev sahipliği yapar.
  39. Aynı zamanda hayatları
    okyanuslara bağlı olan insanlara da.
  40. Biz bu kıyı balıkçılığına
    "küçük ölçekli balıkçılık" diyoruz.
  41. Ama "küçük ölçekli" tanımı
  42. dünyadaki balıkçıların yüzde 90'ından
    oluşan bir filo için yanlış bir isim.
  43. Onların balıkçılığı genellikle
    büyük endüstriyel balıkçı teknelerinin
  44. sıklıkla fark gözetmeden yaptığı yıkımdan
  45. daha seçici ve sürdürülebilir.
  46. Aslında en büyük faydayı
    işte bu insanlar görecek.
  47. Çünkü balıkçılık, niceleri için
  48. devletlerinin onlara
    yardım edemediği ülkelerde
  49. onları fakirlikten, açlıktan
    ya da zorunlu göçten alıkoyan tek şey.
  50. Tablonun pek iç açıcı
    olmadığının farkındayız.
  51. İklim değişikliğinin belirgin olduğu
    yerlerde kaynaklar tükeniyor,
  52. okyanuslar ısınıyor, mercanlar
    ölüyor ve feci fırtınalar kopuyor.
  53. Trol tekneleri, fabrika gemisi filoları
  54. ve zengin ülkelerden gelen gemiler
    açgözlü davranıyor.
  55. Aşırı kırılganlık artık yeni normalimiz.
  56. İlk olarak 20 yıl önce
    Madagaskar'da bir adaya

  57. Madagaskar'ın doğal su altı tarihini
    kayıt altına almak için gittim.
  58. Keşfettiğim mercan resifleri
    karşısında ağzım açık kalmıştı.
  59. Onları nasıl koruyacağım
    konusunda da kesindim.
  60. Çünkü bilim bütün cevapları sağlıyordu:
  61. Resif bölgelerini daimi olarak kapat.
  62. Kıyı balıkçılarının
    daha az avlanmaları gerekecekti.
  63. Andavadoaka'daki yaşlılara gittim.
  64. Onlara dünyanın en sağlıklı
    ve en çeşitli resiflerinin
  65. kaynaklarını yenilemesi
    ve bir sığınağa dönüşmesi için
  66. balıkçılığa kapatmaları
    gerektiğini önerdim.
  67. Çünkü bilime göre yaklaşık beş yıl sonra
  68. bu sığınaklardaki balık nüfusu,
  69. dışarıdaki balık avlanan bölgeleri bile
    yenileyebilecek kadar çok çoğalarak
  70. herkesi daha da zenginleştirebilirdi.
  71. O konuşmanın sonu pek de
    hayra alamet olmadı.

  72. (Gülüşmeler)

  73. Madagaskar'ın 27 milyon
    nüfusunun dörtte üçü

  74. günde iki dolardan daha azıyla geçiniyor.
  75. Bu hevesli, daha az
    balıkçılık yapma girişimimin
  76. hayatta kalmak için
    balıkçılık yapan bu insanlara
  77. ne anlam ifade ettiğini
    hiç dikkate almamıştım.
  78. Sadece dışarıdan gelen başka bir baskı,
    çözümden öte bir kısıtlamaydı.
  79. Üstünde bir sürü Latince türün
    olduğu bir listeyi korumak
  80. Resaxx için ne ifade ediyordu?
  81. Torununu okula gönderip
    masaya yemek koyabilmek için
  82. her gün balık tutan
    Andavadoakalı bir kadın için?
  83. O ilk ret bana korumacılığın,
    özünde toplulukların
  84. doğaya olan bağlılıklarından dolayı
  85. yüzleştikleri baskıları
    ve gerçekleri anlamak için
  86. bir yolculuk olduğunu öğretti.
  87. Bu fikir daha sonra işim için
    kurucu ilke oldu
  88. ve balıkçılığı, kıyısal kesimlerdeki
    topluluklarla birlikte yeniden inşa ederek
  89. okyanusların korunmasına yeni bir yaklaşım
    getiren bir organizasyona dönüştü.
  90. İşimiz insanlara kulak vermeyle başladı
  91. ve öğrendiklerimiz karşısında büyülendik.
  92. Madagaskar'ın kuru güneyinde

  93. öğrendik ki bir ahtapot türü
    köylüler için inanılmaz önemliymiş.
  94. İşte bu olağanüstü ahtapot.
  95. Öğrendik ki artan talep yüzünden
    ortalama ömrü azalıyormuş.
  96. Ama aynı zamanda bu hayvanın
    inanılmaz kısa bir sürede büyüdüğünü
  97. ve ağırlığını her bir ya da iki ayda bir
    ikiye katladığını öğrendik.
  98. Bu bize küçük bir av alanını
  99. sadece birkaç aylığına
  100. neredeyse kabul edilebilir
    bir süre balıkçılığa kapatarak
  101. bu topluluğun avlarında
    çarpıcı bir artışa yol açacak
  102. bu fikri verdi.
  103. Onlar da böyle düşünmüş olmalı ki
  104. resiflerin küçük bir kısmını
    geçici bir süreliğine
  105. ahtapot avına kapatmayı kabul ettiler.
  106. İzinsiz avlanmayı önlemek için
  107. geleneksel bir şifre kullandılar
    ve atalarına dua ettiler.
  108. Altı ay sonra o resif
    ahtapot avına yeniden açıldığında
  109. hiçbirimiz daha sonra yaşananlara
    hazırlıklı değildik.
  110. Avlar tavan yapmıştı.
  111. Adam ve kadınlar hiç kimsenin
    yıllardır görmediği kadar fazla
  112. ve büyük ahtapotlarla gelmişlerdi.
  113. Yakındaki kabileler de
    bu av patlamasını görünce
  114. seçtikleri bölgeleri kapattılar
  115. ve bu akım yüzlerce millik kıyı kesimi
    boyunca saman alevi gibi yayıldı.
  116. Sayılara baktığımızda
  117. ki hatta bazıları dünyadaki
    en fakir topluluklardandı,
  118. daha az avlanarak aylar içerisinde
    gelirlerini ikiye katladıklarını gördük.
  119. Bir banka hesabı düşünün,
  120. her yıl bakiyenizin yarısını çekiyorsunuz
    ve birikimleriniz artmaya devam ediyor.
  121. Dünyada balıkçılıktan daha güvenilir
  122. bir yatırım fırsatı yoktur.
  123. Ama asıl sihir, kârın da ötesine geçmişti.

  124. Çünkü bu topluluklarda
    çok daha derin bir değişim yaşanıyordu.
  125. Avların artmasıyla birlikte
  126. Andavadoaka'dan liderler
    komşu iki düzine toplulukla
  127. düzinelerce millik devasa bir
    koruma bölgesi için iş birliği yaptı.
  128. Zehir balıkçılığını ve sineklikle
    balık avlamayı yasakladılar
  129. ve tehdit altındaki mercan resiflerine
  130. ve mangrovların etrafına
    daimi barınaklar kurdular.
  131. Hatta aralarında bulunmalarına
    benim de şaşırdığım
  132. iki yıl önce bildirdiğim
  133. ama bu koruma girişimimin
    şiddetle reddedildiği bölgeler de vardı.
  134. Halkın önderliğinde
    bir koruma alanı kurdular.
  135. Sadece birkaç yıl önce
    hayal bile edilemeyecek
  136. yerel okyanus idaresi için
    demokratik bir sistem.
  137. Bununla da kalmadılar.

  138. Beş yıl içinde devletten
    200 milkare bölgeyi yönetmek için
  139. yasal hakları koruma altına aldılar.
  140. Her yere zarar veren trol tekneleri
    sulardan tamamen çekildi.
  141. 10 yıl sonra hâlâ o sığınakların içindeki
    kritik resiflerde iyileşme görüyoruz.
  142. Topluluklar balıkçılık haklarının
    daha iyi tanınması
  143. ve sürdürebilirliğin daha adil
    ödüllendirilmesi için dilekçeler yazıyor.
  144. Ama bütün bunlar
    hikâyenin sadece başlangıcı.

  145. Çünkü bu bir avuç balıkçı köyün
    resifleri korumada aktif rol alması
  146. denizlerin korunmasında
    binlerce mile yayılan,
  147. yüzlerce hatta binlerce insanı etkileyen
  148. bir devrimin fitilini ateşledi.
  149. Bugün Madagaskar'da yüzlerce bölge
    topluluklar tarafından idare ediliyor.
  150. Bu insan haklarının baz alındığı yaklaşımı
  151. küçükten büyüğe
    bütün balıkçılığa uyguluyorlar.
  152. Bu akım Doğu Afrika'nın
    ve Hint Okyanusu'nun sınırlarını aşarak
  153. adalardan Güneydoğu Asya'ya doğru gidiyor.
  154. Tanzanya'dan Timor-Leste'ye,
  155. Hindistan'dan Endonezya'ya
    yine aynı hikâyeyi görüyoruz.
  156. Doğru tasarladığımızda
  157. denizlerin korunması, doğayı korumanın
    faydalarının da ötesine geçip
  158. avları arttıran,
  159. bütün bir kıyı kesimi boyunca
    sosyal bir değişim sağlayan,
  160. topluluklara öz güven, iş birliği
  161. ve fakirlikle iklim değişikliğinin
    yol açtığı haksızlıklarla yüzleşmekte
  162. kararlılık sağlayan bir şeye dönüştü.
  163. Bu akımları tropikler boyunca
    harekete geçiren

  164. ve birbirine bağlayan
    biri olmaktan gurur duyuyorum.
  165. Bir çevreci olarak öğrendim ki
  166. amacımız sorunu çözecek derecede
    kazanmak olmalı,
  167. daha yavaş kaybetmek değil.
  168. Bu küresel fırsatı, balıkçıları yeniden
    inşa etmek için değerlendirmeliyiz.
  169. Saha çalışanları topluluklarla bir olmalı,
    onları birleştirmeleri
  170. ve harekete geçip birbirlerinden
    öğrenmeleri için desteklemeli.
  171. Devletler ve avukatlar, toplulukların
    balıkçılığı sürdürmek için
  172. ihtiyacı olan haklarını korumak adına
    onların yanında durmalı.
  173. Okyanuslarla ilgili çatışan
    bütün fikirlerden ziyade
  174. yerel yiyeceklere ve iş güvenliğine
    öncelik vermeliyiz.
  175. Aşırı sermayeye bağlanan endüstriyel
    filolara verilen destekler kaldırmalı,
  176. o endüstriyel ve yabancı gemileri
  177. kıyısal sulardan uzak tutmalıyız.
  178. Hedef habitata ya da türe göre korumayı
    en uygun hâle getirmek için
  179. topluluklara bilimi getiren
    hızlı veri sistemlerine ihtiyacımız var.
  180. Kalkınma ajansları, bağışçılar
    ve himaye kuruluşlarının
  181. bu vizyonu gerçekleştirmenin
    gerektirdiği acil yatırım için
  182. azimlerini arttırmalarına ihtiyacımız var.
  183. Oraya varmak için de
  184. resiflerin korunmasını,
  185. fakirliğin ve yabancılaştırmanın
    sesi olarak değil,
  186. bolluğun ve yetkilendirmenin sesi olarak
    yeniden tasarlamalıyız.
  187. Resiflerin korunması hareketi,
  188. yaşamak için sağlıklı sulara ihtiyacı olan
    insanlar tarafından yönetilmeli,
  189. gerçekle bağdaşmayan
    bilimsel değerler tarafından değil.
  190. Elbette ki aşırı avlanmayı düzeltmek,
    okyanusları düzeltmede sadece bir adım.

  191. Küresel ısınmanın,
  192. asitleşmenin ve kirliliğin
    etkileri giderek büyüyor.
  193. Ama yine de bu dev bir adım.
  194. Bu hem bizim bugün atabileceğimiz
  195. hem de okyanuslardaki bu felaketlere
    etkili bir çözüm arayan diğerlerini de
  196. hırslandıracak bir adım.
  197. Bizim başarımız onların başarısını sağlar.
  198. Eğer hiçbir şey yapmadan öylece oturursak
  199. bu iş yatar.
  200. Bütün bu mücadeleleri
    teker teker çözeceğiz.
  201. Çözüm aslında apaçık ortada duran

  202. okyanuslara olan yoğun bağımlılığımızda.
  203. Çünkü küçük ölçekli balıkçılıkta
    hiçbir şey küçük değil.
  204. O topluluklar milyonlarca kat güçlü
    ve milyarlarca kişiye yiyecek üretiyorlar.
  205. İşte sadece, pastada en çok payı olan
  206. bu çevreci ordu
  207. okyanuslarla aramızı düzeltmek için
  208. küresel çapta bilgi ve erişime sahip.
  209. Onların bunu başarmasına yardım etmemiz
    okyanusları hayatta tutmak için

  210. yapabileceğimiz en etkili şey.
  211. Teşekkürler.
  212. (Alkışlar)