YouTube

Got a YouTube account?

New: enable viewer-created translations and captions on your YouTube channel!

Turkish subtitles

← Avrupa'nın Müslüman çocukları hakkında bilmediklerimiz ve bunu neden önemsemeliyiz | Deeyah Khan | TEDxExeter

Get Embed Code
19 Languages

Showing Revision 28 created 11/14/2019 by Cihan Ekmekçi.

  1. Çocukkken süper güçlerim
    olduğunu biliyordum.
  2. Bu doğru.
  3. (Kahkaha)

  4. Son derece hayranlık verici
    olduğumu düşünüyordum

  5. çünkü muhafazakâr
    bir Müslüman olan
  6. dedem gibi esmer insanlarla
    bağlantı kurabiliyor
  7. ve ayrıca Afgan annemi ve Pakistanlı
    babamı da anlayabiliyordum,
  8. çok dindar değil, rahat,
    oldukça özgürlükçü.
  9. Ve tabii ki beyaz insanları da
    anlayabiliyor
  10. ve iletişim kurabiliyordum,
  11. ülkemin beyaz Norveçlileri ile.
  12. Bilirsiniz, beyaz, esmer her neyse,
  13. hepsini seviyordum.
  14. Onlar her zaman birbirini
    anlamasa bile
  15. ben hepsini anlıyordum,
  16. hepsi de benim insanlarımdı.
  17. Fakat babam hep çok endişeliydi.

  18. Bana sürekli, en iyi eğitimi alsam bile
  19. adalet görmeyeceğimi söylerdi.
  20. Ona göre yine de ayrımcılığa uğrayacaktım
  21. ve beyazlar tarafından
    kabul görmenin tek yolu
  22. ünlü biri olmak, derdi.
  23. Şimdi, dikkat edin, benimle bu konuşmayı
    yaptığında yedi yaşındaydım.
  24. Yani yedi yaşımdayken şöyle dedi
  25. " Bak, ya spor olmalı ya müzik."
  26. Spordan hiç anlamazdı -sağolsun-
    o nedenle müzik oldu.
  27. Böylece yedi yaşımdayken
    bütün oyuncaklarımı, bebeklerimi topladı
  28. ve hepsini attı.
  29. Onların yerine küçük,
    dandik bir Casio org verdi-
  30. (Kahkaha)

  31. Evet, ve şan dersleri.

  32. Ve beni her gün dört saat alıştırma
    yapmaya zorladı
  33. ve hemen sayıları gittikçe artan
    dinleyicilere şarkı söyletmeye başladı
  34. ve tuhaf bir şekilde Norveç'in
    çok kültürlülüğü açısından
  35. bir tür örnek çocuk oldum.
  36. Tabii ki çok gurur duydum,
  37. çünkü o zamanlar gazeteler bile
  38. esmer insanlar hakkında güzel
    şeyler yazmaya başlamıştı
  39. ve süper gücümün
    arttığını hissedebiliyordum.
  40. 12 yaşındayken okuldan eve dönerken

  41. küçük bir sapma yaşadım.
  42. En sevdiğim şekerleme olan
    "salty feet" almak istemiştim
  43. kesinlikle çok severim.
  44. Yol üzerindeki dükkana gittim
  45. ama kapının girişinde büyük beyaz
    bir adam yolu kapatıyordu
  46. bu yüzden etrafından dolanmaya
    çalıştım ama beni durdurdu
  47. ve dik dik bakmaya başladı
  48. ve yüzüme tükürüp şöyle dedi
  49. "Çekil yolumdan,
  50. seni küçük marsık fahişe,
    seni küçük Pakistanlı fahişe,
  51. nereden geldiysen geri oraya git.
  52. Dehşete kapılmıştım.
  53. Ona bakıyordum
  54. ve korkudan yüzümdeki
    tükürüğü bile silemiyordum,
  55. gözyaşlarıma karışıyordu.
  56. Hemen yetişkin birinin gelip
    bu adamı durdurması umuduyla
  57. etrafa bakındığımı hatırlıyorum.
  58. Fakat insanlar yanımdan hızla
    geçiyor ve görmemiş gibi yapıyordu.
  59. Çok kafam karışmıştı,
    çünkü şöyle düşünüyordum
  60. "Haydi benim beyaz insanlarım!
    Neredesiniz? Neler oluyor?
  61. Neden gelip beni kurtarmıyorsunuz?"
  62. Şekerlemeyi almadığımı
    söylemeye gerek yok.
  63. Son hızla eve doğru koştum.
  64. İşler yine de iyiydi, öyle sanıyordum.

  65. Zaman geçtikçe ve başarım arttıkça
  66. esmer insanlardan da
    tacizler gelmeye başladı.
  67. Aile çevremizdeki bazı erkekler
    bunu kabul edilemez buluyor
  68. ve bir kadının müzikle ilgilenmesini
    ve medyada yer almasını
  69. haysiyetsizlik sayıyordu.
  70. Çok geçmeden konserlerimde
    saldırıya uğramaya başladım.
  71. Bu konserlerden birini hatırlıyorum,
    sahnede seyirciye doğru eğilmiştim,
  72. son gördüğüm şey
    genç ve esmer bir yüzdü
  73. ve hemen ardından gözlerime
    kimyasal bir madde atıldı
  74. gözlerim yaşardı ve göremez oldum
  75. ama yine de şarkı söylemeye
    devam ettim.
  76. Oslo sokaklarında da yüzüme tükürüldü,
    bu defa da esmer bir adamdı.
  77. Hatta bir defasında
    kaçırmaya bile kalkıştılar.
  78. Ölüm tehditleri hiç kesilmiyordu.
  79. Bir seferinde yaşlı ve sakallı bir adam
    beni sokakta durdurdu
  80. ve şöyle dedi
    "Senden çok nefret ediyorum
  81. çünkü senin yüzünden kızlarımız
  82. her istediğini yapabileceğini sanıyor."
  83. Genç bir adam arkamı kollamamı söyledi.
  84. Müziğin islama uygun olmadığını
    ve fahişelerin işi olduğunu
  85. ve buna devam edersem
    tecavüze uğrayacağımı söyledi
  86. ve karnım öyle bir deşilecekmiş ki
    benim gibi bir fahişe daha doğmayacakmış.
  87. Yine kafam karışmıştı.

  88. Ne olup bittiğini anlamıyordum.
  89. Şimdi de esmer insanlarım
    beni tehdit ediyordu- Nasıl olurdu?
  90. İki dünya arasında köprü olmak yerine
  91. iki dünyamın arasından düşüyor gibiydim.
  92. Sanıyorum benim kriptonitim tükürüktü.
  93. 17 yaşına geldiğimde

  94. ölüm tehditleri çok fazla
    ve taciz sürekli bir hâle geldi.
  95. Bir noktada o kadar kötüleşti ki
    annem yanıma oturdu ve şöyle dedi,
  96. " Bak, artık seni koruyamayız
    artık seni güvende tutamayız,
  97. gitmek zorunda kalacaksın."
  98. Londra'ya bir bilet aldım,
    valizimi topladım ve gittim.
  99. O zaman kalbimi en çok kıran şey
    hiç kimsenin tek kelime etmemesi oldu.
  100. Norveç'ten herkesin ortasında gittim.
  101. Benim esmer insanlarım,
    beyaz insanlarım, tek kelime etmediler.
  102. Hiç kimse "Durun bakalım, bu yanlış.
  103. Bu kızı destekleyin, koruyun,
    çünkü o bizden biri" demedi.
  104. Hiç kimse bunu demedi.
  105. Aksine, sanki --
  106. hani bagaj bandının üzerinde
    çeşitli valizler olur
  107. ve dönüp dururlar
  108. ve hep sona kalan bir valiz vardır ya,
  109. hiç kimsenin istemediği
    ve gelip almadığı bir valiz,
  110. ben kendimi öyle hissettim.
  111. Hiç bu kadar yalnız hissetmemiştim.
    Hiç böyle kaybolmuş hissetmemiştim.
  112. Londraya geldikten sonra, sonunda
    muzik kariyerime geri döndüm.

  113. Yer farklı ama maalesef
    hikâye aynı eski hikâyeydi.
  114. Bana gönderilen bir mesaj,
    öldürüleceğimi,
  115. kanımın bir nehir gibi akacağını
  116. ve ölmeden önce defalarca
    tecavüze uğrayacağımı söylüyordu.
  117. Bu noktada şunu söylemeliyim ki
  118. bu mesajlara gerçekten
    alışmaya başlamıştım
  119. ama bu defa farklı bir şey oldu
    ve ailemi de tehdit etmeye başladılar.
  120. Bu yüzden bir kez daha valizimi topladım,
    müziği bıraktım ve ABD'ye taşındım.

  121. Sabrım tükenmişti.
  122. Artık bunlarla hiç bir ilgim olsun
    istemiyordum.
  123. Benim hiç hayalim olmayan
    ve babamın seçimi olan
  124. bir şey yüzünden kesinlikle
    öldürülmeyecektim.
  125. Bir nevi kaybolmuştum.

  126. Bir nevi dağılmıştım.
  127. Ama ne yapmak istediğime karar verdim,
  128. gelecek yıllarımı genç insanları
  129. destekleyerek harcayacaktım
  130. ve küçük bir şeyler de olsa
  131. elimden geleni yapacaktım.
  132. Avrupa'daki genç Müslümanlar için çalışan
  133. çeşitli kuruluşlarda
    gönüllü görev almaya başladım.
  134. Ve beni şaşırtan şey,
    bu genç insanların çoğunun
  135. acı çektiği ve mücadele ettiğiydi.
  136. Çocuklarının mutluluğu ve hayatından çok
  137. kendi adlarını ve şereflerini
    önemsiyor gibi görünen
  138. ailelerde ve topluluklarda
    pek çok problem yaşıyorlardı.
  139. Kendime, belki de o kadar yalnız
    ve tuhaf değilim, demeye başladım.
  140. Belki bir yerlerde
    benim insanlarımdan çok vardı.
  141. Gerçek şu ki, çoğu insan,
    Avrupa'da büyüyen

  142. ve kendisi olmasına
    izin verilmeyen bizlerin sayısının
  143. çok fazla olduğunu anlamıyor.
  144. Bizim kendimiz olmamıza izin verilmez.
  145. Seçtiğimiz kişilerle evlenme
  146. veya ilişki kurma özgürlüğümüz yoktur.
  147. İşimizi bile kendimiz seçemiyoruz.
  148. Avrupa'nın kalbindeki
    Müslümanlarda kural bu.
  149. Dünyadaki en özgür toplumlarda bile
    biz özgür olamıyoruz.
  150. yaşamlarımız, hayallerimiz,
    geleceğimiz kendimize ait değil,
  151. ailemiz ve onların topluluğuna ait.
  152. Aramızda kaybolan,
    aramızda görünmez olan,
  153. ama acı çeken, tek başına acı çeken
  154. çok sayıda genç insanın
  155. öyküsüne tanıklık ettim.
  156. Zorunlu evlilikler, şeref kaygısıyla
    şiddet ve istismara uğrayıp yiten çocuklar
  157. Bu genç insanlarla
    birkaç yıl çalıştıktan sonra

  158. kaçmayı sürdüremeyeceğimi anladım.
  159. Hayatımın geri kalanını korkarak
    ve saklanarak geçiremezdim
  160. ve kesinlikle bir şeyler
    yapmam gerekecekti.
  161. Ve sonra, bu kötü davranışların
    sürmesine, sessizliğimin,
  162. bizim sessizliğimizin
    izin verdiğini anladım.
  163. Böylece çocukluğumdaki süper
    gücümü kullanıma sokmaya karar verdim,
  164. farklı kutuplardaki insanlara
    bu sorunları ve bir genç olarak
  165. aile ile toplum arasına sıkışmanın
    ne demek olduğunu anlatmaya çalışacaktım.
  166. Böylece filmler çekmeye
    ve bu öyküleri anlatmaya başladım.

  167. Ve ayrıca insanların bu sorunları
    ciddiye almamasının
  168. bizim için ölümcül sonuçları
    oduğunu anlamalarını istedim.
  169. Bu nedenle yaptığım ilk film
    Banaz'ı anlatıyordu.

  170. Londra'da yaşayan
    17 yaşında bir Kürt kızdı.
  171. İtaatkâr biriydi,
    ailesi ne isterse onu yapmıştı.
  172. Her şeyi doğru yapmaya çalışmıştı.
  173. Ailesinin seçtiği bir adamla evlendi
  174. ama adam onu sürekli dövüyor
    ve tecavüz ediyordu.
  175. Sonunda ailesinden yardım istediğinde
  176. ona "Evine dön
    ve daha iyi bir karı ol" dediler.
  177. Çünkü evlerinde boşanmış bir kız
    istemiyorlardı,
  178. tabii ki bu durum
    aile şereflerini lekeleyecekti.
  179. Öyle kötü dayak yiyordu ki
    kulaklarından kan geliyordu
  180. ve sonunda adamı terk etti
    ve kendi seçtiği ve aşık olduğu
  181. genç bir adam buldu.
  182. Aile ve topluluk bu durumu öğrendi
  183. ve Banaz kayboldu.
  184. Üç ay sonra bulundu,
  185. bir valizin içine konmuş
    ve evin altına gömülmüştü.
  186. Boğazı sıkılmış ve ölene kadar dövülmüştü,
  187. babasının ve amcasının emriyle
    üç adam, üç kuzen tarafından öldürülmüştü.
  188. Banaz'ın hikâyesini daha da
    trajik yapan şey ise,
  189. öldürülmeden önce İngiliz polisinden
    beş kez yardım istemiş
  190. ve ailesinin onu öldüreceğini söylemiş
  191. ama polis ona inanmamış
    ve hiçbir şey yapmamış.
  192. Bu konudaki sorun,

  193. bu çocuklarımızın çoğunun
    sadece aile ve aile çevresinde
  194. problemler yaşaması değil,
    aynı zamanda büyüdükleri ülkede de
  195. yanlış anlaşılmaları
  196. ve duyarsızlıkla karşılanmalarıdır.
  197. Kendi aileleri onlara ihanet ettiği zaman
    gözlerini bize çeviriyorlar
  198. ve biz de onları anlamayınca
  199. onları kaybediyoruz.
  200. Bu filmi yaparken bazıları şöyle dedi

  201. " Bak Deeyah, biliyorsun
    onların kültürü böyle,
  202. bu insanlar çocuklarına
    böyle şeyler yapar
  203. ve biz bu işe karışamayız."
  204. Sizi temin ederim ki
    öldürülmek benim kültürüm değil.
  205. Biliyor musunuz?
  206. Benim gibi insanlar,
  207. farklı arka planları olan
    benim gibi genç kadınlar da
  208. kesinlikle ülkemizdeki diğer insanlarla
  209. aynı haklara ve korumaya
    sahip olmalıyız, neden olmasın?
  210. Sıradaki filmim için, Avrupa'daki bazı

  211. Müslüman gençlerin
    neden aşırılık ve şiddete yöneldiğini
  212. anlamaya çalıştım.
  213. Ama bunu yaparken
  214. en büyük korkumla yüzleşmek
    zorunda kalacağımı biliyordum:
  215. Sakallı esmer adamlar.
  216. Hayatımın çoğunda beni
    rahatsız eden adamlara benzeyen,
  217. hayatta en çok korktuğum adamlar.
  218. Uzun yıllardır
  219. kendilerinden hiç hazzetmediğim adamlar.
  220. Sonraki iki yılı mahkum olmuş

  221. teröristler, cihatçılar ve eski
    aşırılık yanlılarıyla geçirdim.
  222. Zaten bildiğim şeyler
    açık olan gerçeklerdi;
  223. din, politika, Avrupa'nın
    sömürgeci geçmişi
  224. ve ayrıca Batının son yıllardaki
    dış politika hataları,
  225. hepsi büyük resmin birer parçasıydı.
  226. Ama benim daha çok ilgimi
    çeken şey bulduğum insanlardı,
  227. kişisel nedenleri neydi,
  228. neden bazı gençlerimiz
    bu gibi gruplardan kolay etkileniyordu.
  229. Beni gerçekten şaşırtan şey ise
    bulmayı umduğum ve aradığım
  230. canavarlar yerine
  231. yaralanmış insanlar bulmam oldu.
  232. Samimi olmam gerekirse,
    canavar olsalar çok memnun olacaktım.
  233. Kırılmış insanlar buldum.
  234. Tıpkı Banaz gibi,
  235. doğdukları ülkenin kültürü ile
  236. aileleri arasında köprü
    olmaya çabalarken
  237. ezilen genç insanlar buldum.
  238. Ayrıca aşırılık yanlısı bu grupların,
    terörist grupların
  239. gençlerimizin bu duygularını
    kullanarak
  240. bunu utanmadan şiddete
    kanalize ettiklerini öğrendim.
  241. Şunu diyorlar "Bize katıl.
  242. Her iki tarafı da reddet,
    aileni de ülkeni de
  243. çünkü onlar da seni reddediyor.
  244. Ailen kendi şerefini
    senden daha fazla önemsiyor.
  245. Ülkene gelirsek,
  246. gerçek bir Norveçli, İngiliz veya Fransız
    hep beyaz olarak kalacak, sense esmer."
  247. Ayrıca bu gruplar gençlere çok
    arzuladıkları şeyleri vaadediyor:
  248. önemli sayılmak, kahramanlık
    aidiyet duygusu, amaç,
  249. onları seven ve kabul eden bir topluluk.
  250. Kendini güçsüz hissedenlere
    güç hissi aşılıyorlar.
  251. Kimsenin görmediği sessiz genç
    sonunda fark ediliyor ve sesi duyuluyor.
  252. Gençlerimize bunları yapıyorlar.
  253. Peki bu gruplar, bunları neden
    bize değil de gençlere yapıyor?
  254. Şöyle bir şey var,

  255. şiddeti haklı veya mazur
    göstermeye çalışmıyorum.
  256. Söylemeye çalıştığım şey,
  257. bazı gençlerimizin bunlara
  258. neden kapıldığını anlamaya
    mecbur olduğumuzdur.
  259. Ayrıca size şunları da
    göstermek istiyorum;
  260. bu resimler, filmdeki
    bazı adamların çocukluk resimleri.
  261. Ve beni en çok etkileyen şey,
    bunların çoğunun,
  262. bu hiç aklıma gelmezdi
  263. ama bunların çoğunun babaları
    ya başlarında yoktu ya da kötü babalardı.
  264. Ve bu genç adamların birçoğu
  265. bu aşırılık yanlısı grupların içinde
  266. ilgili ve merhametli
    baba figürleri buldular.
  267. Ayrıca ırkçı şiddetin
    acımasızlaştırdığı erkekler vardı
  268. ve bunlar bir kurban gibi
    hissetmeyi bırakıp
  269. kendisi şiddet uygulayan
    birine dönüşmüştü.
  270. Aslında bu duyguyu
    tanıyordum ve dehşete düştüm
  271. çünkü 17 yaşında Norveç'ten kaçarken
  272. ben de aynı kırgınlığı
    ve kahrı hissetmiştim,
  273. aynı ihanete uğramışlık
  274. ve hiç kimseye ait olmama duygusunu.
  275. Aynı kaybolmuşluk ve kültürler
    arasında ezilme duygusunu.
  276. Şunu söyleyeyim ki,
    ben yok etmeyi seçmedim

  277. elime bir silah değil
    bir kamera aldım.
  278. Bunu yapma nedenim ise
    sahip olduğum süper güç.
  279. Cevabın şiddet değil
    anlamak olduğunu görebiliyordum.
  280. İnsanoğlunu; bizler ve onlar,
  281. kötüler ve kurbanlar biçiminde
    sabit bir karikatür olarak değil
  282. bütün erdemleri ve zaaflarıyla görmek.
  283. Ve nihayet şu gerçekle de yüzleştim;
  284. benim iki kültürümün bir çarpışma
    rotasına girmesi şart değildi,
  285. kendi sesimi duyuracağım
    bir düzlem olmalıydı.
  286. Artık taraf seçmek zorunda değildim
  287. ama bunu anlamak yıllarımı aldı,
    çok uzun yıllar.
  288. Bugün pek çok gencimiz
  289. aynı sorunlarla boğuşuyor
  290. ve bunu yaparken yalnızlar.
  291. Bu onların kapanmayan bir yaraları
  292. ve dünyadaki radikal dini gruplar
  293. bu açık yaralardan besleniyor.
  294. Bir Afrika atasözü şöyle der:
  295. "Köy gençlere soğuk davranırsa,

  296. gençler ısınmak için köyü yakar.
  297. Müslüman ana babalar
  298. ve Müslüman topluluklardan
  299. şunu rica ediyorum;
  300. çocuklarınızı sizin beklentilerinize
    uymaya zorlamadan
  301. sever ve önemser misiniz?
  302. Onları şerefinize tercih eder misiniz?
  303. Aile şerefinizi daha önde tuttuğunuzda
  304. onların neden çok öfkelendiğini
    ve yabancılaştığını anlar mısınız?
  305. Çocuklarınızla arkadaş olmayı
    ve onların size güvenerek
  306. bunu başka yerlerde yapmak yerine
  307. yaşadıklarını sizinle paylaşmasını
  308. ister misiniz?
  309. Ve aşırılığa kayan genç insanlardan da

  310. öfken acılarından besleniyor,
    bunu kabul eder misin?
  311. Bu iyiliğe inanmayan, senin kanını
  312. kendi menfaatleri için kullanmak isteyen
  313. bu yaşlı adamlara hayır der misin?
  314. Yaşamak için bir yol bulabilir misin?
  315. En tatlı intikamın,
  316. mutlu ve özgür bir hayat
    yaşamak olduğunu görebilir misin?
  317. Başkasının değil,
    senin biçimlendirdiğin bir hayatı.
  318. Neden bir başka ölü Müslüman
    çocuk olmak istiyorsun?
  319. Ve geriye kalan hepimizden; gençlerimizi
    ne zaman dinlemeye başlayacağız?
  320. Onları nasıl destekleyebilir
  321. ve acıyı nasıl daha yapıcı bir yola
    yönlendirebiliriz?
  322. Onları sevmediğimizi sanıyorlar.
  323. Başlarına gelenleri
    umursamadığımız sanıyorlar.
  324. Onları kabullenmediğimizi düşünüyorlar.
  325. Bu duygularını değiştirecek
    bir yol bulabilir miyiz?
  326. Onlar şiddetin kurbanı veya
    uygulayıcısı olmadan önce
  327. onları görmemiz ve fark etmemiz
    için ne yapmamız gerekir?
  328. Onları önemsemeyi başarabilir
    ve onları bize ait sayabilir miyiz?
  329. Ve şiddet kurbanları bize benzediğinde
    öfkeye kapılmamayı başarabilir miyiz?
  330. Nefreti reddetmeyi ve aramızdaki
    bölünmeyi aşacak bir yol bulabilir miyiz?
  331. Onlar bizden vazgeçmiş olsa bile
    biz birbirimizden ve çocuklarımızdan
  332. vazgeçmeyi göze alamayız.
  333. Bu hepimizi ilgilendiriyor.

  334. İntikam ve şiddet uzun dönemde
    aşırılık sorununda işe yaramaz.
  335. Teröristler evlerimize korku salarak
  336. kapılarımızı ve kalplerimizi
    kapatmamızı istiyor.
  337. Toplumda daha fazla
    kanayan yara oluşmasını
  338. ve böylece bunlardan beslenerek
    hastalıklarını yaymak istiyorlar.
  339. Onlar gibi olmamızı istiyorlar:
  340. Hoşgörüsüz, nefret dolu ve acımasız.
  341. Paris saldırılarının ertesi günü,

  342. bir arkadaşım
    kızının fotoğrafını gönderdi.
  343. Bir beyaz bir kız ve bir Arap kız.
  344. En iyi arkadaşlar.
  345. Bu fotoğraf aşırı uçların kriptoniti.
  346. Bu iki küçük kız, süper güçleri ile
  347. oluşturmamız gereken,
  348. çocuklarımızı reddeden değil
  349. onları içine alan ve destekleyen
    bir toplum yaratmaya
  350. giden yolu gösteriyor.
  351. Dinlediğiniz için teşekkürler.

  352. (Alkışlar)