Return to Video

Neden dil, insanlığın en büyük buluşu

  • 0:02 - 0:03
    Kaşıklar.
  • 0:05 - 0:06
    Karton kutular.
  • 0:07 - 0:10
    Elektrikli çocuk trenleri.
  • 0:11 - 0:12
    Tatil süsleri.
  • 0:12 - 0:14
    Oyuncak evler.
  • 0:14 - 0:16
    Battaniyeler.
  • 0:16 - 0:17
    Sepetler.
  • 0:17 - 0:18
    Halılar.
  • 0:18 - 0:20
    Katlanır masalar.
  • 0:20 - 0:21
    Akıllı telefonlar.
  • 0:21 - 0:22
    Piyanolar.
  • 0:23 - 0:25
    Elbiseler.
  • 0:25 - 0:26
    Fotoğraflar.
  • 0:26 - 0:30
    Tüm bu şeylerin, son üç ayda
    çekmiş olduğum fotoğraflar olmaları
  • 0:30 - 0:33
    ve teliflerinin bana ait
    olmaları dışındaki
  • 0:33 - 0:34
    ortak noktaları ne?
  • 0:34 - 0:35
    (Gülüşmeler)
  • 0:35 - 0:37
    Bunların hepsi
  • 0:37 - 0:41
    dilin faydalarıyla üretilmiş icatlar.
  • 0:41 - 0:43
    Dil olmasaydı bunların
    hiçbiri var olmazdı.
  • 0:43 - 0:45
    Bu şeylerin herhangi birisinin
  • 0:45 - 0:48
    veya bunun gibi bir binanın
    inşasının dil kullanılamadan
  • 0:48 - 0:50
    veya dil kullanımı sayesinde
  • 0:50 - 0:55
    edinilen bilgilerden yararlanamadan
    üretildiğini hayal edin.
  • 0:55 - 0:59
    Esasen, dil tüm dünyadaki
  • 0:59 - 1:00
    en önemli şey.
  • 1:00 - 1:03
    Tüm bu medeniyet ona bağlı.
  • 1:03 - 1:08
    Dilin nasıl ortaya çıktığından
    diğer dillerden nasıl ayrıldığına
  • 1:08 - 1:11
    ve nasıl hayvanların
    iletişim sistemlerine göre fark gösterdiği
  • 1:11 - 1:14
    gibi konular üzerinde çalışarak
    yaşamlarını adayanlar dil bilimcilerdir.
  • 1:15 - 1:20
    Biçimsel dil bilim nispeten yeni bir alan.
  • 1:21 - 1:23
    Biçimsel dil bilim
    insan iletişim sistemlerinin
  • 1:24 - 1:26
    hayvan iletişim sistemlerinden
    tamamen ayrılması,
  • 1:26 - 1:29
    tüm dillerin farklı yollarla
    iletişime geçseler bile
  • 1:29 - 1:32
    eşit derece anlamlı olması gibi
  • 1:32 - 1:34
    birçok önemli şeyi açığa çıkardı.
  • 1:34 - 1:37
    Buna rağmen
  • 1:37 - 1:42
    birçok insan bir dil konuşarak
  • 1:42 - 1:46
    sanki bir dil bilimci kadar
    dilden anlıyormuş gibi
  • 1:46 - 1:48
    dil hakkında atıp tutmayı seviyor.
  • 1:48 - 1:51
    Eğer bir dilde konuşuyorsanız
    o dilin işleyişi hakkında
  • 1:51 - 1:53
    herkes kadar konuşma hakkına
    sahipsiniz demektir.
  • 1:53 - 1:55
    Bir cerrahla konuştuğunuzu
  • 1:55 - 1:56
    ve ''Dinle dostum
  • 1:56 - 1:58
    40 yıldır kalbim var.
  • 1:58 - 2:01
    Aort kapak değişimi hakkında
    bir iki şey bildiğimi düşünüyorum.
  • 2:01 - 2:04
    Bence benim fikrim seninki kadar
    geçerli.'' dediğinizi hayal edin.
  • 2:04 - 2:05
    Evet, tam olarak böyle olur.
  • 2:06 - 2:10
    Bu kişi, Neil deGrasse Tyson,
    ''Geliş'' filminde bir dil bilimci yerine
  • 2:10 - 2:12
    uzaylılarla iletişime geçmek adına
  • 2:12 - 2:16
    zaten bildikleri bir dildeki
    bir mesajı çözümleyebilen
  • 2:16 - 2:19
    bir kriptocu kullanmayı
    tercih edeceğini söylüyor
  • 2:19 - 2:22
    çünkü bilmediğimiz bir dilde
    konuşanlarla iletişime geçmede
  • 2:22 - 2:25
    bir dil bilimci
    bize nasıl yardımcı olabilir?
  • 2:25 - 2:28
    Tabii ''Geliş'' filmi de suçsuz sayılmaz.
  • 2:28 - 2:30
    Haydi dostum izle şu filmi.
  • 2:30 - 2:33
    Devasa gemilerle gezegenimize
    gelen uzaylılar var filmde,
  • 2:33 - 2:37
    bizimle iletişime geçmekten
    başka bir şey istemiyorlar
  • 2:37 - 2:39
    ve siz sadece bir dil bilimciye
    iş veriyorsunuz?
  • 2:39 - 2:40
    (Gülüşmeler)
  • 2:40 - 2:43
    ABD hükûmetinin bütçesi mi kısıtlı?
  • 2:43 - 2:45
    (Gülüşmeler)
  • 2:45 - 2:47
    Böyle birçok şeyin nedeni
  • 2:47 - 2:50
    dilin ne anlama geldiği hakkında
    dilin biçimsel incelemesi
  • 2:50 - 2:52
    ve dil bilim hakkında
    yanlış anlaşılmalara bağlı olabilir.
  • 2:54 - 2:58
    Bence bu gibi birçok yanlış
    anlaşılmanın temelini oluşturan şey
  • 2:58 - 3:03
    ''Forbes'' dergisindeki ''neden lise
    öğrencileri yabancı dil öğrenmemeli''
  • 3:03 - 3:06
    konulu güzel makaleyle özetlenebilir.
  • 3:06 - 3:08
    Buradan bazı alıntılar çıkaracağım.
  • 3:08 - 3:11
    Eğer bu fikirlerin bazılarının
  • 3:11 - 3:14
    temelini oluşturan şeyi anlayabilirseniz
    onları görmenizi istiyorum.
  • 3:15 - 3:19
    ''Amerikalılar, çevrilmiş dahi olsa
    nadiren klasik kitaplar okurlar.''
  • 3:19 - 3:22
    Bir başka deyişle, kendi dilinde bile
    klasik okumayacaklarsa
  • 3:22 - 3:25
    yabancı dil öğrenmenin ne gereği var?
  • 3:25 - 3:26
    Ne anlamı var ki?
  • 3:26 - 3:29
    ''Okulda yapabileceğiniz diğer
    şeylerle karşılaştırınca
  • 3:29 - 3:33
    okulda yabancı dil görmek zaman kaybı.''
  • 3:34 - 3:38
    ''Avrupa nispeten küçük bir alanda
    kümelenmiş birçok dil grubuna sahip.''
  • 3:38 - 3:41
    Yani Amerikalılar için
    yeni bir dil öğrenmenin anlamı ne?
  • 3:41 - 3:44
    Bu şekilde emeğinizin karşılığını
    fazlasıyla almayacaksınız.
  • 3:44 - 3:46
    Benim favorimse şu,
  • 3:46 - 3:47
    ''Birmingham'daki bir öğrenci
  • 3:47 - 3:50
    Meksika sınırına ulaşmak
    için yaklaşık 1.500 km yol gitmek zorunda.
  • 3:50 - 3:54
    O zaman bile işini görecek kadar
    İngilizce konuşan insanlar olur.''
  • 3:55 - 3:57
    Diğer bir deyişle
    eğer kollarınızı sallarsanız
  • 3:57 - 3:59
    ve gideceğiniz yere ulaşırsanız
  • 3:59 - 4:02
    o zaman yeni bir dil öğrenmenin
    bir anlamı yoktur zaten.
  • 4:02 - 4:07
    Bu birçok davranışın temelini
    kavramsal metafor oluşturuyor,
  • 4:07 - 4:09
    dil bir araçtır.
  • 4:09 - 4:12
    Bu metaforla ilgili kulağa
    çok mantıklı gelen bir şey var.
  • 4:12 - 4:13
    Dil bir tür araçtır,
  • 4:13 - 4:17
    yerel dili biliyorsanız yapmadıklarınızdan
    daha fazlasını yapabilirsiniz.
  • 4:17 - 4:20
    Ama dil yalnızca bir araçtır çıkarımı,
  • 4:20 - 4:22
    kesinlikle yanlış.
  • 4:22 - 4:25
    Sahiden dil bir araç olsaydı
    oldukça zayıf bir araç olurdu.
  • 4:25 - 4:29
    Onu çok daha iyi olan başka bir şey için
    çoktan terk etmiş olurduk.
  • 4:29 - 4:30
    Sadece bir cümle düşünün.
  • 4:30 - 4:34
    İşte hayatımda söylediğime emin olduğum
    bir cümle: ''Dün Kyn'i gördüm.''
  • 4:34 - 4:35
    Kyn diye bir arkadaşım var.
  • 4:35 - 4:38
    Ne zaman bu cümleyi söylesem
    ''Dün Kyn'i gördüm.''
  • 4:38 - 4:41
    gerçekten zihnimdeki her şeyin
    bu cümle yoluyla mı
  • 4:41 - 4:44
    sizin zihninizde yer aldığını
    düşünüyorsunuz?
  • 4:44 - 4:47
    Zor bela, çünkü devam
    eden birçok başka mevzu var.
  • 4:47 - 4:48
    Mesela ''dün'' dediğimde
  • 4:48 - 4:52
    orada bulunduğum için havanın
    nasıl olduğunu düşünmüş olabilirim.
  • 4:52 - 4:53
    Eğer hatırlıyorsam
  • 4:53 - 4:56
    postalamayı unuttuğum bir şeyi
    muhtemelen hatırlayacağım ki öyle de oldu.
  • 4:56 - 5:00
    Bu planlanmış bir şakaydı
    ama gerçekten bir şey postalamayı unuttum.
  • 5:00 - 5:02
    Bu da bu işi Pazartesi yapmak
    zorunda olduğum demek oluyor
  • 5:02 - 5:05
    çünkü o zaman eve geri döneceğim.
  • 5:05 - 5:07
    Ve tabii pazartesini düşündüğümde
  • 5:07 - 5:09
    Bangles'dan ''Manic Monday'' şarkısı
    aklıma gelecek. İyi şarkı.
  • 5:09 - 5:13
    ''Testere'' kelimesini söylediğimde
    hep şu cümleyi düşünürüm:
  • 5:13 - 5:16
    ''Görüyorum! dedi kör adam
    çekicini ve testeresini alırken.''
  • 5:16 - 5:16
    Her zaman yaparım.
  • 5:16 - 5:19
    Ne zaman ''testere'' kelimesini duysam
    veya desem bunu düşünürüm
  • 5:19 - 5:23
    çünkü dedem her zaman bunu söylerdi
    bu yüzden bana dedemi düşündürüyor.
  • 5:23 - 5:26
    Ve bir sebeple ''Manic Monday''
    şarkısına geri döneriz.
  • 5:26 - 5:30
    Kyn ile ''Dün Kyn'i gördüm''
    gibi bir şey söylerken
  • 5:30 - 5:33
    onu gördüğümdeki vaziyetleri düşüneceğim.
  • 5:33 - 5:36
    Bunun o gün olacağı tuttu.
    İşte o benim kedimle birlikte.
  • 5:36 - 5:38
    Eğer Kyn'i düşünüyorsam
  • 5:38 - 5:39
    şu an Long Beach'e gittiğini düşüneceğim
  • 5:39 - 5:42
    ve dostum John ile annemin
    Long Beach Üniversitesi'nden
  • 5:42 - 5:44
    mezun olduklarını hatırlayacağım,
  • 5:44 - 5:46
    kuzenim Katie Long Beach
    Üniversitesi'ne gidiyor şu sıralar.
  • 5:46 - 5:48
    Yine ''Manic Monday'' şarkısı.
  • 5:48 - 5:52
    Ama bu sadece siz herhangi
    bir zamanda konuşurken
  • 5:52 - 5:54
    kafanızın içinde devam eden bir parça.
  • 5:54 - 5:57
    Ve hepimizin kafasının içinde süregelen
  • 5:57 - 6:00
    bütün bu karışıklığı tarif eden şey de bu.
  • 6:00 - 6:01
    Tek sahip olduğumuz bu.
  • 6:01 - 6:02
    (Gülüşmeler)
  • 6:02 - 6:05
    Sistemimizin çok zayıf
    olması şaşılacak bir şey mi?
  • 6:05 - 6:07
    Size bir karşılaştırma yapayım
  • 6:07 - 6:11
    kek yemenin nasıl bir şey olduğunu
    bilmek istediğinizi hayal edin
  • 6:11 - 6:13
    sadece kek yemek yerine
  • 6:13 - 6:16
    kekin içindekileri
  • 6:16 - 6:18
    bu içeriğin kek oluşturması için
  • 6:18 - 6:19
    nasıl bir araya gelebileceğini
  • 6:19 - 6:23
    gösteren tariflerle bir bir
    yutmak zorunda olsaydınız
  • 6:23 - 6:25
    tarifleri de yemek zorunda kalırdınız.
  • 6:25 - 6:26
    (Gülüşmeler)
  • 6:26 - 6:28
    Böyle kek yapmayı denemek zorunda olsaydık
  • 6:28 - 6:29
    hiç kek yemezdik.
  • 6:30 - 6:34
    Dil, zihnimizde olanları anlayabileceğimiz
  • 6:34 - 6:38
    sadece tek yöntem.
  • 6:38 - 6:40
    Dil bizim içsel kimliğimize odaklanmamız,
  • 6:40 - 6:42
    bizi insan yapan şey
  • 6:42 - 6:45
    diğer hayvanlardan bizi ayıran şey
  • 6:45 - 6:47
    Dil içimizde bir yerlerde
  • 6:47 - 6:51
    ve onu tarif etmek için tüm
    yapmamız gereken kendi dillerimiz.
  • 6:51 - 6:54
    Dil, kafamızın içinde neler
    olduğunu göstermemizin en iyi yolu.
  • 6:54 - 6:56
    Şöyle bir soru sormak
    istediğimi hayal edin:
  • 6:56 - 6:58
    ''İnsan düşüncelerinin
    ve duygularının doğası ne?'
  • 6:58 - 7:00
    Yapmak istediğiniz
  • 7:00 - 7:03
    mümkün olduğunca
  • 7:03 - 7:04
    farklı dili incelemek olurdu.
  • 7:04 - 7:06
    Tek bir dil yeterli olmazdı.
  • 7:06 - 7:08
    Örnek vermek gerekirse
  • 7:08 - 7:11
    işte benim çektiğim
    küçük Roman'ın bir fotoğrafı
  • 7:11 - 7:14
    12 megapiksel
    bir fotoğraf makinesiyle çektim.
  • 7:14 - 7:17
    Bu da aynı fotoğrafın çok daha
    düşük piksellerle çekilmiş hâli.
  • 7:17 - 7:21
    Belli ki iki fotoğraftaki de
    gerçek bir kedi değil.
  • 7:21 - 7:25
    Ama biri, kedinin nasıl bir şey olduğu
    hakkında çok daha iyi bir fikir veriyor.
  • 7:27 - 7:29
    Dil sadece bir araç değildir.
  • 7:29 - 7:30
    Dil bizim mirasımız
  • 7:30 - 7:32
    ve insan olmanın ne demek
    olduğunu aktarmamızın yolu.
  • 7:32 - 7:37
    Tabii miras derken her yerdeki
    insanları kastediyorum.
  • 7:37 - 7:42
    Bir dili bile kaybetmek, bu fotoğrafı
    çok daha az anlaşılır yapar.
  • 7:42 - 7:46
    Yani son on yıldır
  • 7:46 - 7:49
    hem meslek olarak hem de hobi olarak
  • 7:49 - 7:51
    diller üretiyorum.
  • 7:51 - 7:55
    Bu dillere İngilizcede ''yapma diller''in
    kısaltılmışı olan ''conlangs'' deniyor.
  • 7:55 - 7:57
    Gezegenimizdeki dilleri kaybediyoruz
  • 7:57 - 7:59
    ve yepyeni diller üretiyoruz
  • 7:59 - 8:01
    gibi unsurları peş peşe anlatmakla
  • 8:01 - 8:04
    bu iki unsur arasında yüzeysel olmayan
    bağlantılar olduğunu düşünebilirsiniz.
  • 8:04 - 8:08
    Esasen, birçok insan böyle düşünüyor.
  • 8:08 - 8:10
    James Cameron'ın ''Avatar'' filminde
  • 8:10 - 8:13
    bir yapma dil olmasına
    çok kızan bir adam var.
  • 8:13 - 8:14
    Şöyle diyor;
  • 8:14 - 8:17
    ''James Cameron'ın Avatar filmini
  • 8:17 - 8:19
    vizyona koyması üç yıl aldı
    ve bir dil öldü.''
  • 8:19 - 8:21
    Muhtemelen daha da fazla zaman aldı.
  • 8:21 - 8:24
    ''Tüh, Na'vi önceden doldurduğu
    deliği dolduramayacak ...''
  • 8:24 - 8:27
    Eğer hakkında hiç düşünmezseniz
  • 8:27 - 8:29
    bu tamamen derin
    ve dokunaklı bir açıklama.
  • 8:29 - 8:31
    (Gülüşmeler)
  • 8:31 - 8:33
    Ama ben California'dayken
  • 8:33 - 8:34
    iki bölüm bitirdim.
  • 8:34 - 8:37
    Biri dil bilim bölümüydü
    diğeri ise İngilizce.
  • 8:37 - 8:39
    İngilizce bölümü ve İngilizceyi araştırmak
  • 8:39 - 8:42
    bildiğimiz gibi İngilizceyi
    araştırmak değil,
  • 8:42 - 8:43
    edebiyatı araştırmak.
  • 8:44 - 8:46
    Edebiyat harika bir şey
  • 8:46 - 8:49
    çünkü esasen edebiyat
    geniş tanımıyla sanat gibi,
  • 8:50 - 8:51
    sanat dalının çatısı altında.
  • 8:51 - 8:53
    Ve edebiyatla yaptığımız şey şu;
  • 8:53 - 8:58
    yazarlar tamamen yeni varlıklar
    ve tarihler yaratırlar.
  • 8:58 - 9:01
    Ve yazarların ne gibi derinliği
    duyguyu ve özgün ruhu
  • 9:01 - 9:06
    bu kurgusal varlıklara
    yatırabileceğini görmek
  • 9:06 - 9:09
    bizim için ilginçtir.
  • 9:09 - 9:11
    Şuna göz atmanızı istiyorum.
  • 9:11 - 9:16
    Kurgusal karakterler hakkında
    yazılmış bir kitaplar serisi var.
  • 9:16 - 9:20
    Tüm kitap sadece bir kurgusal
    ve sahte insandan oluşuyor.
  • 9:20 - 9:24
    Sinclair Lewis'in ''Babbitt'' kitabındaki
    George F. Babbitt hakkında bir kitap var.
  • 9:24 - 9:27
    Sizi temin ederim bu kitap,
    kısa bir kitap olan Babbitt'ten daha uzun.
  • 9:27 - 9:29
    Bunu hatırlayan kimse var mı?
  • 9:29 - 9:31
    Oldukça iyi, ''Main Street''
    kitabından daha iyi.
  • 9:31 - 9:33
    Bu benim provokatif yorumum.
  • 9:34 - 9:38
    Edebiyatın ilginç olduğu
    gerçeğini hiç sorgulamamıştık.
  • 9:38 - 9:40
    Buna rağmen
  • 9:40 - 9:44
    dil bilimciler bile üretilen dillerin
    tıpkı bir sanatsal girişim gibi
  • 9:44 - 9:48
    bize insan ruhunun derinliği hakkında
    ne söyleyebildikleri ile ilgili değiller.
  • 9:49 - 9:51
    Size küçük güzel bir örnek vereceğim.
  • 9:51 - 9:54
    Yakın zaman önce
    California mezunlar dergisinde
  • 9:54 - 9:57
    benim hakkımda yazılmış bir makale vardı.
  • 9:57 - 9:59
    Bu makaleyi yazdıklarında
  • 9:59 - 10:01
    karşı taraftan biriyle anlaşmak istediler,
  • 10:01 - 10:04
    geriye baktığımda
    bu yapılması garip bir şey gibi.
  • 10:04 - 10:05
    Sadece bir kişiden bahsediyorsunuz
  • 10:05 - 10:08
    ve bu kişinin karşı tarafından biriyle
    anlaşmak istiyorsunuz.
  • 10:08 - 10:10
    (Gülüşmeler)
  • 10:10 - 10:12
    Esasen bu yalnızca
    şişirme bir haber, her neyse.
  • 10:12 - 10:17
    Böylece, zamanımızın en parlak
    dil bilimcilerinden biriyle anlaştılar.
  • 10:17 - 10:21
    Burada Berkeley'de dil bilimci olan
    George Lakoff'u ikna ettiler.
  • 10:21 - 10:25
    Lakoff'un çalışmaları, dil bilimi
    ve bilişsel bilimi kökünden değiştirdi.
  • 10:25 - 10:29
    İşim, dil yaratma çalışmalarım
    hakkında bir soru sorulduğunda dedi ki
  • 10:29 - 10:32
    ''Ama dil incelemeleri için
    yapılacak çok şey var.
  • 10:32 - 10:35
    Zamanı gerçek olan bir şey
    için harcasan iyi olur.''
  • 10:35 - 10:36
    Evet.
  • 10:36 - 10:39
    ''Gerçek bir şey.''
    Bu, size bir şey hatırlatıyor mu?
  • 10:39 - 10:43
    Onun şahsen icat ettiği
    her yapıyı kullanmak.
  • 10:43 - 10:45
    Şu kavramsal metafordan
    tekrar bahsedeyim:
  • 10:45 - 10:47
    Dil bir araçtır
  • 10:47 - 10:50
    ve o, bu kavramsal metafora
    kendini kaptırmış gibi görünüyor;
  • 10:50 - 10:54
    yani dil, iletişim için
    kullanılabildiğinde faydalıdır.
  • 10:54 - 10:58
    Dil, iletişim için
    kullanılamadığında işe yaramaz.
  • 10:58 - 11:00
    Bu sizi düşündürebilir,
    ölü dillerle ne yapacağız?
  • 11:00 - 11:02
    Olsun.
  • 11:02 - 11:03
    Bu fikir yüzünden
  • 11:03 - 11:07
    Duolingo uygulamasında HBO'nun'
    ''Taht Oyunları'' dizisi için yarattığım
  • 11:07 - 11:10
    Yüksek Valyria dili dersi almak
  • 11:10 - 11:13
    absürtlüğün zirvesi gibi görünebilir.
  • 11:13 - 11:17
    740 bin kişinin tam olarak
    ne öğrendiğini merak edebilirsiniz.
  • 11:17 - 11:20
    (Gülüşmeler)
  • 11:20 - 11:22
    Bir göz atalım.
  • 11:22 - 11:23
    Ne öğreniyorlar?
  • 11:23 - 11:26
    Muhtemelen ne öğreniyor olabilirler?
  • 11:26 - 11:29
    Unutmamak gerekir ki
    bunun için olan diğer dil --
  • 11:29 - 11:31
    İngilizce konuşan insanlar için --
  • 11:31 - 11:33
    ana dili İngilizce olanlar
    çok az öğreniyor.
  • 11:33 - 11:38
    İşte yaşamları boyunca iletişim için
    muhtemelen hiç kullanmayacakları cümle:
  • 11:38 - 11:39
    "Vala ābre urnes."
  • 11:39 - 11:41
    ''Adam kadını görür.''
  • 11:41 - 11:43
    Ortadaki küçük satır, bir yorum.
  • 11:43 - 11:45
    Yani harfiyen çeviri, dediği bu.
  • 11:45 - 11:48
    Aslında bazı etkileyici
    şeyler de öğreniyorlar,
  • 11:48 - 11:50
    özellikle ana dilleri İngilizceyse.
  • 11:50 - 11:53
    Bir fiilin cümlenin en sonunda
    yer alabileceğini öğreniyorlar.
  • 11:53 - 11:56
    İki görüşünüz varken
    İngilizcede bunu gerçekten yapmayın.
  • 11:56 - 11:58
    Bazen bir dilde
  • 11:58 - 12:01
    ''the'' kelimesinin karşılığının
    olmadığını noksan olduğunu öğreniyorlar.
  • 12:02 - 12:03
    Bu, dilin yapabileceği bir şey.
  • 12:03 - 12:07
    Uzun sesli bir harfin, sürece
    daha uzun olabileceğini öğreniyorlar,
  • 12:07 - 12:09
    uzun sesli harflerimizin
  • 12:09 - 12:12
    nitelik yönünden farklı olmasının aksine
    aslında aynı uzunluktalar.
  • 12:12 - 12:16
    Böyle kısa çekim ekleri
    olduğunu öğreniyorlar.
  • 12:16 - 12:17
    Hım? Hımm?
  • 12:17 - 12:20
    ''İsim hâlleri'' denen, isimlerin
    sonunda bulunan çekim ekleri vardır.
  • 12:20 - 12:21
    (Gülüşmeler)
  • 12:21 - 12:25
    Bu çekim ekleri cümlede size
    kimin kime ne yaptığını anlatırlar.
  • 12:25 - 12:28
    Kelimelerin sırasını aynı bırakıp
  • 12:28 - 12:29
    cümlenin sonunu değiştirseniz bile
  • 12:29 - 12:32
    cümlede anlamca kimin
    kime ne yaptığı değişir.
  • 12:32 - 12:38
    Dillerin aynı şeyleri farklı biçimlerde
    yaptıklarını öğreniyorlar.
  • 12:39 - 12:41
    Dil öğrenmek eğlenceli olabilir.
  • 12:42 - 12:46
    Dile saygı duymayı öğreniyorlar:
    Dilin ''D''si büyük harfle.
  • 12:46 - 12:50
    Amerikalıların yüzde 88'inin evde sadece
    İngilizce konuştukları göz önüne alınırsa
  • 12:50 - 12:53
    bu durumun çok da kötü bir şey
    olduğunu düşünmüyorum.
  • 12:53 - 12:56
    Gezegenimizde dillerin neden
    öldüğünü biliyor musunuz?
  • 12:57 - 13:02
    Hükûmetin küçük bir gruba bir dili
    empoze etmesinden dolayı değil,
  • 13:02 - 13:05
    dili konuşanların tamamının
    yok edilmesinden de değil.
  • 13:05 - 13:07
    Geçmişte olanlar şimdi de oluyor
  • 13:07 - 13:10
    ama asıl sebep bu değil.
  • 13:10 - 13:12
    Asıl sebep şu ki
  • 13:12 - 13:17
    bir çocuk, yaygın kullanılan dili
    kullanmayan bir ailede doğuyor
  • 13:17 - 13:19
    ve bu yüzden çocuk,
    o yaygın dili öğrenmiyor.
  • 13:19 - 13:20
    Neden?
  • 13:20 - 13:24
    Çünkü o dil, onların toplumlarında
    bir değer teşkil etmiyor.
  • 13:24 - 13:26
    Çünkü o dil, onlar için faydalı değil.
  • 13:26 - 13:31
    Çünkü eğer o dili konuşurlarsa
    çocuk gidip de iş bulamayacak.
  • 13:31 - 13:35
    Çünkü dil sadece bir araçsa
  • 13:35 - 13:40
    o zaman onlar için ana dillerini öğrenmek
    Valyria dilini öğrenmek kadar faydalı,
  • 13:40 - 13:41
    o yüzden ne gereği var?
  • 13:43 - 13:45
    Şimdi,
  • 13:47 - 13:51
    dil incelemesi belki de daha fazla
    dilsel akıcılığa yol açmayacak.
  • 13:51 - 13:53
    Ama belkide bu çok önemli değil.
  • 13:54 - 13:57
    Belki daha fazla insan
    daha fazla dil öğrense
  • 13:57 - 14:02
    bu durum daha fazla dilsel hoşgörü
    ve daha az dil yayılımcılığı sağlayacak.
  • 14:02 - 14:07
    İnsanoğlunun tarihteki
    en büyük buluşu olan dile
  • 14:07 - 14:10
    olduğu hâliyle saygı duyarsak
  • 14:10 - 14:15
    gelecekte, nesli tükenmekte olan dilleri
    müze eserleri olarak değil,
  • 14:15 - 14:17
    yaşayan diller olarak anabiliriz.
  • 14:17 - 14:19
    Kirimvose. Teşekkür ederim.
  • 14:19 - 14:20
    (Alkış)
Title:
Neden dil, insanlığın en büyük buluşu
Speaker:
David Peterson
Description:

Medeniyet dilin varlığına bağlıdır, diyor dil oluşturucusu David Peterson. Tutkulu ve eğlendirici olan konuşmada, yeni dilleri çalışmanın, korumanın ve icat etmenin ortak insanlığımızı anlamamıza nasıl yardımcı olduğunu gösteriyor ve ''Taht Oyunları'' dizisi için yarattığı iki dilden biri olan (diğeri Dothraki dili) Yüksek Valyrian dili hakkında kısa bir ders veriyor. ''Dil sadece bir araç değildir,'' diyor. ''Dil bizim mirasımız, insan olmanın ne demek olduğunu aktarmamızın yolu.''

more » « less
Video Language:
English
Team:
TED
Project:
TEDTalks
Duration:
14:33

Turkish subtitles

Revisions