Return to Video

Kitlesel hapsin ardındaki hikayeler

  • 0:01 - 0:03
    Hiç tutuklanmadım.
  • 0:03 - 0:05
    Hapishanede bir gece geçirmedim.
  • 0:05 - 0:09
    Sevdiğim biri hiç
    devriye arabasının arkasına atılmadı
  • 0:09 - 0:10
    ya da parmaklıkların arkasına.
  • 0:10 - 0:15
    Korkunç, karışık bir sistemin
    insafına bırakılmadım.
  • 0:15 - 0:18
    En iyi ihtimalle onlara kayıtsız kalacak,
    en kötü onları canavar
  • 0:18 - 0:20
    gibi görecek bir sistem.
  • 0:20 - 0:24
    ABD diğer ülkelere kıyasla
    daha fazla insan
  • 0:24 - 0:25
    hapsediyor.
  • 0:26 - 0:29
    Louisiana bu konuda ilk sırada.
  • 0:29 - 0:32
    Çoğunuz muhtemelen benim gibi
  • 0:32 - 0:33
    şanslı.
  • 0:33 - 0:38
    Suç ve cezaya en fazla televizyonda
    izlediklerimizle yaklaşıyoruz.
  • 0:38 - 0:39
    "Unprisoned"ı yaratırken
  • 0:39 - 0:42
    eskiden bizim gibi olan
    bir kadınla tanıştım.
  • 0:42 - 0:43
    Sheila Phipps.
  • 0:44 - 0:46
    (Kayıt) Sheila Phipps:
    Oğlum hapse girmeden önce
  • 0:46 - 0:48
    televizyonda insanlar görürdüm,
  • 0:48 - 0:52
    tartışıp,"Bu insan bunu yapmadı,
    bu kişi masum" diyen.
  • 0:52 - 0:55
    Onları ya küçümsüyoruz
    ya da ciddiye almıyoruz,
  • 0:55 - 0:57
    "Neyse ne" diyoruz.
  • 0:57 - 0:58
    Yanlış anlamayın,
  • 0:58 - 1:00
    hapiste olmayı hak eden çok insan var.
  • 1:00 - 1:02
    Dışarıda çok suçlu var.
  • 1:02 - 1:05
    Ama hapiste masum pek çok insan var.
  • 1:06 - 1:10
    EA: Sheila'nın oğlu McKinley
    o masum insanlardan biri.
  • 1:10 - 1:15
    30 yıllık adam öldürme cezasının
    17 yılını tamamladı.
  • 1:15 - 1:16
    Önceden sabıkası yoktu.
  • 1:16 - 1:19
    Davada adli delil yoktu.
  • 1:19 - 1:23
    Sadece görgü tanığının ifadesine
    dayanılarak suçlu bulundu.
  • 1:23 - 1:25
    Yıllarca yapılan araştırmalara göre,
  • 1:25 - 1:28
    görgü tanıklarının ifadeleri
  • 1:28 - 1:30
    sanıldığı kadar güvenilir değil.
  • 1:31 - 1:34
    Bilim adamları hafızanın
    kusursuz olmadığını söylüyor.
  • 1:34 - 1:37
    Hafıza bir videoyu geriye sarmak
    gibi değildir,
  • 1:37 - 1:39
    daha çok yapboz parçalarını
    birleştirmeye benzer.
  • 1:40 - 1:45
    Masum insanları serbest bırakmak için
    DNA testinin kullanıldığı 1989'dan beri
  • 1:46 - 1:51
    bozulmuş mahkumiyetlerin %70'inden
    fazlası, görgü tanığı ifadesine dayalıydı.
  • 1:52 - 1:53
    Geçen yıl,
  • 1:53 - 1:57
    McKinley'nin davasından sorumlu
    Bölge Savcısı,
  • 1:57 - 2:01
    bu davayla alakası olmayan şikayetlerle
    yolsuzluktan hüküm giydi.
  • 2:01 - 2:05
    Bu 30 yıllık savcı istifa ettiğinde,
  • 2:05 - 2:08
    McKinley'in davasındaki görgü tanıkları
    ortaya çıktı
  • 2:08 - 2:12
    ve ifade vermeleri için savcılar
    tarafından baskı gördüklerini,
  • 2:12 - 2:15
    bu baskının hapse atılma tehdidini de
    içerdiğini söylediler.
  • 2:15 - 2:18
    Buna rağmen McKinley hala hapiste.
  • 2:19 - 2:21
    (Kayıt) SP: Bu olay olmadan önce,
  • 2:21 - 2:22
    bu olanları
    hiç düşünmezdim.
  • 2:22 - 2:26
    Ancak oğlumun başına gelmeden
  • 2:26 - 2:29
    böyle şeylerin yaşandığına inanmak
  • 2:29 - 2:31
    benim için zordu sanırım.
  • 2:32 - 2:33
    Bu olay gerçekten gözlerimi açtı.
  • 2:34 - 2:36
    Gerçekten ama gerçekten gözlerimi açtı.
  • 2:36 - 2:38
    Yalan söylemiyorum.
  • 2:39 - 2:42
    EA: Hapiste olan masum insan sayısının
  • 2:42 - 2:45
    yüzde 1 ila 4 arasında olduğu
    tahmin ediliyor.
  • 2:45 - 2:47
    Çokmuş gibi gözükmeyebilir
  • 2:47 - 2:51
    ama bu yaklaşık 87.000 insan demek:
  • 2:51 - 2:54
    çoğu zaman on yıllar boyu
  • 2:54 - 2:56
    işlemedikleri suçlar için
    hapsedilmiş
  • 2:56 - 2:58
    anne, baba ve oğullar.
  • 2:58 - 3:01
    Ki bunlara, bir hiç uğruna mahkum edilen
    ve suçsuz olduğu varsayılan
  • 3:01 - 3:03
    ama fakir olduğu için kefaretle çıkamayan,
  • 3:03 - 3:05
    bu nedenle parmaklıklar ardında
  • 3:05 - 3:08
    haftalar ayları kovalarken
  • 3:08 - 3:12
    mahkemeye çıkmayı ya da
    daha büyük olasılıkla
  • 3:12 - 3:14
    dışarı çıkabilmek için
    savunma yapmayı bekleyen
  • 3:14 - 3:16
    yaklaşık yarım milyon insan
  • 3:16 - 3:18
    dahil değil.
  • 3:19 - 3:22
    Bütün bu insanların dışarıda
    bir ailesi var.
  • 3:23 - 3:26
    (Kayıt) Kortney Williams: Erkek kardeşim
    lise mezuniyetini kaçırdı,
  • 3:26 - 3:28
    çünkü bir gece öncesinde
  • 3:28 - 3:29
    hapse girdi.
  • 3:29 - 3:32
    Kardeşim doğum günü yemeğimi kaçırdı,
  • 3:32 - 3:35
    çünkü aslında tam da o gün
    hapse girdi.
  • 3:35 - 3:38
    Kardeşim kendi doğum günü
    yemeğini kaçırdı,
  • 3:38 - 3:41
    çünkü yanlış zamanda yanlış yerdeydi.
  • 3:41 - 3:44
    (Kayıt) EA: Hapse atıldığı
    tüm bu zamanlarda
  • 3:44 - 3:46
    şikayetçi olundu mu
    yoksa sadece hapse mi atıldı?
  • 3:46 - 3:48
    KW: Şikayet ediliyor
  • 3:48 - 3:51
    ve kefalet ödeniyor,
  • 3:51 - 3:53
    sonra suçlamalar kanıt olmadığı için
  • 3:53 - 3:54
    düşürülüyor...
  • 3:55 - 3:58
    EA: Kortney Williams ile
    "Unprisoned" hakkında konuştuğum
  • 3:58 - 4:00
    sınıfta tanıştım.
  • 4:00 - 4:03
    O da bir bölüm için teyzesi
    Troylynn Roberston ile
  • 4:03 - 4:04
    bir röportaj yaptı.
  • 4:05 - 4:08
    (Kayıt) KW: Çocuklarınla yaşadığın
  • 4:08 - 4:09
    onca şeyden sonra,
  • 4:09 - 4:11
    çocuğum olsaydı
  • 4:11 - 4:13
    bana ne tavsiye ederdin?
  • 4:14 - 4:17
    (Kayıt) Troylynn Roberston: Sana derdim ki
    onlara sahip olunca
  • 4:17 - 4:20
    aklına gelecek ilk şey sevgi
  • 4:20 - 4:22
    ve koruma olacak,
  • 4:22 - 4:24
    ama sana derdim ki,
  • 4:24 - 4:27
    onları yetiştirirken
    ne kadar korursan koru
  • 4:27 - 4:30
    onlara adalet sistemini de öğret --
  • 4:31 - 4:34
    hani çocuklarımıza öcülerden bahsederiz ya
  • 4:34 - 4:37
    dikkat etmeleri gereken kötü adamlardan
  • 4:37 - 4:41
    ama onlara adalet sistemine
    dikkat etmeleri gerektiğini öğretmiyoruz.
  • 4:42 - 4:45
    EA: Adalet sistemimizin orantısız şekilde
  • 4:45 - 4:48
    beyaz olmayanları hedef alması nedeniyle
  • 4:48 - 4:51
    Kortney gibi genç insanların bu konuyu
    bilmeleri doğal.
  • 4:51 - 4:55
    Liselere "Unprisoned" hakkında konuşmak
    için gitmeye başladığımda
  • 4:55 - 4:59
    konuştuğum genç insanların
    neredeyse 3'te 1'inin
  • 4:59 - 5:01
    bir tanıdığının
    hapiste olduğunu gördüm.
  • 5:02 - 5:05
    (Kayıt) Genç kız: Bulması en zor şeyler;
    nerede olduğu
  • 5:05 - 5:06
    veya duruşma tarihi.
  • 5:07 - 5:09
    Genç kız: Evet, ilk doğum günümde
    hapse girdi.
  • 5:10 - 5:12
    Genç kız: Babam gardiyan olarak çalışıyor.
  • 5:12 - 5:14
    Amcamı hapiste görmüş.
  • 5:15 - 5:16
    Amcam ömür boyu orada.
  • 5:16 - 5:19
    EA: Casey Vakfından Annie E.'ye göre
  • 5:19 - 5:25
    babası hapiste olan gençlerin sayısı
    1980 ve 2000 yılları arasında
  • 5:25 - 5:28
    yüzde 500 arttı.
  • 5:28 - 5:32
    Bugünkü çocukların 5 milyondan fazlası
    çocukluklarının bir bölümünde
  • 5:32 - 5:34
    ebeveynlerinin hapse girdiğini görecek.
  • 5:35 - 5:39
    Bu sayı orantısız olarak Afro-Amerikalı
    çocukları etkiliyor.
  • 5:40 - 5:43
    14 yaşında olduklarında
  • 5:43 - 5:47
    4 siyahi çocuktan biri babasının
    hapse girdiğini görecek.
  • 5:47 - 5:51
    Buna kıyasla beyaz çocuklarda
    bu oran 30 çocukta bir.
  • 5:51 - 5:56
    Mahkum ve çocuklarının gelecekteki
    başarısını belirleyen en önemli faktör
  • 5:56 - 6:01
    ebeveynin mahkumiyeti boyunca
    bağları koparmamaları,
  • 6:01 - 6:05
    ama bir mahkumun telefon görüşmesi
    sıradan telefon görüşmelerine kıyasla
  • 6:05 - 6:07
    20 ila 30 kat daha pahalı,
  • 6:07 - 6:10
    dolayısıyla pek çok aile
    mektupla iletişim kuruyor.
  • 6:11 - 6:13
    (Kayıt: Mektup zarftan çıkarılıyor)
  • 6:13 - 6:16
    Anissa Christmas: Sevgili ağabey,
  • 6:16 - 6:17
    Bu sene büyük 16 yaş partimi veriyorum.
  • 6:18 - 6:20
    Galiba artık bir bebek değilim.
  • 6:20 - 6:21
    Baloda kavalyem olacak mısın?
  • 6:21 - 6:22
    Seni çok özlüyorum.
  • 6:23 - 6:25
    Bana samimi olan tek adam
    sensin.
  • 6:25 - 6:28
    Keşke burada olsaydın da
    sana yüz yüze söyleyebilseydim.
  • 6:29 - 6:31
    Seni son gördüğümden beri
    pek çok şey oldu.
  • 6:33 - 6:35
    (Ağlamaklı olur) Güzel haberlerim var.
  • 6:35 - 6:37
    Bilim fuarında birinci oldum.
  • 6:37 - 6:38
    Tam bir ineğim.
  • 6:38 - 6:40
    Bölgesel yarışmaya gideceğiz
    inanabiliyor musun?
  • 6:40 - 6:42
    Lise çok hızlı geçiyor.
  • 6:43 - 6:44
    2 yıldan az bir zamanda
  • 6:44 - 6:47
    umarım beni sahnede izleyebileceksin.
  • 6:47 - 6:50
    Sana yazmayı düşündüm,
    çünkü oranın sıkıcı olduğunu biliyorum.
  • 6:50 - 6:52
    Yüzünü güldürmek istiyorum.
  • 6:54 - 6:56
    Anissa bu mektupları lise 2'deyken
  • 6:56 - 6:58
    ağabeyine yazdı.
  • 6:58 - 7:01
    Ağabeyinin ona yazdığı mektupları
    yatak odasındaki aynanın
  • 7:01 - 7:02
    kenarına sıkıştırmış,
  • 7:03 - 7:05
    tekrar tekrar okuyor.
  • 7:05 - 7:07
    Anissa'nın ağabeyinin hapiste olmasının
  • 7:07 - 7:10
    iyi bir nedeni olduğunu düşünmek
    isterdim.
  • 7:10 - 7:14
    Hepimiz adaletin çarklarının düzgün
    dönmesini isteriz,
  • 7:14 - 7:15
    ancak okulda öğrendiğimz ideallerin
  • 7:15 - 7:19
    ulusumuzun hapis, nezarethane ve
    mahkeme salonlarında
  • 7:19 - 7:22
    bambaşka olduğunu anlamaya başlıyoruz.
  • 7:23 - 7:27
    (Kayıt) Danny Engelberg: Mahkeme salonuna
    giriyorsunuz ve --
  • 7:27 - 7:30
    bunu bir süredir yapıyorum buna rağmen
    hala şaşırıyorum.
  • 7:30 - 7:33
    "Burada beyaz olmayan bir sürü
    insan var" diyorum,
  • 7:33 - 7:38
    buna rağmen şehrin yüzde 90'ının
    Afro-Amerikalı olmadığını biliyorum,
  • 7:38 - 7:41
    o zaman neden turuncu kıyafetin
    içindekilerin yüzde 90'ı
  • 7:41 - 7:42
    Afro-Amerikalı?
  • 7:42 - 7:46
    (Kayıt) EA: Kamu avukatı Danny Engelberg
    herhangi bir mahkemedeki
  • 7:46 - 7:48
    siyahi sayısının farkında olan
  • 7:48 - 7:49
    tek kişi değil.
  • 7:49 - 7:50
    Gözden kaçırması zor.
  • 7:51 - 7:53
    Mahkeme salonunda hakimi
    bekleyenler kim?
  • 7:53 - 7:54
    Görünüşleri nasıl?
  • 7:54 - 7:57
    (Kayıt) Adam: Çoğu benim gibi
    Afro- Amerikalı.
  • 7:57 - 7:59
    Adam: Çoğu, yüzde 85'i siyahi.
  • 7:59 - 8:02
    O kutuda hapsolan turuncu giysilerin
    içinde tek gördüğünüz bu.
  • 8:02 - 8:05
    Adam: Kim bekliyor? Çoğunlukla siyahi.
  • 8:05 - 8:07
    Tabi, birkaç beyaz insan da vardı.
  • 8:07 - 8:10
    Kadın: Bence orada duranların
  • 8:10 - 8:11
    yüzde 85'i Afro-Amerikalı.
  • 8:12 - 8:16
    EA: Amerika'da büyüyen genç bir siyahi
    insanın adaleti anlaması
  • 8:16 - 8:18
    nasıl mümkün olabilir?
  • 8:19 - 8:22
    Başka bir "Unprisoned" hikayesi
    "Hoods Up" isimli bir koreografi
  • 8:22 - 8:24
    hazırlayan ve belediye meclisi
    önünde sergileyen
  • 8:24 - 8:26
    bir dans grubu hakkında.
  • 8:27 - 8:30
    Dawonta White o zaman 7. sınıftaydı.
  • 8:31 - 8:35
    (Kayıt) Dawonta White: Hepimiz kapüşonlu
    siyah eşofman üstü giymiştik çünkü
  • 8:35 - 8:37
    Trayvon Martin öldürüldüğünde üstünde
    bu vardı.
  • 8:38 - 8:39
    Biz de bundan ilham aldık ve
  • 8:39 - 8:42
    Trayvon Martin gibi kapüşonlu
    eşofman üstü giyelim dedik.
  • 8:42 - 8:44
    (Kayıt) EA: Bu kimin fikriydi?
  • 8:44 - 8:46
    DW: Grubun, hepimiz böyle anlaştık.
  • 8:46 - 8:48
    Biraz gergindim ama
    sözümü tutmam gerekiyordu,
  • 8:48 - 8:53
    iyi bir şey yaptığımı düşünüyordum,
    ne yaptığımızı fark edeceklerdi.
  • 8:53 - 8:56
    (Kayıt) EA: Shraivell Brown "Hoods Up"taki
    başka bir koreograf
  • 8:56 - 8:57
    ve dansçıydı.
  • 8:57 - 9:00
    Dediğine göre polis onun gibi
    görünenleri eleştiriyor.
  • 9:00 - 9:03
    Başka siyahilerin yaptıklarına dayanılarak
    yargılanmış hissediyor.
  • 9:03 - 9:05
    Polisin sana nasıl bakmasını isterdin?
  • 9:05 - 9:07
    Hakkında ne düşünmesini isterdin?
  • 9:07 - 9:08
    SB: Bir tehdit olmadığımı.
  • 9:08 - 9:10
    EA: Seni neden tehdit
    olarak görsünler?
  • 9:10 - 9:12
    Kaç yaşındaydın, 14 değil mi?
  • 9:12 - 9:17
    SB: Evet, 14'üm ama ona göre pek çok
    siyahi erkek
  • 9:17 - 9:20
    haydut veya çete üyesiymiş,
  • 9:20 - 9:23
    ama benim hakkımda böyle düşünmesini
    istemiyorum.
  • 9:24 - 9:26
    EA: Benim gibi görünen insanların
  • 9:26 - 9:30
    yapabileceği en kolay ve rahat şey
    aldırmamak --
  • 9:30 - 9:34
    ceza hukuku sisteminin
    işlediğini varsaymak.
  • 9:34 - 9:38
    Ama bu varsayımları sorgulamak
    bizim sorumluluğumuzda değilse
  • 9:38 - 9:40
    kimin sorumluluğunda?
  • 9:41 - 9:45
    Bir sinagog kitlesel hapsedilmeyi
    öğreniyor
  • 9:45 - 9:47
    ve pek çok cemaat üyesi
  • 9:47 - 9:51
    kitlesel hapsedilmenin pek çok
    yaşamı kaosa sokması nedeniyle
  • 9:51 - 9:53
    daha çok suç ürettiği ve
    güvenliği azalttığı
  • 9:53 - 9:55
    sonucuna vardı.
  • 9:56 - 9:58
    Cemaat üyesi Teri Hunter
  • 9:58 - 10:01
    bir eylemin ilk adımının anlamak
    olması gerektiğini söylüyor.
  • 10:01 - 10:07
    Direkt ve gözlemlenebilir olmasa
    bile bu sorunla bağımızı
  • 10:07 - 10:10
    anlamamız gerektiğini söylüyor.
  • 10:11 - 10:13
    (Kayıt) Teri Hunter:
    Bütün kapıları kapatıp
  • 10:13 - 10:17
    "Bu sorun bizim değil." dememenin
    sorumluluğu
  • 10:17 - 10:18
    bizim omuzlarımızda.
  • 10:19 - 10:23
    Siz de biliyorsunuz ki biz
    Yahudiler olarak bunu tarihte yaşadık:
  • 10:23 - 10:24
    "Bizim sorunumuz değil."
  • 10:25 - 10:30
    Dolayısıyla toplumun bir kısmına
    sırtını döndüğünde
  • 10:30 - 10:31
    ne olacağını gördük.
  • 10:31 - 10:35
    Dolayısıyla Yahudiler
  • 10:35 - 10:38
    ve toplumun üyeleri olarak
    elimizden geldiğince
  • 10:38 - 10:41
    toplumu--
  • 10:41 - 10:44
    en azından cemaati eğitmek --
  • 10:44 - 10:46
    bizim sorumluluğumuzda.
  • 10:47 - 10:51
    EA: Zamir olarak "biz"i kullandım
  • 10:51 - 10:54
    çünkü bu bizim ceza hukuku sistemimiz
  • 10:54 - 10:55
    ve bizim çocuklarımız.
  • 10:56 - 10:58
    Bölge Savcılarını,
  • 10:58 - 11:02
    hakimleri, bu sistemi düzenleyen yasa
    koyucuları kendimiz için
  • 11:02 - 11:03
    biz seçiyoruz.
  • 11:04 - 11:05
    Toplum olarak,
  • 11:05 - 11:09
    masum insanların hapsolmasını
  • 11:09 - 11:12
    suçluların özgürlüğüne yeğliyoruz.
  • 11:12 - 11:16
    "Suç politikalarının yumuşak" olmasından
    korkan politikacılar seçiyoruz,
  • 11:16 - 11:19
    onları daha sert kanunlar getirmeleri için
    cesaretlendiriyoruz
  • 11:19 - 11:23
    ve insanların hapsolması için çok büyük
    bütçeler ayırıyoruz.
  • 11:23 - 11:25
    Bir suç işlendiğinde
  • 11:25 - 11:30
    hissettiğimiz intikam duygusu,
    öyle bir polis kültürü geliştirdi ki
  • 11:30 - 11:33
    zanlılar yeterli kaynak ve
    detaylı inceleme olmaksızın
  • 11:33 - 11:37
    ya da bu incelemeler
    detaylıca kontrol edilmeksizin
  • 11:37 - 11:40
    hızlıca bulunmaya çalışılıyor.
  • 11:41 - 11:44
    Savcıları denetlemiyoruz.
  • 11:45 - 11:48
    Ülke çapında son birkaç on yıllık
    süre içinde,
  • 11:48 - 11:52
    mala karşı suç ve şiddet suçları
    düştükçe
  • 11:52 - 11:57
    işe alınan ve yeni dosya açan savcı
    sayısı arttı.
  • 11:57 - 12:00
    Polisin tutukladığı insanlara karşı
    hukuki yola başvurmak
  • 12:00 - 12:02
    ve hangi suçların iddia edileceği
  • 12:02 - 12:05
    savcıların takdirinde,
  • 12:05 - 12:11
    bu da sanığın daha ne kadar
    hapiste kalacağını etkiliyor.
  • 12:12 - 12:16
    Savcıların üzerindeki bir
    denetim mekanizması, savunma.
  • 12:16 - 12:18
    Adalet heykelini düşünün:
  • 12:18 - 12:20
    gözleri kapalı terazi tutan kadın
  • 12:20 - 12:23
    yargı sistemimizdeki dengeyi simgelemesi
    gerekiyor.
  • 12:24 - 12:27
    Maalesef, terazi hileli.
  • 12:27 - 12:30
    Ülkemizdeki sanıkların çoğu
  • 12:30 - 12:33
    devlet tarafından atanan avukatlar
    tarafından temsil ediliyor.
  • 12:33 - 12:37
    Bu kamu avukatları bölge savcılarından
    yaklaşık yüzde 30 daha az
  • 12:37 - 12:39
    kaynak alıyor
  • 12:39 - 12:42
    ve çoğu zaman Amerikan Barosu'nun
    önerdiğinden çok daha fazla
  • 12:42 - 12:45
    dosya yükleri oluyor.
  • 12:45 - 12:47
    Sheila Phipps'in dediği gibi
  • 12:47 - 12:50
    hapsi hak eden insanlar var,
  • 12:50 - 12:54
    ama herkesin aldığı sonuç aynı olunca
  • 12:54 - 12:57
    suçlu ve masumu ayırt etmek zorlaşıyor.
  • 12:58 - 12:59
    Hepimiz adalet istiyoruz.
  • 13:00 - 13:03
    Ancak sürecin sanığın üzerine
    bu kadar yük bindirdiği bir düzende
  • 13:03 - 13:05
    adalete ulaşmak zor.
  • 13:06 - 13:10
    Ceza hukuku sistemimiz bizim
    için işliyor.
  • 13:11 - 13:13
    Olanları beğenmiyorsak,
  • 13:13 - 13:15
    değiştirmek bizim elimizde.
  • 13:16 - 13:17
    Çok teşekkür ederim.
  • 13:17 - 13:24
    (Alkışlar)
Title:
Kitlesel hapsin ardındaki hikayeler
Speaker:
Eve Abrams
Description:

Belgeselci Eve Abrams, ABD'nin dünyadaki diğer ülkelere kıyasla daha çok insan hapsettiğini söylüyor. Bunların yüzde 1 ile 4'ü arasındakiler ise muhtemelen masum. Bu da çoğu Afro- Amerikalı olmak üzere 87.000 ağabey, abla, anne ve babanın nedensizce ailelerinden koparılması, yaşam ve hayallerinin beklemeye alınması demek. Hapsedilen insan ve aileleriyle yaptığı görüşmelerdeki ses kayıtlarını kullanarak kitlesel hapisten etkilenenlerin dokunaklı hikayelerini paylaşan Abrams, bizleri kitlesel hapse karşı durmaya ve adaletin herkese hizmet etmesi için çabalamaya davet ediyor.

more » « less
Video Language:
English
Team:
TED
Project:
TEDTalks
Duration:
13:39

Turkish subtitles

Revisions