YouTube

Got a YouTube account?

New: enable viewer-created translations and captions on your YouTube channel!

Turkish subtitles

← Kitlesel hapsin ardındaki hikayeler

Get Embed Code
19 Languages

Showing Revision 15 created 07/30/2018 by Merve Kılıç.

  1. Hiç tutuklanmadım.

  2. Hapishanede bir gece geçirmedim.
  3. Sevdiğim biri hiç
    devriye arabasının arkasına atılmadı
  4. ya da parmaklıkların arkasına.
  5. Korkunç, karışık bir sistemin
    insafına bırakılmadım.
  6. En iyi ihtimalle onlara kayıtsız kalacak,
    en kötü onları canavar
  7. gibi görecek bir sistem.
  8. ABD diğer ülkelere kıyasla
    daha fazla insan
  9. hapsediyor.
  10. Louisiana bu konuda ilk sırada.
  11. Çoğunuz muhtemelen benim gibi
  12. şanslı.
  13. Suç ve cezaya en fazla televizyonda
    izlediklerimizle yaklaşıyoruz.
  14. "Unprisoned"ı yaratırken
  15. eskiden bizim gibi olan
    bir kadınla tanıştım.
  16. Sheila Phipps.
  17. (Kayıt) Sheila Phipps:
    Oğlum hapse girmeden önce

  18. televizyonda insanlar görürdüm,
  19. tartışıp,"Bu insan bunu yapmadı,
    bu kişi masum" diyen.
  20. Onları ya küçümsüyoruz
    ya da ciddiye almıyoruz,
  21. "Neyse ne" diyoruz.
  22. Yanlış anlamayın,
  23. hapiste olmayı hak eden çok insan var.
  24. Dışarıda çok suçlu var.
  25. Ama hapiste masum pek çok insan var.
  26. EA: Sheila'nın oğlu McKinley
    o masum insanlardan biri.

  27. 30 yıllık adam öldürme cezasının
    17 yılını tamamladı.
  28. Önceden sabıkası yoktu.
  29. Davada adli delil yoktu.
  30. Sadece görgü tanığının ifadesine
    dayanılarak suçlu bulundu.
  31. Yıllarca yapılan araştırmalara göre,
  32. görgü tanıklarının ifadeleri
  33. sanıldığı kadar güvenilir değil.
  34. Bilim adamları hafızanın
    kusursuz olmadığını söylüyor.
  35. Hafıza bir videoyu geriye sarmak
    gibi değildir,
  36. daha çok yapboz parçalarını
    birleştirmeye benzer.
  37. Masum insanları serbest bırakmak için
    DNA testinin kullanıldığı 1989'dan beri
  38. bozulmuş mahkumiyetlerin %70'inden
    fazlası, görgü tanığı ifadesine dayalıydı.
  39. Geçen yıl,
  40. McKinley'nin davasından sorumlu
    Bölge Savcısı,
  41. bu davayla alakası olmayan şikayetlerle
    yolsuzluktan hüküm giydi.
  42. Bu 30 yıllık savcı istifa ettiğinde,
  43. McKinley'in davasındaki görgü tanıkları
    ortaya çıktı
  44. ve ifade vermeleri için savcılar
    tarafından baskı gördüklerini,
  45. bu baskının hapse atılma tehdidini de
    içerdiğini söylediler.
  46. Buna rağmen McKinley hala hapiste.
  47. (Kayıt) SP: Bu olay olmadan önce,

  48. bu olanları
    hiç düşünmezdim.
  49. Ancak oğlumun başına gelmeden
  50. böyle şeylerin yaşandığına inanmak
  51. benim için zordu sanırım.
  52. Bu olay gerçekten gözlerimi açtı.
  53. Gerçekten ama gerçekten gözlerimi açtı.
  54. Yalan söylemiyorum.
  55. EA: Hapiste olan masum insan sayısının

  56. yüzde 1 ila 4 arasında olduğu
    tahmin ediliyor.
  57. Çokmuş gibi gözükmeyebilir
  58. ama bu yaklaşık 87.000 insan demek:
  59. çoğu zaman on yıllar boyu
  60. işlemedikleri suçlar için
    hapsedilmiş
  61. anne, baba ve oğullar.
  62. Ki bunlara, bir hiç uğruna mahkum edilen
    ve suçsuz olduğu varsayılan
  63. ama fakir olduğu için kefaretle çıkamayan,
  64. bu nedenle parmaklıklar ardında
  65. haftalar ayları kovalarken
  66. mahkemeye çıkmayı ya da
    daha büyük olasılıkla
  67. dışarı çıkabilmek için
    savunma yapmayı bekleyen
  68. yaklaşık yarım milyon insan
  69. dahil değil.
  70. Bütün bu insanların dışarıda
    bir ailesi var.
  71. (Kayıt) Kortney Williams: Erkek kardeşim
    lise mezuniyetini kaçırdı,

  72. çünkü bir gece öncesinde
  73. hapse girdi.
  74. Kardeşim doğum günü yemeğimi kaçırdı,
  75. çünkü aslında tam da o gün
    hapse girdi.
  76. Kardeşim kendi doğum günü
    yemeğini kaçırdı,
  77. çünkü yanlış zamanda yanlış yerdeydi.
  78. (Kayıt) EA: Hapse atıldığı
    tüm bu zamanlarda

  79. şikayetçi olundu mu
    yoksa sadece hapse mi atıldı?
  80. KW: Şikayet ediliyor

  81. ve kefalet ödeniyor,
  82. sonra suçlamalar kanıt olmadığı için
  83. düşürülüyor...
  84. EA: Kortney Williams ile
    "Unprisoned" hakkında konuştuğum

  85. sınıfta tanıştım.
  86. O da bir bölüm için teyzesi
    Troylynn Roberston ile
  87. bir röportaj yaptı.
  88. (Kayıt) KW: Çocuklarınla yaşadığın

  89. onca şeyden sonra,
  90. çocuğum olsaydı
  91. bana ne tavsiye ederdin?
  92. (Kayıt) Troylynn Roberston: Sana derdim ki
    onlara sahip olunca

  93. aklına gelecek ilk şey sevgi
  94. ve koruma olacak,
  95. ama sana derdim ki,
  96. onları yetiştirirken
    ne kadar korursan koru
  97. onlara adalet sistemini de öğret --
  98. hani çocuklarımıza öcülerden bahsederiz ya
  99. dikkat etmeleri gereken kötü adamlardan
  100. ama onlara adalet sistemine
    dikkat etmeleri gerektiğini öğretmiyoruz.
  101. EA: Adalet sistemimizin orantısız şekilde

  102. beyaz olmayanları hedef alması nedeniyle
  103. Kortney gibi genç insanların bu konuyu
    bilmeleri doğal.
  104. Liselere "Unprisoned" hakkında konuşmak
    için gitmeye başladığımda
  105. konuştuğum genç insanların
    neredeyse 3'te 1'inin
  106. bir tanıdığının
    hapiste olduğunu gördüm.
  107. (Kayıt) Genç kız: Bulması en zor şeyler;
    nerede olduğu

  108. veya duruşma tarihi.
  109. Genç kız: Evet, ilk doğum günümde
    hapse girdi.

  110. Genç kız: Babam gardiyan olarak çalışıyor.

  111. Amcamı hapiste görmüş.
  112. Amcam ömür boyu orada.
  113. EA: Casey Vakfından Annie E.'ye göre

  114. babası hapiste olan gençlerin sayısı
    1980 ve 2000 yılları arasında
  115. yüzde 500 arttı.
  116. Bugünkü çocukların 5 milyondan fazlası
    çocukluklarının bir bölümünde
  117. ebeveynlerinin hapse girdiğini görecek.
  118. Bu sayı orantısız olarak Afro-Amerikalı
    çocukları etkiliyor.
  119. 14 yaşında olduklarında
  120. 4 siyahi çocuktan biri babasının
    hapse girdiğini görecek.
  121. Buna kıyasla beyaz çocuklarda
    bu oran 30 çocukta bir.
  122. Mahkum ve çocuklarının gelecekteki
    başarısını belirleyen en önemli faktör
  123. ebeveynin mahkumiyeti boyunca
    bağları koparmamaları,
  124. ama bir mahkumun telefon görüşmesi
    sıradan telefon görüşmelerine kıyasla
  125. 20 ila 30 kat daha pahalı,
  126. dolayısıyla pek çok aile
    mektupla iletişim kuruyor.
  127. (Kayıt: Mektup zarftan çıkarılıyor)

  128. Anissa Christmas: Sevgili ağabey,

  129. Bu sene büyük 16 yaş partimi veriyorum.
  130. Galiba artık bir bebek değilim.
  131. Baloda kavalyem olacak mısın?
  132. Seni çok özlüyorum.
  133. Bana samimi olan tek adam
    sensin.
  134. Keşke burada olsaydın da
    sana yüz yüze söyleyebilseydim.
  135. Seni son gördüğümden beri
    pek çok şey oldu.
  136. (Ağlamaklı olur) Güzel haberlerim var.
  137. Bilim fuarında birinci oldum.
  138. Tam bir ineğim.
  139. Bölgesel yarışmaya gideceğiz
    inanabiliyor musun?
  140. Lise çok hızlı geçiyor.
  141. 2 yıldan az bir zamanda
  142. umarım beni sahnede izleyebileceksin.
  143. Sana yazmayı düşündüm,
    çünkü oranın sıkıcı olduğunu biliyorum.
  144. Yüzünü güldürmek istiyorum.
  145. Anissa bu mektupları lise 2'deyken

  146. ağabeyine yazdı.
  147. Ağabeyinin ona yazdığı mektupları
    yatak odasındaki aynanın
  148. kenarına sıkıştırmış,
  149. tekrar tekrar okuyor.
  150. Anissa'nın ağabeyinin hapiste olmasının
  151. iyi bir nedeni olduğunu düşünmek
    isterdim.
  152. Hepimiz adaletin çarklarının düzgün
    dönmesini isteriz,
  153. ancak okulda öğrendiğimz ideallerin
  154. ulusumuzun hapis, nezarethane ve
    mahkeme salonlarında
  155. bambaşka olduğunu anlamaya başlıyoruz.
  156. (Kayıt) Danny Engelberg: Mahkeme salonuna
    giriyorsunuz ve --

  157. bunu bir süredir yapıyorum buna rağmen
    hala şaşırıyorum.
  158. "Burada beyaz olmayan bir sürü
    insan var" diyorum,
  159. buna rağmen şehrin yüzde 90'ının
    Afro-Amerikalı olmadığını biliyorum,
  160. o zaman neden turuncu kıyafetin
    içindekilerin yüzde 90'ı
  161. Afro-Amerikalı?
  162. (Kayıt) EA: Kamu avukatı Danny Engelberg
    herhangi bir mahkemedeki

  163. siyahi sayısının farkında olan
  164. tek kişi değil.
  165. Gözden kaçırması zor.
  166. Mahkeme salonunda hakimi
    bekleyenler kim?

  167. Görünüşleri nasıl?
  168. (Kayıt) Adam: Çoğu benim gibi
    Afro- Amerikalı.

  169. Adam: Çoğu, yüzde 85'i siyahi.

  170. O kutuda hapsolan turuncu giysilerin
    içinde tek gördüğünüz bu.
  171. Adam: Kim bekliyor? Çoğunlukla siyahi.
  172. Tabi, birkaç beyaz insan da vardı.
  173. Kadın: Bence orada duranların

  174. yüzde 85'i Afro-Amerikalı.
  175. EA: Amerika'da büyüyen genç bir siyahi
    insanın adaleti anlaması

  176. nasıl mümkün olabilir?
  177. Başka bir "Unprisoned" hikayesi
    "Hoods Up" isimli bir koreografi
  178. hazırlayan ve belediye meclisi
    önünde sergileyen
  179. bir dans grubu hakkında.
  180. Dawonta White o zaman 7. sınıftaydı.
  181. (Kayıt) Dawonta White: Hepimiz kapüşonlu
    siyah eşofman üstü giymiştik çünkü

  182. Trayvon Martin öldürüldüğünde üstünde
    bu vardı.
  183. Biz de bundan ilham aldık ve
  184. Trayvon Martin gibi kapüşonlu
    eşofman üstü giyelim dedik.
  185. (Kayıt) EA: Bu kimin fikriydi?

  186. DW: Grubun, hepimiz böyle anlaştık.

  187. Biraz gergindim ama
    sözümü tutmam gerekiyordu,
  188. iyi bir şey yaptığımı düşünüyordum,
    ne yaptığımızı fark edeceklerdi.
  189. (Kayıt) EA: Shraivell Brown "Hoods Up"taki
    başka bir koreograf

  190. ve dansçıydı.
  191. Dediğine göre polis onun gibi
    görünenleri eleştiriyor.
  192. Başka siyahilerin yaptıklarına dayanılarak
    yargılanmış hissediyor.
  193. Polisin sana nasıl bakmasını isterdin?
  194. Hakkında ne düşünmesini isterdin?
  195. SB: Bir tehdit olmadığımı.

  196. EA: Seni neden tehdit
    olarak görsünler?

  197. Kaç yaşındaydın, 14 değil mi?
  198. SB: Evet, 14'üm ama ona göre pek çok
    siyahi erkek

  199. haydut veya çete üyesiymiş,
  200. ama benim hakkımda böyle düşünmesini
    istemiyorum.
  201. EA: Benim gibi görünen insanların

  202. yapabileceği en kolay ve rahat şey
    aldırmamak --
  203. ceza hukuku sisteminin
    işlediğini varsaymak.
  204. Ama bu varsayımları sorgulamak
    bizim sorumluluğumuzda değilse
  205. kimin sorumluluğunda?
  206. Bir sinagog kitlesel hapsedilmeyi
    öğreniyor
  207. ve pek çok cemaat üyesi
  208. kitlesel hapsedilmenin pek çok
    yaşamı kaosa sokması nedeniyle
  209. daha çok suç ürettiği ve
    güvenliği azalttığı
  210. sonucuna vardı.
  211. Cemaat üyesi Teri Hunter
  212. bir eylemin ilk adımının anlamak
    olması gerektiğini söylüyor.
  213. Direkt ve gözlemlenebilir olmasa
    bile bu sorunla bağımızı
  214. anlamamız gerektiğini söylüyor.
  215. (Kayıt) Teri Hunter:
    Bütün kapıları kapatıp

  216. "Bu sorun bizim değil." dememenin
    sorumluluğu
  217. bizim omuzlarımızda.
  218. Siz de biliyorsunuz ki biz
    Yahudiler olarak bunu tarihte yaşadık:
  219. "Bizim sorunumuz değil."
  220. Dolayısıyla toplumun bir kısmına
    sırtını döndüğünde
  221. ne olacağını gördük.
  222. Dolayısıyla Yahudiler
  223. ve toplumun üyeleri olarak
    elimizden geldiğince
  224. toplumu--
  225. en azından cemaati eğitmek --
  226. bizim sorumluluğumuzda.
  227. EA: Zamir olarak "biz"i kullandım

  228. çünkü bu bizim ceza hukuku sistemimiz
  229. ve bizim çocuklarımız.
  230. Bölge Savcılarını,
  231. hakimleri, bu sistemi düzenleyen yasa
    koyucuları kendimiz için
  232. biz seçiyoruz.
  233. Toplum olarak,
  234. masum insanların hapsolmasını
  235. suçluların özgürlüğüne yeğliyoruz.
  236. "Suç politikalarının yumuşak" olmasından
    korkan politikacılar seçiyoruz,
  237. onları daha sert kanunlar getirmeleri için
    cesaretlendiriyoruz
  238. ve insanların hapsolması için çok büyük
    bütçeler ayırıyoruz.
  239. Bir suç işlendiğinde
  240. hissettiğimiz intikam duygusu,
    öyle bir polis kültürü geliştirdi ki
  241. zanlılar yeterli kaynak ve
    detaylı inceleme olmaksızın
  242. ya da bu incelemeler
    detaylıca kontrol edilmeksizin
  243. hızlıca bulunmaya çalışılıyor.
  244. Savcıları denetlemiyoruz.

  245. Ülke çapında son birkaç on yıllık
    süre içinde,
  246. mala karşı suç ve şiddet suçları
    düştükçe
  247. işe alınan ve yeni dosya açan savcı
    sayısı arttı.
  248. Polisin tutukladığı insanlara karşı
    hukuki yola başvurmak
  249. ve hangi suçların iddia edileceği
  250. savcıların takdirinde,
  251. bu da sanığın daha ne kadar
    hapiste kalacağını etkiliyor.
  252. Savcıların üzerindeki bir
    denetim mekanizması, savunma.
  253. Adalet heykelini düşünün:
  254. gözleri kapalı terazi tutan kadın
  255. yargı sistemimizdeki dengeyi simgelemesi
    gerekiyor.
  256. Maalesef, terazi hileli.
  257. Ülkemizdeki sanıkların çoğu
  258. devlet tarafından atanan avukatlar
    tarafından temsil ediliyor.
  259. Bu kamu avukatları bölge savcılarından
    yaklaşık yüzde 30 daha az
  260. kaynak alıyor
  261. ve çoğu zaman Amerikan Barosu'nun
    önerdiğinden çok daha fazla
  262. dosya yükleri oluyor.
  263. Sheila Phipps'in dediği gibi

  264. hapsi hak eden insanlar var,
  265. ama herkesin aldığı sonuç aynı olunca
  266. suçlu ve masumu ayırt etmek zorlaşıyor.
  267. Hepimiz adalet istiyoruz.

  268. Ancak sürecin sanığın üzerine
    bu kadar yük bindirdiği bir düzende
  269. adalete ulaşmak zor.
  270. Ceza hukuku sistemimiz bizim
    için işliyor.
  271. Olanları beğenmiyorsak,
  272. değiştirmek bizim elimizde.
  273. Çok teşekkür ederim.

  274. (Alkışlar)