YouTube

Got a YouTube account?

New: enable viewer-created translations and captions on your YouTube channel!

Turkish subtitles

← Davet Eden Düş | Tsutomu Uematsu | TEDxSapporo

Hokkaido'da bir kasaba fabrikası işleten Tsutomu Uematsu, insanların hayallerini ve umutlarını bir anda çalan "asla, imkânsız" sözlerini ortadan kaldırmak istediğini dile getiriyor. Bay Uematsu, ilk karşılaşmasından, çocukluk hayalini gerçekleştirene kadarki dönemi anlatıyor.

Get Embed Code
15 Languages

Showing Revision 49 created 11/19/2019 by Figen Ergürbüz.

  1. (Alkışlar)
  2. Peki, herkese
  3. tekrar merhaba.
  4. (Merhaba)
  5. Gerginliğim biraz yatıştı.
  6. Şimdi biraz zamanınızı alıp
    hikâyemi anlatmak istiyorum.
  7. Hikâyem "davet eden düş" ile ilgili.
  8. Bu, ben ortaokuldayken
    annemin bana öğrettiği bir söz.
  9. Düşlersen gerçekleşir anlamında.
  10. Düşlemeye devam etmek önemli.
  11. Bugünkü konuşmamla içinizden
  12. arkadaşlar edinirsem ne güzel
    olur diye düşünüyorum,
  13. umarım arkadaş olabiliriz.
  14. 47 yıl önce doğdum.
  15. İsmim Tsutomu Uematsu.
  16. Hokkaido'nun ortasında bulunan
    Akabira isimli kasabada
  17. ömrümde ilk defa bir şirket yönetiyorum.
  18. Aslında biz orada
  19. geri dönüşümde kullanılan
    mıknatıs makinaları üretiyoruz
  20. ama bir yandan da roket yapıyoruz.
  21. Uzay mühendisliğini kullanarak
  22. bir roketi tamamen üretebilip
    fırlatabilir hâle geldik.
  23. İlaveten, insan yapımı uydu da
    tamamen uçurabilir hâle geldik.
  24. Ayrıca, dünyada sadece 3 tane,
    Japonya'da sadece benim şirketimde olan
  25. uzaydaki sıfır yerçekimi koşulunu
    yaratan deney cihazı da var.
  26. Bunların hiçbiri satılmadığı için
    almak mümkün değildi.
  27. Ama biz azmettik ve kendimiz ürettik.
  28. Ancak, uzay mühendisliği
    benim hayalim değil.
  29. Benim için uzay mühendisliği sadece araç.
  30. Bundan 47 yıl önce doğdum.
  31. Küçükken, büyükannem bana
    çok önemli bir şey öğretti.
  32. Eskiden büyükannem Hokkaido'nun
    kuzeyindeki Karafuto Adası'nda
  33. araba şirketi işletip çok çalışarak
  34. para biriktirmiş ve
    varlıklı bir hayat yaşamaktaymış.
  35. Ama 1945'te Karafuto, aniden
    Sovyet askerlerinin saldırısına uğramış,
  36. birçok insan öldürülmüş.
  37. Büyükannem, biriktirdiği
    paranın tamamının
  38. atık kâğıt hâline geldiğini görmüş.
  39. Bu yüzden, küçükken
    bana şöyle demişti:
  40. "Para işe yaramaz
    çünkü değeri değişiyor.
  41. Paran olduğunda
  42. para biriktirme, onun yerine kitap al.
  43. Öğrendiğin her şeyi hatırla
  44. bunu kimse senden alamaz,
  45. bu sana yenilikler getirir."
  46. Bu yüzden ben kitapçıları
    çok seven bir çocuk oldum.
  47. Ayrıca benim çok sevdiğim
    bir de büyükbabam vardı.
  48. Büyükbabam çok büyük
    ve nazik bir insandı.
  49. Büyükbabamla en özel anım,
  50. Apollo'nun Ay'a inişiydi.
  51. Birlikte televizyonda izlemiştik.
  52. Hatırladığım, büyükbabamın
  53. hiç görmediğim kadar mutlu suratıydı.
  54. "Aa bak, bak!
  55. İnsanlar Ay'a çıktı!
  56. Sen de çıkabilirsin!"
    diyerek mutlu oluyordu.
  57. Büyükbabamı hiç bu kadar mutlu
    görmemiştim.
  58. Bu gülümsemeyi bir kez daha
    görmek istiyordum.
  59. Bu yüzden, kitapçıya gittiğimde
  60. uçak veya roketle ilgili
    kitaplar seçiyordum.
  61. Sonra büyükbabam
    kocaman elleriyle başımı okşuyor,
  62. beni övüyordu.
  63. Bense, sanırım,
    büyükbabamın gülümsemesini
  64. kesinlikle görmek istediğimden
    uçak ve roketlere düştüm.
  65. Sonrasında çok çeşitli
    mükemmel kitaplarla karşılaştım.
  66. Ortaokul öğrencisiyken,
    uçak ya da roketlerle ilgili
  67. bir iş yapmayı
    hayal etmeye başladım.
  68. Kendimce çok sıkı çalışıyordum.
  69. Ama ortaokul öğretmenim bana
  70. "Öyle hayali şeyler hakkında konuşmayı
    bırak, testlerine çalış," dedi.
  71. Elbette, uçak ve roketler
    üzerinde çalışmaya devam ettim
  72. ama okul çalışmalarını ihmal ediyor,
  73. hiçbir şey yapmıyordum.
  74. Sonra öğretmenim bu kez bana dedi ki:
  75. "Öncelikle, uzay mühendisliği gibi şeyler,
    çok zeki olmadıkça imkânsızdır.
  76. Çok para gerektirir.
  77. Bu yüzden bambaşka bir dünyadır.
  78. Sen böyle bir şeyi yapamazsın."
  79. Buna gerçekten çok üzüldüm.
  80. Daha sonra kendime
  81. "Hayal nedir?" diye sormaya başladım.
  82. Gerçekleşebilecek şeyler
    hariç hayal kurulamaz mıydı?
  83. Peki o zaman, bir hayalin
    gerçekleşebilir olup olmadığına
  84. kim karar veriyordu?
  85. Denemeden anlaşılamamasına rağmen
  86. hiç denememiş insanların
    buna karar vermesi garip değil miydi?
  87. Şu an yapamayacağımız
    bir şeyin peşinden koşmak,
  88. hayal etmenin ta kendisi
    değil miydi?
  89. Ama öyle görünmüyordu.
  90. Çünkü iyi çalışmazsam
    iyi bir okula gidemeyeceğim,
  91. iyi bir şirkete giremeyeceğim
    yönünde
  92. birçok yetişkin gözümü korkutmuştu.
  93. Notlarım çok da iyi sayılmazdı.
  94. Bu yüzden endişelendim
  95. ve "İyi şirket nedir?" diye sordum.
  96. Yetişkinler, "Zorlanmadan para kazanarak
  97. çalışabileceğimiz istikrarlı bir şirket,
    iyi bir şirkettir" dediler.
  98. Ben buna ikna olmamıştım.
  99. Çünkü hünerlerimiz,
    üzerinde çalıştıkça parlamalıydı.
  100. Ancak, rahata ermek için
    güçlükle elde edilen bu yeni hüneri
  101. mümkün ölçüde kullanmaktansa,
    çalışmamı söylediler.
  102. Öyleyse çalışmam gerekmiyor, değil mi?
    diye düşündüm.
  103. Paran varsa iyi şeyler gerçekleşebilir.
  104. Mesela,
  105. (Kahkahalar)
  106. bu mükemmel araba!
  107. (Alkışlar)
  108. Benim değil.
  109. Bu benim değil.
  110. (Kahkahalar)
  111. Bu arabayı zengin olduğunuz
    için mi alabiliyorsunuz?
  112. Kesinlikle hayır, değil mi?
  113. Bu arabayı elde edebilmeniz,
    parayla alabilmeniz,
  114. tamamen birilerinin çok çalışıp
    onu üretmesinden kaynaklanıyor.
  115. Gerçek şu ki
    daha iyi şeyler üretmek adına
  116. elinden geldiğince
    araştırma yapıp çabalayan
  117. ve bunları satılır hâle getiren insanlar
    olduğu için, onu alabiliyorsunuz.
  118. Aslında, para önemli bir şey değil.
  119. Çünkü para gerektiren hayaller
  120. ya da para olmazsa imkânsız olan hayaller,
  121. aslında sadece birilerinin
    sunduğu hizmetten ibaret.
  122. Sizin beklediğiniz, bundan ibaret.
  123. Ayrıca, kendimiz yapamadıkça,
    başkasının yapmasına ihtiyaç duyarız.
  124. Bu yüzden de yaşamak için
    daha fazla paraya ihtiyaç duyarız.
  125. Ancak, kendimiz yapabiliyorsak
  126. yapabildiğimiz bir şey olduğu müddetçe
  127. bunu yapabileceğimiz için
  128. bu, işimiz hâline gelebilir.
  129. Belki de yaşamamız için önemli olan şey
  130. daha önce yapamadığımız bir şeyi
    yapabilir hâle gelmektir.
  131. Belki de bu, insanlar için
    muhteşem olabilir.
  132. Eğer öyleyse, şu an
  133. yapamadığımız bir şeyin peşinden gitmek
  134. hayal değil midir?
  135. En sevdiğim şeylerin
    peşinden gitmeye karar vermiştim.
  136. Ancak, bu, çevremdekiler tarafından
    anlaşılamıyordu.
  137. Arkadaşlarım da, öğretmenlerim de,
  138. ebeveynlerim de
  139. "Bunu yapman doğru mu?",
    "Anlamı var mı?",
  140. "Gösteriş mi yapıyorsun?"
  141. diye soruyorlardı.
  142. Böylece, gitgide yapayalnız kaldım.
  143. Kendi sevdiğim konuları,
    insanlarla konuşamaz olmuştum.
  144. Ama, bana yardım eden insanlar da oldu.
  145. O insanlar, kitaplardaki insanlardı.
  146. Bana yardım edenler
    Wright Kardeşler
  147. ve Edison'du.
  148. Onlara da kimse inanmamış,
  149. onlar da kimseden destek alamamıştı.
  150. Ama, onlar da olanca
    gayretleriyle azmetmişlerdi.
  151. O insanlar bana yardım ettiler;
  152. ben de bu yüzden azmettim.
  153. Sayelerinde, sevdiğim şeyleri,
    daha da sever hâle geldim;
  154. hünerlerimi daha da geliştirdim.
  155. Kâğıt kesme konusunda uzmandım
  156. ama zamanla kendimi
    daha da geliştirdim
  157. ve bir şey üretebilir
    hâle geldim.
  158. Kendi şirketimi kurup
  159. geri dönüşümlü mıknatıs
    üretmeye başladım.
  160. Sonra kendimi şirket yönetirken buldum.
  161. Ömrümde ilk defa şirket yönetmekteyken
  162. şaşılacak ölçüde başarılı
    bir yönetici oldum.
  163. (Kahkaha)
  164. (Alkış)
  165. Yıllık ticaret hacmimiz
  166. neredeyse on katına çıktı.
  167. Kendimi birşey sanmaya başladım
    ve çuvalladım.
  168. (Kahkaha)
  169. İki yüz milyon borç yaptım.
  170. Benim yüzümden oldu,
  171. bir şekilde halletmeliyim diye
    düşünüp tamamını üstlendim.
  172. Kendimi suçladım.
  173. Sonra, Japonya'da
    kapıdan pazarlama işine girdim.
  174. Sırf korkunç şeylerle karşılaştım.
  175. Bu yüzden, her seferinde
  176. uçağa binerken uçağın düşmesi için
  177. tüm gücümle dua ediyordum.
  178. Ama uçak düşmüyordu.
  179. Sonunda büyüdüm,
  180. pis ve acımasız şeyler de
    yapabilir hâle geldim.
  181. Rakiplerimi yenip tuzağa düşürebiliyordum.
  182. Ama, onların aileleri nasıl diye
    hiç düşünmüyordum.
  183. Nihayet satış hacmi arttığında
  184. bir banka çalışanı beni övdü.
  185. Ama artık içim tamamen
    şüpheyle dolduğundan
  186. kimseye güvenmiyordum.
  187. Yapayalnızdım.
  188. Her şeyi sadece
    rasyonel yönden görüyordum.
  189. En sonunda
  190. benim için önemli olan her şeyi
    atmayı dahi düşündüm.
  191. O sıralarda şirketim
  192. zor bir dönemden geçtiği için
  193. Japonya'yı kapı kapı gezdiğimden
    çeşitli insanlardan tavsiye aldım.
  194. "Genç Liderler ve Girişimciler
    Derneği'ne (JCI) girmek
  195. satış hacmini artıracaktır." dediler.
  196. Böylelikle fena niyetlerle JCI'ye girdim.
  197. (Kahkaha)
  198. Ancak satış hacmine bir etkisi olmadı.
  199. (Kahkaha)
  200. Ancak, ben orada
  201. eşsiz insanlarla tanışma şansı yakaladım.
  202. Orada arkadaşlar edindim.
  203. O arkadaşlardan biri,
  204. beni yetimhaneye gönüllü olarak
    yardım etmeye davet etti.
  205. Elimden geldiğince hazırlanıp
    gittiğim yetimhanede
  206. ailelerinden korkunç muameleye
    maruz kalmış çocuklar gördüm.
  207. Başlarda kimse bize yaklaşmıyordu.
  208. Ama çocuklarla onca ilgilendikten sonra
  209. oradan ayrılırken "Gitmeyin." dediler.
  210. Fiziksel temas istediler.

  211. Arkadaşımla
    "Ya, ne kadar iyi bir şey yaptık",
  212. "Kapanış içkilerimizi nerede
    içelim" falan diye konuşurken
  213. bir erkek çocuğu gelip hayalini anlattı.
  214. O çocuğun hayali,
  215. tekrar ebeveynleriyle yaşamaktı.
  216. Duyduğuma inanamadım.
  217. Kendisine bu korkunç muameleyi gösteren
    ailesini hâlâ neden seviyor diye düşündüm.
  218. Sonrasında ise
    iyi bir şey yapamayacağımı,
  219. ne kadar para bağışlarsam bağışlayım,
  220. hatta o çocuğu evlat dahi edinmiş olsam
  221. bunun çözüm olamayacağını gördüm.
  222. Çünkü o çocuk,
    hâlâ ebeveynlerini seviyordu.
  223. Bu neden böyle oluyor, diye düşündüm.
  224. Peki, ben neden diğer insanları
  225. hırpalama pahasına
    para kazanmaya çalışıyordum.
  226. Kafam iyice karışmıştı.
  227. Kafamda düşünceler uçuşuyordu.
  228. Kilit vurduğum anılarım tekrar canlandı.
  229. İlkokula başlar başlamaz,
  230. sınıf öğretmenim benden nefret etmişti.
  231. Benim inandığım ya da
    büyükannemin öğrettiği şeylerin
  232. tamamını reddediyordu.
  233. Hayalim için
  234. bana defalarca
  235. "Senin bunu yapman
    asla mümkün değil." demişti.
  236. Büyükbabamın okşadığı başıma,
  237. öğretmenim defalarca vurmuştu.
  238. Bu çok acı vericiydi.
  239. Bana yardım edecek bir yetişkin yoktu.
  240. O öğretmenin sözlerini unutamadım.
  241. O öğretmen "asla, imkânsız"
    sözlerini sıklıkla kullanıyordu.
  242. Bu, "asla, imkânsız" sözlerinin
    dehşet verici oldukları kanısındayım.
  243. Bunlar, insanın öz güven
    ve potansiyelini çalan en aşağılık sözler.
  244. Ama bir o kadar da kolay sözler.
  245. Sadece bunları söyleyerek
    hiçbir şey yapmadan yaşanabileceği
  246. ve çok rahatlatıcı oldukları için
    bu sözler dehşet verici.
  247. Bu sözler yüzünden
    geleceğinden vazgeçen insanlar
  248. öz güvenlerini kaybederler.
  249. Ama ne olursa olsun
    bir insanın yaşaması için
  250. kendine güvenmeye ihtiyacı var.
  251. Bu yüzden öz güvenlerini
    kaybedenlerin içinde
  252. parayla öz güven satın almaya,
  253. kendilerini böyle süslemeye,
  254. kendilerini böyle övmeye,
  255. bunun için diğer insanları aşağılamaya,
  256. yine, başkalarının başarısı
    onlar için sakıncalı olduğundan,
  257. başkalarının çabalarını
    engellemeye çalışan insanlar da var.
  258. Hepinizin çevresinde
  259. bu tarz insanlar vardır.
  260. Ama bunlar,
  261. öz güvenlerini kaybetmiş,
    zavallı insanlar.
  262. Belki de onlar, kendi öz güvenlerini
    koruyabilmek için
  263. başkalarınınkini çalmak zorundalar.
  264. Bir gün, Afrikalılar
    şirketimi ziyaret etti.
  265. Hikâyemi dinledikten sonra
    kendi hikâyelerini anlattılar.
  266. Günümüzde Afrika'da,
  267. "Kendim için çalışsam da
  268. çabalasam da nafile" diyen,
  269. kendi geleceğinden,
    potansiyelinden vazgeçen insanlar,
  270. insan öldürmeye,
    hırsızlık yapmaya başlamışlar.
  271. Çünkü başaramadıkları,
  272. yeni bir şey üretemedikleri için,
  273. çalmaktan başka seçenekleri yok.
  274. Şiddet ile hırsızlık yapılabilir.
  275. Yalan söyleyerek
  276. zayıfmış gibi görünerek
    ya da aldatarak da hırsızlık yapılabilir.
  277. Ama hepimiz hırsızlık yaparsak
  278. toplum ayakta kalamaz.
  279. "Asla, imkânsız" sözlerinin ne kadar
    dehşet verici olduğunu fark ettim.
  280. "Asla, imkânsız" tipi insanlar da
    en başından itibaren bunları bilmiyordu.
  281. Peki o zaman bu sözleri ne zaman
    öğrendik diye düşünmeye başladım.
  282. Acaba uzay ile mi öğrendik?
  283. Uzay güzel olduğundan,
  284. herkes küçükken en azından bir kez
    ona hayranlık duymuştur.
  285. Ama acaba uzay mühendisliği
    yapabileceğini düşünüyor musunuz?
  286. Uzay için, çok zeki olmadığınız sürece
  287. son derece fazla para gerektiğine
    inanmıyor musunuz?
  288. Devlet teşebbüsü gerektiğini
    düşünmüyor musunuz?
  289. Bunu bize kim öğretti?
  290. Bize bunu öğreten,
  291. bunu yapmayı
    hiç denememiş olan kimselerdir.
  292. Bunu denememiş kimseler,
  293. yapmamak için uygun bahaneler öğretirler.
  294. Bu yüzden, ne yapmamız gerektiği
  295. ya da ne yapabileceğimiz
    konusunda kafamız karışır.
  296. Bu sebeple, "asla, imkânsız" sözlerini
    ortadan kaldırmaya karar verdim.
  297. Bunlar ortadan kalktığında, zorbalık,
    şiddet ve savaşlar ortadan kalkacaktır.
  298. Çocuk istismarı dahi ortadan
    kalkabilir diye düşünüyorum.
  299. Bu sebeple, ben, herkesin
    "asla, imkânsız" diye baktığı
  300. uzay mühendisliğini
    denemeye karar verdim.
  301. Roket tehlikeli olduğu için
  302. üretilmemesi gerektiğini biliyordum.
  303. Bu sebeple vazgeçmiştim.
  304. Ama Tanrı beni kurtardı.
  305. Tanrı beni Hokkaido Üniversitesi'nden
    Profesör Nagata ile tanıştırdı.
  306. Mucizevi şekilde, Profesör Nagata,
    güvenli roketler üzerine çalışmaktaydı.
  307. Yine mucizevi şekilde,
    parası olmadığından vazgeçmek üzereydi.
  308. Benim de param yoktu
    ama bir şeyler üretebiliyordum.
  309. İkimizin yolları birbiriyle kesişti.
  310. O zamandan beri, insanların yollarının
    kesişmesinin, anlamı olduğu kanısındayım.
  311. Tanrı, karşılaşman gereken kişiyle
  312. seni karşılaştırıyor.
  313. Bugün burada
  314. hepinizle karşılaşmamın bile
  315. Tanrı öyle istediği için
    olduğu kanısındayım.
  316. Profesör Nagata ile ben,
  317. ikimiz de yetersiz olduğumuz için
    birbirimize yardım edebildik.
  318. Aslında, ikimiz de eksik olduğumuz
    için birbirimize yardım edebildik.
  319. Yeterli olsaydık,
    başka birine ihtiyaç duymazdık.
  320. Yetersiz olduğumuzdan yardım edebildik.
  321. Bu yüzden yetersiz olan biriyle
    dalga geçmemeliyiz.
  322. Kendimizden utanmamıza da gerek yok.
  323. Önemli olan şu ki
  324. ne yapsam tam yapamıyorum diye
  325. kendimizi suçlamak tamamen yersiz.
  326. Açıkçası, bir şeyi yarım yapmak,
  327. hiçbir şey yapmamaktan yahut
    yapamamaktan kesinlikle daha iyi.
  328. Biraz yapabilseniz bile hiç yoktan iyi.
  329. Yani, kendinizi suçlamadan
  330. veya yetersizliklerinize dair
    olumsuz düşünmeden
  331. tüm gayretinizle
    yapabildiğiniz kadarını yapmalısınız.
  332. Birbirine yardım eden bizler,
  333. bugün uzay mühendisliği
    yapabilir hâle geldik.
  334. Deney ve araştırmalar için şirketimi
    çok sayıda araştırmacı ziyaret etti.
  335. Yine bugün, her yıl
    yaklaşık 10.000 çocuk,
  336. okul ya da eğitim gezisi için
    şirketimi ziyaret eder hâle geldi.
  337. Dürüst olmak gerekirse,
    şirketimde sadece 17 kişi var.
  338. (Kahkaha)
  339. Birazcık zor oluyor.
  340. Ama mümkün olduğunca
    çok çocuğun potansiyelinin çalınmaması
  341. ne güzel, diye düşünüyorum.
  342. "Asla, imkânsız" tavrının
    ortadan kalkmasıyla
  343. iyi bir toplumun
    inşa edilebileceği inancındayım.
  344. Tek başıma yapabileceklerim
    sınırlı olduğundan,
  345. ne olursa olsun,
    bir arkadaşa ihtiyacım var.
  346. Bu hayal, yaşamım zarfında
    gerçekleşemeyebilir.
  347. Bu yüzden, hepinizin desteğine
    ihtiyaç duyuyorum.
  348. Bugünden itibaren, hepiniz,
  349. "asla, imkânsız" sözleriyle
    karşılaştığınızda
  350. lütfen "o hâlde bunu
    denesen nasıl olur?" deyin.
  351. Sadece bu bile "asla, imkânsız"ı
    ortadan kaldıracak
  352. zorbalık ve istismar
    dünyadan silinecektir.
  353. Bu yüzden hepinizden destek rica ediyorum.
  354. Örgün öğretim diye bir şey var.
  355. Örgün öğretimde
    hepimiz tüm çabamızla öğrendik.
  356. Peki örgün öğretim,
    değerlendirilmeye dair bir şey miydi?
  357. Bu, tamamen yanlış.
  358. Örgün öğretim,
    toplumun sorunlarını çözmek için
  359. insanlar tarafından geliştirilmiştir.
  360. Onların çaresizce oluşturduğu bir şeydir.
  361. Peki, eğitim nedir?
  362. Eğitim, nasıl
  363. başarılı bir şekilde hata
    ya da sorumluluktan kaçınılarak
  364. yaşanacağını öğreten bir kılavuz mudur?
  365. Bu, tamamen yanlış.
  366. Eğitim, öldürmeyecek hataların
  367. güvenli bir şekilde deneyimletilmesidir.
  368. Ama, bir şekilde tamamen
    tuhaf şekilde gelişmiştir.
  369. Bunun nedeni ise
  370. hatayı olumsuz değerlendiren
    çok sayıda yetişkinin bulunmasıdır.
  371. O insanlar, hepimizin
    potansiyel ve öz güvenini çaldılar.
  372. Ama, sorun değil.
  373. Bundan sonra Japonya'yı
  374. ve dünyayı iyileştirmek için
  375. daha önce yapmadığı şeyi
    yapmak isteyen,
  376. vazgeçmeyen, farklı yollar
    deneyen insanlar artmalı.
  377. "Asla, imkânsız"a
    yenilmeyen insanlar artmalı.
  378. Peki nerede bu insanlar?
  379. Bu insanlar, sizlersiniz.
  380. Her biriniz öylesiniz.
  381. Çünkü hepimiz çocuk olduk.
  382. Lütfen bir düşünün.
  383. Küçükken bir düğme gördüğünüzde
  384. ona basmak istiyordunuz;
  385. bir kol gördüğünüzde
    onu çevirmek istiyordunuz
  386. ve sonra da "gereksiz şeyler yapma!"
    diye azar işitiyordunuz.
  387. Aslında, dünyaya geldiğinde
  388. vazgeçmeyi bilen kimse yok.
  389. Hepimiz vazgeçmeyi bilmeden
  390. parlayarak doğduk.
  391. Ama vazgeçmeyi biraz
    öğrenmiş olabiliriz.
  392. Öz güvenimizi tekrar kazanmak için
  393. yüzde yüz garantili tek bir yöntem var.
  394. O da daha önce yapmadığımız
    şeyleri yapmayı denemek.
  395. Daha önce yapmadığınız
    bir şeyi yapmanız
  396. size az da olsa
    öz güven aşılayacak.
  397. Bu yüzden lütfen yapmadığınız
    bir şeye meydan okumayı deneyin.
  398. Yapmadığınız bir şeyi denediğinizde
    başarısız olacaksınız.
  399. Deneyimin vidyosunu izleyin.
  400. Roket havalanıyor ve uçuyor.
  401. Uçmuyor.
  402. Havalanıyor ve düşüyor.
  403. Ne yapmalıyım?
  404. Kumanda aygıtını at
  405. ve kaç.
  406. (Kahkaha)
  407. Günümüzde az önce gördüğünüz
    gibi kaçan insan pek yok.
  408. Deneyin vidyosu
    bir şeyi sevimsiz addettiğimizde
  409. kaçmanın normal olduğunu göstermekte.
  410. (Kahkaha)
  411. (Alkış)
  412. Bildiğim kadarıyla,
  413. dürüst, nazik ve sorumluluk sahibi
    insanlar daha erken ölüyor.
  414. Ölmelerini istemiyorum.
  415. Hayatta kalmalarını istiyorum.
  416. Bu nedenle
    sevimsiz addettiğiniz
  417. bir şeyden kaçmak
    kesinlikle doğrudur.
  418. Ama böyle bir durumda,
  419. başarısız olduğunuz,
  420. kaçtığınız ve vazgeçtiğiniz için
  421. lütfen kendinizi suçlamayın.
  422. Lütfen kötü hissetmeyin.
  423. Buna gerek yok.
  424. Böyle bir durumda,
  425. acı, zorluk, pişmanlık
    hüsran, hüzün, utanç
  426. kalbinizin derinliklerinde
  427. dönüp durup size zor anlar yaşatabilir.
  428. Tam bu duygular girdabındayken
  429. "İşte geldim,
  430. büyüyorum!" demelisiniz.
  431. Böylece geride bırakabilirsiniz.
  432. Mutlaka "İşte geldim, büyüyorum,"
    demeyi deneyin lütfen.
  433. Bizler bu hayata
    yalnızca bir kez gelip
  434. prova imkânı olmaksızın
    yalnızca bir kez yaşıyoruz.
  435. Peki o zaman ne için doğuyoruz?
  436. Başarısızlık sadece iyileştirilecek
    bir veri olduğundan
  437. ve prova imkânı olmaksızın
    performans sergilediğimizden
  438. başarısız olmamız gayet doğal.
  439. Başarısızlığı iyileştirilecek
    veri olarak görüp
  440. başa çıkmanızı istiyorum.
  441. Ayrıca bizler,
  442. yardım edilmek ya da
    vazgeçmek için doğmadık.
  443. Böyle şeyler için doğmadık.
  444. Bizler, dünyayı kurtarmak için doğduk.
  445. Dünyayı kurtarmak kolay bir şey.
  446. Dünyayı var eden insanların tamamı
  447. kendilerini hakir görmekten
    vazgeçtiğinde dünya kurtulacaktır.
  448. Bu, her birimizin
    bugünden itibaren
  449. dünyayı kurtarmak için
    tek başına atabileceği adım.
  450. Lütfen bugün kendinizi
  451. hakir görmemeye başlayın!
  452. Bundan böyle yapmamız gereken şey
  453. yapamama nedenimizi araştırmak değil,
  454. yapabilme nedenimizi bulup öğrenmektir.
  455. Tek başına bu bile bir anda
    dünyayı daha iyi bir yer yapacak.
  456. Uzun hikâyem burada sona eriyor.
  457. Küçüklüğümden beri
    uçakları ve roketleri severdim.
  458. Denemeyenler, bana
    defalarca "yapamazsın" dedi.
  459. Ama annem bana,
    "davet eden düş"ü öğretti.
  460. Düşlemeye devam ederek
    yapabilir hâle geldim
  461. O hâlde, düşlemeye devam etmek
    hakikaten önemli.
  462. Son olarak bitirirken, sizlere
    hayallerinizi gerçekleştirmede
  463. yardımcı olacak bir deyiş
    hediye etmek istiyorum.
  464. "Hâl böyleyse,
  465. bir de bu yolu dene
    ve hayallerin gerçek olsun."
  466. Lütfen bunu düşünün.
  467. Hayalinizi birine anlatırken size,
  468. "Ah, bu imkânsız" denildiğinde
  469. hevesiniz ve enerjiniz kaçar.
  470. Onun yerine "Peki ya bunu denesen? Geçen
    kitapçıda bununla ilgili kitap gördüm."
  471. "Geçen televizyonda bununla ilgili
    program vardı" denilse,
  472. daha da motive olursunuz.
  473. Bu metot kesinlikle eğlenceli.
  474. Birbirimizle hayalimizi paylaşıp
  475. "o hâlde bunu denesen?" diyerek
  476. hepimiz hayallerimizi gerçekleştireceğiz.
  477. Hepimiz ünlü olacağız.
  478. Muhteşem değil mi?
  479. "O hâlde bunu denesen?" ifadesinin
  480. dünyaya yayılmasını,
  481. böylece "asla, imkânsız"ın
    silinmesini dilerim.
  482. "O hâlde bunu denesen?" ifadesini
  483. hep beraber popülerleştirelim.
  484. Belki o zaman
  485. bugünkü karşılaşmamız bir anlam kazanır.
  486. Birbirimize yardım etmemizi istiyorum.
  487. Ben de tüm gücümle
    çabalamaya devam edeceğim.
  488. Birlikte kıymetli bir an paylaştığımızdan
  489. umarım iyi arkadaş oluruz.
  490. Bugün için çok teşekkür ederim.
  491. (Alkış)
  492. Teşekkür ederim.