YouTube

Got a YouTube account?

New: enable viewer-created translations and captions on your YouTube channel!

Turkish subtitles

← Hepimiz feminist olmalıyız

Get Embed Code
41 Languages

Showing Revision 24 created 06/11/2017 by Gunperi Sisman.

  1. Size en iyi arkadaşlarımdan
    birinden bahsederek başlamak istiyorum,
  2. Okolama Maduewesi.
  3. Okoloma benimle aynı
    sokakta yaşadı
  4. ve bana tıpkı bir abi
    gibi sahip çıktı.
  5. Eğer birinden hoşlanırsam,
    Okoloma'nın fikrini alırdım.
  6. Okoloma, 2005 Aralık'ta
    Nijerya'daki
  7. meşhur Sosoliso uçak
    kazasında öldü.
  8. Neredeyse tam 7 yıl önce.
  9. Okoloma tartışıp, gülebildiğim;
    samimi bir şekilde konuşabildiğim biriydi.
  10. Kendisi ayrıca bana
    feminist diyen ilk kişiydi.
  11. Yaklaşık 14 yaşındaydım,
    onun evindeydik, tartışıyorduk.

  12. Okuduğumuz kitaplardan
    edindiğimiz yarım yamalak
  13. bir bilgi birikimimiz vardı.
  14. Konu neydi net olarak
    hatırlamıyorum ama
  15. şunu hatırlıyorum ki:
    tartıştık, tartıştık
  16. ve Okoloma bakıp bana dedi ki
    "Biliyor musun, sen bir feministsin."
  17. Bu bir iltifat değildi.
  18. [Gülüşmeler]

  19. Ses tonuna
    bakılırsa,

  20. şöyle bir şeyi söylerken
    kullanacağınız tonda söylemişti:
  21. "Sen bir terörizm destekçisisin."
  22. [Gülüşmeler]
  23. Bu "feminist" sözcüğünün tam olarak
    ne anlama geldiğini bilmiyordum ve
  24. Okoloma'nın bilmediğimi
    öğrenmesini istemedim.
  25. Konudan saptım ve
    tartışmaya devam ettim.
  26. Ve eve gittiğimde yapmayı
    planladığım ilk şey
  27. sözlükten "feminist" sözcüğüne bakmaktı.
  28. Şimdi hızlıca sonraki yıllara geçelim.

  29. Onca yaptığı şeyin arasında karısını
    döven ve sonu pek iyi bitmeyen
  30. bir adam hakkında bir roman yazdım.
  31. Nijerya'da romanımı
    tanıtırken
  32. bir gazeteci, hoş, iyi niyetli bir adam
  33. bana tavsiyede bulunmak
    istediğini söyledi.
  34. Ve buradaki tüm
    Nijeryalılar
  35. eminim istenmeyen
    öğüt vermede
  36. insanlarımızın ne kadar
    hızlı olduklarını bilirler.
  37. Bana insanların benim romanımın
    feminist olduğunu söylediklerinden
  38. bahsetti ve bana öğüdü--
  39. - söylerken de üzgünce
    başını sallıyordu-
  40. kendime asla feminist demememdi.
  41. Çünkü feministler koca
    bulamadıklarından
  42. mutsuz kadınlardı.
  43. [Gülüşmeler]

  44. Böylece kendime "mutlu feminist"
    demeye başladım.

  45. Sonra bir akademisyen,
    Nijeryalı bir kadın
  46. feminizmin
    kültürümüzde olmadığını,
  47. feminizmin
    Afrikalı olmadığını söyledi
  48. ve ben kendime feminist diyordum
  49. çünkü "Batılı kitaplar" beni
    yozlaştırmıştı.
  50. Bu beni güldürdü çünkü
  51. ilk okumalarım kesinlikle
    feminist olmayan okumalardı.
  52. Yayımlanmış bütün Mills & Bone
    aşk romanlarını 16 yaşıma basmadan
  53. okumuştum sanırım.
  54. Ve bu "feminizm klasikleri"
    olarak atıf edilen
  55. kitapları her okumaya
    çalıştığımda sıkılıyordum
  56. ve bitirmekte sıkıntılar yaşıyordum.
  57. Ama her neyse, feminizm
    Afrika'lı olmadığından beri
  58. kendime " mutlu bir Afrikalı feminist"
    demeye karar verdim.
  59. Belli noktalarda erkeklerden nefret
    etmeyen, rujları seven
  60. ve erkekler için değil de
    kendisi için topuklu ayakkabı
  61. giyen mutlu bir Afrikalı feministtim.
  62. [Gülüşmeler]

  63. Tabii bunların bir çoğu
    alayvari şeylerdi

  64. fakat feminizm sözcüğü
    oldukça negatif yüklüydü.
  65. Erkeklerden, sütyenlerden
  66. Afrika kültüründen nefret
    ediyorsunuz falan.
  67. Şimdi çocukluğumdan
    bir hikaye anlatayım.

  68. İlkokuldayken öğretmen
    dönem başında
  69. bize bir test yapacağını ve
    kazananın
  70. sınıf başkanı olacağını söyledi.
  71. Sınıf başkanı olmak
    büyük bir olay.
  72. Eğer sınıf başkanıysanız,
  73. gürültü yapanların ismini
    yazabilirsiniz --
  74. [Gülüşmeler]

  75. ki bu kendince yeterli bir güçtür.

  76. Fakat benim öğretmenim aynı zamanda
    bir de değnek verirdi ki
  77. yürürken gürültü yapanlara karşı
    devriye gezesiniz.
  78. E tabii ki sopayı kullanma
    yetkiniz yoktu.
  79. Fakat bu 9 yaşındaki ben için çok
    heyecanlı bir fırsattı.
  80. Sınıf başkanı olmayı
    çok istedim ve
  81. testte en yüksek
    puanı ben elde ettim.
  82. Ama öğretmenim sınıf başkanının
    erkek olması gerekiğini söyledi.
  83. Kendisi bunu önceden belirtmeyi
    unutmuş çünkü
  84. zaten apaçık olduğunu varsaymış.
  85. [Gülüşmeler]

  86. Testte en iyi ikinci skoru yapan
    çocuk,

  87. sınıf başkanı olacaktı.
  88. Bu konuda daha da ilginç olan,
  89. benim bu kadar hırslı olmama rağmen
  90. sınıfı sopayla devriye
    gezmeye hiç niyeti olmayan
  91. bu çocuğun sevimli, naif bir ruhu vardı.
  92. Fakat ben kızdım ve o erkekti,
  93. ve böylece sınıf başkanı o oldu.
  94. Ve bu olayı hiç unutmadım.
  95. Benim için apaçık olan şeyin
    başkaları

  96. için de apaçık olduğunu düşünme
    hatasına çok sık düşerim.
  97. Yakın arkadaşım
    Louise'e bakın
  98. örneğin.
  99. Louis parlak, ilerici bir adam
  100. ve benimle konuştuğunda
    bana şunları der
  101. "Kadınlar için zor veya farklı olduğunu
    düşündüğün şeyleri anlayamıyorum
  102. geçmişte belki öyleydi,
    ama artık öyle değil.''
  103. Ve Louis'in apaçık olan şeyi nasıl
    göremediğini anlayamamıştım.
  104. Bir akşam, Lagos'ta Louis ve ben
    arkadaşlarla dışarı çıktık.
  105. Burada Lagos'u tanımayanlar için,
    Lagos'ta
  106. mekanların etrafında
  107. arabanızı park etmenize "yardımcı
  108. olacak" dramatik adamlar olur.
  109. O akşam bize park
    yeri bulan adamın
  110. yapmacık hareketlerinden
    etkilenmiştim.
  111. Ve ayrılırken ona
    bahşiş vermeye karar verdim
  112. Çantamı açtım,
  113. elimi çantaya soktum,
  114. mesleğimden elde ettiğim
    parayı aldım ve
  115. adama verdim.
  116. Ve bu, mutlu ve minnettar
    adam
  117. parayı benden aldı,
  118. Louis'e baktı ve dedi ki:
  119. "Teşekkürler bayım."
  120. [Gülüşmeler]

  121. Louise şaşırmış bir şekilde bana baktı,

  122. ve sordu, " Niçin bana teşekkür ediyor?
    Parayı ben vermedim."
  123. Sonra Louise'in suratında
    farkına varmanın şafağını gördüm.
  124. Adam bendeki paranın aslında
  125. Louis'den geldiğini düşünmüştü.
  126. Çünkü Louis bir erkekti.
  127. Kadınlar ve erkekler farklıdır.

  128. Farklı hormonlarımız,
    farklı cinsel organlarımız,
  129. farklı biyolojik kabiliyetlerimiz var.
  130. Kadınlar bebek yapabilir,
    erkekler
  131. yapamaz, en azından şuan
    için.
  132. [Gülüşmeler]

  133. Erkeklerde testesteron vardır ve fiziken
    genellikle kadınlardan daha güçlüdürler.

  134. Dünyadaki kadın sayısı erkek
    sayısından birazcık fazla,
  135. dünya nüfusunun yaklaşık
    yüzde 52'si kadınlardan oluşuyor.
  136. Fakat itibar ve güç sahibi makamlar
    genellikle erkeklerde.
  137. Nobel Ödülü alan merhum,
  138. Kenyalı Wangari Maathi,
  139. basitçe ve güzelce şöyle
    demişti:
  140. "Ne kadar yükseğe çıkarsanız,
    o kadar az kadın bulursunuz."
  141. En son Amerikan seçimlerinde
    Lilly Ledbetter yasasını duyup durduk,
  142. ve eğer bu tatlı aliterasyonlu yasanın
    isminden öteye bakarsak
  143. bu yasa özünde,
    aynı işi yapıp aynı
  144. derecede nitelikli olan
    bir erkek ve bir kadın hakkındaydı.
  145. Ve adam,erkek olduğu için
    daha fazla maaş almaktaydı.
  146. Yani kelimenin tam anlamıyla,
    dünyayı erkekler yönetiyor,

  147. ve bu bin yıl önce mantıklıydı
  148. çünkü o zamanlar insanlar
    fiziksel gücün
  149. hayatta kalmak için en önemli
    özellik olduğu bir dünyada yaşıyorlardı.
  150. Fiziksel olarak güçlü olanın
    yönetici olması daha muhtemeldi ve
  151. erkekler de genelde fiziksel
    daha olarak güçlü.
  152. Tabii ki bu duruma oldukça
    fazla istisinalar var.
  153. [Gülüşmeler]

  154. Ama bugün kesinlikle
    oldukça farklı bir dünyada yaşıyoruz.

  155. Artık yönetmesi muhtemel olan kişi
    fiziksel olarak güçlü olan değil,
  156. daha yaratıcı, daha zeki ,
  157. daha yenilikçi olan kişi ve
  158. bu nitelikleri belirleyen
    hormonlar değil.
  159. Bir kadın da, bir erkek de
    zeki, yaratıcı
  160. yenilikçi olabilir.
  161. Bizler evrimleştik, fakat
  162. cinsiyet konusunda fikirlerimiz
    bana pek evrimleşmiş gibi gözükmüyor.
  163. Haftalar önce, Nijerya'daki en iyi
    otellerden birinin lobisine girdim.

  164. Otelin ismini vermeyi düşündüm
    ama galiba vermemeliyim.
  165. Bir koruma beni girişte durdurdu
    ve rahatsız edici sorular sordu,
  166. çünkü genel varsayımları
    şu ki eğer
  167. Njeryalı bir kadın otelde tek
    başına giriyorsa bir seks işçisidir.
  168. Ve bu arada,
  169. neden bu oteller gördükleri
    arz yerine
  170. neden seks işçilerine olan talep
    üzerine odaklanmıyorlar?
  171. Lagos'ta çoğu "saygın" bar ve club'a
    tek başıma giremiyorum.
  172. Eğer tek bir kadınsanız, içeri
    almıyorlar. Bir erkek
  173. tarafından eşlik edilmeniz
    gerekiyor.
  174. Ne zaman bir Nijerya restoranına
    erkekle girsem
  175. garson erkeği selamlar
    ve beni görmezden gelir.
  176. Garsonlar ürünlerdir --
  177. [Gülüşmeler]

  178. Bazı kadınlar bu noktada
    "Evet, bunu düşünmüştüm!" demiştir.

  179. Garsonlar, onlara erkeğin
    kadından daha
  180. önemli olduğunu öğreten
    toplumun bir ürünüdür.
  181. Ve bu garsonların kötü niyetli
    olmadıklarını biliyorum.
  182. Ancak entellektüel olarak bilmek ve
    duygusal olarak hissetmek farklı şeyler.
  183. Beni umursamadıkları her seferinde,
    görünmez hissediyorum.
  184. Üzgün hissediyorum.
  185. Onlara bir erkek kadar insan olduğumu,
    fark edilmeye değer olduğumu
  186. söylemek istiyorum.
  187. Bunlar küçük şeyler,
  188. ancak bazen insanı en
    çok kıran bu küçük şeyler oluyor.
  189. Çok önce değil,
    Lagos'ta genç

  190. ve kadın olmanın ne anlama geldiği
    hakkında bir yazı yazmıştım,
  191. ve yayıncılar bana dedi ki,
  192. "Çok kızgın bir yazı."
  193. Tabii ki çok kızgın!
  194. [Gülüşmeler]

  195. Ben çok kızgınım.

  196. Cinsiyetler arasında derin bir
    adaletsizlik var.
  197. Hepimiz kızgın olmalıyız.
  198. Kızgınlığın pozitif bir değişiklik
    getirme açısından uzun bir tarihi var;
  199. ama, kızgın olduğum kadar,
    umutluyum da.
  200. Çünkü insanların kendilerini,
    iyileştirmek adına
  201. değişme yeteneklerine inanıyorum.
  202. Cinsiyet her yerde önemli,

  203. ancak ben Nijerya'ya ve Afrika'ya
  204. odaklanmak istiyorum,
  205. çünkü bildiğim ve kalbimin
    olduğu yer orası.
  206. Ve ben sizden
  207. daha farklı, daha adil, daha mutlu erkek
    ve kadınların kendilerine daha dürüst
  208. olduğu bir dünya
  209. hayal etmeye ve planını yapmaya
    başlamanızı istiyorum.
  210. Şu şekilde başlayabiliriz:
  211. kızlarımızı daha farklı yetiştirmeliyiz.
  212. Oğullarımızı da daha
    farklı yetiştirmeliyiz.
  213. Oğullarımızı büyütürken yetiştirme
    şeklimizle onlara zarar veriyoruz;
  214. insanlıklarını bastırıyoruz.
  215. Maskülenliği oldukça dar
    şekilde tanımlıyoruz,
  216. bu şekilde maskülenlik
    dar sert bir kafes oluyor
  217. ve oğullarımızı içine koyuyoruz.
  218. Onlara korkudan
    korkmayı öğretiyoruz.
  219. Onlara zayıflıktan, hassaslıktan
    sakınmayı öğretiyoruz.
  220. Onlara kendilerini nasıl
    saklayacaklarını öğretiyoruz,
  221. çünkü, Nijerya'da dendiği gibi
    "sert adam!" olmak zorundalar.
  222. Orta okulda, bir erkek ve kız,
    ikisi de genç,
  223. ikisi de ceplerinde aynı miktarda parayla
    dışarı çıktıklarında,
  224. erkeğin, maskülenliğini kanıtlaması
    için her zaman herşeyi
  225. ödemesi bekleniyor.
    Ve biz de neden
  226. erkeklerin ailelerinden para çalışlarının
    daha yüksek oluşunu konuşuyoruz.
  227. Ya erkek ve kızlar maskülenliği ve parayı

  228. birbirine bağlamayarak yetiştirilseydiler?
  229. Ya davranış "erkek ödemeli" yerine
  230. "kimde daha çok varsa o ödemeli?"
    olsaydı?
  231. Elbetteki tarihsel avantajlarından dolayı
  232. erkekler genelde
    günümüzde daha çoğa sahip olanlar,
  233. ancak çocuklarımızı farklı
    yetiştirmeye başlarsak
  234. o zaman elli senede, yüz senede,
  235. oğlanların erkekliklerini kanıtlamaya
    ihtiyaçları olmayacak.
  236. Ancak onlara yaptığımız en ama en kötü şey
  237. sert olmaları gerektiğini söyleyerek,
  238. onları bayağı kırılgan
    egolarla bırakmamız.
  239. Ne kadar "sert adam" olmaları
    gerektiklerini düşünürlerse,
  240. egoları o kadar zayıf oluyor.
  241. Ardından kızlara daha
    fazla zarar veriyoruz
  242. çünkü onları erkeklerin o
    egolarını beslesinler diye yetiştiriyoruz.
  243. Kızlarımıza kendilerini küçültmelerini,
    ufacık olmalarını öğretiyoruz,
  244. kızlarımıza diyoruz ki,
  245. "Hırsın olabilir, ama çok fazla değil."
  246. [Gülüşmeler]

  247. "Başarılı olmayı hedeflemelisin, ama
    çok başarılı değil,

  248. yoksa erkeklere tehdit olursun."
  249. Eğer ilişkide para kazanan kişi sensen
    bir erkek yerine,
  250. öyle değilmişsin gibi davranman gerekir,
  251. özellikle toplum içinde.
  252. Yoksa onu zayıf göstermiş olursun.
  253. Ya bu düşüncelerin
    kendisini sorgularsak?

  254. Neden bir kadının başarısı
    erkeğe tehdit olsun ki?
  255. Ya o kelimeden kurtulmaya karar versek?
  256. Nitekim "erkekliğini zayıflatmak"
  257. kadar sevmediğim başka
    bir sözcük yoktur herhalde.
  258. Bir keresinde Nijeryalı bir
    tanıdığım bana,
  259. erkeklerin benden çekinebileceğinden
    endişeli olup olmadığımı sordu.
  260. Hiç endişeli değildim.
  261. Hatta bana hiç öyle gelmedi,
    çünkü benden
  262. çekinecek bir adam, kesinlikle
    ilgi alanımda
  263. olmayacak türden bir adamdır.
  264. [Gülüşmeler]

  265. [Alkışlar]

  266. Ancak bu beni gerçekten çarpmıştı.

  267. Kadın olduğumdan dolayı,
    evliliğe can atmam,
  268. hayattaki seçimlerimi
    evliliğin en
  269. önemli şey olduğunu hatırlayarak
    yapmam bekleniyor.
  270. Evlilik güzel bir şey olabilir;
  271. bir keyif, aşk ve karşılıklı
    destek kaynağı olabilir.
  272. Ancak kızlarımıza evliliğe
    can atmalarını öğretip
  273. neden oğullarımıza da aynısını
    öğretmiyoruz?
  274. Evlenebileceği adamı
    zayıf göstermemek için

  275. evini satmaya karar veren
    bir kadını tanıyorum.
  276. Nijerya'da gittiği konferanslarda, kendine
    göre, diğer katılanların ona saygı
  277. göstersinler diye evlilik
  278. yüzüğü takan bir
  279. kadın tanıyorum.
  280. Evlenmesi için ailesi, arkadaşları
    ve hatta işten
  281. baskı görmüş ve berbat tercihler
    yapmaya itilmiş
  282. genç kadınlar tanıyorum.
  283. Belli bir yaşa gelmesine rağmen
    evlenmemiş bir kadına
  284. toplumumuz bunun derin ve,
    kişisel bir hata olduğunu öğretiyor.
  285. Ancak belli bir yaşa gelmiş erkek
    evlenmemiş olduğunda
  286. sadece daha seçim yapmamış
    olduğunu düşünüyoruz.
  287. [Gülüşmeler]

  288. "Ama kadınlar bunlara basitçe

  289. 'hayır' diyebilir." demek
    kolay geliyor bize.
  290. Ancak gerçek daha
    çetrefilli ve karmaşık.
  291. Hepimiz sosyal canlılarız.
  292. Sosyalleşmemizdeki düşünceleri
    içselleştiririz.
  293. Hatta evlilik ve ilişkilerden
    bahsederken
  294. kullandığımız dil bile bunu gösteriyor.
  295. Evliliğin dili, partnerliğin dili yerine
  296. genellikle sahipliğin dili oluyor.
  297. Biz "saygı" kelimesini
  298. bir kadının erkeğe gösterdiği bir şey
    olarak kullanıyoruz,
  299. ancak erkeğin kadına değil.
  300. Nijerya'da hem erkekler hem de kadınlar --

  301. ki bu beni çok eğlendiren bir deyiştir --
  302. der ki "Evliliğimin huzuru için yaptım."
  303. Erkek söylediği zamanlarda,
  304. genelde halihazırda yapmamaları gereken
    şeyler hakkında oluyor.
  305. [Gülüşmeler]

  306. Bazen bunu arkadaşlarına söylerler,

  307. hani ne kadar maskülen olduklarını
  308. açıkça vurgulayacak şekilde nasıl
  309. ihtiyaç duyulduklarını, ve nasıl
    sevildiklerini göster:
  310. " Eşim her gece klübe
    gidemeyeceğimi söyledi,
  311. ben de evliliğimin huzuru için,
    sadece haftasonları gidiyorum.
  312. [Gülüşmeler]

  313. Kadın ise ne zaman, ''evliliğimin
    huzuru için yaptım'' dese

  314. genelde işinden, hayalinden,
  315. kariyerinden vazgeçişinden
  316. bahsediyordur.
  317. Kadınlara, ilişkilerinde taviz vermenin
  318. kadınların işi olduğunu öğretiyoruz.
  319. Kızları birbirlerine rakip olarak
    yetiştiriyoruz,
  320. başarı veya meslekler için değil,
    -ki kanımca bu iyi olurdu-
  321. erkeklerin ilgisi için.
  322. Kızlara, oğlanların aksine,
  323. cinsel hayatları
    olamayacağını öğretiyoruz.
  324. Oğlumuz varsa, onların kız
    arkadaşlarını öğrenmek sorun olmaz.
  325. Ancak kızımızın erkek arkadaşı?
    Haşa.
  326. [Gülüşmeler]

  327. Ancak elbette ki doğru
    zaman geldiğinde

  328. bu kızlardan kocaları olmak üzere mükemmel
    bir adam getirmelerini bekliyoruz.
  329. Kızları denetliyoruz,
    bakireliklerini met ediyoruz,
  330. ancak erkeklerinkini etmiyoruz
  331. ve doğrusu bu bana pek
    de mantıklı gelmiyor çünkü...
  332. [Gülüşmeler]

  333. [Alkışlar]

  334. Çünkü bakireliği kaybetmek genelde
    bir süreç ihtiva eder...

  335. Geçenlerde Nijerya'da bir üniversitede
    genç bir kadın grup tecavüzüne uğradı,

  336. bunu bazılarımız biliyordur.
  337. Çok sayıda erkek ve kız
    Nijeryalı gencin tepkisi
  338. şu şekilde oldu:
  339. "Evet, tecavüz yanlış.
  340. Ancak bir kız dört erkeğin
    odasında ne arıyordu?"
  341. Eğer bu cevabın insafsızlığını bir
    kenara koyabilirsek,
  342. bu Nijeryalılar kadının tabiati gereği
    suçlu olduğunu görerek yetiştirildiler,
  343. erkeklerin kontrolsüz yaratıklar olduğu
    fikrini kabul edilebilir
  344. bulacak seviyede erkeklerden çok az şey
  345. bekleyerek yetiştirildiler.
  346. Kızlarımıza utanmayı öğretiyoruz.
  347. "Bacaklarını kapa", "Kendini kapat."
  348. Onları, erkek olarak değil de
    bir kız olarak doğdukları
  349. için suçlularmış gibi
    hissettiriyoruz.
  350. Bu sebeple, büyüyen kızlarımız
  351. ne arzuladıklarını bilmeden kadın
    oluyorlar.
  352. Kendilerini susturan kadınlar oluyorlar.
  353. Ne düşündüklerini açıkça söyleyemeyen
    kadınlar oluyorlar --
  354. ve büyüdüklerinde --
  355. ki bu kızlarımıza yaptığımız
    en kötü şey --
  356. büyüdüklerinde numara yapmayı bir
    sanata çeviren kadınlar oluyorlar.
  357. [Alkışlar]

  358. Ev işlerinden nefret eden
    bir kadın tanıyorum,

  359. gerçekten nefret ediyor,
  360. ancak seviyormuş gibi davranıyor,
  361. çünkü ona bunun "iyi eş materyali"
    olmak için şart olduğu öğretilmiş.
  362. Onun -- eğer o kelimeyi kullanacaksak --
  363. "evcil" olması gerekiyor.
  364. Ardından evlendi ve
  365. eşinin ailesi onun evlendikten sonra
    değiştiğini söylemeye başladı.
  366. [Gülüşmeler]

  367. Doğrusu, o aslında değişmedi,

  368. sadece rol yapmaktan yoruldu.
  369. Cinsiyetin problemi,

  370. kim olduğumuzu umursamadan
  371. nasıl olmamız gerektiğini buyurmasında.
  372. Cinsiyet beklentileri olmasaydı,
    ne kadar mutlu ve

  373. gerçek kişiliğimize karşı
    ne kadar daha özgür
  374. olabileceğimizi düşünün.
  375. Oğlanların ve kızların reddedilemez
    şekilde farklı biyolojileri var,
  376. ancak sosyalleşme farklılıkları abartıyor
    ve bu daha sonra
  377. kendini doğrulayan bir kehanete
    dönüşüyor.
  378. Yemek yapmayı örnek alın mesela.
  379. Günümüzde kadınlar erkeklere kıyasla
    ev işi yapmada daha aktifler,
  380. yemek yapma ve temizlikte.
  381. Ancak sebebi ne?
  382. Kadınlar yemek yapma
    genleriyle doğduğu için mi?
  383. [Gülüşmeler]

  384. Yoksa senelerdir yemek pişirmeyi
    kendi rolleri olarak gördüklerinden mi?

  385. Açıkçası, ben de yemek yapma genleriyle
    doğduğumuzu söyleyebilirdim,
  386. ta ki dünyadaki en ünlü aşçıların
    büyük bir kısmının,
  387. hani şu "şef" dediklerimizin,
    erkek olduğunu
  388. hatırlayana kadar.
  389. Küçükken büyükanneme bakardım,

  390. ki kendisi, çok, çok zeki bir kadındı,
  391. ve düşünürdüm; acaba büyürken
  392. erkeklerle aynı şanslara sahip olsaydı
    şu anda nerelerde olurdu diye.
  393. Bugün, kadınlar için, büyükannemin
    dönemine kıyasla,

  394. politikadaki, kanunlardaki değişiklikler
    sağolsun,
  395. çok daha fazla imkanlar var
  396. ve bunların hepsi çok önemli.
  397. Ancak daha önemli olan şey,
    davranışlarımız, mentalitemiz,
  398. neye inandığımız ve cinsiyet
    hakkında neye değer verdiğimiz.
  399. Ya çocuk yetiştirirken cinsiyet yerine
  400. yeteneklerine odaklanırsak?
  401. Ya çocuk yetiştirirken cinsiyet yerine
    ilgilerine odaklanırsak?
  402. Birer kızları ve oğulları olan,
    derslerinde

  403. çok iyi, şahane, nazik çocuklara sahip
  404. bir aile tanıyorum.
  405. Oğlan aç olduğunda, ebeveynler
    kızlarına diyor ki,
  406. "Git ve kardeşine Indomie eriştesi pişir."
  407. [Gülüşmeler]

  408. Kız tam olarak Indomie eriştesi
    pişirmeyi sevmiyor,

  409. ancak o bir kız, yani yapmak zorunda.
  410. Ya ebeveynleri en başından beri
  411. hem oğullarına hem de kızlarına
  412. Indomie pişirmeyi öğretselerdi?
  413. Ayrıca, yemek pişirebilmek bir erkek için
    oldukça kullanışlıdır.
  414. Bu kadar önemli bir şeyi bir başkasının
    eline bırakmak nasıl mantıklı olabilir?
  415. Yani kendini besleyebilme yetisini --
  416. [Gülüşmeler]

  417. başkasına bırakmak.

  418. [Alkışlar]

  419. Eşiyle aynı işe ve diplomaya
    sahip bir kadın tanıyorum.

  420. İşten döndüklerinde, kadın ev
    işlerinin çoğunluğunu yapıyor,
  421. ki kanımca bu birçok evlilik
    için geçerli.
  422. Ancak beni asıl çarpan şey
  423. kocanın çocuğun bezini her
    değiştirişinde kadının ona
  424. teşekkürler diyor olmasıydı.
  425. Peki, ya onun bunu yapmasını
    tamamen normal bir şeymiş gibi
  426. görseydi, yani kendi
    çocuğuna bakıyor olmasını?
  427. [Gülüşmeler]

  428. Büyürken içselleştirmiş olduğum
    bir çok cinsiyet dersini

  429. hafızamdan silmeye çalışıyorum.
  430. Ancak bazen hala cinsiyet beklentileri
    anlamında çok hassas hissediyorum.
  431. İlk kez bir yazı sınıfında
    öğretmenlik yaparken
  432. bayağı endişeliydim.
  433. Öğreteceğim şey hakkında değildi
  434. çünkü iyi hazırlanmıştım
  435. ve zevk aldığım bir şeyi öğretecektim.
  436. Onun yerine giyeceğim
    hakkında endişeliydim.
  437. Ciddiye alınmak istiyordum.
  438. Bir kadın olduğumdan dolayı
  439. otomatik olarak değerimi ispatlamam
    gerektiğini biliyordum.
  440. Ve eğer çok feminen görünürsem
  441. ciddiye alınmayacağımdan
    endişeleniyordum.
  442. Gerçekten parlak rujumu ve
    o kızımsı eteği giymek istiyordum,
  443. ancak giymemeye karar verdim.
  444. Onun yerine, çok daha ciddi,
  445. çok daha erkeksi ve çok daha çirkin
    bir takım giydim.
  446. [Gülüşmeler]

  447. Çünkü üzücü gerçek şu ki, konu
    dış görünüşe gelince

  448. erkekleri standart alarak başlıyoruz.
  449. Eğer bir erkek iş görüşmesine
    hazırlanıyorsa,
  450. çok maskülen görünmesi veya ciddiye
  451. alınmaması konusunda endişelenmesine
    gerek yoktur.
  452. Ancak bir kadın bir iş görüşmesine
    hazırlanıyorsa,
  453. çok feminen görünmesi veya bir şey
    söyleyip söylememesine
  454. karşın ciddiye alınıp alınmayacağı
    konusunda endişelenmesine gerek vardır.
  455. Keşke o gün o çirkin
    takımı giymeseydim.

  456. Onu daha sonra
    dolabımdan attım bu arada.
  457. Eğer bugünkü cesaretimio gün
    gösterebilmiş olsaydım,
  458. öğrencilerim benim öğretmemden daha
    fazla fayda görecekti,
  459. çünkü daha rahat olacaktım ve
  460. daha fazla kendim gözükecektim.
  461. O günden beri dişiliğimden
    veya kadınsılığımdan
  462. utanmamayı ve pişman
    olmamayı seçtim.
  463. [Alkışlar]

  464. Ve tüm kadınlığımla saygı
    duyulmak istiyorum,

  465. çünkü bunu hak ediyorum.
  466. Cinsiyet konuşması kolay bir
    konu başlığı değil.
  467. Hem erkek ve kadın için,
  468. cinsiyet konusu direkt olarak sizi bir
    direnişle karşı karşıya getirtebiliyor.
  469. Bazı kişilerin gerçekten şöyle düşündüğünü
    hayal edebiliyorum şu anda
  470. "Kadınlar da patronluk taslıyor".
  471. Bazı erkekler de şöyle düşünüyor olabilir,
  472. "Tamam, bunların hepsi enteresan
  473. ancak ben böyle düşünmüyorum."
  474. Bu da problemin bir parçası.
  475. Bir çok erkeğin cinsiyet hakkında

  476. aktif olarak düşünmemesi
  477. cinsiyet probleminin bir parçası.
  478. Çoğu erkek, arkadaşım Louis gibi,
  479. her şey iyi diyor.
  480. Ve bir sürü erkek bunu
    değiştirmek için bir şey yapmıyor.
  481. Eğer bir erkeksen ve bir restorantın içine
    bir kadınla
  482. girmene rağmen garson sadece seni
  483. selamlıyorsa, şunu ona soruyor musun:
  484. "Onu neden selamlamadın?"
  485. Çünkü cinsiyet --
  486. [Gülüşmeler]

  487. Aslında bu muhabbeti uzatabiliriz.

  488. Çünkü cinsiyet konuşmak için rahatsız
    edici bir konu başlığı,
  489. ve konuyu kapatabilmek için oldukça
    kolay yollar var
  490. Bazıları evrimsel biyolojiden ve
    primatlardan bahseder,
  491. hani, bilirsiniz, dişi primatlar
    erkeklere itaat eder
  492. tarzı meseleler.
  493. Ancak asıl konu şu: biz primat değiliz.
  494. [Gülüşmeler]

  495. [Alkışlar]

  496. Primatlar ayrıca ağaçlarda yaşardı ve
    sabah kahvaltı niyetine solucan yerlerdi,

  497. ancak biz yemiyoruz.
  498. Bazıları, "Eh, fakir erkekler de bazen
    sorun yaşıyor" diyebilir.
  499. Bu da doğru.
  500. Ancak bu --
  501. [Gülüşmeler]

  502. Ancak konu bu konumuz değil.

  503. Cinsiyet ve sınıf farklı baskı formları.
  504. Aslında baskı formlarını ve birbirlerine
    ne kadar
  505. vurdumduymaz olabileceklerini bir siyahı
  506. erkek ile konuşarak öğrendim.
  507. Bu siyahi adamla cinsiyet
    hakkında konuşuyorduk,

  508. ve bana dedi ki,
  509. "Neden 'kadın olarak tecrübem' diyorsun?
  510. Neden 'bir insan olarak
  511. tecrübem' demiyorsun?"
  512. Ancak bu adamın ta kendisi, yaşadıklarını
  513. sıkça siyahi bir adamın tecrübeleri
    olarak anlatan bir adam.
  514. Cinsiyet fark eder.

  515. Erkek ve kadın dünyayı farklı
    tecrübe ediyor.
  516. Cinsiyet dünyayı
    tecrübe edişimizi boyuyor.
  517. Ancak bunu değiştirebiliriz.
  518. Bazıları diyecek ki,

  519. "Ah, kadınların gerçek gücü var,
  520. kalça gücü".
  521. Nijeryalı olmayanlar için, kalça gücü
  522. bir kadının bir erkekten iyilik
    isterken
  523. seksapelini kullanması anlamına
    gelen bir deyiştir.
  524. Ancak kalça gücü
    bir güç bile değil.
  525. Kalça gücü, bir kadının bir başkasının
  526. gücünden zaman zaman yararlanabilmesi
  527. anlamına geliyor.
  528. Elbette, bazen birisi
    kötü hissediyorsa,
  529. hastaysa veya iktidarsızsa
  530. ne oluyor diye
  531. düşünmeliyiz.
  532. [Gülüşmeler]

  533. Bazıları kadının erkeğin emrine verilmesi
    kültürümüzde var diyor.

  534. Ancak kültürler sürekli değişir.
  535. Lagos'ta yaşayan ve on beş yaşında olan
    ikiz kız yeğenlerim var.
  536. Eğer yüz sene önce doğmuş olsalardı,
  537. çoktan zorla alınıp öldürülmüşlerdi.
  538. Çünkü o zamanki kültürümüzde
    ikizleri öldürmek vardı.
  539. O hale kültürümüzün anlamı ne?

  540. Hani tamam, dekoratif olanı var
  541. danslar olan...
  542. .. ancak kültürün özü insanların
    devamlılığı ve korunması hakkında.
  543. Ailemizde,
  544. Kim olduğumuz, kültürümüz ve nereden
    geldiğimiz konularıyla
  545. en çok ilgilenen çocuk
  546. benimdir.
  547. Abilerim benim kadar ilgili değiller.
  548. Ancak umunna toplantılarına
  549. katılamam veya gidemem,
  550. söz hakkım olamaz.
  551. Çünkü bir kadınım.
  552. Kültürler insanı oluşturmaz,
  553. insanlar kültürü oluşturur.
  554. Eğer kültürümüzde --
  555. [Alkışlar]

  556. Eğer kültürümüzde

  557. kadınların da insan olduğu
    bilgisi yoksa, o zaman
  558. bunu kültürümüze eklemeliyiz.
  559. Sevgili arkadaşım Okoloma Maduewesi
    hakkında sıkça düşünüyorum.

  560. Sosoliso kazasında ölen o ve diğerleri
  561. huzurla yatmaya devam etsin.
  562. Onu sevenler tarafından
    hep hatırlanacaklar.
  563. Bana feminist dediği seneler öncesindeki
    o gün haklıydı.
  564. Ben bir feministim.

  565. Ve o gün sözlüğe baktığımda orada
  566. yazan şey şuydu:
  567. "Feminist, cinsiyetlerin sosyal, politik
  568. ve ekonomik eşitliğine inanan kişidir."
  569. Duyduğum hikayelerden söyleyebilirim ki
    benim büyük anneannem
  570. bir feministti.
  571. Evinden evlenmek istemediği bir adamla
    evlenmemek için kaçtı ve
  572. kendi istediği adamla evlendi.
  573. Herhangi bir haktan, maldan
    mahrum bırakıldığını
  574. hissettiğinde, itiraz etti, protesto etti
    ve hakkını aradı.
  575. Benim büyük anneannem feminist
    kelimesinin anlamını bilmiyordu, ancak

  576. bu onun bir feminist
    olmadığı anlamına gelmiyor.
  577. Bu kelimeye daha çoğumuz
    sahip çıkmalı.
  578. Benim Feminist tanımım şu:
  579. "Feminist, şunu söyleyen erkek
  580. ve kadındır--
  581. [Gülüşmeler]

  582. [Alkışlar]

  583. Feminist, şunu söyleyen bir erkek
    veya kadındır;

  584. "Evet, günümüzde cinsiyetle alakalı bir
    problem var
  585. ve bunu düzeltmeliyiz.
  586. Daha iyi kılmalıyız."
  587. Bildiğim en iyi feminist
  588. kardeşim Kene.
  589. O ayrıca oldukça yakışıklı, dünya tatlısı
    bir adam
  590. ve oldukça maskülen.
  591. Teşekkürler.

  592. [Alkışlar]