YouTube

Got a YouTube account?

New: enable viewer-created translations and captions on your YouTube channel!

Turkish subtitles

← 60 Saniyeden Fazlası | Nazlı Çelik | TEDxBahcesehirUniversity

Get Embed Code
1 Language

Download

Showing Revision 52 created 07/26/2017 by Eren Gokce.

  1. Hepinize merhaba!

  2. Hayli içli, böyle dokunaklı ve biraz ürkek
    içine kapanık bir kız çocuğuydum aslında.
  3. Annem, önümüzden geçen ambulansın
    ardından üç gün ağladığımı söyler durur.
  4. Acaba içindeki hastaneye yetişti mi,
    kurtuldu mu diye.
  5. İlkokulda notlarımın 1,25 – 1,50’nin
    üzerine geçtiğini pek hatırlamam ama
  6. hani her yedi yılda bir insanın
    saçının, cildinin bile
  7. kabuk değiştirdiği söylenir ya sanıyorum
    ben de tam 15 yaşımda
  8. yatılı okul için dört yıllığına
    İsviçre’ye gittiğimde
  9. kişiliğim, karakterim tam da bu
    zamanda kabuk değiştirdi.
  10. Sonrasında üniversiteye gittim
    ama annemin eteğinden
  11. ayrılmadığım gerçeği hiçbir
    zaman değişmedi bu arada.
  12. Üniversiteye gittim, dört
    yıllık üniversiteyi
  13. üç senede alelacele takdir
    teşekkürle bitirdim.
  14. Sanki ilerisini görmüş gibi
    televizyon bölümünün
  15. yanı sıra bir de psikoloji okudum,
    mezun oldum, döndüm.
  16. Bu hiçbir zaman okul sıralarını çok
    sevdiğim anlamına gelmesin,
  17. çünkü sonrasındaki iş hayatım benim
    her zaman gerçeğim ve
  18. aslında hayat tarzım oldu.
  19. Yine küçükken annem beni bir gün
    Taksim Meydanı’na götürmüş,
  20. el ele yolda yürüyoruz birlikte
    yoldan geçen bir deli üzerime tükürmüş.
  21. Annem tabii pimpirikli
    koşa koşa eve dönmüşüz,
  22. beş gün boyunca beni
    çiteleye çiteleye yıkamış,
  23. bu tabii ki benim 1999 yılında
  24. -NTV’de muhabir olarak işe
    başladığım yıla dek-
  25. Taksim Meydanı’nı son kez görüşüm oldu.
  26. Sonra 1999 yılında, NTV’de
    staj dönemi başladı ilk önce.
  27. Kapıdan içeriye girdim; hangi bölüme
    girmeliyim, ne yapmalıyım diye…
  28. Baktım işte kültür sanat bölümü,
  29. sanatlar, sanat dersleri, sergiler var,
    işte çokça konserler… Hiç bana göre değil.
  30. Ekonomi bölümüne gittim, rakamlarla
    aram hiçbir zaman çok iyi olmadı.
  31. TEFE, TÜFE, kahvaltılı
    basın toplantıları…
  32. Orası da beni çok sarmadı.
    Spor bölümüne geçtim.
  33. İşte maçlar, skorlar…
    Yok burası da değil dedim.
  34. En son haber merkezine girdim, istihbarat
    bölümünde tam da kendimi buldum.
  35. İçimdeki o; heyecan dolu, meraklı,
    araştırmacı, o soruşturmacı…
  36. Adrenalin tutkusunu
    sanıyorum en çok da bu
  37. NTV’de altı yıl boyunca sahada
    geçirdiğim yıllar çokça besledi.
  38. Yine o dönem Bayrampaşa Cezaevi’nde,
    F tipi cezaevlerini protestolar var.
  39. Bayrampaşa Cezaevi’nde de protestolar var.
  40. Gece yarısı bir telefon çaldı, sanırsınız
    gizli göreve gidiyorum.
  41. Parmak ucunda evden
    çıktığımı hatırlıyorum.
  42. Çatışmalar, patlamalar…
  43. En son iki gün sonra tekrar eve döndüm.
  44. Kısacası kitaplarda okuduğumuz,
    filmlerde seyrettiğimiz
  45. o hayatlara değmek dokunmak istedim.
  46. Bu yüzden de hani mutfağın tam da
    ortasında olmanız lazım.
  47. Muhabirlik de bu işin mutfağıdır.
  48. O yüzden o yemeğin mutlaka
    biraz tuzunu ekmeniz lazım
  49. ve hatta iki tas da kavurmanız lazım.
  50. Çünkü yaşamadan anlatılmıyor,
    anlatılsa da gerçekçi olmuyor.
  51. O yüzden bugün genel
    yayın yönetmeni olsam da
  52. muhabir olarak kalmam, hep bu yüzden.
  53. Çatışmalar, sorgular hepsi
    bir yana dursun.
  54. Sanıyorum duygusallık boyutumu
    en çok da kol mesafesinde
  55. gördüğüm iki yüzün üzerinde
    cesette test ettim.
  56. O dönem nişanlanıyorum.
  57. Üzeyir Garih, bizim aile
    dostumuz nişana katıldı.
  58. Bir hafta sonra ben de haber
    merkezinde oturuyorum,
  59. polis telsizinden bir anons…
  60. O dönem polis telsizi dinlerdik,
    kodları hâlâ ezbere bilirim.
  61. [POLİS TELSİZİ] “Üzeyir Garih,
    Piyer Loti Mezarlığı’nda öldürüldü.”
  62. Olabilir mi acaba dedim,
    gerçek olabilir mi?
  63. Koşa koşa gittim olay yerine.
  64. Baktım, gerçekten o.
    Kanlar içinde yatıyor.
  65. Çok üzüldüm, saatlerce
    ağladığımı hatırlıyorum.
  66. Bütün bu olayı takip ettim.
  67. Katil yakalandı, duruşmalar
    başladı Fatih Adliyesi’nde.
  68. Tek tek bütün o duruşmaların hepsine
    katıldım ve adam dedi ki:
  69. “Ben aslında sadece yaralamıştım.
    Aşağıdan 'yardım, yardım' diye
  70. bağırdığında tekrar yukarıya
    çıktım ve öldürdüm” dedi.
  71. Acaba dedim mümkün olabilir mi,
    şüphecilik işte.
  72. Gittim Piyer Loti Mezarlığı’na bir
    kum saati koydum aşağıya,
  73. bütün o merdivenleri indim çıktım.
  74. Acaba bu kadar kısa sürede
    öldürmüş olabilir mi diye.
  75. Velhasıl bunun gibi çok olay yaşadım.
  76. Kendi alanlarında lider olabilme
    potansiyeline sahip kişilerin seçildiği,
  77. Amerikan Dışişleri Bakanlığı’nın bir
    programı vardı bir buçuk ay süren.
  78. Ben de buna davetliydim.
  79. Pentagon, Beyaz Saray gezilerinin
    de içerildiği bir program.
  80. O dönem Margaret Thatcher,
    Süleyman Demirel…
  81. Hepsi gençliklerinde katılmış.
  82. O yılda programa davet
    edilen tek Türk'tüm.
  83. Nereden bilebilirdim ki yıllar
    sonra meslek hayatımda
  84. sırf bu programa katıldım diye
    ajanlıkla suçlanacağımı…
  85. On dokuz yılı aşkın meslek hayatımda
    çok şey oldum aslında.
  86. Ergenekoncu oldum, yandaş oldum.
  87. Kendi ülkemin şu bayrağını takıyorum diye
    -hani bilirsiniz Amerikalılar,
  88. üzerlerine Amerikan bayrağından
    tişört, üzerine şort giyerler-
  89. ben kendi ülkemin ay yıldızlı
    bayrağını taktım diye
  90. bu ülkede ırkçı, faşist bile oldum.
  91. Galiba kadın olunca hedef olmak
    da bir o kadar kolay oluyor ve
  92. doğrudur Türkiye’de kadın
    olmak kolay değil.
  93. Çünkü erkek egemen bir medyada mücadele
    ediyoruz, çalışıyoruz hepimiz.
  94. Mesela 1 Mayıs hiç unutmam, İşçi Bayramı.
  95. Biz de o zaman hep beraber bütün
    meslektaşlarla beraber çekime gittik.
  96. O meşhur Perpa Köprüsü’nün üzerinde
    bir hatıra fotoğrafı çekiyoruz;
  97. resme baktım 22 yaşındaki bir ben
  98. ve bir kadın meslektaşım
    daha sadece iki kişiyiz.
  99. Yine geçen hafta, sanıyorum
    önceki haftaydı.
  100. Çankaya Köşkü’ne, başbakan
    televizyonların ve
  101. gazetelerin genel yayın
    yönetmenlerini çağırdı.
  102. Hep birlikte gittik, üşenmedim saydım.
  103. Masada 43 kişi, sadece ikisi
    kadın, biri de ben.
  104. Ne demek istediğimi aslında çok güzel
    ortaya koyan bir tablo bu.
  105. Çünkü sanıyorum bu erkek egemen
    medyada o kadar çalıştık
  106. çabaladık ki kadınlara pozitif
    ayrımcılığı hep
  107. kendi haber merkezimde
    bilinçaltında uyguladım.
  108. O yüzden bugün İstanbul Haber Müdürü’nden,
    Ankara Haber Müdürü’ne;
  109. Yurt Haber Editörü’nden,
    Dış Haber Editörü’ne
  110. tamamını kadınlara teslim ettim.
  111. Erkekler yerer gibi olmasın ama kadınların
    gözüne ve kalbine çok güveniyorum.
  112. Yaptığımız iş de zaten kalp işi,
    aşkla yapıyoruz
  113. biz yaptığımız işi, tutkuyla yapıyoruz.
  114. Aksi hâlde zaten yaptığınız
    işten de hayır gelmiyor.
  115. Mekanik değiliz tabii ki, elbette o
    büyülü ekranın camın etrafında
  116. en fazla da biz hırpalanıyoruz ve
    insan çok travmatik olaylara
  117. sahne olunca sanıyorum kırılma noktaları
    da bir o kadar fazla oluyor.
  118. Benimkilerden biri Mehmet.
  119. Mehmet 7 yaşında, annesiyle
    babası boşanmak üzereler,
  120. velayet davası görülüyor.
  121. Annesi Kur'an kursu hocası, babası İmam
  122. ve babası bu kararın ardından farklı
    bir şehirde yaşamaya karar veriyor.
  123. Biz de bu duruşmayı takip ediyoruz ve
    doğal olarak Mehmet’in de
  124. yaşı küçük olduğundan velayetini
    annesine veriyor mahkeme.
  125. Sonrasında annesiyle kalmaya başlıyor.
  126. Çocuk tabii, altına kaçırıyor.
  127. Annesi döve döve komalık ediyor Mehmet’i.
  128. Buz gibi bir betonun üzerine koyuyor,
  129. sabaha kadar orada bekletiyor.
  130. Korkusundan hastaneye bile kaldırmıyor.
  131. Sonra anneanne geliyor sabaha karşı,
    ne yaptın sen buna diyor.
  132. İşte böyle böyle diyor, alıyorlar
    hastaneye gidiyorlar.
  133. Bir hafta boyunca ölümle yaşam
    arasında mücadele ediyor,
  134. hayatta kalmaya çalışıyor ama maalesef
  135. yedi yaşında veda ediyor
    bu hayata Mehmet.
  136. Sonrasında Mehmet’in babası, çokça
    etkileyen bir olaydır beni.
  137. Çünkü aklımda hep şu görüntü kaldı:
  138. O velayet davasında annesinin
    kucağında Mehmet, ağlıyor
  139. “Baba beni anneme bırakma,
    beni çok dövüyor.” diye.
  140. Annesi de cimcikliyor Mehmet’i,
    daha fazla bağırmasın diye.
  141. O haykırışları bir ay boyunca
    gitmedi benim rüyalarımdan.
  142. Sonrasında haber bitti,
    duruşma süreci oldu.
  143. Ben de haber sonrasında bir yorum yaptım.
  144. İsyanım, öz annesi tarafından
    öldürülüp üstelik
  145. pişmanlık nedeniyle
    cezasının indirilmesineydi.
  146. Bir yorum yaptım.
  147. Neyse haberler bitti, telefon çaldı
    santralden arıyorlar.
  148. Mehmet’in babası arıyor dediler,
    o anda kafam karıştı.
  149. “Kim? Mehmet? Tabii bağlayın” dedim.
  150. “Merhabalar ben Mehmet’in babasıyım.
  151. Ben küçücük yaşında çok
    almaya uğraştım oğlumu.
  152. Oğluma kavuşmaya çalıştım ama
    mahkeme izin vermedi” dedi.
  153. “Ben bu hayatta tutamadım Mehmet’i ama siz
  154. sözlerinizle bir nebze olsun benim içimi
    ferahlattınız. İyi ki varsınız!” dedi.
  155. O günden beri her bayramda, her kandilde
    arar beni Mehmet’in babası.
  156. Mehmet’in babasını hiç tanımıyorum ama
  157. işte bir yerde bir hayata
    -Mehmet’in babasına- ve
  158. belki de bu dünyadan göçüp giden o küçücük
    Mehmet’in hayatına değip dokundum.
  159. Tıpkı o Mehmet gibi diğer Mehmetler de hep
    çok önemli oldu benim hayatımda.
  160. Benim ailemde asker ya da polis yok ama
  161. benim bu ülkenin askerine ve
    polisine olan sevgim malumunuz.
  162. Evet vatanseverim, Atatürkçüyüm ve
  163. en büyük şansımın da bu topraklarda
    doğup büyümek olduğunu düşünüyorum.
  164. Ama buna karşılık bu ülkenin
    askerinin ve polisinin
  165. her zaman çok yalnız olduğunu hissettim.
  166. Yeteri kadar önemsenmediğini hissettim
    ve onların sesi olmaya karar verdim.
  167. Belki onlar için önemlidir dedim ve özel
    bir günde onların yanında olayım,
  168. Yılbaşı gecesini onlarla
    birlikte geçireyim dedim.
  169. Nereye gideyim, nereye gideyim,
    baktım en uzak yer neresi:
  170. Sınırda Dağlıca var.
  171. Hani birçoğunuz belki bilmez bile, 2015
    yılında 16 şehit verdiğimiz yer.
  172. Belki haritada bile yerini
    zor bulursunuz ya da
  173. çok çok haberlerde duymuş olabilirsiniz.
  174. İki helikopter ve bir uçak…
    Atladım gittim yanlarına.
  175. Onlarla birlikte geçireyim diye...
  176. Yılbaşı gecesi gidemedim,
    güvenlik gerekçeleri
  177. ve hava koşulları nedeni ile
  178. iki hafta sonrasına gün verdiler ve
    tam 24 saat çekim iznim var, gittim.
  179. Tank atışları, top atışları
    hepsini çektik.
  180. 2753 rakımlı Beybuta tepesine çıktık.
  181. [HELİKOPTER SESİ]
  182. Kuş uçmaz, kervan geçmez bir yer.
  183. Hani burada görev yapabilmek için
  184. gerçekten hayatta bir
    amacınız olması lazım.
  185. Bir vatan sevdası olması lazım,
    bir bayrak sevgisi olması lazım.
  186. Kocaman bir yüreğinizin olması lazım.
  187. Çünkü bunun karşılığını
    parayla ödeyemezsiniz.
  188. Burada insanlar canını ortaya koyuyorlar.
  189. Gittim, işte mağara gibi bir
    yerde yatıp kalkıyorlar.
  190. Zaten hava koşulları o kadar kötü ki,
    -20 derece buz gibi soğuk
  191. ve insan konuşmaya bile zorlanıyor.
  192. 2 metre kar…
  193. Arada bir helikopter geliyor,
    tepeden kumanyayı atıyor,
  194. askerler yiyebildiği kadar yiyor.
  195. Böyle bir yerde yatıp kalkıyorlar.
    Sizin için, bizim için, hepimiz için…
  196. Vatan için!
  197. Sonrasında çekimler bitti,
    Dağlıca’ya çıktık.
  198. 1500 askerle birlikte bir
    gece geçiriyorum.
  199. Çekimler bitti, oturduk sohbet
    ettik derken yatacağız.
  200. Hoş, uyumak ne mümkün.
  201. Odaya geldim.
  202. Tık tık kapı çaldı, 20 yaşlarında
    gencecik bir astsubay:
  203. “Nazlı Abla, bizimle beraber
    biraz oturur musun?
  204. Biz seni çok bekledik buraya
    geleceksin diye.”
  205. Oturmaz mıyım, tabii ki dedim.
  206. Gittim yanlarına, onlar anlattı.
  207. Kiminin terhisine şu kadar az kalmış,
    kimi gün sayıyor.
  208. Onlar anlatırken benim de
    televizyona takıldı gözüm.
  209. Çünkü bir müzik kanalı açık,
    müzik kanalının altında
  210. hani âşıkların birbirine notları,
    mesajları geçer ya…
  211. İşte her birinin bekleyeni var,
    sevdalıları var.
  212. O da yine sizin gibi, benim gibi.
  213. Çekimler bitti ve oradan ayrıldım.
    Bu arada buraya giderken…
  214. Annem biraz pimpirikli, asla anneme
    nereye gittiğimi söylemiyorum.
  215. “Ankara’ya gidiyorum. Olağanüstü kurultay
    var, kurultayda çekimler yapacağım” dedim.
  216. Günlerden Pazar, artık 24 saati devirdik.
  217. Van Filo’ya indik, son şeyler, birkaç
    saat sonra uçak kalkacak.
  218. Oturduk, bekliyoruz.
  219. Bu esnada annem görüntülü
    telefondan beni arıyor:
  220. “Efendim” dedim.
  221. “Ah küpelerimi yeni aldım,
    güzel mi?” dedi.
  222. Kaş göz yapıyorum şimdi, anlamadı ama
  223. sesli görüntülü olunca
    herkes bizi dinliyor.
  224. “Ben sana bir yalan söyledim.
    Ankara’da değilim.” dedim.
  225. “Neredesin?” dedi.
    “Dağlıca’dayım.” dedim.
  226. “Orası neresi?” dedi.
  227. İşte dedim böyle böyle Van, Hakkâri,
    Yüksekova… İndim, bitti, geliyorum.
  228. “Öldüreceğim seni buraya gelince, yeter
    artık seninle mi uğraşacağım” falan…
  229. Arkadan, “Ama inanmıyorum
    kesin orada değilsindir.”
  230. “Anne vallahi buradayım” dedim.
    “Yok, yok. Hiç inanmıyorum”
  231. Dedim şöyle bir göstereyim.
  232. Yedi tane komutan oturmuş, annem
    bir anda ayağa kalktı önünü ilikledi.
  233. “Saygılar efendim, hepinize saygılar,
    kızım size emanet.”
  234. (Gülüşmeler)
  235. Diyor ki “Gel, görüşeceğiz.”
  236. Sonrasında yine Yüksekova’ya gittim,
  237. orada da yine bombalar patlıyor.
  238. Sokağa çıkma yasağı var. Çatışmalar…
  239. Bari dedim söyleyeyim de
    “Hayattayım” merak etmesin.
  240. Birazdan çünkü haberler başlayacak,
  241. görüntülerde anlayacak benim
    orada olduğumu.
  242. Önden aradım, nasıl bağırıyor bana,
  243. “Hiç lafımı dinlemiyorsun.
    Bıktım, yetti artık”
  244. vesaire böyle bağırıyor bana.
  245. Baktım çok bağırıyor, ben de
    telefonunu kapadım.
  246. Bir hafta boyunca küstü konuşmadı benimle.
  247. “Küstüm seninle” dedi, başka
    çare olmayınca.
  248. Biz kanıksamayalım derken
    şehit haberlerini,
  249. alışmayalım derken en büyük
    tehlike aslında onlarda.
  250. Nusaybin’e gitmiştik ve Nusaybin’de sokağa
    çıkma yasağı var, çatışmalar sürüyor.
  251. İşte biz çekimleri yapacağız, onlar
    operasyona çıkacaklar.
  252. Hep beraber bir masada oturduk,
    yine konuşuyoruz:
  253. Nasıl yapmalıyız, bölgede ne
    kadar gün kaldı,
  254. ne kadarı temizlendi terör örgütünden
    bunları anlatıyorlar.
  255. Çayımızı içtik.
  256. Biz çekime gittik, onlar operasyona gitti.
  257. Aradan birkaç saat geçti,
    tekrar geldik oturduk.
  258. Ali’ye baktım, Ali yok yanımda.
  259. “Ali nerede?” dedim.
  260. “Ali şehit düştü.” dediler.
  261. EYP (El yapımı patlayıcı) yüklü
    binada, iki saat önce.
  262. “Nasıl?” dedim. Ali şehit düştü.
  263. Hani 60 saniyeyle giriyor
    belki hayatlarımıza,
  264. şehit haberleriyle giriyor.
  265. Ağlayan bir anne, eş, yetim kalan, cami
    avlusunda oynayan o çocuklar…
  266. Sonrasında bitti diyoruz bizim için,
  267. ama onlar için hayat hep yarım kalıyor.
  268. Çünkü ateş düştüğü yeri yakıyor.
  269. Onların hayatları artık hep yarım kalıyor.
  270. Yine bir gün Dağlıca’dan dönüyoruz.
  271. Askeri helikoptere bindik, arada bir, çok
    nadiren kalkıyor zaten helikopterler.
  272. Bir grup var asker, onlar da izine
    çıkacaklar artık, çarşı izninlerine,
  273. yüklenmişler balık istifi gibi hep
    birlikte dolmuşuz helikopterin içerisine.
  274. Giderken yanımda o kobra helikopterlerinin
    pilotlarından ikisi oturuyor.
  275. Dedi ki resmimizi çeker misiniz ama siz
    bir selfie (özçekim) yapın bizimle…
  276. Tabii ki dedim, birlikte
    böyle resim çektik.
  277. Aradan 22 gün geçti, Burak…
  278. Şehit haberi geldi.
  279. Acıları hep biriktirdik ve
    hep bir bedel ödüyor insan.
  280. Ben de başta IŞİD, PKK olmak üzere
    onlarca davadan yargılandım.
  281. Hâlâ yargılanıyorum.
  282. Ölüm tehditleri, mecliste soruşturmalar,
    hakaretler, tehditler…
  283. Mesela emniyet bir canlı bomba
    listesi dağıtmıştı,
  284. birkaç kişinin canlı bomba
    olması nedeniyle.
  285. Bunu haberleştirir misiniz dediler,
    biz de haberleştirdik.
  286. İki gün sonra aşağıdan aradılar
    beni, güvenlikten.
  287. “Tebligat geldi” dediler.
    Dedim herhâlde yine dava açıldı.
  288. Gittim baktım, o haberini
    yaptığımız kızlardan biri
  289. “Sen nasıl bana canlı bomba dersin
  290. ben üniversite öğrencisiyim,
    yok öyle bir şey” dedi.
  291. Ben tabii adliyeyelere gittim.
  292. İfadeler veriyorum, gittim geldim.
  293. Aradan bir vakit geçti, iki sene geçti.
  294. İstanbul’da Vatan Emniyet Müdürlüğü
    önünde bir çatışma…
  295. Bir polis şehit, iki tane de
    kız yatıyor yerde.
  296. Üstlerinde bombalar bağlı,
    ellerinde kalaşnikof.
  297. Ölmüş teröristler.
  298. O kızlardan biriydi işte bana
    iki yıl önce dava açan.
  299. Otomatik beraat ettim.
  300. Getirisi mi daha fazla oldu, götürüsü mü?
  301. Hiçbir zaman bilemedim ama
    fark yaratmak istedim ve
  302. bu kurulu düzende uyuyanları biraz
    da olsun uyandırmak istedim aslında.
  303. Ve ne yaptıysam aşkla, tutkuyla yaptım.
  304. Davalar, soruşturmalar…
  305. Hâliyle her anne gibi benim annem de
  306. “Yeter artık yoruldun bırak şu işi.
    Dünyayı sen mi kurtaracaksın?” diyor.
  307. Yok, dünyayı kurtarmaya benim
    gücüm yetmez ama
  308. oturduğum koltukta belki biraz olsun
  309. bir şeyleri değiştirmeye
    gücüm yeter diye düşündüm.
  310. Ve ben herkes kendi kapısının
    önünü süpürürse farklı bir
  311. Türkiye olacağına inandım her zaman.
  312. Kızıma bırakacak koca koca binalarım,
    arazilerim yok belki
  313. ama bir şeyleri değiştirmek adına
    çabalamış bir annesi olacak.
  314. Yol bir yerde bitiyor,
    bitecek elbette hepimiz için.
  315. Önemli olan kaç kişinin
    hayatına dokunduğumuz ve
  316. kaç kişi için fark yaratabilmiş
    olacağımız olduğunu düşünüyorum.
  317. Hepinize teşekkürler!
  318. (Alkış)