Turkish subtitles

← Erken uzmanlaşmak neden kariyerinizde başarı garanti etmez

Get Embed Code
37 Languages

Showing Revision 27 created 10/27/2020 by Cihan Ekmekçi.

  1. Sizlerle insan potansiyelinin
    gelişimi hakkında konuşmak,
  2. gelişimle ilgili sizi en çok etkileyecek
    modern bir anlatıyla başlamak istiyorum.
  3. 10.000 saat kuralını
    pek çoğunuz duymuşsunuzdur.
  4. Belki de hayatınızı bu kurala
    göre yaşıyorsunuzdur.
  5. Bu kurala göre
    bir şeyde çok iyi olmak
  6. 10 bin saat odaklı
    uygulama gerektirir,
  7. bu yüzden ne kadar erken
    başlarsanız o kadar iyidir.
  8. Bu kuralın meşhur örneği Tiger Woods.
  9. Babası, Tiger 7 aylıkken ona
    bir golf sopası vermiş.
  10. 10 aylıkken babasının atışını
    taklit etmeye başlamış.
  11. 2 yaşındayken ulusal televizyonda,
    YouTube'dan bakabilirsiniz.
  12. 21 yaşına baktığımızda ise
  13. dünyanın en iyi golf oyuncusu.
  14. Tamı tamına 10.000 saat
    kuralına uygun bir hikaye.
  15. Çok satan kitaplara konu
    olmuş bir diğeri de
  16. Polgar kardeşlerin hikayesi.
  17. Baba, kızlara erken yaşlardan
    itibaren tekniklerle satranç
  18. öğretmeye karar veriyor.
  19. Odaklanarak uygulama yöntemiyle
  20. herhangi bir çocuğun bir alanda
  21. çalışarak dahi olabileceğini
    göstermek istemiş insanlara.
  22. Gerçekten de başarmış
  23. çünkü iki kız da Satranç Büyükustası oldu.
  24. "Sports Illustrated" dergisinde
    bilim yazarı olduğum zaman
  25. bir şeyi merak ettim.
  26. Eğer 10.000 saat kuralı doğruysa
  27. seçkin sporcuların yaptıkları
    bu sözde "kasıtlı egzersizler"
  28. onlara avantaj olarak geri dönecektir.
  29. Bu özel öğretmenlerle yapılan,
    hata düzeltmeye yönelik bir uygulama
  30. sadece oynamak gibi değil.
  31. Normalde, bilim insanları
    bu sporcuları araştırırken
  32. zamanlarının çoğunu bu kasıtlı
    egzersizlerle harcadığını görürler.
  33. Şaşırtıcı değil pek.
  34. Sporcuları gelişimleri
    süresince takip ettiklerinde
  35. model şöyle görünür:
  36. Geleceğin profesyonelleri
    ilk başladıklarında, nihai alanlarında
  37. kasıtlı egzersizlere
    daha az vakit harcıyorlar.
  38. Araştırmacıların "örnekleme dönemi"
    dedikleri bir döneme giriyorlar.
  39. Bu dönemde çeşitli
    fiziksel aktiviteler deniyorlar
  40. kapsamlı genel beceriler ediniyorlar,
  41. ilgi ve yeteneklerini öğreniyorlar.
  42. Uzmanlaşma daha alt seviyede takılan
    yaşıtlarından daha geç oluyor.
  43. Bunu gördüğüm zaman dedim ki
  44. "10.000 saat kuralına
    uymuyor bu, değil mi?"
  45. Sonra mecburen erken uzmanlaşma gerektiren
  46. müzik benzeri alanları
    düşünmeye başladım.
  47. Görünen şu ki model çoğu zaman aynı.
  48. Birinci sınıf bir müzik akademisinin
    yürüttüğü bir araştırma bu
  49. dikkatinizi şuna çekmek istiyorum:
  50. Sıra dışı müzisyenler,
    üçüncü enstrümanlarına kadar
  51. ortalama müzisyenlerden daha çok
  52. kasıtlı pratiğe başlamamışlar.
  53. Sıra dışı müzisyenlerin de
    örnekleme dönemi var.
  54. Erken yaşta yetişmiş dediklerimizin bile,
    Yo-yo Ma gibi.
  55. O da bir örnekleme döneminden geçti
  56. sadece diğer müzisyenlere göre
    daha hızlı geçirdi bu dönemi.
  57. Ancak bu araştırma
    tamamen göz ardı ediliyor.
  58. Daha etkili olan ise
  59. "Battle hymn of the Tiger Mother"
    kitabının ilk sayfası.
  60. Yazar burada kızını keman
    öğrenmeye teşvik ettiğini anlatıyor.
  61. Kimse kitabın sonraki kısmında
    kızın annesine dönüp
  62. "Bunu sen seçtin, ben değil"
    diyerek neredeyse pes ettiği
  63. kısmı hatırlamaz.
  64. Spor ve müzikte bu hayret verici
    örüntüleri gördükten sonra
  65. eğitim gibi daha fazla insanı
    etkileyen alanları düşünmeye başladım.
  66. Bir iktisatçı, İngiltere ve İskoçya'nın
    yükseköğretim sistemlerinde
  67. kendiliğinden oluşan bir deney buldu.
  68. İncelediği dönemde sistemlerin
    benzer olduğunu gördü ancak
  69. İngiltere'de öğrencilerin
    erken ergenlikten
  70. ilerde belirli bir bölüme başvurmak
    için uzmanlaşmaları gerekiyordu.
  71. İskoçya'daysa öğrenci isterse
    üniversitede yeni şeyler deneyebiliyordu.
  72. Sorduğu şey şuydu:
  73. Yarışı kim kazanıyor? Erken
    uzmanlaşanlar mı geç uzmanlaşanlar mı?
  74. Şunu gördü: Erken uzmanlaşanlar
    gelir olarak yüksekten başlıyorlardı
  75. çünkü alanlara özgü
    becerileri daha çok gelişmişti.
  76. Geç uzmanlaşanlar ise daha fazla
    şey deneyebiliyor ve
  77. seçme zamanı gelince seçtikleri alanda
    daha uyumlu oluyorlardı.
  78. İktisatta buna "eşleşme kalitesi" deniyor.
  79. Bu yüzden de gelişme hızları
    daha fazla oluyor.
  80. 6 yıl içinde gelir
    uçurumunu yok ediyorlar.
  81. Bu sırada erken uzmanlaşanlar sayısal
    olarak kariyerlerini daha çok bırakıyorlar
  82. çünkü seçim yapmaya
    o kadar erken zorlanıyorlar ki
  83. sıklıkla kötü seçimler yapmış oluyorlar.
  84. Geç uzmanlaşanlar kısa vadede kaybediyor
  85. ama uzun vadede kazanıyor.
  86. Kariyer seçimine "randevu"
    gibi bakabilseydik
  87. insanları bu kadar hızlı
    kariyer seçmeleri için zorlamazdık.
  88. Bu örüntüyü tekrar görmek,
    hayranlık duyduğum insanların
  89. gelişimsel öyküsünü keşfetmek
    konusunda ilgimi uyandırdı.
  90. Duke Ellington çocukken
    beyzbol, resim ve çizime
  91. odaklanmak için
    müzik derslerinden kaçmış.
  92. Maryam Mirzakhani çocukken
    matematiğe ilgisi yokmuş,
  93. bir romancı olmak istiyormuş.
  94. Ama matematik alanının en prestijli ödülü
  95. Fields madalyası alan
  96. ilk ve halâ tek kadın olmuş.
  97. Vincent Van Gogh
    beş farklı kariyere sahipti
  98. elinde patlamadan önce her birinin
    gerçek tutkusu olduğuna inanmıştı.
  99. Yirmili yaşlarının sonuna doğru
    "Resim Sanatına Giriş" kitabını aldı.
  100. Sonunda bu alanda ilerledi.
  101. Claude Shannon, Michigan Üniversitesinde
    bir elektrik mühendisiydi
  102. kredi doldurmak için
    bir felsefe dersi almıştı.
  103. Bu derste neredeyse yüz senelik
    bir mantık sistemi öğrendi.
  104. Bununla doğru ve yanlış ifadeler
    1 ve 0 olarak kodlanabiliyor ve
  105. matematik gibi çözülebiliyordu.
  106. Bu olay ikili kod sisteminin
    gelişimine yol açtı,
  107. günümüzde tüm bilgisayarların
    temelinde bu var.
  108. Son olarak, benim kendi rol
    modelim Frances Hesselbein.
  109. Ben ve Hesselbein.
  110. İlk profesyonel işini
    54 yaşında edindi,
  111. İzci Kızlar'ın CEO'su oldu
  112. ve kurumu kurtardı.
  113. Azınlıktan üye sayısını üçe katladı,
  114. 130.000 gönüllü ekledi.
  115. Onun görev süresinde çıkarılan
    yetkinlik rozetlerinden biri.
  116. İkili kodda bilgisayar
    öğrenen kızlar yazıyor.
  117. Frances bugün Manhattan'da
    bir liderlik enstitüsü yönetiyor
  118. ve hafta içi her gün çalışıyor.
  119. Sadece 104 yaşında.
  120. İlerde kim bilir ne olur?
  121. (Gülüşmeler)
  122. Bunun gibi gelişim öykülerini
    hiç duymuyoruz, değil mi?
  123. Nobel ödüllü araştırmacıların
  124. sıradan araştırmacılara göre
    iş dışı hobi edinmesinin
  125. 22 kat daha fazla olduğunu
  126. bulan araştırmayı da bilmiyoruz.
  127. Bunları hiç duymuyoruz.
  128. Sanatçılar ya da işleri çok ünlü bile olsa
  129. bu gelişim öykülerini duymuyoruz.
  130. Örneğin bu takip ettiğim bir sporcu.
  131. 6 yaşında, İskoç rugby
    ekipmanlarını giyiyor.
  132. Tenis, kayak ve güreşi denemiş biraz.
  133. Annesi tenis antrenörüymüş ama
    oğluna koçluk yapmayı reddetmiş
  134. çünkü topa normal vurmuyormuş.
  135. Basketbol, masa tenisi
    ve yüzme ile ilgilenmiş.
  136. Eğitmenleri büyük yaş
    gruplarıyla oynaması için
  137. seviye atlatmak istediklerinde
  138. reddetmiş çünkü sadece
    arkadaşlarıyla antrenman sonrası
  139. profesyonel güreş konuşmak istiyordu.
  140. Daha fazla spor denemeye devam etmiş:
  141. Hentbol, voleybol, futbol
    badminton, kaykay.
  142. Kim bu ayran gönüllü amatör?
  143. Roger Federer.
  144. Yetişkin haliyle Tiger Woods kadar ünlü
  145. ama tenis fanatikleri bile
    onun gelişim öyküsüyle ilgili
  146. hiçbir şey bilmez.
  147. Peki standardı böyle
    olsa bile bu neden böyle?
  148. Bence, bunun bir nedeni Tiger'ın
    öyküsünün biraz dramatik olması
  149. aynı zamanda kendi hayatımızda
    iyi olmak istediğimiz
  150. her şey için anlam çıkarabileceğimiz
  151. bir anlatıma da benzemesi.
  152. Ancak bu bir sorun bence
  153. çünkü öyle görünüyor ki golf
    çoğu yönden insanların öğrenmek istediği
  154. neredeyse her şey için çok kötü bir model.
  155. (Gülüşmeler)
  156. Golf, psikolog Robin Hogarth'ın
  157. "hoş öğrenme ortamı" diye
    adlandırdığının somut bir örneği.
  158. Hoş öğrenme ortamlarında
    sonraki adımlar ve hedefler açıktır,
  159. kurallar açıktır ve asla değişmez.
  160. Bir şey yaptığınızda hızlı
    ve doğru dönütler alırsınız;
  161. gelecek yılın işi geçen
    yılınki gibi olacaktır.
  162. Satranç.
    Başka bir hoş öğrenme ortamı.
  163. Büyükusta avantajı çoğunlukla
  164. tekrar eden örüntüler
    bilgisine dayalıdır
  165. bu yüzden satrancı
    otomatikleştirmek çok kolaydır.
  166. Spektrumun diğer tarafında
    "nahoş öğrenme ortamları" var.
  167. Burada sonraki adım ve
    hedefler net olmayabilir.
  168. Kurallar değişebilir.
  169. Bir şey yaptığınız zaman
    dönüt alamayabilirsiniz.
  170. Ertelenebilir, doğru olmayabilir
  171. ve gelecek yılın işi
    geçmiş işlere benzemeyebilir.
  172. Şu an yaşadığımız dünya
    hangisine daha çok benziyor?
  173. Aslında adapte edilebilir
    şekilde düşünme
  174. ve birbirine bağlı kısımları
    takip etme ihtiyacımız
  175. algımızı kökten değiştirdi.
  176. Dolayısıyla bu diyagrama baktığınızda
  177. sağ merkezdeki çember daha büyük
    görünecektir muhtemelen
  178. çünkü beyniniz
    bütünün parçayla ilişkisini
  179. görmeye daha yatkın.
  180. Oysa adapte olmak ve
    kavramsal düşünce gerektiren
  181. modern çalışmaya maruz kalmamış birisi
  182. ortadaki çemberlerin aynı
    boyutta olduğunu görecektir.
  183. Yani bizler nahoş iş dünyasındayız
  184. burada aşırı uzmanlaşma
    bazen kötü geri tepebilir.
  185. Örneğin farkı ülkelerde
    yapılan bir araştırmada
  186. kişilerin ebeveynlerinin
    eğitim süreleri ve sınavlarıyla
  187. kendi eğitimleri eşleştirildiğinde fark
  188. bazısının kariyer odaklı eğitim aldığı
  189. bazısının da kapsamlı eğitim aldığıydı.
  190. Örüntü gösterdi ki
    kariyer odaklı eğitim görenler
  191. eğitim biter bitmez
    daha çabuk iş buluyorlar,
  192. hemen daha fazla kazanmaya başlıyorlar
  193. ama değişen dünya için
    daha az adapte olabiliyorlar.
  194. Bu yüzden işgücünde
    daha az süre kalıyorlar.
  195. Kısa vadede kazanıp
    uzun vadede kaybediyorlar.
  196. Uzmanların jeopolitik ve ekonomik
    tahminler yaptıği
  197. 20 yıl süren ünlü araştırmayı düşünün.
  198. En kötü tahmini yapanlar
    en uzman bilirkişilerdi.
  199. Bütün kariyerlerini bir iki sorun
    üzerinde odaklanarak harcamış
  200. dünyayı bir gözden ve
    anlayıştan görmeye başlamışlar.
  201. Deneyim ve yetkinlik kazandıkça
  202. daha da kötü hale geldi bazıları.
  203. En iyi tahmini yapanlar ise geniş ilgi
    alanlarına sahip zeki insanlardı.
  204. Tıp gibi alanlarda artan uzmanlaşma
  205. kaçınılmaz ve faydalı.
    Bunda şüphe yok.
  206. Yine de iki tarafı keskin bir bıçak bu.
  207. Birkaç yıl önce, diz ağrısında dünyada
    en popüler olan ameliyatardan birisi
  208. bir plasebo çalışmasıyla test edildi.
  209. Bazı hastalara "sahte ameliyat" yapıldı.
  210. Yani cerrahlar bir insizyon yapıyor
  211. bir şey yapıyor gibi sesler çıkarıyorlar
  212. sonra da hastaya dikiş atıyorlar.
  213. Bu gerçek ameliyat kadar etkili oldu.
  214. Yine de ameliyatın uzmanları,
    milyonlarca insanda bu ameliyatı
  215. uygulamaya devam ediyorlar.
  216. Bu nahoş dünyada iş gören her
    zaman aşırı uzmanlık değilse nedir?
  217. Bunun hakkında konuşmak zor olabilir
  218. çünkü her zaman bu şekilde görünmez.
  219. Bazen kıvrılıyor, zigzag çiziyor ya da
  220. daha geniş bir şekil alıyor gibi görünür.
  221. Geride kalıyormuş gibi de görünebilir.
  222. Bu numaralardan bazılarını
    konuşmak istiyorum.
  223. Teknolojik yenilikler üstüne araştırmalara
    bakınca görüyoruz ki
  224. en etkili patentler, Patent Ofisi'nin
    belirlediği teknolojik bir alanda
  225. derinlemesine araştırmalar
    yapan bireyler tarafından değil,
  226. aksine bir çok farklı
    teknolojik alanda çalışmış
  227. ve sıklıkla diğer alanlardan
    elementleri entegre edebilen
  228. bireylerin oluşturduğu
    gruplar tarafından alınıyor.
  229. Bu alanda öncü ve mesleki
    hayranlık duyduğum kişilerden birisi
  230. Gunpei Yokoi adında bir Japon.
  231. Yokoi okulda elektronik sınavında
    iyi sonuçlar elde edemedi
  232. ve bu yüzden Kyoto'da iskambil kağıdı
    firmasında bakım işçisi olarak
  233. alt seviye bir işe mecbur kaldı.
  234. İleri teknolojide çalışmak
    için yetersiz olduğunu gördü.
  235. Ancak kolayca ulaşılabilen
    o kadar çok bilgi vardı ki
  236. herkesin bildiği şeyleri
    uzmanların görmek için
  237. çok kibirli kaldığı yollarla
    birleştirebilirdi belki.
  238. Hesap makinesi endüstrisinden
    yaygın teknolojileri
  239. kredi kartı endüstrisinden
    yaygın teknolojilerle birleştirdi
  240. ve avuç içi oyunları üretti.
  241. Çok popüler oldular.
  242. Oyun 19. yüzyılda
  243. ahşap vitrinli bir dükkanda kurulmuş
    bu iskambil kağıdı şirketini
  244. oyuncak ve oyun işletmesine çevirdi.
  245. Duyumuşsunuzdur belki adı Nintendo.
  246. Yokoi'nin yaratıcı felsefesi
  247. "eskimiş teknolojiyle yanal düşünme"
    olarak çeviriliyor.
  248. Bilinen teknolojiyi alıp
    yeni şekillerde kullanmak.
  249. Yokoi'nin başyapıtı ise
  250. "Game Boy"du.
  251. Tam anlamıyla teknolojik bir şakaydı.
  252. Saga ve Atari'nin ürettiği
    renkli rakipleri ile aynı anda çıktı
  253. ve onları geride bıraktı.
  254. Çünkü Yokoi müşterilerin ilgilendiği
    şeyin renk olmadığını biliyordu.
  255. Dayanıklılık, taşınırlık,
    uygun fiyat, pil ömrü
  256. ve oyun seçimiydi ilgilendikleri şey.
  257. Bu ailemin bodrumunda bulduğum benimki.
  258. (Gülüşmeler)
  259. Daha iyi günler gördü.
  260. Kırmızı ışığın yandığını görebilirsiniz.
  261. Çalıştırdım ve biraz Tetris oynadım.
  262. Bunu bilhassa etkileyici buldum
  263. çünkü pillerinin süresi 2007
    ve 2013'te bitmişti.
  264. (Gülüşmeler)
  265. Bu kapsam avantajı
    daha öznel alanlarda da geçerli.
  266. Bazı çizgi roman yaratıcılarının
    neden çok sattığını
  267. araştıran bir çalışmada
    araştırmacılar sebebin
  268. bu alandaki deneyim süresi,
  269. yayımcının kaynakları ya da
  270. daha önce basılan çizgi roman
    sayısı olmadığını buldu.
  271. Önemli olan çizerin daha önce
    çalıştığı farklı tür sayısıydı.
  272. Şaşırtıcı bir şekilde
  273. geniş kapsamlı bir insanın yerini
    bir grup uzman dolduramıyor.
  274. Böyle insanlardan yeterince
    üretmiyoruz muhtemelen.
  275. Çünkü bu insanlar ilk başlarda
    sadece geri kalmış gibi görünüyorlar.
  276. Erken başlangıç ya da uzmanlık
    gibi görünmeyen şeyleri
  277. teşvik etme eğilimi göstermiyoruz.
  278. Avantaj kazanmak için duyduğumuz
    bu iyi niyetli istekle
  279. yeni bilgiler öğrenme şeklimizi
    kolaylaştırıyoruz aslında
  280. sıklıkla ters tepen bir şekilde üstelik.
  281. Geçen yıl yapılan bir araştırmada
    7. sınıf matematik sınıflarının her birine
  282. rastgele farklı öğrenme
    metodları uygulandı.
  283. Bazılarına "tıkalı uygulama"
    adında metod verildi.
  284. Bu metotta A tipinde sorular vardır
  285. AAAAA, BBBBB diye devam eder.
  286. Süreç hızlıdır,
  287. çocuklar mutludur,
  288. her şey mükemmeldir.
  289. Diğer sınıflara "aralıklı uygulama"
    adında bir metod verildi.
  290. Bu da bütün soru türlerini
    alıp bir şapka içine atmak gibi
  291. sonra rastgele çekiyorsunuz.
  292. Süreç daha yavaş,
    çocuklar daha öfkeli olur.
  293. Ancak prosedürleri uygulamayı
    öğrenmek yerine
  294. bir stratejiyi bir soru türüne nasıl
    eşleştirmeleri gerektiğini öğreniyorlar.
  295. Sınav zamanı gelince de
  296. aralıklı uygulama grubu
    tıkalı uygulama grubunu geride bıraktı.
  297. Sonuçlar yakın bile değildi.
  298. Ben bu araştırmanın büyük kısmını,
    yani erken başlangıcın
  299. kariyer seçimi, bir öğrenim süreci ya da
  300. sadece yeni bir şey öğreniminde
  301. uzun vadeli gelişime ket vurabileceği
    düşüncesini çok mantıksız buluyorum.
  302. Doğal olarak başarmanın
    insanlar kadar farklı yolu vardır.
  303. Ama sadece Tiger'ın yolunu
    özendirip teşvik ediyoruz bence.
  304. Oysa bu nahoş dünyada
  305. Roger'ın yolundan giden
    insanlara da ihtiyacımız var.
  306. Saygın fizikçi, matematikçi ve
  307. harika yazar Freeman Dyson'ın
    söylediği bir şey var.
  308. Dyson dün vefat etti, bu yüzden
  309. umarım sözlerinin hakkını veriyorumdur.
  310. "Sağlıklı ekosistem için kuşlara da
    kurbağalara da ihtiyacımız var."
  311. Kurbağalar aşağıda çamurdan
    tüm pürüzlü ayrıntıları görürler.
  312. Kuşlar yükseklerden
    bu detayları görmeden uçar
  313. ancak kurbağanın bilgisiyle
    entegre haldedir.
  314. Bizimse ikisine de ihtiyacımız var.
  315. Asıl problem şu ki, diyor Dyson,
  316. herkese kurbağa olmalarını söylüyoruz.
  317. Bence de bu nahoş bir dünya için
    oldukça basiretsiz kalıyor.
  318. Çok teşekkür ederim.
  319. (Alkış)