YouTube

Got a YouTube account?

New: enable viewer-created translations and captions on your YouTube channel!

Turkish subtitles

← Yalnızlığınızda yalnız değilsiniz

Get Embed Code
40 Languages

Showing Revision 13 created 08/16/2019 by Cihan Ekmekçi.

  1. Merhaba,
  2. sizi biriyle tanıştırmak istiyorum.
  3. Bu Jomny.
  4. Aslında Jonny
  5. ama yanlışlıkla "m" ile telaffuz edilmiş
  6. çünkü hiçbirimiz mükemmel değiliz.
  7. Jomny bir uzaylı

  8. ve insanlar üzerinde çalışma göreviyle
    dünyaya gönderilmiş.
  9. Kaybolmuş, yalnız
    ve evden uzakta hissediyor.
  10. Sanırım hepimiz böyle hissetmişizdir
  11. ya da en azından
    ben böyle hissetmiştim.
  12. Hayatımda, özellikle uzaylı gibi
    hissettiğim bir dönemde
  13. bu uzaylıyla ilgili bir hikâye yazmıştım.
  14. Cambridge'e yeni taşınmış
    ve MIT'de doktora programına başlamıştım.
  15. Herkesten uzakta ve korkmuş hissediyordum,
    buraya ait değilmişim gibi geliyordu.
  16. Ama bir çeşit cankurtaranım vardı.

  17. Mesela yıllarca espriler yazdım
    ve onları sosyal medyada paylaştım
  18. ve zaman geçtikçe
    bunu daha çok yaptığımı fark ettim.
  19. Birçok kişiye göre internet,
    yalnız bir yer olabilir.

  20. Sürekli seslendiğiniz
    ama kimsenin dinlemediği,
  21. büyük, sonsuz ve genişleyen
    bir boşluk gibi hissettirebilir.
  22. Buna rağmen boşlukla konuşmak
    beni rahatlattı.
  23. Duygularımı boşlukla paylaştıkça
    zamanla boşluk cevap vermeye başladı.
  24. Meğer boşluk, o sonsuz
    ve yalnız enginlik değilmiş.
  25. Hatta her çeşit insanla doluymuş;
  26. aynı benim gibi boşluğa bakan
    ve duyulmak isteyen insanlarla.
  27. Sosyal medya birçok kötü şeye neden oldu,
    bunu inkâr etmiyorum.
  28. Herhangi bir zamanda çevrim içi olmak,
  29. çok fazla üzüntü, öfke
    ve şiddet hissetmeye neden olur.
  30. Dünyanın sonu gelmiş gibi hissettirir.
  31. Ama aynı zamanda bir çelişkideyim
  32. çünkü yakın arkadaşlarımın çoğunun
  33. aslında internette tanıştığım
    kişiler olduğunu yadsıyamam.
  34. Sanırım bunun nedeni biraz da
    sosyal medyanın itiraf etme doğası.
  35. Sanki kişisel, samimi
    ve gizli bir günlük yazıyorsunuz gibi
  36. ama aynı zamanda tüm dünyanın
    bunu okumasını istiyorsunuz.
  37. Galiba bunun eğlenceli yönü,
  38. bizden tamamen farklı olan insanların
    bakış açılarını deneyimleyebiliyor olmamız
  39. ve bazen bu iyi bir şey.
  40. Örneğin, Twitter'a ilk katıldığımda

  41. takip ettiğim birçok kişinin,
    mental sağlık ve terapiye gitmekle ilgili
  42. bu konu yüz yüze konuşulurken hissedilen
    utanç olmadan konuştuğunu fark ettim.
  43. Aralarında, mental sağlıkla
    ilgili konuşmak normalleşmişti,
  44. ve terapiye gitmenin bana da
    yardım edeceğini fark etmemi sağladılar.
  45. Tüm bu konuları internette
    herkesin önünde açıkça konuşmak

  46. birçok insan için
    korkunç bir fikir olabilir.
  47. Mükemmel ve tamamen biçimlenmeden
    çevrim içi olmak,
  48. birçok insana göre çok korkunç bir şey.
  49. Ama bence aslında internet,
    bilmemek için güzel bir yer olabilir
  50. ve sanırım bu duruma
    heyecanla yaklaşabiliriz
  51. çünkü eksikliğinizi, kırılganlığınızı
    ve güvensizliğinizi
  52. başka insanlarla paylaşmak önemli bir şey.
  53. [Tüm bu katlarımın altında daha küçük,
    daha korkmuş bir soğan var]

  54. Birisi üzgün, korkmuş
    veya yalnız hissettiğini paylaştığında

  55. bu benim daha az
    yalnız hissetmemi sağlıyor,
  56. yalnızlığımı azaltarak değil
  57. ama yalnız hissetmekte
    tek başıma olmadığımı göstererek.
  58. Yazar ve ressam olarak ben,
    savunmasız olmanın rahatlığını
  59. toplumsal ve birbirimizle paylaştığımız
    bir şey hâline getirmekle ilgileniyorum.
  60. İçsel şeyleri dışsal hâle getirmek
    konusunda heyecanlıyım.
  61. Dile getiremediğim görünmez
    kişisel duygularıma ışık tutmak,
  62. onları dile getirmek
  63. ve başkalarının kendi duygularını
    dile getirmelerine yardım eder umuduyla
  64. bu duygularımı başka insanlarla
    paylaşmak için heyecanlıyım.
  65. Bunun büyük bir şey gibi
    geldiğini biliyorum

  66. ama bütün bunları küçük, ulaşılabilir
    paketler hâline getirmek istiyorum
  67. çünkü onları daha küçük parçalar
    hâline getirirsek
  68. daha ulaşılabilir ve daha eğlenceli
    olurlar diye düşünüyorum.
  69. Böylece, paylaştığımız insanlığı görmemize
    daha çok yardımcı olabilirler.
  70. Bazen kısa bir hikâye olurlar;
  71. bazen sevimli çizimlerin olduğu
    bir kitap olurlar;
  72. bazense internette paylaşacağım
    saçma bir espri olurlar.
  73. Örneğin birkaç ay önce,
    bir uygulama fikri paylaşmıştım.
  74. Köpek gezdirme servisi gibi bir şeydi.
  75. Kapınıza bir köpek geliyor
    ve onu gezdirmek için evden çıkıyorsunuz.
  76. (Gülüşmeler)

  77. Eğer aranızda uygulama geliştiricisi varsa
    lütfen konuşmamdan sonra beni bulun.

  78. Veya başka bir örnek,
    her eposta gönderişimde huzursuzlanıyorum.

  79. "En iyi" diye bitirdiğimde
  80. bu, "Elimden gelenin en iyisini
    yapıyorum"un kısaltması
  81. ve bu da "Lütfen benden nefret etme,
  82. yemin ederim elimden gelenin en iyisini
    yapıyorum"un kısaltması.
  83. Başka bir örnek,
    klasik espriye benim cevabım:

  84. Eğer ölü ya da canlı biriyle yemeğe
    gidebilseydim giderdim. Çok yalnızım.
  85. (Kahkahalar)

  86. Çevrim içinde bu tür şeyler paylaştığımda
    tepkilerin çok benzer olduğunu görüyorum.

  87. İnsanlar bir kahkahayı ve bu hissi
    paylaşmak için bir araya geliyorlar
  88. ve aynı hızla dağılıyorlar.
  89. (Gülüşmeler)

  90. Evet, beni bir kez daha
    yalnız bırakıyorlar.

  91. Ama sanırım bazen bu küçük buluşmalar
    oldukça anlamlı olabilir.
  92. Örneğin mimarlık bölümünden
    mezun olup Cambridge'e taşındığımda

  93. Şu soruyu paylaşmıştım:
  94. "Hayatınızda kaç kişiyle daha şimdiden
    son konuşmanızı yaptınız?"
  95. Bunu sorarken başka şehirlere,
    hatta başka ülkelere taşınan arkadaşlarımı
  96. ve onlarla iletişimde kalmanın
    ne kadar zor olacağını düşünüyordum.
  97. Ama diğer insanlar kendi deneyimlerini
    paylaşarak cevap vermeye başladılar.
  98. Birileri, kavga ettikleri
    aile bireylerini anlattı.
  99. Birisi, kendisi için değerli olan
    ve aniden ölen birinden bahsetti.
  100. Bir başkası, uzaklara taşınan
    okul arkadaşları hakkında konuştu.
  101. Ama sonra çok hoş bir şey olmaya başladı.
  102. Sadece bana cevap vermek yerine,
  103. birbirlerine de cevap vermeye,
    birbirleriyle konuşmaya başladılar.
  104. Deneyimlerini paylaştılar,
    birbirlerini teselli ettiler
  105. ve bir süredir
    konuşmadıkları arkadaşlarıyla
  106. ya da kavga ettikleri
    aile bireyleriyle konuşmaları için
  107. birbirlerini cesaretlendirdiler.
  108. Zamanla bu minik mikrotopluluk oluştu.
  109. Bu destek grubu, her türden insanın
    bir araya gelmesiyle oluşmuştu.
  110. Bence her çevrim içi paylaşım yaptığımızda
  111. böyle minik mikrotoplulukların
    oluşma ihtimali var.
  112. Her tür farklı varlığın bir araya gelme
    ve yakınlaşma ihtimali var.
  113. Bazen internetin pisliği içinde
    kafa dengi bir arkadaşa rastlarsınız.
  114. Bu, bazen yorumlara bakarken kibar, komik
    veya anlayışlı bir yorum bulduğunuzda;
  115. bazen birini takip edecekken onun
    sizi çoktan takip ettiğini gördüğünüzde;
  116. bazense gerçek hayatta
    tanıdığınız birinin hesabına bakarken
  117. kendi yazdıklarınızı
    ve onun yazdıklarını okuyup
  118. sizi ona yakınlaştıran birçok ortak
    yönünüzün olduğunu fark ettiğinizde olur.
  119. Bazen, eğer şanslıysanız
  120. başka bir uzaylıyla karşılaşırsınız.
  121. [İki uzaylı, yabancı bir ortamda
    karşılaştıklarında

  122. daha az evden uzakta hissederler.]
  123. Ama ben de endişeliyim

  124. çünkü hepimiz biliyoruz ki
    genellikle internet böyle hissettirmez.
  125. Hepimiz biliyoruz ki genellikle internet,
    birbirimizi yanlış anladığımız,
  126. birbirimizle ters düştüğümüz
  127. ve her türlü karmaşa, çığlık, bağırış
  128. ve haykırışın olduğu
    bir yer gibi hissettirir.
  129. Her şeyden çok fazla barındırıyormuş gibi,
    kaos gibi hissettirir
  130. ve ben bu kötü yönleri, iyiyle
    nasıl uzaklaştıracağımı bilmiyorum
  131. çünkü bildiğimiz ve gördüğümüz gibi
    kötü yönler canımızı gerçekten yakabilir.
  132. Gördüğüm kadarıyla, çevrim içi boşluklarda
    yaşamak için kullandığımız platformlar
  133. bilerek ya da bilmeyerek
    öyle bir şekilde tasarlanmış ki,
  134. tacize ve kötüye kullanmaya izin veriyor,
    yanlış bilgi yayıyor.
  135. Nefrete, nefret söylemlerine
    ve bundan doğan şiddete olanak tanıyor
  136. ve sanırım mevcut platformların hiçbiri
  137. bunu ifade etmek ve düzeltmek için
    yeteri kadar uğraşmıyor.
  138. Ama yine de, ve sanırım maalesef,

  139. başka birçok kişi gibi,
    hâlâ bu çevrim içi boşluklara çekiliyorum,
  140. çünkü bazen herkes oradaymış gibi geliyor.
  141. Bazen aptal ve salak hissediyorum,
  142. böyle zamanlarda insan ilişkilerinin
    böyle küçük anlarına değer verdiğim için.
  143. Ama her zaman, bu küçük insanlık anlarının
    gereksiz olmadığı düşüncesiyle çalıştım.
  144. Bu anlar, dünyadan geri çekiliş değil,
    böyle boşluklara gelmemizin nedeni.
  145. Önemli ve son derece gerekliler
    ve bize hayat veriyorlar.
  146. Düşündüğümüz kadar yalnız olmadığımızı
    gösteren minik, geçici sığınaklar.
  147. Yani evet, hayat zor olsa da,
    herkes üzgün olsa da
  148. ve bir gün ölecek olsak da...
  149. [Bak, hayat kötü, herkes üzgün.

  150. Hepimiz bir gün öleceğiz
    ama çoktan bu şişme şatoyu aldım.
  151. Yani şimdi ayakkabılarını çıkaracak mısın
    çıkarmayacak mısın?]
  152. Sanırım bu durumda metaforik şişme şato,

  153. gerçekten de diğer insanlarla olan
    ilişkimiz ve bağlantımız.
  154. Üzgün ve umutsuz hissettiğim bir gece,
    boşluğa, yalnız karanlığa doğru bağırdım

  155. ve "Bu noktada, sosyal medyaya girmek,
  156. dünyanın sonu geldiğinde birinin
    elini tutmak gibi hissettiriyor." dedim.
  157. Bu sefer, boşluğun cevap vermesi yerine,
  158. bana cevap veren ve sonra birbirleriyle
    konuşan insanlar göründü
  159. ve yavaş yavaş bu küçük topluluk oluştu.
  160. Herkes bir araya gelip el ele tutuştu.
  161. Böyle tehlikeli ve güvensiz zamanlarda,
    tam da böyle zamanlarda,

  162. diğer insanlara tutunmalıyız
    diye düşünüyorum
  163. ve bunun küçük anılardan oluşan
    küçük bir şey olduğunu biliyorum
  164. ama bence bu, karanlığın içinde
    minicik bir ışık.
  165. Teşekkür ederim.

  166. (Alkışlar)

  167. Teşekkür ederim.

  168. (Alkışlar)