Turkish subtitles

← Pandemi yakın geleceği nasıl şekillendirecek

Get Embed Code
36 Languages

Showing Revision 149 created 07/20/2020 by Cihan Ekmekçi.

  1. Chris Anderson: Hoş geldin, Bill Gates.
  2. Bill Gates: Teşekkürler.

  3. CA: Pekala. Seni burada
    görmek harika, Bill.

  4. Bildiğin gibi, bu pandemi
    hakkında üç ay kadar önce
  5. bir TED sohbeti yapmıştık
  6. ve o sırada -- sanırım Mart'ın sonuydu --
  7. ABD'de 1.000'den az,
  8. dünya çapında da
    20.000'den az kişi ölmüştü.
  9. Bugünkü durum ise ABD'de
    yaklaşık 128.000 can kaybı,
  10. dünya çapında da yarım milyondan fazla.
  11. Bu üç ay içinde oldu,
  12. üç ay içinde.
  13. Bu yılın geri kalanında neler
    olabileceğine ilişkin teşhisin nedir?
  14. Sen birçok modeli takip ediyorsun.
  15. Sence en iyi ve en kötü
    ihtimaller neler olabilir?
  16. BG: İhtimallerin aralığı,
    maalesef, epey geniş.

  17. Örneğin, sonbahara girdiğimizde
  18. Nisan dönemindeki en kötü ölüm oranımızla
    yarışacak bir ölüm oranımız olabilir.
  19. Çok fazla genç insan enfekte olursa
  20. onlar da er geç, yeniden yaşlı
    insanları enfekte edecektir,
  21. sonra da virüs bakım evlerine,
    evsizler barınaklarına,
  22. ölümün çok fazla olduğu
    olduğu yerlere ulaşacaktır.
  23. Muhtemelen değineceğimiz
    yenilik konusunda,
  24. -- tanı ve tedavi araçları, aşılar --
  25. o konuda iyi gelişmeler var
  26. ancak hiçbir şey, ABD'de güz döneminin
    kötü olabileceği gerçeğini değiştirmiyor.
  27. Durum, bir ay önce
    beklediğimden daha kötü.
  28. Eski hareketliliğimize geri
    döndük, maske takmıyoruz
  29. ve şimdi virüs, daha önce fazla vaka
    görülmeyen şehirlere de ulaşmış durumda.
  30. Yani, zorlu bir süreç olacak.
  31. Şu anki ölüm oranımızın altına
    düşmemiz ihtimali söz konusu değil,

  32. ki bu günde 500 ölüm demek,
  33. ancak daha önce yaşadığımız,
  34. günde 2.000'e yakın kayıp verdiğimiz
    noktaya yeniden gelme riskimiz çok fazla,
  35. çünkü sosyal mesafeye
    ve davranış değişikliklerine
  36. Nisan ve Mayıs'ta uyduğumuz
    kadar uymuyoruz.
  37. Ayrıca bildiğimiz gibi,
    bu virüs bir miktar da mevsimsel,
  38. yani sıcaklığı, nemi ve evde
    geçirilen zamanı göz önüne alırsak
  39. enfeksiyonun gücü, sonbahara
    girdiğimizde daha kötü olacaktır.
  40. CA: ABD için düşünülen olası senaryolarda,

  41. yani, sayılara bakarak bazı tahminler
    yapıldığında ulaşılan sonuç,
  42. eğer dikkatli olmazsak,
    bu yıl bitmeden bile
  43. çeyrek milyondan fazla
    ölüm olacağını gösteriyor.
  44. Dünya çapında da sanırım, yılın sonunda
    ölü sayısı milyonlarla ifade edilebilir.
  45. Yazın artan sıcaklığın bize yardımcı
    olduğuna dair kanıt var mı?
  46. BG: Tamamen emin değiller

  47. ancak IHME modeli, Mayıs'ta durumun neden
    daha kötü olmadığını açıklayabilmek için
  48. sıcaklık ve nem gibi mevsimsel
    faktörleri kesinlikle kullanmak istedi.
  49. Modeller, dışarıya çıkmamızın
    ve hareketlilik sayılarının artmasının
  50. daha fazla enfeksiyon ve ölüme
    yol açmasını bekliyorlardı,
  51. bu yüzden şöyle demek istediler:
  52. "Mayıs'ta ve Haziran'da durumun neden
    olduğundan daha kötü olmadığını
  53. anlamlandırmak için mevsimselliği
    kullanmam gerekiyor."
  54. Güney Yarım Küre'de bunu görüyoruz.

  55. Örneğin, mevsimleri tam
    tersi şekilde yaşayan Brezilya
  56. ve tüm Güney Amerika şimdi
    büyük bir salgın yaşıyor,
  57. Güney Afrika çok hızlı
    büyüyen bir salgın yaşıyor.
  58. Neyse ki Avustralya ve Yeni Zelanda'da,
    yani Güney Yarım Küre'nin son ülkelerinde
  59. vaka sayıları çok az ve çabalamaya
    devam etmek zorunda olsalar da
  60. "On vakamız var, bu büyük bir
    sorun. Bunu çözmeliyiz," diyorlar.
  61. Bunlar, sayıları düşürmeyi
    başaran harika ülkelerden bazıları,
  62. öyle ki testler, karantina ve temas takibi
  63. sayıları sıfıra yakın tutma
    konusunda işlerine yarıyor.
  64. CA: Nüfus yoğunluğunun daha düşük olması

  65. ve izolasyonun daha kolay
    olması da yardımcı olmuştur.
  66. Bununla beraber, zekice politikaları var.
  67. BG: Her şey üstel değerlerle gelişiyor,
    yani biraz iyi çalışma çok yol katediyor.

  68. Bu iş çizgisel değil.
  69. Vaka sayınız ABD'deki kadar fazlaysa
    temas takibi yapmak çok önemli
  70. ancak vaka sayısını sıfırlamaz.
  71. Düşük sayılarda kalmanıza yardım eder
    ancak bu çok zorlayıcı olur.
  72. CA: Yani Mayıs ve Haziran'da,

  73. ABD'deki sayılar bazı modellerin
    tahmin ettiğinden daha iyiydi
  74. ve bunun sebebinin kısmi olarak
    hava sıcaklığı olduğu varsayılıyor.
  75. Şu an ABD'de gördüklerimizi, endişe verici
    bir vaka artışı olarak tanımlar mıydın?
  76. BG: Doğru.

  77. Örneğin, New York bölgesinde vakalar
    bir miktar azalmaya devam ediyor
  78. ama ülkenin diğer kısımlarında,
    şu an özellikle de Güney'de
  79. bunu dengeleyen artışlar var.
  80. Ayrıca bu bölgelerdeki gençlerde
    testlerin pozitif çıkma oranı
  81. bazı riskli bölgelerde
    gördüğümüzden daha fazla.
  82. Açıkça görülüyor ki gençlerin
    hareketliliği yaşlılardan daha çok arttı.
  83. Yani yaş yapısı şu an çok genç
  84. ancak maalesef çok kuşaklı haneler
    ve bakımevleri çalışanları yoluyla,
  85. hem etkinin ortaya çıkışındaki gecikme
    hem de bulaşıcılığın artması ile
  86. yaşlılara geri dönecek
    ve ölüm oranı tekrar artacak,
  87. şimdi 2.000'lerden 500'lere
    düşmüş durumda olsa bile.
  88. CA: Bunun bir sebebi de

  89. vaka sayıları ile ölüm sayıları arasında
    üç haftalık bir gecikme olması mı?
  90. Belki de kısmi olarak,
  91. bazı etkili müdahalelerin yapılmasından
  92. ve artık daha bilgili olduğumuz için
  93. genel ölüm oranının biraz düşmesi
    olasılığını görebildiğimizden mi?
  94. BG: Evet, aşırı yüklenme olmadığında
    ölüm oranı her zaman daha düşük.

  95. Hastanelere aşırı yüklenme
    olduğunda İtalya, İspanya
  96. hatta ilk zamanlarda New York
    ve kesinlikle Çin --
  97. buralarda oksijen gibi çok temel
    şeyleri bile sağlamaya imkan yoktu.
  98. Birleşik Krallık'ta yapılan, vakfımız
    tarafından finanse edilen bir çalışma
  99. iyileştiriciliği kanıtlanmış
    olan remdesivir dışında
  100. işe yarayan bir madde buldu.
  101. Bu deksametazon ve ağır hastalarda
    ölüm riskini yüzde 20 düşürüyor.
  102. Bu konularda yapılmış epey plan var.
  103. Hidroksiklorokin hiç pozitif veri
    oluşturmadı, yani o bitmek üzere.

  104. Hâlâ devam eden birkaç deneme var
  105. ancak şu an denenen
    şeylerin listesini düşünürseniz,
  106. ki bunlara monoklonal
    antikorlar da dahil,
  107. sonbahar için daha çok aracımız olacak.
  108. Yani ölüm oranından
    konu açılmışken iyi haber şu:
  109. Bazı yenilikleri çoktan yaptık ve çok
    daha fazlası gelecek, sonbaharda bile.
  110. Monoklonal antikorları
    denemeye başlamalıyız,
  111. beni en çok heyecanlandıran tedavi bu.
  112. CA: Aslında birazdan sana
    bunun detaylarını soracağım

  113. ama ölüm oranları konusunu
    toparlayacak olursak --
  114. İyi işleyen bir sağlık
    sistemini ele alalım,
  115. örneğin hastanelerin aşırı
    dolu olmadığı haliyle ABD,
  116. sence burada şu an tüm vakalar içinde
    ölüm yüzdesi yaklaşık olarak nedir?
  117. Yüzde birin altında olabilir mi?
  118. BG: Her vaka tespit edildiyse, evet.

  119. Yüzde birin kesinlikle altındadır.
  120. İnsanlar yüzde 0,4 veya 0,5
    olarak tahmin ediyor.
  121. Asemptomatik geçirenleri
    de hesaba katarsak
  122. muhtemelen 0,5'in de
    altındadır ve bu iyi bir haber.
  123. Ölüm oranı yüzde beş de olabilirdi.
  124. Bu hastalığın bulaşma dinamikleri,
  125. uzmanların tahmin
    ettiğinden bile daha karışık.
  126. Asemptomatik ve semptom
    öncesi bulaşım miktarı
  127. ve "Galiba öksürüyorum," diye fark
    edilebilen bir tür öksürme olmaması --
  128. çoğu solunum hastalığı öksürük yapar.
  129. Bunun erken dönemlerde
    yaptığı ise öksürük değil,
  130. şarkı söylemek, gülmek, konuşmak --
  131. hatta, özellikle süper yayıcılar, yani
    çok yüksek viral yük taşıyan insanlar
  132. virüsü bu şekilde yayıyor.
  133. Bu çok yeni bir şey.
  134. Uzmanlar bile
    "Bu bizi gafil avladı," diyor.
  135. Asemptomatik yayılım miktarı
    ve öksürük olmaması
  136. grip ve tüberkülozda pek
    görülen şeyler değil.
  137. CA: Evet, bu virüsün
    şeytani bir kurnazlığı.

  138. Peki, asemptomatik bulaş,
    toplam bulaşın yüzde kaçına denk geliyor?
  139. Tüm bulaşın yarısının semptom öncesi
    bulaş olduğuna dair bazı sayılar duydum.
  140. BG: Evet, eğer semptom
    öncesi olanlar sayılırsa

  141. birçok araştırma bunun
    yüzde 40 olduğunu gösteriyor
  142. ve bir de hiç semptom göstermeyenler var.
  143. Üst solunum yoluna geçen
    virüs miktarı biraz bağlantısız.
  144. Bazı insanların buralarında çok virüs
    olup akciğerlerinde çok az olabilir
  145. ve kötü semptomlara yol açan şey
    akciğerinize aldığınız virüs --
  146. ve diğer organlara
    ama çoğunlukla akciğerler --
  147. ve bu noktada tedaviye ihtiyacınız oluyor.
  148. Yani, bulaş bakımından en kötü senaryo
  149. üst solunum yolunda çok fazla virüs olup
    akciğerinde neredeyse hiç olmayan kişiler,
  150. çünkü hastaneye gitmiyorlar.
  151. CA: Doğru.

  152. Bu durumda asemptomatikleri
    semptom öncesi olanlara eklersek
  153. bulaşın yüzde 50'den fazlası semptom
    göstermeyen insanlardan mı kaynaklanıyor?
  154. BG: Bulaşı ölçmek daha zor.

  155. Bazı noktaları tespit edebiliyoruz
    ancak aşıyla ilgili büyük bir soru bu:
  156. Aşı, hastalığı önlemesinin yanında,
  157. ki bunu denemeler gösterecek,
  158. kişinin hastalığı başkasına
    bulaştırmasını da engelliyor mu?
  159. CA: Bu aşıyla ilgili önemli
    bir soru, bunu konuşalım

  160. ama oraya gelmeden,
  161. son birkaç ayda virüsle ilgili, onunla
    savaşma yollarımızı etkileyecek olan
  162. başka sürpriz bilgilerle karşılaştık mı?
  163. BG: Hâlâ süper yayıcıların
    ayırt edici özelliklerini,

  164. genel profillerini tanımlayamadık
  165. ve belki de hiç yapamayacağız.
  166. Belki de rastgele olan bir şeydir.
  167. Eğer onları saptayabilseydik --
  168. bulaşın çoğundan, virüs yükü çok
    fazla olan bu birkaç insan sorumlu
  169. ama maalesef, bunu henüz çözemedik.
  170. Bu bulaşma yoluna göre,
  171. eğer hiç kimsenin konuşmadığı bir
    odadaysanız çok daha az bulaş olur.
  172. Bu yüzden uçaklarda bulaş olsa bile,
  173. sadece yakınlık ölçümüne bakarak
    bekleyeceğinizden çok daha az
  174. çünkü uçakta, koro veya restoran benzeri
    kapalı bir ortamda olacağından
  175. çok daha az yüksek sesli konuşma olur
    ve böyle bir ortamda solumazsınız.
  176. CA: Uçağa binip maske takmayı reddeden
    birinin etiği hakkında ne düşünüyorsun?

  177. BG: Eğer uçağın sahibi onlarsa sorun yok

  178. ama uçakta başkaları da varsa
    o insanları tehlikeye atmak demek.
  179. CA: Salgının başlarında, DSÖ insanlara
    maske takmaları önerisinde bulunmadı

  180. çünkü ön saflardaki sağlık çalışanlarına
    yetmeyeceğinden endişeleniyorlardı.
  181. Şimdi bakıldığında bu yaptıkları
    çok büyük bir hata mıydı?
  182. BG: Evet.

  183. Tüm uzmanlar maskenin
    önemi konusunda pişman --
  184. burada konu yine asemptomatiklere geliyor.
  185. Eğer insanlar Ebola'daki gibi
    çok semptomatik olsalardı,
  186. o zaman farkında olurdunuz
    ve kendinizi izole ederdiniz,
  187. yani maske gibi bir şeye
    ihtiyacınız olmazdı.
  188. Maskenin önemi düşünülünce
  189. tıbbi maskelerin normal maskelerden
    ayrı bir tedarik zincirinin olması,
  190. normal maskelerin üretiminin
    kolayca yükseltilebilecek olması,
  191. maske ile semptom öncesi ve asemptomatik
    bulaşın önlenebilecek olması --
  192. yani bu bir hataydı
    ama komplo değildi.
  193. Şimdi daha çok bilgi sahibiyiz.
  194. Şu an bile, maskelerin faydası
    konusundaki hata çubuklarımız
  195. kabul etmek istediğimizden fazla
  196. ama yine de kayda
    değer bir faydaları var.
  197. CA: Pekala, topluluğumuzdan
    gelen bazı soruları alacağım.

  198. Ekrana koyalım.
  199. Jim Pitofsky soruyor: "Sizce normalleşme
    çalışmaları ABD için çok mu erken,
  200. eğer öyleyse, pandemi konusunda
    sorumlu davranmak kaydıyla
  201. ne kadar ileri gidilmeli?"
  202. BG: Bu soru, örneğin okula
    gitmenin yararları ile

  203. gidenlerin hastalanma riski arasında
    nasıl ödünleşim yaptığınız sorusu --
  204. bunlar gerçekten zor sorular.
  205. Hiçbir insanın çıkıp
  206. "Bu ödünleşimi nasıl yapacağımızı
    biliyorum," diyebileceğini sanmıyorum.
  207. Bulaşın nerelerde sık
    olduğunu anlayabildiğimizi,
  208. gençlerin de enfekte olabildiğini
  209. ve çok kuşaklı bulaş zincirinin
    bir parçası olduklarını düşününce
  210. bu ihtimali çıkarmalıyız.
  211. Eğer yalnızca sağlık açısından düşünürsek
    gereğinden fazla normalleştik.
  212. Akıl sağlığı bakımından

  213. veya aşılara ulaşım gibi normal sağlık
    hizmetleri bakımından düşünüldüğünde
  214. normalleşmenin faydaları var
  215. ancak bence normalleşmenin bir
    kısmı faydadan çok risk yarattı.
  216. Örneğin barları bu kadar erken açmak,
  217. bu gerçekten akıl sağlığı için
    çok mu önemliydi?
  218. Belki de değildi.
  219. Bence normalleşme
    konusunda pek başarılı olamadık
  220. ve eminim ki araştırmalar yaptıkça
  221. bu kadar hızlı normalleşmememiz
    gerektiğini fark edeceğiz.
  222. Bir yandan da okul durumu var,
  223. bugün burada otururken bile
  224. şehir içindeki okulların
    sonbahar planı ile ilgili,
  225. bu konudaki ödünleşimlerle ilgili net bir
    siyah ya da beyaz görüşe sahip olamam.
  226. Çocukların okula gitmesine izin
    vermenin çok büyük yararları var

  227. ama risk nasıl ölçülebilir ki?
  228. Fazla vakası olmayan bir şehirdeyseniz
  229. ben yararın muhtemelen
    orada olduğunu söylerdim
  230. ama bu şaşırabileceğiniz
    anlamına da gelir.
  231. Vakalar artabilir ve bu sefer
    bunu değiştirmeniz gerekir
  232. ki kolay bir şey değil.
  233. Benim düşünceme göre, ABD genelinde
  234. okulları açmanın iyi bir ödünleşim
    olmayacağı çok yer olacaktır.
  235. Bu hastalık, adaletsizliğin her
    boyutunu daha da kötüleştirdi:

  236. iş türü, internet bağlantısı, okulun
    çevrimiçi eğitim yapabilme gücü.
  237. Beyaz yakalı çalışanlar --
  238. insanlar itiraf etmekten utansa da
  239. bazıları şimdi daha üretken, evde
    çalışmanın yarattığı esnekliği seviyorlar
  240. ve diğer insanların birçok yönden zor
    durumda olduğunu bildiğinizde,
  241. ki çocuklarının okula
    gitmemesi buna dahil,
  242. bu çok kötü bir his.
  243. CA: Kesinlikle. Sıradaki soruyu alalım.

  244. [Nathalie Munyampenda] "Rwanda'da,
  245. bizim için fark yaratan şey erken
    müdahale politikaları oldu.
  246. Bu noktada, ABD için ne tür
    politika müdahaleleri önerirsiniz?"
  247. Bill, senin koronavirüs
    lideri olarak atanıp
  248. halka konuşma yapma yetkisi
    alacağın günün hayalini kuruyorum.
  249. Sen ne yapardın?
  250. BG: Benim ve vakfın temel
    uzmanlık alanı yenilik araçları.

  251. Açıkça görülüyor ki, bazı normalleşme
    politikaları gereğinden fazla cömert
  252. ancak bu sonuca herkesin
    varabileceğini düşünüyorum.
  253. Liderliğe ihtiyaç var,
  254. hâlâ büyük bir sorunumuz
    olduğunu kabul etmek
  255. ve bunu siyasi bir şeye çevirip
  256. "Bu yaptığımız şey harika
    olmadı mı?" dememek gerek.
  257. Hayır, harika değil
  258. ancak pek çok insan bu
    durumda, uzmanlar da dahil --
  259. anlamadıkları birçok şey var
  260. ve herkes, nasıl bir adım
    atmış olursa olsun
  261. bunu bir hafta önce
    yapmış olmayı diliyor.
  262. Yenilik araçları, vakfın antikorlar
    ve aşılarla ilgili çalışmaları,
  263. bizim uzman olduğumuz konu bu.
  264. Özel sektör alanının dışındayız,
  265. bu yüzden seçtiğimiz tüm
    hükûmetlerle ve şirketlerle
  266. tarafsız olarak çalışma olanağımız var.
  267. Özellikle başabaş noktası ürünlerinde,

  268. kaynaklar hangisi için kullanılmalı?
  269. Bunun için bir piyasa sinyali yok.
  270. Uzmanlar "Tamam, bu antikor üretimi hak
    ediyor, şu aşı üretime layık," demeli,
  271. çünkü ikisi için de sınırlı imalatımız var
  272. ve bu şirketlerarası olacak, ki
    normalde bu asla olmaz.
  273. Normalde bir şirket icat eder
  274. ve sen de, en iyi seçimden en
    yüksek hacmi elde etmek için
  275. birçok şirketin üretim
    tesisini kullanırsın.
  276. Yani ben böyle şeyleri koordine ederim
  277. ancak yenilik tarafını
    motive etmenin yanında
  278. bizi gelişmelerden haberdar edebilecek,
  279. gerçekçi olacak ve bize doğru davranışı
    gösterecek bir lidere ihtiyacımız var.
  280. CA: Gerçekten bu konudaki
    konuşmalarına bakınca

  281. sen de uzman diplomat olmalıymışsın.
  282. Buradaki sıkıntıyı da takdir ediyorum.
  283. Anthony Fauci'yle düzenli
    olarak görüşüyorsun,
  284. o da çoğu insanın görüşüne
    göre bu konuda bilge bir ses
  285. ama onun da bir noktada
    eli kolu bağlı değil mi?
  286. Bu koşullarda normalde oynayabileceği
    rolün tamamını oynamaya izni yok.
  287. BG: Doktor Fauci, konuşma yetkisinin
    olduğu bir zamanda ortaya çıktı

  288. ve ifadeleri gayet gerçekçi
    olmasına rağmen --
  289. alanında saygın biri olarak,
    o şekilde açıkça konuşmaya hakkı vardı.
  290. Genelde böyle durumlarda
    temel sözcü CDC olur.
  291. Böyle bir zorunluluk yok
  292. ancak önceki sağlık krizlerinde CDC'deki
    uzmanların sözcü olmasına izin verilmişti.
  293. Onlar bu işler için eğitim aldı,
  294. bu yüzden bu olayda CDC yerine
    Fauci'ye güvenmek zorunda olmamız
  295. alışılagelmiş bir durum değil.
  296. Fauci dinlenmeli, o harika bir araştırmacı
  297. ve özellikle aşılar
    konusunda çok tecrübeli.
  298. Bazı yönlerden, kapsamlı tavsiyeler verme,
    yani epidemiyoloji tavsiyeleri verme
  299. ve bunları doğru şekilde
    açıklama pozisyonuna geçti.
  300. Gerektiğinde "Burada bir
    ikinci dalga olabilir,
  301. o yüzden bu şekilde
    davranmalıyız," diyebildi.
  302. Sesinin duyulmasına izin
    verilmesi şahane oldu.
  303. CA: Bazen.

  304. Sıradaki soruyu alalım.
  305. Nina Gregory, "Aşının
    bulunduğunu varsayarsak
  306. siz ve vakfınız, hangi ülkede
    ilk aşılamanın yapılacağıyla ilgili
  307. etik soruları nasıl değerlendiriyorsunuz?"
  308. Bill, belki bu fırsatı,
    aşı arayışının nerede olduğundan
  309. ve bu konudaki haberleri değerlendirirken
    düşünmemiz gereken anahtar noktalardan
  310. bahsetmek için kullanabilirsin.
  311. BG: Eğer işe yararlarsa
    şimdilik üç aşı var:

  312. İlki Moderna, maalesef
    üretimi kolay olmayacak,
  313. o yüzden işe yararsa
    çoğunlukla ABD odaklı olacak.
  314. Diğer ikisi de Oxford'dan gelen
    AstraZeneca ve Johnson and Johnson.
  315. Bunlar en erken bulunan üç tanesi.
  316. Hayvanlardan gelen verilerimiz var,
  317. potansiyel olarak iyi
    görünse de kesin değil,
  318. özellikle de yaşlılarda işe yarayıp
    yaramayacağı kesin değil.
  319. Önümüzdeki birkaç ayda
    da insan verilerimiz olacak.
  320. Bu üçü güvenlik ve etkinlik
    denemeleriyle sınırlandırılacak,

  321. yani istediğimiz sayıda olmasa
    da, bunları imal edebileceğiz.
  322. Bunları bu yıl bitmeden imal edebileceğiz.
  323. Üçüncü aşamanın başarılı olup olmayacağı
  324. ve bunun yıl bitiminden önce tamamlanıp
    tamamlanmayacağı konusunda
  325. pek iyimser olamam.
  326. Üçüncü aşama, aşının güvenlik ve etkinlik
    profilinin iyice değerlendirildiği aşama.
  327. İşte bunlara başlanacak.
  328. Başka yaklaşımlar kullanan
    dört veya beş aşı daha var,
  329. bunların süreci de üç
    dört ay geriden geliyor:
  330. Novavax, Sanofi, Merck.
  331. Bunların çoğu için fabrika
    kapasitelerini finanse ediyoruz,
  332. bu konuda karmaşık müzakereler sürüyor --
  333. Düşük ve orta gelirli denen,
  334. daha yoksul ülkelere ayrılmış
    fabrikalar açma amacı var.
  335. AstraZeneca ve Johnson and Johnson gibi
    ölçeklenebilir ürünlere odaklanacağız,
  336. bunların maliyeti daha az
  337. ve kuracağınız tek bir fabrika
    600 milyon doz üretebiliyor.
  338. Yani birçok aşı yapısı
    potansiyel aşamada.

  339. Bu yıl bitmeden önce
    tamamlanmasını beklemiyorum.

  340. Bu gerçekten en iyi ihtimal.
  341. Şimdi seçenekler birkaç aşı yapısına indi
  342. ve genelde yüksek hata oranı beklenir.
  343. CA: Bill, eğer sen ve vakfın
    bu resimde olmasaydınız

  344. piyasa dinamikleri, iyi bir
    aşı adayı ortaya çıktığı anda
  345. zengin ülkelerin tüm mevcut arzı havada
    kapıştığı bir duruma yol açar mıydı?
  346. Bunları üretmek zaman alıyor
  347. ve yoksul ülkelere pek bir şey kalmazdı --
  348. ancak senin, etkili bir
    şekilde yaptığın şey,
  349. bu adaylardan bazılarına üretim
    garantisi ve imkanı vererek
  350. en azından ilk aşı
    ünitelerinin bir kısmının
  351. yoksul ülkelere gitmesini
    mümkün kılmak mı?
  352. Bu doğru mu?
  353. BG: Bunu tek yapan biz değiliz ama doğru,

  354. merkezi rolü biz oynuyoruz,
  355. CEPI, yani Epidemik Hazırlık Koalisyonu
    adını verdiğimiz grubumuz da bizimle.
  356. Avrupa liderleri de bunu onaylıyor.
  357. Bizim, bir yapıya bakıp şu soruları
    sorabilecek uzmanlığımız var:
  358. "Dünyanın neresinde bunu
    yapabilecek kapasitede bir fabrika var?
  359. İlk parayı hangisine yatırmalıyız?
  360. Sermayeyi birinden diğerine aktarma
    kararımız için gereken ölçüt ne olmalı?"
  361. Bu işlerden anlayan bazı özel sektör
    çalışanlarını bünyemizde barındırdığımız
  362. ve bu konularda güvenilen
    bir taraf olduğumuz için
  363. işin çoğunu, özellikle de üretim
    kısmını koordine edebiliyoruz.
  364. Genelde, ABD'den beklenen bunu
    küresel bir sorun olarak kabul etmesi

  365. ve müdahale etmesi.
  366. Şimdiye kadar, bu yönde bir eylem olmadı.
  367. Kongre'deki ve yönetimdeki insanlarla
  368. bir sonraki yardım fonunun
    ne zaman geleceğini,
  369. belki bu paranın yüzde birini
  370. tüm dünyaya yardım edebilecek araçlar için
    harcayabileceğimizi konuşuyorum.
  371. Yani bu mümkün ama pek şansı yok.
  372. Buradaki boşluk, dünyanın
    buna pek alışık olmaması.
  373. Birçok insan, bizim vakfımız
    da dahil, devreye giriyor,
  374. yüksek ölüm yüzdeleri, olumsuz etkiler
    ve sağlık sistemlerinin çökmesi gibi
  375. sorunlardan muzdarip olacak yoksul ülkeler
    için de bir strateji bulmaya çalışıyorlar.
  376. Avrupa ve ABD'de yüksek ölüm
    sayıları görmemize rağmen
  377. ölümlerin çoğu gelişmekte
    olan ülkelerde olacak.
  378. CA: Keşke bir casus olup

  379. Melinda ve seni bu konuda
    konuşurken dinleyebilseydim
  380. Ne yaptığını bilmesi gereken liderler
    tarafından işlenen tüm ahlaki "suçlar" --
  381. Demek istediğim, maske takma
    konusunda örnek olmamak başka,
  382. ortak bir düşman varken ve tüm insanlık
    olarak cevap vermemiz gerekirken
  383. dünyaya yardım etmeye yanaşmamak
  384. ve hatta bunun yerine,
  385. uluslar arasında, aşı için savaşmak gibi,
    yakışıksız çekişmeler başlatmak başka.
  386. Bu çok -- elbette, tarih bunu
    acımasızca yargılayacaktır.
  387. Bu çok mide bulandırıcı.
  388. Öyle değil mi? Bir şey mi kaçırıyorum?
  389. BG: İşler bu kadar siyah beyaz değil.

  390. Şu ana kadar ABD, temel aşı
    araştırmalarını fonlamak için
  391. tüm ülkelerden fazla para harcadı
  392. ve bu araştırmalar kısıtlanmış değil.
  393. "Eğer paramızı alıyorsan ABD'ye kâr
    payı vermelisin," diyen bir imtiyaz yok.
  394. Aslında, araştırmanın finanse
    edildiği derecede veriyorlar,
  395. bu herkes için geçerli.
  396. Fabrikaların finanse edildiği
    derecede ise, sadece ABD için.
  397. Bu işi zorlaştıran şey ise,
    tüm küresel sağlık sorunlarında --
  398. çiçek hastalığı eradikasyonuna
    ABD öncülük etti,
  399. çocuk felci eradikasyonu
    konusunda ABD liderdi,
  400. elbette CDC, DSÖ, Rotary, UNICEF
    ve vakfımız gibi partnerlerle birlikte.
  401. Yani dünya -- HIV konusunda da,
  402. Başkan Bush'un liderliğinde --
    ancak bu çift taraflı bir şeydi,
  403. PEPFAR denilen şey de inanılmazdı.
  404. Bu on milyonlarca hayat kurtardı.
  405. Durum şu ki, dünya her zaman ABD'den,

  406. en azından masanın
    başında oturmasını bekledi,
  407. finansal ve stratejik olarak ne yapılacak,
    fabrikalar dünyaya nasıl yayılacak --
  408. bunlar sadece enfeksiyonun
    ABD'ye geri dönmesini önlemek
  409. veya küresel ekonomiyi
    canlı tutmak için olsa bile,
  410. ki ABD'deki işlerin ABD dışında
    talep görmesi de iyi bir şey.
  411. Yani dünyanın tavrı biraz --
  412. neyin işe yarayıp yaramayacağı
    hakkında belirsizlikler var
  413. ve dünya "Peki, burada
    yetkili kim?" diye soruyor.
  414. Şu ana kadar en kötü
    şey DSÖ'den çekilmekti.

  415. Umarım bir noktada bu
    zorluğa bir çözüm bulunur,
  416. çünkü DSÖ'nün sağlayacağı
    koordinasyona ihtiyacımız var.
  417. CA: Başka bir soru alalım.

  418. Ali Kashani, "Dünya çapında,
    pandemiyle başa çıkma konusunda
  419. özellikle başarılı bulduğunuz
    bir model var mı?"
  420. BG: Erken önlem almak dışında,
    bazı etkileyici uygulamalar da var.

  421. Örneğin testi pozitif çıkanları alıp
    nabız oksimetrelerini takip ediyorsunuz.
  422. Bu, kandaki oksijen doygunluğu
    seviyesini gösteriyor
  423. ve gerçekten çok ucuz bir detektör.
  424. Böylece onları hastaneye erken
    yatırmanız gerektiğini anlıyorsunuz.
  425. Tuhaf bir şekilde, hastalar durumlarının
    ağırlaşmak üzere olduğunu hissetmiyor.
  426. İlginç bir fizyolojik sebebi var
    ama detayına girmeyeceğim.
  427. Almanya hastalarını bu şekilde takip
    ederek vaka ölüm oranlarını düşük tuttu.
  428. Elbette, tıbbi tesisler
    konusuna gelecek olursak
  429. ilk günlerde, kesinlikle
    iyi niyetle de olsa
  430. solunum cihazlarının gereğinden fazla
    ve yanlış modda kullanıldığını öğrendik.
  431. Yani doktorlar tedavi konusunda
    şimdi daha akıllıca davranıyor.
  432. Bence bunların çoğu küresel.
  433. Nabız oksimetresi erken bir indikatör
    olarak daha yaygın kullanılacak
  434. ama bunun öncüsü Almanya.
  435. Şimdi de tabii, deksametazon --
    neyse ki ucuz bir şey, oral
  436. ve üretimini artırmak mümkün.
  437. Bu da küresel olacak.
  438. CA: Bill, senin için kişisel olarak tüm bu
    sürecin nasıl geçtiğini sormak istiyorum,

  439. çünkü tuhaf bir şekilde, bu
    konudaki tutkun ve iyi niyetin
  440. seninle bir an bile geçirmiş
    biri için çok açık olsa da
  441. dışarıda senin hakkında
    çılgın komplo teorileri var.
  442. Zignal adında, sosyal medya alanını
    takip eden bir şirketten kontrol ettim.
  443. Diyorlar ki, şu ana kadar,
    sadece Facebook üzerinde
  444. seni virüsle ilgili bir tür
    komplo teorisiyle bağdaştıran
  445. dört milyondan fazla gönderi paylaşılmış.
  446. Okuduklarıma göre, bir ankete katılan
    Cumhuriyetçilerin yüzde 40'ından fazlası
  447. senin halka sunacağın aşının her nasılsa
    insanların içine bir mikroçip yerleştirip
  448. konumlarını takip edeceğine inanıyormuş.
  449. Bu sayılara inanamıyorum.
  450. Bazı insanlar bunu
    gayet ciddiye de alıyor
  451. ve hatta bazıları Fox News'te de çıktı.
  452. Bazı insanlar bunu, gerçekten korkunç
    tehditler yağdıracak kadar ciddiye alıyor.
  453. Bunu kafana takmamak
    konusunda iyi iş çıkarıyorsun
  454. ama gerçekten, kaç kişi böyle
    bir pozisyona düşmüştür ki?
  455. Bununla nasıl baş ediyorsun?
  456. Nasıl bir dünyada yaşıyoruz ki böyle
    yanlış bilgiler ortalıkta dolaşabiliyor?
  457. Bunu düzeltmek için ne yapabiliriz?
  458. Emin değilim.

  459. Komplo teorilerinin
    olması da çok yeni bir şey.
  460. Microsoft hakkında da münakaşalar oldu
  461. ama onlar en azından
    gerçek dünyayla bağlantılıydı.
  462. Microsoft gereğinden fazla mı çöktü?
  463. Kesinlikle antitröst problemlerimiz oldu
  464. ama en azından bunların
    ne olduğunu biliyordum.
  465. Bu çıktığında ise, söylemeliyim ki
    ilk tepkim dalga geçmek oldu.
  466. İnsanlar bunun uygunsuz olduğunu
    çünkü durumun ciddi olduğunu söylediler,
  467. insanların aşı olma isteğini
    kırabileceğini söylediler.
  468. Elbette, aşı üretildiği zaman,
    bir yönden maskeler gibi olacak:
  469. özellikle de bulaşı
    önleyen bir aşı olursa,
  470. olabildiğince çok insana ulaşmak, aşının
    geniş çapta sahiplenilmesini sağlamak
  471. toplum için çok büyük yarar sağlayacak.
  472. Yani buna biraz hazırlıksız yakalandım.
  473. Ne söyleyeceğimi ve yapacağımı bilmiyorum,
    çünkü bu komplo olayları benim için yeni
  474. ve dedikodulara prim vermeden
    söyleyebileceğim ne var ki?
  475. Fox News sunucusu Laura Ingraham'ın,
  476. insanları mikroçiplediğimden
    bahsettiğini düşününce
  477. o anketin sonuçları
    hiç de şaşırtıcı gelmiyor
  478. çünkü televizyonda duydukları şey bu.
  479. Çok çılgınca.
  480. Açıkça görülüyor ki insanlar
    gidip virüsbilim çalışmaktansa
  481. daha basit açıklamalar arıyorlar.
  482. CA: TED apolitik bir oluşum
    ama gerçeğe inanıyoruz.

  483. O yüzden diyorum ki,
  484. Laura Ingraham, Bill Gates'e
    bir özür ve tekzip borçlusun.
  485. Kesinlikle öyle.
  486. Şu an bunu izliyorsanız
    ve bir dakika bile olsa
  487. bu adamın bir komployla ilgisi
    olduğunu düşündüyseniz
  488. beyninizi kontrol ettirmelisiniz.
  489. Çıldırmış olabilirsiniz.
  490. Çoğumuz Bill'i uzun yıllardır tanıyoruz,
  491. bu konudaki tutkusunu ve bağlılığını
    gördüğüm için söylüyorum:
  492. Siz çıldırmışsınız.
  493. O yüzden artık aşın bunu
  494. ve pandemiyle mücadele gibi
    gerçek konulara geri dönelim.
  495. Cidden söylüyorum.
  496. Eğer şu an sohbette olan
    birilerinin önerisi varsa
  497. bu komplo teorilerinden nasıl
    kurtulacağımızla ilgili
  498. olumlu bir öneri --
  499. çünkü bunlar birbirini besliyor --
  500. "Bunu biliyorum çünkü ben de komplonun
    bir parçasıyım," falan diyorsanız yazın.
  501. Bilginin güvenilir olduğu bir
    dünyaya nasıl geri döneceğiz?
  502. Bu konuda iyileşmek zorundayız.
  503. Topluluğumuzdan başka soru var mı?
  504. New York'tan Aria Bendix:
  505. "Vaka artışının ortasındayken enfekte
    olma riskini düşürmek isteyen biri için
  506. kişisel olarak ne önerirsiniz?"
  507. BG: Eğer evde kalıp dijital görüşmelerle
    sürdürebileceğin bir işin varsa bu güzel.

  508. Bazı sosyal aktiviteler bile
    böyle yürütülebilir,
  509. mesela ben arkadaşlarımla
    hep görüntülü konuşuyorum.
  510. Avrupa'da arkadaşlarım var,
    kim bilir onları ne zaman görebileceğim
  511. ama konuşmak için düzenli
    görüşmeler ayarlıyoruz.
  512. Eğer kendini izole edebiliyorsan
    fazla risk almıyorsundur.
  513. Riski arttıran şey, iş için
    veya sosyal ortamlarda
  514. diğer insanlarla bir araya gelmek.
  515. Özellikle de vaka sayısı artan yerlerde,
    zorunlu tutulmayacak olmasına rağmen
  516. umuyorum ki, hareketlilik oranı
    insanların sorumlu davrandığını
  517. ve ev dışı teması en
    aza indirdiğini gösterir.
  518. CA: Bill, sana hayırseverlik
    hakkında soru sormak istiyorum.

  519. Vakfının burada büyük rol oynadığı açık
    ama genel olarak hayırseverlik hakkında --
  520. Verme Sözü adında bir hareket başlattın,
  521. ölümlerinden önce veya sonra
  522. net varlıklarının yarısını bağışlamaya
    yemin eden milyarderleri birleştirdin
  523. ancak bunu yapmak çok zor.
  524. O kadar parayı bağışlamak gerçekten zor.
  525. Sanırım sen kendin de, Verme
    Sözü başladığından beri -- kaç yıl?
  526. On yıl önce olmalı, zamanını
    tam hatırlamıyorum --
  527. ama o zamandan beri, dünyanın en
    önde gelen hayırseveri olmana rağmen
  528. net varlığın yaklaşık iki katına çıktı.
  529. Bu kadar parayı, dünyayı
    daha iyi bir yer yapmak adına
  530. etkili bir şekilde kullanmak zor mu
  531. yoksa dünyanın bağışçıları, özellikle de
    gerçekten zengin olan bağışçıları,
  532. bunun için bir program hazırlamalı mı?
  533. Mesela, "İşte her yıl için
    net varlığımın bir yüzdesi.
  534. Belki ben yaşlandıkça bu da artar.
  535. Eğer bu işi ciddiye alacaksam
  536. bu parayı vermeliyim -- bunu etkili
    bir şekilde yapmanın yolunu bulmalıyım."
  537. Bu adaletsizce ve çılgınca bir soru mu?
  538. BG: Yüzdeyi arttırmak harika olur.

  539. Bizim hem Gates Vakfı hem
    Verme Sözü olarak temel hedefimiz
  540. insanlara, kendilerini bağlı hissettikleri
    amaçlar bulmalarında yardımcı olmak.
  541. İnsanlar tutkuları sayesinde verir.
  542. Evet, sayılar biraz önemli
  543. ama dışarıda çözülecek çok sorun var.
  544. Seçimi şöyle yapacaksınız:
    Hasta birini göreceksiniz,
  545. sosyal hizmetlerden yararlanamayan
    birini göreceksiniz,
  546. ırkçılığı azaltmaya yarayan
    bir şey göreceksiniz
  547. ve bu konuda tutkulu olacaksınız,
    onun için para vereceksiniz.
  548. Ayrıca, elbette bazı hayırseverlik
    eylemleri düzgün işlemeyecek.
  549. Hayırseverlerin heveslerini
    arttırmaya hala ihtiyacımız var.
  550. Senin de Audacious Project ile
    desteklediğin iş birlikçi hayırseverlik --
  551. hayırseverleri bir araya getiren
    dört beş grup daha var.
  552. Bu harika, çünkü bu şekilde
    birbirlerinden öğreniyorlar,
  553. birbirlerine güven veriyorlar,
  554. "Ben x kadar para koydum,
    dört kişi daha buna para koydu,
  555. bu daha çok etki yaratacak,"
    diye düşünüyorlar.
  556. Umarım, belli bir iyiliklerinin iyi
    gitmediğini öğrendiklerinde bile
  557. bu onlar için zevkli
    olabilir ve devam ederler.
  558. Yani hayırseverlik oranının
    yükseldiğini görmek isterim.
  559. Devam eden insanlar için de
    eğlenceli, tatmin edici bir deneyim
  560. ve hangi aile bireyinin ortak
    olacağını seçebiliyorsunuz.
  561. Kendim için konuşacak olursam
  562. ben ve Melinda bunu birlikte yapmayı,
    birlikte öğrenmeyi seviyoruz.
  563. Bazı ailelerde, çocuklar bile
    aktivitelerde yer alıyor.
  564. Bazen ittirici güç çocuklar oluyor.
  565. Gerçekten çok paranız olduğunda

  566. hâlâ milyon dolarların çok
    para olduğunu düşünürsünüz
  567. ama milyarlarınız varsa yüzlerce
    milyonunu vermeniz gerekir.
  568. Kişisel harcamalarınızın aynı
    seviyede kalması çok büyüleyici.
  569. Bu toplumun kabul edebileceği bir şey
  570. ancak verdiğiniz miktarı arttırmak
    zorundasınız, yoksa bu vasiyetiniz olur
  571. ve bu durumda yardımlarınızı
    istediğiniz gibi şekillendiremezsiniz
  572. ve bundan o kadar da zevk almazsınız.
  573. Bunu zorunlu tutmak istemiyoruz
  574. ama evet, sen de ben de hayırseverlere
    ilham vermek istiyoruz ki
  575. tutkularını ve fırsatları geçmiştekinden
    çok daha hızlı görebilsinler,
  576. çünkü ırkçılık, hastalık veya başka bir
    toplumsal sorun olması fark etmeksizin
  577. hayırseverliğin hızlıca gidip
    yapabileceği yenilikler --
  578. işe yaraması durumunda hükümet de
    peşinden gidip bunu yaygınlaştırabilir.
  579. Tanrı biliyor ki çözüme ihtiyacımız var,
  580. beklentilerimizi yüksek tutmaya,
  581. zor sorunları çözmemize yarayacak
    umuda ve ilerlemeye ihtiyacımız var.
  582. CA: Çoğu hayırsever hatta en iyileri bile

  583. her yıl net varlıklarının yüzde birinden
    fazlasını vermekte zorlanıyor
  584. ancak dünyanın en zenginlerinin, genelde
    büyük yatırım fırsatlarına erişimi var.
  585. Çoğunun varlığı, her geçen yıl
    yüzde yedi ile on arasında artıyor.
  586. Gerçekten varlığının yarısını
    verme şansın olması için, her yıl
  587. varlığının yüzde beş, altı, yedi, sekiz
    veya onunu vermeyi planlaman gerekmez mi?
  588. Olması gereken şeyin mantığı bu değil mi?
  589. BG: Evet, Chuck Feeney gibi

  590. parasının tümünü bağışlayıp iyi
    örnek teşkil eden insanlar var.
  591. Hatta Melinda ve ben de bağış oranımızı
    artırmalı mıyız diye düşünüyoruz.
  592. Dediğin gibi, yatırım konusunda
    işler birçok yönden iyi gidiyor.
  593. Genel olarak teknoloji
    servetlerinin durumu iyi,
  594. hatta bu yıl bile, ki bu dünyada
    yaşananlara tezatlık oluşturuyor.
  595. Ben de hızlanmamız gerektiğine dair
    bir beklenti olduğunu düşünüyorum
  596. ve hızlanmak için gerekçe de var,
  597. hükûmet birçok ihtiyacı gözden kaçıracak.
  598. Evet, hükûmetin çok parası var ama paranın
    iyi bir şekilde harcanmasına yardım etmek,
  599. ulaşmadığı yerlere ulaşmasını sağlamak --
  600. ve eğer insanlar gelişmekte olan
    ülkelere yardım etmeye isteklilerse
  601. o insanların, GSYİH'nin yüzde 15'i kadar
    çek yazabilecek hükûmetleri de yok,
  602. yani oradaki geniş çaplı sorunlar,
    pandemiyi bir kenara bırakın,
  603. yalnız ekonominin yarattığı
    sorunlar bile çok üzücü.
  604. Normalde ileriye giden bu ülkeler için
    bu durum beş yıl geriye gitmek demek,
  605. hatta bazıları için o kadar sıkıntılı ki
    ülkenin istikrarı bile tehlikede.
  606. CA: Bill, Melinda ile yaptıklarınıza
    çok büyük saygı duyuyorum.

  607. Dar bir yolda yürüyorsunuz ve birçok
    şeyi dengelemeye çabalıyorsunuz
  608. ve dünyayı bütünüyle iyileştirmeye
    adadığınız zaman ve elbette para
  609. ve tüm bunlara duyduğunuz tutku --
  610. bunlar harika şeyler
  611. ve bize zamanını ayırdığın için
    sana çok minnettarım.
  612. Çok teşekkürler ve gerçekten,
    bu yılın geri kalanında da
  613. senin becerilerin ve kaynaklarına her
    zamankinden çok ihtiyaç duyulacak,
  614. o yüzden iyi şanslar.
  615. BG: Teşekkürler.

  616. Bu eğlenceli bir iş ve ben
    iyimserim, teşekkürler Chris.