Turkish subtitles

← 100 gün reddedilerek ne öğrendim

Get Embed Code
45 Languages

Showing Revision 16 created 01/11/2017 by Büşra Ay.

  1. Altı yaşımdayken
  2. hediyelerimi aldım.
  3. İlkokul öğretmenimin harika bir fikri vardı.
  4. Bizim hediye alma olayını
    tecrübe etmemizi
  5. ama ayrıca birbirimize iltifat etme
    erdemini öğrenmemizi de istedi.
  6. Bu yüzden hepimizi sınıfın önüne getirdi
  7. ve hepimize hediyeler aldı
    ve onları köşeye koydu.
  8. Ve şöyle söyledi:
  9. "Neden şimdi burada durup
    birbirimize iltifat etmiyoruz?
  10. İsminiz çağırıldığında,
  11. gidip hediyenizi alın ve oturun."
  12. Ne kadar harika bir fikir, değil mi?
  13. Ne olabilirdi ki?
  14. (Gülüşmeler)

  15. Öncelikle orada 40 kişiydik

  16. ve ne zaman birinin ismini duysam
  17. deli gibi alkışlıyordum.
  18. Sonra 20 kişi kaldı,
  19. 10 kişi kaldı
  20. ve beş kişi...
  21. ve üç kişi.
  22. Ben de onlardan biriydim.
  23. Ve alkışlar sustu.
  24. O anda, ağlıyordum.
  25. Öğretmenin tepesi atmıştı:
  26. "Bu insanlar hakkında güzel bir şey
    söyleyecek kimse yok mu?" diyordu.
  27. (Gülüşmeler)

  28. "Hiçkimse mi? Pekâlâ,
    neden hediyeni alıp oturmuyorsun?

  29. Gelecek sene uslu ol ki--
  30. birisi hakkınızda
    güzel bir şey söyleyebilir."
  31. (Gülüşmeler)

  32. Bunu size anlatırken,

  33. muhtemelen bunu çok iyi
    hatırladığımı biliyorsunuz.
  34. (Gülüşmeler)

  35. Ama o gün kimin daha kötü
    hissettiğini bilmiyorum.

  36. Ben mi yoksa öğretmen miydi?
  37. Birleştirici bir etkinliği
    altı yaşındaki üç çocuk için
  38. bir lince döndürdüğünü
    fark etmiş olmalı.
  39. Hem komik olmayan bir halde.
  40. Televizyonda insanların
    linç edildiğini gördüğünüzde
  41. eğlencelidir.
  42. O gün komik olan bir şey yoktu.
  43. İşte o günkü, benim bir halimdi

  44. ve o duruma bir daha düşmektense,
    milletin içinde reddedilmektense
  45. ölürüm daha iyi.
  46. Bu böyle.
  47. Sekiz yıl ileri saralım.
  48. Bill Gates memleketime geldi --
  49. Pekin, Çin --
  50. konuşma yapmaya
  51. ve onun mesajını gördüm.
  52. O adama aşık oldum.
  53. Vay be, şimdi ne yapmak
    istediğimi biliyorum.
  54. O gece aileme bir mektup yazdım:
  55. "25 yaşına geldiğimde,
  56. dünyanın en büyük şirketini kuracağım
  57. ve o şirket Microsoft'u satın alacak."
  58. (Gülüşmeler)

  59. Dünyayı fethetme fikrini
    tamamen benimsedim --

  60. Hakimiyet, anlarsınız ya?
  61. Ve bunu uydurmadım, o mektubu yazdım.
  62. İşte burada --
  63. (Gülüşmeler)

  64. Okumak zorunda değilsiniz --

  65. (Gülüşmeler)

  66. Kötü bir el yazısı, ama bazı
    anahtar kelimeleri vurguladım.

  67. Fikri anladınız.
  68. (Gülüşmeler)

  69. Yani...

  70. bu benim başka bir halim:
  71. dünyayı kurtaracak olan.
  72. İki sene sonra,

  73. Amerika'ya gelme fırsatı yakaladım.
  74. Üzerine atladım,
  75. çünkü orası Bill Gates'in
    yaşadığı yer, değil mi?
  76. (Gülüşmeler)

  77. Bunun, girişimcilik maceramın
    başlangıcı olduğunu düşündüm.

  78. Sonra, 14 yıl ileri saralım.
  79. 30 yaşındaydım.
  80. Hayır, o şirketi kurmadım.
  81. Hatta başlamadım bile.
  82. Aslında Fortune 500 şirketinin
    pazarlama müdürüydüm.
  83. Sıkıştığımı hissettim;
  84. durgundum.
  85. Neden?
  86. O mektubu yazan 14 yaşındaki çocuk nerede?
  87. Sebebi denememesi değil.
  88. Sebebi, ne zaman aklıma
    yeni bir fikir gelse,
  89. ne zaman yeni bir şey denemeyi istesem,
  90. işte bile --
  91. bir teklif yapmak istesem,
  92. grup içinde insanların önünde
    konuşmak istesem --
  93. o 14 aşındaki çocukla altı
    yaşındaki çocuk arasında
  94. bitmek bilmez
    kavgayı hissediyorum.
  95. Biri dünyayı fethetmek istiyor --
  96. fark yaratmak --
  97. diğeri reddedilmekten korkuyor.
  98. Ve her zaman o altı yaşındaki kazandı.
  99. Bu korku kendi şirketimi
    kurduktan sonra da sürdü.

  100. Kendi şirketimi 30 yaşındayken kurdum --
  101. eğer Bill Gates olmak istiyorsan,
  102. er geç başlaman gerekir, değil mi?
  103. Bir girişimciyken,
  104. bana bir yatırım fırsatı buldum
  105. ama sonra reddedildim.
  106. Ve bu reddedilme beni incitti.
  107. Beni o kadar incitti ki
    o an orada bırakmak istedim.
  108. Ama sonra şöyle düşündüm:
  109. Basit bir yatırım reddinden sonra
    Bill Gates bırakır mıydı?
  110. Başarılı bir girişimci böyle vazgeçer mi?
  111. Asla.
  112. Ve işte orada işler değişti.
  113. Tamam, daha iyi bir şirket kurabilirim.
  114. Daha iyi bir takım ve ürün yapabilirim
  115. ama bir şey kesin ki:
  116. Daha iyi bir lider olmalıyım.
  117. Daha iyi bir insan olmalıyım.
  118. O altı yaşındaki ufaklığın artık hayatıma
    yön vermesine izin veremem.
  119. Onu çıktığı yere koymalıyım.
  120. İşte o zaman internetten
    yardım aramaya başladım.

  121. Google benim arkadaşımdı.
  122. (Gülüşmeler)

  123. "Reddedilme korkusunu
    nasıl yenerim?" diye aradım.

  124. Korku ve acının nereden geldiği hakkında
  125. bir çok psikoloji makalesiyle karşılaştım.
  126. Sonra "Üzerinize alınmayın,
    üstesinden gelin." konulu
  127. birkaç ilham verici makaleyle karşılaştım.
  128. Bunu kim bilmez?
  129. (Gülüşmeler)

  130. Fakat neden hâlâ bu kadar korkuyordum?

  131. Sonra şansa bu siteyi buldum.
  132. Adı rejectiontherapy.com.
  133. (Gülüşmeler)

  134. "Reddedilme Terapisi" Kanadalı girişimci
    tarafından icat edilen bir oyun.

  135. Adı Jason Comely.
  136. Olay basitçe şu: 30 gün dışarı çıkıp
    reddedilme arıyorsunuz
  137. ve her gün bir konuda reddedilin
  138. ve sonra sonunda,
    acıya duyarlılığınızı yitiriyorsunuz.
  139. Bu fikri sevdim.
  140. (Gülüşmeler)

  141. Kendime: "Biliyor musun? Bunu yapacağım.

  142. Ve kendimi 100 gün reddedilmiş
    hissedeceğim." dedim.
  143. Ve kendi reddedilme fikirlerimi buldum
  144. ve bununla bir video blog yaptım.
  145. İşte bunu yaptım.

  146. Blog böyle gözüküyordu.
  147. Birinci gün...
  148. (Gülüşmeler)

  149. Bir yabancıdan 100 dolar borç al.

  150. Çalıştığım yere gittim.
  151. Aşağı kata indim
  152. ve masanın arkasında oturan
    büyük bir eleman gördüm.
  153. Güvenlik görevlisine benziyordu.
  154. Ona yaklaştım.
  155. Yürüyordum
  156. ve bu hayatımın en uzun yürüyüşüydü.
  157. Ensemdeki saç dikleşmişti,
  158. terliyordum ve kalbim atıyordu.
  159. Oraya vardım ve konuştum:
  160. "Selam efendim, sizden
    100 dolar borç alabilir miyim?"
  161. (Gülüşmeler)

  162. Bana bakıp, "Hayır." dedi.

  163. "Neden?"
  164. "Hayır mı? Özür dilerim." dedim.

  165. Sonra arkamı döndüm ve koştum.
  166. (Gülüşmeler)

  167. Çok utandım.

  168. Çünkü kendimi kaydettim --
  169. o gece kendimin reddedilişini izledim,
  170. ne kadar korktuğumu gördüm.
  171. "Altıncı His"teki çocuk gibi bakıyordum.
  172. Ölü insanlar görüyorum.
  173. (Gülüşmeler)

  174. Ama sonra bu adamı gördüm.

  175. O kadar korkutucu durmuyordu.
  176. Şişman, sevimli bir adamdı
  177. ve bana "Neden?" diye bile sordu.
  178. Aslında, kendimi açıklamaya davet etti.
  179. Birçok şey söyleyebilirdim.
  180. Açıklayabilirdim, tartışabilirdim.
  181. Hiçbirini yapmadım.
  182. Tek yaptığım koşmak oldu.
  183. Bunu hayatımın küçültülmüş
    bir versiyonu gibi hissettim.
  184. Ne zaman zerre kadar reddedilme hissetsem
  185. sadece olabildiğince hızlı koşardım.
  186. Biliyor musunuz?
  187. Ertesi gün, ne olursa olsun,
  188. koşmayacağım.
  189. Tetikte kalacağım.
  190. İkinci Gün: "burger dolum" talep et.

  191. (Gülüşmeler)

  192. Burger mağazasına gittiğimde

  193. öğle yemeğimi bitirdim
    ve kasaya gidip şöyle dedim:
  194. "Selam, burgerimi doldurur musunuz?"
  195. (Gülüşmeler)

  196. Kafası karıştı, "Burger doldurma nedir?"

  197. (Gülüşmeler)

  198. "İçeceğin doldurulması gibi
    ama burgerle yapılıyor." dedim.

  199. O da: "Burger doldurma
    yapmıyoruz, adamım." dedi.
  200. (Gülüşmeler)

  201. İşte reddedilme olmuştu
    ve koşabilirdim ama kaldım.

  202. "Burgerlerinize bayıldım,
  203. mağazanıza bayıldım
  204. ve burger doldurma yapsanız
  205. sizi daha çok severim." dedim.
  206. (Gülüşmeler)

  207. "Tamam, yöneticime söylerim." dedi.

  208. "Belki yaparız ama üzgünüm bugün olmaz."
  209. Sonra ayrıldım.
  210. Ve bu arada,
  211. hiç burger doldurma yaptıklarını
    sanmıyorum.
  212. (Gülüşmeler)

  213. Bence hâlâ oradadırlar.

  214. Ama ilk seferde hissettiğim
    ölüm kalım hissi
  215. artık yoktu,
  216. çünkü tetikte kaldım --
  217. çünkü koşmadım.
  218. Kendime: "Vay be, harika,
    bu işi öğreniyorum.
  219. Harika." dedim.
  220. Ve Üçüncü Gün:
    Olimpiyat Çöreği Al.

  221. İşte burada hayatım ters düz oldu.
  222. Krispy Kreme'ye gittim.
  223. Burası esasen Amerika'nın
  224. Güneydoğu kısmında bulunan
    bir çörek dükkanı.
  225. Burada da olduğundan eminim.
  226. İçeri girdim,
  227. "Olimpiyat amblemi şeklinde
    çörek yapabilir misiniz?
  228. "Beş çöreği birbirine
    bağlayacaksınız." dedim.
  229. Evet demelerine imkan yok, değil mi?
  230. Çörek ustası beni çok ciddiye aldı.
  231. (Gülüşmeler)

  232. Bayan kağıt çıkardı,

  233. renkleri ve halkaları çizmeye başladı,
  234. ve "Bunu nasıl yapabilirim?" dedi.
  235. 15 dakika sonra,
  236. Olimpiyat halkalarına benzeyen
    bir kutuyla geldi.
  237. Çok duygulandım.
  238. İnanamadım.
  239. Ve bu video YouTube'da
    beş milyondan fazla izlendi.
  240. Buna dünya da inanamadı.
  241. (Gülüşmeler)

  242. Bu yüzden gazetelere,

  243. sohbet programlarına çıktım.
  244. Ve ünlü oldum.
  245. Birçok insan bana e-posta
    göndermeye başladı:
  246. "Yaptığın şey harika."
  247. Ama şan ve şöhretin bana faydası olmadı.
  248. Yapmak istediğim şey öğrenmek
  249. ve kendimi değiştirmekti.
  250. 100 gün reddedilmenin geri kalanını
  251. oyun alanına çevirdim --
  252. bu araştırma projesine.
  253. Neler öğrenebileceğimi görmek istedim.
  254. Ve çok şey öğrendim.

  255. Çok fazla sır keşfettim.
  256. Örneğin, koşmazsam
  257. reddedildiğimde,
  258. "hayır"ı "evet"e çevirebilirim
  259. ve sihirli kelime ise "neden."
  260. Bir gün bir yabancının evine gittim,
    elimde çiçek vardı,

  261. kapıyı çaldım ve şöyle dedim:
  262. "Selam, bu çiçeği avlunuza
    dikebilir miyim?"
  263. (Gülüşmeler)

  264. Adam: "Hayır." dedi.

  265. Ama ayrılmasından evvel sordum:
  266. "Nedenini öğrenebilir miyim?"
  267. O da: "Köpeğim var
  268. ve avluya diktiğim her şeyi söküyor."
  269. Çiçeğin zayi olsun istemem.
  270. İstiyorsan yolun karşısındaki
    Connie ile konuş.
  271. Çiçekleri çok sever." dedi.
  272. Öyle yaptım.
  273. Karşıya geçtim ve Connie'nin
    kapısını çaldım.
  274. Beni gördüğüne çok sevindi.
  275. (Gülüşmeler)

  276. Yarım saat sonra,

  277. çiçek Connie'nin avlusundaydı.
  278. Eminim şu anda daha güzeldir.
  279. (Gülüşmeler)

  280. Ama ilk reddedilmeden sonra ayrılsaydım,

  281. şöyle düşünecektim:
  282. Çünkü adam bana güvenmedi,
  283. çünkü deli gibiydim,
  284. çünkü iyi giyinmemiştim,
    iyi gözükmüyordum.
  285. Bunlardan hiçbiri değildi.
  286. Sebep teklifimin ona uygun olmamasıydı.
  287. Ve bana beni yönlendirecek kadar
    güvenmişti,
  288. bir satış terimi kullanarak.
  289. Bunu fırsata çevirdim.
  290. Sonra bir gün,

  291. evet cevabı alma şansımı yükseltmek için
  292. belirli şeyler söyleyebileceğimi öğrendim.
  293. Örneğin, bir gün Starbucks'a gittim
  294. ve yöneticiye sordum:
    "Starbucks karşılayanı olabilir miyim?"
  295. "Starbucks karşılayanı nedir?" diye sordu.
  296. "Walmart karşılayanlarını biliyor musun?
  297. Hani, mağazaya girmeden önce
    sana selam veren insanlar vardır
  298. ve bir şeyler çalmayacağından
    emin olurlar.
  299. Starbucks müşterilerine Walmart
    deneyimi sunmak istiyorum." dedim.
  300. (Gülüşmeler)

  301. Aslında bunun iyi bir şey
    olduğunu düşünmüyorum.

  302. Aslında, kötü bir şey olduğundan eminim.
  303. Adam şaşırdı.
  304. Evet, böyle bakıyordu,
    adı Eric --
  305. "Emin değilim." dedi.
  306. Bana böyle diyordu:
    "Emin değilim."
  307. Sonra "Bu garip mi?" diye sordum.
  308. O da: "Evet, bu çok garip, adamım." dedi.
  309. Ama bunu der demez, tüm bu tavrı değişti.
  310. Tüm şüphelerini kenara bırakıyor gibiydi.
  311. "Evet, bunu yapabilirsin,
  312. ama çok garipleşme." dedi.
  313. (Gülüşmeler)

  314. Sonraki bir saat için
    Starbucks karşılayanı oldum.

  315. İçeri giren her müşteriye "selam" dedim
  316. ve onlara iyi tatiller diledim.
  317. Bu arada, kariyer gidişatınız
    ne yönde bilmiyorum ama,
  318. karşılayan olmayın.
  319. (Gülüşmeler)

  320. Gerçekten çok sıkıcıydı.

  321. Ama sonra bunu yapabileceğimi gördüm
    çünkü "Bu garip mi?" diye sordum,
  322. yaşadığı şüpheyi dile getirdim.
  323. "Bu garip mi?" diye sormam
    garip olmadığımı gösteriyordu.
  324. Bunu garip bir şey olarak görmem aslında
  325. tıpkı onun gibi düşündüğüm
    anlamına geliyor.
  326. Tekrar ve tekrar,
  327. şunu öğrendim ki, soru sormadan önce
  328. insanların kuşkularından bahsedersem
  329. onların güvenini kazanırım.
  330. İnsanlar evet demeye daha meyilli olurlar.
  331. Ve öğrendim ki, hayatımın hayalini
    soru sorarak

  332. gerçekleştirebilirim.
  333. Dört nesildir öğretmen olan
    bir aileden geliyorum
  334. ve büyük annem hep şunu demiştir:
  335. "Hey Jia, istediğin her şeyi yapabilirsin,
  336. ama öğretmen olursan harika olur."
  337. (Gülüşmeler)

  338. Ama bir girişimci olmak istedim,
    yani olmadım.

  339. Ama bir şeyler öğretmek
    her zaman hayalim olmuştur.
  340. O yüzden "Bir üniversite sınıfına
    ders vermek istesem
  341. nasıl olur?"diye düşündüm.
  342. O dönem Austin'de yaşıyordum,
  343. o yüzden Teksas Üniversitesine gittim
  344. ve profesörlerin kapılarını çalarak:
    "Sınıfınıza ders verebilir miyim?" dedim.
  345. İlk denemelerimde sonuç elde edemedim.
  346. Ama kaçmadığım ve denemeye
    devam ettiğim için
  347. üçüncü denememde profesör çok etkilendi.
  348. "Bunu daha önce kimse yapmadı." dedi.
  349. Dersime sunumlar yaparak hazırladım.
  350. Profesör: "Bunları kullanabilirim.
  351. İki ay sonra neden gelmiyorsun?
    Programımı senin için ayarlarım." dedi.
  352. İki ay sonra bir sınıfta ders veriyordum.
  353. Bu benim -- muhtemelen göremiyorsunuzdur,
    bu kötü bir resim.

  354. Bazen ışık da sizi reddedebiliyor, değil mi?
  355. (Gülüşmeler)

  356. Ama --

  357. sınıfa verdiğim ders bitince,
    ağlayarak dışarı çıktım
  358. çünkü sadece sorarak
  359. hayatımın hayalini
    gerçekleştirebileceğimi öğrendim.
  360. Eskiden birçok şeyi başarmam
    gerektiğini düşünürdüm,
  361. harika bir girişimci olmam veya
    doktoramı yapmam gerektiğini.
  362. Ama hayır, sadece sordum
  363. ve ders verdim.
  364. Göremediğiniz bu resimde,

  365. Martin Luther King, Jr.'dan alıntı yaptım.
  366. Neden? Çünkü araştırmalarımda
    dünyayı gerçekten değiştiren insanların,
  367. yaşama ve düşünme şeklimizi
    değiştiren insanların,
  368. ilk başta ve çoğu kez reddedilen
    insanlar olduğunu öğrendim.
  369. Martin Luther King, Jr.,
  370. Mahatma Gandhi, Nelson Mandela,
  371. veya hatta İsa Mesih gibi insanlar.
  372. Bu insanlar reddedilmeyi önemsemediler.
  373. Reddedilme sonrası gösterdikleri
    tepkiyi önemsiyorlar.
  374. Ve onlar reddedilmeyi kucakladılar.
  375. Reddedilmeyi öğrenmek için
    bu insanlar olmamız gerekmiyor

  376. ve benim durumumda,
  377. reddedilme benim lanetimdi,
  378. benim öcümdü.
  379. Tüm hayatım boyunca beni rahatsız etti
    çünkü sürekli ondan kaçtım.
  380. Sonra onu kucaklamaya başladım.
  381. Bunu hayatımın en büyük
    hediyesine dönüştürdüm.
  382. İnsanlara reddedilmeleri nasıl fırsata
    çevirebileceklerini öğretmeye başladım.
  383. Blogumu kullandım,
    konuşmalarımı kullandım,
  384. yayınladığım kitabı kullandım.
  385. Reddedilme korkusunun aşılmasına
    yardımcı olacak teknoloji geliştiriyorum.
  386. Hayatınızda reddedildiğinizde,

  387. bir engelle karşılaştığınızda
  388. veya başarısız olduğunuzda
  389. olasılıkları göz önünde bulundurun.
  390. Kaçmayın.
  391. Eğer onları kucaklarsanız,
  392. sizin hediyeniz olabilirler.
  393. Teşekkür ederim.

  394. (Alkışlar)