Turkish subtitles

← Yalnızlığa bir merhem olarak fotoğrafçılık | Ryan Pfluger | TEDxPasadena

Get Embed Code
8 Languages

Showing Revision 6 created 08/08/2020 by Nihal Aksakal.

  1. Kafanız karıştıysa diye söylüyorum,
    oradaki benim.
  2. (Gülüşmeler)
  3. Spot ışığının tadını çıkarmak
  4. veya dikkat çekmek bana doğal gelmiyor.
  5. Arka plana karışmak,
    bir durumu analiz etmek ve gözlemlemek,
  6. en rahat bulduğum yer
  7. ya da tek başıma yolda olduğumda
    ki buna daha sonra geleceğiz.
  8. Tabii bu hanımefendi
    benimle olmadığı sürece.
  9. Evet, kamerama hanımefendi diyorum.
  10. (Gülüşmeler)
  11. O beni sıcak tutan battaniyem
  12. ve kameramla hayatımdaki çoğu insandan
    daha fazla zaman geçirdim.
  13. Ben bir sanatçıyım, bir fotoğrafçı,
  14. ben kendini tanımlayan
    bir göçebe sanatçıyım.
  15. İnsanlara söylediğin zaman,
  16. "Vay canına, keşke bunu yapabilsem!"
    diyorlar.
  17. Ya da:
  18. "Gerçek işin ne?"
  19. (Gülüşmeler)
  20. Ya da benim favorim,
    "Bunun okuluna gittin mi?"
  21. (Gülüşmeler)
  22. Kişisel deneyime sahip olmadığımız
    çoğu şeyde olduğu gibi,
  23. kendi varsayımlarımızı ve yargılarımızı,
  24. alabileceğimiz tek somut şeylerden
    yola çıkarak yaparız.
  25. Yani, "fotoğrafçı" dediğinizde,
    insanlar genellikle "düğün"
  26. veya "lise portreleri"
    veya fotoğrafçıların TV
  27. ve filmlerde tasvir edildiği
    gülünç şekilde düşünürler.
  28. Bugün sizlere benim ne yaptığımı
    ve neden yaptığımı göstereceğim.
  29. İnsanlar benimle ilk tanıştıklarında
    veya beni duyduklarında
  30. akıllarına gelen ilk şey şu.
  31. Şimdi burada
  32. dünya liderleriyle tanıştığımdan
  33. ve Obama ile geçirdiğim
    muazzam beş dakikadan bahsedebilirim.
  34. Ya da Kuzey Carolina'da düzenlenen bir
    miting sonrasında seçimden bir hafta önce
  35. Hillary Clinton'ın fotoğrafını çektiğimden
    bahsedebilirim.
  36. Ya da Darren Wilson'ı New Yorker için
    Ferguson, Missouri'deki olaylardan
  37. bir yıl sonra fotoğrafladığım
    muazzam duygusal yoğunluğumdan,
  38. o zamana kadar, sadece bir yıl sonra,
    Bryan Stevenson'ın fotoğrafını çektim,
  39. kendisi Mobile, Alabama'da
  40. yeterince temsil edilmeyen
    insanlar için savaşan bir avukat,
  41. onunla olan ve bugün hala aklımda kalan
    ırk hakkındaki sohbetimizden.
  42. Ya da insanların
    en çok ilgilendiği konudan:
  43. ünlüler.
  44. Agelina Jolie'den bahsedebilirim
  45. ya da TV ikonu Sarah Jessica Parker'dan
  46. ya da son 10 yılda iletişimim olan
  47. aktörler, müzisyenler
    ve önemli insanlardan bahsedebilirim.
  48. İşimi ve yaptığım şeyleri çok seviyorum
  49. fakat buraya bununla ilgili
    konuşmaya gelmedim.
  50. 2003 model Buick'imle birlikte
  51. her seferinde haftalar boyunca
    ülkeyi dolaştığımdan
  52. ve nasıl kendimi o zaman en iyi
    hissettiğimden bahsedeceğim.
  53. Ama önce, kendimle ilgili ve yaptığım şeyi
    neden yaptığıma dair
  54. bir hikaye anlatmalıyım.
  55. Yani bunu "Amerikan Hayatı"ndan
    bir bölüm gibi düşünün
  56. ama o kadar uzun değil.
  57. (Gülüşmeler)
  58. New York'ta çalışan bir aileden gelen
  59. beyaz, cis, eşcinsel bir adamım
  60. ve her şey göreceli olduğu için
  61. ben en ayrıcalıklı şekilde büyümedim
  62. ve bu da o kadar kötü de değildi.
  63. Ancak ailem, benimle ilgilenmekten ziyade
  64. kendi işleriyle çok meşgullerdi.
  65. Bu da tam anlamıyla onların suçu değildi.
  66. Bu sadece gerçekliklerinin
    bir kazazedesiydi.
  67. Depresyon, bağımlılık, öfke, kırgınlık
    her ikisini de mahvetti.
  68. Yedi yaşımdayken,
    anneme kanser teşhisi konmuştu.
  69. Bu, on yıl süren
    ve sonunda hayatta kaldığı ilk savaştı.
  70. Aynı zamanda bana
    tornavida kullanmayı öğrettiği zamandı.
  71. 10 yaşımda eşcinsel olduğumu anlamıştım
    yani erkeklerden hoşlanıyordum
  72. ve 13 yaşımda da annem beni dışlamıştı.
  73. Kimliğimin benden
    söküldüğünü hissettiren bir deneyimdi.
  74. 14 yaşımda babamın bir ya da iki tane
    suçu vardı tam hatırlamıyorum.
  75. 16 yaşımda evden ayrıldı
  76. ve 18'de ikisiyle de konuşmuyordum.
  77. Bu noktaya kadar
  78. dünyam bana deneyimlerimin
  79. ve duygularımın
    ailemle kıyaslanamayacağını hissettirdi.
  80. Entelektüel olarak,
    daha iyisini biliyordum
  81. ama aslında beni neyin farklı
    hissettireceğini bilmiyordum.
  82. Tek bildiğim, hayatıma giren hiç kimsenin
  83. görülmediklerini
    hissetmesini istemediğimdi.
  84. Sonra, elime bir kamera aldım.
  85. Benim için fotoğrafçılık, dolaysızlığı
  86. ve işbirlikçi doğası nedeniyle
    her zaman gerçekten ilginçti.
  87. Kendim için yarattığım
    güvenli ruhsal balonunun dışında
  88. insanlarla tanışmam için bir yol olurdu.
  89. İşte bu yüzden fotoğrafçılığa
  90. ve diğer insanlarla etkileşime başladım.
  91. Sonra anladım ki fotoğrafçılıktan çok
  92. insanlarla olan etkileşime
    daha ilgiliydim.
  93. Bunu farkına vardığımda
  94. ve alkolü bırakan babamı düşündüğümde
  95. onun görüldüğünü hissetmesini istedim.
  96. Bu noktada, o ve ben çok yabancılaşmıştık,
  97. yüksek lisans yapıyordum
  98. ve profesör Collier Schorr bana
    hala aklımda olan bir şey söyledi,
  99. işim "çok kolaydı"
  100. ve "iyi görünen" bir şey yapabilmem
  101. ilginç olması anlamına gelmiyordu.
  102. Bu yüzden kendime
    ve sanatıma meydan okumam gerekiyordu.
  103. İronik bir şekilde, yıllarımı kendimi
    rahat hissettirerek geçirdikten sonra
  104. tekrar rahatsız olmam gerekiyordu.
  105. Babama fotoğrafını
    çekip çekemeyeceğimi sordum.
  106. Onun fotoğrafını ilk kez çekişimdi.
  107. Sonra biraz ara verdim çünkü aslında
    onunla ne yapmak istediğimi anlamak için
  108. ruhumun derinlerine inmem gerekiyordu.
  109. Onu fotoğraflamaya devam ettim
  110. ve bir diyalog kurmaya başladık
    ama fotoğraflar yoluyla oldu.
  111. Hatta onunla beraber olduğumuz
    portreler çekmeye başladım
  112. çünkü ilk başta ona yakın bir fiziksel
    yakınlığa sahip olmak istedim.
  113. Bu fikir tam dalmaya
    ihtiyacım olduğunu,
  114. kolay kaçış planına ihtiyacım olmadığını
    anlamamı sağladı.
  115. kolay kaçış planına ihtiyacım yoktu.
  116. Ona çocukken hiç çıkmadığımız yolculuğa
    çıksak mı diye sordum,
  117. bir şey olacağını bile düşünmüyordum
  118. ve şaşırtıcı bir şekilde,
    "Evet, tabii ki yapalım." dedi.
  119. Sonra yola çıktık
  120. ve şu yaşandı,
  121. asla var olmayan bu fantezi ilişkisini
    yaratmaya başladık.
  122. (Gülüşmeler)
  123. Ancak bu fotoğrafları çekme deneyimi,
  124. ikimiz arasında başka türlü
    yapamayacağımız bir bağ yarattı.
  125. Fotoğraf adına benim "Evreka!" anımdı.
  126. Kameramı terapist olarak kullanıyordum.
  127. Aslında konuşmasak bile
  128. ikimizin birbirimizle
    iletişim kurmasına izin veren
  129. üçüncü bir taraf oldu.
  130. Sonunda gerçek anlamda
    birbirimizi görmüştük.
  131. Yaklaşık 10 yıl sonrasına geliyorum,
  132. artık babamla çalışmıyorum
  133. ancak yolda gördüğüm yabancıların
    fotoğraflarını çekiyorum.
  134. Seçimden yaklaşık bir ay önce,
  135. genel olarak işim hakkında
    çok endişeliydim ve çok durgun hissettim.
  136. Sosyal medyada arkadaşların çekildiğini
  137. ve genel hayal kırıklığı hissini
    görmeye başladım.
  138. Dürüst olmak gerekirse,
    sadece kaçmak istedim.
  139. Yola çıktım,
  140. aklımda herhangi bir varış noktası yoktu.
  141. Sadece başka ülkeye gitmek
  142. ve kaçmak istediğimi biliyordum.
  143. Sonra, yaklaşık bir gün yoldayken,
  144. yoldayken bir şeyler yapmam
    gerektiğini fark ettim
  145. çünkü sadece kendinle olmak
    çok fazla ruh arayışına yol açabilir.
  146. Bir şey yapmak istediğimi fark ettiğimde,
  147. babamla geçirdiğim zamanı düşündüm,
  148. benim, zanaatim
    ve aynı zamanda ruhsal sağlığım için
  149. ne kadar önemli olduğunu düşündüm.
  150. Bunu yabancılarla yapmak istedim
  151. ve Instagram'a, Facebook'a girdim,
  152. bütün arkadaş bulma uygulamalarını
    indirdim
  153. ve gittiğim yerlerdeki
  154. yazabileceğim herkese yazmaya başladım.
  155. Bir yabancı size
    internet üzerinden yaklaştığında
  156. bir duraksarsınız.
  157. "Yabancı" diyorum
    ve şunu da bilmenizi isterim
  158. bana karşı hali hazırda rahat olan
    bir topluluktan bahsediyorum,
  159. yani kendilerini gey
    veya eşcinsel olarak tanımlayan erkekler.
  160. Bu kişilere ne yaptığımı açıklayan
  161. kısa bir özet gönderiyordum.
  162. Gelip seninle tanışmak istiyorum,
    evine gelmek istiyorum,
  163. açık alanda da tanışabiliriz
    ve portreni çekmek istiyorum -
  164. Cevapların çoğu hayır oldu
  165. ve "Bu çok ürpertici."nin
    farklı şekilleri.
  166. (Gülüşmeler)
  167. "Çok fotojenik değilimdir."
  168. Bir şey de vardı ki çok rastladım,
  169. "Neden ben?"
  170. Bu da benim için bir diğer
    "Evreka!" anıydı.
  171. "Neden ben" olmasına gerek yoktu.
  172. Etkileşimde bulunduğum herkesin
    sadece özel hissetmekle kalmayıp
  173. hikayelerinin de duyulabileceğini
    hissetmesini istedim.
  174. Bu çalışmaya "Yalnız Kurtun Günü" dedim
  175. ve "The Secret [Language] of Birthdays"
    kitabından alıntı
  176. ve ayrıca doğduğum gündü.
  177. Annemden de öylesine bahsettim
  178. ve bu bir hata değildi.
  179. Birbirimiz için hala yabancıyız
  180. ancak bu anı ona teşekkür etmek için
    kullanmak istiyorum.
  181. Ben gençken, bana The Secret Language
    of Birthdays'den okudu
  182. ve The Day of The Lone Wolf
    (Yalnız Kurtun Günü) için
  183. tasvir edilen kişilik özelliklerini
    hem eleştirmek
  184. hem de zaman zaman
    beni takdir etmek için kullandı,
  185. duygusal olarak "hassas",
    "düşüncesizce" ve "çelişkili" gibi.
  186. Şimdi 30'ların ortalarında
  187. eşcinsel bir adam olarak
    kimliğimi geri aldım
  188. ve Yalnız Kurtun Günü'nü de geri kazandım
  189. ve onun onuruna yaratıyorum.
  190. Yani, ilk yolculuğa çıktığımdan beri,
  191. iki kez daha ülkeyi aştım ve bu
    fotoğraflar hakkında bildiğiniz tek şey
  192. ortak payda benim.
  193. Herkesin bir hikayesi vardır,
    benimkini dinliyordunuz -
  194. Mücadelelerinin, başarılarının
  195. ve hatta ayrıcalıklarının
    ayrıntılarını bilmeseniz de
  196. bildiğiniz bir şey var:
  197. Kendilerini bir yabancıya karşı
    bilerek savunmasız sundular
  198. ve ben de bugün sizlere aynısını yaptım.
  199. Teşekkürler.
  200. (Alkış)