YouTube

Got a YouTube account?

New: enable viewer-created translations and captions on your YouTube channel!

Turkish subtitles

← Devasa depolarda işler nasıl yürüyor ?

Her gün milyonlarca online alışveriş yapıyoruz ama kim (veya ne) o ürünleri paketlere koyuyor ? Bu söyleşide Mick Mountz o depoların içinde neler olup bittiğini robotlarla dolu büyüleyici bir hikayeyle gözler önüne seriyor.

Get Embed Code
25 Languages

Showing Revision 10 created 01/30/2015 by Meric Aydonat.

  1. Size depoların envanterlerindeki
  2. eşyaların yönetimiyle
  3. ilgili çığır açıcı bir yaklaşımdan
  4. söz etmek istiyorum.
  5. Ayıklayıp paketleyip
    göndermekten bahsediyorum
  6. Bir ipucu verecek olursam

  7. bu çözüm depolarımızda
    dolaşacak olan yüzlerce
  8. hatta bazen binlerce mobil robot içeriyor
  9. diyebilirim. Şimdi çözüme geleceğim.
  10. Ama başlamadan en son
  11. verdiğiniz online siparişi bir düşünün.
  12. Koltuğunuzda oturuyorsunuz , bir anda
  13. o kırmızı tişörtü almaya karar verdiniz,
  14. tıkladınız , alışveriş
    sepetinize eklediniz
  15. Ve o yeşil pantolonda gözünüze çok
  16. çekici geldi. Tıkladınız!
  17. Belki de mavi bir çift ayakkabı.
    Tıkladınız!
  18. O anda siparişinizi tamamladınız
  19. Bunun mükemmel bir kıyafet
  20. olmayabileceğini düşünmek
    için durmadınız bile
  21. Ama " Siparişi Tamamlaya" tıkladınız
  22. İki gün sonra paket kapınıza gelir.
  23. Bir bakarsınız içinde bir yapıştırıcı!
  24. Daha önce hiç depo envanterindeki o

  25. eşyaların o kutuya nasıl
    girdiğini düşündünüz mü?
  26. O adamın bunu yaptığını
    anlatmak için buradayım.
  27. Şu resimin ortasında, derinlerde
  28. dağıtımda veya sipariş düzenleme bölümünde
  29. çalışan klasik bir toplama-paketleme
    işçisi görüyorsunuz
  30. Genelde bu ayıklama
    işçileri günlerinin
  31. %60-70'ini ortalıkta
    gezinerek harcarlar.
  32. Genelde envanterdeki eşyaları ararken
  33. 5-10 mil kadar yürürler.
  34. Bu, siparişleri tamamlamak
    için sadece verimsiz değil
  35. ayrıca hiç de tatmin edici
    olmayan bir yoldur
  36. Size bu problemle ilk nerede
    karşılaştığımı anlatayım.

  37. 99-2000'lerde körfez bölgesindeydim,
    internet şirketlerinde patlama vardı
  38. Webvan adında bir başarısızlık
    abidesi için çalışıyordum
  39. Bu şirket online manav siparişlerinin
  40. teslimatı için yüz milyonlarca
    dolar ortaya koydu
  41. Ve zamanla bunu uygun maliyetle
    yapamayacağımız ortaya çıktı
  42. Anlaşıldı ki e-ticaret
    çok zor ve pahalı bir şeydi.
  43. Bu işte, envanterdeki 30
    eşyayı birkaç sepete toplayıp
  44. kamyonetle evlere teslim
    etmeye çalışıyorduk
  45. Düşününce bize 30 dolara mal oluyordu
  46. Düşünün, bulunup
    paketlenmesi bize 1 dolara mal olan
  47. çorba konservesinden 89 cent alıyorduk.
  48. Ki bu daha eve teslim bile etmeden önceydi
  49. Uzun lafın kısası, Webvan'daki bir yılımda

  50. malzeme taşıma görevlileriyle
    konuşarak farkettiğim şey
  51. özellikle ayrı ayrı ayıklamak için
    geliştirilmiş hiç bir çözüm yoktu
  52. Kırmızı, yeşil, mavi,
    üçünü de bir kutuya koymak için.
  53. Bunun için daha iyi bir
    yol olmalı diye düşündük
  54. Eldeki malzeme taşıyıcılar
    paletleri ve yapıştırıcı kutularını
  55. perakende dükkanlarına
    taşımak için kuruluydu
  56. Webvan kuşkusuz ki battı
    ve yaklaşık bir buçuk yıl sonra

  57. ben hala bu soruna kafa yoruyordum.
    Hala beni rahatsız ediyordu
  58. Yeniden düşünmeye başladım.
  59. ''Bir ayıklama işçisi olarak
    ne istediğime yada
  60. bu işteki vizyonuma
    odaklanmalıyım'' dedim kendime
  61. ''Soruna odaklanayım''
  62. Elimde bir sipariş var
    ve yapmak istediğim şey
  63. kırmızı, yeşil ve maviyi bu kutuya koymak.
  64. İhtiyacım olansa ellerimi
    kullanmayacağım bir sistem ve
  65. ürün ortaya çıkar
    ve ben onu düzene sokarım,
  66. şimdi düşünüyoruz,
  67. bu, sorunu çözmek için fazla
    operatör merkezli bir yaklaşım olurdu.
  68. İhtiyacım olan şey bu. Bu sorunu çözmek
    için nasıl bir teknoloji mevcut?
  69. Ama görebileceğiniz gibi,
    siparişlerde ürünlerde gelip geçicidir
  70. Bu bizim, ayıklama işçisini
    sorunun merkezi yapmaya ve
  71. ona mümkün olduğunca üretkenleşmesi için gerekli araçları vermeye odaklanmamıza olanak sağlıyor
  72. Peki bu kanıya nasıl vardım ?

  73. Aslında muhtemelen çoğunuzun kullandığı yöntem
  74. olan beyinfırtınasından geldim bu kanıya.
  75. Bu fikirlerinizi test etme yoludur
  76. Boş bir kağıt alın ama sonra
  77. fikirlerinizi sınırlara kadar test edin.
    Sonsuzluk , sıfır.
  78. Bu durumda kendimizi şu fikirle sınadık:
  79. Ya piyasanın çok ucuz olduğu Çin'de
  80. bir dağıtım merkezi kurarsak ?
  81. İşçilik ucuz , toprak ucuz
  82. ve özellikle dedik ki:
  83. Ya saatlik direkt işgücü
    maaliyeti sıfır dolar
  84. olursa ve bir milyon metre karelik
    bir dağıtım merkezi inşa edersek ?
  85. Doğal olarak bu fikirleri şuna yöneltti:
  86. ''Bir sürü insanı depoya koyalım.''
  87. Ve bende dedim ki,
    ''Durun, saatlik 0 dollarsa yapacağım şey
  88. 10.000 işçiyi her sabah
    8'de depoya gelip içeriye girip
  89. envanterden bir eşyayı alıp
  90. orada kalması için kiralamak olurdu.
  91. Sen Captain Crunch'ı,
    sen Mountain Dew'ı
  92. sen de Diyet Kola'yı tut.
  93. İhtiyacım olursa sizi çağırırım,
    aksi durumda olduğunuz yerde kalın.
  94. Ama Diyet Kola'ya ihtiyacım olduğunda
    ben seslenirim sizler aranızda konuşursunuz.
  95. Diyet Kola öne gelir, alırsın, sepete koyarsın, gitmeye hazırdır.''
  96. Peki ya ürünler kendi başlarına yürüyüp konuşabilirlerse?
  97. Bu, potansiyel olarak bu depoyu
    organize edebilmemiz için
  98. çok ilginç ve çok güçlü bir yol.
  99. Elbette işçilik bedava değil

  100. göze mükemmel gelmiyor da diyemem ama.
  101. Biz de onları mobil raflara koyalım dedik.
  102. Mobil robotlara koyar
    envanteri gezdiririz.
  103. İşte girdik bu yola,
    2008 de koltuğumdayım.
  104. Daha önce hiç Pekin Olimpiyatlarının
    açılışını gördünüz mü ?
  105. Ben gördüğümde neredeyse
    koltuğumdan düşüyordum.
  106. Olay buydu!
  107. Binlerce insanı deponun
    -stadyumun- içine koyacağız
  108. İlginçtir ki bu, o adamların tamamiyle bilgisayarsız
  109. mükemmel güçlü ve etkileyici bir dijital sanat yaptığı
  110. fikriyle bağdaşıyordu.
  111. Uçtan uca koordinasyon ve iletişim vardı.
  112. Sen ayağa kalkınca , ben çökücem.
  113. Adamlar inanılmaz bir sanat çıkarıyorlardı ortaya.
  114. Onlara konuşmalarına izin verdiğinde
  115. ortaya sistemlerdeki oluşumun gücü çıkar
  116. Aslında küçük bir yolculuktu bu.
  117. Şimdi bu fikrin pratikte
    gerçekliği ne oldu ?

  118. Elimizde bir depo var.
  119. Yaklaşık 10.000 kadar farklı SKU'su
    olan bir ayıklama, paketleme ve gönderme merkezi bu.
  120. Onlara kırmızı kalemler,
    yeşil kalemler ve sarı not kağıtları diyelim.
  121. Küçük turuncu robotları mavi rafları
    alması için gönderiyoruz.
  122. Onları binanın diğer
    ucuna yönlendiriyoruz.
  123. Tüm ayıklama işçileri o uçta
    duruyorlar artık.
  124. Olayımız artık rafları alıp
    yoldan geçirip
  125. direkt olarak ayıklama işçisine
    ulaştırmaktan ibaret.
  126. O işçinin hayatı artık komple değişti.
  127. Ortalıkta dolanmaktansa
  128. olduğu yerde durup
  129. her ürünün ayağına gelmesini bekleyecek
  130. Artık işlem oldukça üretken.

  131. Elini uzat, ürünü al, barkodunu
    okut ve paketle.
  132. Sen arkanı dönene kadar alınıp
  133. paketlenmeye hazır bir ürün
    daha seni bekliyor olacak
  134. Tüm boşa harcanan zamanı attık,
  135. ürünü lazerle işaret edip
  136. UPC barkodunu okutup
  137. en son hangi kutuya gireceğini
    ışıkla işaret edeceğimiz
  138. yüksek duyarlılıkta bir yol geliştirdik
  139. Daha üretken, daha hatasız ve görünen o ki
  140. işçiler için daha ilgi
    çekici bir ofis ortamı.
  141. Tüm siparişleri tamamlıyorlar artık.
  142. Siparişin bir kısmını değil, kırmızı,
    yeşil ve maviyi hepsini yapıyorlar.
  143. Ortama biraz daha hakim hisseyorlar artık.
  144. Bu yaklaşımın yan etkileriyse

  145. bizi gerçekten şaşırttı.
  146. Daha üretken olacağını biliyorduk.
  147. Ama bunun depodaki
    diğer fonksiyonları etkileyecek
  148. kadar yayılımcı olduğuna
    dikkat etmemiştik.
  149. Bu yaklaşımın dagitim merkezinin
    içinde etkin olarak yaptığı şey
  150. onu büyük ölçüde eşzamanlı
    işleyen bir motora çeviriyordu.
  151. Yine fikirlerin çapraz
    döllenmesine geldik.
  152. Elimizde bir depo var ve
  153. biz eşanlı işleyen süperbilgisayar
    yapısına kafa yoruyoruz.
  154. Dikkat etmeniz gereken şey
  155. ekranın sağ tarafında on bağımsız
  156. otonom işçiniz var.
  157. Eğer üç numaralı istasyondaki
    işçi tuvalete giderse
  158. diğer dokuz işçinin üretkenliğine
    hiçbir kötü etkisi olmayacak.
  159. Geleneksel nakliyeci kullanma
    yöntemiyle karşılaştırın bunu.
  160. Birisi siparişi sana uzattığında
  161. bir şey ekleyip akışı
    devam ettiriyorsunuz.
  162. Bu seri halindeki işlemin devamı
    için herkes yerinde olmalı.
  163. Bu, depo hakkında düşünmek
    için daha sağlam bir hal alır
  164. ve ürünlerin rağbetini takip ettiğimizden

  165. iyice ilginçleşir.
  166. Depo zeminini ayarlamak için
  167. devimsel ve uyarlanabilir
    algoritmalar kullanıyoruz.
  168. Bildiğiniz gibi
    sevgililer günü yaklaşıyor.
  169. Tüm o pembemsi şekerler
    binanın önüne gittiler
  170. ve siparişlere hazırlanıyorlar.
  171. Sevgililer gününden
    iki gün sonra o artakalan
  172. şeker, deponun arkalarına sürüklenip
  173. termal haritadaki
    soğuk kısmın sahibi olacak.
  174. Bu eşzamanlı işleme
    yaklaşımının diğer bir yan etkisi de
  175. devasa şeyleri ölçebilmesidir.
  176. İster iki, ister yirmi,
    ister iki yüz istasyon olsun
  177. algoritmaların planlama işleri
  178. ve tüm envanter algoritmaları
    çalışmaya devam edecek.
  179. Bu örnekte envanterin,
  180. toplama istasyonları orada olduğu için
  181. binanın çevresini tamamiyla
    işgal ettiğini görüyorsunuz
  182. Kendileri için bu işi hallettiler.
  183. Bunun, işçinin
    hayatında nasıl katlanılabilir

  184. bir hal aldığını gösteren
  185. bir videoyla bitiricem.
  186. Bahsettiğim gibi işlem
    envanteri yol boyu taşımak
  187. ve bu toplama istasyonlarına
    giden yolu bulmaktan oluşuyor.
  188. Arka plandaki yazılımımız
  189. her istasyonda olan biteni görüyor ;
  190. rafları yol boyu ilerletiyoruz
  191. ve işçiye işi sunmak için
  192. bir sıraya sokmaya çalışıyoruz.
  193. İlginç olansa işçilerin hızını
    buna göre ayarlayabiliriz.
  194. Hızlı olan çok, yavaş olan az raf alır.
  195. Bu işçi daha önce bahsettiğimiz
  196. şeyi yaşıyor şuan
  197. Elini kaldırıyor , ürün eline geliyor.
  198. Yada uzanıp alması gerekli.
  199. Taratıp sepete koyuyor.
  200. Geri kalan tüm teknoloji
    bir açıdan arkaplanda kalıyor.
  201. Onun artık sadece ürünü alıp
    paketlemeye odaklanması gerekli
  202. Ne başıboş gezecek zamanı ne de
    yerini terketme zorunluluğu var.
  203. Aslında bu siparişleri tamamlamak için hem
  204. daha üretken hemde daha hatasız bir yol.
  205. Bence siparişleri tamamlamak için
    çok daha tatmin edici bir yol.
  206. Gerçi bunun nedeni,

  207. bu binalardaki işçiler artık Kiva alanında
  208. çalışma hakkı kazanmak için yarışıyorlar.
  209. Bazen işten sonra
    torunlarıyla oynamak için
  210. daha fazla enerjileri kaldığını söyleyen
  211. videolar görüyoruz.
  212. Hatta birisi şöyle demişti:
    "Kiva alanı o kadar rahat ki
  213. kan basıncı ilacımı kullanmayı bıraktım."
  214. Bu video bir ecza deposundaydı
    bu yüzden bunu yaymamamız istendi.
  215. Size anlatmak istediğim,

  216. birşeylerin kendi başlarına
    düşünüp yürüyüp
  217. ve konuşmalarına izin verdiğinizde
    ilginç ürünler ortaya çıkabilir
  218. Bence bir daha kapınızı açıp
  219. online sipariş ettiğiniz
    kutuyu alıp açtığınızda
  220. yapıştırıcıyı içinde görünce,
  221. acaba bir robotun
    bu siparişinde hazırlanmasında
  222. yardımı dokunmuş mu
    diye merak edeceksiniz.
  223. Teşekkürler.