YouTube

Got a YouTube account?

New: enable viewer-created translations and captions on your YouTube channel!

Turkish subtitles

← Tehlikeli zamanlar tehlikeli kadınlar gerektirir

Get Embed Code
21 Languages

Showing Revision 3 created 01/06/2020 by Cihan Ekmekçi.

  1. Son zamanlarda beni dinleyenlere
    tehlikeli bir kadın olduğumu duyuruyorum.
  2. (Alkışlar)

  3. Bunu böyle cesurca duyurmak
    hâlâ biraz tehlikeli geliyor

  4. ama aynı zamanda doğru geliyor.
  5. Hayatımın bu döneminde,
  6. 77 olmak üzereyken
  7. (Alkışlar)

  8. Yaşım için alkışlanmayı seviyorum.

  9. (Gülüşmeler)

  10. Kabul ediyorum.

  11. (Alkışlar)

  12. 77 olmak üzereyken kanıtlayacak
    hiçbir şeyimin kalmadığını,

  13. kaybedecek daha az şeyim olduğunu
  14. ve her şeyle ilgili daha sabırsız
    olduğumu fark ediyorum.
  15. Eşitliğe doğru olan gerçek ve yavaş hız;
  16. cinsiyetçilikte, ırkçılıkta,
    genç kız ve kadına karşı şiddette artış...
  17. Çocuk ve torunlarımızdan
    geleceklerini çalan
  18. iklim değişikliği inkârcılarına
    ben de kızgınım.
  19. Arkadaşlar, tehlikeli
    bir zamanda yaşıyoruz
  20. ve böyle zamanlar, hepimizin
    daha tehlikeli olmasını gerektirir.
  21. Ne demek istiyorum?

  22. Korkmalıyız demiyorum.
  23. Bu, o tür bir tehlike değil.
  24. Daha korkusuz olmalıyız diyorum.
  25. Sessiz olmak çok daha güvenliyken
  26. gerçeği söylemeliyiz diyorum.
  27. Odada bulunmayanlar adına,
    onların lehine konuşmalıyız diyorum,
  28. özellikle de hayatımız ve bedenlerimizle
    ilgili kararların verildiği odalarda.
  29. O odalarda bulunmalıyız,
  30. birbirimizi savunmalıyız.
  31. Bizi, özellikle kadın ve genç kızları,
    yarışmaya, kıyaslamaya
  32. ve eleştirmeye özendiren
    kültürel yapıya karşı çıkmalıyız.
  33. Bunu sonlandırmalıyız.
  34. Bizi bölen
  35. ve küresel kadın toplumunun,
    yanımızda duran erkeklerin
  36. ve müttefiklerimizin toplam gücünü azaltan
    ilke ve politikalar aleyhine konuşmalıyız.
  37. Tehlikeli olmak aynı zamanda

  38. kadın ve genç kızların evlerinde
    ve işlerinde güvenli olduğu,
  39. tüm düşüncelerin ifade edildiği
    ve saygı duyulduğu,
  40. tüm oyların geçerli sayıldığı
    ve gezegenin korunduğu
  41. bir dünya oluşturmak için
    gereken riskleri almak demek.
  42. Bunları hepsi mümkün.

  43. Çünkü bunun için hazırız.
  44. Bizden önceki tüm nesillerden
    daha hazırlıklıyız,
  45. daha çok kaynağa sahibiz ve daha bağlıyız.
  46. Dünyanın çoğu bölgesinde
    önceki nesillerden daha uzun yaşıyoruz.
  47. 65 yaş üstü kadınlar, dünyanın
    en hızlı büyüyen nüfusları arasında
  48. ve en güçlü nüfus olması da muhtemel.
  49. (Alkışlar)

  50. Ne büyük bir değişim göstergesi.

  51. Yakın zamana kadar
    benim gibi postmenopoz kadınlar
  52. gereksiz ve çılgın olarak görülüyordu.
  53. Bakıcılık ve büyükanneliğimiz için
    değer görüyorduk,
  54. bunu seviyorum.
  55. Ama kenara itilmiştik,
  56. emekli olup sallanan sandalyelerimize
    gitmemiz bekleniyordu.
  57. 60 yaşındaki tehlikeli kadınlar
    emekli olmuyor.
  58. Biz yeniden yapılanıyoruz.
  59. (Alkışlar)

  60. Bildiğimiz ve yaptığımız her şeyi alıp --
    ki bunlar oldukça fazla --

  61. yaşın nasıl göründüğünü,
    neler yapabildiğini,
  62. neler başarabildiğini
    yeniden tanımlıyoruz.
  63. Ama tehlikeli olmak,
    belli bir yaşa gelmekle ilgili değil
  64. çünkü her yaş spektrumunda
    cesur kadın ve kızlar güçleniyor,
  65. farklılık oluşturmak için risk alıyorlar.
  66. Hayatımın erken döneminde risk aldım,

  67. almam gerekiyordu.
  68. Yoksa Güney taşrada yetişen parasız,
    bağlantısız, etkisiz bir kızın sınırları
  69. hayatımı belirleyecekti.
  70. Ama sınırı olmayan şey, o zaman
    hâlâ mekânsal ayrım olan Güney'deki
  71. küçük kasabamın, dar fikirlerin
    ötesindeki dünyaya olan meraklılığımdı.
  72. Kasabadaki tek sinema salonunda gösterilen
    haber filminde gördüğüm dünyaya,
  73. sekizinci sınıf İngilizce öğretmenim
    Shirley Rountree ile tanıştığımda
  74. bana çok daha yaklaşan bir dünyaya.
  75. Sınıfa adımını attığı andan itibaren
    topuklu ayakkabısı ses çıkarırken

  76. kontrolü elinde tutan bir kadındı.
  77. Mükemmel saçları,
    imzası olan kırmızı dudakları,
  78. baştan aşağı canlı bir şekilde düzenliydi.
  79. Onun gibi olmak istedim.
  80. Minnettarım ki benim ilk mentorum oldu
    ve kendim olmamda bana yardım etti.
  81. Onun desteğiyle üniversite bursu kazandım
    -- ailemde bunu yapan ilk kişiyim --

  82. ve büyük bir devlet üniversitesine gittim,
  83. iki büyük sosyal adalet
    hareketinin arasına:
  84. Afrikan Amerikan sivil hakları
    ve kadınlar için eşit haklar.
  85. İkisine de büyük bir coşkuyla katıldım.
  86. Fakat fark ettim ki yeni oluşan
    eylemciliğim ve gelişen feministliğim,
  87. içimdeki memnun etme ve popüler olma
    ihtiyacıyla çoğunlukla direkt çatışıyordu.
  88. Üniversitede hocalık yaptığım
    ilk işimde kuralları çiğnedim

  89. ve öğrencilerimi protesto yürüyüşlerinde
    bana katılmaları için teşvik ettim.
  90. Benimle aynı deneyim ve eğitime sahip
    erkek iş arkadaşımın
  91. benden daha fazla
    ücret aldığını öğrendiğimde
  92. kişisel bir protesto başlattım.
  93. Onun, ailesinin
    geçimini sağladığı bahanesiyle
  94. ücretimi artırmayı reddettiklerinde
  95. yalnız bir anne olarak ben de
    ailemin geçimini sağlıyordum.
  96. Ama işimi kaybetmemek için
    protestomu sonlandırdım.
  97. Bugün milyonlarca kadın
    bu şekilde taviz veriyor,

  98. eşit çalışma için eşit ücret alamadıkları
    işlerine devam ediyorlar.
  99. 70'lerde televizyona çıkan
    ilk kadınlardan olarak

  100. kadınların hikâyelerine ağırlık vermemin
  101. iş fırsatlarımı kısıtlayabileceği hakkında
    uyarılmıştım, belki kısıtlamıştır da.
  102. Ama kadınlar için yenilikçi bir program
    oluşturup onu sunmayı başardım.
  103. Bunu yaparken aynı zamanda
    cinsel taciz konusunda sessiz kalıyor
  104. ve görünüşümle ilgili tavsiye vermesi için
    işe alınan danışmanları dinliyordum.
  105. "Saçını sarıya boyat."
  106. Boyattım.
  107. "Sesini alçalt."
  108. Denedim.
  109. "Yakanı indir."
  110. İndirmedim.
  111. (Gülüşmeler)

  112. Ama kravata benzeyen atkıyla
    o çıpa desenli çirkin takımlardan giydim.

  113. Daha sonra medyada yönetim pozisyonunda
    çoğunlukla ilk ve tek kadın olarak
  114. toplumsal cinsiyet lensiyle
    yargılandığımın farkındaydım
  115. ve kadınlar için bir lider olmakla
  116. tamamen bir kadın lider olarak
    tanımlanmamak arasındaki dengeyi bulmakta
  117. zaman zaman zorlandım.
  118. Ama bugün, bir kadın lider olarak
    tanınmakla gurur duyuyorum.
  119. (Alkışlar)

  120. Bir aktivist, savunucu ve feminist olarak,

  121. ayrıca yeni beyan ettiğim
    tehlikeli bir kadın olarak
  122. başkalarının ne söylediğini
    daha az umursuyor,
  123. düşünce ve hislerimi
    daha açıkça söylüyorum.
  124. Şu konuda açık olayım:
  125. Kendi gerçeklerimi konuşabilmemde
    ayrıcalığımın etkisinin farkındayım.
  126. Kadınlar ve yetki hakkında konuşma
    imkânıyla bugün burada bulunmak --
  127. dikkatinizi çekerim, "yetkili" demedim.
  128. Yetkilenmek için beklediğimizi
    düşünmüyorum.
  129. Yetkimizin olduğuna inanıyorum.
  130. (Alkışlar)

  131. Onu istemek, kullanmak ve paylaşmak için
    daha fazla olanağa ihtiyacımız var.

  132. Evet, biliyorum,

  133. yetkisini düzgün ve akıllıca kullanmayan,
    paylaşmayan yetkili kadınlar var.
  134. Şöyle başlayan hikâyeler duydum,
    eminim siz de duymuşsunuzdur:
  135. "Hayatımdaki en kötü patronum kadındı."
  136. Ayrıca bizi gururlandırmayan
    kadın liderleri hepimiz sayabiliriz.
  137. Ancak basit ama parlak bir fikirle
    bunu değiştirebiliriz.

  138. Bu fikri ilk defa, risk alan
    ve tehlikeli bir kadın kongre üyesi olan
  139. Bella Abzug'dan duymuştum.
  140. Demişti ki "21. yüzyılda
  141. kadınlar, yetkinin doğasını değiştirecek;
  142. yetki, kadınların
    doğasını değiştirmeyecek."
  143. Bunu duyduğum andan itibaren --
  144. (Alkışlar)

  145. düşündüm ki "Bu, bizim harekete çağrımız.

  146. Bu, bizim en büyük olanağımız."
  147. Bir gazeteci ve aktivist olarak

  148. bu fikrin harekete geçtiğini gördüm;
  149. uzun süreli tartışmalarda iki taraftaki
    kadınların hikâyelerini de belgelediğini,
  150. kadınların bir araya gelip
    resmi yetkiye karşı koyduğunu,
  151. birlik oluşturup toplumlarında şiddeti
    sonlandırmak için çareler aradığını.
  152. Bir aktivist olarak kadın olarak doğmanın
    tehlikeli olduğu çeşitli bölgelere gittim,
  153. örneğin kadınların bedenleriyle savaşılan
    doğu Kongo gibi yerlere.
  154. Orada, Mutluluk Şehri dedikleri
    iyileşme ve liderlik merkezinde
  155. cesur Kongolu kadınlar,
    cinsel taciz mağdurlarını,
  156. lider olarak köylerine dönmeleri için
    eğiterek acıyı yetkiye dönüştürüyor.
  157. Ayrıca yakın zamandaki iklim zirvelerinde
  158. kadın iklim liderlerinin
    kulis yaptıklarını gördüm.
  159. Toplumun ilgisini çekmeden
  160. küresel iklim uzlaşmasının
    iyi yönde ilerlemesini sağlıyorlar.
  161. Hayatımızda ve işimizde ilerlerken
    ve yetki ve etkimiz artarken

  162. her odada ve her masada daha adil,
    doğru ve eşit temsil edilmeyi savunarak,
  163. arkamızdan gelenler için
    hâlâ var olan engelleri ortadan kaldırarak
  164. yetkinin doğasını değiştirelim.
  165. Şimdi, dikkatli olun,

  166. eğer bir iş imkânı veya terfi için
    bir kadını desteklerseniz
  167. şununla karşılaşabilirsiniz,
  168. "Kadın kozunu kullanıyorsun."
  169. veya beyaz olmayan
    bir kadını desteklerseniz
  170. "Irk kozunu kullanıyorsun."
  171. Ben bunu deneyimledim,
    eminim ki siz de deneyimlemişsinizdir.
  172. "Burada, PBS'te, pozitif ayrımcılığa
    yönelik program mı yürütüyorsunuz?"
  173. Yeni başkan olarak nitelikli beş kadını
    işe aldığımı söylediğimde
  174. bir yönetim kurulu üyesi
    bana bu soruyu sormuştu.
  175. Benim bu pozitif ayrımcılığım
    şöyle gerçekleşti:
  176. Araştırma ekibimden, kadınların
    ve beyaz olmayanların isimlerini de içeren
  177. bir aday listesi hazırlamalarını istedim
  178. ve öyle denk geldi ki kanımca mevki için
    listedeki en iyi adaylar onlardı.
  179. Diyorum ki tehlikeli kadınlar
  180. ve müttefiklerimiz,
  181. kadın kozumuzu kullanma vakti,
  182. ırk kozumuzu kullanma vakti,
  183. tüm kozlarımızı kullanma vakti.
  184. (Alkışlar)

  185. Yetki oyununu kazanmak için değil,

  186. herkes için daha iyi sonuçlar
    elde etmek için.
  187. Ayrıca kıtlık teorisini
    ve onun tabirlerini de unutma vakti.

  188. Örneğin bir çöplükte iki horoz ötmez,
  189. bu yüzden çöplüğünüzü koruyun,
  190. arkadaş veya müttefik edinmeyin.
  191. Yetkinin doğasını değiştirmek;
  192. "çöplüğünüzü koruyun"u
    "çöplüğünüzü paylaşın"a dönüştürüyor,
  193. koalisyona teşvik ediyor,
  194. birlik oluşturuyor,
  195. arkadaşlıkları güçlendiriyor
    ve sürdürüyor.
  196. Kadın arkadaşlarım,
    benim yenilenebilir enerji kaynağım.
  197. (Alkışlar)

  198. Aynı zamanda onlar
    benim mentorlerim, taraftarlarım,

  199. savunucularım ve destekçilerim
  200. ve birbirimize yardım etmek için
    üstlendiğimiz her roldeler.
  201. Birbirimiz için yenilenebilir
    enerji kaynağı olabiliriz.
  202. Bunu yaparken de

  203. kendimize olabildiğince iyi bakmalıyız.
  204. Bu konuda en iyi örnek değilim.
  205. Meditasyon yapmıyorum,
  206. düzenli olarak egzersiz yapmıyorum
  207. ama aerobik yaparak yaşıyorum.
  208. (Kahkahalar)

  209. (Alkışlar)

  210. Çünkü inanıyorum ki yan çizgilerde
    bekleyerek tehlikeli olamayız

  211. ve yapılacak çok fazla şey var.
  212. Bu yüzden tüm gücümüzü kullanalım.

  213. Peki ya paranın gücü?
  214. Ekonomik ve politik
    kaynağımızı artırmak için
  215. yardımsever paralarımıza,
    bağış kampanyalarımıza
  216. yatırım fonlarımıza
    daha çok para ayıralım.
  217. Tam anlamıyla elimizde bulunan medya
    ve teknolojinin gücünü;
  218. birbirimizin hikâye
    ve fikirlerini yüceltmek,
  219. nezaketli olmak ve gerçeği aramak için
    kullanma yönünde geliştirelim.
  220. Gerçek git gide azalıyor
  221. ve bu, hür ve açık toplumlar için
    tehdit teşkil ediyor.
  222. Evet, topluluklarımızı ileri taşımak için
    ihtiyacımız olan her şey elimizde.

  223. Sahip olduğum en iyi şey ise
  224. birbirimizin yardımına koşmak,
  225. bunu unutmamalıyız.
  226. Birlikte ilerleyeceğiz,
  227. daha fazla risk almaya istekli olacağız,
  228. sesimizi yükseltmek ve düşüncelerimizi
    dile getirmek konusunda
  229. daha korkusuz olacağız
  230. ve birbirimizi destekleyeceğiz.
  231. George Bernard Shaw bir keresinde

  232. hayatının, topluluklara
    bağlı olduğu görüşüne inandığını,
  233. ne kadar sıkı çalışırsa
    o kadar uzun yaşadığını
  234. ve tamamen tükenmiş olarak
    ölmek istediğini yazmıştı.
  235. Yazmaya şöyle devam etmişti:
  236. "Bana göre hayat, kısa bir mum değil,
  237. görkemli bir meşale.
  238. Gelecek nesillere aktarmadan önce
  239. şimdilik benim tuttuğum bir meşale."
  240. Ben de hayatımı kısa bir mum
    olarak görmüyorum,
  241. durup dinlenmeden çalışıyor olsam da.
  242. (Gülüşmeler)

  243. Üstelik ben de hem hayatımı
    hem de kendimi

  244. sonuna kadar kullanmış olarak
    ölmek istiyorum.
  245. Ancak hayat yolculuğumun bu döneminde

  246. meşalemi sonraki nesle aktarmıyorum.
  247. Onu her zamankinden
    daha yüksekte tutuyorum,
  248. cesurca, ustalıkla, ışıl ışıl
  249. ve sizi de onun tehlikeli ışığında
    bana katılmaya davet ediyorum.
  250. Teşekkür ederim.

  251. (Alkışlar)